29
Ankebût
Ankebût
69 ayet
Sure profili · 20. cüz · Mekke
Ankebût
Al-'Ankabut · Ankebût
Ankebût suresi (Al-'Ankabut). Mekke döneminde inmiştir; 69 ayettir. Mushaf yolunda 29. sure olarak okunur.
69 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Ankebût · 1. ayet
Elif lam mım
Elif, Lam, Mim.
Ankebût · 2. ayet
E hasiben nasu ey yutraku ey yekulu amenna ve hum la yuftenun
And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, "İnandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.
Ankebût · 3. ayet
Ve le kad fetennellezıne min kablihim fe le ya’lemennellahullezıne sadeku ve le ya’lemennel kazibın
And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, "İnandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.
Ankebût · 4. ayet
Em hasibellezıne ya’melunes seyyiati ey yesbikuna sae ma yahkumun
Yoksa, kötülük yapanlar Bizden kaçabileceklerini mi sanarlar? Ne kötü hüküm veriyorlar.
Ankebût · 5. ayet
Men kane yercu likaellahi fe inne ecelellahi leat ve huves semıul alım
Allah'la karşılaşmayı uman bilsin ki, Allah'ın bunun için belirttiği vakit gelecektir. O, işitir ve bilir.
Ankebût · 6. ayet
Ve men cahede fe innema yucahidu li nefsih innellahe le ganiyyun anil alemın
Hak uğrunda cihat eden, ancak kendisi için cihat etmiş olur. Doğrusu Allah, alemlerden müstağnidir.
Ankebût · 7. ayet
Vellezıne amenu ve amilus salihati le nukeffiranne ahum seyyiatihim ve le necziyennehum ahsenellezı kanu ya’melun
İnanıp yararlı iş işleyenlerin kötülüklerini, and olsun ki, örteriz; onları, yaptıklarından daha güzeli ile mükafatlandırırız.
Ankebût · 8. ayet
Ve vassaynel insane bi valideyhi husna ve in cahedake li tusrike bı ma leyse leke bihı ılmun fe la tutı’huma ileyye merciukum fe unebbiukum bima kuntum ta’melun
Biz, insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer ana baba, seni bir şeyi körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa, o zaman onlara itaat etme. Dönüşünüz Banadır. Yaptıklarınızı size bildiririm.
Ankebût · 9. ayet
Vellezıne amenu ve ameilus salihati le nudhılennehum fis salihıyn
İnanıp, yararlı iş işleyenleri, and olsun, iyilerin arasına koyarız.
Ankebût · 10. ayet
Ve minen nasi mey yekulu amenna billahi fe iza uziye fillahi ceale fitneten nasi keazzabillah ve lein cae nasrum mir rabbike le yekulunne inna kunna meakum e ve leysellahu bi a’leme bima fı suduril alemın
İnsanlardan: "Allah'a inandık" diyenler vardır; ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanların ezasını Allah'ın azabı gibi tutarlar. Rabbinizden bir yardım gelecek olursa, and olsun ki, "Doğrusu biz sizinle beraberdik" derler. Allah, herkesin kalbinde olanları en iyi bilen değil midir.
Ankebût · 11. ayet
Ve le ya’lemennellahullezıne amenu ve le ya’lemennel munafikıyn
Allah elbette inananları bilir ve elbette ikiyüzlüleri de bilir.
Ankebût · 12. ayet
Ve kalellezıne keferu lillezıne amenut tebiu sebılena vel nahmil hatayakum ve ma hum bi hamilıne min hatayahum min sey’innehum lekazibun
İnkar edenler inananlara: "Bizim yolumuza uyun da sizin günahlarınızı biz taşıyalım" derler. Oysa onların günahlarından hiçbirini yüklenecek değillerdir. Doğrusu onlar yalancıdırlar.
Ankebût · 13. ayet
Ve le yahmilunne eskalehum eskalem mea eskalihim ve leyus’elunne yevmel kıyameti amma kanu yefterun
Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıkları yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü sorguya çekileceklerdir.
Ankebût · 14. ayet
Ve le kad erselna nuhan ila kavmihı fe lebise fıhim elfe senetin illa hamsıne ama fe ehazehumut tufanu ve hum salimun
And olsun ki, Nuh'u milletine gönderdik; aralarında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Sonunda onlar haksızlık yaparken, tufan onları yakalayıverdi.
Ankebût · 15. ayet
Fe enceynahu ve ashabes sefıneti ve cealnaha ayetel lil alemın
Ama Biz, Nuh'u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu dünyalara bir ibret kıldık.
Ankebût · 16. ayet
Ve ibrahıme iz kale li kavmihı’budullahe vettekuh zalikum hayrul lekum in kuntum ta’lemun
İbrahim'i de gönderdik. Milletine: "Allah'a kulluk edin, O'ndan sakının; bilirseniz bu sizin için daha iyidir" dedi.
Ankebût · 17. ayet
Innema ta’budune min dunillahi evsanev ve tahlukune ifka innellezıne ta’budune min dunillahi la yemlikune lekum rizkan febtegu ındellahir rizka va’buduhu veskuru leh ileyhi turceun
Siz Allah'ı bırakıp sadece bir takım putlara tapıyor, aslı olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu, Allah'tan başka taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin. O'na şükredin. Siz O'na döneceksiniz.
Ankebût · 18. ayet
Ve in tukezzibu fe kad kezzebe umemum min kablikum ve ma aler rasuli illel belagul mubın
Eğer siz Peygamberi yalanlıyorsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen, sadece apaçık tebliğdir.
Ankebût · 19. ayet
E ve lem yerav keyfe yubdiullahul halka summe yuıyduh inne zalike alellahi yesır
Allah'ın yaratmaya nasıl başlayıp, sonra onu nasıl tekrar edeceğini anlamazlar mı? Doğrusu bu Allah'a kolaydır.
Ankebût · 20. ayet
Kul sıru fil erdı fenzuru keyfe bedeel halka summellahu yunsiun nes’etel ahırahinnellahe ala kulli sey’in kadır
De ki: "Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir. Dilediğine azabeder, dilediğine merhamet eder. O'na çevrileceksiniz.
Ankebût · 21. ayet
Yuazzibu mey yesau ve yerhamu mey yesa’ve ileyhi tuklebun
De ki: "Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir. Dilediğine azabeder, dilediğine merhamet eder. O'na çevrileceksiniz.
Ankebût · 22. ayet
Ve ma entum bi mu’cizıne fil erdı ve la fis semai ve ma lekum min dunillahi miv veliyyiv ve la nasıyr
Siz ne yeryüzünde ve ne de gökte Allah'ı aciz bırakabilirsiniz. Allah'tan başka bir dost ve yardımcınız da bulunmaz.
Ankebût · 23. ayet
Vellezıne keferu bi ayatillahi ve likaihi ulaike yeisu mir rahmetı ve ulaike lehum azabun elım
Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler, işte onlar Benim rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır. İşte can yakıcı azap onlar içindir.
Ankebût · 24. ayet
Fema kane cevabe kavmihı illa en kaluktuluhu ev harrikuhu fe necahullahu minen nar inne fı zalike le ayatil li kavmiy yu’minun
İbrahim'in sözlerine milletinin cevabı sadece: "Onu öldürün yahut yakın" demek oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.
Ankebût · 25. ayet
Ve kale innemet tehaztum min dunillahi evsanem meveddete beynikum fil hayatid dunya summe yevmel kıyameti yekfuru ba’dukum bi ba’dıv ve yel’anu ba’dukum ba’dav ve me’vakumun naru ve ma lekum min nasırın
İbrahim şöyle demişti: "Dünya hayatında, Allah'ı bırakıp aranızda putları muhabbet vesilesi kıldınız. Sonra kıyamet günü, birbirinize küfreder ve karşılıklı lanet okursunuz. Varacağınız yer ateştir; yardımcılarınız da yoktur.
Ankebût · 26. ayet
Fe amene lehu lut ve kale innı muhacirun ila rabbı innehu huvel azızul hakım
Bunun üzerine Lut ona inandı ve İbrahim "Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir" dedi.
Ankebût · 27. ayet
Ve vehebna lehu ishaka ve ya’kube ve cealna fı zurriyyetihin nubuvvete vel kitabe ve ateynahu ecrahu fid dunya ve innehu fil ahırati le mines salihıyn
İbrahim'e İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Soyundan gelenlere Kitap ve peygamberlik verdik. Onu dünyada mükafatlandırdık; doğrusu o ahirette de iyilerdendir.
Ankebût · 28. ayet
Ve lutan iz kale li kavmihı innekum le te’tunel fahısete ma sebekakum biha min ehadim minel alemın
Lut da, milletine şöyle demişti: "Doğrusu siz dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı yapıyorsunuz.
Ankebût · 29. ayet
E innekum le ta’tuner ricale ve taktaunes sebıle ve te’tune fı nadıkumul munker fema kane cevabe kavmihı illa en kalu’tina bi azabillahi in kunte mines sadikıyn
Erkeklere yaklaşıyor, yol kesiyor ve toplantılarınızda fena şeyler yapmıyor musunuz?" Milletinin cevabı: "Doğru sözlü isen bize Allah'ın azabını getir" demek oldu.
Ankebût · 30. ayet
Kale rabbinsurnı alel kavmil mufsidın
Lut: "Rabbim! Bozgunculara karşı bana yardım et" dedi.
Ankebût · 31. ayet
Ve lemma caet rusuluna ibrahıme bil busra kalu inna muhliku elhi hazihil karyeh inne ehleha kanu zalimın
Elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldiklerinde: "Biz şu kent halkını yok edeceğiz, çünkü oranın halkı zalim kimselerdir" dediler.
Ankebût · 32. ayet
Kale inne fıha luta kalu nahnu a’lemu bi men fıha le nunecciyennehu ve ehlehu illemraetehu kanet minel gabirın
İbrahim: "Ama Lut oradadır" dedi, elçiler: "Biz orada olanları daha iyi biliriz; onu ve geride kalanlardan olacak karısı dışında ailesini kurtaracağız" dediler.
Ankebût · 33. ayet
Ve lemma en caet rusuluna lutan sıe bihim ve daka bihim zer’av ve kalu la tehaf ve la tahzen inna muneccuke ve ehleke illemraeteke kanet minel gabirın
Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, "Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz" dediler.
Ankebût · 34. ayet
Inna munzilune ala ehli hazihil karyeti riczem mines semai bima kanu yefsukun
Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, "Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz" dediler.
Ankebût · 35. ayet
Ve le kad terakna minha ayetem beyyinetel li kavmiy ya’kılun
And olsun ki, Biz, düşünen kimseler için oradan apaçık bir belgeyi geride bırakmışızdır.
Ankebût · 36. ayet
Ve ila medyene ehahum suayben fe kale ya kavmı’budullahe vercul yevmel ahıra ve la ta’sev fil erdı mufsidın
Medyen halkına kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. O, "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe umut besleyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi.
Ankebût · 37. ayet
Fe kezzebuhu fe ehazethumur racfetu fe asbehu fı darihim casimın
Ama onu yalanladılar. Bu yüzden onları bir titreme aldı ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
Ankebût · 38. ayet
Ve adev ve semude ve kad tebeyyene lekum mim mesakinihim ve zeyyene lehumus seytanu a’malehum fe saddehum anis sebıli ve kanu mustebsırın
Ad ve Semud milletlerini de yok ettik. Bunu, oturdukları yerler göstermektedir. Şeytan kendilerine, işlediklerini güzel gösterdi; onları doğru yoldan alıkoydu. Oysa kendileri bunu anlayacak durumda idiler.
Ankebût · 39. ayet
Ve karune fir’avne ve hamane ve le kad caehum musa bil beyyinati festekberu fil erdı ve ma kanu sabikıyn
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da yok ettik. And olsun ki Musa kendilerine belgelerle gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa azabımızdan kurtulamazlardı.
Ankebût · 40. ayet
Fe kullen ehazna bi zembih fe minhum men erselna aleyhi hasıba ve minhum men ehazethus sayhah ve minhum men hasefna bihil ard ve minhum men agrakna ve ma kanellahu li yazlimehum ve lhakin kanu enfusehum yazlimun
Her birini günahı sebebiyle yakaladık; kimine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini bir çığlık yok etti, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Onlara, Allah zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine yazık ediyorlardı.
Ankebût · 41. ayet
Meselullezınet tehazu min dunillahi evliyae ke meselil ankebut ittehazet beyta ve inne evhenel buyuti le beytul ankebut lev kanu ya’lemun
Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan dişi örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler.
Ankebût · 42. ayet
Innallahe ya’lemu ma yed’une min dunihı min sey’ve huvel azızul hakım
Doğrusu Allah, Kendini bırakıp da yalvardıkları şeyi bilir. O güçlüdür, Hakim'dir.
Ankebût · 43. ayet
Ve tilkel emsalu nadribuha lin nas ve ma ya’kıluha illel alimun
Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onları ancak bilenler anlayabilir.
Ankebût · 44. ayet
Halekallahus semavati vel erda bil hakk inne fı zalike le ayetel lil mu’minın
Allah gökleri ve yeri gerektiği gibi yaratmıştır. Doğrusu bunda inananlara bir ders vardır.
Ankebût · 45. ayet
Utlu ma uhıye ileyke minel kitabi ve ekımıs salah innes salate tenha anil fahsai vel munker ve lezikrullahi ekber vallahu ya’lemu ma tasneun
Kitap'tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor; Allah'ı anmak en büyük şeydir! Allah Yaptıklarınızı bilir.
Ankebût · 46. ayet
Ve la tucadilu ehlel kitabi illa billetı hiye ahsenu illellezıne zalemu minhum ve kulu amenna billezı unzile ileyna ve unzile ileykum ve ilahuna ve ilahukum vahıduv ve nahnu lehu muslimun
Kitap ehlinden zulmedenler bir yana, onlarla en güzel şekilde mücadele edin, şöyle deyin: "Bize indirilene de, size indirilene de inandık; bizim Tanrımız da, sizin Tanrınız da birdir, biz O'na teslim olmuşuzdur.
Ankebût · 47. ayet
Ve kezalike enzelna ileykel kitab fellezıne ateynahumul kitabe yu’minune bih ve min haulai mey yu’minu bih ve ma yechadu bi ayatina illel kafirun
Sana Kitap'ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.
Ankebût · 48. ayet
Ve ma kunte tetlu min kablihı min kitabiv ve la tehuttuhu bi yemınike izel lertabel mubtılun
Sen daha önce bir kitabtan okumuş ve elinle de onu yazmış değildin. Öyle olsaydı, batıl söze uyanlar şüpheye düşerlerdi.
Ankebût · 49. ayet
Bel huve ayatum beyyinatun fı sudurillezine utul ılm ve ma yechadu bi ayatina illaz zalimun
Hayır; Kuran, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yerleşen apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi, zalimlerden başka kimse, bile bile inkar etmez.
Ankebût · 50. ayet
Ve kalu lev la unzile aleyhi ayatum mir rabbih kul innemel ayatu ındellah ve innema ene nezırum mubın
Ona Rabbinden mucizeler indirilmesi gerekmez miydi?" derler. De ki: "Mucizeler ancak Rabbimin katındadır. Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım.
Ankebût · 51. ayet
E ve lem yekfihim enna enzelna aleykel kitabe yutla aleyhim inne fı zalike le rahmetev ve zikra li kavmiy yu’minun
Kendilerine okunan bir Kitap'ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.
Ankebût · 52. ayet
Kul kefa billahi beynı ve beynekum sehıda ya’lemu ma fis semavati vel ard vellezıne amenu bil batıli ve keferu billahi ulaike humul hasirun
De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahit olarak yeter. O, göklerde ve yerde olanı, batıla inananları ve Allah'ı inkar edenleri bilir." İşte kaybedenler bunlardır.
Ankebût · 53. ayet
Ve yesta’ciluneke bil azab ve lev la ecelum musemmel la caehumul azab ve le ye’tiyennehum bagtetev ve hum la yes’urun
Senden azabı acele bekliyorlar. Eğer süre belirtilmiş olmasaydı azap onlara hemen gelirdi. Ama yine de onlar farkına varmadan başlarına ansızın gelecektir.
Ankebût · 54. ayet
Yesta’ciluneke bil azab ve inne cehenneme le muhıytatum bil kafirun
Senden azabı acele bekliyorlar. Doğrusu azap tepelerinden, ayaklarının altından kendilerini içine aldığı gün, cehennem inkarcıları kuşatacaktır. O gün Allah: "Yaptıklarınızın karşılığını tadın" der.
Ankebût · 55. ayet
Yevme yagsahumul azabu min fevkıhim ve min tahti erculihim ve yekulu zuku ma kuntum ta’melun
Senden azabı acele bekliyorlar. Doğrusu azap tepelerinden, ayaklarının altından kendilerini içine aldığı gün, cehennem inkarcıları kuşatacaktır. O gün Allah: "Yaptıklarınızın karşılığını tadın" der.
Ankebût · 56. ayet
Ya ıbadiyellezıne amenu inne erdıy vasiatun fe iyyaye fa’budun
Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde güven içinde olacağınız yere gidip yalnız Bana kulluk ediniz.
Ankebût · 57. ayet
Kullu nefsin saikatul mevti summe ileyna turceun
Her can ölümü tadacaktır. Sonunda Bize döneceksiniz.
Ankebût · 58. ayet
Vellezıne amenu ve amilus salihati le nubevviennehum minel cenneti gurafen tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha nı’me ecrul amilın
İnanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetteki köşklere yerleştiririz. Sabredip, Rablerine güvenerek iş görenlerin ecri ne güzeldir.
Ankebût · 59. ayet
Ellezıne saberu ve ala rabbihim yetevekkelun
İnanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetteki köşklere yerleştiririz. Sabredip, Rablerine güvenerek iş görenlerin ecri ne güzeldir.
Ankebût · 60. ayet
Ve keeyyim min dabbetil la tahmilu rizkahellahu yerzukuha ve iyyakum ve huves semıul alım
Nice canlılar vardır ki, rızıklarını kendileri elde edemezler. Sizin de onların da rızkını Allah verir. O, işitir ve bilir.
Ankebût · 61. ayet
Ve lein seeltehum men halekas semavati vel erda ve sehharas semse vel kamera le yekulunnellah fe enna yu’fekun
And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi, ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorarsan, şüphesiz "Allah'tır" derler. Öyleyse niçin döndürülüyorlar.
Ankebût · 62. ayet
Allahu yebsutur riska li mey yesau min ıbadihı ve yakdiru lehv innellahe bi kulli sey’in alım
Allah, kullarından dilediğine rızkı bol ve ölçüye göre verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.
Ankebût · 63. ayet
Ve lein seeltehum men nezzele mines semai maen fe ahya bihil erda mim ba’di mevtiha le yekulunnellah kulil hamdu lillah bel ekseruhum la ya’kılun
And olsun ki onlara: "Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?" diye sorarsan, şüphesiz, "Allah'tır" derler. De ki: "Övülmek Allah içindir", fakat çoğu bunu akletmezler.
Ankebût · 64. ayet
Ve ma hazihil hayatud dunya illa lehvuv ve leıb ve inned darel ahırate le hiyel hayevan lev kanu ya’lemun
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler.
Ankebût · 65. ayet
Fe iza rakibu fil fulki deavullahe muhlisıyne lehud dın felemma neccahum ilel berri izahum yusrikun
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.
Ankebût · 66. ayet
Li yekfuru bima ateynahum ve li yetemetteu fe sevfe ya’lemun
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.
Ankebût · 67. ayet
E ve lem yerav enna cealnu haramen aminev ve yutehattafun nasu min havlihim e fe bil batıli yu’minune ve bi nı’metillahi yekfurun
Çevrelerinde insanlar kapılıp götürülürken Bizim Mekke'yi güven içinde ve kutsal bir yer kıldığımızı görmediler mi? Batıla inanıp Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar.
Ankebût · 68. ayet
Ve men azlenu minmeniftera alellahi keziben ev kezzebe bil hakkı lemma caeh e leyse fı cehenneme mesvel lil kafirın
Allah'a karşı yalan uydurandan veya hak kendisine gelmişken onu yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde inkarcılar için durak yok mudur.
Ankebût · 69. ayet
Vellezıne cahedu fına le nehdiyennehum subulena ve innellahe le meal muhsinın
Ama Bizim uğrumuzda cihat edenleri elbette yollarımıza eriştireceğiz. Allah şüphesiz, iyi davrananlarla beraberdir.