2
Bakara
Bakara
286 ayet
Sure profili · 1. cüz · Medine
Bakara
Al-Baqarah · Bakara
Bakara suresi (Al-Baqarah). Medine döneminde inmiştir; 286 ayettir. Mushaf yolunda 2. sure olarak okunur.
286 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Bakara · 1. ayet
Elif lam mim
Elif, Lam, Mim.
Bakara · 2. ayet
Zalikel kitabu la raybe fıh* hudel lil muttekıyn
Bu, doğruluğu şüphe götürmeyen ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yol gösteren Kitap'dır.
Bakara · 3. ayet
Ellezıne yu’minune bil gaybi ve yukıymunas salate ve mimma razaknahum yunfikun
Onlar, gaybe inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan yerli yerince sarfederler.
Bakara · 4. ayet
Vellezine yu’minune bi ma unzile ileyke ve ma unzile min kablik* ve bil ahırati hum yukınun
Onlar, sana indirilen Kitap'a da, senden önce indirilenlere de inanırlar; ahirete de yalnız onlar kesinlikle inanırlar.
Bakara · 5. ayet
Ulaike ala hudem mir rabbihim ve ulaike humul muflihun
İşte Rab'lerinin yolunda olanlar ve saadete erişenler bunlardır.
Bakara · 6. ayet
Innellezıne keferu sevaun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum la yu’minun
Şüphe yok ki, inkar edenleri, başlarına gelecekle uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
Bakara · 7. ayet
Hatemallahu ala kulubihim ve ala sem’ıhim* ve ala ebsarihim gasaveh* ve lehum azabun azıym
Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde vardır ve büyük azab onlar içindir.
Bakara · 8. ayet
Ve minen nasi mey yekulu amenna billahi ve bil yevmil ahıri ve ma hum bi mu’minın
İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler vardır.
Bakara · 9. ayet
Yuhadiunellahe vellezıne amenu* ve ma yahdeune illa enfusehum ve ma yes’urun
Bunlar Allah'ı ve inananları aldatmaya çalışırlar, oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değildirler.
Bakara · 10. ayet
Fı kulubihim meradun fe zadehumullahu merada* ve lehum azabun elımum bi ma kanu yekzibun
Kalblerinde hastalık vardır, Allah hastalıklarını artırmıştır. Yalan söyleye geldikleri için onlara elem verici azab vardır.
Bakara · 11. ayet
Ve iza kıyle lehum la tufsidu fil erdı kalu innema nahnu muslihun
Kendilerine: "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın" dendiği zaman, "Bizler sadece ıslah edicileriz" derler.
Bakara · 12. ayet
Ela innehum humul mufsidune ve lakil la les’urun
İyi bilin ki, asıl bozguncular kendileridir, lakin farkında değillerdir.
Bakara · 13. ayet
Ve iza kıyle lehum aminu kema amenen nasu kalu e nu’minu kema amenes sufeha’* ela innehum humus sufehau ve lakil la ya’lemun
Onlara "Müslümanların inandığı gibi siz de inanın" denilince de, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler; iyi bilin ki asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler.
Bakara · 14. ayet
Ve iza lekullezıne amenu kalu amenna* ve iza halev ila seyatıynihim kalu inna meakum innema nahnu mustehziun
İnananlara rastladıkları zaman, "İnandık" derler, elebaşılarıyla baş başa kaldıklarında, "Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz" derler.
Bakara · 15. ayet
Allahu yestehziu bihim ve yemudduhum fı tugyanihim ya’mehun
Onlarla Allah alay eder ve taşkınlıkları içinde bocalar durumda bırakır.
Bakara · 16. ayet
Ulaikellezınesteravud dalalete bil huda* fe ma rabihat ticaratuhum ve ma kanu muhtedın
Onlar, doğruluk yerine sapıklığı aldılar da alışverişleri kar getirmedi; doğru yolu bulamamışlardı.
Bakara · 17. ayet
Meseluhum ke meselillezistevkade nara* fe lemma edaet ma havlehu zehebellahu bi nurihim ve terakehum fı zulumatil la yubsırun
Onlar, çevresini aydınlatmak için ateş yakan kimseye benzerler ki, Allah ışıklarını yok edince, onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakmıştır.
Bakara · 18. ayet
Summum bukmun umyun fe hum la yarciun
Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, bu yüzden doğru yola dönmezler.
Bakara · 19. ayet
Ev ke seyyibim mines semai fıhi zulumatuv ve ra’duv ve bark* yec’alune esabiahum fı azanihim mines savaıkı hazeral mevt* vallahu muhıytum bil kafirın
Bir kısmı da, karanlıklarda, gök gürlemeleri ve şimşek arasında gökten boşanan sağanağa tutulup, yıldırımlardan ölmek korkusu ile parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzer.
Bakara · 20. ayet
Yekadul berku yahtafu ebsarahum* kullema edae lehum mesev fıhi ve iza azleme aleyhim kamu* ve lev saellahu le zehebe bi sem’ıhim ve ebsarihim* innellahe ala kulli sey’in kadiyr
Şimşeğin çakması neredeyse gözlerini alır; onları aydınlattıkça ışığında yürürler ve üzerlerine karanlık basınca durakalırlar. Allah dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir.
Bakara · 21. ayet
Ya eyyuhen nasu’budu rabbekumullezı halekakum vellezıne min kablikum leallekum tettekun
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk ediniz ki, O'na karşı gelmekten korunmuş olabilesiniz.
Bakara · 22. ayet
Ellezı ceale lekumul erda firasev ves semae binaa* ve enzele mines semai maen fe ahrece bihı mines semerati rizkal lekum* fe la tec’alu lillahi endadev ve entum ta’lemun
O, yeryüzünü size bir döşek ve göğü de bir bina kıldı. Gökten su indirip onunla size rızık olmak üzere ürünler meydana getirdi; artık Allah'a, bile bile eş koşmayın.
Bakara · 23. ayet
Ve in kuntum fı raybim mimma nezzelna ala abdina fe’tu bi suratim mim mislih* ved’u suhedaekum min dunillahi in kuntum sadikıyn
Kulumuza indirdiğimiz Kuran'dan şüphe ediyorsanız, siz de onun benzeri bir sure meydana getirin; eğer doğru sözlü iseniz, Allah'tan başka, güvendiklerinizi de yardıma çağırın.
Bakara · 24. ayet
Fe illem tef’alu ve len tef’alu fettekun naralletı vekuduhen nasu vel hıcarah* uıddet lil kafirın
Yapamazsanız ki yapamayacaksınız o takdirde, inkar edenler için hazırlanan ve yakıtı insanlarla taş olan ateşten sakının.
Bakara · 25. ayet
Ve bessirillezıne amenu ve amilus salihati enne lehum cennatin tecrı min tahtihel enhar* kullema ruziku minha min semeratir rizkan kalu hazellezı ruzıkna min kablu ve utu bihı mutesabiha* ve lehum fıha ezvacum mutahheratuv ve hum fıha halidun
İnananlar ve yararlı işler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Onlara buranın bir ürünü rızık olarak verildiğinde, "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bunlar, söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada temelli kalırlar.
Bakara · 26. ayet
Innellahe la yestahyı ey yadribe meselem ma beudaten fe ma fevkaha* fe emmellezıne amenu fe ya’lemune ennehul hakku mir rabbihim* ve emmellezıne keferu fe yekulune maza eradellahu bi haza mesela* yudıllu bihı kesırav ve yehdı bihı kesıra* ve ma yudıllu bihı illel fasikıyn
Allah sivrisineği ve onun üstününü misal olarak vermekten çekinmez. İnananlar bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise "Allah bu misalle neyi murad etti?" derler, O, bu misalle birçoğunu saptırır, birçoğunu da yola getirir. Onunla saptırdığı yalnız fasıklardır ki onlar Allah'la yapılan sözleşmeyi kabulden sonra bozarlar. Allah'ın birleştirilmesini buyurduğu şeyi ayırırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar; zarara uğrayanlar işte onlardır.
Bakara · 27. ayet
Ellezıne yenkudune ahdellahi mim ba’di mısakıh* ve yaktaune ma emerallahu bihı ey yusale ve yufsidune fil ard* ulaike humul hasirun
Allah sivrisineği ve onun üstününü misal olarak vermekten çekinmez. İnananlar bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise "Allah bu misalle neyi murad etti?" derler, O, bu misalle birçoğunu saptırır, birçoğunu da yola getirir. Onunla saptırdığı yalnız fasıklardır ki onlar Allah'la yapılan sözleşmeyi kabulden sonra bozarlar. Allah'ın birleştirilmesini buyurduğu şeyi ayırırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar; zarara uğrayanlar işte onlardır.
Bakara · 28. ayet
Keyfe tekfurune billahi ve kuntum emvaten fe ahyakum* summe yumıtukum summe yuhyıkum summe ileyhi turceun
Ölü idiniz sizleri diriltti, sonra öldürecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na döneceksiniz; öyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz.
Bakara · 29. ayet
Huvellezı haleka lekum ma fil erdı cemıan summesteva iles semai fe sevvahunne seb’a semavat* ve huve bi kulli sey’in alım
Yerde olanların hepsini; sizin için yaratan O'dur. Sonra, göğe doğru yönelerek yedi gök olarak onları düzenlemiştir. O her şeyi bilir.
Bakara · 30. ayet
Ve iz kale rabbuke lil melaiketi innı caılun fil erdı halıfeh* kalu e tec’alu fıha mey yufsidu fıha ve yesfikud dima’* ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek* kale innı a’lemu ma la ta’lemun
Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti; melekler, "Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni överek yüceltiyor ve Seni devamlı takdis ediyoruz" dediler; Allah "Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi.
Bakara · 31. ayet
Ve alleme ademel esmae kulleha summe aradahum alel melaiketi fe kale embiunı bi esmai haulai in kuntum sadikıyn
Ve Adem'e bütün isimleri öğretti, sonra eşyayı meleklere gösterdi. "Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin" dedi.
Bakara · 32. ayet
Kalu subhaneke la ılme lena illa ma alemtena* inneke entel alımul hakım
Cevap verdiler: "Sen münezzehsin, öğrettiğinden başka bizim bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz Sen hem bilensin, hem Hakim'sin.
Bakara · 33. ayet
Kale ya ademu embi’hum bi esmaihim* felemma embeehum bi esmaihim kale e lem ekul lekum innı a’lemu gaybes semavati vel erdı ve a’lemu ma tubdune ve ma kuntum tektumun
Allah "Ey Adem onlara isimlerini söyle" dedi. Adem isimlerini söyleyince, Allah "Ben gökler ve yerde görünmeyeni biliyorum, sizin açıkladığınızı ve gizlemekte olduğunuzu da bilirim, diye size söylememiş miydim?" dedi.
Bakara · 34. ayet
Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblıs* eba vestekbera ve kane minel kafirın
Meleklere, "Adem'e secde edin" demiştik, İblis müstesna hepsi secde ettiler, o ise kaçındı, büyüklük tasladı ve inkar edenlerden oldu.
Bakara · 35. ayet
Ve kulna ya ademuskun ente ve zevcukel cennete ve kula minha ragaden haysu si’tuma* ve la takraba hazihis secerate fe tekuna minez zalimın
Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz" dedik.
Bakara · 36. ayet
Fe ezellehumes seytanu anha fe ahracehuma mimma kana fıh* ve kulnehbitu ba’dukum li ba’dın aduvv* ve lekum fil erdı mustekarruv ve metaun ila hıyn
Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı, onlara "Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz" dedik.
Bakara · 37. ayet
Fe telekka ademu mir rabbihı kelimatin fe tabe aleyh* innehu huvet tevvabur rahıym
Adem, Rabbi'nden emirler aldı; onları yerine getirdi. Rabb'i de bunun üzerine tevbesini kabul etti. Şüphesiz o tevbeleri daima kabul edendir, merhametli olandır.
Bakara · 38. ayet
Kulnehbitu minha cemıa* fe imma ye’tiyennekum minnı huden fe men tebia hudaye fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
İnin oradan hepiniz, tarafımdan size bir yol gösteren gelecektir; Benim yoluma uyanlar için artık korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" dedik.
Bakara · 39. ayet
Vellezıne keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabun nar* hum fıha halidun
İnkar eden kimseler ve ayetlerimizi yalan sayanlar cehennemlik olanlardır, onlar orada temelli kalacaklardır.
Bakara · 40. ayet
Ya benı israılezkuru nı’metiyelletı en’amtu aleykum ve evfu bi ahdı ufi biahdikum ve iyyaye ferhebun
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın ve ahdimi yerine getirin ki Ben de yerine getireyim; yoksa benden korkun.
Bakara · 41. ayet
Ve aminu bi ma enzeltu musaddikal li ma meakum ve la tekunu evvele kafirim bih* ve la testeru bi ayatı semenen kalilev ve iyaye fettekun
Yanınızdaki Tevrat'ı tasdik ederek indirdiğim Kuran'a, inanın; onu ilk inkar edenler siz olmayın, ayetlerimi hiçbir değere karşılık değiştirmeyin ve bile bile hakkı gizlemeyin.
Bakara · 42. ayet
Ve la telbisul hakka bil batılı ve tektumul hakka ve entum ta’lemun
Hakkı batıla karıştırmayın ve bile bile hakkı gizlemeyin.
Bakara · 43. ayet
Ve ekıymus salate ve atuz zekate verkeu mear rakiıyn
Namazı kılın, zekatı verin, rüku edenlerle birlikte rüku edin.
Bakara · 44. ayet
E te’murunen nase bil birri ve tensevne enfusekum ve entum tetlunel kitab* e fe la ta’kılun
Kitap'ı okuyup durduğunuz halde kendinizi unutur da başkalarına mı iyilikle emredersiniz? Düşünmez misiniz.
Bakara · 45. ayet
Vesteıynu bis sabri ves salah* ve inneha le keıratun illa alel hasiıyn
Sabır ve namazla Allah'a sığınıp yardım isteyin; Rablerine kavuşacaklarını ve Ona döneceklerini umanlar ve huşu duyanlardan başkasına namaz elbette ağır gelir.
Bakara · 46. ayet
Ellezıne yezunnune ennehum mulaku rabbihim ve ennehum ileyhi raciun
Sabır ve namazla Allah'a sığınıp yardım isteyin; Rablerine kavuşacaklarını ve Ona döneceklerini umanlar ve huşu duyanlardan başkasına namaz elbette ağır gelir.
Bakara · 47. ayet
Ya benı israılezkuru nı’metiyelletı en’amtu aleykum ve ennı faddaltukum alel alemın
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
Bakara · 48. ayet
Vetteku yevmel la teczı nefsun an nefsin sey’ev ve la yukbelu minha sefaatuv ve la yu’hazu minha adluv ve la hum yunsarun
Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.
Bakara · 49. ayet
Ve iz necceynakum min ali fir’avneyesumunekum suel azabi yuzebbihune ebnaekum ve yestahyune nisaekum* ve fı zalikum belaum mir rabbikum azıym
Size işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık; bu Rabbinizin büyük bir imtihanı idi.
Bakara · 50. ayet
Ve iz ferakna bikumul bahra fe enceynakum ve agrakna ale fir’avne ve entum tenzurun
Denizi yarıp sizi kurtarmış ve gözlerinizin önünde Firavun ailesini batırmıştık.
Bakara · 51. ayet
Veiz vaadna musa erbeıyne leyleten summettehaztumul ıcle mim ba’dihı ve entum zalimun
Musa'ya kırk gece vade vermiştik. Sonra onun arkasından, kendinize yazık ederek, buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Bakara · 52. ayet
Summe afevna ankum mim ba’di zalike leallekum teskurun
Sonra bunun ardından, şükredersiniz diye, sizi bağışlamıştık.
Bakara · 53. ayet
Ve iz ateyna musel kitabe vel furkane leallekum teehtedun
Doğru yola gidesiniz diye Musa'ya hakkı batıldan ayıran Kitabı vermiştik.
Bakara · 54. ayet
Ve iz kale musa li kavmihı ya kavmi innekum zalemtum enfusekum bittihazikumul ıcle fe tubu ila bariikum faktulu enfusekum* zalikum hayrul lekum ınde bariikum* fe tabe aleykum* innehu huvet tevvabur rahıym
Musa milletine "Ey milletim! Buzağıyı tanrı olarak benimsemekle kendinize yazık ettiniz. Yaratanınıza tevbe edin ve nefislerinizi öldürün, bu Yaratanınız katında sizin için hayırlı olur; O daima tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğu için tevbenizikabul eder" demişti.
Bakara · 55. ayet
Ve iz kultum ya musa len nu’mine leke hatta nerallahe cehraten fe ehazetkumus saıkatu ve entum tenzurun
Ya Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız" demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Bakara · 56. ayet
Summe beasnakum mim ba’di mevtikum leallekum teskurun
Ölümünüzden sonra, şükredesiniz diye sizi tekrar diriltmiştik.
Bakara · 57. ayet
Ve zallelna aleykumul gamame ve enzelna aleykumul menne ves selva* kulu min tayyibati ma razaknakum* ve ma zalemuna ve lakin kanu enfusehum yazlimun
Bulutla sizi gölgelendirdik, kudret helvası ve bıldırcın indirdik, "Verdiğimiz rızıkların iyi ve güzel olanlarından yiyin" dedik. Onlar Bize değil, fakat kendilerine yazık ediyorlardı.
Bakara · 58. ayet
Ve iz kulnedhulu hazihil karyete fe kulu minha haysu si’tum ragadev vedhulul babe succedev ve kulu hıttatun nagfirlekum hatayakum* ve senezıdul muhsinın
Şu şehre girin, orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin, secde ederek kapısından girin, "bağışla!" deyin, Biz de yanılmalarınızı bağışlarız, iyilere daha da artırırız" demiştik.
Bakara · 59. ayet
Fe beddellezıne zalemu kavlen gayrallezı kıyle lehum fe enzelna alellezıne zalemu riczem mines semai bi ma kanu yefsukun
Ama zulmedenler, kendilerine söylenmiş olan sözü başka sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan çıkmalarından dolayı gökten azab indirdik.
Bakara · 60. ayet
Ve izisteska musa li kavmihı fe kulnadrib bi asakel hacer* fenfecerat minhusneta asrate ayna* kad alime kullu unasim mesrabehum* kulu vesrabu mir rizkıllahi ve la ta’sev fil erdı mufsidın
Musa, milleti için su aramıştı; "Asanla taşa vur" dedik; ondan on iki pınar fışkırdı, herkes içeceği yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin, için, yalnız yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
Bakara · 61. ayet
Ve iz kultum ya musa len nasbira ala taamiv vahıdin fed’u lena rabbeke yuhric lena mimma tumbitul erdu mim bakliha ve kıssaiha ve fumiha ve adesiha ve besaliha* kale e testebdilunellezı huv edna billezı huve hayr* ihbitu mısran fe inne lekum ma seeltum* ve duribet aleyhimuz zilletu vel meskenetu ve bau bi gadabim minellah* zalike bi ennehum kanu yekfurune bi ayatillahi ve yaktulunen nebiyyıne bi gayril hakk* zalike bi ma asav ve kanu ya’tedun
Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız, bizim için Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdiği sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan yetiştirsin" demiştiniz de, "Hayırlı olanı daha düşük şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin, şüphesiz orada istediğiniz vardır" demişti. Onlara yoksulluk ve düşkünlük damgası vuruldu, Allah'ın gazabına uğradılar. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendi; bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandı.
Bakara · 62. ayet
Innellezıne amenu vellezıne hadu ven nesara ves sabiıne min amene billahi vel yevmil ahıri ve amile salihan fe lehum ecruhum ınde rabbihim *ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
Bakara · 63. ayet
Ve iz ehazna mısakakum ve rafa’na fevkakumut tur * huzu ma ateynakum bi kuvvetiv vezkuru ma fıhi leallekum tettekun
Sizden kesin söz almıştık. Tur dağını yükselterek tepenize dikmiştik. "Allah'a karşı gelmekten sakınanlardan olabilmeniz için, size verdiğimiz Kitab'a kuvvetle sarılın, onda bulunanları hatırda tutun" demiştik.
Bakara · 64. ayet
Summe tevelleytum mim ba’di zalik *fe lev la fadlullahi aleykum ve rahmetuhu lekuntum minel hasirın
Bundan sonra yine yüz çevirdiniz; eğer Allah'ın size bol nimeti ve merhameti olmasaydı, muhakkak zarara uğrayanlardan olurdunuz.
Bakara · 65. ayet
Ve le kad alimtumullezına’tedev minkum fis sebti fe kulna lehum kunu kıradeten hasiın
İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara "Aşağılık birer maymun olunuz" dedik; bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.
Bakara · 66. ayet
Fe cealnaha nekalel li ma beyne yedeyha ve ma halfeha ve mev’ızatel lil muttekıyn
İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara "Aşağılık birer maymun olunuz" dedik; bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.
Bakara · 67. ayet
Ve iz kale musa li kavmihı innellahe ye’murukum en tezbehu bekarah *kalu etettehızuna huzuva *kale euzu billahi en ekune minel cahilın
Musa milletine: "Allah muhakkak bir sığır boğazlamanızı buyuruyor" demişti; "Bizi alaya mı alıyorsun?" dediklerinde de: "Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım" dedi.
Bakara · 68. ayet
Kalud’u lena rabbeke yubeyyil lena ma hı *kale innehu yekulu inneha bekarutl la fariduv ve la bikr * avanum beyne zalik * fef’alu ma tu’merun
Rabbine bizim adımıza yalvar da onun mahiyetini bize bildirsin" dediler, "O, onun ne pek kart, ne pek körpe, ikisi ortası bir sığır olduğunu söylüyor, size emrolunanı yapın" dedi.
Bakara · 69. ayet
Kaludu lena rabbeke yubeyyil lena ma levnuha *kale innehu yekulu inneha bekaratun safrau fakıul levnuha tesurrun nazırın
Rabbine bizim adımıza yalvar da ne renk olduğunu bize bildirsin" dediler. "O, onun, bakanların içini açan parlak sarı renkli bir sığır olduğunu söylüyor" dedi.
Bakara · 70. ayet
Kalud’u lena rabbeke yubeyyil lena ma hiye innel bekara tesabehe aleyna* ve inna in saellahu le muhtedun
Rabbine bizim adımıza yalvar da, mahiyetini bize bildirsin, çünkü sığırlar, bizce, birbirine benzemektedir. Allah dilerse biz şüphesiz doğruyu bulmuş oluruz" dediler.
Bakara · 71. ayet
Kale innehu yekulu inneha bekaratul la zelulun tusırul erda ve la teskıl hars* musellemetul lasiyete fıha* kalul ane ci’te bil hakk* fe zebehuha ve ma kadu yef’alun
Yeri sürüp, ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığır olduğunu söylüyor" dedi. "Şimdi gerçeği bildirdin" deyip sığırı boğazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı.
Bakara · 72. ayet
Ve iz kateltum nefsen feddara’tum fıha* vallahu muhricum ma kuntum tektumun
Siz bir kimseyi öldürmüş ve bunu birbirinize atmıştınız; oysa Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.
Bakara · 73. ayet
Fe kulnadribuhu bi ba’dıha* kezalike yuhyillahul mevta ve yurıkum ayatihı leallekum ta’kılun
Sığırın bir parçasıyla ona vurun" dedik. İşte böylece Allah ölüleri diriltir ve aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gösterir.
Bakara · 74. ayet
Summe kaset kulubukum mim ba’di zalike fe hiye kel hıcarati ev eseddu kasveh* ve inne minel hıcarati lema yetefecceru minhul enhar* ve inne minha lema yessekkaku fe yahrucu minhul ma’* ve inne minha lema yehbitu min hasyetillah* vemallahu bi gafilin amma ta’melun
Sonra kalbleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı oldu. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır; yarılıp su çıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah yaptıklarınızı bilmez değildir.
Bakara · 75. ayet
E fetatmeune ey yu’minu lekum ve kad kane ferıkum minhum yesmeune kelamellahi summe yuharrifunehu mim ba’di ma akaluhu ve hum ya’lemun
Size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir takımı Allah'ın sözünü işitiyor, ona akılları yattıktan sonra, bile bile onu tahrif ediyorlardı.
Bakara · 76. ayet
Ve iza lekullezıne amenu kalu amenna* ve iza hala ba’duhum ila ba’din kalu etuhaddisunehum bi ma fetehallahu aleykum li yuhaccukum bihı ınde rabbikum* e fe la ta’kılun
İnananlarla karşılaştıkları zaman, "İnandık" derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, "Rabbinizin katında size karşı hüccet göstersinler diye mi Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?" derlerdi.
Bakara · 77. ayet
E ve la ya’lemune ennellahe ya’lemu ma yusirrune ve ma yu’linun
Gizlediklerini de, açıkladıklarını da Allah'ın bildiğini bilmiyorlar mı.
Bakara · 78. ayet
Ve minhum ummiyyune la ya’lemunel kitabe illa emaniyye ve in hum illa yezunnun
Onların bir kısmının okuyup yazması yoktu. Kitab'ı bilmezlerdi; bildikleri sadece bir takım yalan ve kuruntulardı. Onlar ancak vehim içindedirler.
Bakara · 79. ayet
Fe veylul lillezıne yektubunel kitabe bi eydıhim summe yekulunel kitabe bi eydıhim summe yekulune haza min ındillahi li yesteru bihı semenen kalıla* fe veylul lehum mimma ketebet eydıhim ve veylul lehum mimma yeksibun
Vay, Kitabı elleriyle yazıp, sonra da onu az bir değere satmak için, "Bu Allah katındandır" diyenlere! Vay ellerinin yazdıklarına! Vay kazandıklarına.
Bakara · 80. ayet
Ve kalu len temessenen naru illa eyyamem ma’dudeh* kul ettehaztum ındellahi ahden fe ley yuhlifellahu ahdehu em tekulune alellahi ma la ta’lemun
Ateş bize sadece sayılı birkaç gün değecektir", derler; sor, "Allah katından siz söz mü aldınız?", eğer öyle ise Allah sözünden caymayacaktır. "Yoksa Allah'a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz.
Bakara · 81. ayet
Bela men kesebe seyyietev ve ehatat bihı hatıy’etuhu fe ulaike ashabun nar* hum fıha halidun
Hayır öyle değil; kötülük işleyip suçu kendisini kuşatmış olan kimseler; cehennemlikler işte onlardır. Onlar orada temellidirler.
Bakara · 82. ayet
Vellezıne amenu ve amilus salihati ulaike ashabul cenneh* hum fıha halidun
İnanıp yararlı işler yapan kimseler cennetlik olanlardır, onlar da orada temellidirler.
Bakara · 83. ayet
Ve iz ehazna mısaka benı israıle la ta’budune illellahe ve bil valideyni ıhsanev ve izl kurba vel yetam vel mesakıni ve kulu lin nasi husnev ve ekıymus salate ve atuz zekah* summe tevelleytum ila kalılem minkum ve entum mu’ridun
İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel güzel konuşun, namazı kılın, zekatı verin" diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz.
Bakara · 84. ayet
Ve iz ehazna mısakakum la tesfikune dimaekum ve la tuhricune enfusekum min diyarikum summe akrartum ve entum teshedun
Kanınızı dökmeyin, birbirinizi yurdunuzdan sürmeyin diye sizden söz almıştık, sonra bunu böylece kabul etmiştiniz, buna siz şahidsiniz.
Bakara · 85. ayet
Summe entum haulai taktulune enfusekum ve tuhricune ferıkam minkum min diyarihim tezaherune aleyhim bil ismi vel udvan* ve iy ye’tukum usara tufaduhum ve huve muharramun aleykum ıhracuhum* e fe tu’minune bi ba7dıl kitabi ve tekfurune bi ba’d* fe ma cezau mey yef’alu zalike minkum illa hızyun fil hayatid dunya* ve yevmel kıyameti yuraddune ila eseddil azab* vemallahu bi gafilin amma ta’melun
Sonra siz, birbirinizi öldüren, aranızdan bir takımı memleketlerinden süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, onları çıkarmak haramken size esir olarak geldiklerinde fidyelerini vermeye kalkan kimselersiniz. Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Aranızda böyle yapanın cezası ancak dünya hayatında rezil olmaktır. Ahiret gününde de azabın en şiddetlisine onlar uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
Bakara · 86. ayet
Ulaikellezınesteravul hayated dunya bil ahırati fe la yuhaffefu anhumul azabu ve la hum yunsarun
Onlar ahiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimselerdir, bu yüzden azabları hafifletilmez, onlar yardım da görmezler.
Bakara · 87. ayet
Ve le kad ateyna musel kitabe ve kaffeyna mim ba’dihı bir rusuli ve ateyna ıysebne meryemel beyyinati ve eyyednahu bi ruhıl kudus* e fe kullema caekum rasulum bima la tehva enfusukumustekbartum* fe ferıkan kezzebtum ve ferıkan taktulun
And olsun ki, Musa'ya kitap verdik, ondan sonra ardarda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs ile destekledik. Size bir peygamber nefsinizin hoşlanmadığı bir şey getirdikçe, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp, bir kısmını öldürür müsünüz.
Bakara · 88. ayet
Ve kalu kulubuna gulf* bel leanehumullahu bi kufrihim fe kalılem ma yu’minun
Kalplerimiz perdelidir" dediler, hayır, Allah inkarlarından dolayı onları lanetlemiştir. Onların pek azı inanırlar.
Bakara · 89. ayet
Ve lemma caehum kitabum min ındillahi musaddikul lima mealhum ve kanu min kablu yesteftihune alellezıne keferu* fe lemma caehum ma arafu keferu bihı fe la’netullahi alel kafirın
Vaktaki Allah katından onlara, kendilerinde olanı tasdik eden Kitap geldi ki onlar bundan önceleri, inkar edenlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerdi, bildikleri gelince onu inkar ettiler. Allah'ın laneti, inkar edenlerin üzerine olsun.
Bakara · 90. ayet
Bi’semesterav bihı enfusehum ey yekfuru bi ma enzelellahu bagyen ey yunezzilellahu min fadlihı ala mey yesau min ıbadih* fe bau bi gadabin ala gadab* ve lil kafirıne azabum muhın
Allah'ın kullarından dilediğine, bol ihsanından indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini inkar etmekle, kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar. Bu yüzden gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azab vardır.
Bakara · 91. ayet
Ve iza kıyle lehum aminu bi ma enzelellahu kalu nu’minu bima unzile aleyna ve yekfurune bi ma veraehu ve huvel hakku musaddikal lima meahum* kul fe lime taktulune embiyaellahi min kablu in kuntum mu’minın
Onlara, "Allah'ın indirdiğine inanın" denildiğinde "Bize indirilene inanırız" deyip ondan sonra gelen Kuran'ı inkar ederler; halbuki o, ellerinde bulunan Tevrat'ı tasdik eden hak bir Kitap'dır. Onlara "Eğer inanıyor idiyseniz niçin daha önce Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?" diye sor.
Bakara · 92. ayet
Ve le kad caekum musa bil beyyinati summettehaztumul ıcle mim ba’dihı ve entum zalimun
And olsun ki, Musa size mucizeler getirdi, sonra ardından kendinize yazık ederek buzağıyı tanrı olarak benimsediniz.
Bakara · 93. ayet
Ve iz ehazna mısakakum ve rafa’na fevkakumut tur* huzu ma ateynakum bi kuvvetiv vesmeu* kalu semı’na ve asayna ve usribu fı kulubihimul ıcle bi kufrihımv kul bi’sema ye’murukum bihı ımanukum in kuntum mu’minın
Sizden kesin söz almış ve Tur'u tepenize dikmiştik, "Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve dinleyin" demiştik "İşittik ve karşı geldik" dediler de inkarları yüzünden buzağı sevgisi kalblerine sindirildi. De ki, "Eğer inanmışsanız, imanınız size ne kötü şey emrediyor.
Bakara · 94. ayet
Kul in kanet lekumud darul ahıratu indellahi halisatem min dunin nasi fe temennevul mevte in kuntum sadikıyn
De ki, "Eğer ahiret yurdu Allah katında başkalarına değil de yalnız size mahsus ise ve eğer doğru sözlü iseniz, ölümü dilesenize.
Bakara · 95. ayet
Ve ley yetemennevhu ebedem bima kaddemet eydıhim* vallahu alımum biz zalimın
Bunu, önceden işlediklerinden ötürü, asla dilemeyeceklerdir. Allah zalimleri bilir.
Bakara · 96. ayet
Ve le tecidennehum ahrasan nasi ala hayah* ve minellezıne esraku yeveddu ehaduhum lev yuammeru elfe seneh* ve ma huve bi muzahzihıhı minel azabi ey yuammer* vallahu besıyrum bima ya’melun
And olsun ki, onların hayata diğer insanlardan ve hatta Allah'a eş koşanlardan da daha düşkün olduklarını görürsün. Her biri ömrünün bin yıl olmasını ister. Oysa uzun ömürlü olması onu azabdan uzaklaştırmaz. Allah onların yaptıklarını görür.
Bakara · 97. ayet
Kul men kane aduvvel licibrıle fe innehu nezzelehu ala kalbike bi iznillahi musaddikal lima beyne yedeyhi ve hudev ve busra lil mu’minın
De ki, "Cebrail'e düşman olan kimse Allah'a düşmandır", çünkü O, Kuran'ı Allah'ın izniyle kendinden öncekini tasdik ederek, yol gösterici ve inananlara müjdeci olarak senin kalbine indirmiştir.
Bakara · 98. ayet
Men kane aduvvel lillahi ve melaiketihı ve rusulihı ve cibrıle ve mıkale fe innellahe aduvvul lil kafirın
Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail'e düşman olan kimse inkar etmiş olur. Allah şüphesiz, inkar edenlerin düşmanıdır.
Bakara · 99. ayet
Ve le kad enzelna ileyke ayatim beyyinat* ve ma yekfuru biha illel fasikun
And olsun ki, sana apaçık ayetler indirdik. Onları sadece yoldan çıkmışlar inkar eder.
Bakara · 100. ayet
E ve kullema ahedu ahden nebezehu ferıkum minhum* bel ekseruhum la yu’minun
Onlar, her ne zaman bir ahidde bulunmuşlarsa içlerinden bir takımı onu bozmamış mıdır? Zaten onların çoğu inanmazlar.
Bakara · 101. ayet
Ve lemma caehum rasulum min ındillahi musaddikul lima mealhum nebeze ferıkum minellezıne utul kitab* kitabellahi verae zuhurihim ke ennehum la ya’lemun
Yanlarındakini doğrulayan bir Peygamber, Allah katından onlara gelince Kitap verilenlerden bir takımı, bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın Kitabı'nı arkalarına attılar.
Bakara · 102. ayet
Vettebeu ma tetlus seyatıynu ala mulki suleyman* ve ma kefera suleymanu ve lakinnes seyatıyne keferu yuallimunen nasas sıhra ve ma unzile alel melekeyni bi babile harute ve marut* ve ma yuallimani min ehadin hatta yekula innema nahnu fitnetun fe la tekfur* fe yeteallemune minhuma ma yuferrikune bihı beynel mer’i ve zevcih* ve ma hum bi darrıne bihı min ehadin illa bi iznillah* ve yeteallemune ma yedurruhum ve la yenfeuhum* ve le kad alimu le menisterahu ma lehu fil ahırati min halakıv ve le bi’se ma serav bihı enfusehum* lev kanu la’lemun
Şeytanların Süleyman'ın hükümdarlığı hakkında söylediklerine uydular. Oysa Süleyman kafir değildi, ama insanlara sihri öğreten şeytanlar kafir olmuşlardı. Babil'de, melek denilen Harut ve Marut'a bir şey indirilmemişti. Bu ikisi "Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın inkar etme" demedikçe kimseye bir şey öğretmezlerdi. Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkça onlar kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı. And olsun ki, onu satın alanın ahiretten bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şeyin ne kötü olduğunu keşke bilselerdi.
Bakara · 103. ayet
Ve lev ennehum amenu vettekav le mesubetum min ındillahi hayr* lev kanu ya’lemun
Onlar inanıp, Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, Allah katından olan sevab daha hayırlı olurdu. Keşke bilselerdi.
Bakara · 104. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu la tekulu raına ve kulunzurna vesmeu* ve lil kafirıne azabun elım
Ey inananlar! Peygamber'e, "Bizi de dinle" (raina; kötü anlama gelebilecek söz) demeyin, "Bizi gözet" (unzurna) deyin ve dinleyin, inkar edenlere elem verici azab vardır.
Bakara · 105. ayet
Ma yeveddullezıne keferu min ehlil kitabi ve lel musrikıne ey yunezzele aleykum min hayrim mir rabbikum* vallahu yehtessu bi rahmetihı mey yesa’* vallahu zul fadlil azıym
Kitap ehlinden ve Allah'a eş koşanlardan inkar edenler, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini istemezler. Allah, rahmetini dilediğine tahsis eder. Allah büyük nimet sahibidir.
Bakara · 106. ayet
Ma nensah min ayetin ev nunsiha ne’ti bi hayrim minha ev misliha* e lem ta’lem ennellahe ala kulli sey’in kadır
Herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unutturursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin.
Bakara · 107. ayet
E lem ta’lem ennellahe lehu mulkus semavati vel ard* ve ma lekum min dunillahi miv veliyyiv ve la nasıyr
Göklerin ve yerin Hükümdarlığının Allah'a aid olduğunu bilmez misin? Allah'tan başka dost ve yardımcınız yoktur.
Bakara · 108. ayet
Em turıdune en tes’elu rasulekum kema suile musa min kabl* ve mey yetebeddelil kufra bil ımani fe kad dalle sevaes sbil
Yoksa, daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya mı çekmek istiyorsunuz? İmanı inkarla değiştiren, şüphesiz doğru yoldan sapmış olur.
Bakara · 109. ayet
Vedde kesırum min ehlil kitabi lev yeruddunekum mim ba’di ımanikum kuffara* hasedem min ındi enfusihim mim ba’di ma tebeyyene lehumul hakk* fa’fu vasfehu hatta ye’tiyellahu bi emrih* innellahe ala kulli sey’in kadır
Kitap ehlinin çoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, içlerindeki çekememezlikten ötürü, sizi, inandıktan sonra küfre döndürmeyi isterler. Allah'ın emri gelene kadar onları affedin, geçin. Allah muhakkak her şeye Kadir'dir.
Bakara · 110. ayet
Ve ekıymus salate ve atuz zekah* ve ma tukaddimu li enfusikum min hayrin teciduhu ındellah* innellahe bi ma ta’melune besıyr
Namazı kılın, zekatı verin, kendiniz için önden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görür.
Bakara · 111. ayet
Ve kalu ley yedhulel cennete illa men kane huden ev nesar* tilke emaniyyuhum* kul hatu burhanekum in kuntum sadikıyn
Yahudi veya Hıristiyan olmayan kimse elbette cennete girmeyecek" dediler; bu onların kuruntularıdır. De ki: "Sözünüz doğru ise delillerinizi getirin.
Bakara · 112. ayet
Bela men esleme vechehu lillahi ve huve muhsinun fe lehu ecruhu ınde rabbihı ve la havvfun aleyhim ve la hum yahzenun
Hayır, öyle değil; iyilik yaparak kendini Allah'a veren kimsenin ecri Rabbi'nin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
Bakara · 113. ayet
Ve kaletil yehudu leysetin nesar ala sey’iv ve kaletin nesara leysetil yehudu ala sey’iv ve hum yetlunel kitab* kezalike kalellezıne la ya’lemune misle kavlihim* fallahu yahkumu beynehum yevmel kıyameti fıma kanu fıhi yahtelifun
Yahudiler "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değil" dediler, Hıristiyanlar da "Yahudiler bir temel üzerinde değil" dediler; oysa onlar Kitaplarını da okuyorlar. Bilgisizler de tıpkı onların söylediklerini söylemiştir. Allah, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şeylerde onların arasında hüküm verecektir.
Bakara · 114. ayet
Ve men azlemu mimmem menea mesacidellahi ey yuzkera fıhesmuhu ve sea fı harabiha* ulaike ma kane lehum ey yedhuluha illa haifın* lehum fid dunya hızyuv ve lehum fil ahırati azabun azıym
Allah'ın mescidlerinde O'nun isminin anılmasını yasak eden ve oraların yıkılmasına çalışan kimseden daha zalim kim vardır? Onların oralara korkmadan girememeleri gerekir. Dünyada rezillik onlaradır, ahirette büyük azab da onlaradır.
Bakara · 115. ayet
Ve lillahil mesriku vel magribu fe eynema tuvellu fe semme vechullah* innallahe vasiun alım
Doğu da batı da Allah'ındır, nereye dönerseniz Allah'ın yönü orasıdır. Doğrusu Allah her yeri kaplar ve her şeyi bilir.
Bakara · 116. ayet
Ve kaluttehazellahu veleden subhaneh* bel lehu ma fis semavati vel ard* kullul lehu kanitun
Allah oğul edindi" dediler; haşa, oysa, göklerde ve yerde olanlar O'nundur. Hepsi O'na boyun eğmişlerdir.
Bakara · 117. ayet
Bedıus semavati vel ard* ve iza kada emran fe innema yekulu lehu kun fe yekun
Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah'tır. O, bir işin olmasını dilerse, ona ancak "ol" der ve olur.
Bakara · 118. ayet
Ve kalellezıne la ya’lemune lev la yukellimunellahu ev te’tına ayeh* kezalike kalellezıne min kablihim misle kavlihim* tesabehet kulubuhum* kad beyyennel ayati li kavmiy yukınun
Bilmeyenler: "Allah bizimle konuşmalı veya bize bir ayet gelmeli değil miydi?" dediler. Onlardan öncekiler de onların söylediklerinin tıpkısını söylemişlerdi. Kalbleri birbirine benzedi. Kesinlikle inanan kimseler için ayetleri açıklamışızdır.
Bakara · 119. ayet
Inna erselnake bil hakkı besırav ve nezirav ve la tus’elu an ashabil cehıym
Doğrusu Biz, seni hak ile, müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir. Sen, cehennemliklerden sorumlu tutulmayacaksın.
Bakara · 120. ayet
Ve len terda ankel yehudu ve len nesara hatta tettebia milletehum* kul inne hudellahi huvel huda* ve leinitteba’te ehvaehum ba’dellezı caeke minel ılmi ma leke minallahi miv veliyyiv ve la nasıyr
Kendi dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hoşnud olmayacaklardır. De ki: "Doğru yol, ancak Allah'ın yoludur". Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah'tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur.
Bakara · 121. ayet
Ellezıne ateynahumul kitabe yetlunehu hakka tilavetih* ulaike yu’minune bih* ve mey yekfur bihı fe ulaike humul hasirun
Kendilerine verdiğimiz Kitabı gereğince okuyanlar var ya, işte ona ancak onlar inanırlar. Onu inkar edenler ise kaybedenlerdir.
Bakara · 122. ayet
Ya benı israılezkuru nı’metiyelletı en’amtu aleykum ve ennı faddaltukum alel alemın
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi bir zamanlar alemlere üstün tuttuğumu hatırlayın.
Bakara · 123. ayet
Vetteku yevmel la teczı nefsun an nefsin sey’ev ve la yukbelu minha adluv ve la tenfeuha sefatuv ve la hum yunsarun
Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin yarar sağlamayacağı ve onların yardım görmeyeceği günden korunun.
Bakara · 124. ayet
Ve izibtela ibrahıme rabbuhu bi kelimatin fe etemmehunn* kale innı caıluke lin nasi imama* kale ve min zurriyyetı* kale la yenalu ahdiz zalimın
Rabbi İbrahim'i bir takım emirlerle denemiş, o da onları yerine getirmişti. Allah, "seni insanlara önder kılacağım" demişti. O "soyumdan da" deyince, "zalimler benim ahdime erişemez" buyurmuştu.
Bakara · 125. ayet
Ve iz cealnel beyte mesabetel lin nasi ve emna* vettehızu mim mekami ibrahıme musalla* ve ahidna ila ibrahıme ve ismaıyle en tahhira veytiye lit taifıne vel akifıne ver rukkeıs sucud
Kabeyi, insanlar için toplanma ve güven yeri kılmıştık. İbrahim'in makamını namaz yeri edinin, dedik. Evimi ziyaret edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için temiz tutun diye İbrahim ve İsmail'e ahd verdik.
Bakara · 126. ayet
Ve iz kale ibrahımu rabbic’al haza beleden aminev verzuk ehlehu mines semerati min amene minhum billahi vel yevmil ahır* kale ve men kefera fe umettiuhu kalılen summe adtarruhu ila azabin nar* ve bi’sel mesıyr
İbrahim: "Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti. Allah da: "İnkar edeni de az bir müddet geçindirir, sonra da onu ateşin azabına uğramak zorunda bırakırım, ne kötü sonuç" buyurmuştu.
Bakara · 127. ayet
Ve iz yerfeu ibrahımul kavaıde minel beyti ve ismaıyl* rabbena tekabbel minna* inneke entes semıul alım
İbrahim ve İsmail, Kabenin temellerini yükseltiyordu: "Rabbimiz! Yaptığımızı kabul buyur. Şüphesiz ki, Sen hem işitir hem bilirsin.
Bakara · 128. ayet
Rabbena vec’alna muslimeyni leke ve min zurriyyetina ummetem muslimetel leke ve erina menasikena ve tub aleyna* inneke entet tevvabur rahıym
Rabbimiz! İkimizi Sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olanlardan bir ümmet yetiştir. Bize ibadet yollarımızı göster, tevbemizi kabul buyur, çünkü tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan ancak Sensin.
Bakara · 129. ayet
Rabbena veb’as fıhim rasulem minhum yetlu aleyhim ayatike ve yuallimuhumul kitabe vel hıkmete ve yuzekkıhim* inneke entel azızul hakım
Rabbimiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Doğrusu güçlü ve Hakim olan ancak Sensin.
Bakara · 130. ayet
Ve mey yergabu ammileti ibrahıme illa men sefihe nefseh* ve le kadıstafeynahu fid dunya* ve innehu fil ahırati le minas salihıyn
Kendini bilmezden başkası İbrahim'in dininden yüz çevirmez. And olsun ki, dünyada onu seçtik, şüphesiz o, ahirette de iyilerdendir.
Bakara · 131. ayet
Iz kale lehu rabbuhu eslim kale eslemtu li rabbil alemın
Rabbi ona: "Teslim ol" buyurduğunda, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.
Bakara · 132. ayet
Ve vassa biha ibrahımu benıhi ve ya’kub* ya beniyye innellahestafa lekumud dıne fe la temutunne illa ve entum muslimun
İbrahim bunu oğullarına vasiyet etti. Yakub da: "Oğullarım! Allah dini size seçti, siz de ancak O'na teslim olmuş olarak can verin" dedi.
Bakara · 133. ayet
Em kuntum suhedae iz hadara ya’kubel mevtu iz kale li benıhi ma ta’budune mim ba’dı * kalu na’budu ilaheke ve ilahe abaike ibrahıme ve ismaıyle ve ishaka ilahev vahıda* ve nahnu lehu muslimun
Yoksa Yakub can verirken sizler yanında mı idiniz? O, oğullarına: "Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?" diye sormuştu; Onlar da: "Senin Tanrına ve ataların İbrahim, İsmail, İshak'ın Tanrısı olan tek Tanrıya kulluk edeceğiz, bizler O'na teslim olmuşuzdur" demişlerdi.
Bakara · 134. ayet
Tilke ummetun kad halet* leha ma kesebet ve lekum ma kesebtum* ve la tus’elune amma kanu ya’melun
Onlar geçmiş birer ümmettir. Kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmış olduklarından sorumlu değilsiniz.
Bakara · 135. ayet
Ve kalu kunu huden ev nesara tehtedu* kul bel millete ibrahıme hanıfa* ve ma kane minel musrikın
Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. "Doğruya yönelmiş olan ve Allah'a eş koşanlardan olmayan İbrahim'in dinine uyarız" de.
Bakara · 136. ayet
Kulu amenna billahi ve ma unzile ileyna ve ma unzile ila ibrahıme ve ismaıyle ve ishaka ve ya’kube vel esbatı ve ma utiye musa ve ıysa ve ma utiyen nebiyyune mir rabbihim* la nuferriku beyne ehadim minhum ve nahnu lehu muslimun
Allah'a, bize gönderilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına gönderilene, Musa ve İsa'ya verilene, Rableri tarafından peygamberlere verilene, onları birbirinden ayırt etmeyerek inandık, biz O'na teslim olanlarız" deyin.
Bakara · 137. ayet
Fe in amenu bi misli ma amentum bihı fe kadihtedev* ve in tevellev fe innema hum fı sikak* fe seyekfıkehumullah* ve huves semıul alım
Sizin inandığınız gibi inanmış olsalar, doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse, şüphesiz onlar çıkmazdadırlar. Onlara karşı sana Allah yetecektir. O, işitir ve bilir.
Bakara · 138. ayet
Sıbgatellah* ve men ahsenu minellahi sıbgatev ve nahnu lehu abidun
Allah'ın verdiği renge uyun; rengi Allah'ınkinden daha güzel olan kim vardır? "Biz O'na kulluk edenleriz" deyin.
Bakara · 139. ayet
Kul etuhaccunena fillahi ve huve rabbuna ve rabbukum* ve lena amaluna ve lekum a’malukum* ve nahnu lehu muhlisun
De ki: "Bizim ve sizin Rabbiniz olan Allah hakkında bize karşı hüccet mi gösteriyorsunuz? Bizim yaptıklarımız kendimize, sizin yaptıklarınız de kendinize aittir. Biz O'na karşı samimiyiz.
Bakara · 140. ayet
Em tekulune inne ibrahıme ve ismaıyle ve ıshaka ve ya’kube vel esbata kanu huden ev nesara* kul e entum a’lemu emillah* ve men azlemu mimmen keteme sehadeten ındehu minellah* ve mallahu bi gafilin amma ta’melun
Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? Peki, siz mi yoksa Allah mı daha iyi bilir? de. Allah tarafından kendisine bildirilen bir gerçeği gizleyenden daha zalim kim vardır? Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.
Bakara · 141. ayet
Tilke ummetun kad halet* leha ma kesebet ve lekum ma kesebtum* ve la tus’elune amma kanu ya’melun
Onlar geçmiş birer ümmettir. Kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Onların yapmış olduklarından sorumlu değilsiniz.
Bakara · 142. ayet
Se yekulus sufehau minen nasi ma vellahum an kıbletihimulletı kanu aleyha* kul lillahil mesriku vel magrib* yehdı mey yesau ila sıratım mustekıym
İnsanların beyinsizleri, "Yöneldikleri kıbleden onları çeviren nedir?" diyecekler; de ki: "Doğu ve batı Allah'ındır. O, dilediğini doğru yola eriştirir.
Bakara · 143. ayet
Ve kezalike cealnakmum ummetev vesetal li tekunu suhedae alen nasi ve yekuner rasulu aleykum sehıda* ve ma cealnel kıbletelletı kunte aleyha illa li na’leme mey yettebiur rasule mimmey yenkalibu ala akıbeyh* ve in kanet le kebıraten illa alellezıne hedellah* ve ma kanellahu li yudıy’a ımanekum* innellahe bin nasi le raufur rahıym
Böylece sizi insanlara şahid ve örnek olmanız için tam ortada bulunan bir ümmet kıldık. Peygamber de size şahid ve örnektir. Senin yöneldiğin yönü, Peygambere uyanları, cayacaklardan ayırdetmek için kıble yaptık. Doğrusu Allah'ın yola koyduğu kimselerden başkasına bu ağır bir şeydir. Allah ibadetlerinizi boşa çıkaracak değildir. Doğrusu Allah insanlara şefkat gösterir, merhamet eder.
Bakara · 144. ayet
Kad nera tekallube vechike fis semai fe lenuvelliyenneke kıbleten terdaha* fevelli vcheke satnal mescidil haram* ve haysu ma kuntum fevellu vucuhekum satrah* ve innellezıne utul kitabe le ya’lemune ennehul hakku mir rabbihim* vemallahu bi gafilin amma ya’melun
Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Hoşnud olacağın kıbleye seni elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir; bulunduğunuz yerde yüzlerinizi o yöne çevirin. Doğrusu Kitap verilenler, bunun Rab'lerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Allah onların yaptıklarından gafil değildir.
Bakara · 145. ayet
Ve le in eteytellezıne utul kitabe bi kulli ayetim ma tebiu kıbletek* ve ma ba’duhum bi tabiın kıblete ba’d* ve leinitteba’te ehvaehum mim ba’di ma caeke minel ılmi inneke izel le minez zalimın
Sen, Kitap verilenlere her türlü delili getirsen, yine de kıblene uymazlar; sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. And olsun ki, eğer sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, şüphesiz o zaman zulmedenlerden olursun.
Bakara · 146. ayet
Ellezıne ateynahumul kitabe ya’rifunehu kema ya’rifune ebnaehum* ve inne ferıkam minhum le yektumunel hakka ve hum ya’lemun
Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Onlardan bir takımı, doğrusu bile bile hakkı gizlerler.
Bakara · 147. ayet
Elhakku mir rabbike fe la tekunenne minel mumterın
Gerçek Rabb'indendir, sakın şüphelenenlerden olma.
Bakara · 148. ayet
Ve li kulliv vichetun huve muvellıha festebikul hayrat* eyne ma tekunu ye’ti bikumullahu cemıa* innellahe ala kulli sey’in kadır
Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar, Allah şüphesiz her şeye Kadir'dir.
Bakara · 149. ayet
Ve min haysu haracte fevelli vecheke satral mescidil haram* ve innehu lel hakku mir rabbik* ve mallahu bi gafilin amma ta’melun
Her nereden yola çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir, şüphesiz bu Rabbinden bir haktır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
Bakara · 150. ayet
Ve min haysu haracte fevelli vecheke satral mescidil haram* ve haysu ma kuntum fe vellu vucuhekum satrahu li ella yekune linnasi aleykum hucceh* ilellezıne zalemu minhum fe la tahsevhum vahsevnı ve li utimme nı’metı aleykum ve leallekum tehtedun
Her nereden çıkarsan, yüzünü Mescid-i Haram semtine çevir. İnsanların zulmedenlerinden başkalarının size karşı gösterecekleri bir hüccet olmaması için, her nerede olursanız, yüzlerinizi oranın semtine çevirin, bu hususta onlardan korkmayın. Benden korkun da size olan nimetimi tamamlayayım. Böylece doğru yolu bulursunuz.
Bakara · 151. ayet
Kema erselna fıkum rasulem minkum yetlu aleykum ayatina ve yuzekkıkum ve yuallimukumul kitabv vel hıkmete ve yuallimukum ma lem tekunu ta’lemun
Nitekim Biz size, ayetlerimizi okuyacak, sizi her kötülükten arıtacak, size kitabı ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek aranızdan, bir Peygamber gönderdik.
Bakara · 152. ayet
Fezkurunı ezkurkum veskuru lı ve la tekfurun
Artık Beni anın, Ben de sizi anayım; Bana şükredin, nankörlük etmeyin.
Bakara · 153. ayet
Ya eyyuhellezıne amenusteıynu bis sabri ves salah* innellahe meas sabirın
Ey İnananlar! Sabır ve namazla yardım dileyin. Allah, muhakkak ki sabredenlerle beraberdir.
Bakara · 154. ayet
Ve la tekulu li mey yuktelu fı sebılillahi emvat* bel ahyauv ve lakil la tes’urun
Allah yolunda öldürülenlere "Ölüler" demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.
Bakara · 155. ayet
Ve le nebluvennekum bi sey’im minel havfi vel cuı ve naksım minel emvali vel enfusi ves semerat* ve bessiris sabirın
Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlardan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenleri müjdele.
Bakara · 156. ayet
Ellezıne iza esabethum musıybetun kalu inna lillahi ve inna ileyhi raciun
Onlara bir musibet geldiğinde: "Biz Allah'ınız ve elbette O'na döneceğiz" derler.
Bakara · 157. ayet
Ulaike alayhim salevatum mir rabbihim ve rahmetuv ve ulaike humul muhtedun
Rablerinin mağfiret ve rahmeti onlaradır. O'nun yolunda olanlar da onlardır.
Bakara · 158. ayet
Innes safa vel mervete min seairillah* fe min haccel beyte evı’temera fe la cunaha aleyhi ey yettavvefe bihima* ve men tetavvea hayran fe innellahe sakirun alıym
Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın nişanelerindendir. Kim Kabe'yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur. Kim gönülden iyilik yaparsa, karşılığını görür. Doğrusu Allah şükrün karşılığını verendir ve bilendir.
Bakara · 159. ayet
Innellezıne yektumune ma enzelna minel beyyinati vel huda mim ba’di ma beyyennahu lin nasi fil kitabi ulaike yel’anuhumullahu ve yel’anuhumul laınun
İndirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitab'da insanlara açıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetçiler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna; işte onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim.
Bakara · 160. ayet
Illellezıne tabu ve aslehu ve beyyenu fe ulaike etubu aleyhim* ve enet tevvabur rahıym
İndirdiğimiz belgeleri ve doğru yolu Kitab'da insanlara açıkladıktan sonra, gizleyen kimseler var ya, onlara hem Allah lanet eder, hem lanetçiler lanet eder, ancak tevbe edenler, ıslah olanlar ve gerçeği ortaya koyanlar müstesna; işte onların tevbesini kabul ederim. Ben, tevbeleri daima kabul ve merhamet edenim.
Bakara · 161. ayet
Innellezıne keferu ve matu ve hum kuffarun ulaike aleyhim la’netullahi vel melaiketi ven nasi ecmeıyn
İnkar edip de o halde ölenler var ya, işte, Allah'ın, meleklerin, insanların hepsinin laneti onlaradır.
Bakara · 162. ayet
Halidıne fıha* la yuhaffefu anhumul azabu ve la hum yunzarun
Lanette temellidirler, onlardan azab hafifletilmez ve onların azabı geciktirilmez.
Bakara · 163. ayet
Ve ilahukum ilahuv vahıd* la ilahe illa huver rahmanur rahıym
Tanrınız bir tek Tanrıdır. O, merhamet eden, merhametli olandan başka Tanrı yoktur.
Bakara · 164. ayet
Inne fı halkıs semavati vel erdı vahtilafil leyli ven nehari vel fulkilletı tecrı fil bahri bima yenfeun nase ve ma enzelellahu mines semai mim main fe ahya bihil erda ba’de mevtiha ve besse fıha min kulli dabbetiv ve tasrıfir riyahı ves sehabil musahhari beynes semai vel erdı le ayatil li kavmiy ya’kılun
Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde süzülen gemilerde, Allah'ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgarları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutları döndürmesinde, düşünen kimseler için deliller vardır.
Bakara · 165. ayet
Ve minen nasi mey yettehızu min dunillahi endadey yuhıbbunehum ke hubbillah* vellezıne amenu eseddu hubbel lillah* velev yerallezıne zalemu iz yeravnel azabe ennel kuvvete lillahi cemıav ve ennellahe sedıdul azab
İnsanlar arasında, Allah'ı bırakıp, O'na koştukları eşleri tanrı olarak benimseyenler ve onları, Allah'ı severcesine sevenler vardır. Müminlerin Allah'ı sevmesi ise hepsinden kuvvetlidir. Zalimler azabı gördükleri zaman, bütün kuvvetin Allah'a aid bulunacağını ve Allah'ın azabının şiddetli olduğunu keşke bilselerdi.
Bakara · 166. ayet
Iz teberraellezınet tubiu minellezınettebeu ve raevul azabe ve tekattaat bihimul esbab
Nitekim, kendilerine uyulanlar, azabı görünce uyanlardan uzaklaşacaklar ve aralarındaki bağlar kopacaktır.
Bakara · 167. ayet
Ve kalellezınet tebeu lev enne lena kerraten fe neteberrae minhum kema teberrau minna* kezalike yurıhimullahu a’malehum haseratin aleyhim* ve ma hum bi haricıne minen nar
Uyanlar: "Keşke bizim için dünyaya bir dönüş olsa da, bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak" derler. Böylece Allah onlara, hasretini çekecekleri işlerini gösterir. Onlar cehennemden çıkmayacaklardır.
Bakara · 168. ayet
Ya eyyuhen nasu kulu mimma fil erdı halalen tayyibev ve la tettebiu hutuvatis seytan* innehu lekum aduvvum mubın
Ey İnsanlar! Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin, şeytana ayak uydurmayın, zira o sizin için apaçık bir düşmandır.
Bakara · 169. ayet
Innema ye’murukum bis sui vel fahsai ve en tekulu alellahi ma la ta’lemun
Muhakkak size, kötülüğü, hayasızlığı, Allah'a karşı da bilmediğiniz şeyi söylemenizi emreder.
Bakara · 170. ayet
Ve iza kıyle lehumut tebiu ma enzellellahu kalu bel nettebiu ma elfeyna aleyhi abaena* e ve lev kane abauhum la ya’kılune sey’ev ve la yehtedun
Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun" denilince, "Hayır, atalarımızı yapar bulduğumuz şeye uyarız" derler; ya ataları bir şey akledemeyen ve doğru olmayan kimseler idiyseler.
Bakara · 171. ayet
Ve meselullezıne keferu ke meselillezı yen’ıku bi ma la yesmeu illa duaev ve nidaa* summum bukmun umyun fe hum la ya’kılun
İnkar edenlerin durumu, çağırma ve bağırmadan başkasını duymayarak haykıran gibidir. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, bu yüzden akledemezler.
Bakara · 172. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu kulu min tayyibati ma razaknakum veskuru lillahi in kuntum iyyahu ta’budun
Ey İnananlar! Sizi rızıklandırdığımızın temizlerinden yiyin; yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, O'na şükredin.
Bakara · 173. ayet
Innema harrame aleykumul meytete ved deme ve lahmel hınzıri ve ma uhille bihı li gayrillah* fe menidturra gayra bagıv ve la adin fe la isme aleyh* innellahe gafurur rahıym
Şüphesiz size ölü hayvan etini, kanı, domuz etini, Allah'tan başkası için kesilen hayvanı haram kılmıştır; fakat, darda kalana, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere günah sayılmaz. Çünkü Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Bakara · 174. ayet
Innellezıne yektumune ma enzelellahu minel kitabi ve yesterune bihı semenen kalılen ulaike ma ye’kulune fı butunihim illen nara ve la yukellimuhumullahu yevmel kıyameti ve la yuzekkıhim* ve lehum azabun eliym
Gerçekten, Allah'ın indirdiği Kitap'tan bir şeyi gizlemede bulunup onu az bir değere değişenler var ya, onların karınlarına tıkındıkları ancak ateştir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları günahlardan arıtmaz. Onlara elem verici azab vardır.
Bakara · 175. ayet
Ulaikellezınesteravud dalalete bil huda vel azabe bil magfirah* fe ma asberahum alen nar
Onlar doğruluk yerine sapıklığı, mağfiret yerine azabı alanlardır.
Bakara · 176. ayet
Zalike bi ennellahe nezzelel kitabe bil hakk* ve innellezınahtelefu fil kitabi le fı sikakım beıyd
Bu da, Allah'ın Kitab'ı doğru olarak indirmesinden ileri geliyor. Kitap hakkında ayrılığa düşenler doğrusu derin bir çıkmazdadırlar.
Bakara · 177. ayet
Leysel birra en tuvellu vucuhekum kıbelel mesrikı vel magribi ve lakinnel birra men amene billahi vel yevmil ahıri vel melaiketi vel kitabi ven nebiyyın* ve atel male ala hubbihı zevil kurba vel yetama vel mesakıne vebnes sebıli ves sailıne ve fir rikab* ve ekames salate ve atez zekah* vel mufune bi ahdihim iza ahedu* ves sabirıne fil be’sai ved darrai ve hıynel be’s* ulaikellezıne sadeku* ve ulaike humul muttekun
Yüzlerinizi doğudan yana ve batıdan yana çevirmeniz iyi olmak demek değildir; Lakin iyi olan, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitap'a, peygamberlere inanan, O'nun sevgisiyle, yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve köleler uğrunda mal veren, namaz kılan, zekat veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler, zorda, darda ve savaş alanında sabredenlerdir. İşte onlar doğru olanlardır ve sakınanlar ancak onlardır.
Bakara · 178. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu kutibe aleykumul kısasu fil katla* el hurru bil hurri vel abdu bil abdi vel unsa bil unsa* fe men ufiye lehu min ehıyhi sey’un fettibaum bil ma’rufi ve edaun ileyhi bi ıhsan* zalike tahfıfum mir rabbikum ve rahmeh* fe menı’teda ba’de zalike fe lehu azabun eliym
Ey İnananlar! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı: Hür ile hür insan, köle ile köle ve kadın ile kadın. Öldüren, ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, kendisine örfe uymak ve bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbiniz'den bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem verici azab vardır.
Bakara · 179. ayet
Ve lekum fil kısası hayatuy ya ulil elbabi leallekum tettekun
Ey akıl sahibleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Artık, Allah'a karşı gelmekten sakınırsınız.
Bakara · 180. ayet
Kutibe aleykum iza hadara ehadekumul mevtu in terake hayra* elvasıyyetu lil valideyni vel akrabıne bil ma’ruf* hakkan alel muttekıyn
Birinize ölüm geldiği zaman, eğer mal bırakıyorsa, ana babaya, yakınlara, uygun bir tarzda vasiyet etmesi Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir borç olarak size farz kılındı.
Bakara · 181. ayet
Fe mem beddelehu ba’de ma semiahu fe innema ismuhu alellezıne yubeddiluneh* innellahe semıun aliym
Vasiyeti işittikten sonra değiştiren olursa, bunun günahı değiştirenin üzerinedir. Allah şüphesiz işitir ve bilir.
Bakara · 182. ayet
Fe men hafe mim musın cenefen ev ismen fe asleha beynehum fe la isme aleyh* innellahe gafurur rahıym
Vasiyet edenin yanılacağından veya günaha gireceğinden endişe duyan kimse, ilgililerin arasını düzeltirse ona günah yoktur. Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.
Bakara · 183. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu kutibe aleykumus sıyamu kema kutibe alellezıne min kablikum leallekum tettekun
Ey İnananlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için hayırlıdır.
Bakara · 184. ayet
Eyyamem ma’dudat* fe men kane minkum merıdan ev ala seferin fe ıddetum min eyyamin uhar* ve alellezıne yutıykunehu fidyetun taamu miskın* fe men tetavvea hayran fe huve hayrul leh* ve en tesumu hayrul lekum in kuntum ta’lemun
Ey İnananlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için hayırlıdır.
Bakara · 185. ayet
Sehru ramedanellezı unzile fıhil kur’anu hudel lin nasi ve beyyinatim minel huda vel furkan* fe men sehide minkumus sehra felyesumh* ve em kane merıdan ev ala seferin fe ıddetum min eyyamin uhar* yurıdullahu bikuml yusra ve la yurıdu bi kulum usr* ve li tukmilul ıddete ve li tukebbirullahe ala ma hedakum ve leallekum eskurun
Ramazan ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu ayı idrak eden, onda oruç tutsun; hasta veya yolculukta olan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutsun. Allah size kolaylık ister, zorluk istemez. Bu kolaylıkları, sayıyı tamamlamanız ve size yol gösterdiğine karşılık O'nu ululamanız için meşru kılmıştır; ola ki şükredersiniz.
Bakara · 186. ayet
Ve iza seeleke ıbadı annı fe innı karıb* ucıbu da’veted daı iza deani felyestecıbu lı vel yu’minu bı leallehum yarsudun
Kullarım sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, şüphesiz onlara yakınım. Benden isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. Artık onlar da davetimi kabul edip Bana inansınlar ki doğru yolda yürüyenlerden olsunlar.
Bakara · 187. ayet
Uhılle lekum leyletes sıyamir rafesu ila nisaikum* hunne libasul lekum ve entum libasul lehunn* alimellahu ennekum kuntum tahtaune enfusekum fe tabe aleykum ve afa ankum* fel anebasiruhunne vevtegu ma ketebellahu lekum* ve kulu vesrabu hatta yetebeyyene lekumul huytul ebyadu minel haytıl esvedi minel fecri summe etimmus sıyame ilel leyl* ve la tubasiruhunne ve entum akifune fil mesacid* tilke hududullahi fe la takrabuha* kezalike yubeyyinullahu ayatihı lin nasi leallehum yettekun
Oruç tuttuğunuz günlerin gecesi kadınlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı, onlar sizin örtünüz, siz de onların örtülerisiniz. Allah, nefsinize güvenemiyeceğinizi biliyordu, bu sebeple tevbenizi kabul edip sizi affetti; artık onlara yaklaşabilirsiniz. Allah'ın sizin için takdir ettiğini dileyin. Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırdedilinceye kadar, yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın. Mescidlerde itikafa çekildiğinizde kadınlarınıza yaklaşmayın. Allah insanlara yasaklardan sakınsınlar diye ayetlerini böylece apaçık bildirir.
Bakara · 188. ayet
Ve la te’kulu emvalekum beynekum bil batıli ve tudlu biha ilel hukkami li te’kulu ferıkam min emvalin nasi bil ismi ve entum ta’lemun
Aranızda mallarınızı haksızlıkla yemeyin; bildiğiniz halde günaha girerek insanların mallarından bir kısmını yemek için onu hakimlere aktarmayın.
Bakara · 189. ayet
Yes’eluneke anil ehilleh* kul hiye mevakıytu lin nasi velhacc* ve leysel birru bi en te’tul buyute min zuhuriha ve lakinnel birra menitteka* ve’tul buyute min ebvabiha vettekullahe leallekum tuflihun
Sana hilal halindeki ayları sorarlar. De ki: "Onlar, insanların ve hac vakitlerinin ölçüsüdür". Evlere arkalarından girmeniz iyilik değildir; iyi kimse kötülükten sakınan kimsedir. Evlere kapılarından girin; Allah'tan sakının ki muradınıza erersiniz.
Bakara · 190. ayet
Ve katilu fı sebılillahillizıne yukatilunekum ve la ta’tedu* innellahe la yuhıbbul mu7tedın
Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, aşırı gitmeyin; doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez.
Bakara · 191. ayet
Vaktuluhum haysu sekıftumuhum ve ahricuhum min haysu ahracukum vel fitnetu eseddu minel katl* ve la tukatiluhum ındel mescidil harami hatta yukatilukum fıh* fe in katelukum faktuluhum* kezalike ceazul kafirın
Onları bulduğunuz yerde öldürün. Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkarın. Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescidi Haram'ın yanında, onlar savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa onları öldürün. İnkar edenlerin cezası böyledir.
Bakara · 192. ayet
Fe inintehev fe innellahe gafurur rahıym
Vazgeçerlerse onları bağışlayın; şüphesiz Allah bağışlar ve merhamet eder.
Bakara · 193. ayet
Ve katiluhum hatta la tekune fitnetuv ve yekuned dınu lillah* fe inintehev fe la udvane illa alez zalimın
Fitne kalmayıp, yalnız Allah'ın dini ortada kalana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse sataşmayın. Zulmedenlerden başkasına düşmanlık yoktur.
Bakara · 194. ayet
Essehrul haramu bis sehril harami vel hurumatu kısas* fe menı’teda aleykum fa’tedu aleyhi bi misli ma’teda aleykum vettekullahe va’lemu ennellahe mealmuttekıyn
Hürmetli ay, hürmetli aya mukabildir, hürmetler karşılıklıdır; o halde, size tecavüz edene (saldırana), size saldırdıkları gibi saldırın. Allah'tan sakının ve Allah'ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.
Bakara · 195. ayet
Ve enfiku fı sebılillahi ve la tulku bi eydıkum ilet tehluketi ve ahsinu* innellahe yuhıbbul muhsinın
Allah yolunda sarf edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, işlerinizi iyi yapın. Şüphesiz Allah iyi iş yapanları sever.
Bakara · 196. ayet
Ve etimmul hacce vel umrate lillah* fe in uhsırtum femesteysera minel hedy* ve la tahliku ruusekum hatta yeblugal hedyu mehılleh* fe men kane minkum merıdan ev bihı ezem mir ra’sihı fe fidyetum min sıyamin ev sadekatin ev nusuk* fe iza emintum* fe men temettea bil umrati ilel hacci fe mesteysera minel hedy* fe mel lem yecid fe sıyamu selaseti eyyamin fil hacci ve seb’atin iza raca’tum* tilke aseratun kamileh* zalike li mel lem yekun ehluhu hadıril mescidil haram* vettekullahe va’lemu ennellahe sedıdul ıkab
Başladığınız hac ve umreyi Allah için tamamlayın. Alıkonursanız, kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban, yerine ulaşıncaya kadar, başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizde hasta olan veya başından rahatsız bulunan varsa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umreden faydalanabilen kimseye kolayına gelen bir kurban kesmek, bulamayana, hac esnasında üç gün ve döndüğünüzde yedi gün, ki o tam on gündür oruç tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescidi Haram'da oturmayan kimseler içindir. Allah'tan sakının ve Allah'ın cezasının şiddetli olacağını bilin.
Bakara · 197. ayet
Elhaccu eshurum ma’lumat* fe men ferada fıhinnel hacce fe la rafese ve la fusuka ve la cidale fil hacc* ve ma tef’alu min hayriy ya’lemhullah* ve tezevvedu fe inne hayraz zadit takva vettekuni ya ulil elbab
Hac bilinen aylardadır. O aylarda hacca girişen kimse bilmelidir ki, hacda kadına yaklaşmak, sövüşmek, dövüşmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Kendinize azık edinin, şüphe yok ki azığın en iyisi Allah korkusudur. Ey akıl sahibleri! Benden korkun.
Bakara · 198. ayet
Leyse aleykum cunahun en tebtegu fadlem mir rabbikum* fe iza efadtum min arafatin fezkurullahe ındel mes’aril haram* vezkuruhu kema hedakum* ve in kuntum min kablihı le mined dallın
Rabbiniz'den refah istemenizde bir engel yoktur. Arafat'tan indiğinizde, Allah'ı Meşari Haram'da anın; O'nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Nitekim siz önceleri hiç şüphesiz sapıklardandınız.
Bakara · 199. ayet
Summe efıdu min haysu efadan nasu vestagfirullah* innellahe gafurur rahıym
Sonra, insanların toplu olarak akın ettiği yerden, siz de akın edin. Allah'tan mağfiret dileyin. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Bakara · 200. ayet
Fe iza kadaytum menasikekum fezkurullahe ke zikrikum abekum ev esedde zikra* fe minen nasi mey yekulu rabbena atina fid dunya ve malehu fil ahırati min halak
Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. "Rabbimiz! Bize sadece dünyada ver" diyen insanlar vardır, öylesine, ahirette bir pay yoktur.
Bakara · 201. ayet
Ve minhum mey yekulu rabbena atine fid dunya hasenetev ve fil ahırati hasenetev ve kına azaben nar
Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver, bizi ateşin azabından koru" diyenler vardır.
Bakara · 202. ayet
Ulaike lehum nasıybum mimma kesebu* vallahu serıul hısab
İşte onlara, kazançlarından ötürü karşılık vardır. Allah hesabı çabuk görür.
Bakara · 203. ayet
Vezkurullahe fı eyyamim ma’dudat* fe men teaccele fı yevmeyni fe la isme aleyh* ve men teahhara fe la isme aleyh* limenitteka* vettekullahe va’lemu ennekum ileyhi tuhserun
Allah'ı sayılı günlerde anın. Günahtan sakınan kimseye, acele edip, Mina'daki ibadeti iki günde bitirirse günah yoktur, geri kalsa da günah yoktur. Allah'tan sakının. O'nun katında toplanacağınızı bilin.
Bakara · 204. ayet
Ve minen nasi me yu’cibuke kavluhu fil hayatid dunya ve yushidullahe ala ma fı kalbih* ve huve eleddul hısam
Dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna giden, pek azılı düşman iken, kalbinde olana Allah'ı şahid tutan, işbaşına geçince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeğe çabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculuğu sevmez.
Bakara · 205. ayet
Ve iza tevella sea fil erdı li yufside fıha ve yuhlikel harse ven nesl* vallahu la yuhıbbul fesad
Dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna giden, pek azılı düşman iken, kalbinde olana Allah'ı şahid tutan, işbaşına geçince, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekin ve nesli yok etmeğe çabalayan insanlar vardır. Allah bozgunculuğu sevmez.
Bakara · 206. ayet
Ve iza kıyle lehuttekıllahe ehazethul ızzetu bil ismi fe hasbuhu cehennem* ve le bi’sel mihad
Ona: "Allah'tan sakın" denince, gururu kendisine günah işletir, artık ona cehennem yetişir, ne kötü yataktır.
Bakara · 207. ayet
Ve minen nasi mey yesrı nefsehubtigae merdatillah* vallahu raufum bil ıbad
İnsanlar arasında, Allah'ın rızasını kazanmak için canını verenler vardır. Allah kullarına karşı şefkatlidir.
Bakara · 208. ayet
Ya eyyuhellezıne amenudhulu fis silmi kaffeh* ve la tettebiu hutuvatus seytan* innehu lekum aduvvum mubiyn
Ey İnananlar! Hep birden barışa girin, şeytana ayak uydurmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır.
Bakara · 209. ayet
Fe in zeleltum mim ba’di ma caetkumul beyyinatu fa’lemu ennellahe azızun hakım
Size belgeler geldikten sonra kayarsanız, biliniz ki Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Bakara · 210. ayet
Hel yenzurune illa ey ye’tiyehumullahu fı zulelim minel gamami vel melaiketu ve kudıyel emr* ve ilellahi turceul umur
Onlar, bulut gölgeleri içinde, Allah'ın azabının ve meleklerin tepelerine inip işin bitmesini mi bekliyorlar? Bütün işler Allah'a dönecektir.
Bakara · 211. ayet
Sel benı israıle kem ateynahum min ayetim beyyineh* ve mey yubeddil nı’metellahi mim ba’di ma caethu fe innellahe sedıdul ıkab
İsrailoğullarına sor; onlara apaçık nice ayetler verdik, Allah'ın nimetini, kendisine geldikten sonra kim değiştirirse, bilsin ki, Allah'ın cezası şüphesiz şiddetlidir.
Bakara · 212. ayet
Zuyyine lillezıne keferul hayatud dunya ve yesharune minellezıne amenu* vellezınettekav fevkahum yevmel kıyameh* vallahu yerzuku mey yesau bi gayri hısab
İnkar edenlere, dünya hayatı güzel görünür, onlar, inananlarla alay ederler, oysa, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar kıyamet günü onların üstünde olacaklardır. Allah dilediğini hesabsız şekilde rızıklandırır.
Bakara · 213. ayet
Kanen nasu ummetev vahıdeten fe beasellahun nebiyyıne mubessirıne ve munzirıne ve enzele mealhumul kitabe bil hakkı li yahkume beynen nasi fımahtelefu fıh* ve mahtelefe fıhi illellezıne utuhu mim ba’di ma caethumul beyyinatu bagyem beynehum* fe hedellahullezıne amenu limahtelefu fıhi minel hakkı bi iznih* vallahu yehdı mey yesau ila sıratım mustekıym
İnsanlar bir tek ümmetti. Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi. Ancak Kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah, inananları, ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile eriştirdi. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.
Bakara · 214. ayet
Em hasibtum en tedhulul cennete ve lemma ye’tikum meselullezıne halev min kablikum* messethumul be’sau ved darrau ve zulzilu hatta yekuler rasulu vellezıne amenu meahu meta nasrullah* ela inne nasrallahi karıb
Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Peygamber ve onunla beraber müminler: "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı; iyi bilin ki Allah'ın yardımı şüphesiz yakındır.
Bakara · 215. ayet
Yes’eluneke maza yunfikun* kul ma enfaktum min hayrin fe lil valideyni vel akrabıne vel yetama vel mesakıni vebnis sebıl* ve ma tef’alu min hayrin fe innellahe bihı alım
Sana, ne sarfedeceklerini sorarlar, de ki: "Sarfedeceğiniz mal, ana baba, yakınlar, yetimler, düşkünler, yolcular içindir. Yaptığınız her iyiliği Allah şüphesiz bilir.
Bakara · 216. ayet
Kutibe aleykumul kıtalu ve huve kurhul lekum* ve asa en tuhıbbu sey’ev ve huve serrul lekum* vallahu ya’lemu ve entum la ta’lemun
Savaş, hoşunuza gitmediği halde size farz kılındı. İhtimal ki hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki sevdiğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir.
Bakara · 217. ayet
Yes’eluneke anis sehril harami kıtalin fıh* kul kıtalun fıhi kebır* ve saddun an sebılillahi ve kufram bihı vel mescidil harami ve ıhracu ehlihı minhu ekberu ındellah* vel fitnetu ekberu minel katl* ve la yezalune yukatilunekum hatta yeruddukum an dınikum inisteta* ve mey yertedid minkum an dınihı fe yemut ve huve kafirun fe ulaike habitat a’maluhum fid dunya vel ahırah* ve ulaike ashabun nar* hum fıha halidun
Sana hürmet edilen ayı, o aydaki savaşı sorarlar. De ki: "O ayda savaşmak büyük suçtur. Allah yolundan alıkoymak, O'nu inkar etmek, Mescidi Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne çıkarmak ise öldürmekten daha büyüktür". Güçleri yeterse, dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşa devam ederler. İçinizden dininden dönüp kafir olarak ölen olursa, bunların işleri dünya ve ahirette boşa gitmiş olur. İşte cehennemlikler onlardır, onlar orada temellidirler.
Bakara · 218. ayet
Innellezıne amenu vellezıne haceru ve cahedu fı sebılillahi ulaike yercune rahmetellah* vallahu gafurur rahıym
İnananlar, hicret edenler ve Allah yolunda cihad edenler Allah'ın rahmetini umarlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Bakara · 219. ayet
Yes’eluneke anil hamri vel meysir* kul fıhima imun kebıruv ve menafiu lin nasi ve ismuhuma ekberu min nef’ıhima* ve yes’eluneke maza yunfikun* kulil afv kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun
Sana içki ve kumarı sorarlar, de ki: "İkisinde hem büyük günah ve hem insanlara bazı faydalar vardır. Günahları faydasından daha büyüktür". Ne sarfedeceklerini sana sorarlar, de ki: "Artanı". Böylece Allah, dünya ve ahiret hususunda düşünesiniz diye size ayetleri açıklar.
Bakara · 220. ayet
Fid dunya vel ahırah* ve yes’eluneke anil yetama* kul ıslahul lehum hayr* ve in tuhalituhum fe ıhvanukum* vallahu ya’lemul mufside minel muslıh* ve lev saellahu le a’netekum* innellahe azızun hakım
Sana yetimleri sorarlar, de ki: "Onların işlerini düzeltmek hayırlıdır". Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah düzeltenden bozanı ayırdetmesini bilir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Allah şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir.
Bakara · 221. ayet
Ve la tenkihul musrikati hatta yu’minn* ve le emetum mu’minetum hayrum mim musriketiv ve lev a’cebetkum* ve la tunkihul musrikıne hatta yu’minu* ve le abdum mu’minun hayrum mim musrikiv ve lev a’cebekum* ulaike yed’une ilen nar* vallahu yed’u ilel cenneti vel magfirati bi iznih* ve yubeyyinu ayatihı lin nasi leallehum yetezekkerun
Allah'a eş koşan kadınlarla onlar imana gelinceye kadar evlenmeyin. İnanan bir cariye, hoşunuza gitse de ortak koşan bir kadından daha iyidir. İnanmalarına kadar; ortak koşan erkeklerle mümin kadınları evlendirmeyin. İnanan bir köle, hoşunuza gitmiş olsa da, ortak koşan bir erkekten daha iyidir. İşte onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırır ve insanlara ibret alsınlar diye ayetlerini açıklar.
Bakara · 222. ayet
Ve yes’eluneke anil mehıyd* kul huve ezen fa’tezilun nisae fil mehıydı ve la takrabuhunne hatta yathurn* fe iza tetahherne fe’tuhunne min haysu emerakumllah* innellahe yuhıbbut tevvabıne ve yuhıbbul mutetahhirın
Sana, kadınların aybaşı hali hakkında da sorarlar, de ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır)". Aybaşı halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman, Allah'ın size buyurduğu yoldan yaklaşın. Allah şüphesiz daima tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.
Bakara · 223. ayet
Nisaukum harsul lemu fe’tu harsekum enna si’tum ve kaddimu li enfusikum* vettekullahe va’lemu ennekum mulakuh* ve bessiril mu’minın
Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin. İstikbal için hazırlıklı olun, Allah'tan sakının. O'na, hiç şüphesiz kavuşacağınızı bilin, bunu inananlara müjdele.
Bakara · 224. ayet
Ve la tec’alullahe urdatel li eymanikum en teberru ve tetteku ve tuslihu beynen nas* vallahu semıun alım
İnsanların arasını düzeltmeniz, günahtan sakınmanız ve iyi olmanız için, Allah'a yaptığınız yeminleri engel kılmayın, Allah işitir ve bilir.
Bakara · 225. ayet
La yuahızukumullahu bil lagvi fı eymanikum ve lakiy yuahızukum bi ma kesebet kulubukum* vallahu gafurun halım
Allah sizi rastgele yeminlerinizden dolayı değil, fakat kalblerinizin kasdettiği yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, Halim'dir.
Bakara · 226. ayet
Lillezıne yu’lune min nisaihim terabbusu erbeati eshur* fe in fau fe innellahe gafurur rahıym
Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler, dört ay bekleyebilirler; eğer yeminlerinden dönerlerse, bilsinler ki Allah bağışlar ve merhamet eder.
Bakara · 227. ayet
Ve in azemut talaka fe innellahe semıun aliym
Şayet boşanmaya kararlı iseler, bilsinler ki Allah şüphesiz işitir ve bilir.
Bakara · 228. ayet
Vel mutallekatu yeterabbasne bi enfusihinne selasete kuru’* ve la yehıllu lehunne ey yektmne ma halekallahu fı erhamihinne in kunne yu’minne billahi vel yevmil ahır* ve buuletuhunne ehakku bi raddihinne fı zalike in eradu ıslaha* ve lehunne mislullezı aleyhinne bil ma7rufi ve lir ricali aleyhinne deraceh* vallahu azızun hakım
Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helal değildir. Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Kadınların hakları, örfe uygun bir şekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir üstün derecesi vardır. Allah güçlüdür. Hakim'dir.
Bakara · 229. ayet
Ettalaku merratani fe imsakum bi ma’rufin ev tesrıhum bi ıhsarı* ve la yehıllu lekum en te’huzu mimma ateytumuhunne sey’en illa ey yehafa ella yukıyma hududellah* fe in hıftum ella yukıyma hududellahi fe la cunaha aleyhime fımeftedet bih* tilke hududullahi fe la ta7teduha* ve mey yeteadde hududellahi fe ulaike humuz zalimun
Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır. İkisi Allah'ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkça kadınlara verdiklerinizden (mehirden) bir şey almanız size helal değildir. Eğer Allah'ın yasalarını ikisi koruyamıyacaklar diye korkarsanız, o zaman kadının fidye vermesinde (mehrinden vazgeçerse) ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah'ın yasalarıdır, onları bozmayın. Allah'ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir.
Bakara · 230. ayet
Fe in tallekaha fe la tehıllu lehu mim ba’du hatta tenkıha zevcen gayrah* fe in tallekaha fe la cunaha aleyhima ey yeteracea in zanna ey yukıyma hududellah* ve tilke hududullahi yubeyyinuha li kavmiy ya’lemun
Bundan sonra kadını boşarsa, kadın başka birisiyle evlenmedikçe bir daha kendisine helal olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah'ın yasalarını koruyacaklarını sanırlarsa eski karı kocanın birbirlerine dönmelerine bir engel yoktur. Bunlar, bilenkimseler için Allah'ın açıkladığı yasalardır.
Bakara · 231. ayet
Ve iza tallaktumun nisae fe belagne ecelehunne fe emsikuhunne bi ma’rufin ev serrihuhunne bi ma’rufiv ve la tumsikuhunne dıraran li ta’tedu* ve mey yef’al zalike fe kad zaleme nefseh* ve la tettehızu ayatillahi huzuvev vezkuru nı’metellahi aleykum ve ma enzele aleykum minel kitabi vel hıkmeti yeızukum bih* vettekullahe va’lemu ennellahe bi kulli sey’in alıym
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ererken, onları güzellikle tutun, ya da güzellikle bırakın, haklarına tecavüz etmek için onlara zararlı olacak şekilde tutmayın; böyle yapan şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah'ın ayetlerini de alaya almayın; Allah'ın üzerinize olan nimetini, öğüt vermek üzere size indirdiği Kitap ve hikmeti anın, Allah'tan sakının, Allah'ın her şeyi bildiğini bilin.
Bakara · 232. ayet
Ve iza tallaktumun nisae fe belagne ecelehunne fe la ta’duluhunne ey yenkıhne ezvacehunne iza teradav beynehum bil ma’ruf* zalike yuazu bihı men kane minkum yu’minu billahi vel yevmil ahır* zalikum ezka lekum ve ather* vallahu ya’lemu ve entum la ta’lemun
Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ermişse, kocaları ile birbirleriyle güzellikle anlaşmışlarsa evlenmelerine engel olmayın. İçinizden Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse bundan ibret alır. Bu sizin için daha nezih ve daha paktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Bakara · 233. ayet
Vel validatu yurdı’ne evladehunne havleyni kamileyni li men erade ey yutimmer radaah* ve alel mevludi lehu rizkuhunne ve kisvetuhunne bil ma’ruf* la tukellefu nefsun illa vus’aha* la tudarra validetum bi velediha ve la mevludul lehu bi veledihı ve alel varisi mislu zalik* fe in erada fisalen an teradım minhuma ve tesavurin fe la cunaha aleyhima * ve in eradtum en testerdıu evladekum fe la cunaha aleykum iza sellemtum ma ateytum bih ma’ruf* vettekullahe va’lemu ennellahe bi ma ta’melune basıyr
Anneler çocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen baba için, tam iki sene emzirirler. Anaların yiyecek ve giyeceğini uygun bir şekilde sağlamak çocuk kendisinin olan babaya borçtur. Herkese ancak gücü nisbetinde teklifte bulunulur. Ana çocuğundan, çocuk kendisinin olan baba da çocuğundan dolayı zarara sokulmasın. Mirasçıya da aynı şeyi yapmak borçtur. Ana baba aralarında danışarak ve anlaşarak sütten kesmek isterlerse, ikisine de sorumluluk yoktur. Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek isterseniz, vereceğinizi örfe uygun bir şekilde öderseniz, size sorumluluk yoktur. Allah'tan sakının, yaptıklarınızı gördüğünü bilin.
Bakara · 234. ayet
Vellezıne yuteveffevne minkum ve yezerune ezvacey yeterabbasne bi enfusihinne erbeate eshuriv ve asra* fe iza belagne ecelehunne fe la cunaha aleykum fıma fealne fı enfusihınne bil ma’ruf* vallahu bi ma ta’melune habır
İçinizden ölenlerin bırakmış olduğu eşler kendi kendilerine dört ay on gün beklerler; müddetleri sona erdiğinde, onların kendi haklarında uygun şekilde yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah işlediklerinizden haberdardır.
Bakara · 235. ayet
Ve la cunaha aleykum fıma arradtum bihı min hıtbetin nisai ev eknentum fı enfusikum* alimellahu ennekum se tezkurunehunne ve lakil la tuvaıdulunne sirran illa en tekulu kavlem ma’rufa* ve la ta’zimu ukdetem nikahı hatta yeblugal kitabu eceleh* va’lemu ennellahe ya’lemu ma fi enfusikum fahzeruh* va’lemu ennellahe gafurun halım
Böyle kadınlara kapalı bir şekilde evlenme teklif etmenizde veya içinizden onlarla evlenmeyi geçirmenizde size sorumluluk yoktur. Allah onları anacağınızı bilir. Sakın meşru sözler dışında onlarla gizlice sözleşmeyin, müddet sona erene kadar nikah akdine kalkışmayın. İçinizde olanı Allah'ın bildiğini bilin de O'ndan çekinin. Allah'ın bağışlayan ve Halim olduğunu bilin.
Bakara · 236. ayet
La cunaha aleykum in talaktumun nisae ma lem temessuhunne ev tefridu lehunne ferıdah* ve mettiuhunn* alel musiı kaderuhu ve alel muktiri kaderuh* metaam bil ma’ruf* hakkan alel muhsinın
Kadınlara el sürmeden ve mehirlerini biçmeden onları boşarsanız size sorumluluk yoktur. Onları zengin kendi çapına, fakir kendi çapına uygun bir şekilde faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur.
Bakara · 237. ayet
Ve in tallaktumuhunne min kabli en temessuhunne ve kad feradtum lehunne ferıdaten fe nısfu ma feradtum illa ey ya’fune ev ya’fuvellezı bi yedihı ukdetun nikah* ve en ta’fu akrabu littakva* ve la tensevul fadle beynekum* innellahe bi ma ta’melune basıyr
Eğer onlara mehir biçer de el sürmeden onları boşarsanız, kendileri veya nikah akdi elinde olan erkeğin bağışlaması hali müstesna biçtiğinizin yarısını verin, bağışlamanız Allah'tan sakınmaya daha uygundur. Aranızdaki iyiliği unutmayın. Allah şüphesiz işlediklerinizi görür.
Bakara · 238. ayet
Hafizu ales salevati ves salatil vusta ve kumu lillahi kanitın
Namazlara ve orta namaza devam edin; gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun.
Bakara · 239. ayet
Fe in hıftum fe ricalen ev rukbana* fe iza emintum fezkurullahe ke ma allemekum ma lem tekunu ta’lemun
Eğer korkarsanız, yaya yahut binekte iken kılın, güvene erişince, bilmediklerinizi öğrettiği gibi Allah'ı anın.
Bakara · 240. ayet
Vellezıne yuteveffevne minkum ve yezerune ezvaca* vesıyyetel li ezvacihim metaan ilel havli gayra ıhrac* fe in haracne fe la cunaha aleykum fı ma fealne fı enfusihinne mim ma’ruf* vallahu aziyzun hakiym
İçinizden ölüp, eşler bırakacak olanlar, evlerinden çıkarılmaksızın, senesine kadar eşlerinin geçimini sağlayacak şeyi vasiyet etsinler; eğer çıkarlarsa kendilerinin meşru olarak yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Bakara · 241. ayet
Ve lil mutallekati metaum bil ma’ruf* hakkan alel muttekıyn
Boşanan kadınları, haksızlıktan sakınanlara bir borç olmak üzere, uygun bir surette faydalandırma vardır.
Bakara · 242. ayet
Kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihı leallekum ta’kılun
Allah ayetlerini düşünesiniz diye böylece açıklamaktadır.
Bakara · 243. ayet
E lem tera ilellezıne haracu min diyarihim ve hum ulufun hazeral mevti fe kale lehumullahu mutu summe ahyahum* innellahe le uz fadlin alen nasi ve lakinne ekseran nasi la yeskurun
Binlerce kişinin memleketlerinden ölüm korkusuyla çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara "Ölün" dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
Bakara · 244. ayet
Ve katilu fı sebılillah va’lemu ennellahe semıun alım
Allah yolunda savaşın; bilin ki Allah işitir ve bilir.
Bakara · 245. ayet
Menzellezı yukridullahe kardan hasenen fe yudaıfehu lehu ad’afen kesırah* vallahu yakbidu ve yebsut* ve ileyhi turceun
Allah'a, kat kat karşılığını arttıracağı güzel bir ödünç takdiminde kim bulunur? Allah hem darlaştırır, hem bollaştırır; O'na döneceksiniz.
Bakara · 246. ayet
E lem tera ilel melei mim benı israıle mim ba’di musa* iz kalu li nebiyyil lehumub’as lena meliken nukatil fı sebılillah* kale hel aseytum in kutibe aleykumul kıtalu ella tukatilu* kalu ve ma lena ella nukatile fı sebılillahi ve kad uhricna min diyarina ve ebnaina* fe lemma kutibe aleyhimul kıtalu tevellev illa kalılem minhum* vallahu alımum biz zalimın
Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi. "Ya savaş size farz kılındığında gitmeyecek olursanız?" demişti. "Memleketimizden ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldığımıza göre niye Allah yolunda savaşmıyalım?" demişlerdi. Ama savaş onlara farz kılınınca, az bir kısmı müstesna yüz cevirdiler. Allah zalimleri bilir.
Bakara · 247. ayet
Ve kale lehum nebiyyuhum innellahe kad bease lekum talute melika* kalu enna yekunu lehul mulku aleyna ve nahnu ehakku bil mulki minhu ve lem yu’te seatem minel mal* kale innellahestafahu aleykum ve zadehu betaten fil ılmi vel cism* vallahu yu’tı mulkehu mey yesa’* vallahu vasiun aliym
Peygamberleri onlara "Allah size şüphesiz, Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. "Biz hükümdarlığa ondan layık iken ve ona malca da bir bolluk verilmemişken bize hükümdar olmağa o nasıl layık olabilir?" dediler, "Doğrusu Allah size onu seçti, bilgice ve vücutça gücünü artırdı" dedi. Allah mülkü dilediğine verir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.
Bakara · 248. ayet
Ve kale lehum nebiyyuhum inne ayete mulkihı ey ye’tiyekumut tabutu fıhi sekınetum mir rabbikum ve bekıyyetum mimma terake alu musa ve alu harune tahmiluhul melaikeh* inne fı zalike le ayetel lekum in kuntum mu’minın
Peygamberleri onlara, "Onun hükümdarlığının alameti, size sandığın gelmesidir, onda Rabbinizden gelen gönül rahatlığı ve Musa ailesinin ve Harun ailesinin bıraktıklarından kalanlar var; onu melekler taşır, eğer inanmışsanız bunda sizin için delil vardır" dedi.
Bakara · 249. ayet
Fe lemma fesale talutu bil cunudi kale innellahe mubtelıkum bi neher* fe men seribe minhu fe leyse minnı* vemel lem ya’amhu fe innehu minnı illa menıgterafe gurfetem bi yedih* fe seribu minhu illa kalılem minhum* fe lemma cavezehu huve vellezıne amenu meahu kalu la takate lenel yevme bi calute ve cunudih*kalellezıne yezunnune ennehum mulakullahi kem min fietin kalıletin galebet fieten kesıratem bi iznillah* vallahu meas sabirın
Talut orduyla birlikte ayrıldıktan sonra, "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla deneyecektir, ondan içen benden değildir, onu tatmayan eliyle sadece bir avuç avuçlayan müstesna şüphesiz bendendir" dedi. Onlardan pek azı hariç, sudan içtiler. Kendisi ve kendisiyle olan inananlar ırmağı geçince, "Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok" dediler. Kendilerinin Allah'a kavuşacağını bilenler ise: "Nice az topluluk çok topluluğa Allah'ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir" dediler.
Bakara · 250. ayet
Ve lemma berazu li calute ve cunudihı kalu rabbena efrıg aleyna sabrav ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kafirın
Calut ve ordusuna karşı çıktıklarında, "Rabbimiz! Bize sabır ver, sebatımızı artır, inkar eden millete karşı bize yardım et" dediler.
Bakara · 251. ayet
Fe hezemuhum bi iznillahi ve katele davudu calute ve atahullahul mulke vel hıkmete ve allemehu mimma yesa’* ve lev la def’ullahin nase ba’dahum bi ba’dıl le fesedetil erdu ve lakinnellahe zu fadlin alel alemın
Onları Allah'ın izniyle bozguna uğrattılar; Davud Calut'u öldürdü, Allah Davud'a hükümranlık ve hikmet verdi ve ona dilediğinden öğretti. Allah'ın insanları birbiriyle savması olmasaydı yeryüzünün düzeni bozulurdu. Fakat Allah alemlere lütufkardır.
Bakara · 252. ayet
Tilke ayatullahi netluha aleyke bil hakk* ve inneke le minel murselın
İşte bunlar Allah'ın ayetleridir. Biz onları sana doğru olarak okuyoruz. Şüphesiz sen peygamberlerden birisin.
Bakara · 253. ayet
Tilker rusulu faddalna ba’dahum ala ba’d* minhum men kellemellahe ve rafea ba’dahum deracat* ve ateyna ıysebne meryemel beyyinati ve eyyednahu bi ruhıl kudus* ve lev saellahu maktetelellezıne mim ba’dihim mim ba’di ma caethumul beyyinatu ve lakinıltelefu fe minhum men amene ve minhum men kefar* ve lev saellahu maktetelu ve lakinnellahe yef’alu ma yurıd
İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah'ın kendilerine hitabettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs'le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.
Bakara · 254. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu enfiku mimma rezaknakum min kabli ey ye’tiye yevmul la bey’un fıhi ve la hulletuv ve la sefaah* vel kafirune humuz zalimun
Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayra sarfedin. İnkar edenler ancak yazık edenlerdir.
Bakara · 255. ayet
Allahu la ilahe illa huvel hayyul kayyum* la te’huzuhu sinetuv vela nevm* lehu ma fis semavati ve ma fil ard* men zellezı yesfeu ındehu illa bi iznih* ya’lemu ma beyne eydıhim ve ma halfehum* ve la yuhıytune bi sey’im min ılmihı illa bi ma sa’* vesia kursiyyuhus semavati vel ard* ve la yeuduhu hıfzuhuma* ve huvel alıyyul azıym
Allah, O'ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.
Bakara · 256. ayet
La ikrahe fid dıni kad tebeyyener rusdu minel gayy* fe mey yekfur bit taguti ve yu’mim billahi fe kadistemseke bil urvetil vuska lenfisame leha* vallahu semıun alım
Dinde zorlama yoktur; Artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Tağutu (saptırıcıları) inkar edip Allah'a inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Allah işitendir, bilendir.
Bakara · 257. ayet
Allahu veliyyullezıne amenu yuhricuhum minez zulumati ilen nur* vellezıne keferu evliyauhumut tagutu yuhricunehum minen nuri ilez zulumat* ulaike ashabun nar* hum fıha halidun
Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin ise dostları tağuttur. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar cehennemliklerdir, onlar orada temelli kalacaklardır.
Bakara · 258. ayet
E lem tera ilellezı hacce ibrahıme fı rabbihı en atahullahul mulk* iz kale ibrahımu rabbiyellezı yuhyı ve yumıtu kel ene uhyı ve umıt* kale ibrahımu fe innellahe ye’tı bis semsi minel mesrikı fe’ti biha minel magribi fe buhitellezı kefer* vallahu la yehdil kavmez zalimın
Allah kendisine mülk verdi diye İbrahim ile Rabbi hakkında tartışanı görmedin mi? İbrahim: "Rabbim, dirilten ve öldürendir" demişti. "Ben de diriltir ve öldürürüm" dedi; İbrahim, "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getirsene" dedi. İnkar eden şaşırıp kaldı. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.
Bakara · 259. ayet
Ev kellezı merra ala karyetiv ve hiye haviyetun ala urusiha* kale enna yuhyı hazihillahu ba’de mevtiha* fe ematehullahu miete amin summe beaseh* kale kem lebist* kale lebistu yevmen ev ba7oda yevm* kale bel lebiste miete amin fenzur ila taamike ve serabike lem yetesenneh* venzur ila hımarike ve li nec’aleke ayetel lin nasi venzur ilel ızami keyfe nunsizuha summe neksuha lahma* fe lemma tebeyyene lehu kale a’lemu ennellahe ala kulli sey’in kadır
Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimseyi görmedin mi? "Allah burayı ölümünden sonra acaba nasıl diriltecek?" dedi. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra diriltti, "Ne kadar kaldın?" dedi, "Bir gün veya bir günden az kaldım" dedi, "Hayır yüz yıl kaldın, yiyeceğine içeceğine bak, bozulmamış; eşeğine bak ve hem seni insanlar için bir ibret kılacağız, kemiklere bak, onları nasıl birleştirip, sonra onlara et giydiriyoruz" dedi; bu ona apaçık belli olunca, "Artık Allah'ın her şeye Kadir olduğuna inanmış bulunuyorum" dedi.
Bakara · 260. ayet
Ve iz kale ibrahımu rabbi erinı keyfe tuhyil mevta* kale e ve lem tu’min* kale bela ve lakil li yatmeinne kalbı* kale fe huz erbeatem minet tayri fe surhunne ileyke summec’al ala kulli cebelim minhunne cuz’en summed’uhunne ye’tıneke sa’ya* va’lem ennellahe azızun hakım
İbrahim: "Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster" dediğinde, "İnanmıyor musun?" deyince de, "Hayır öyle değil, fakat kalbim iyice kansın" demişti. "Öyleyse dört çeşit kuş al, onları kendine alıştır, sonra onları parçalayıp her dağın üzerine bir parça koy, sonra onları çağır; koşarak sana gelirler. O halde Allah'ın güçlü ve Hakim olduğunu bil" demişti.
Bakara · 261. ayet
Meselullezıne yunfikune emvalehum fı sebılillahi ke meseli habbetin embetet seb’a senabihle fı kulli sumbuletim mietu habbeh* vallahu yudaıfu li mey yesa’* vallahu vasiun alım
Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lütfü geniştir, O her şeyi bilendir.
Bakara · 262. ayet
Ellezıne yunfikune emvalehum fı sebılillahi summe la yutbiune emvalehum fı sebılillahi summe la yutbiune ma enfeku mennev ve la ezel lehum ecruhum ınde rabbihim* ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
Mallarını Allah yolunda sarfedip sonra sarfettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Bakara · 263. ayet
Kavlum ma’rufuv ve magfiratun hayrum min sadekatiy yetbeuha eza* vallahu ganiyyun halım
Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eza gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah müstağnidir, Halim'dir.
Bakara · 264. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu la tubtılu sadekatikum bil menni vel eza kellezı yunfiku malehu riaen nasi ve la yu’minu billahi vel yevmil ahır* fe meseluhu ke meseli safvanin aleyhi turabun fe esabehu vabilun fe terakehu salda* la yakdirune ala sey’im mimma kesebu* vallahu la yehdil kavmel kafirın
Ey İnananlar! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığındaonu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez.
Bakara · 265. ayet
Ve meselullezıne yunfikune emvalehumub tigae merdatillahi ve tesbıtem min enfusihim ke meseli cennetim bi rabvetin esabeha vabilun fe atet ukuleha dı’feyn* fe il lem yusıbha vabilun fe tall* vallahu bima ta’melune basıyr
Allah'ın rızasını kazanmak ve kalblerini sağlamlaştırmak için mallarını sarfedenlerin durumu, yüksekçe bir tepede bulunan, bol yağmur aldığında yemişlerini iki kat veren, bol yağmur yağmasa bile çisentisi düşen bir bahçenin durumu gibidir. Allah işlediklerinizi görür.
Bakara · 266. ayet
E yeveddu ehadukumen tekune lehu cennetum min nehıyliv ve a’nabin tecrı min tahtihel enharu lehu fıha min kullis semerati ve esabehul kiberu ve lehu zurriyyetun duafau fe esabeha ı’sarun fıhi narin fahterakat* kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum tetefekkerun
Hangi biriniz, kendisi ihtiyarlamış ve çocukları da güçsüzken, altlarından ırmaklar akan, hurma, üzüm ve her çeşit meyveleri bulunan bahçesinin, ateşli bir kasırganın kopmasıyla yanmasını ister? Düşünesiniz diye Allah size ayetlerini böylece açıklar.
Bakara · 267. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu enfiku min tayyibati ma kesebtum ve mimma ahracna lekum minel ard* ve la teyemmemul habıse minhu tunfikune ve lestum bi ahızıhi illa en tugmidu fıh* va’lemu ennellahe ganiyyun hamıd
Ey İnananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin; iğrenmeden alamıyacağınız pis şeyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın müstağni ve övülmeye layık olduğunu bilin.
Bakara · 268. ayet
Esseytanu yeıdukumul fakra ve ye’murukum bil fahsa’* vallahu yeıdukum magfiratem minhu ve fadla* vallahu vasiun alım
Şeytan sizi fakirlikle korkutarak cimriliği ve hayasızlığı emreder; Allah ise kendisinden mağfiret ve bol nimet vadeder. Allah'ın lütfü boldur, O her şeyi bilir.
Bakara · 269. ayet
Yu’til hıkmete mey yesa’* ve mey yu’tel hıkmete fe kad utiye hayran kesıra* ve ma yezzekkeru illa ulul elbab
Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır.
Bakara · 270. ayet
Ve ma enfaktum min nefekatin ev nezertum min nezrin fe innellahe ya’lemuh* ve ma liz zalimıne min ensar
Sarfettiğiniz harcı ve adadığınız adağı şüphesiz Allah bilir. Zulmedenlerin hiç yardımcıları yoktur.
Bakara · 271. ayet
In tubdus sadekati fe niımma hı* ve in tuhfuha ve tu’tuhel fukarae fe huve hayrul lekum* ve yukeffiru ankum min seyyiatikum* vallahu bi ma ta’melune habır
Sadakaları açıkça verirseniz o ne güzel! Eğer onları yoksullara gizlice verirseniz sizin için daha iyidir. Allah onları kötülüklerinizden bir kısmına karşı tutar. Allah işlediklerinizden haberdardır.
Bakara · 272. ayet
Leyse aleyke hudahum ve lakinnellahe yehdı mey yesa’* ve ma tunfiku min hayrin fe li enfusikum* ve ma tunfikune illebtigae vechillah* ve ma tunfiku min hayriy yuveffe ilaykum ve entum la tuzlemun
Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Sarfettiğiniz iyi şey kendinizedir, zaten ancak Allah'ın rızasını kazanmak için sarfedersiniz. Sarfettiğiniz iyi bir şeyin karşılığı haksızlığa uğratılmaksızın size verilir.
Bakara · 273. ayet
Lil fukaraillezıne uhsıru fı sebılillahi la yestetıy’une darben fil erdı yahsebuhumul cahilu agniyae minet teaffuf* ta’rifuhum bi sımahum* la yes’elunen nase ilhafa* ve ma tunfiku min hayrin fe innellahe bihı alım
Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Sarfettiğiniz iyi bir şeyi Allah şüphesiz bilir.
Bakara · 274. ayet
Ellezıne yunfikune emvalehum bil leyli ven nehari sirrav ve alaniyeten fe lehum ecruhum ınde rabbihim* ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
Gece gündüz, açık gizli, mallarını sarfedenlerin mükafatlarını Rab'leri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Bakara · 275. ayet
Ellezıne ye’kuluner riba la yekumune illa kema yekumullezı yetehabbetuhus seytanu minel mess* zalike bi ennehum kalu innemel bey’u mislur riba* ve ehalellahul bey’a ve harramer riba* fe min caehu mevızatum mir rabbihı fenteha fe lehu ma selef* ve emruhu ilellah* ve men ade fe ulaike ashabun nar* hum fıha halidun
Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Zaten alışveriş de faiz gibidir" demelerindendir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabb'inden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah'a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır.
Bakara · 276. ayet
Yemhakullahur riba ve yurbis sadekat* vallahu la yuhıbbu kulle keffarin esım
Allah faizi eksiltir, sadakaları bereketlendirir. Allah pek nankör olan hiçbir günahkarı sevmez.
Bakara · 277. ayet
Innellezıne amenu ve amilus salihati ve ekamus salate ve atevuz zekate lehum ecruhum ınde rabbihim* ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
İnanıp yararlı işler işleyenlerin, namaz kılıp, zekat verenlerin Rab'leri katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Bakara · 278. ayet
Ya eyyuhellezıne amenuttekullahe vezeru ma bekıye miner riba in kunum mu’minın
Ey İnananlar! Allah'tan sakının, inanmışsanız, faizden arta kalmış hesabdan vazgeçin.
Bakara · 279. ayet
Fe il lem tef’alu fe’zenu bi harbim minallahi ve rasulih* ve in tubtum fe lekum ruusu emvalikum* la tazlimune ve la tuzlemun
Böyle yapmazsanız, bunun Allah'a ve Peygamberine karşı açılmış bir savaş olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz sermayeniz sizindir. Böylece haksızlık etmemiş ve haksızlığa uğramamış olursunuz.
Bakara · 280. ayet
Ve in kane zu usretin fe nezıratun ila meyserah* ve en tesaddeku hayrul lekum in kuntum ta’lemun
Borçlu darda ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır.
Bakara · 281. ayet
Vetteku yevmen turceune fıhi ilellahi summe tuveffa kullu nefsim ma kesebet vehum la yuzlemun
Allah'a döneceğiniz ve sonra haksızlığa uğramadan herkesin kazancının kendisine eksiksiz verileceği günden korkunuz.
Bakara · 282. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu iza tedayentum bi deynin ila ecelim musemmen fektubuh* vel yektub beynekum katibum bil adli ve la ye’be katibun ey yektube kema allemehullahu fel yektub* velyumlilillezı aleyhil hakku vel yettekıllahe rabbehu ve la yebhas minhu sey’a* fe in kanellezı aleyhil hakku sefıhen ev daıyfen ev la yestetıy’u eyyumille huve felyumlil hakku sefıhen ev daıyfen ev la yestetıy’u eyyumille huve felyumlil veliyyuhu bil adl* vesteshidu sehıdeyni mir ricalikum* fe il lem yekuna raculeyni fe raculuv vemraetani mimmen terdavne mines suhedai en tedılle ıhdahuma fe tuzekkira ıldahumel uhra* ve la ye’bes suhedau iza ma duu* ve la tes’emu en tektubuhu sagıyran ev kebıran ila ecelih* zalikum aksetu ındellahi ve akvemu lis sehadeti ve edna ella tertabu illa en tekune ticaraten hadıraten tudıruneha beynekum fe leyse aleykum cunahun ella tektubuha* ve sehidu iza tebaya’tum* ve la yudarra katibuv ve la sehid* ve in tef’alu fe innehu fusukum bikum* vettekullah* ve yuallimukumullah* vallahu bi kulli sey’in alım
Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah'tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.
Bakara · 283. ayet
Ve in kuntum ala seferiv ve lem tecidu katiben ferihanum makbudah* fe in emine ba’dukum ba’dan felyueddillezi’tumine emanetehu velyettekıllahe rabbeh* ve la tektumus sehadeh* ve mey yektumha fe innehu asimun kalbuh* vallahu bi ma ta’melune alım
Eğer yolculukta olup katip bulamazsanız alınan rehin yeter. Şayet birbirinize güvenirseniz, güvenilen kimse borcunu ödesin. Rabbi olan Allah'tan sakınsın. Şahidliği gizlemeyin, onu kim gizlerse şüphesiz kalbi günah işlemiş olur. Allah işlediklerinizi bilir.
Bakara · 284. ayet
Lillahi ma fis semavati ve ma fil ard* ve in tubdu ma fı enfusikum ev tuhfuhu yuhasibkum bihillah* fe yagfiru limey yesau ve yuazzibu mey yesa’* vallahu ala kulli sey’in kadır
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve dilediğini bağışlar, dilediğine azabeder. Allah her şeye Kadir'dir.
Bakara · 285. ayet
Amener rasulu bi ma unzile ileyhi mir rabbihı vel mu’minun* kullun amene billahi ve melaiketihı ve kutubihı ve rusulih* la nuferriku beyne ehadim mir rusulih* ve kalu semı’na ve eta’na gufraneke rabbena ve ileykel masıyr
Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. "Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır" dediler.
Bakara · 286. ayet
La yukellifullahu nefsen illa vus’aha* leha ma kesebet ve aleyha mektesebet* rabbena la tuahızna in nesına ev ahta’na* rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezıne min kablina* rabbena ve la tuhammilna ma la takate lena bih* va’fu anna* vagfir lena* verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirın
Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karşı bize yardım et.