25
Furkân
Furkân
77 ayet
Sure profili · 18. cüz · Mekke
Furkân
Al-Furqan · Furkân
Furkân suresi (Al-Furqan). Mekke döneminde inmiştir; 77 ayettir. Mushaf yolunda 25. sure olarak okunur.
77 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Furkân · 1. ayet
Tebarakellezı nezzelel furkane ala abdihı li yekune lil alemıne nezıra
Göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin olan, çocuk edinmeyen, hükümranlıkta ortağı bulunmayan, herşeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyen ve dünyaları uyarmak üzere kuluna hakkı batıldan ayırdeden Kuran'ı indiren Allah yücelerin yücesidir.
Furkân · 2. ayet
Ellezı lehu mulkus semavati vel erdı ve lem yettehız veledev ve lem yekul lehu serıkun fil mulki ve haleka kulle sey’in fe kadderahu takdira
Göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin olan, çocuk edinmeyen, hükümranlıkta ortağı bulunmayan, herşeyi yaratıp bir ölçüye göre düzenleyen ve dünyaları uyarmak üzere kuluna hakkı batıldan ayırdeden Kuran'ı indiren Allah yücelerin yücesidir.
Furkân · 3. ayet
Vettehazu min dunihı alihetel la yahlukune sey’ev ve hum yuhlekune ve la yemlikune li enfusihim darrav ve la nef’av ve la yemlikune mevtev ve la hayatev ve la nusura
Kafirler, O'nu bırakıp, birşey yaratamayan, bilakis kendileri yaratılmış olan, kendilerine ne zarar ve ne de fayda verebilen; öldürmeye, diriltmeye ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen tanrılar edindiler.
Furkân · 4. ayet
Ve kalellezıne kefer in haza ila ifkunifterahu ve eanehu aleyhi kavmun aharune fe kad cau zulmev vezura
İnkar edenler: "Bu Kuran uydurmadır, ona başka bir topluluk yardım etmiştir" diyerek haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
Furkân · 5. ayet
Ve kalu esatıyrul evvelinektetebeha fe hiye tumla aleyhi bukratev ve esıyla
Kuran öncekilerin masallarıdır; başkalarına yazdırıp sabah akşam kendisine okunmaktadır" dediler.
Furkân · 6. ayet
Kul enzelehullezı ya’lemus sirra fis semavati vel ard innehu kane gafurar rahıyma
De ki: "Onu, göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir.
Furkân · 7. ayet
Ve kalu mali hazer rasuli ye’kulut taame ve yemsi fil esvak lev la unzile ileyhi melekun fe yekune meahu nezıra
Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
Furkân · 8. ayet
Ev yulka ileyhi kenzun ev tekunu lehu cennetuy ye’kulu minha ve kalez zalimune in tettebiune illa raculem meshura
Şöyle dediler: "Bu ne biçim peygamber ki yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup uyaran bir melek indirilseydi ya! Yahut, kendisine bir hazine verilseydi, veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!" Bu zalimler, inananlara: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler.
Furkân · 9. ayet
Unzur keyfe darabu lekel emsale fe dallu fe la yestetıy’une sebıla
Sana nasıl misaller getirdiklerine bir bak! Onlar sapmışlardır, yol bulamazlar.
Furkân · 10. ayet
Tebarakellezı in sae ceale leke hayram min zalike cennatin tecrı min tahtihel enharu ve yec’al leke kusura
Dilerse sana, bunlardan daha iyi olan, içlerinden ırmaklar akan cennetler verebilen ve köşkler kurabilen Allah yücelerin yücesidir.
Furkân · 11. ayet
Bel kezzebu bis saati ve a’tedna li men kezzebe bis saati seıyra
Zaten onlar, kıyamet saatini de yalanladılar. O saatin geleceğini yalanlayanlara çılgın alevli bir ateş hazırlamışızdır.
Furkân · 12. ayet
Iza raethum mim mekanim beıydin semiu leha tegayyuzav ve zefıra
Bu ateş, onlara uzak bir yerden gözükünce, onun kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
Furkân · 13. ayet
Ve iza ulku minha mekanen dayyikam mukarranıne deav hunalike subura
Elleri boyunlarına bağlanarak, dar bir yerden atıldıkları zaman, orada, yok olup gitmeyi isterler.
Furkân · 14. ayet
La ted’ul yevme suburav vahıdev ved’u suburan kesıra
Bir kere yok olmayı değil, birçok defa yok olmayı isteyin" denir.
Furkân · 15. ayet
Kul e zalike hayrun em cennetul huldilletı vuıdel muttekun kanet lehum cezaev ve mesıyra
De ki: "Bu mu iyidir, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara mükafat ve gidilecek yer olarak söz verilen ebedi cennet mi daha iyidir.
Furkân · 16. ayet
Lehum fıha ma yesaune halidın kane ala rabbike va’dem mes’ula
Temelli kalacakları cennette diledikleri şeyleri bulurlar. Bu, Rabbinin yerine getirilmesi istenen bir vaadidir.
Furkân · 17. ayet
Ve yemve yahsuruhum ve ma ya’budune min dunillahi fe yekulu e entum adleltum ıbadı haulai em hum dallus sebıl
O gün Rabbin onları ve Allah'ı bırakıp da taptıkları şeyleri toplar ve: "Bu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendi kendilerine mi yoldan saptılar?" der.
Furkân · 18. ayet
Kalu subhaneke ma kane yembegıy lena en nettehıze min dunike min evliyae ve lakim metta’tehum ve abaehum hatta nesuz zikr ve kanu kavmen bura
Onlar: "Haşa; Seni bırakıp başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat Sen onlara ve babalarına nimetler verdin de sonunda Seni anmayı unuttular ve helaki hak eden bir millet oldular" derler.
Furkân · 19. ayet
Fe kad kezzebukum bima tekulune fe ma testetıy’une sarfev ve la nasra ve mey yazlim minkum nuzıkhu azaben kebıra
Söylediklerinizde sizi yalancı çıkardılar, artık kendinizden azabı çeviremez, yardım da göremezsiniz. Zulmedenlerinize büyük bir azap tattıracağız" denir.
Furkân · 20. ayet
Ve ma erselna kableke minel murselıne illa innehum le ye’kulunet taame ve yemsune fil esvak ve cealna ba’dakum li ba’dın fitneh e tasbirun ve kane rabbuke besıyra
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de, şüphesiz, yemek yerler, sokaklarda gezerlerdi. Ey insanlar! Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle sınarız. Rabbin her şeyi görür.
Furkân · 21. ayet
Ve kalellezıne la yercune likaena lev la unzile aleynel melaiketu ev nera rabbena le kadistekberu fı enfusihim ve atev utuvven kebıra
Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimiz'i görmeliyiz" derler. And olsun ki kendi kendilerine büyüklenmişler, azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.
Furkân · 22. ayet
Yevme yeravnel melaikete la busra yevmeizil lil mucrimıne ve yekulune hıcram mahcura
Melekleri gördükleri gün, işte o gün, suçlulara iyi haber yoktur. Melekler: "İyi haber size yasaktır, yasak!" derler.
Furkân · 23. ayet
Ve kadimna ila ma amilu min amelin fe cealnahu hebaem mensura
Yaptıkları her işi ele alır, onu toz duman ederiz.
Furkân · 24. ayet
Ashabul cenneti yemeizin hayrum mustekarrav ve ahsenu mekıyla
O gün, cennetliklerin kalacağı yer çok iyi, dinlenecekleri yer çok güzeldir.
Furkân · 25. ayet
Ve yevme tesekkakus semau bil gamami ve nuzzilel melaiketu tenzıla
O gün, gök beyaz bulutlar halinde parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.
Furkân · 26. ayet
Elmulku yevmeizinil hakku lir rahman ve kane yevmen alel kafirıne asıra
O gün gerçek hükümdarlık Rahman'ındır. İnkarcılar için yaman bir gündür.
Furkân · 27. ayet
Ve yevme yeadduz zalimu ala yedeyhi yekulu ya leytenit tehaztu mear rasuli sebıla
O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der.
Furkân · 28. ayet
Ya veyleta leytenı lem ettehız fulanen halıla
O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der.
Furkân · 29. ayet
Le kad edallenı aniz zikri ba’de iz caenı ve kanes seytanu lil insani hazula
O gün, zalim kimse ellerini ısırıp: "Keşke Peygamberle beraber bir yol tutsaydım, vay başıma gelene; keşke falancayı dost edinmeseydim. And olsun ki beni, bana gelen Kuran'dan o saptırdı. Şeytan insanı yalnız ve yardımcısız bırakıyor" der.
Furkân · 30. ayet
Ve kaler rasulu ya rabbi inne kavmit tehazu hazel kur’ane mehcura
Peygamber: "Ey Rabbim! Doğrusu milletim bu Kuran'ı terketmişti" der.
Furkân · 31. ayet
Ve kezalike cealna li kulli nebiyyin aduvvem minel mucrimın ve kefa bi rabbike hadiyev ve nesıyra
Her peygamber için, böylece suçlulardan bir düşman ortaya koyarız. Doğruyu gösterici ve yardımcı olarak, Rabbin yeter.
Furkân · 32. ayet
Ve kalellezıne keferu lev la nuzzile aleyhil kur’anu cumletev vahıdeh kezalike li nusebbite bihı fuadeke ve rattelnahu tertıla
İnkar edenler: "Kuran ona bir defada indirilmeliydi" derler. Oysa Biz onu böylece senin kalbine yerleştirmek için azar azar indirir ve onu ağır ağır okuruz.
Furkân · 33. ayet
Ve la ye’tuneke bi meselin illa ci’nake bil hakkı ve ahsene tefsıra
Sana bir misal vermezler ki, Biz onun gerçeğini ve en iyi anlaşılanını sana vermemiş olalım.
Furkân · 34. ayet
Ellezıne yuhserune ala vucuhihim ila cehenneme ulaike serrum mekanev ve edallu sebıla
Cehennemde yüzü koyun toplanacak olanlar, işte onların yerleri en kötü ve yolları da en sapıktır.
Furkân · 35. ayet
Ve le kad ateyna musel kitabe ve cealna meahu ehahu harune vezıra
And olsun ki Musa'ya Kitap verdik, kardeşi Harun'u da kendisine vezir yaptık.
Furkân · 36. ayet
Fe kulnezheba ilel kavmillezıne kezzebu bi ayatina fe demmernahum tedmıra
Ayetlerimizi yalanlayan millete gidin" dedik. Sonunda o milleti yerle bir ettik.
Furkân · 37. ayet
Ve kavme nuhıl lemma kezzebur rusule agraknahum ve cealnahum lin nasi ayeh ve a’tedna liz zalimıne azaben elıma
Nuh milletini de, peygamberleri yalanladıkları zaman suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret kıldık. Zalimlere can yakıcı azap hazırlamışızdır.
Furkân · 38. ayet
Ve adev ve semude ve ashaber rassi ve kurunem beyne zalike kesıra
Ad, Semud milletleri ile Ress'lileri ve bunların arasında birçok nesilleri de yerle bir ettik.
Furkân · 39. ayet
Ve kullen darabna lehul emsale ve kullen tebberna tetbıra
Her birine misaller vermiştik ama, dinlemedikleri için hepsini kırdık geçirdik.
Furkân · 40. ayet
Ve le kad etev alel karyetilletı umtırat metaras se’e fe lem yekunu yeravneha bel kanu la yercune nusura
Bu putperestler and olsun ki, bela yağmuruna tutulmuş olan kasabaya uğramışlardı. Onu görmediler mi? Hayır; tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
Furkân · 41. ayet
Ve iza raevke iy yettehızuneke illa huzuva e hazellezı beasellahu rasula
Seni gördükleri zaman, "Allah'ın gönderdiği elçi bu mudur?" diye alaya almaktan başka birşey yapmazlar.
Furkân · 42. ayet
In kade le yudılluna an alihetina lev la en saberna aleyha ve sevfe ya’lemune hıyne yeravnel azabe men edallu sebıla
Tanrılarımız üzerinde direnmeseydik, doğrusu neredeyse bizi onlardan uzaklaştıracaktı" derler. Azabı gördükleri zaman, kimin yolunun sapık olduğunu bileceklerdir.
Furkân · 43. ayet
E raeyte menit tehaze ilahehu hevah e fe ente tekunu aleyhi vekıla
Hevesini kendine tanrı edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın.
Furkân · 44. ayet
Em tahsebu enne ekserahum yesmeune ev ya’kılun in hum illa kel en’ami bel hum edallu sebıla
Yoksa çoklarının söz dinlediklerini veya aklettiklerini mi sanırsın? Onlar şüphesiz davarlar gibidir, belki daha da sapık yolludurlar.
Furkân · 45. ayet
E lem tera ila rabbike keyfe meddez zıll ve lev sae le cealehu sakina summe cealnes semse aleyhi delıla
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.
Furkân · 46. ayet
Summe kabadnahu ileyna kabday yesıra
Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu durdururdu. Sonra Biz güneşi, ona delil kılıp yavaş yavaş kendimize çekmişizdir.
Furkân · 47. ayet
Ve huvellezı ceale lekumul leyle libasev ven nevme subatev ve cealen nehar nusura
Size geceyi örtü, uykuyu rahatlık kılan, gündüzü çalışma zamanı yapan Allah'tır.
Furkân · 48. ayet
Ve huvellezı erseler riyaha busram beyne yedey rahmetih ve enzelna menis semai maen tahura
Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O'dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir.
Furkân · 49. ayet
Li nuhyiye bihı beldetem meytev ve nuskıyehu mimma halakna en’amev ve enasiyye kesıra
Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen O'dur. Ölü bir yeri diriltmek ve yarattığımız nice hayvan ve insanları sulamak için gökten tertemiz su indirmişizdir.
Furkân · 50. ayet
Ve le kad sarrafnahu beynehum li yezzekkeru fe eba ekserun nasi illa kufura
And olsun ki öğüt almaları için ülkeler arasında yer yer türlü türlü yağmur yağdırmışızdır. Buna rağmen insanların çoğu nankörlükte direnmiştir.
Furkân · 51. ayet
Ve lev si’na le beasna fı kulli karyetin nezıra
Dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.
Furkân · 52. ayet
Fe la tutııl kafirıne ve cahıdhum bihı cihaden kebıra
Sen, inkarcılara uyma, onlara karşı olanca gücünle mücadele et.
Furkân · 53. ayet
Ve huvellezı meracel bahreyni haza azbun furatuv ve haza milhun ucac ve ceale beynehuma berzehav ve hıcram mahcura
Birinin suyu tatlı ve kolay içimli, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da, karışmalarına engel olan bir sınır koyan Allah'tır.
Furkân · 54. ayet
Ve huvellezı haleka minel mai beseran fe cealehu nesebev ve sıhra ve kane rabbuke kadıra
İnsanı sudan yaratarak, ona soy sop veren O'dur. Rabbin herşeye Kadir'dir.
Furkân · 55. ayet
Ve ya’budune min dunillahi ma la yenfeuhum ve la yedurruhum ve kanel kafiru ala rabbihi zahıra
Allah'ı bırakıp, kendilerine fayda da zarar da veremeyen şeylere kulluk ederler. İnkar eden, Rabbine karşı gelenin (şeytanın) yardımcısıdır.
Furkân · 56. ayet
Ve ma erselnake illa mubessirav ve nezıra
Biz seni sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
Furkân · 57. ayet
Kul ma es’elukum aleyhi min ecrin illa men sae ey yettehıze ila rabbihı sebıla
De ki: "Ben buna karşı sizden bir ücret değil, ancak, Rabbine doğru bir yol tutmak dileyen kimseler olmanızı istiyorum.
Furkân · 58. ayet
Ve tevekkel alel hayyillezı la yemutu ve sebbıh bi hamdih ve kefa bihı bi zunubi ıbadihı habıra
Ölümsüz, diri olan Allah'a güven, O'nu överek tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak kendisi yeter.
Furkân · 59. ayet
Ellezı halekas semavati vel erda ve ma beynehuma fı sitteti eyyamin summesteva alel arsir rahmanu fes’el bihı habıra
Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan sonra da arşa hükmeden Rahman'dır. Bunu bir bilene sor.
Furkân · 60. ayet
Ve iza kıyle lehumuscudu lir rahmani kalu ve mer rahmanu e nescudu li ma te’muruna ve zadehum nufura
Onlara: "Rahman'a secdeye varın" dendiği zaman "Rahman da nedir? Emrettiğine mi secdeye varacağız?" derler. Bu, onların nefretini artırır.
Furkân · 61. ayet
Tebarakellezı ceale fis semai burucev ve ceale fıha siracev ve kameram munıra
Gökte burçlar vareden, orada ışık saçan güneş ve aydınlatan ayı yaratan Allah, yücelerin yücesidir.
Furkân · 62. ayet
Ve huvellezı cealel leyle ven nehara hılfetel li men erade ey yezzekkera ev erade sukura
İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren O'dur.
Furkân · 63. ayet
Ve ıbadur rahmanillezıne yemsune alel erdı hevnev ve iza hatabehumul cahilune kalu selama
Rahman'ın kulları yeryüzünde mütevazı yürürler. Bilgisizler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumuşak söz söylerler.
Furkân · 64. ayet
Vellezıne yebıtune li rabbihim succedev ve kıyama
Onlar, gecelerini Rableri için kıyama durarak ve secdeye vararak geçirirler.
Furkân · 65. ayet
Vellezıne yekulune rabbenasrif anna azabe cehenneme inne azabeha kane garam
Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır" derler.
Furkân · 66. ayet
Inneha saet mustekarrav ve mukama
Onlar, "Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır" derler.
Furkân · 67. ayet
Vellezıne iza enfeku lem yusrifu ve lem yakturu ve kane beyne zalike kavama (60. Ayet secde ayetidir)
Onlar, sarfettikleri zaman ne israf ederler ne de cimrilik, ikisi arasında orta bir yol tutarlar.
Furkân · 68. ayet
Vellezıne la yed’une meallahi ilahen ahara ve la yaktulunen nefselletı harramellahu illa bil hakkı ve la yeznun ve mey yef’al zalike yelka esama
Onlar, Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarmazlar. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar. Zina etmezler. Bunları yapan günaha girmiş olur.
Furkân · 69. ayet
Yudaaf lehul azabu yevmel kıyameti ve yahlud fıhı muhana
Kıyamet günü azabı kat kat olur, orada, alçaltılarak temelli kalır.
Furkân · 70. ayet
Illa men tabe ve amene ve amile amelen salihan fe ulaike yubeddilullahu seyyiatihim hasenat ve kanellahu gafurar rahıyma
Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyenlerin, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Furkân · 71. ayet
Ve men tabe ve amile salihan fe innehu yetubu ilellahi metaba
Kim tevbe edip yararlı iş işlerse, şüphesiz o, Allah'a gereği gibi yönelmiş olur.
Furkân · 72. ayet
Vellezıne la yeshedunez zura ve iza merru bil lagvi merru kiram
Onlar yalan yere şehadet etmezler; faydasız birşeye rastladıkları zaman yüz çevirip vakarla geçerler.
Furkân · 73. ayet
Vellezine iza zukkiru bi ayati rabbihim lem yehırru aleyha summev ve umyana
Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onlara karşı kör ve sağır davranmazlar.
Furkân · 74. ayet
Vellezıne yekulune rabbena heb lena min ezvacina va zurriyyatina kurrate a’yuniv vec’alna lil muttekıyne imama
Onlar: "Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bizi, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder yap" derler.
Furkân · 75. ayet
Ulaike yuczevnel gurfete bi ma saberu ve yulekkavne fıha tehıyyetev ve selam
İşte onlar, sabrettiklerinden ötürü cennetin en yüksek dereceleriyle mükafatlandırılırlar. Orada esenlik ve dirlik dilekleriyle karşılanırlar.
Furkân · 76. ayet
Halidıne fıha hasunet mustekarrav ve mukama
Orada temellidirler. Orası ne güzel bir yer ve ne güzel duraktır.
Furkân · 77. ayet
Kul ma ya’beu bi kum rabbı lev la duaukum fe kad kezzebtum fe sevfe yekunu lizama
De ki: "İbadetiniz (duanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin?" Ey inkarcılar! Yalanladığınız için, azap yakanızı bırakmayacaktır.