41
Fussilet
Fussilet
54 ayet
Sure profili · 24. cüz · Mekke
Fussilet
Fussilat · Fussilet
Fussilet suresi (Fussilat). Mekke döneminde inmiştir; 54 ayettir. Mushaf yolunda 41. sure olarak okunur.
54 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Fussilet · 1. ayet
Ha mım
Ha, Mim.
Fussilet · 2. ayet
Tenzılum miner rahmanir rahıym
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Fussilet · 3. ayet
Kitabun fussılet ayatuhu kur’anen arabiyyel li kavmiy ya’lemun
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Fussilet · 4. ayet
Besırav ve nezıra fe a’rada ekseruhum fe hum la yesmeun
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Fussilet · 5. ayet
Ve kalu kulubuna fı ekinnetim mimma ted’una ileyhi ve fı azanina vakruv ve mim beynina ve beynike hıcabun fa’mel innena amilun
Bu Kitap, merhametli olan Allah katından indirilmedir; bilen bir millet için müjdeci ve uyarıcı olmak üzere Arapça okunarak, ayetleri uzun uzun açıklanmıştır. Ama insanların çoğu yüz çevirmiştir, onlar işitmezler de: "Bizi çağırdığın şeye karşı kalblerimiz kapalıdır, kulaklarımızda ağırlık, bizimle senin aranda anlaşmamıza engel vardır; istediğini yap, biz de yapacağız" derler.
Fussilet · 6. ayet
Kul innema ene beserum mislukum yuha ileyye ennema ilahukum ilahuv vahıdun festekıymu ileyhi vestagfiruh ve veylul lil musrikın
Onlara söyle: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, tanrınızın tek bir Tanrı olduğu vahyolunuyor. Artık O'na yönelin, O'ndan bağışlanma dileyin; vay ortak koşanlara.
Fussilet · 7. ayet
Ellezıne la yu’tunez zekate ve hum bil ahırati hum kafirun
Onlar zekat vermezler; ahireti inkar edenler de yalnız onlardır.
Fussilet · 8. ayet
Innellezıne amenu ve amilus salihati lehum ecrun gayru memnun
Doğrusu inanıp yararlı iş işleyenlere, onlara kesintisiz bir ecir vardır.
Fussilet · 9. ayet
Kul e innekum le tekfurune billezı halekal erda fı yevmeyni ve tec’alune lehu endada zalike rabbul alemın
Siz yeri iki günde yaratanı mı inkar ediyor ve O'na eşler koşuyorsunuz! O, alemlerin Rabbidir" de.
Fussilet · 10. ayet
Ve ceale fıha ravasiye min fevkıha ve barake fıha ve kaddera fıha akvateha fı erbeati eyyam sevael lis sailın
Yeryüzüne üstünden ağır baskılar (dağlar) yerleştirdi, onu bereketli kıldı; arayıp soranlar için gıdalarını tam (toplam) dört gün içinde yetiştirmesi kanununu koydu (takdir etti).
Fussilet · 11. ayet
Summesteva iles semai ve hiye duhanun fe kale leha ve lil erdı’tiya tav’an ev kerha kaleta eteyna taiıyn
Sonra, duman halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin" dedi. İkisi de: "İsteyerek geldik" dediler.
Fussilet · 12. ayet
Fe kadahunne seb’a semavatin fı yevmeyni ve evha fı kulli semain emraha ve zeyyennes semaed dunya bi mesabıha ve hıfza zalike takdırul azızil alım
Böylece onları, iki gün içinde yedi göğe tamamladı ve her göğün işini kendisine bildirdi. Yakın göğü ışıklarla donattık ve bozulmaktan koruduk. İşte bu, bilen, güçlü olan Allah'ın kanunudur.
Fussilet · 13. ayet
Fe in a’radu fe kul enzertukum saıkatem misle saıkati adiv ve semud
Eğer yüz çevirirlerse onlara de ki: "İşte sizi, Ad ve Semud'un başına gelen yıldırıma benzer bir azap ile uyardım.
Fussilet · 14. ayet
Iz caethumur rusulu mim beyni iydıhim ve min halfihim ella ta’budu illellah kalu lev sae rabbuna le enzele melaiketen fe inna bima ursiltum bihı kafirun
Onlara, önlerinden, artlarından, her yönden: "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin" diyen peygamberler gelmişti: "Eğer Rabbimiz böyle bir şey dileseydi melekler indirirdi. Doğrusu sizinle gönderileni inkar ederiz" demişlerdi.
Fussilet · 15. ayet
Fe emma adun festekberu fil erdı bi gayril hakkı ve kalu men eseddu minna kuvveh e ve lem yerav ennellahellezı halekahum huve eseddu minhum kuvveh kanu bi ayatina yechadun
Ad milleti, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamış, "Bizden daha kuvvetli kim vardır?" demişti. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha kuvvetli olduğunu görmüyorlardı değil mi? Ayetlerimizi bile bile inkar ediyorlardı.
Fussilet · 16. ayet
Fe erselna aleyhim rıhan sarsaran fı eyyamin nehısatil li nuzıkahum azabel hızyi fil hayatid dunya ve leazabul ahırati ahza ve hum la yunsarun
Rezillik azabını onlara dünya hayatında tattırmak için uğursuz günlerde üzerlerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Ahiret azabı ise daha çok alçaltıcıdır ve onlar yardım da görmezler.
Fussilet · 17. ayet
Ve emma semudu fe hedeynahum saıkatul azabil huni bima kanu yeksibun
Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Fussilet · 18. ayet
Ve necceynellezıne amenu ve kanu yettekun
İnananları ve Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanları kurtardık.
Fussilet · 19. ayet
Ve yevme yuhseru a’daullahi ilen nari fe hum yuzeun
Allah'ın düşmanları o gün cehenneme sürülürler. Hepsi bir aradadırlar.
Fussilet · 20. ayet
Hatta iza ma cauha sehide aleyhim sem’uhum ve ebsaruhum ve culuduhum bima kanu ya’melun
Sonunda oraya varınca, kulakları, gözleri ve derileri, yaptıkları hakkında onların aleyhinde şahidlik ederler.
Fussilet · 21. ayet
Ve kalu li cuhudihim lime sehidtum aleyna kalu entaknellahullezı entaka kulle sey’iv ve huve halekakum evvele merrativ ve ileyhi turceun
Derilerine: "Aleyhimize niçin şahidlik ettiniz?" derler. "Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi önce yaratan O'dur ve O'na döndürülüyorsunuz" cevabını verirler.
Fussilet · 22. ayet
Ve ma kuntum testetirune ey yeshede aleykum sem’ukum ve la ebsarukum ve la culudukum ve lakin zanentum ennellahe la ya’lemu kesıram mimma ta’melun
Siz, gözleriniz, kulaklarınız ve derilerinizin aleyhinize şahidlik edeceğinden korkarak kötü iş işlemekten çekinmiyordunuz. Hayır; Allah'ın, yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz.
Fussilet · 23. ayet
Ve zalikum zannukumullezı zanentum bi rabbikum erdakum fe asbahtum minel hasirın
İşte Rabbinizi böyle sanmanız sizi mahvetti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
Fussilet · 24. ayet
Fe iy yasbiru fen naru mesvel lehum ve iy yesta’tibu femahum minel mu’tebın
İster sabretsinler ister etmesinler, onların durağı ateştir. Hoş tutulmalarını isteseler de artık hoş tutulmazlar.
Fussilet · 25. ayet
Ve kayyadna lehum kuranae fezeyyenu lehum ma beyne eydıhim ve ma halfehum ve hakka aleyhimul kavlu fı umemin kad halet min kablihim minel cinni vel ins innehum kanu hasirın
Onların yanına bir takım yardakçılar koyarız da geçmişlerini geleceklerini onlara güzel gösterirler. Verilen söz, gerek cinlerden ve gerekse insanlardan, gelip geçmiş ümmetler içinde, onların aleyhine gerçekleşmiştir. Doğrusu onlar hüsranda idiler.
Fussilet · 26. ayet
Ve kalellezıne keferu la tesmeu li hazel kur’ani velgav fıhi leallekum taglibun
İnkar edenler: "Bu Kuran'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız" dediler.
Fussilet · 27. ayet
Fe lenuzıkannellezıne keferu azaben sedıdev ve lenecziyennehum esveellezı kanu ya’melun
İnkar edenlere çetin bir azap tattıracağız. İşledikleri en kötü işlere karşılık onların cezasını vereceğiz.
Fussilet · 28. ayet
Zalike ceazu a’daillahin nar lehum fıha darul huld cezaem bima kanu bi ayatina yechadun
İşte böyle; Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bile bile inkar etmeleri karşılığı orası onların temelli kalacakları yerdir.
Fussilet · 29. ayet
Ve kalellezıne keferu rabbena erinellezeyni edallana minel cinni vel insi nec’alhuma tahte akdamina li yekuna minel esfelın
İnkar edenler: "Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan, bizi saptıranları göster, onları ayaklarımızın altına alalım da en altta kalanlardan olsunlar" derler.
Fussilet · 30. ayet
Innellezıne kalu rabbunellahu summestekamu tetenezzelu aleyhimul melaiketu ella tehafu ve la tehzenu ve ebsiru bil cennetilletı kuntum tuadun
Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.
Fussilet · 31. ayet
Nahnu evliyaukum fil hayatid dunya ve fil ahırah ve lekum fıha ma testehı enfusukum ve lekum fıha ma teddeun
Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.
Fussilet · 32. ayet
Nuzulem min gafurir rahıym
Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra da doğrulukta devam edenler, onları, melekler, ölümleri anında: "Korkmayınız, üzülmeyiniz, size söz verilen cennetle sevinin, biz dünya hayatında da, ahirette de size dostuz. Burada, canlarınızın çektiği, umduğunuz şeyler, bağışlayan ve acıyan Allah katından bir ziyafet olarak size sunulur" diyerek inerler.
Fussilet · 33. ayet
Ve men ahsenu kavlem mimmen dea ilellahi ve amile salihav ve kale innenı minel muslimın
Doğrusu ben, kendini Allah'a verenlerdenim" diyen, yararlı iş işleyen ve Allah'a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim vardır.
Fussilet · 34. ayet
Ve la testevil hasenetu ve les seyyieh idfa’billetı hiye ahsenu fe izellezı beyneke ve beynehu adavetun keennehu veliyyun hamım
İyilik ve fenalık bir değildir. Ey inanan kişi: Sen, fenalığı en güzel şekilde sav; o zaman, seninle arasında düşmanlık bulunan kişinin yakın bir dost gibi olduğunu görürsün.
Fussilet · 35. ayet
Ve ma yulekkaha illellezıne saberu ve ma yulekkaha illa zu hazzın azıym
Bu, ancak sabredenlere vergidir; bu ancak o büyük hazzı tadanlara vergidir.
Fussilet · 36. ayet
Ve imma yenzeganneke mines seytani nezgun festeız billah innehu huves semıul alım
Şeytan seni dürtecek olursa Allah'a sığın; doğrusu O, işitendir, bilendir.
Fussilet · 37. ayet
Ve min ayatihil leylu ven neharu ves semsu vel kamer la tescudu lis semsi ve la lil kameri vescudu lillahillezı halekahunne in kuntum iyyahu ta’budun
Gece ile gündüz, güneş ile ay Allah'ın varlığının belgelerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin; eğer Allah'a kulluk etmek istiyorsanız, bunları yaratana secde edin.
Fussilet · 38. ayet
Fe inistekberu fellezıne ınde rabbike yusebbihune lehu bil leyli ven nehari ve hum la yes’emun (37. Ayet secde ayetidir)
Eğer büyüklük taslarlarsa kendi aleyhlerinedir. Rabbinin katında bulunanlar hiç usanmadan, O'nu gece gündüz tesbih ederler.
Fussilet · 39. ayet
Ve min ayatihı enneke teral erda hasiaten fe iza enzelna aleyhel maehtezzet ve rabet innellezı ahyaha le muhyil mevta innehu ala kulli sey’in kadır
Kupkuru gördüğün yeryüzünün, Biz ona su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi, kabarması, Allah'ın varlığının belgelerindendir. Ona can veren Allah şüphesiz ölüleri de diriltir. Doğrusu O her şeye kadir'dir.
Fussilet · 40. ayet
Innellezıne yulhıdune fı ayatina la yahfevne aleyna e fe mey yulka fin nari hayrun em mey ye’ti aminey yevmel kıyameh ı’melu ma si’tum innehu bima ta’melune basıyr
Ayetlerimizi inkar edenler Bize gizli değillerdir. Kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi işleyin, doğrusu O, yaptıklarınızı gören'dir.
Fussilet · 41. ayet
Innellezıne keferu biz zikri lemma caehum ve innehu le kitabun azız
Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmişlerdir; oysa o, değerli bir Kitap'dır. Geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeğe layık olan Allah katından indirilmedir.
Fussilet · 42. ayet
La ye’tıhil batılu mim beyni yedeyhi ve la min halfih tenzılum min hakımin hamıd
Kitap kendilerine gelince, onlar, onu inkar etmişlerdir; oysa o, değerli bir Kitap'dır. Geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak yoktur. Hakim ve övülmeğe layık olan Allah katından indirilmedir.
Fussilet · 43. ayet
Ma yukalu leke illa ma kad kıyle lir rusuli min kablik inne rabbeke lezu magfirativ ve zu ıkabin elim
Senin için söylenenler, senden önceki peygamberler için de söylenmişti. Doğrusu Rabbin hem bağışlayan ve hem de can yakıcı azap verendir.
Fussilet · 44. ayet
Ve lev cealnahu kur’anen a’cemiyyuv ve arabiyy kul huve lillezıne amenu hudev ve sifa’vellezıne la yu’minune fı azanihim vakruv ve huve aleyhim ama ulaike yunadevne mim mekanim beıyd
Biz bu Kuran'ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: "Ayetleri uzun açıklanmalı değil miydi? Araba yabancı bir dille söylenir mi?" derlerdi. De ki: "Bu, inananlara doğruluk rehberi ve gönüllerine şifadır." İnanmayanların kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar.
Fussilet · 45. ayet
Ve le kad ateyna musel kitabe fahtulife fıh ve lev la kelimetun sebekat mir rabbike le kudıye beynehum ve innehum lefı sekkim minhu murıb
And olsun ki Musa'ya Kitap vermiştik de onda ayrılığa düşmüşlerdi. Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hükmedilmiş olurdu. Doğrusu onlar, onun hakkında şüphe ve endişe içindedirler.
Fussilet · 46. ayet
Men amile salihan fe li nefsihı ve men esae fe aleyha ve ma rabbuke bi zallamil lil abıd
Kim yararlı iş işlerse kendi lehinedir; kim de kötülük işlerse kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara karşı zalim değildir.
Fussilet · 47. ayet
Ileyhi yuraddu ılmus saah ve ma tahrucu min semeratum min ekmamiha ve ma tahmilu min unsa ve la tedau illa biılmih ve yevme yunadıhim eyne surakaı kalu azennake ma minna min sehıd
Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi ona aittir. O'nun bilgisi dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Onlara: "Bana koştuğunuz ortaklar nerede?" diye seslendiği gün: "Sana, buna dair bizden hiçbir şahit olmadığınıarzederiz" derler.
Fussilet · 48. ayet
Ve dalle anhum ma kanu yed’une min kablu ve zannu ma lehum mim mehıys
Önceden yalvarıp durdukları şeyler onlardan uzaklaşmıştır. Kendilerinin kaçacak yerleri olmadığını anlamışlardır.
Fussilet · 49. ayet
La yes’emul insanu min duail hayri ve im messehus serru fe yeusun kanut
İnsan, iyilik istemekten usanmaz da, kendisine bir kötülük gelince umutsuzluğa düşer, meyus olur.
Fussilet · 50. ayet
Ve lein ezaknahu rahmetem minna mim ba’di darrae messethu le yekulenne haza lı ve ma ezunnus saate kaimetev ve heir rucı’tu ila rabbi inne lı ındehu lel husna fe le munebbiennellezıne keferu bima amilu ve le nuzıkannehum min azibn galıyz
Başına gelen sıkıntıdan sonra, kendisine katımızdan bir rahmet tattırsak: "Bu benim hakkımdır; kıyametin kopacağını sanmıyorum. Rabbime döndürülürsem, O'nun katında and olsun ki, benim için daha güzel şeyler vardır" der. İnkar edenlere, işlediklerini, and olsun ki bildireceğiz. Onlara and olsun ki çetin bir azap tattıracağız.
Fussilet · 51. ayet
Ve iza en’amna alel insani a’rada ve nea bicanibih ve iza messehus serru fe zu duain arıyd
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirerek yan çizer; başına bir kötülük gelince uzun uzun yalvarır.
Fussilet · 52. ayet
Kul eraeytum in kane min ındillahi summe kefertum bihı men edallu mimmen huve fı sikakım beıyd
De ki: "Kuran Allah katından gelmiş olup da siz de onu inkar etmişseniz, söyleyin bana, derin bir çıkmazda bulunan kimseden daha sapık kim vardır.
Fussilet · 53. ayet
Senurıhim ayatina fil afakı ve fı enfusihum hatta yetebeyyene lehum ennehul hakk e ve lem yekfi bi rabbike ennehu ala kulli sey’in sehıd
Onun hak olduğu meydana çıkıncaya kadar varlığımızın belgelerini onlara hem dış dünyada ve hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi.
Fussilet · 54. ayet
E la innehum fı miryetim mil likai rabbihim e la innehu bi kulli sey’im muhıyt
Dikkat edin; onlar Rablerine kavuşmaktan şüphededirler; dikkat edin; Allah şüphesiz her şeyi bilgisiyle kuşatandır.