6
En'âm
En'âm
165 ayet
Sure profili · 7. cüz · Mekke
En'âm
Al-An'am · En'âm
En'âm suresi (Al-An'am). Mekke döneminde inmiştir; 165 ayettir. Mushaf yolunda 6. sure olarak okunur.
165 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
En'âm · 1. ayet
Elehumdu lillahillezı halekas semavati vel erda ve cealez zulumati ven nur summellezıne keferu bi rabbihim ya’dilun
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a mahsustur. Öyle iken, inkar edenler Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.
En'âm · 2. ayet
Huvellezı halekakum min tıynin summe kada ecela ve ecelum musemmen ındehu summe entum temterun
O, sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel tayin edendir. Belirli bir ecel O'nun katındadır; sonra bir de şüphe edersiniz.
En'âm · 3. ayet
Ve huvellahu fis semavati ve fil ard ya’lemu sirrakum ve cehrakum ve ya’lemu ma teksibun
O, göklerin ve yerin Allah'ı, içinizi dışınızı bilir, kazandıklarınızı da bilir.
En'âm · 4. ayet
Ve ma te’tıhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu’ridıyn
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet geldikçe ondan yüz çevirirlerdi.
En'âm · 5. ayet
Fe kad kezzebu bil hakkı lemma caehum fe sevfe ye’tıhim embau ma kanu bihı yestehziun
Gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberleri kendilerine gelecektir.
En'âm · 6. ayet
E lem yerav kem ehlekna min kablihim min karnim mekkennahum fil erdı ma lem numekkil lekum ve erselnes semae aleyhim midrara ve cealnel enhara tecrı min tahtihim fe ehleknahum bi zunubihim ve ense’na mim ba’dihim karnen aharın
Onlardan önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? Onları, sizi yerleştirmediğimiz bir şekilde yeryüzüne yerleştirmiş, gökten bol yağmur yağdırmış, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından ötürü yok ettik ve ardlarından başka bir nesil yetiştirdik.
En'âm · 7. ayet
Ve lev nezzelna aleyke kitaben fı kırtasin fe lemessuhu bi eydıhim le kalellezıne keferu in haza illa sıhrum mubın
Sana Kitap'ı kağıtta yazılı olarak indirmiş olsak da, elleriyle ona dokunsalar, inkar edenler yine de, "Bu apaçık bir büyüdür" derlerdi.
En'âm · 8. ayet
Ve kalu lev la unzile aleyhi melek ve lev enzelna melekel lekudıyel emru summe la yunzarun
Ona bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Bir melek indirmiş olsaydık iş bitmiş olurdu da onlara göz bile açtırılmazdı.
En'âm · 9. ayet
Ve lev cealnahu melekel le cealnahu raculev ve lelebesna aleyhim ma yelbisun
Biz onu melek kılsaydık, bir insan şeklinde yapardık da, düştükleri şüpheye onları yine düşürmüş olurduk.
En'âm · 10. ayet
Ve le kadistuhzie bi rusulim min kablike fe haka billezıne sehıru minhum ma kanu bihı yestehziun
And olsun ki, senden önce birçok peygamberler alaya alınmıştı, onlarla eğlenenleri, alaya aldıkları şey mahvetti.
En'âm · 11. ayet
Kul sıru fil erdı summenzuru keyfe kane akıbetul mukezzibın
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra da, yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.
En'âm · 12. ayet
Kul li mem ma fis semavati vel ard kul lillah ketebe ala nefsihir rahmeh le yecmeannekum ila yevmil kıyameti la raybe fıh ellezıne hasiru enfusehum fe hum la yu’minun
De ki: "göklerde ve yerde olanlar kimindir?", "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır; and olsun ki, sizi vukuu şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerine yazık ettiler; çünkü onlar inanmazlar.
En'âm · 13. ayet
Ve lehu ma sekene fil leyli ven nehar ve huves semıul alım
Gecede ve gündüzde bulunan O'nundur. O işitendir, Bilen'dir.
En'âm · 14. ayet
Kul e gayrallahi ettehıu veliyyen fatıris semavati vel erdı ve huve yut’ımu ve la yut’am kul innı umirtu en ekune evvele men esleme ve la tekunenne minel musrikın
Gökleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah'tan başka bir dost mu edinirim?" de. "Doğrusu ben ilk müslüman olmakla emrolundum" de; asla ortak koşanlardan olma.
En'âm · 15. ayet
Kul innı ehafu in asaytu rabbı azabe yevmin azıym
Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım" de.
En'âm · 16. ayet
Mey yusraf anhu yevmeizin fe kad rahımeh ve zalikel fevzul mubın
O gün kim azabdan alıkonursa, şüphesiz o kimse rahmete erişmiştir. Bu, apaçık bir kurtuluştur.
En'âm · 17. ayet
Ve iy yemseskellahu bi durrin fe la kasife lehu illa hu ve iy yemseske bi hayrin fe huve ala kulli sey’in kadır
Allah sana bir sıkıntı verirse, O'ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik verirse başkası onu engelleyemez. O, her şeye Kadir'dir.
En'âm · 18. ayet
Ve huvel kahiru fevka ıbadih ve huvel hakımul habır
O, kullarının üstünde yegane tasarruf sahibidir. Hakim'dir, haberdardır.
En'âm · 19. ayet
Kul eyyu sey’in ekberu sehadeh kulillahu sehıdum beynı ve beynekum ve uhıye ileyye hazel kur’anu li unzirakum bihı ve mem belag e innekum le teshedune enne meallahi aliheten uhra kul la eshed kul innema huve ilahuv vahıduv ve innenı berıum mimma tusrikun
Şahit olarak hangi şey daha büyüktür" de. "Allah benimle sizin aranızda şahiddir. Bu Kuran bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu; Allah'la beraber başka tanrılar bulunduğuna siz mi şahidlik ediyorsunuz?" de. "Ben şehadet etmem" de. "O ancak tek Tanrıdır, doğrusu ben ortak koşmanızdan uzağım" de.
En'âm · 20. ayet
Ellezıne ateynahumul kitabe ya’rifunehu kema ya’rifune ebnaehum ellezıne hasiru enfusehum fe hum la yu’minun
Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; fakat kendilerine yazık ettiler, çünkü onlar inanmazlar.
En'âm · 21. ayet
Ve men azlemu kmimmeniftera alellahi keziben ev kezzebe bi ayatih innehu la yuflihuz zalimun
Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Zalimler bunun için saadete ulaşamazlar.
En'âm · 22. ayet
Ve yevme nahsuruhum cemıan summe nekulu lillezıne esraku eyne surakaukumullezıne kuntum tez’umun
Bir gün hepsini toplarız, sonra ortak koşanlara, "İddia ettiğiniz ortaklarınız nerede?" deriz.
En'âm · 23. ayet
Summe lem tekun fitnetuhum illa en kalu vallahi rabbina ma kunna musrikın
Sonra, "Rabbimiz Allah'a and olsun ki bizler ortak koşanlar değildik" demekten başka çare bulamazlar.
En'âm · 24. ayet
Unzur keyfe kezebu ala enfusihim ve dalle anhum ma kanu yefterun
Kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine bak; uydurdukları şeyler de onlardan uzaklaştı.
En'âm · 25. ayet
Ve minhum mey yestemiu ileyk ve cealna ala kulubihim ekinneten ey yefkahuhu ve fı azanihim vakra ve iy yerav kulle ayetil la yu’minu biha hatta iza cauke yucadiluneke yekulullezıne keferu in haza illa esatıyrul evvelın
Onlardan seni dinleyenler vardır, Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler kulaklarına da ağırlık koyduk. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile, yine de ona inanmazlar, nihayet sana geldiklerinde de seninle çekişirler. İnkar edenler, "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" derler.
En'âm · 26. ayet
Ve hum yenhevne anhu ve yen’evne anh ve iy yuhlikune illa enfusehum ve ma yes’urun
Onlar Kuran'dan alıkorlar ve ondan uzaklaşırlar. Böylece yalnız kendilerini mahvederler de farkına varamazlar.
En'âm · 27. ayet
Ve lev tera iz vukıfu alen nari fe kalu ya leytena nuraddu ve la nukezzibe bi ayati rabbina ve nekune minel mu’minın
Onların, ateşin kenarına getirilip durdurulduklarında, "keşke dünyaya tekrar döndürülseydik, Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasaydık ve inananlardan olsaydık" dediklerini bir görsen.
En'âm · 28. ayet
Bel bedalehum ma kanu yuhfune min kabl ve lev ruddu le adu lima nuhu anhu ve innehum le kazibun
Hayır; daha önce gizledikleri onlara göründü. Eğer geri döndürülseler yine kendilerine yasak edilen şeylere dönerler. Doğrusu onlar yalancıdırlar.
En'âm · 29. ayet
Ve kalu in hiye illa hayatuned dunya ve ma nahnu bi meb’usın
Hayat ancak bu dünyadakinden ibarettir, biz dirilecek değiliz" dediler.
En'âm · 30. ayet
Ve lev tera iz vukıfu ala rabbihim kale e leyse haza bil hakk kalu bela ve rabbina kale fe zukul azabe bima kuntum tekfurun
Onları, Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah: "Bu gerçek değil mi?" der; onlar, "Evet, Rabbimiz hakkı için gerçektir" derler. Allah da "Öyleyse inkar etmenizden ötürü azabı tadın" der.
En'âm · 31. ayet
Kad hasirallezıne kezzebu bi likaillah hatta iza caethumus saatu bagteten kalu ya hasratena ala ma ferratna fıha ve hum yahmilune evzarahum ala zuhurihim e la sae ma yezirun
Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar doğrusu kaybedenlerdir ki kıyamet saati onlara ansızın gelince, ağırlıklarını arkalarına yüklenerek, "Dünyada işlediğimiz büyük kusurlardan ötürü yazıklar olsun bize" derler. Dikkat edin, yüklendikleri şeyler ne kötüdür.
En'âm · 32. ayet
Ve mel hayatud dunya illa leıbuv ve lehv ve leddarul ahıratu hayrul lillezıne yettekun e fe la ta’kılun
Dünya hayatı sadece oyun ve oyalanmadır; ahiret yurdu, sakınanlar için daha iyidir. Düşünmüyor musunuz.
En'âm · 33. ayet
Kad na’lemu innehu le yahzunukellezı yekulune fe innehum la yukezzibuneke ve lakinnez zalimıne bi ayatillahi yechadun
Onların söylediklerinin seni üzeceğini elbette biliyoruz; doğrusu onlar seni yalancı saymıyorlar, fakat zalimler Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar.
En'âm · 34. ayet
Ve le kad kuzzibet rusulum min kablike fe saberu ala ma kuzzibu ve uzu hatta etahum nasruna ve la mubeddile li kelimatillah ve le kad caeke min nebeil murselın
Senden önce nice peygamberler yalanlandı ve kendilerine yardımımız gelene kadar yalanlanmalarına ve sıkıştırılmaya katlandılar. Allah'ın sözlerini değiştirebilecek yoktur; and olsun ki peygamberlerin haberi sana da geldi.
En'âm · 35. ayet
Ve in kane kebura aleyke ı’raduhum fe inisteta’te en tebtegıye nefekan fil erdı ev sullemen fis semai fe te’tiyehum bi ayeh ve lev saellahu le cemeahum alel huda fe la tekunenne minel cahilın
Onların yüz çevirmesi sana ağır gelince, eğer gücün yeri delmeye veya göğe merdiven dayamağa yetmiş olsaydı, onlara bir mucize göstermek isterdin. Allah dileseydi onları doğru yolda toplardı. Sakın bilmeyenlerden olma.
En'âm · 36. ayet
Innema yestecıbullezıne yesmeun vel mevta yeb’asuhumullahu summe ileyhi yurceun
Ancak kulak verenler daveti kabul ederler. Ölüleri Allah diriltir, sonra O'na dönerler.
En'âm · 37. ayet
Ve kalu lev la nuzzile aleyhi ayetum mir rabbih kul innellahe kadirun ala ey yunezzile ayetev ve lakinne ekserahum la ya’lemun
Rabbinden ona (Muhammed'e) bir belge indirilseydi ya" dediler. De ki: "Doğrusu Allah bir belge indirmeye Kadir'dir, fakat çoğu bilmezler.
En'âm · 38. ayet
Ve ma min dabbetin fil erdı ve la tairiy yetıyru bi cenahayhi illa umemun emsalukum ma ferratna fil kitabi min sey’in summe ila rabbihim yuhserun
Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap'da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır.
En'âm · 39. ayet
Vellezıne kezzebu bi ayatina summuv ve bukmun fiz zulumat mey yeseillahu yudlilh ve mey yese’yec’alhu ala sıratım mustekıym
Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu doğru yola koyar.
En'âm · 40. ayet
Kul eraeytekum in etakum azabullahi ev etetkumus saatu e gayrallahi ted’un in kuntum sadikıyn
De ki, "Üzerinize Allah'ın azabı gelse veya kıyamet saati size gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru iseniz bana bildirin.
En'âm · 41. ayet
Bel iyyahu ted’une fe yeksifu ma ted’une ileyhi in sae ve tenzevne ma tusrikun
Hayır; sadece O'na yalvarırsınız; dilerse yalvardığınız şeyi giderir, siz de O'na koştuğunuz ortakları unutursunuz.
En'âm · 42. ayet
Ve le kad erselna ila umemim min kablike fe ehaznahum bil be’sai ved darrai leallehum yetedarraun
Şüphesiz ki, senden önce ümmetlere peygamberler göndermiştik; onları yalvarsınlar diye darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.
En'âm · 43. ayet
Fe lev la iz caehum be’suna tedarrau ve lakin kaset kulubuhum ve zeyyene lehumus seytanu ma kanu ya’melun
Hiç değilse, onlara şiddetimiz geldiği zaman yalvarıp yakarmalı değil miydiler? Lakin kalbleri katılaştı, şeytan da yaptıklarını onlara güzel gösterdi.
En'âm · 44. ayet
Felemma nesu ma zukkiru bihı fetahna aleyhim ebvabe kulli sey’hatta iza ferihu bima utu ehaznahum bagteten fe iza hum mublisun
Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık; kendilerine verilene sevinince ansızın onları yakaladık da umutsuz kalıverdiler.
En'âm · 45. ayet
Fe kutıa dabirul kavmillezıne zalemu vel hamdu lillahi rabbil alemın
Zulmeden milletin kökü böylece kesildi. Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
En'âm · 46. ayet
Kul eraeytum in ehazellahu sem’akum ve ebsarakum ve hateme ala kulubikum men ilahun gayrullahi ye’tıkum bih unzur keyfe nusarriful ayati summe hum yasdifun
De ki: "Gördünüz mü? Allah, işitmenizi, gözlerinizi alsa, kalblerinizi kapasa, Allah'tan başka hangi tanrı onu sizlere getirebilir?" Ayetleri nasıl türlü türlü açıkladığımıza bir baksana, sonra da onlar yüz çevirirler.
En'âm · 47. ayet
Kul eraeytekum in etakum azabullahi bagteten ev cehraten hel yuhleku illel kavmuz zalimun
De ki: "Allah'ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse, zalimlerden başkası mı yok olur? Bana bildirin.
En'âm · 48. ayet
Ve ma nursilul murselıne illa mubessirıne ve munzirın fe men amene ve asleha fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Kim inanır ve nefsini ıslah ederse onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
En'âm · 49. ayet
Vellezıne kezzebu bi ayatina yemessuhumul azabu bi ma kanu yefukun
Ayetlerimizi inkar edenlere yoldan çıkmalarından ötürü azab dokunacaktır.
En'âm · 50. ayet
Kul la ekulu lekum ındı hazainullahi ve la a’lemul gaybe ve la ekulu lekum innı melek in ettebiu illa ma yuha ileyy kul hel yestevil a’ma vel besıyr e fe la tetefekkerun
De ki: "Size Allah'ın hazineleri elimdedir, demiyorum; gaybı da bilmiyorum; size, ben meleğim demiyorum, ben ancak bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Görenle görmeyen bir midir? Düşünmüyor musunuz.
En'âm · 51. ayet
Ve enzir bihillezıne yehafune ey yuhseru ila rabbihim leyse lehum min dunihı veliyyuv ve la sefıul leallehum yettekun
Rablerine toplanacaklarından korkanları Kuran ile uyar. O'ndan başka bir dost ve aracıları yoktur. Umulur ki Allah'tan sakınalar.
En'âm · 52. ayet
Ve la tatrudillezıne yed’une rabbehum bil gadati vel asiyyi yurıdune vecheh ma aleyke min hısabihim min sey’iv ve ma min hısabike aleyhim min sey’in fe tatrudehum fe tekune minez zalimın
Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın.
En'âm · 53. ayet
Ve kezalike fetenna ba’dahum bi ba’dıl li yekulu e haulai mennellahu aleyhim mim beynina e leysellahu bi a’leme bis sakirın
Böylece, "Aramızdan Allah bunlara mı iyilikte bulundu?" demeleri için onları birbiriyle denedik. Allah şükredenleri iyi bilen değil midir.
En'âm · 54. ayet
Ve iza caekellezıne yu’minune bi ayatina fe kul selamun aleykum ketebe rabbukum ala nefsihir rahmete ennehu men amile minkum suem bi cehaletin summe tabe mim ba’dihı ve asleha fe ennehu gafurur rahıym
Ayetlerimize inananlar sana gelince: "Size selam olsun" de. Rabbiniz, sizden kim bilmeyerek fenalık işler de arkasından tövbe eder ve nefsini düzeltirse, ona rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır. O, bağışlar ve merhamet eder.
En'âm · 55. ayet
Ve kezalike nufessılul ayati ve li testebıne sebılul mucrimın
Suçluların yolu belli olsun diye, böylece ayetleri uzun uzun açıklarız.
En'âm · 56. ayet
Kul innı nuhıtu en a’budellezıne ted’une min dunillah kul la ettebiu ehvaekum kad daleltu izev ve ma ene minel muhtedın
De ki: "Allah'tan başka, yalvardıklarınıza kulluk etmekten menolundum." "Sizin heveslerinize uymayacağım, yoksa sapıtmış, doğru yolda gidenlerden olmamış olurum" de.
En'âm · 57. ayet
Kul innı ala beyyinetim mir rabbı ve kezzebtum bih ma ındı ma testa’cilune bih inil hukmu illa lillah yekussul hakka ve huve hayrul fasılın
De ki: "Ben Rabbim'den bir belgeye dayanmaktayım, halbuki siz onu yalanladınız; acele istediğiniz de elimde değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, hükmedenlerin en iyisi olarak gerçeği anlatır.
En'âm · 58. ayet
Kul lev enne ındı ma testa’cilune bihı le kudiyel emru beynı ve beynekum vallahu a’lemu biz zalimın
De ki: "Acele istediğiniz şey elimde olsaydı, benimle aranızdaki iş bitmiş olurdu." Allah zulmedenleri en iyi bilendir.
En'âm · 59. ayet
Ve ındehu mefatihul gaybi la ya’lemuha illa hu ve ya’lemu ma fil berri vel bahr ve ma teskutu miv verakatin illa ya’lemuha ve la habbetin fı zulumatil erdı ve la ratbiv ve la yavisin illa fı kitabim mubın
Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı kuruyu ki apaçık Kitap'tadır ancak O bilir.
En'âm · 60. ayet
Ve huvellezı yeteveffakum bil leyli ve ya’lemu ma cerahtum bin nehari summe yeb’asukum fıhi li yukda ecelum musemma summe ileyhi merciukum summe yunebbiukum bi ma kuntum ta’melun
Geceleyin sizi ölü gibi uyutan, gündüzün yaptıklarınızı bilen, mukadder olan hayat süreniz doluncaya kadar gündüzleri sizi tekrar kaldıran O'dur. Sonra dönüşünüz O'nadır, işlediklerinizi size bildirecektir.
En'âm · 61. ayet
Ve huvel kahiru fevka ıbadihı ve yursilu aleykum hafezah hatta iza cae ehadekumul mevtu teveffethu rusuluna ve hum la yuferritun
O, kulların üstünde yegane Hakim'dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O'nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.
En'âm · 62. ayet
Summe ruddu ilellahi mevlahumul hakk e la lehul hukmu ve huve esraul hasibın
O, kulların üstünde yegane Hakim'dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O'nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.
En'âm · 63. ayet
Kul mey yuneccıkum min zulumatil berri vel bahri ted’unehu tedarruav ve hufyeh le in encana min hazihı le nekunenne mines sakirın
De ki: "Kara ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır? Bundan bizi kurtarırsan şükredenlerden olacağız diye O'na gizli gizli yalvarır yakarırsınız.
En'âm · 64. ayet
Kulillahu yuneccıkum minha ve min kulli kerbin summe entum tusrikun
De ki: "Allah sizi ondan ve her sıkıntıdan kurtarır, sonra da O'na ortak koşarsınız.
En'âm · 65. ayet
Kul huvel kadiru ala ey yeb’ase aleykum azabem min fevkıkum ev min tahti erculikum ev yelbisekum siyeav ve yuzıka ba’dakum be’se ba’d unzur keyfe nusarriful ayati leallehum yefkahun
De ki: "Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O'dur." Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak.
En'âm · 66. ayet
Ve kezzebe bihı kavmuke ve huvel hakk kul lestu aleykum bi vekıl
Gerçekten, senin milletin Kuran'ı yalanladı. "Cezanızı ben verecek değilim" de.
En'âm · 67. ayet
Li kulli nebeim mustekarruv ve sevfe ta’lemun
Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır ki siz onu yakında bileceksiniz.
En'âm · 68. ayet
Ve iza raeytellezıne yehudune fı ayatina fe a’rıd anhum hatta yehudu fı hadısin gayrih ve imma yunsiyennekes seytanu fe la tak’ud ba’dez zikra meal kavmiz zalimın
Ayetlerimizi çekişmeye dalanları görünce, başka bir bahse geçmelerine kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra artık zulmedenlerle beraber oturma.
En'âm · 69. ayet
Ve ma alellezıne yettekune min hısabihim min sey’iv ve lakin zikra leallehum yettekun
Sakınan kimselere, onların hesaplarından bir sorumluluk yoktur. Fakat bir hatırlatmadır; belki sakınırlar.
En'âm · 70. ayet
Ve zerillezınettehazu dınehum leıbev ve lehvev ve garrathumul hayatud dunya ve zekkir bihı en tubsele nefsum bima kesebet leyse leha min dunillahi veliyyuv ve la sefiy’ve in ta’dil kulle adlil la yu’haz minha ulaikellezıne ubsilu bima kesebu lehum serabum min hamımiv ve azabun elımum bima kanu yekfurun
Dinlerini oyun ve eğlenceye alanları, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Kuran ile öğüt ver ki, bir kimse kazandığıyla helake düşmeye görsün, o takdirde Allah'dan başka ona ne bir yardımcı, ne de bir kurtarıcı bulunur; her türlü fidyeyi de verse kabul olunmaz. Kazandıklarından ötürü yok olanlar işte bunlardır. İnkar etmelerinden dolayı kızgın içecek ve can yakıcı azab onlaradır.
En'âm · 71. ayet
Kul e ned’u min dunillahi ma la yenfeuna ve la yedurruna ve nuraddu ala a’kabina ba’de iz hedanellahu kellezistehvethus seyatıynu fil erdı hayrane lehu ashabuy yed’unehu ilel hude’tina kul inne hudellahi huvel huda ve umirna li nuslime li rabbil alemın
De ki: "Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan başka şeylere mi yalvaralım?" De ki, "Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah'tan sakının diye emrolunduk." Kendisine toplanacağınız O'dur.
En'âm · 72. ayet
Ve en ekıymus salate vettekuh ve huvellezı ileyhi tuhserun
De ki: "Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan başka şeylere mi yalvaralım?" De ki, "Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah'tan sakının diye emrolunduk." Kendisine toplanacağınız O'dur.
En'âm · 73. ayet
Ve huvellezı halekas semavati vel erda bil hakk ve yevme yekulu kun fe yekun kavluhul hakk ve lehul mulku yevme yunfehu fis sur alimul gaybi ves sehadeh ve huvel hakımul habır
Gökleri ve yeri gerçekle yaratan O'dur ki "Ol" dediği gün (an) hemen olur; sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün hükümranlık O'nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. O Hakim'dir, haberdardır.
En'âm · 74. ayet
Ve iz kale ibrahımu li ebıhi azera etettehızu asnamen aliheh innı erake ve kavmeke fı dalalim mubın
İbrahim, babası Azer'e, "Putları tanrı olarak mı benimsiyorsun? Doğrusu ben seni ve milletini açık bir sapıklık içinde görüyorum" demişti.
En'âm · 75. ayet
Ve kezalike nurı ibrahıme melekutes semavati vel erdı ve li yekune minel mukının
Yakinen bilenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin hükümranlığını şöylece gösteriyorduk.
En'âm · 76. ayet
Felemma cenne aleyhil leylu raa kevkeba kale haza rabbı felemma efele kale la uhıbbul afilın
Gece basınca bir yıldız gördü, "işte bu benim Rabbim!" dedi; yıldız batınca, "batanları sevmem" dedi.
En'âm · 77. ayet
Felemma rael kamera bazigan kale haza rabbı felemma efele kale leil lem yehdinı rabbı le ekunenne minel kavmid dallın
Ayı doğarken görünce, "işte bu benim Rabbim!" dedi, batınca, "Rabbim beni doğruya eriştirmeseydi and olsun ki sapıklardan olurdum" dedi.
En'âm · 78. ayet
Felemma raes semse bazigaten kale haza rabbı haza ekber felemma efelet kale ya kavmi innı berıum mimma tusrikun
Güneşi doğarken görünce "işte bu benim Rabbim, bu daha büyük!" dedi; batınca, "Ey milletim! Doğrusu ben ortak koştuklarınızdan uzağım" dedi.
En'âm · 79. ayet
Innı veccehtu vechiye lillezı fetaras semavati vel erda hanıfev ve ma ene minel musrimın
Doğrusu ben yüzümü, gökleri ve yeri yaratana, doğruya yönelerek çevirdim, ben ortak koşanlardan değilim.
En'âm · 80. ayet
Ve haccehu kavmuh kale e tuhaccunnı fillahi ve kad hedan ve la ehafu ma tusrikune bihı illa ey yesae rabbı sey’a vesia rabbı kulle sey’in ılma e fe la tetezekkerun
Milleti onunla tartışmaya girişti. "Beni doğru yola eriştirmişken, Allah hakkında benimle mi tartışıyorsunuz? O'na ortak koştuklarınızdan korkmuyorum, meğer ki Rabbim bir şeyi dilemiş ola. Rabbim ilimce her şeyi kuşatmıştır; hala öğüt kabul etmez misiniz?" dedi.
En'âm · 81. ayet
Ve keyfe ehafu ma esraktum ve la tehafune ennekum esraktum billahi ma lem yunezzil bihı aleykum sultana fe eyyul ferıkayni ehakku bil emn in kuntum ta’lemun
Allah'a koştuğunuz ortaklardan nasıl korkarım? Oysa siz, Allah'ın hakkında size bir delil indirmediği bir şeyi O'na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz. İki taraftan hangisine güvenmek daha gereklidir, bir bilseniz.
En'âm · 82. ayet
Ellezıne amenu ve lem yelbisu ımanehum bi zulmin ulaike lehumul emnu ve hum muhtedun
İşte güven; onlara, inanıp haksızlık karıştırmayanlaradır. Onlar doğru yoldadırlar.
En'âm · 83. ayet
Ve tilke huccetuna ateynaha ibrahıme ala kavmih nefeu deracatim men nesa’inne rabbeke hakımun alım
Bu, İbrahim'e, milletine karşı verdiğimiz hüccetimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Doğrusu Rabbin Hakim'dir, Bilen'dir.
En'âm · 84. ayet
Ve vehebna lehu ishaka ve ya’kub kullen hedeyna ve nuhan hedeyna min kablu ve min zurriyyetihı davude ve suleymane ve eyyube ve yusufe ve musa ve harun ve kezalike neczil muhsinın
Ona İshak'ı, Yakub'u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh'u ve soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, İsmail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dünyalara üstün kıldık- doğru yola eriştirdik.
En'âm · 85. ayet
Ve zekeriyya ve yahya ve ıysa ve ilyas kullum mines salihıyn
Ona İshak'ı, Yakub'u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh'u ve soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, İsmail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dünyalara üstün kıldık- doğru yola eriştirdik.
En'âm · 86. ayet
Ve ismaıyle vel yesea ve yunuse ve luta ve kullen faddalna alel alemın
Ona İshak'ı, Yakub'u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh'u ve soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, İsmail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dünyalara üstün kıldık- doğru yola eriştirdik.
En'âm · 87. ayet
Ve min abaihim ve zurriyyatihim ve ıhvanihim vectebeyna hum ve hedeynahum ila sıratım mustekıym
Babalarından, soylarından, kardeşlerinden bir kısmını seçtik ve doğru yola eriştirdik.
En'âm · 88. ayet
Zalike hudellahi yehdı bihı mey yesau min ıbadih ve lev esraku le habita anhum ma kanu ya’melun
Bu, Allah'ın kullarından dilediğini eriştirdiği yoludur. Eğer ortak koşsalarda amelleri boşa çıkardı.
En'âm · 89. ayet
Ulaikellezıne ateynahumul kitabe vel hukme ven nubuvveh fe iy yekfur biha haulai fe kad vekkelna biha kavmel leysu biha bi kafirun
Kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiklerimiz işte bunlardır. Kafirler onları inkar ederlerse, inkar etmeyecek bir milleti onlara vekil kılarız.
En'âm · 90. ayet
Ulaikellezıne hedellahu fe bi hudahumuktedih kul la es’elukum aleyhi ecra in huve illa zikra lil alemın
İşte bunlar Allah'ın doğru yola eriştirdikleridir, onların yoluna uy, "Sizden buna karşılık bir ücret istemem, bu sadece herkes için bir hatırlatmadır" de.
En'âm · 91. ayet
Ve ma kaderullahe hakka kadrihı iz kalu ma enzelellahu ala beserim min sey’kul men enzelel kitabellezı cae bihı musa nurav ve hudel lin nasi tec’alunehu karatıyse tubduneha ve tuhfune kesıra ve ullimtum ma lem ta’lemu entum ve la abaukum kulillahu summe zerhum fı havdıhum yel’abun
Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: "Musa'nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği Kitap'ı kim indirdi? Ki siz onu kağıtlara yazıp bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz size onunla öğretilmiştir." "Allah" de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar.
En'âm · 92. ayet
Ve haza kitabun enzelnahu mubarakum musaddikullezı beyne yedeyhi ve li tunzira ummel kura ve men havleha vellezıne yu’minune bil ahırati yu’minune bihı ve hum ala salatihim yuhafizun
Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitap'dır. Ahirete inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler.
En'âm · 93. ayet
Ve men azlemu mimmeniftera alellahi keziben ev kale uhıye ileyye ve lem yuha ileyhi sey’uv ve men kale seanzilu misle ma enzelellah ve le v tera iziz zalimune fı gameratil mevti vel melaiketu basitu eydıhim ahricu enfusekum elyevme tuczevne azabel huni bi ma kuntum tekulune alellahi gayral hakkı ve kuntum an ayatihı testekbirun
Allah'a karşı yalan uydurandan veya kendisine bir şey vahyedilmemişken "Bana vahyolundu, Allah'ın indirdiği gibi ben de indireceğim" diyenden daha zalim kim olabilir? Bu zalimleri can çekişirlerken melekler ellerini uzatmış, "Canlarınızı verin, bugün Allah'a karşı haksız yere söylediklerinizden, O'nun ayetlerine büyüklük taslamanızdan ötürü alçaltıcı azabla cezalandırılacaksınız" derken bir görsen.
En'âm · 94. ayet
Ve le kad ci’tumuna furada kema halaknakum evvele merrativ ve teraktum ma havvelnakum verae zuhurikum ve ma nera meakum sufeaekumullezıne zeamtum ennehum fıkum suraka’le kad tekattaa beynekum ve dalle ankum ma kuntum tez’umun
Onlara: "And olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi size verdiklerimizi ardınızda bırakarak bize birer birer geldiniz; içinizde Allah'ın ortakları olduğunu sandığınız şefaatçılarınızı beraber görmüyoruz. And olsun ki aranızdaki bağlar kopmuş, ortak sandıklarınız sizden ayrılmışlardır" denecek.
En'âm · 95. ayet
Innellahe falikul habbi ven neva yuhricul hayye minel meyyiti ve muhricul meyyiti minel hayy zalikumullahu fe enna tu’fekun
Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır; ölüyü çıkarır. İşte Allah budur, nasıl yüz çevirirsiniz.
En'âm · 96. ayet
Falikul ısbah ve cealel leyle sekenev ves semse vel kamera husbana zalike takdırul azızil alım
Tanyerini ağartan, geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ayı vakit ölçüsü kılandır. Bu, Güçlü olan'ın, Bilen'in nizamıdır.
En'âm · 97. ayet
Ve huvellezı ceale lekumun nucume li tehtedu biha fı zulumatil berri vel bahr kad fassalnel ayati li kavmiy ya’lemun
O, yıldızları kara ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin için var edendir. Bilen millet için ayetleri uzun uzadıya açıkladık.
En'âm · 98. ayet
Ve huvellezı enseekum min nefsiv vahıdetin fe mustekarruv ve mustevda’kad fassalnel ayati li kavmiy yefkahun
O, sizi bir tek nefisten, babaların sulbünde kararlaşmış ve anaların rahminde kararlaşmakta olarak yaratandır. Anlayan millet için ayetleri uzun uzadıya açıkladık.
En'âm · 99. ayet
Ve huvellezı enzele mines semai maa fe ahracna bihı nebate kulli sey’in fe ahracna minhu hadıran nuhricu minhu habbem muterakiba veminen nahli min tal’iha kınvanun daniyetuv ve cennatim min a’nabiv vez zeytune ver rummane mustebihev ve gayra mutesabih unzuru ila semerihı iza esmera ve yen’ıh inne fı zalikum le ayatil li kavmiy yu’minun
O, gökten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdiğimiz yeşilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen yığın yığın taneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar çıkardık. Ürün verdiklerinde ürünlerine, olgunlaşmalarına bir bakın. Bunlarda, inananlar için, şüphesiz, deliller vardır.
En'âm · 100. ayet
Ve cealu lillahi surakael cinne ve halekahum ve haraku lehu benıne ve benatim bi gayri ılm subhanehu ve teala amma yesıfun
Cinleri O yaratmışken kafirler Allah'a ortak koştular. Körü körüne O'na oğullar ve kızlar uydurdular. Haşa, O onların vasıflandırmalarından yücedir.
En'âm · 101. ayet
Bedrıus semavati vel ard enna yekunu lehu veleduv ve lem tekul lehu sahıbeh ve haleka kulle sey’ve huve bi kulli sey’in alım
O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Zevcesi olmadan nasıl çocuğu olabilir? Oysa her şeyi O yaratmıştır, her şeyi bilir.
En'âm · 102. ayet
Zalikumullahu rabbukum la ilahe illa hu haliku kulli sey’in fa’buduh ve huve ala kulli sey’iv vekıl
İşte Rabbiniz, Allah budur. O'ndan başka tanrı yoktur, her şeyin yaratanıdır. Öyleyse O'na kulluk edin; O her şeye de vekildir.
En'âm · 103. ayet
La tudrikuhul ebsaru ve huve yudrikul ebsar ve huvel latıyful habır
Gözler O'nu görmez, O bütün gözleri görür. O Latif'tir, haberdardır.
En'âm · 104. ayet
Kad caekum besairu mir rabbikum fe men ebsara fe li nefsih ve men amiye fe aleyha ve ma ene aleykum bi hafıyz
Doğrusu size Rabbiniz'den açık belgeler gelmiştir; kim görürse kendi lehine ve kim körlük ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekçiniz değilim.
En'âm · 105. ayet
Ve kezalike nusarriful ayati ve li yekulu deraste ve li nubeyyinehu li kavmiy ya’lemun
Sana, "Sen okumuşsun" derler; oysa Biz, öğrenecek kimselere ayetleri böylece türlü türlü açıklamaktayız.
En'âm · 106. ayet
Ittebı’ma uhıye ileyke mir rabbik la ilahe illa hu ve a’rıd anil musrikın
Rabbin'den sana vahyolunana uy, O'ndan başka tanrı yoktur, puta tapanlardan yüz çevir.
En'âm · 107. ayet
Ve lev saellahu ma esraku ve ma cealnake aleyhim hafıyza ve ma ente aleyhim bi vekıl
Allah dileseydi puta tapmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin.
En'âm · 108. ayet
Ve la tesubbullezıne yed’une min dunillahi fe yesubbullahe advem bi gayri ılm kezalike zeyyenna likulli ummetin amele0hum summe ila rabbihim merciuhum fe yunebbiuhum bi ma kanu ya’melun
Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah'a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab'lerinedir. O, işlediklerini haber verir.
En'âm · 109. ayet
Ve askemu billahi cehde eymanihim le in caethum ayetul le yu’minunne biha kul innemel ayatu ındellahi ve ma yus’ırukum enneha iza caet la yu’minun
Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. De ki: "Mucizeler, ancak Allah katındadır"; onların, mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlamıyor musunuz.
En'âm · 110. ayet
Ve nukallibu ef’idetehum ve ebsarahum kema lem yu’minu bihı evvele merrativ ve nezeruhum fı tugyanihim ya’mehun
Onların kalblerini, gözlerini, ona ilk defa inanmadıkları gibi çeviririz; onları taşkınlıkları içinde şaşkın şaşkın bırakırız.
En'âm · 111. ayet
Ve lev ennena nezzelna ileyhimul melaikete ve kelemmehumul mevta ve haserna aleyhim kulle sey’in kubulem ma kanu li yu’minu illa ey yesaellahu ve lakinne ekserahum yechelun
Eğer biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe, yine de inanmazlardı; fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.
En'âm · 112. ayet
Ve kezalike cealna li kulli nebiyyin aduvven seyatıynel insi vel cinni yuhıy ba’duhum illa ba’dın zuhrufel kavli gurura ve lev sae rabbuke ma fealuhu fezerhum ve ma yefterun
Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak.
En'âm · 113. ayet
Ve li tesga ileyhi ef’idetullezıne la yu’minune bil ahırati ve li yerdavhu ve li yakterifu ma hum mukterifun
Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak.
En'âm · 114. ayet
E fe gayrallahi ebtegıy hakamev ve huvellezı enzele ileykumul kitabe mufassala vellezıne ateynahumul kitabe ya’lemune ennehu munezzelum mir rabbike bil hakkı fe la tekunenne minel mumterın
Allah size Kitap'ı açık açık indirmişken O'ndan başka bir hakem mi isteyeyim?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri katından indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse, sen şüpheye düşenlerden olma.
En'âm · 115. ayet
Ve temmet kelimetu rabbike sıdkav ve adla la mubeddile li kelimatih ve huves semıul alım
Rabbinin sözü, doğruluk ve adaletle tamamlandı. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitir ve bilir.
En'âm · 116. ayet
Ve in tutı’eksera men fil erdı yudılluke an sebılillah iy yettebiune illez zanne ve in hum illa yahrusun
Yeryüzündekilerin çoğunluğuna itaat edersen seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, sadece tahminde bulunurlar.
En'âm · 117. ayet
Inne rabbeke huve a’lemu mey yedıllu an sebılil ve huve a’lemu bil muhtedın
Doğrusu Rabbin, yolundan kimin saptığını daha iyi bilir. Doğru yolda olanları da en iyi O bilir.
En'âm · 118. ayet
Fe kulu mimma zukirasmullahi aleyhi in kuntum bi ayatihı mu’minın
Allah'ın ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah'ın adı anılmış olan şeyden yiyin.
En'âm · 119. ayet
Ve malekum ella te’kulu mimma zukirasmullahi aleyhi ve akd fassale lekum ma harrame aleykum illa madturirtum ileyh ve inne kesıral le yudıllune bi ehvaihim bi gayri ılm inne rabbeke huve a’lemu bil mu’tedın
Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları genişçe anlatmışken adının üzerine anıldığı şeyden yemiyorsunuz? Doğrusu çoğunluk, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en iyi bilen Rabbindir.
En'âm · 120. ayet
Ve zeru zahiral ismi ve batıneh innellezıne yeksibunel isme seyuczevne bima kanu yakterifun
Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar, kazandıklarına karşılık şüphesiz ceza göreceklerdir.
En'âm · 121. ayet
Ve la te’kulu mimma lem yuzkerismullahi aleyhi ve innehu lefısk ve innes seyatıyne le yuhune ila evliyaihim li yucadilukum ve in eta’tumuhum innekum le musrikun
Üzerine Allah'ın adının anılmadığı kesilmiş hayvanları yemeyin, bunu yapmak Allah'ın yolundan çıkmaktır. Doğrusu şeytanlar sizinle tartışmaları için dostlarına fısıldarlar, eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz siz müşrik olursunuz.
En'âm · 122. ayet
E ve men kane meyten fe ahyeynahu ve cealna lehu nuray yemsı bihı fin nasi ke mem meseluhu fiz zulumati leyse bi haricim minha kezalike zuyyine lil kafirıne ma kanu ya’melun
Ölü iken kalbini diriltip, insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi midir? Kafirlere de, işledikleri güzel gösterilmiştir.
En'âm · 123. ayet
Ve kezalike cealna fı kulli karyetin ekabira mucrimıha li yemkuru fıha ve ma yemkurune illa bi enfusihim ve ma yes’urun
Bunun gibi, her kasabanın bir takım ileri gelenlerini orada hile yapan suçlular kıldık. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar.
En'âm · 124. ayet
Ve iza caethum ayetun kalu len nu’mine hatta nu’ta misle ma utiye rusulullah Allahu a’lemu haysu yec’alu risaleteh seyusıybullezıne ecramu sagarun ındellahi ve azabun sedıdum bima kanu yemkurun
Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikçe inanmayız" derler. Allah, peygamberliğini vereceği kimseyi daha iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve hilelerinden ötürü de şiddetli bir azab erişecektir.
En'âm · 125. ayet
Fe mey yuridillahu ey yehdiyehu yesrah sadrahu lil islam ve mey yurid ey yudılehu yec’al sadrahu dayyikan haracen ke ennema yessa’adu fis sema’kezalike yec’alullahur ricse alellezıne la yu’minun
Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır.
En'âm · 126. ayet
Ve haza sıratu rabbike mustekıyma kad fessalnel ayati li kavmiy yezzekkerun
Rabbinin, dosdoğru yolu işte budur. İbret alan kimselere ayetleri uzun uzadıya açıkladık.
En'âm · 127. ayet
Lehum darus selami ınde rabbihim ve huve veliyyuhum bima kanu ya’melun
Rablerinin katında selamet yurdu onlarındır. O, işlediklerinden ötürü onların dostudur.
En'âm · 128. ayet
Ve yevme yahsuruhum cemıa ya ma’seral cinni kadisteksertum minel ins ve kale evliyauhum minel insi rabbenestemtea ba’duna bi ba’dıv ve belagna ecelenellezı eccelte lena kalen naru mesvakum halidıne fıha illa ma saellah inne rabbeke hakımun alım
Allah hepsini toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der, insanlardan onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık" derler. "Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır" der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.
En'âm · 129. ayet
Ve kezalike nuvellı ba’daz zalimıne ba’dam bima kanu yeksibun
Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz.
En'âm · 130. ayet
Ya ma’seral cinni vel insi e lem ye’tikum rusulum minkum yekussune aleykum ayatı ve yunzirunekum likae yevmikum haza kalu sehidna ala enfusina ve garrathumul hayatud dunya ve sehıdu ala enfusihim ennehum kanu kafirın
Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle karşılaşmanızdan sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" "Kendi hakkımızda şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı da inkarcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler.
En'âm · 131. ayet
Zalike el lem yekur rabbuke muhlikel kura bi zulmiv ve ehluha gafilun
Bu, haberleri yokken kasabalar halkını Allah'ın haksız yere yok etmeyeceğinden dolayıdır.
En'âm · 132. ayet
Ve li kullin deracatum mimma amilu ve ma rabbuke bi gafilin amma ya’melun
İşlediklerine karşılık her birinin dereceleri vardır. Rabbin onların işlediklerinden habersiz değildir.
En'âm · 133. ayet
Ve rabbukel ganiyyu zur rahmeh iy yesa’yuzhibkum ve yestahlif mim ba’dikum ma yesau kema enseekum min zurriyyeti kavmin aharın
Rabbin müstağni ve rahmet sahibidir. Dilerse, sizi başka bir milletin soyundan getirdiği gibi, sizi yok eder, dilediğini yerinize getirir.
En'âm · 134. ayet
Innema tuadune leativ ve ma entum bi mu’cizın
Size vadedilen, mutlaka yerine gelecektir; siz O'nu aciz kılamazsınız.
En'âm · 135. ayet
Kul ve kavmı’melu ala mekanetikum innı amil fe sevfe ta’lemune men tekunu lehu akıbetud dar innehu la yuflihuz zalimun
De ki, "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu ben de yapacağım. Sonucun kimin için hayırlı olacağını bileceksiniz. Zulmedenler şüphesiz kurtulamazlar.
En'âm · 136. ayet
Ve cealu lillahi mimma zerae minel harsi vel en’ami nesıyben fe kalu haza lillahi bi za’mihim ve haza li surakaina fe ma kane li surakaihim fe la yesılu ilellah ve ma kane lillahi fe huve yesılu ila surakaihim sae ma yahkumun
Kendi zanlarına göre, "Bu Allah'ındır, bu da putlarımızındır" diyerek, Allah'ın yarattığı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Putları için ayırdıkları Allah için verilmez, ama Allah için ayırdıkları putlarına verilirdi; ne kötü hüküm veriyorlardı.
En'âm · 137. ayet
Ve kezalike zeyyene li kesırim minel musrikıne katle evladihim surakauhum li yurduhum ve li yelbisu aleyhim dınehum ve lev saellahu ma fealuhu fezerhum ve ma yefterun
Böylece, putlara hizmet edenler, puta tapanların çoğunu helake sürüklemek, dinlerini karma karışık etmek için çocuklarını öldürmelerini onlara iyi göstermişlerdir. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Sen onları ve iftiralarını bir tarafa bırak.
En'âm · 138. ayet
Ve kalu hazihı en’amuv ve harsun hıcr la yat’amuha illa men nesau bi za’mihim ve en’amun hurrimet zuhuruha ve en’amul la yezkurunesmellahi aleyheftiraen aleyh seyeczıhim bima kanu yefterun
Bu hayvanlar ve ekinleri dilediğimizden başkasının yemesi yasaktır; bir kısım hayvanların sırtlarına yük vurmak da haramdır" iddiasında bulunarak ve bir kısım hayvanları keserken de Allah'ın adını anmamak suretiyle O'na iftira ederler. Allah, yaptıkları iftiralara karşı onları cezalandıracaktır.
En'âm · 139. ayet
Ve kalu ma fı butuni hazihil en’ami halisatul li zukurina ve muharramun ala ezvacina ve iy yekum meyteten fe hum fıhi suraka’seyeczıhim vasfehum innehu hakımun alım
Bu hayvanların karınlarında olan yavrular yalnız erkeklerimize mahsus olup, eşlerimize yasaktır. Ölü doğacak olursa hepsi ona ortak olurlar" dediler. Allah bu türlü sözlerin cezasını verecektir, çünkü O hakimdir, bilendir.
En'âm · 140. ayet
Kad hasirallezıne katelu evladehum sefehem bi gayri ılmiv ve harramu ma razekahumullahuftiraen alellah kad dallu ve ma kanu muhtedın
Beyinsizlikleri yüzünden, körü körüne çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği nimetleri Allah'a iftira ederek haram sayanlar mahvolmuşlardır; onlar sapıtmışlardır, zaten doğru yolda da değillerdi.
En'âm · 141. ayet
Ve huvellezı ensee cennatim ma’rusativ ve gayra ma’rusativ ven nahle vez zer’a muhtelifen ukuluhu vez zeytune ver rummane mutesabihev ve gayra mutesabih kulu min semerihı iza esmera ve atu hakkahu yevme hasadihı ve la tusrifu innehu la yuhıbbul musrifın
Çardaklı ve çardaksız bağları inşa eden Allah'tır. Tadları çeşitli ekin ve hurmaları, zeytin ve narı birbirine benzer ve benzemez şekilde yaratan O'dur. Ürün verdiği zaman ürününden yiyin, devşirildiği ve biçildiği gün hakkını verin; israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.
En'âm · 142. ayet
Ve minel en’ami hamuletev ve fersa kulu mimma razekakumullahu ve la tettebiu hutuvatis seytan innehu lekum aduvvum mubın
Hayvanları da yük ve kesim için yaratan Allah'tır. Allah'ın size verdiği rızıktan yiyin, şeytana ayak uydurmayın, o size apaçık bir düşmandır.
En'âm · 143. ayet
Semaniyete ezvac mined da’nisneyni ve minel ma’zisneyn kul azzekerayni harrame emil unseyeyn nebiunı bi ılmin in kuntum sadikıyn
Sekiz çift: Koyundan iki ve keçiden iki; de ki: "İki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi veya o iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır? Doğru sözlü iseniz bana bilgiye dayanarak cevap verin.
En'âm · 144. ayet
Ve minel ibilisneyni ve minel bekarisneyn kul azzekerayni harrame emil unseyeyni emmestemelet aleyhi erhamul unseyeyn em kuntum suhedae iz vessakumullahu bi haza fe men azlemu mimmeniftera alellahi kezibel li yudıllen nase bi gayri ılm innellahe la yehdil kavmez zalimın
Deveden iki, sığırdan iki yaratmıştır; de ki: "İki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi veya o iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır? Yoksa Allah size bunları buyururken orada mı idiniz?" İnsanları, bilmediklerinden sapıtmak için Allah'a karşı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim milleti doğru yola eriştirmez.
En'âm · 145. ayet
Kul la ecidu fı ma uhıye ileyye muharramen ala taımiy yat’amuhu illa ey yekune meyteten ev demem mesfuhan ev lahme hınzırin fe innehu ricsun ev fiskan uhille li gayrillahi bih fe menidturra gayra bagıv ve la adin fe inne rabbeke gafurur rahıym
De ki: "Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir." Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder.
En'âm · 146. ayet
Ve alellezıne hadu harramna kulle zı zufur ve minel bekari vel ganemi harramna aleyhim suhumehuma illa ma hamelet zuhuruhuma evil havaya ev mahteleta bi azm zalike cezeynahum bi bagyihim ve inna lesadikun
Yahudilere tırnaklı her hayvanı haram kıldık. Onlara sığır ve davarın sırt, bağırsak ve kemik yağları hariç, iç yağlarını da haram kıldık. Aşırı gitmelerinden ötürü onları bu şekilde cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru sözlüyüzdür.
En'âm · 147. ayet
Fe in kezzebuke fe kur rabbukum zu rahmetiv vasiah ve la yuraddu be’suhu anil kavmil mucrimın
Seni yalanlarlarsa, "Rabbinizin rahmeti geniştir; O'nun azabı suçlu milletten geri çevrilemez" de.
En'âm · 148. ayet
Seyekulullezıne esraku lev saellahu ma esrakna ve la abauna ve la harramna min sey’kezalike kezzebellezıne min kablihim hatta zaku be’sena kul hel ındekum min ılmin fe tuhricuhu lena in tettebiune illez zanne ve in entum illa tahrusun
Puta tapanlar, "Allah dileseydi babalarımız ve biz puta tapmaz ve hiçbir şeyi haram kılmazdık" diyecekler; onlardan öncekiler de, Bizim şiddetli azabımızı tadana kadar böyle demişlerdi. Onlara "Bize karşı çıkarabileceğiniz bir bilginiz var mı? Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve sadece tahminde bulunuyorsunuz" de.
En'âm · 149. ayet
Kul fe lillahil huccetul baligah fe lev sae le hedakum ecmeıyn
Üstün delil Allah'ın delilidir. O dileseydi hepinizi doğru yola eriştirirdi" de.
En'âm · 150. ayet
Kul helumme suhedaekumullezıne yeshedune ennellahe harrame haza fe in sehidu fe la teshed meahum ve la tettebı’ehvaellezıne kezzebu bi ayatina vellezıne la yu’minune bil ahırati ve hum bi rabbihim ya’dilun
De ki: "Allah'ın bunu haram kıldığına şahidlik edecek şahidlerinizi getirin". Şahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sözlerini kabullenme; ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların heveslerine uyma; onlar Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.
En'âm · 151. ayet
Kul tealev etlu ma harrame rabbukum aleykum ella tusriku bihı sey’a ve bil valideyni ıhsana ve la taktulu evladekum min imlak nahnu nerzukukum ve iyyahum ve la takrabul fevahıse ma zahera minha ve ma betan ve la taktulun nefselletı harramellahu illa bil hakk zalikum vessakum bihı leallekum ta’kılun
De ki: "Gelin size Rabbinizin haram kıldığı şeyleri söyleyeyim: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya iyilik yapın, yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin ve onların rızkını veren Biziz, gizli ve açık kötülüklere yaklaşmayın, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Allah bunları size düşünesiniz diye buyurmaktadır.
En'âm · 152. ayet
Ve la takrabu malel yetımi illa billetı hiya ahsenu hatta yebluga esuddeh ve evful keyle vel mizane bil kıst la nukellifu nefsen illa vus’aha ve iza kultum fa’dilu ve lev kane za kurba ve bi ahdillahi evfu zalikum vassakum bihı leallekum tezekkerun
Yetim malına, erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde adil olun. Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır.
En'âm · 153. ayet
Ve enne haza zıratıy mustekıymen fettebiuh ve la tettebius subule fe teferraka bikum an sebılih zalikum vassakum bihı leallekum tettekun
Bu, dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye buyurmaktadır.
En'âm · 154. ayet
Summe ateyna musel kitabe temamen alellezı ahsene ve tefsıylel likulli sey’iv ve hudev ve rahmetel leallehum bi likai rabbihim yu’minun
Sonra, iyilik işleyenlere nimeti tamamlamak, her şeyi uzun uzadıya açıklamak, doğruyu göstermek ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitap'ı verdik. Rablerine kavuşacaklarına belki artık inanırlar.
En'âm · 155. ayet
Ve haza kitabun enzelnahu mubarakun fettebiuhu vetteku leallekum turhamun
Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız.
En'âm · 156. ayet
En tekulu innema unzilel kitabu ala taifeteyni min kablina ve in kunna an dirasetihim legafilın
Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız.
En'âm · 157. ayet
Ev tekulu lev enna unzile aleynel kitabu le kunna ehda minhum fe kad caekum beyyinetum mir rabikum ve hudev ve rahmeh fe min azlemu mimmen kezzebe bi ayatillahi ve sadefe anha seneczillezıne yasdifune an ayatina suel azabi bi ma kanu yasdifun
Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız.
En'âm · 158. ayet
Hel yenzurune illa en te’tiyehumul melaiketu ev ye’tiye rabbuke ev ye’tiye ba’du ayati rabbik yevme ye’tı ba’du ayati rabbike la yenfeu nefsen ımanuha lem tekun amenet min kablu ev kesebet fı ımaniha hayra kulintezıru inna muntezırun
Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut Rablerinden bir takım mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imaniyle bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez. Onlara: "Bekleyin, doğrusu biz de bekliyoruz" de.
En'âm · 159. ayet
Innellezıne ferreku dınehum ve kanu siyeal leste minhum fı sey’innema emruhum ilellahi summe yunebbiuhum bima kanu yef’alun
Fırka fırka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ilişiğin olamaz. Onların işi Allah'a kalmıştır, yaptıklarını onlara sonra bildirecektir.
En'âm · 160. ayet
Men cae bil haseneti fe lehu asru emsaliha ve men cae bis seyyieti fe la yucza illa misleha ve hum la yuzlemun
Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kötülük koyan ise ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz.
En'âm · 161. ayet
Kul innenı hedanı rabbı ila sıratım mustekıym dınen kıyemem millete ibrahıme hanıfa ve ma kane minel musrikın
Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, gerçek dine, doğruya yönelen ve puta tapanlardan olmayan İbrahim'in dinine iletmiştir" de.
En'âm · 162. ayet
Kul inne salati ve nusukı ve mahyaye ve mematı lillahi rabbil alemın
De ki: "Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, alemlerin Rabbi Allah içindir.
En'âm · 163. ayet
La serıke leh ve bi zalike umirtu ve ene evvelul muslimın
O'nun hiçbir ortağı yoktur; böyle emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim.
En'âm · 164. ayet
Kul e gayrallahi ebgıy rabbev ve huve rabbu kulli sey’ve la teksibu kullu nefsin illa aleyha ve la teziru vaziratuv vizra uhra summe ila rabbikum merciukum fe yunebbiukum bima kuntum fıhi tahtelifun
De ki: "Allah her şeyin Rabbi iken O'ndan başka bir rab mi arayayım? Herkesin kazandığı kendisinedir, kimse başkasının yükünü taşımaz; sonunda dönüşünüz Rabbinizedir, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.
En'âm · 165. ayet
Ve huvellezı cealekum halaifel erdı ve rafea ba’dakum fevka ba’dın deracatil li yebluvekum fı ma atakum inne rabbeke serıul ıkabi ve innehu le gafurur rahıym
Verdikleriyle denemek için sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminizi kiminize derecelerle üstün yapan O'dur. Doğrusu Rabbinin cezalandırması süratlidir. Şüphesiz O bağışlar, merhamet eder.