Kulkula

33

Ahzâb

Ahzâb

73 ayet

Sure profili · 21. cüz · Medine

33

Ahzâb

Al-Ahzab · Ahzâb

Ahzâb suresi (Al-Ahzab). Medine döneminde inmiştir; 73 ayettir. Mushaf yolunda 33. sure olarak okunur.

Medine73 ayetMeal

73 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal

Ayetler

Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.

Ahzâb · 1. ayet

Ya eyyuhen nebiyyuttekıllahe ve la tutııl kafirıne vel munafikıyn innellahe kane alımen hakıma

Ey peygamber! Allah'tan sakın, inkarcılara ve iki yüzlülere uyma, Allah şüphesiz bilendir, hakim'dir.

Ahzâb · 2. ayet

Vettebı’ma yuha ileyke mir rabbik innellahe kane bima ta’melune habıra

Sana Rabbinden vahyolunana uy; şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Ahzâb · 3. ayet

Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekıla

Allah'a güven, Allah, vekil olarak yeter.

Ahzâb · 4. ayet

Ma cealellahu li raculim min kalbeyni fı cevfih ve ma ceale ezvacekumullaı tuzahirune minhunne ummehatikum ve ma ceale ed’ıyaekum ebnaekum zalikum kavlukum bi efvahikum vallahu yekulul hakka ve huve yehdis sebıl

Allah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir.

Ahzâb · 5. ayet

Ud’uhum li abaihim huve akseu ındellah fe il lem ta’lemu abaehum fe ıhvanukum fid dıni ve mevalıkum ve leyse aleykum cunahun fıma ahta’tum bihı ve lakim ma teammedet kulubukum ve kanellahu gafurar rahıyma

Evlatlıkları babalarına nisbet edin, bu Allah katında en doğru olandır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşi ve dostlarınız olarak kabul edin. İçinizden kasdederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur. Allah, bağışlar ve merhamet eder.

Ahzâb · 6. ayet

Ennebiyyu evla bil mu’minıne min enfusihim ve ezvacuhu ummehatuhum ve ulul erhami ba’duhum evla bi ba’dın fı kitabillahi minel mu’minıne vel muhacirıne illa en tefalu ila evliyaikum ma’rufa kane zalike fil kitabi mestura

Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların anneleridir; akraba olanlar, miras hususunda, Allah'ın Kitap'ında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.

Ahzâb · 7. ayet

Ve iz ehazna minen nebiyyıne mısakahum ve minke ve min nuhıv ve ibrahıme ve musa ve ıysebni memeryeme ve ehazna minhum mısakan galıza

Peygamberlerden söz almıştık. Senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan sağlam bir söz almışızdır.

Ahzâb · 8. ayet

Li yes’eles sadikıyne an sıdkıhim ve eadde lil kafirıne azaben elıma

Allah, doğrulardan doğruluklarını sormak ve inkarcılara can yakıcı azap hazırlamak için bunu yapmıştır.

Ahzâb · 9. ayet

Ya eyyuhellezıne amenuzkuru nı’metellahi aleykum iz caetkum cunudun fe erselna aleyhim rıhav ve cunudel lem teravha ve kanellahu bima ta’melune besıyra

Ey inananlar! Allah'ın size olan nimetini anın; üzerinize ordular gelmişti. Biz de onların üzerine rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görüyordu.

Ahzâb · 10. ayet

Iz caukum min fevkıkum ve min esfele minkum ve iz zagatil ebsaru ve belegatil kulubul hanacira ve tezunnune billahiz zununa

Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi; gözler de dönmüştü, yürekler ağızlara gelmişti; Allah için çeşitli tahminlerde bulunuyordunuz.

Ahzâb · 11. ayet

Hunalikebtuliyel mu’minune ve zulzilu zilzatlen sedıda

İşte orada, inananlar denenmiş ve çok şiddetli sarsıntıya uğratılmışlardı.

Ahzâb · 12. ayet

Ve iz yekulul munafikune vellezıne fı kulubihim meradum ma veaddenellahu ve rasuluhu illa gurura

İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık olanlar: "Allah ve Peygamberi bize sadece kuru vaadlerde bulundular" diyorlardı.

Ahzâb · 13. ayet

Ve iz kalet taifetum minhum ya ehle yesribe la mukame lekum farciu ve yeste’zinu ferıkum minhumun nebiyye yekulune inne buyutena avratuv ve ma hiye bi avrah iy yurıdune illa firara

İçlerinden bir takımı: "Ey Medineliler! Tutunacak yeriniz yok, geri dönün" demişti. İçlerinden bir topluluk da Peygamberden: "Evlerimiz düşmana açıktır" diyerek izin istemişlerdi. Oysa evleri açık değildi sadece kaçmak istiyorlardı.

Ahzâb · 14. ayet

Ve lev duhılet aleyhim min aktariha summe suilul fitnete le atevha ve ma telebbesu biha illa yesıra

Eğer Medine'nin etrafından üzerlerine varılmış olsa, sonra da kendilerinden fitne çıkarmaları istense hemen buna girişip derhal yapmaktan geri kalmazlardı.

Ahzâb · 15. ayet

Ve le kad kanu ahedullahe min kablu la yuvellunel edbar ve kane ahdullahi mes’ula

And olsun ki, daha önce, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a ahd vermişlerdi. Allah'a verilen ahd sorulacaktır.

Ahzâb · 16. ayet

Kul ley yenfeakumul firaru in ferartum minel mevti evil katli ve izel la tumetteune illa kalıla

De ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız.

Ahzâb · 17. ayet

Kul men zellezı ya’sımukum minellahi in erade bikum suen ev erade bikum rahmeh ve la yecidune lehum min dunillahi veliyyev ve la nesıyra

De ki: "Allah size bir kötülük dilese veya bir rahmet istese, O'na karşı kim sizi koruyabilir? Allah'tan başka dost ve yardımcı da bulamazsınız.

Ahzâb · 18. ayet

Kad ya’lemullahul muavvikıyne minkum ve kailıne li ıhvanihim helumme ileyna ve la ye’tunel be’se illa kalila

Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.

Ahzâb · 19. ayet

E sıhhaten aleykum Fe iza cael havfu raeytehum yenzurune ileyke teduru a’yunuhum kellezı yugsa aleyhi minel mevt fe iza zehebel havfu selekuhum bi elsinetin hıdadin esıhhaten alel hayr ulaike lem yu’minu fe ahbetallahu a’malehum ve kane zalike alellahi yesıra

Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.

Ahzâb · 20. ayet

Yahsebunel ahzabe lem yezhebu ve iy ye’til ahzabu yeveddu lev ennehum badune fil a’rabi yes’elune an embaikum ve lev kanu fıkum ma katelu illa kalıla

Bunlar, düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Bu birlikler tekrar gelmiş olsalardı, kendileri çöllerde bedevilerin yanında bulunup, sadece sizin haberlerinizi sormayı dilerlerdi. Aranızda olsalar ancak pek az savaşırlardı.

Ahzâb · 21. ayet

Le kad kane lekum fı rasulillahi usvetun hasenetul li men kane yercullahe vel yevmel haıra ve zekerallahe kesıra

Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Resulullah (Allah'ın Elçisi) en güzel örnektir.

Ahzâb · 22. ayet

Ve lemma rael mu’minunel ahzabe kalu haza ma veadenellahu ve rasuluhu ve sadekallahu ve rasuluhu ve ma zadehum illa ımanev ve teslıma

İnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: "İşte bu, Allah ve Peygamberinin bize vadettiğidir; Allah ve Peygamberi doğru söylemiştir" dediler. Bu onların ancak imanını ve teslimiyetlerini artırdı.

Ahzâb · 23. ayet

Minel mu’minıne ricalun sadeku ma ahedullahe aleyh fe minhum men kada nahbehu ve minhum mey yentezıru ve ma beddelu tebdıla

İnananlardan, Allah'a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi, bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir.

Ahzâb · 24. ayet

Li yecziyellahus sadikıyne bi sıdkıhim ve yuazzibel munafikıyne in sae ev yetube aleyhim innellahe kane gafurar rahıyma

Bu sebeple Allah, doğruları doğrulukları ile mükafatlandırır; ikiyüzlüleri de dilerse azablandırır veya tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

Ahzâb · 25. ayet

Ve raddellahullezıne keferu bi gayzıhim lem yenalu hayra ve kefallahul mu’minınel kıtal ve kanellahu kaviyyen azıza

Allah inkar edenleri, kinleriyle geri çevirdi, bir hayra ulaşamadılar; savaşta, inananlara Allah'ın yardımı yetti. Allah kuvvetli olandır, güçlü olandır.

Ahzâb · 26. ayet

Ve enzelellezıne zaheruhum min ehlil kitabi min sayasıyhim ve kazefe fı kulubihimur ru’be ferıkan taktulune ve te’sirune ferıka

Allah, Kitap ehlinden, kafirleri destekleyenleri kalelerinden indirmiş, kalblerine korku salmıştı; onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz.

Ahzâb · 27. ayet

Ve evrasekum erdahum ve diyarahum ve emvalehum ve erdal lem tetauha ve kanellahu ala kulli sey’in kadıra

Yerlerini, yurtlarını, mallarını ve henüz ayağınızı dahi basmadığınız yerleri Allah size miras olarak verdi. Allah her şeye Kadir olandır.

Ahzâb · 28. ayet

Ya eyyuhen nebiyyu kul li ezvacike in kuntunne turidnel hayated dunya ve zıneteha fe tealeyne umettı’kunne ve userrıhkunne serahan cemıla

Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: "Eğer dünya hayatını ve süslerini istiyorsanız gelin size bağışta bulunayım ve güzellikle salıvereyim.

Ahzâb · 29. ayet

Ve in kuntunne turidnellahe ve rasulehu ved daral ahırate fe innellahe eadde lil muhsinati minkunne ecran azıyma

Eğer Allah'ı, Peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır.

Ahzâb · 30. ayet

Ya nisaen nebiyyi mey ye’ti minkunne bi fahısetim mubeyyinetiy yudaaf lehel azabu d’feyn ve kane zalike alellahi yesıra

Ey Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır.

Ahzâb · 31. ayet

Ve mey yaknut minkunne lillahi ve rasulihı ve ta’mel salihan nu’tiha ecraha merrateyni ve a’tedna leha rizkan kerıma

Sizlerden Allah'a ve Peygamberine boyun eğip yararlı iş işleyenlere ecrini iki kat veririz; ona cömertçe rızık hazırlamışızdır.

Ahzâb · 32. ayet

Ya nisaen nebiyyi lestunne ke ehadim minen nisai inittekaytunne fe la tahda’ne bil kavli fe yatmeallezı fı kalbihı meraduv ve kulne kavlem ma’rufa

Ey Peygamberin hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah'tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin.

Ahzâb · 33. ayet

Ve karne fı buyutikunne ve la teberracne teberrucel cahiliyyetil ula ve ekımmes salete ve atınez zekate ve etı’nellahe ve rasuleh innema yurıdullahu li yuzhibe ankumur ricse ehlel beyti ve yutahhirakum tathıra

Evlerinizde oturun; eski Cahiliyye'de olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! (ehl-i beyt) Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister.

Ahzâb · 34. ayet

Vezkurne ma yutla fı buyutikunne min ayatillahi vel hıkmeh innellahe kane latıyfen habıra

Evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini hatırda tutun. Şüphesiz Allah haberdar olandır, latif olandır.

Ahzâb · 35. ayet

Innel muslimıne vel muslimati vel mu’minıne vel mu’minati vel kanitıne vel kanitati ves sadikıyne ves sadikati ves sabirıne ves sabirati vel hasiıyne vel hasiati vel mutesaddikıyne vel mutesaddikati ves saimıne ves saimati vel hafizıyne furucehum vel hafizate vez zakirınellahe kesırav vez zakirati eaddelahu lehum magfiratev ve ecran azıyma

Doğrusu erkek ve kadın müslümanlar, erkek ve kadın müminler, boyun eğen erkekler ve kadınlar, doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, gönülden bağlanan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır.

Ahzâb · 36. ayet

Ve ma kane li mu’miniv ve la mu’minetin iza kadallahu ve rasuluhu emran ey yekune lehumul hıyeratu min emrihim ve mey ya’sıllahe ve rasulehu fe kad dalle dalalem mubına

Allah ve Peygamber'i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah'a ve Peygamber'e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur.

Ahzâb · 37. ayet

Ve iz tekulu lillezı en’amellahu aleyhi ve en’amte aleyhi emsik aleyke zevceke vettekıllahe ve tuhfı fı nefsike mellahu mubdıhi ve tahsen nas vallahu ehakku en tahsah felemma kada zeydum minha vetaran zevvecnakeha li key la yekune alel mu’minıne haracun fi ezvaci ed’ıyaihim iza kadav minhunne vetara ve kane emrullahi mef’ula

Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan sakın" diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir.

Ahzâb · 38. ayet

Ma kane alen nebiyyi min haracin fıma feradallahu leh sunnetellahi fillezıne halev min kabl ve kane emrullahi kaderam makdura

Allah'ın Peygamber'e farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah'ın öteden beri, gelmiş geçmişlere uyguladığı yasasıdır. Allah'ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir.

Ahzâb · 39. ayet

Illezıne yubelligune risalatillahi ve yahsevnehu ve la yahsevne ehaden ilellah ve kefa billahi hasıba

Allah'ın göndermiş olduklarını tebliğ edenler, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Allah hesap gören olarak yeter.

Ahzâb · 40. ayet

Ma kane muhammedun eba ehadim mir ricalikum ve lakir rasulellahi ve hatemen nebiyyın ve kanellahu bi kulli sey’in alıma

Muhammed içinizden herhangi bir adamın babası değil, Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.

Ahzâb · 41. ayet

Ya eyyuhellezıne amenuzkurullahe zikran kesıra

Ey inananlar! Allah'ı çok anın.

Ahzâb · 42. ayet

Ve sebbihuhu bukratev ve esıyla

O'nu sabah akşam tesbih edin.

Ahzâb · 43. ayet

Huvellezı yusallı aleykum ve melaiketuhu li yuhricekum minez zulumati ilen nur ve kane bil mu’minıne rahıyma

Karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size rahmet ve istiğfar eden Allah ve melekleridir. İnananlara merhamet eden O'dur.

Ahzâb · 44. ayet

Tehıyyetuhum yevme yelkavnehu selam ve eadde lehum ecran kerıma

O'na kavuştukları gün müminlere yapılacak dirlik temennileri "Selam" demek olacaktır. Onlara cömertçe verilecek ecir hazırlamıştır.

Ahzâb · 45. ayet

Ya eyyuhen nebiyyu inna erselnake sahidev ve mubessirav ve nezıra

Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.

Ahzâb · 46. ayet

Ve daıyen ilellahi bi iznihı ve siracem munıra

Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.

Ahzâb · 47. ayet

Ve bessiril mu’minıne bi enne lehum minellahi fadlen kebıra

İnananlara, Rablerinden büyük bir lütuf olduğunu müjdele.

Ahzâb · 48. ayet

Ve la tutııl kafirıne vel munafikıyne ve da’ezahum ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekıla

İnkarcılara, ikiyüzlülere itaat etme; eziyetlerine aldırma; Allah'a güven, güvenilecek olarak Allah yeter.

Ahzâb · 49. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu iza nekahtumul mu’minati summe tallaktumuhunne min kabli en temessuhunne femalekum aleyhinne min ıddetin ta’tedduneha fe mettiuhunne ve serrihuhunne serahan cemıla

Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.

Ahzâb · 50. ayet

Ya eyyuhen nebiyyu inna ahlelna leke ezvacekellatı ateyte ucurahunne ve ma meleket yemınuke memma efaellahu aleyke ve benati ammike ve benati ammatike ve benati halike ve benati halatikellatı hacerne meake vemraetem mu’mineten iv vehebet nefseha lin nebiyyi in eraden nebiyyu ey yestenkihaha halisatel leke min dunil mu’minın kad alimna ma feradna aleyhim fı ezvacihim ve ma meleket eymanuhum li keyla yekune aleyke harac ve kanellahu gafurrar rahıyma

Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve Peygamber nikahlanmayı dilediği takdirde müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mümin kadını almanı helal kılmışızdır. Bir zorluğa uğramaman için; müminlerin eşleri ve cariyeleri hakkında onların üzerine neyi farz kılmış olduğumuzu bildirmiştik. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

Ahzâb · 51. ayet

Turcı men tesau minhunne ve tu’vı ileyke men tesa’ve menibtegayte mimmen azelte fe la cunaha aleyk zalike edna en tekarra a’yunuhunne ve la yahzenne ve yerdayne bima ateytehunne kulluhunn vallahu ya’lemu ma fı kulubikum ve kanellahu alımen halıma

Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.

Ahzâb · 52. ayet

La yehıllu leken nisau min ba’du ve la en tebeddele bihinne min ezvaciv ve lev a’cebeke husnuhunne illa ma meleket yemınuk ve kanellahu ala kulli sey’ir rakıyba

Bundan sonra sana hiçbir kadın, cariyelerin bir yana, güzellikleri ne kadar hoşuna giderse gitsin, hiçbirini boşayıp başka bir eşle değiştirmen helal değildir. Allah her şeyi gözetmektedir.

Ahzâb · 53. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu la tedhulu buyuten nebiyyi illa ey yu’zene lekum ila taamin gayra nazırıne inahu ve lakin iza duıytum fedhulu fe iza taımtum fentesiru ve la muste’nisıne li hadıs inne zalikum kane yu’zin nebiyye fe yestahyı minkum vallahu la yestahyı minel hakk ve iza seeltumuhunne metaan fes’eluhunne miv verai hıcab zalikum atheru li kulubikum ve kulubihinn ve ma kane lekum en tu’zu rasullellahi ve la en tenkihu ezvacehu mim ba’dihı ebeda inne zalikum kane ındellahi azıyma

Ey inananlar! Peygamber'in evlerine, yemeğe çağırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamber'i üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır. Bundan sonra ne Allah'ın Peygamber'ini üzmeniz ve ne de O'nuneşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Doğrusu bu, Allah katında büyük şeydir.

Ahzâb · 54. ayet

In tubdu sey’en ev tuhfuhu fe innellahe kane bi kulli sey’in alıma

Bir şeyi açıklasanız de gizleseniz de Allah şüphesiz hepsini bilir.

Ahzâb · 55. ayet

La cunaha aleyhinne fı abaihinne ve la ebnaihinne ve la ıhvanihinne ve la ebnai ıhvanihinne ve la ebnai ehavatihinne ve la nisaihinne ve la ma meleket eymanuhunn vettekıynellah innellahe kane ala kulli sey’in sehıda

Onların; babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hizmetçi kadınları ve cariyeleri hakkında bir sorumluluğu yoktur. Allah'tan sakının, çünkü Allah her şeye şahiddir.

Ahzâb · 56. ayet

Innellahe ve melaiketehu yusallune alen nebiyy ya eyyuhellezıne amenu sallu aleyhi ve sellimu teslıma

Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi överler: Ey inananlar! Siz de onu övün, ona salat ve selam getirin.

Ahzâb · 57. ayet

Innellezıne yu’zunellahe ve rasulehu leanehumullahu fid dunya vel ahırati ve eadde lehum azabem muhına

Allah'ı ve Peygamber'ini incitenlere, Allah dünyada da ahirette de lanet eder; onlara alçaltıcı bir azap hazırlar.

Ahzâb · 58. ayet

Vellezıne yu’zunel mu’minıne vel mu’minati bi gayri mektesebu fe kadıhtemelu buhtanev ve ismem mubına

İnanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olurlar.

Ahzâb · 59. ayet

Ya eyyuhen nebiyyu kul li ezvacike ve benatike ve nisail mu’minıne yudnıne aleyhinne min celabıbihinn zalike edna ey yu’rafne fe la yu’zeyn ve kanellahu gafurar rahıyma

Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.

Ahzâb · 60. ayet

Le il lem yentehil munafikune vellezıne fı kulubihim meraduv vel murcifune fil medıneti le nugriyenneke bihim summe la yucaviruneke fıha illa kalila

İkiyüzlüler, kalblerinde fesat bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, eğer bundan vazgeçmezlerse, and olsun ki, seni onlarla mücadeleye davet ederiz; sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.

Ahzâb · 61. ayet

Mel’unıne eyne ma sukıfu uhızu ve kuttilu taktila

Lanetlenmiş olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve hem de öldürülürler.

Ahzâb · 62. ayet

Sunnetellahi fillezıne halev min kabl ve len tecide li sunnetillahi tebdıla

Allah'ın geçmişlere uyguladığı yasası budur ve Allah'ın yasasında bir değişme bulamazsın.

Ahzâb · 63. ayet

Yes’eluken nasu anis saah kul innema ılmuha ındellah ve ma yudrıke lealles saat tekunu karıba

İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar; de ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır; ne bilirsin, belki de zamanı yakındır.

Ahzâb · 64. ayet

Innellahe leanel kafirıne ve eadde lehum seıyra

Allah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlara içinde sonsuz olarak temelli kalacakları çılgın alevli cehennemi hazırlamıştır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar.

Ahzâb · 65. ayet

Halidıne fıha ebeda la yecidune veliyyev ve la nesıyra

Allah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlara içinde sonsuz olarak temelli kalacakları çılgın alevli cehennemi hazırlamıştır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar.

Ahzâb · 66. ayet

Yevme tukallebu vucuhuhum fin nari yekulune ya leytena eta’nellahe ve eta’ner rasula

Yüzleri ateşte çevrildiği gün: "Keşke Allah'a itaat etseydik, keşke Peygamber'e itaat etseydik!" derler.

Ahzâb · 67. ayet

Ve kalu rabbena inna eta’na sadetena ve kuberaena fe edallunes sebıla

Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler.

Ahzâb · 68. ayet

Rabbena atihim dı’feyni minel azabi vel’anhum la’nen kebıra

Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler.

Ahzâb · 69. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu la tekunu kellezıne azev musa fe berraehullahu mimma kalu ve kane ındellahi vecıha

Ey inananlar! Musa'yı incitenler gibi olmayın. Nitekim Allah onu, söylediklerinden beri tutmuştu. O, Allah'ın katında değerli bir kişiydi.

Ahzâb · 70. ayet

Ya eyyuhellezıne amenuttekullahe ve kulu kavlen sedıda

Ey inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.

Ahzâb · 71. ayet

Yuslıh lekum a’malekum ve yagfir lekum zunubekum ve mey yutııllahe ve rasulehu fe kad faze fevzen azıyma

Ey inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.

Ahzâb · 72. ayet

Inna aradnel emanete ales semavati vel erdı vel cibali fe ebeyne ey yahmilneha ve esfakne minha ve hamelehel insan innehu kane zalumen cehula

Doğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir. (kabulüne rağmen emanete hıyanet etmektedir).

Ahzâb · 73. ayet

Li yuazzibellahul munafikıyne vel munafikati vel musrikıne vel musrikati ve yetubellahu alel mu’minıne vel mu’minat ve kanellahu gafurar rahıyma

Bunun sonucu olarak, Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara, Allah'a ortak koşan erkek ve kadınlara azap verecektir. Allah inanan erkek ve kadınların tevbelerini kabul buyuracaktır. Allah bağışlar ve merhamet eder.