11
Hûd
Hûd
123 ayet
Sure profili · 11. cüz · Mekke
Hûd
Hud · Hûd
Hûd suresi (Hud). Mekke döneminde inmiştir; 123 ayettir. Mushaf yolunda 11. sure olarak okunur.
123 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Hûd · 1. ayet
Elif lam ra kitabun uhkimet ayatuhu summe fussılet mil ledun hakımin habır
Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.
Hûd · 2. ayet
Ella ta’budu illellah innenı lekum minhu nezıruv ve besır
Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.
Hûd · 3. ayet
Ve enistagfiru rabbekum summe tubu ileyhi yumettı’kum metaan hasenen ila ecelim musemmev ve yu’ti kulle zı fadlin fadleh ve in tevellev fe innı ehafu aleykum azabe yevmin kebır
Elif, Lam, Ra. Bu Kitap, hakim ve haberdar olan Allah tarafından, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir Kitap'dır. Ben size, O'nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim. Rabbinizden mağfiret dileyin ve O'na tevbe edin ki, belli bir süreye kadar sizi güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz o zaman ben doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkarım.
Hûd · 4. ayet
Ilellahi merciukum ve huve ala kulli sey’in kadır
Dönüşünüz ancak Allah'adır. O her şeye Kadir'dir.
Hûd · 5. ayet
E la ninehum yesunu sudurahum li yestahfu minh e la hıyne yestagsune siyabehum ya’lemu ma yusirrune ve ma yu’linun innehu alımum bi zatis sudur
Bilin ki, onlar Kuran okunurken gizlenmek için iki büklüm olurlar. Bilin ki, elbiselerine büründüklerinde bile Allah onların gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir. Çünkü O, kalblerde olanı bilendir.
Hûd · 6. ayet
Ve ma min dabbetin fil erdı illa alellahi rizkuha ve ya’lemu mustekarraha ve mustevdeaha kullun fı kitabim mubın
Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah'a aittir. O, canlıları babaların sulbünde kararlaşmış ve anaların rahminde kararlaşmakta iken de bilir. Her şey apaçık bir Kitaptadır.
Hûd · 7. ayet
Ve huvellezı halekas semavati vel erda fı sitteti eyyamiv ve kane arsuhu alel mai li yebluvekum eyyukum ahsenu amela ve le in kulte innekum meb’usune mim ba’dil mevti le yekulennellezıne keferu in haza illa sıhrum mubın
Arş'ı su üzerinde iken, hanginizin daha güzel işi işleyeceğini ortaya koymak için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. And olsun ki, "Siz gerçekten, ölümden sonra dirileceksiniz" desen, inkar edenler: "Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" derler.
Hûd · 8. ayet
Ve le in ehharna anhumul azabe ila ummetim ma’dudetil le yekulunne ma yahbisuh e la yevme ye’tıhim leyse masrufen anhum ve haka bihim ma kanu bihı yestehziun
And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, "Onu alıkoyan nedir?" derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.
Hûd · 9. ayet
Ve lein ezaknel insane minna rahmeten summe neza’naha minh innehu leyeusun kefur
And olsun ki, insana nimetimizi tattırır sonra onu ondan çekip alırsak, o şüphesiz umutsuz bir nanköre döner.
Hûd · 10. ayet
Ve lein ezaknahu na’mae ba’de darrae messethu le yekulenne zehebes seyyiatu annı innehu le ferihun fe hur
Başına gelen sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırırsak, "Musibetler başımdan gitti" der; doğrusu o, şımarıp böbürlenen biridir.
Hûd · 11. ayet
Illellezıne saberu ve amilus salihat ulaike lehum magfiratuv ve ecrun kebır
Bunların dışında, sabredip iyi işler işleyen kimseler, işte onlara mağfiret ve büyük ecir vardır.
Hûd · 12. ayet
Fe lealleke tarikum ba’da ma yuha ileyke ve daikum bihı sadruke ey yekulu lev la unzile aleyhi kenzun ev cae meahu melek innema ente nezır vallahu ala kulli sey’iv vekıl
Putperestlerin: "Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.
Hûd · 13. ayet
Em yekulunefterah kul fe’tu bi asri suverim mislihı mufterayativ ved’u menisteta’tum min dunillahi in kuntum sadikıyn
Senin için: "Onu uydurdu" diyorlar, öyle mi? De ki: "Öyleyse onun surelerine benzer uydurma on sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.
Hûd · 14. ayet
Fe illem yestecıbu lekum fa’lemu ennema unzile bi ılmillahi ve el la ilahe illa hu fe hel entum muslimun
Söylediğinizi yapamazlarsa, bilin ki o, ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka tanrı yoktur, artık müslümansınız değil mi.
Hûd · 15. ayet
Men kane yurıdul hayated dunya ve zıneteha nuveffi ileyhim a’malehum fıha ve hum fıha la yubhasun
Dünya hayatını ve güzelliklerini isteyenlere, orada işlediklerinin karşılığını tastamam veririz; onlar orada bir eksikliğe de uğratılmazlar.
Hûd · 16. ayet
Ulaikellezıne leyse lehum fil ahırati illen nar ve habita ma saneu fıha ve batılum ma kanu ya’m’lun
İşte ahirette onlara ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşa gitmiştir. Zaten yapmakta oldukları da batıldır.
Hûd · 17. ayet
E fe men kane ala beyyinetim mir rabbihı ve yetluhu sahidum minhu ve min kablihı kitabu musa imamev ve rahmeh ulaike yu’minune bih ve mey yekfur bihı minel ahzabi fen naru mev’ıduh fe la teku fı miryetim minhu innehul hakku mir rabbike ve lakinne ekseran nasi la yu’minun
Rabbinin katından bir belgesi ve onun arkasından da bir şahidi olanlar, önlerinde de Musa'nın Kitap'ı önder ve rahmet olarak bulunanlardır ki, işte onlar Kuran'a inanırlar. Hangi topluluk onu inkar ederse yeri ateştir; senin de bundan şüphen olmasın. Doğrusu o, Rabbinden bir gerçektir, fakat insanların çoğu inanmazlar.
Hûd · 18. ayet
Ve men azlemu mimmeniftera alellahi keziba ulaike yu’radune ala rabbihim ve yekulul eshadu haulaillezıne kezebu ala rabbihim e la la’netullahi alez zalimın
Yalan söyleyerek Allah'a iftira edenden daha zalim kim vardır? İşte bunlar Rablerine götürülürler ve şahidler: "Rablerine yalan söyleyenler bunlardır" derler. Bilin ki Allah'ın laneti haksızlık yapanlaradır.
Hûd · 19. ayet
Ellezıne yesuddune an sebılillahi ve yebguneha ıveca ve hum bil ahırati hum kafirun
Bunlar Allah'ın yolundan alıkorlar ve o yolu eğriltmeğe çalışırlar; işte onlar ahireti inkar edenlerdir.
Hûd · 20. ayet
Ulaike lem yekunu mu’cizıne fil erdı ve ma kane lehum min dunillahi min evliya’yudaafu lehumul azabv ma kanu yestetıy’unes sem’a ve ma kanu yubsırun
Bunlar yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamazlar. Allah'dan başka kendilerini kurtaracak dostları da yoktur. Azab onlara kat kat verilir; işitemezler ve göremezlerdi.
Hûd · 21. ayet
Ulaikellezıne hasiru enfusehum ve dalle anhum ma kanu yefterun
İşte bunlar kendilerine yazık edenlerdir. Uydurdukları putlar da onlardan uzaklaşıp kaybolmuştur.
Hûd · 22. ayet
La cerame ennehum fil ahırati humul ahserun
Ahirette en çok kayba uğrayacaklar şüphesiz bunlardır.
Hûd · 23. ayet
Innellezıne amenu ve amilus salihati ve ahbetu ila rabbihim ulaike ashabul cenneh hum fıha halidun
Doğrusu inanan ve yararlı iş yapanlar ve Rablerine boyun eğenler, işte onlar cennetliklerdir; orada temellidirler.
Hûd · 24. ayet
Meselul ferıkayni kel a’ma vel esammi vel baıyri ves semiy’hel yesteviyani mesela e fe la tezekkerun
Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır kimse ile gören ve işiten kimsenin durumuna benzer. Durumları hiç eşit olabilir mi? İbret almıyor musunuz.
Hûd · 25. ayet
Ve le kad erselna nuhan ila kamihı innı lekum nezırum mubın
And olsun ki biz Nuh'u kendi milletine gönderdik; "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum" dedi.
Hûd · 26. ayet
El la ta’budu illellah innı ehafu aleykum azabe yevmin elım
And olsun ki biz Nuh'u kendi milletine gönderdik; "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım; Allah'tan başkasına kulluk etmeyin; doğrusu ben hakkınızda can yakıcı bir günün azabından korkuyorum" dedi.
Hûd · 27. ayet
Fe kalel meleullezıne keferu min kavmihı ma nerake illa beseram mislena ve ma neraket tebeake ilellezıne hum eraziluna bediyer ra’y ve ma nera lekum aleyna min fadlim bel nezunukum kazibın
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Daha başlangıçta, sana bizim ayak takımı dışında kimsenin uyduğunu görmüyoruz. Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur; biz sizi yalancı sanıyoruz" dediler.
Hûd · 28. ayet
Kale ya kavmi eraeytum in kuntu ala beyyinetim mir rabbı ve atanı rahmetem min ındihı fe ummiyet aleykum e nulzimukumuha ve entum leha karihun
Nuh: "Ey milletim! Rabbimin katından bir delilim bulunsa ve bana yine katından bir rahmet vermiş de bunlar sizden gizlenmiş olsa, söyleyin bana, hoşlanmadığınız halde zorla sizi bunlara mecbur mu ederiz?" dedi.
Hûd · 29. ayet
Ve ya kavmi la es’elukum aleyhi mala in ecriye illa alellahi ve ma ene bi taridillezıne amenu innehum mulaku rabbihim ve laninnı erakum kavmen techelun
Ey milletim! Buna karşılık ben sizden bir mal da istemiyorum. Benim ücretim Allah'a aittir; inananları da kovacak değilim; çünkü onlar Rableriyle karşılaşacaklar; fakat ben sizi cahil bir millet olarak görüyorum.
Hûd · 30. ayet
Ve ya kavmi mey yensurunı minellahi in taredtuhum e fela tezekkerun
Ey milletim! Onları kovarsam, Allah'a karşı beni kim savunur? Düşünmez misiniz.
Hûd · 31. ayet
Ve la ekulu lekum ındı hazinullahi ve la a’lemul gaybe ve la ekulu innı melekuv ve la ekulu lillezıne tezderı a’yunukum ley yu’tiyehumullahu hayra allahu a’lemu bima fı enfusihim innı izel le minez zalimın
Size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum; gaybı da bilmem; doğrusu melek olduğumu da söylemiyorum; küçük gördüklerinize Allah iyilik vermeyecektir diyemem; içlerinde olanı Allah daha iyi bilir. Yoksa şüphesiz haksızlık edenlerden olurum.
Hûd · 32. ayet
Kalu ya nuhu kad cadeltena fe ekserte cidalena fe’tina bima teıduna in kunte mines sadikıyn
Ey Nuh! Bizimle cidden tartıştın; hem de çok tartıştın. Doğru sözlülerden isen tehdit ettiğin azabı başımıza getir" dediler.
Hûd · 33. ayet
Kale innema ye’tıkum bihillahu in sae ve ma entum bi mu’cizın
Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir, siz O'nu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O'na döndürüleceksiniz" dedi.
Hûd · 34. ayet
Ve la yenfeukum nushıy in eradtu en ensaha lekum in kanellahu yurıdu ey yugviyekum huve rabbukum ve ileyhi turceun
Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir, siz O'nu aciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O'na döndürüleceksiniz" dedi.
Hûd · 35. ayet
Em yekulunefterah kul inifteraytuhu fe aleyye icramı ve ene birıum mimma tucrimun
Sana "Kuran'ı kendiliğinden uydurdu" derler, de ki: "Uydurdumsa suçu bana aittir; oysa ben sizin işlediğiniz günahlardan uzağım.
Hûd · 36. ayet
Ve uhıye ila nuhın ennehu ley yu’mine min kavmike illa men kad amene fe la tebteis bima kanu yef’alun
Nuh'a, "Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır" diye Allah tarafından vahyolundu.
Hûd · 37. ayet
Vasneıl fulke bi a’yunina ve vahyina ve la tuhatıbnı fillezıne zalemu innehum mugrakun
Nuh'a, "Senin milletinden, inanmış olanlardan başkası inanmayacaktır; onların yapageldiklerine üzülme; nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır" diye Allah tarafından vahyolundu.
Hûd · 38. ayet
Ve yasneul fulke ve kullema merra aleyhi meleum min kavmihı sehıru minh kale in tesharu minna fe inna nesharu minkum kema tesharun
Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: "Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz" dedi.
Hûd · 39. ayet
Fe sevfe ta’lemune mey ye’tıhi azabuy yuhzıhi ve yehıllu aleyhi azabum mukıym
Gemiyi yaparken, milletinin inkarcı ileri gelenleri yanına uğradıkça onunla alay ederlerdi. O da: "Bizimle alay ediyorsunuz ama, alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz; rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve kime sürekli azabın ineceğini göreceksiniz" dedi.
Hûd · 40. ayet
Hatta iza cae emruna ve farat tennuru kulnahmil fıha min kullin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlu ve men amen ve ma amene meahu illa kalıl
Buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynamağa başlayınca, "Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye bindir" dedik. Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.
Hûd · 41. ayet
Ve kalerkebu fıha bismillahi mecraha ve mursaha inne rabbı le gafurur rahıym
Allah "Oraya binin; yürümesi ve durması Allah'ın ismiyledir, Rabbin bağışlar ve merhamet eder" dedi.
Hûd · 42. ayet
Ve hiye tecrı bihim fı mevcin kel cibali ve nada nuhunibnehu ve kane fı ma’ziliy ya buneyyerkem meana ve la tekum meal kafirın
Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna "Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma" diye seslendi.
Hûd · 43. ayet
Kale seavı ila cebeliy ya’sımunı minel ma’kale la asımel yevme min emrillahi illa mer rahım ve hale beynehumel mevcu fe kane minel mugrakıyn
Oğlu: "Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır" deyince, Nuh: "Bugün Allah'ın buyruğundan O'nun acıdıkları dışında kurtulacak yoktur" dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı.
Hûd · 44. ayet
Ve kıyle ya erdubleıy maeki ve ya semau akliıy ve gıdal mau ve kudıyel emru vestevet alel cudiyyi ve kıyle bu’del lil kavmiz zalimın
Yere, "Suyunu çek!", göğe, "Ey gök sen de tut!" denildi. Su çekildi, iş de bitti; gemi Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan millet Allah'ın rahmetinden uzak olsun" denildi.
Hûd · 45. ayet
Ve nada nuhur rabbehu fe kale rabbi innebnı min ehlı ve inne va’dekel hakku ve ente ahkemul hakimın
Nuh Rabbine seslendi: "Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin" dedi.
Hûd · 46. ayet
Kale ya nuhu innehu leyse min ehlik innehu amelun gayru salihın fe la tes’elni ma leyse leke bihı ılm innı eızuke en ketune minel cahilın
Allah: "Ey Nuh! O senin ailenden sayılmaz; çünkü kötü bir iş işlemiştir; öyleyse bilmediğin şeyi Benden isteme. İşte sana öğüt, bilgisizlerden olma" dedi.
Hûd · 47. ayet
Kale rabbi innı euzu bike en es’eleke ma leyse lı bihı ılm ve illa tagfirlı ve terhamnı ekum minel hasirın
Rabbim! Bilmediğim şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum" dedi.
Hûd · 48. ayet
Kıyle ya nuhuhbıt bi selamim minna ve berakatin aleyke ve ala umemim mimmem meak ve umemun senumettiuhum summe yemessuhum minna azabun elım
Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara bizden bir selamet ve bereketle gemiden in. Ama birçok toplulukları da geçindireceğiz, sonra onlara can yakıcı bir azab vereceğiz" denildi.
Hûd · 49. ayet
Tilke min embail gaybi nuhıyha ileyk ma kunte ta’lemuhu ente ve la kavmuke min kabli haza fasbirv innel akıbete lil muttekıyn
Bunlar sana vahyettiğimiz bilinmeyen olaylardır. Sen de, milletin de daha önce bunları bilmezdiniz. Sabret, sonuç, Allah'tan sakınanlarındır.
Hûd · 50. ayet
Ve ila adin ehahum huda kale ya kavmı’budullahe ma lekum min ilahin gayruh in entum illa mufterun
Ad milletine kardeşleri Hud'u gönderdik. Şöyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur; yoksa sadece yalan uyduran kimseler olursunuz.
Hûd · 51. ayet
Ya kavmi la es’elukum aleyhi ecra in ecriye illa alellezı fetaranı e fe la ta’kılun
Ey milletim! Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Akletmez misiniz.
Hûd · 52. ayet
Ve ya kavmistagfiru rabbekum summe tubu ileyhi yursilis semae aleykum midrarav ve yezidkum kuvveten ila kuvvetikum ve la tetevellev mucrimın
Ey milletim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin ki size gökten bol bol yağmur göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın; suçlular olarak yüz çevirmeyin.
Hûd · 53. ayet
Kalu ya hudu ma ci’tena bi beyyinetiv ve ma nahnu bi tarikı alihetina an kavlike ve ma nahnu leke bi mu’minın
Ey Hud! Sen bize bir belge getirmeden, senin sözünden ötürü tanrılarımızı terketmeyiz ve sana inanmayız.
Hûd · 54. ayet
In nekulu illa’terake ba’du alilhetina bi su’kale innı ushidullahe veshedu ennı berıum mimma tusrikun
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.
Hûd · 55. ayet
Min dunihı fekıdunı cemıan summe la tunzırun
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.
Hûd · 56. ayet
Innı tevekkeltu alellahi rabbı ve rabbikum ma min dabbetin illa huve ahızum binasıyetiha inne rabbı ala sıratım mustekıym
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.
Hûd · 57. ayet
Fe in tevellev fe kad eblagtukum ma ursiltu bihı ileykum ve yestahlifu rabbı kavmen gayrakum ve la tedurrunehu sey’a inne rabbı ala kulli sey’in hafıyz
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.
Hûd · 58. ayet
Ve lemma cae emruna necceyna hudev vellezıne amenu meahu bi rahmetim minna ve ncceynahum min azabin galıyz
Buyruğumuz gelince, Hud'u ve beraberindeki inananları, rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azabdan koruduk.
Hûd · 59. ayet
Ve tilke adun cehadu bi ayati rabbihim ve asav rusulehu vettebeu emra kulli cebbarin anıd
İşte bu, Rablerinin ayetlerini bile bile inkar eden, peygamberlerine kafa tutan ve her inatçı zorbanın emrine uyan Ad milletidir.
Hûd · 60. ayet
Ve utbiu fı hazihid dunya la’netev ve yevmel kıyameh e la inne aden keferu rabbehum e la bu’del li adin kavmi hud
Bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete uğradılar. Bilin ki Ad milleti Rablerini inkar etti ve yine bilin ki Hud'un milleti Ad Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.
Hûd · 61. ayet
Ve ila semude ehahum saliha kale ya kavmı’budullahe malekum min ilahin gayruh huve enseekum minel erdı vesta’merakum fıha festagfiruhu summe tubu ileyh inne rabbı karıbum mucıb
Semud milletine kardeşleri Salih'i gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sizi yeryüzünde yaratıp orayı imar etmenizi dileyen O'dur. Öyleyse O'ndan mağfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin. Doğrusu Rabbim size yakın ve duaları kabul edendir" dedi.
Hûd · 62. ayet
Kalu ya salihu kad kunte fına mercuvven kable haza etenhana en na’bude ma ya’budu abauna ve innena le fı sekkim mimma ted’una ileyhi murıb
Ey Salih! Sen bundan önce, aramızda kendisinden iyilik beklenir bir kimseydin; şimdi babalarımızın taptıklarına bizi tapmaktan men mi ediyorsun? Doğrusu bizi çağırdığın şeyden şüphe ve endişedeyiz" dediler.
Hûd · 63. ayet
Kale ya kavmi eraeytum in kuntu ala beyyinetim mir rabbı ve atanı minhu rahmetem fe mey yensurunı minellahi in asaytuhu fe ma tesıdunenı gayra tahsır
Ey milletim! Eğer Rabbimden bir belgem olur ve bana rahmet eder de ben O'na baş kaldırırsam, söyleyin, Allah'a karşı beni kim savunur? Bana zararımı artırmaktan başka birşey yapamazsınız" dedi.
Hûd · 64. ayet
Ve ya kavmi hazihı nakatullahi lekum ayeten fezeruha te’kul fı erdıllahi ve la temessuha bi suin fe ye’huzekum azabun karıb
Ey milletim! Bu, size bir ayet olarak, Allah'ın devesidir. Bırakın onu, Allah'ın toprağında otlasın; ona fenalık etmeyin, yoksa siz hemen azaba uğrarsınız.
Hûd · 65. ayet
Fe akaruha fe kale metetteu fı darikum selasete eyyam zalike va’dun gayru mekzub
Buna rağmen onu kesip devirdiler. O zaman Salih: "Yurdunuzda üç gün daha kalın. Bu, yalanlanmayacak bir sözdür" dedi.
Hûd · 66. ayet
Felemma cae emruna necceyna salihav vellezıne amenu meahu bi rahmetim minna ve min hızyi yevmiiz inne rabbeke huvel kaviyyul azız
Buyruğumuz gelince, Salih'i ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak o günün rezilliğinden kurtardık. Doğrusu Rabbin pek kuvvetli ve güçlüdür.
Hûd · 67. ayet
Ve ehazellezıne zalemus sayhatu fe asbehu fı diyarihim casimın
Haksızlık yapanları bir çığlık tuttu, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
Hûd · 68. ayet
Kel el lem yagnev fıha e la inne semude keferu rabbehum e la bu’del li semud
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki, Semud milleti Rabbini inkar etmişti. Bilin ki, Semud milleti Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.
Hûd · 69. ayet
Ve le kad cet rusuluna ibrahıme bil busra kalu selama kale selamun fe ma lebise en cae bi ıclin hanız
And olsun ki, elçilerimiz müjde ile İbrahim'e geldiler. "Selam sana" dediler, "Size de selam" dedi, hemen kızartılmış bir buzağı getirdi.
Hûd · 70. ayet
Felemma raa eydiyehum la tesılu ileyhi nekirahum ve evcese minhum hıyfeh kalu la tehaf inna ursilna ila kavmi lut
Ellerini ona uzatmadıklarını görünce, durumlarını beğenmedi ve içine korku düştü. Onlar, "Korkma, biz Lut milletine gönderildik" dediler.
Hûd · 71. ayet
Vemraetuhu kaimetun fe dahıket fe bessernaha bi ishaka ve miv verai ishaka ya’kub
Bu arada, İbrahim'in ayakta duran karısı gülünce, "Ona İshak'ı ardından Yakub'u müjdeleriz" dediler.
Hûd · 72. ayet
Kalet ya veyleta e elidu ve ene acuzuv ve haza ba’li seyha inne haza le sey’un acıb
Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı, kocam da ihtiyar olmuşken nasıl doğurabilirim? Doğrusu bu şaşılacak bir şey" dedi.
Hûd · 73. ayet
Kalu e ta’cebıne min emrillahi rahmetullahi ve berakatuhu aleykum ehlel beyv innehu hamıdum mecıd
Ey evin hanımı! Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerinize olmuşken, nasıl Allah'ın işine şaşarsın? O, övülmeye layıktır, yücelerin yücesidir" dediler.
Hûd · 74. ayet
Femma zehebe an ibrahımer rav’u ve caethul busra yucadiluna fı kavmi lut
İbrahim'in korkusu gidip de müjde kendisine ulaşınca, Lut milleti hakkında elçilerimizle tartışmaya girişti.
Hûd · 75. ayet
Inne ibrahıme le halımun evvahum munıb
Doğrusu İbrahim çok içli, yumuşak huylu ve kendini Allah'a vermiş bir kimse idi.
Hûd · 76. ayet
Ya ibrahımu a’rıd an haza innehu kad cae emru rabbik ve innehum atıhum azabun gayru merdud
Elçilerimiz, "Ey İbrahim! Bundan vazgeç, doğrusu Rabbinin emri gelmiştir. Onlara, şüphesiz, geri çevrilemeyecek bir azab gelmektedir" dediler.
Hûd · 77. ayet
Ve lemma caet rusuluna lutan sıe bihim ve daka bihim zer’av ve kale haza yevmun asıyb
Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı, "Bu çetin bir gündür" dedi.
Hûd · 78. ayet
Ve caehu kavmuhu yuhraune ileyhi ve min kablu kanu ya’melunes seyyiat kale ya kavmi haulai benatı hunne atheru lekum fettekullahe ve la tuhzuni fı dayfı e leyse minkum raculur rasıd
Milleti ona koşarak geldiler. Daha önce kötü işler işliyorlardı. "Ey milletim! İşte bunlar benim kızlarım, onlar sizin için daha temizdir. (size nikahlıyabilirim!) Allah'tan sakının, konuklarımın önünde beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında kimse yok mudur?" dedi.
Hûd · 79. ayet
Kalu le kad alimte ma lena fı benatike min hakk ve inneke le ta’lemu ma nurıd
And olsun ki, senin kızlarınla bir işimiz olmadığını biliyorsun; doğrusu, ne istediğimizin farkındasın" dediler.
Hûd · 80. ayet
Kale lev enne lı bikum kuvveten ev avı ila ruknin sedıd
Keşke size yetecek bir kuvvetim olsa veya sağlam bir yere sığınsam" dedi.
Hûd · 81. ayet
Kalu ya lutu inna rusulu rabbike ley yesılu ileyke fe esri bi ehlike bi kıd’ım minel leyli ve la yeltefit minkum ehadun illemraetek innehu musıybuha ma esabehum inne mev’ıdehumus subh e leyses bi karıb
Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz, onlar sana ilişemiyecekler; geceleyin bir ara, ailenle beraber yola çık; karının dışında kimse geri kalmasın. Doğrusu onların başına gelen onun başına da gelecektir. Vadeleri gün doğana kadardır. Gün doğması yakın değil mi?" dediler.
Hûd · 82. ayet
Felemma cae emruna cealna aliyeha safileha ve emtarna aleyha hıcaratem min siccılim mendud
Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.
Hûd · 83. ayet
Musevvemeten ınde rabbik ve ma hiye minez zalimıne bi beıyd
Buyruğumuz gelince oraların altını üstüne getirdik; üzerine Rabbinin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar zalimlerden hiçbir zaman uzak olmayacaktır.
Hûd · 84. ayet
Ve ila medyene ehahum suayba kale ya kavmı’budullahe malekum min ilahin gayruhv ve la tenkusul mikyale vel mızane innı erakum bi hayriv ve innı ehafu aleykum azabe yevmim muhıyt
Medyen halkına kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. Şöyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur. Ölçüyü tartıyı eksik tutmayın. Doğrusu ben sizi bolluk içinde görüyorum ve hakkınızda kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.
Hûd · 85. ayet
Ve ya kavmi evful mikyale vel mızane bil kıstı ve la tebhasun nase esyaehum ve la ta’sev fil erdı mufsidın
Ey milletim! Ölçüyü ve tartıyı tamamı tamamına yapın; insanlara eşyalarını eksik vermeyin; yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
Hûd · 86. ayet
Bekıyyetullahi hayrul lekum in kuntum mu’minın ve ma ene aleykum bi hafıyz
İnanıyorsanız, Allah'ın geri bıraktığı helal kar sizin için daha hayırlıdır. Ben size bekçi değilim.
Hûd · 87. ayet
Kalu ya suaybu e salatuke te’muruke en netruke ma ya’budu abauna ev en nef’ale fı emvalina ma nesa’inneke le entel halımur rasıd
Ey Şuayb! Babalarımızın taptığını bırakmamızı emreden veya mallarımızı istediğimiz gibi kullanmamızı meneden senin namazın mıdır? Sen doğrusu aklı başında, yumuşak huylu birisin" dediler.
Hûd · 88. ayet
Kale ya kavmi eraeytum in kuntu ala beyyinetim mir rabbı ve razekanı minhu rizkan hasena ve ma urıdu en uhalifekum ila ma enhakum anh in urıdu illel ıslaha mesteta’t ve ma tevfıkıy illa billah aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unıb
Ey Milletim! Rabbimden benim bir belgem olduğu ve bana güzel bir rızık da verdiği halde, O'na karşı gelebilir miyim? Söylesenize! Size yasak ettiğim şeylerde, aykırı hareket etmek istemem; gücümün yettiği kadar ıslah etmekten başka bir dileğim yoktur. Başarım ancak Allah'tandır, O'na güvendim; O'na yöneliyorum" dedi.
Hûd · 89. ayet
Ve ya kavmi la yecrimennekum sikakıy ey yusıybekum mislu ma esabe kavme nuhın ev kavme hudin ev kavme salıh ve ma kavmu lutım minkum bi beıyd
Ey Milletim! Bana karşı gelmeniz, Nuh milletine veya Hud milletine yahut da Salih milletine gelen felaketin bir benzerini, sakın başınıza getirmesin. Lut milleti sizden uzak değildir.
Hûd · 90. ayet
Vestagfiru rabbekum summe tubu ileyh inne rabbı rahıymuv vedud
Rabbinizden mağfiret dileyin; O'na tevbe edin; doğrusu Rabbim merhamet eder ve çok sever.
Hûd · 91. ayet
Kalu ya suaybu ma nefkahu kesıram mimma tekulu ve inna le nerake fına daıyfa ve lev la rahtuke le racemnake ve ma ente aleyna bi aziz
Ey Şuayb! Söylediklerinin çoğunu anlamıyor ve doğrusu seni aramızda güçsüz görüyoruz. Eğer taraftarların olmasaydı seni taşlardık. Esasen bizim gözümüzde pek itibarın da yoktur" dediler.
Hûd · 92. ayet
Kale ya kami erahtıy eazzu aleykum minellha vettehaztumuhu veaekum zıhriyya inne rabbı bi ma ta’melune muhıyt
Ey Milletim! Benim taraftarlarım size göre Allah'tan daha mı değerlidir ki Allah'a sırt çevirdiniz? Doğrusu Rabbim yaptıklarınızı bilgisiyle kuşatmıştır" dedi.
Hûd · 93. ayet
Ve ya kavmı’melu ala mekanetikum innı amil sevfe ta’lemune mey ye’tıhi azabuy yuhzıhi ve men huve kazib vertekıbu innı meakum rakıyb
Ey Milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu ben de yapacağım. Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlüyorum.
Hûd · 94. ayet
Ve lemma cae emruna necceyna suaybev vellezıne amenu meahu bi rahmetim minna ve ehazetillezıne zalemus sayhatu fe asbehu fı diyarihim casimın
Buyruğumuz gelince, Şuayb'ı ve beraberindeki inananları katımızdan bir rahmet olarak kurtardık. Haksızlık yapanları bir çığlık yakaladı, oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
Hûd · 95. ayet
Keel lem yagnev fıha ela bu’del li medyene kema beıdet semud
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki Semud milleti Allah'ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı.
Hûd · 96. ayet
Ve le kad erselna musa bi ayatina ve sultanim mubın
And olsun ki Musa'yı Firavun ve erkanına mucizelerimizle, apaçık bir delil ile gönderdik. Firavun'un buyruğuna uydular, oysa Firavun'un buyurduğu sağduyuya uygun değildi.
Hûd · 97. ayet
Ila fir’avne ve meleihı fettebeu emra fir’avn ve ma emru fir’avne bi rasıd
And olsun ki Musa'yı Firavun ve erkanına mucizelerimizle, apaçık bir delil ile gönderdik. Firavun'un buyruğuna uydular, oysa Firavun'un buyurduğu sağduyuya uygun değildi.
Hûd · 98. ayet
Yakdumu kavmehu yevmel kıyameti fe evradehumun nar ve bi’sel virdul mevrud
Firavun, kıyamet gününde milletine öncülük eder, onları cehenneme götürür. Gittikleri yer ne kötü yerdir.
Hûd · 99. ayet
Ve utbiu fı hazihı la’netev ve yevmel kıyameh bi’ser rifdul merfud
Hem burada ve hem kıyamet gününde lanete uğratılırlar. Bu ne kötü bir bağıştır.
Hûd · 100. ayet
Zalike min embail kur nekussuhu aleyke minha kaimuv ve hasıyd
Bu sana anlattıklarımız, kasabaların başından geçenlerdir. Onların bir kısmı hala duruyor, bir kısmı ise silinip gitmiştir.
Hûd · 101. ayet
Ve ma zalemnahum ve lakin zalemu enfusehum fe ma agnet anhum alihetuhumulteı yed’une min dunillahi min sey’il lemma cae meru rabbik ve ma zaduhum gayra tetbıb
Onlara Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine yazık ettiler. Rabbinin buyruğu gelince, Allah'ı bırakıp taptıkları tanrılar kendilerine bir fayda vermedi, kayıplarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.
Hûd · 102. ayet
Ve kezalike ahzu rabbike iza ehazel kura ve hiye zalimeh inne ahzehu elimun sedıd
Allah, kasabaların zalim halkını yakalayınca, böyle yakalar; yakalaması da şiddetli ve elimdir.
Hûd · 103. ayet
Inne fı zalike le ayetel li men hafe azabel ahırah zalike yevmim meshud
Ahiretin azabından korkanlara, bunda, hiç şüphesiz ibret vardır. Bu, insanların toplanacağı gündür; bu, görülecek bir gündür.
Hûd · 104. ayet
Ve ma nuehhıruhu illa li ecelim ma’dud
Biz, o günü, ancak belli bir süreye kadar geciktiririz.
Hûd · 105. ayet
Yevme ye’ti la tekellemu nefsun illa bi iznih fe minhum sekıyyuv ve seıyd
O gün gelince, Allah'ın izni olmaksızın hiç kimse konuşamaz: İçlerinde bedbaht olanlar da, mesut olanlar da vardır.
Hûd · 106. ayet
Fe emmellezıne seku fe fin nari lehum fıha zefıruv ve sehiyk
Bedbaht olanlar cehennemdedirler. Onlar orada ah edip inlerler.
Hûd · 107. ayet
Halidıne fıha madametis semavatu vel erdu illa ma sae rabbuk inne rabbeke fe’alul lima yurıd
Rabbinin dilemesi bir yana, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır. Rabbin, şüphesiz, her istediğini yapar.
Hûd · 108. ayet
Ve emmellezıne suıdu fe fil cenneti halidıne fıha madametis semavatu vel erdu illa ma sae rabbuk ataen gayra meczuz
Mesud olanlar ise cennettedirler. Rabbinin dilemesi bir yana, sonsuz bir lütuf olarak, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır.
Hûd · 109. ayet
Fe la teku fı miryetim mimma ya’budu haula’ma ya’budune illa kema ya’budu abauhum min kabl ve inna le muveffuhum nesıybehum gayra menkus
Bu putperestlerin taptıklarının batıl olduğunda şüphen olmasın; daha önce babalarının tapmış oldukları gibi onlar da taparlar. Onlara paylarını şüphesiz eksiksiz olarak ödeyeceğiz.
Hûd · 110. ayet
Ve le kad ateyna musel kitabe fahtulife fıh ve lev la kelimetun sebekat mir rabbike le kudiye beynehum ve innehum le fı sekkim minhu murıb
And olsun ki, Musa'ya Kitap verdik; onda ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında çoktan hükmedilmiş olurdu. Doğrusu onlar, Kitap'ın Allah katından olduğunda şüphe ve endişe içindedirler.
Hûd · 111. ayet
Ve inne kulul lemma leyuveffiyennehum rabbuke a’malehum innehu bima ya’melune habır
Rabbin, onların işlerinin karşılığını elbette tamamen verecektir. O, şüphesiz, onların yaptıklarını bilir.
Hûd · 112. ayet
Festekım kema umirte ve men tabe meake ve la tatgav innehu bi ma ta’melune besıyr
Sen, beraberindeki tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Aşırı gitmeyin, doğrusu Allah yaptıklarınızı görür.
Hûd · 113. ayet
Ve la terkenu ilellezıne zalemu fe temessekumun naru ve malekum min dunillahi min evliyae summe la tunsarun
Haksızlık yapanlara yönelmeyin, yoksa ateş size de dokunur. Sizin Allah'tan başka dostunuz yoktur; sonra, yardım da göremezsiniz.
Hûd · 114. ayet
Ve ekımıs salate tarafeyin nehari ve zulefem minel leylv innel hasenati yuzhibnes seyyiat zalike zikra liz zakirın
Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın zamanlarında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt kabul edenlere bir öğüttür.
Hûd · 115. ayet
Vasbir fe innellahe la yudıy’u ecral muhsinın
Sabret, Allah iyi davrananların ecrini elbette zayi etmez.
Hûd · 116. ayet
Fe lev la kane minel kuruni min kablikum ulu bekıyyetiy yenhevne anil fesadi fil erdı illa kalılem mimmen enceyna minhum vettebeallezıne zalemu ma utrifu fıhi ve kanu mucrimın
Sizden önceki nesillerin ileri gelenleri, yeryüzünde bozgunculuğa engel olmalı değil miydiler? Onlardan kurtardıklarımız pek azdır. Kendilerine verilen nimete karşı haksızlık edenlere uyanlar ise suçlu oldular.
Hûd · 117. ayet
Ve ma kane rubbuke li yuhlikel kura bi zulmiv ve ehluha muslihun
Rabbin, kasabaların halkı ıslah olmuşken, haksız yere onları yok etmez.
Hûd · 118. ayet
Ve lev sae rabbuke le cealen nase ummetev vahıdetev ve la yezalune muhtelifın
Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin "And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım" sözü yerine gelmiştir.
Hûd · 119. ayet
Illa mer rahıme rabbuk ve li zalike halekahum ve temmet kelimetu rabbike le emleenne cehenneme minel cinneti ve nasi ecmeıyn
Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin "And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım" sözü yerine gelmiştir.
Hûd · 120. ayet
Ve kullen nekussu aleyke mir embair rusuli ma nusebbitu bihı fuadek e caeke fı hazihil hakku ve emv’ızatu ve zikra lil mu’minın
Peygamberlerin başlarından geçenlerden, sana anlattığımız her şey, senin gönlünü pekiştirmemizi sağlar; sana bu belgelerle gerçek; inananlara da öğüt ve hatırlatma gelmiştir.
Hûd · 121. ayet
Ve kul lillezıne la yu’minuna’melu ala mekanetikum inna amilun
İnanmayanlara: "Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz" de.
Hûd · 122. ayet
Ventezıru inna muntezırun
İnanmayanlara: "Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz" de.
Hûd · 123. ayet
Ve lillahi gaybus semavati vel erdı ve ileyhi yurceul emru kulluhu fa’budhu ve tevekkel aleyh ve ma rabbuke bi gafilin amma ta’melun
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Bütün işler O'na döndürülür. Öyleyse O'na kulluk et, O'na güven. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.