Kulkula

21

Enbiyâ

Enbiyâ

112 ayet

Sure profili · 17. cüz · Mekke

21

Enbiyâ

Al-Anbya · Enbiyâ

Enbiyâ suresi (Al-Anbya). Mekke döneminde inmiştir; 112 ayettir. Mushaf yolunda 21. sure olarak okunur.

Mekke112 ayetMeal

112 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal

Ayetler

Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.

Enbiyâ · 1. ayet

Ikterabe lin nasi hısabuhum ve hum fı gafletim mu’ridun

İnsanların hesap görme zamanı yaklaştı, fakat onlar hala habersiz, hakdan yüz çeviriyorlar.

Enbiyâ · 2. ayet

Ma ye’tıhim min zikrim mir rabbihim muhdesin illestemeuhu ve hum yel’abun

Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.

Enbiyâ · 3. ayet

Lahiyeten kulubuhum ve eserrun necvellezıne zalemu hel haza illa beserum mislukum e fete’tunes sıhra ve entum tubsırun

Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.

Enbiyâ · 4. ayet

Kale rabbi ya’lemul kavle fis semai vel erdı ve huves semiul alim

Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde söyleneni bilir. O, işitendir, bilendir" dedi.

Enbiyâ · 5. ayet

Bel kalu adgasu ahlamim belifterahu bel huve saır felye’tina bi ayetin kema ursilel evvelun

Onlar: "Hayır; bunlar karışık rüyalardır", "Hayır; onu uydurmuştur", "Hayır; o şairdir", "Haydi önceki peygamberler gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler.

Enbiyâ · 6. ayet

Ma amenet kablehum min karyetin ehleknaha e fe hum yu’minun

Onlardan önce yoketmiş olduğumuz kasabalar halkı inanmadılar, bunlar mı inanacaklar.

Enbiyâ · 7. ayet

Ve ma erselna kableke illa ricalen nuhıy ileyhim fes’elu ehlez zikri in kuntum la ta’lemun

Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun.

Enbiyâ · 8. ayet

Ve ma cealnahum cesedel la ye’kulunet taame ve ma kanu halidın

Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi.

Enbiyâ · 9. ayet

Summe sadaknahumul va&’de fe enceynahum ve men nesau ve ehleknel musrifın

Sonra Biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık; aşırı gidenleri ise yok ettik.

Enbiyâ · 10. ayet

Le kad enzelna ileykum kitkaben fıhi zikrukum e fe la ta’kılun

And olsun ki, size şerefiniz ve öğüt veren bir Kitap indirdik; akletmiyor musunuz.

Enbiyâ · 11. ayet

Ve kem kasamna min karyetin kanet zalimetev ve ense’na ba’deha kavmen aharın

Halkı zalim olan nice kasabaları kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka milletler varettik.

Enbiyâ · 12. ayet

Felemma ehassu be’sena izahum minha yerkudun

Onlar bizim baskınımızı hissettiklerinde, oradan kaçmağa koyuluyorlardı.

Enbiyâ · 13. ayet

La terkudu varciu ila ma utriftum fıhi ve mesakinikum leallekum tus’elun

Koşup kaçmayın; size nimet verilen yere, yurdlarınıza dönün, elbette sorguya çekileceksiniz" dedik.

Enbiyâ · 14. ayet

Kalu ya veylena inna kunna zalimin

Vay başımıza gelenlere! Doğrusu biz haksızlık yapmış kimseleriz" dediler.

Enbiyâ · 15. ayet

Fe ma zalet tilke da’vahum hatta cealnahum hasıyden haidın

Biz onları biçilmiş ot ve bir yığın kül haline getirinceye kadar haykırmaları devam etti.

Enbiyâ · 16. ayet

Ve ma halaknes semae vel erda ve ma beynehuma laıbın

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

Enbiyâ · 17. ayet

Lev eradna en nettehıze lehvel lettehaznahu mil ledunna in kunna faılın

Eğlenme dileseydik, bunu yapacak olsaydık, şanımıza uygun şekilde yapardık; ama yapmayız.

Enbiyâ · 18. ayet

Bel nakzifu bil hakkı alel batıli fe yedmeguhu fe iza huve zahık ve lekumul veylu mimma tesıfun

Gerçeği batılın başına çarparız ve onun beynini parçalar; böylece batıl ortadan kalkar. Allah'a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü yazıklar olsun size.

Enbiyâ · 19. ayet

Ve lehu men fis semavati vel ard ve men ındehu la yestekbirune an ıbadetihı ve la yestahsirun

Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten çekinmezler ve usanmazlar.

Enbiyâ · 20. ayet

Yusebbihunelleyle ven nehara la yefturun

Gece ve gündüz, bıkmadan tesbih ederler.

Enbiyâ · 21. ayet

Emittehazu alihetem minel erdı hum yunsirun

Yeryüzünde edindikleri tanrılar mı, onlar mı ölüleri diriltecekler.

Enbiyâ · 22. ayet

Lev kane fıhima alihetun ilellahu lefesedeta fe subhanellahi rabbil arsi amma yasıfun

Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.

Enbiyâ · 23. ayet

La yus’elu amma yef’alu ve hum yus’elun

O, yaptığından sorumlu değildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardır.

Enbiyâ · 24. ayet

Emittehazu min dunihı aliheh kul hatu burhanekumv haza zikru mem meıye ve zikru men kablı bel ekseruhum la ya’lemunel hakka fehum mu’ridun

O'nu bırakıp tanrılar mı edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. İşte benim ve ümmetimin Kitap'ı ve senden öncekilerin kitapları." Hayır; onların çoğu gerçeği bilmez de yüz çevirirler.

Enbiyâ · 25. ayet

Ve ma erselna min kablike mir rasulin illa nuhıy ileyhi ennehu la ilahe illa ene fa’dudun

Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka tanrı yoktur, Bana kulluk edin" diye vahyetmişizdir.

Enbiyâ · 26. ayet

Ve kaluttehazer rahmanu veleden subhaneh bel ıbadum mukramun

Rahman çocuk edindi" dediler. Haşa; hayır, melekler şerefli kılınmış kullardır.

Enbiyâ · 27. ayet

La yesbikunehu bil kavli ve hum bi emrihı ya’melun

Allah'tan önce söz söyleyemezler; ancak O'nun emri üzerine iş işlerler.

Enbiyâ · 28. ayet

Ya’lemu ma beyne eydıhim ve ma halfehum ve la yesfeune illa li menirteda ve hum min hasyetihı musfikun

Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler.

Enbiyâ · 29. ayet

Ve mey yekul minhum innı ilahum min dunihı fe zalike neczıhi cehennem kezalike necziz zalimın

Bunlar içinde kim "Ben, Allah'tan başka bir tanrıyım" derse, işte onu cehennemle cezalandırırız. Zulmedenlerin cezasını böyle veririz.

Enbiyâ · 30. ayet

E ve lem yerallezıne keferu ennes semavati vel erda kaneta ratkan fe fetaknahuma ve cealna minel mai kulle sey’in hayy e fe la yu’minun

İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı.

Enbiyâ · 31. ayet

Ve cealna fıha ficacen subulel leallehum yehtedun

Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yerleştirdik; rahat gidebilsinler diye aralarında geniş yollar varettik.

Enbiyâ · 32. ayet

Ve cealnes semae sakfem mahfusa ve hum an ayatiha mu’ridun

Göğü karışıklıktan korunmuş bir tavan kıldık; oysa onlar bundaki delillerden yüz çeviriyorlar.

Enbiyâ · 33. ayet

Ve huvellezı halekal leyle ven nehara ves semse vel kamer kullun fı felekiy yesbehun

Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yürür.

Enbiyâ · 34. ayet

Ve ma cealna li beserim min kablikel huld efeim mitte fehumul halidun

Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı.

Enbiyâ · 35. ayet

Kullu nefsin zaikatul mevt ve neblukum bis serri vel hayri fitneh ve ileyna turceun

Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak size iyilik ve kötülük veririz. Sonunda Bize dönersiniz.

Enbiyâ · 36. ayet

Ve iza raakellezıne keferu iy yettehızuneke illa huzuva e hazellezı yezkuru alihetekum ve hum bi zikrir rahmani hum kafirun

İnkarcılar seni gördükleri zaman, şüphesiz, seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mudur?" derler ve Rahman'ın Kitabını işte onlar inkar ederler.

Enbiyâ · 37. ayet

Hulikal insanu min acel se urıkum ayatı fe la testa’cilun

İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size ayetlerimi göstereceğim, bunu Benden acele istemeyin.

Enbiyâ · 38. ayet

Ve yekulune meta hazel va’du in kuntum sadikıyn

Doğru sözlü iseniz bildirin bu tehdit ne zamandır?" derler.

Enbiyâ · 39. ayet

Lev ya’lemullezıne keferu hıyne la yekuffune av vucuhihimun nara ve la an zuhurihim ve la hum yunsarun

Bu kafirler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından menedemeyecekleri ve yardım da göremiyecekleri zamanı keşke bilseler.

Enbiyâ · 40. ayet

Bel te’tıhim bagteten fe tebhetuhum fe la yestetıy’une raddeha ve la hum yunzarun

Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezler; kendileri de ertelenmez.

Enbiyâ · 41. ayet

Ve le kadistuhzie bi rusulim min kablike fe haka billezıne sehıru minhum ma kanu bihı yestehziun

And olsun ki, senden önce birçok peygamber alaya alınmıştı da, alaya alanları, eğlendikleri şey mahvetmişti.

Enbiyâ · 42. ayet

Kul mey yekleukum bil leyli vne nehari miner rahmanv bel hum an zikri rabbihim mu’ridun

De ki: "Geceleyin ve gündüzün sizi Rahman'dan kim koruyabilir?" Ama onlar Rablerinin Kitabından yüz çevirmektedirler.

Enbiyâ · 43. ayet

Em lehum alihetun metneuhum min dunina la yestetıy’une nasra enfusihim ve la hum minna yushabun

Yoksa kendilerini bize karşı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler. Katımızdan da dostluk görmezler.

Enbiyâ · 44. ayet

Bel metta’na haulai ve abaehum hatta tale aleyhimul umur e fela yeravne enna ne’til erda nenkusuha min atrafiha e fehumul galibun

Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mıdır.

Enbiyâ · 45. ayet

Kul innema unzirukum bil vahyi ve la yesmeus summud duae iza ma yunzerun

De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.

Enbiyâ · 46. ayet

Ve leim messethum nefhatum min azabi rabbike le yekulunne ya veylena inna kunna zalimın

Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa: "Vah bize! Doğrusu biz haksızdık" derler.

Enbiyâ · 47. ayet

Ve nedaul mevazinel kısta li yevmil kıyameti fe la tuzlemu nefsun sey’a ve in kane miskale habbetim min hardelin eteyna biha ve kefa bina hasibın

Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.

Enbiyâ · 48. ayet

Ve le kad ateyna musa ve harunel furkane ve dıyaev ve zikral lil muttekıyn

And olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran Kitap'ı sakınanlar için ışık ve öğüt olarak verdik.

Enbiyâ · 49. ayet

Ellezıne yahsevne rabbehum bil gaybi ve hum mines saati musfikun

Onlar görmedikleri halde Rablerinden korkarlar; kıyamet saatinden de titrerler.

Enbiyâ · 50. ayet

Ve haza zikrum mubarakun enzelnah e fe entum lehu munkirun

İşte bu, indirdiğimiz kutsal bir Kitap'dır. Siz mi onu inkar ediyorsunuz.

Enbiyâ · 51. ayet

Ve lekad ateyna ibrahıme rusdehu min kablu ve kunna bihı alimın

And olsun ki, daha önce İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik. Biz onu biliyorduk.

Enbiyâ · 52. ayet

Iz kale li ebıhi ve kavmihı ma hazihit teemasılulletı entum leha akifun

İbrahim, babasına ve milletine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.

Enbiyâ · 53. ayet

Kau vecedna abaena leha abidın

Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi.

Enbiyâ · 54. ayet

Kale le kad kuntum entum ve abaukum fı dalalim mubın

İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince.

Enbiyâ · 55. ayet

Kalu ec’tena bil hakkı em ente minel laıbın

Sen bize gerçeği mi getirdin yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.

Enbiyâ · 56. ayet

Kale ber rabbukum rabbus semavati vel erdıllezı fetarahunne ve ene ala zalikum mines sahidın

O şöyle dedi: "Hayır; Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim.

Enbiyâ · 57. ayet

Ve tellahi le ekıdenne asnamekum ba’de en tuvlelu mudbirın

Allah'a yemin ederim ki, siz ayrıldıktan sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım.

Enbiyâ · 58. ayet

Fe cealehum cuzazen illa kebıral lehum leallehum ileyhi yarciun

Hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye, sağlam bıraktı.

Enbiyâ · 59. ayet

Kalu men feale haza bi alihetina innehu le minez zalimın

Milleti: "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir" dediler.

Enbiyâ · 60. ayet

Kalu semı’na fetey yezkuruhum yukalu lehu ibrahım

Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin" dediler.

Enbiyâ · 61. ayet

Kalu fe’tu bihı ala a’yunin nasi leallehum yeshedun

Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin" dediler.

Enbiyâ · 62. ayet

Kalu e ente fealte haza bialihetina ya ibrahım

İbrahim gelince, ona: "Ey İbrahim, bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler.

Enbiyâ · 63. ayet

Kale bel fealehu kebiruhum haza fes’eluhum in kanu yentıkun

İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.

Enbiyâ · 64. ayet

Fe raceu ila enfusihim fe kalu innekum entumuz zalimun

Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.

Enbiyâ · 65. ayet

Summe nukisu ala ruusihim lekad alimte ma haulai yentıkun

Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.

Enbiyâ · 66. ayet

Kale efeta’budune min dunillahi ma la yenfeukum sey’ev ve la yedurrukum

İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi.

Enbiyâ · 67. ayet

Uffil lekum ve li ma ta’budune min dunillah efela ta’kılun

İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi.

Enbiyâ · 68. ayet

Kalu harrikuhu vensuru alihetekum in kuntum faılın

Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.

Enbiyâ · 69. ayet

Kulna ya naru kunı berdev ve selamen ala ibrahım

Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.

Enbiyâ · 70. ayet

Ve eradu bihı keyden fe cealnahumul ahserın

Ona düzen kurmak istediler, fakat Biz onları hüsrana uğrattık.

Enbiyâ · 71. ayet

Ve necceynahu ve lutan ilel erdılletı birakna fıha lil alemın

Onu da, Lut'u da, alemler için kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.

Enbiyâ · 72. ayet

Ve vehebna lehu ishak ve ya’kube nafileh ve kullen cealna salihıyn

İbrahim'e, buna ilaveten İshak ve Yakub'u da verdik, her birini iyi kimseler kıldık.

Enbiyâ · 73. ayet

Ve cealna hum eimmetey yehdune bi emrina ve evhayna ileyhim fı’lel hayrati ve ikames salati ve ıtaez zekah ve kanu lena abidın

Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.

Enbiyâ · 74. ayet

Ve lutan ateynahu hukmev ve ılmev ve necceynahu minel karyetilletı kanet ta’melul habis innehum kanu kavme sev’in fasikıyn

Lut'a da hüküm ve ilim verdik; onu, çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir milletti.

Enbiyâ · 75. ayet

Ve edhalnahu fı rahmetina innehu mines salihıyn

Lut'u rahmetimizin içine aldık; doğrusu o iyilerdendi.

Enbiyâ · 76. ayet

Ve nuhan iz nada min kablu festecebna lehu fenecceynahu ve ehlehu minel kerbil azıym

Nuh da daha önceleri Bize yalvarmıştı, onun duasını kabul edip, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.

Enbiyâ · 77. ayet

Ve nasarnahu minel kavmillezıne kezzebu bi ayatina innehum kanu kavme sev’in fe agraknahum ecmeyın

Ayetlerimizi yalanlayan millete karşı ona yardım ettik. Doğrusu onlar fena bir milletti, hepsini suda boğduk.

Enbiyâ · 78. ayet

Ve davude ve suleymane iz yahkumani fil harsi iz nefeset fıhi ganemul kavm ve kunna li hukmihim sahidın

Davud ve Süleyman da milletin koyunlarının yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlarken, Biz onların hükmüne şahiddik.

Enbiyâ · 79. ayet

Fe fehhemnaha suleyman ve kullen ateyna hukmev ve ılmev ve sehharna mea davudel cibale yusebbıhne vet tayr ve kunna faılın

Süleyman'a bu meselenin hükmünü bildirmiştik; her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile beraber tesbih etsinler diye dağları ve kuşları buyruk altına aldık. Bunları Biz yapmıştık.

Enbiyâ · 80. ayet

Ve allemnahu san’ate lebusil lekum li tuhsınekum mim be’sikum fe hel entum sakirun

Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz.

Enbiyâ · 81. ayet

Ve li suleymaner rıha asıfeten tecrı bi emrihı ilel erdılletı barakna fıha ve kunna bi kulli sey’in alimın

Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.

Enbiyâ · 82. ayet

Ve mines seyatıyni mey yegusune lehu ve ya’melune amelen dune zalik ve kunna lehum hafizıyn

Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini gözetiyorduk.

Enbiyâ · 83. ayet

Ve eyyube iz nada rabbehu ennı messeniyed durru ve ente erhamur rahımın

Eyyub da: "Başıma bir bela geldi, (Sana sığındım), Sen merhametlilerin merhametlisisin" diye Rabbine nida etmişti.

Enbiyâ · 84. ayet

Festecebna lehu fe kesefna ma bihı min durriv ve ateynahu ehlehu ve mislehum meahum rahmetem min ındina ve zikra lil abidın

Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik.

Enbiyâ · 85. ayet

Ve ismaıyle ve idrıse ve zel kifl kullum mines sabirın

İsmail, İdris ve Zülkifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi.

Enbiyâ · 86. ayet

Ve edhalnahum fı rahmetina innehum mines salihıyn

Onları rahmetimizin içine aldık; doğrusu onlar iyilerdendi.

Enbiyâ · 87. ayet

Ve zen nuni iz zehebe mugadıben fe zanne el len nakdira aleyhi fe nada fiz zulumati el la ilahe illa ente subhaneke innı kuntu minez zalimın

Zünnun (Balık Sahibi; Yunus) hakkında söylediğimizi de an. O, öfkelenerek giderken, kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı; fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka tanrı yoktur, Sen münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerdenim" diye seslenmişti.

Enbiyâ · 88. ayet

Festecebna lehu ve necceynahu minel gamm ve kezalike nuncil mu’minın

Biz de ona cevap verip, onu üzüntüden kurtarmıştık. inananları böyle kurtarırız.

Enbiyâ · 89. ayet

Ve zekeriyya iz nada rabbehu rabbi la tezernı fardev ve ente hayrul varisın

Zekeriya da: "Rabbim! Beni tek Başıma bırakma, Sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmişti.

Enbiyâ · 90. ayet

Festecebna lehu ve vehebna lehu yahya ve aslahna lehu zevceh innehum kanu yusariune fil hayrati ve yed’unena ragabev ve raheba ve kanu lena hasiıyn

Biz de ona icabet ederek, Yahya'yı bahşetmiş, eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı.

Enbiyâ · 91. ayet

Velletı ahsanet ferceha fe nefahna fıha mir ruhına ve cealnaha vebneha ayetel lil alemın

Mahrem yerini koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, alemler için bir mucize kılmıştık.

Enbiyâ · 92. ayet

Inne hazihı ummetukum ummetev vahıdetev ve ene rabbukum fa’budun

Doğrusu tevhid dini olan Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim, artık Bana kulluk edin.

Enbiyâ · 93. ayet

Ve tekattau emrahum beynehum kullun ileyna raciun

Ama insanlar, din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar, hepsi Bize döneceklerdir.

Enbiyâ · 94. ayet

Fe mey ya’mel minas salihati ve huve mu’minun fe la kufrane li sa’yih ve inna lehu katibun

İnanmış olarak yararlı iş işleyenin ameli inkar edilmeyecektir. Biz onu yazmaktayız.

Enbiyâ · 95. ayet

Ve haramun ala karyetin ehleknaha ennahum la yarciun

Yok ettiğimiz kasaba halkının ahirette ceza görmek üzere Bize dönmemesi imkansızdır.

Enbiyâ · 96. ayet

Hatta iza futihat ye’cucu ve me’cucu ve hum min kulli hadebiy yensilun

Yecüc ve Mecüc'ün seddi yıkıldığı zaman her dere ve tepeden boşanırlar.

Enbiyâ · 97. ayet

Vakterabel va’dul hakku fe iza hiye sahısatun ebsarullezıne keferu ya veylena kad kunna fı gafletim min haza bel kunna zalimın

Gerçek vaad yaklaştığında, inkar edenlerin gözleri beleriverir: "Vah bize! Bundan önce gaflet içindeydik, hem de zalimdik" derler.

Enbiyâ · 98. ayet

Innekum ve ma ta’budune min dunillahi hasabu cehennem entum leha varidun

Siz ve Allah'tan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.

Enbiyâ · 99. ayet

Lev kane haulai alihetem ma veraduha ve kullun fıha halidun

Eğer bunlar tanrı olsaydı cehenneme girmezlerdi; hepsi orada temelli kalacaktır.

Enbiyâ · 100. ayet

Lehum fiha zefıruv ve hum fıha la yesmeun

Orada onlara ah etmek vardır; birşey de işitemezler.

Enbiyâ · 101. ayet

Innellezıne sebekat lehum minel husna ulaike anha mub’adun

Yaptıklarına karşılık katımızdan kendileri için iyi şeyler yazılmış olanlar, işte onlar cehennemden uzak tutulanlardır.

Enbiyâ · 102. ayet

La yesmeune hasıseha ve hum fı mestehet enfusuhum halidun

Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.

Enbiyâ · 103. ayet

La yahzunulumul fezeul ekberu ve tetelekkahumul melaikeh haza yevmukumullezı kuntum tuadun

En büyük korku bile onları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.

Enbiyâ · 104. ayet

Yevme natvis semae ke tayyis sicililli lil kutub kema bede’na evvele halkın nuıyduh va’den aleyna inna kunna faılın

Göğü, kitap dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu Biz yaparız.

Enbiyâ · 105. ayet

Ve le kad ketabna fiz zeburi mim ba’diz zikri ennel erda yerisuha ıbadiyas salihun

And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.

Enbiyâ · 106. ayet

Inne fı haza le belagal li kavmil abidın

Doğrusu bu Kuran'da, kulluk eden kimselere bildiri vardır.

Enbiyâ · 107. ayet

Ve ma erselnake illa rahmetel lil alemın

Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.

Enbiyâ · 108. ayet

Kul innema yuha ileyye ennema ilahukum ilahuv vahıd fe hel entum muslimun

De ki: "Doğrusu tanrınızın tek bir Tanrı olduğu bana şüphesiz vahyolundu. Artık müslüman olacak mısınız.

Enbiyâ · 109. ayet

Fe in tevellev fe kul azentukum ala seva’ve in edrı e karıbun em beıydum ma tuadun

Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem.

Enbiyâ · 110. ayet

Innehu ya’lemu ma tektumun

Doğrusu O, açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.

Enbiyâ · 111. ayet

Ve in edrı leallehu fitnetul lekum ve metaun ila hıyn

Bilmem; belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir.

Enbiyâ · 112. ayet

Kale rabbıhkum bil hakk ve rabbuner rahmanul musteanu ala ma tesıfu

Peygamber: "Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet, anlattıklarınıza karşı ancak Rahman olan Rabbimizden yardım istenir" dedi.