17
İsrâ
İsrâ
111 ayet
Sure profili · 15. cüz · Mekke
İsrâ
Al-Isra · İsrâ
İsrâ suresi (Al-Isra). Mekke döneminde inmiştir; 111 ayettir. Mushaf yolunda 17. sure olarak okunur.
111 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
İsrâ · 1. ayet
Subhanellezı esra bi abdihı leylem minel mescidil harami ilel mescidil aksallezı barakna havlehu li nuriyehu min ayatina innehu huves semıul besıyr
Kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescidi Haram'dan (Mekke'den), kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya (Kudüs'e) götüren Allah'ın şanı yücedir. Doğrusu O, işitir ve görür.
İsrâ · 2. ayet
Ve ateyna musel kitabe ve cealnahu hudel li beni israiyle ella tettehızu min dunı vekıla
Musa'ya kitap verdik. Ey Nuh'la beraber taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp başkasını vekil edinmeyesiniz diye onu İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık. Doğrusu Nuh, çok şükreden bir kuldu.
İsrâ · 3. ayet
Zurriyyete men hamelna mea nuh innehu kane abden sekura
Musa'ya kitap verdik. Ey Nuh'la beraber taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp başkasını vekil edinmeyesiniz diye onu İsrailoğullarına doğruluk rehberi kıldık. Doğrusu Nuh, çok şükreden bir kuldu.
İsrâ · 4. ayet
Ve kadayna ila benı israiyle fil kitabi le tufsidunne fil erdı merrateyni ve le ta’lunne uluvven kebıra
İsrailoğullarına Kitap'da: "Doğrusu yeryüzünde iki defa bozgunculuk yapacak ve kibirlendikçe kibirleneceksiniz" diye bildirdik.
İsrâ · 5. ayet
Fe iza cae va’du ulahume beasna aleykum ıbadel lena ulı be’sin sedıdin fe casu hılaled diyar ve kane va’dem mef’ula
Bu ikiden birincisinin vakti gelince, üzerinize pek güçlü olan kullarımızı salacağız. Onlar memleketlerinizde her köşeyi kontrollerine alacaklar. Bu, yerine gelecek bir vaaddir.
İsrâ · 6. ayet
Summe radedna lekumul kerrate aleyhim ve emdednakum bi emvaliv ve benıne ve cealnakum eksera nefıra
Bunun ardından sizi onlara galip getireceğiz; mallar ve oğullarla size yardım edecek ve sizin sayınızı artıracağız.
İsrâ · 7. ayet
In ahsentum ahsentum li enfusikum ve in ese’tum feleha fe iz cae va’dul ahırati li yesuu vucuhekum ve li yedhulul mescide kema dehaluhu evvele merrativ ve liyutebbiru ma alev tetbıra
İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz o da kendinizedir. İki vaadden ikincisinin vakti gelince, yüzünüzü üzüntüye sokmaları, kötülük yapmaları, önceden Mescid'e girdikleri gibi girmeleri, ele geçirdikleri yerleri harap etmeleri için onları tekrar göndereceğiz.
İsrâ · 8. ayet
Asa rabbukum ey yerhamekum ve in udtum udna ve cealna cehenneme lil kafirıne hasıyra
Umulur ki Rabbiniz size acır; ama siz dönerseniz Biz de döneriz. Cehennemi, inkarcılara bir zindan kılmışızdır.
İsrâ · 9. ayet
Inne hazel kur’ane yehdı lilletı hiye akvemu ve yubessirul mu’minınellezıne ya’melunes salihati enne lehum ecran kebıra
Doğrusu bu Kuran en doğru yola götürür ve yararlı iş yapan müminlere büyük ecir olduğunu, ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladığımızı müjdeler.
İsrâ · 10. ayet
Ve ennellezıne la yu’minune bil ahırati a’tedna lehum azaben elıma
Doğrusu bu Kuran en doğru yola götürür ve yararlı iş yapan müminlere büyük ecir olduğunu, ahirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladığımızı müjdeler.
İsrâ · 11. ayet
Ve yed’ul insanu bis serri duaehu bil hayr ve kanel insanu acula
İnsan iyiliğin gelmesine dua ettiği gibi, kötülüğün gelmesine de dua eder. Esasen insanoğlu acelecidir.
İsrâ · 12. ayet
Ve cealnel leyle ven nehara ayeteyni fe mehavna ayetel leyli ve cealna ayeten nehari mubsıratel li tebtegu fadlem mir rabbikum ve li ta’lemu adedes sinıne vel hısab ve kulle sey’in fassalnahu tefsıyla
Gece ve gündüzü varlığımıza birer delil kıldık. Bir delil olan geceyi kaldırıp yine bir delil olan gündüzü Rabbinizin bol nimetini aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için aydınlık kıldık. Her şeyi uzun uzadıya açıkladık.
İsrâ · 13. ayet
Ve kulle insanin elzemnahu tairahu fı unukıh ve nuhricu lehu yevmel kıyameti kitabey yelkahu mensura
Her insanın boynuna işlediklerini dolarız ve kıyamet günü açılmış bulacağı Kitap'ı önüne çıkarırız.
İsrâ · 14. ayet
Ikra’kitabek kefa bi nefsikel yevme aleyke hasıba
Kitabını oku, bugün, hesap görücü olarak sen kendine yetersin.
İsrâ · 15. ayet
Menihteda fe innema yehtedı li nefsih ve men dalle fe innema yedıllu aleyha ve la teziru vaziratuv vizra uhra ve ma kunna muazzibıne hatt neb’ase rasula
Kim doğru yola gelirse ancak kendi lehine yola gelmiş ve kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıştır. Kimse kimsenin günahını çekmez. Biz peygamber göndermedikçe kimseye azabetmeyiz.
İsrâ · 16. ayet
Ve iza eradna en nuhlike karyeten emarna mutrafıha fe fesku fıha fe hakka aleyhel kavlu fe demmernaha tedmıra
Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz.
İsrâ · 17. ayet
Ve kem ehlena minel kuruni mim ba’di nuh ve kefa bi rabbike bi zunubi ıbadihı habıram besıyra
Nuh'dan sonra nice nesilleri yok etmişizdir. Kullarının günahlarından haberdar ve onları gören olarak Rabbin yeter.
İsrâ · 18. ayet
Men kane yurıdul acilete accelna lehu fiha ma nesau li men nurıdu summe cealna lehu cehennem yaslaha mezmumem medhura
Dünyayı isteyene istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya girer.
İsrâ · 19. ayet
Ve men eradel ahırate ve sea leha sa’yeha ve huve mu’minun fe ulaike kane sa’yuhum meskura
Ahireti isteyip, inanmış olarak onun için gerekli çalışmada bulunan kimselerin, işte onların çalışmaları şükre değer.
İsrâ · 20. ayet
Kullen numiddu haulai ve haulai min atai rabbik ve ma kane atau rabbike mahzura
Onların ve bunların her birine Rabbinin nimetinden ulaştırırız. Esasen Rabbinin nimeti kimseye yasak kılınmış değildir.
İsrâ · 21. ayet
Unzur keyfe faddalna ba’dahum ala ba’d ve lel ahıratu ekberu deracativ ve ekberu tefdıyla
Onları birbirlerinden nasıl üstün kıldığımıza bir bak! Doğrusu ahirette daha büyük dereceler ve daha büyük üstünlükler vardır.
İsrâ · 22. ayet
La tec’al meallahi ilahen ahara fe tak’ude mezmumem mahzula
Allah'la beraber başka bir tanrı edinme, yoksa yerilmiş ve tek başına kalmış olursun.
İsrâ · 23. ayet
Ve kada rabbuke elle ta’budu illa iyyahu ve bil valedeyni ıhsana imma yebluganne ındekel kibera ehaduhuma ev kilahuma fe la tekul lehuma uffiv ve la tenher huma ve kul lehuma kavlen kerıma
Rabbin, yalnız Kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı "Öf" bile demeyesin, onları azarlamayasın. İkisine de hep tatlı söz söyleyesin.
İsrâ · 24. ayet
Vahfıd lehuma cenahaz zulli miner rahmeti ve kur rabbirhamhuma kema rabbeyanı sagıyra
Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: "Rabbim! Küçükken beni yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!" de.
İsrâ · 25. ayet
Rabbukum a’lemu bima fı nufusikum in tekunu salihıyne fe innehu kane lil evvabıne gafura
İçinizde olanı en iyi Rabbiniz bilir. İyi kimselerseniz bilin ki O şüphesiz, Kendine baş vuranları bağışlar.
İsrâ · 26. ayet
Ve ati zel kurba hakkahu vel miskıne vebnes sebıli ve la tubezzir tebzıra
Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver; elindekileri saçıp savurma.
İsrâ · 27. ayet
Innel mubezzirıne kanu ıhvanes seyatıyn ve kanes seytanu li rabbihı kefura
Saçıp savuranlar, şüphesiz şeytanlarla kardeş olmuş olurlar; şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.
İsrâ · 28. ayet
Ve imma tu’ridanne anhumubtigae rahmetim mir rabbike tercuha fe kul lehum kavlem meysura
Rabbin'den umduğun rahmeti elde etmek için, hak sahiblerinden yüz çevirmek zorunda kalırsan, onlara hiç değilse tatlı bir söz söyle.
İsrâ · 29. ayet
Ve la tec’al yedek magluleten ila unukike ve la tebsutha kullel bestı fe tak’ude melumem mahsura
Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma, yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.
İsrâ · 30. ayet
Inne rabbeke yebsutur riska li mey yesau ve yakdir innehu kane bi ıbadihı habıram besıyra
Doğrusu senin Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. O kullarını gören ve haberdar olandır.
İsrâ · 31. ayet
Ve la taktulu evladekum hasyete imlak nahnu nerzukuhum ve iyyakum inne katlehum kane hit’en kebıra
Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin. Biz onlara da size de rızık veririz. Onları öldürmek, şüphesiz büyük bir günahtır.
İsrâ · 32. ayet
Ve la takrabuz zina innehu kane fahıseh ve sae sebıla
Sakın zinaya yaklaşmayın; doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur.
İsrâ · 33. ayet
Ve la taktulun nefselletı harramellahu illa bil hakk ve men kutile mazlumen fe kad cealna li veliyyihı sultanen fe la yusrif fil katl innehu kane mensura
Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Haksız yere öldürülenin velisine bir yetki tanımışızdır. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Zira kendisi ne de olsa yardım görmüştür.
İsrâ · 34. ayet
Ve la takrabu malel yetımi illa billetı hiye ahsenu hatta yebluga esuddehu ve evfu bil ahd innel ahde kane mes’ula
Yetimin malına ergin çağa ulaşana kadar en güzel şeklin dışında yaklaşmayın. Ahdi de yerine getirin, doğrusu verilen ahidde sorumluluk vardır.
İsrâ · 35. ayet
Ve evful keyle iza kiltum vesinu bil kıstasil mustekıym zalike hayruv ve hasenu te’vıla
Bir şeyi ölçtüğünüz zaman, ölçüyü tam tutun, doğru teraziyle tartın. Böyle yapmak, sonuç itibariyle daha güzel ve daha iyidir.
İsrâ · 36. ayet
Ve la takfu ma leyse leke bihı ılm innes sem’a vel besara vel fuade kullu ulaike kane anhu mes’ula
Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.
İsrâ · 37. ayet
Ve la temsi fil erdı merah inneka len tahrikal erda ve len teblugal cibale tula
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.
İsrâ · 38. ayet
Kullu zalike kane seyyiuhu ınde rabbike mekruha
Rabbinin katında bunların hepsi beğenilmeyen kötü şeylerdir.
İsrâ · 39. ayet
Zalike mimma evha ileyke rabbuke minel hıkmeh ve la tec’al meallahi ilahen ahara fe tulka fı cehenneme melumem medhura
Bunlar Rabbinin sana bildirdiği hikmetlerdir. Sakın Allah'la beraber başka tanrı edinme. Yoksa yerilmiş ve kovulmuş olarak cehenneme atılırsın.
İsrâ · 40. ayet
E fe asfakum rabbukum bil benıne vettehaze minel melaiketi inasa inneku le tekulune kavlen azıyma
Rabbiniz oğulları size ayırdı, seçti de kendisi için kız olarak melekleri mi edindi? Doğrusu siz büyük söz söylüyorsunuz.
İsrâ · 41. ayet
Ve le kad sarrafna fı hazel kur’ani li yezzekkeru ve ma yezıduhum illa nufura
Biz, and olsun ki öğüt almaları için bu Kuran'da bunları türlü türlü açıkladık. Fakat bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır.
İsrâ · 42. ayet
Kul lev kane meahu alihetun kema yekulune izel lebtegav ila zil arsi sebıla
De ki: "Eğer dedikleri gibi Allah'la beraber tanrılar bulunsaydı, o takdirde hepsi arşın sahibiyle savaşmaya bir yol ararlardı.
İsrâ · 43. ayet
Subhanehu ve teala amma yekulune uluvven kebıra
O, onların söylediklerinden Münezzeh'tir, Yüce'dir, Ulu'dur.
İsrâ · 44. ayet
Tusebbihu lehus semavatus seb’u vel erdu ve men fıhinn ve im min sey’in illa yusebbihu bi hamdihı ve lakil la tefkahune tesbıhahum innehu kane halimen gafura
Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih eder; O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan'dır.
İsrâ · 45. ayet
Ve iza kara’tel kur’ane cealna beyneke ve beynellezıne la yu’minune bil ahırati hıcabem mestura
Kuran okuduğun zaman senin ile ahirete inanmayan kimseler arasına görünmeyen bir perde çekeriz.
İsrâ · 46. ayet
Ve cealna ala kulubihim ekinneten ey yefkahuhu ve fı azanihim vakra ve iza zekerte rabbeke fil kur’ani vahdehu vellev ala edbarihim nufura
Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Kuran'da Rabbini bir tek olarak andığın zaman, onlar ürkerek ardlarına dönerler.
İsrâ · 47. ayet
Nahnu a’lemu bima yestemiune bihı iz yestemiune ileyke ve iz hum necva iz yekuluz zalimune in tetteiune illa raculem meshura
Seni dinledikleri zaman neye kulak verdiklerini ve gizli toplantılarında zalimlerin: "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini Biz çok iyi biliriz.
İsrâ · 48. ayet
Unzur keyfe darabu lekel emsale fe dallu fela yestetfy’une sebıla
Sana nasıl misaller verdiklerine bir bak! Bu yüzden sapmışlardır, artık bir yol da bulamamaktadırlar.
İsrâ · 49. ayet
Ve kalu e iza kunna ızamev ve rufaten en inna le meb’usune halkan cedıda
Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman, yeniden mutlaka dirilecek miyiz? derler.
İsrâ · 50. ayet
Kul kunu hıcareten ev hadıda
De ki: "İster taş veya demir ya da kalbinizde büyüttüğünüz başka bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz." "Bizi tekrar kim diriltir?" derler; de ki: "Sizi ilk defa yaratan." Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu?" derler. "Yakında olması mümkündür" de.
İsrâ · 51. ayet
Ev halkam mimma yekburu fı sudurikum fe seyekulune mey yuıyduna kulillezı fetarakum evvele merrah feseyungıdune ileyke ruusehum ve yekulune meta hu kul asa ey yekune karıba
De ki: "İster taş veya demir ya da kalbinizde büyüttüğünüz başka bir yaratık olun, yine de dirileceksiniz." "Bizi tekrar kim diriltir?" derler; de ki: "Sizi ilk defa yaratan." Sana başlarını sallayarak: "Ne zamandır bu?" derler. "Yakında olması mümkündür" de.
İsrâ · 52. ayet
Yevme yed’ukum fe testecıbune bi hamdihı ve tezunnune il lebistum illa kalila
Sizi çağırdığı gün, O'na hamdederek davetine uyarsınız ve kabirlerinizde pek az bir müddet kaldığınızı sanırsınız.
İsrâ · 53. ayet
Ve kul li ıbadı yekululletı hiye ahsen innes seytane yenzegu beynehum innes seytane kane lil insani aduvvem mubına
İnanan kullarıma söyle, en güzel şekilde konuşsunlar. Doğrusu şeytan aralarını bozmak ister. Şeytan şüphesiz insanın apaçık düşmanıdır.
İsrâ · 54. ayet
Rabbukum a’lemu bilkum iy yese’yerhamkum ev iy yese’yuazzibkum ve ma erselnake aleyhim vekıla
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse size azabeder. Biz seni onlara vekil olarak göndermedik.
İsrâ · 55. ayet
Ve rabbuke a’lemu bi men fis semavati vel ard ve le kad faddalna ba’dan nebiyyıne ala ba’dıv ve ateyna davude zebura
Göklerde ve yerde olan kimseleri Rabbin daha iyi bilir. And olsun ki peygamberleri birbirinden üstün kılmış ve Davud'a Zebur vermişizdir.
İsrâ · 56. ayet
Kulid’ullezıne zeamtaum min dunihı fe la yemlikune kesfed durri ankum ve la tahvıla
De ki: "Allah'tan başka tanrı olduğunu sandıklarınızı çağırın; sizin bir sıkıntınızı gidermeye ve onu değiştirmeye güçleri yetmez.
İsrâ · 57. ayet
Ulaikellezıne yed’une yebtegune illa rabbihimul vesılete eyyuhum akrabu ve yercune rahmetehu ve yehafune azabeh inne azabe rabbike kane mahzura
Taptıkları putlar Rablerine daha yakın olmak için vesile ararlar. O'nun rahmetini umar, azabından korkarlar. Zira Rabbinin azabı korkmağa değer.
İsrâ · 58. ayet
Ve im min karyetin illa nahnu muhlikuha kable yevmil kıyameti ev muazzibuha azaben sedıda kane zalike fil kitabi mestura
Kıyamet gününden önce ortadan kaldırmayacağımız veya çetin azaba uğratmayacağımız bir şehir yoktur. Bu, Kitap'da yazılıdır.
İsrâ · 59. ayet
Ve ma meneana en nursile bil ayati illa en kezzebe bihel evvelun ve ateyna semuden nakate mubsıraten fe zalemu biha ve ma nursilu bil ayati illa tahvıfa
Bizi mucize göndermekten alıkoyan, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olmalarıdır. Semud milletine gözle görülebilen bir mucize, bir dişi deve vermiştik de ona zulmetmişlerdi. Oysa Biz mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.
İsrâ · 60. ayet
Ve iz kulna leke inne rabbeke ehata bin nas ve ma cealner ru’yelletı eraynake illa fitnetel linnasi ves seceratel mel’unete fil kur’an ve nuhavvifuhum fe ma yezıduhum illa tugyanen kebıra
Sana: "Rabbin şüphesiz insanları kuşatmıştır" demiştik; sana gösterdiğimiz rüya ile ve Kuran'da lanetlenmiş ağaçla, sadece insanları denedik. Biz onları korkutuyoruz, fakat bu onlara büyük taşkınlık vermekten başka birşeye yaramıyor.
İsrâ · 61. ayet
Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblıs kale e escudu li men halakte tıyna
Meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik, İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o ise: "çamurdan yarattığına mı secde edeceğim?" demişti.
İsrâ · 62. ayet
Kale e raeyteke hazellezı kerramte aleyye le in ehherteni ila yevmil kıyameti le ahtenikenne zurriyyetehu illa kalıla
Benden üstün kıldığını görüyor musun? Kıyamet gününe kadar beni ertelersen, and olsun ki, azı bir yana, onun soyunu kendi buyruğum altına alacağım" demişti.
İsrâ · 63. ayet
Kalezheb fe men tebiake minhum fe inne cehenneme ceazukum cezaem mevfura
Allah: "Haydi git! Onlardan sana kim uyarsa bil ki, cehennem hepinizin cezası olur, hem de tam bir ceza" dedi.
İsrâ · 64. ayet
Vestefziz menisteta’te minhum bi savtike ve eclib aleyhim bi haylike ve racilike ve sarikhum fil emvali vel evladi veıdhum ve ma yeıduhumus seytanu illa gurura
Sesinle, gücünün yettiğini yerinden oynat, onlara karşı yaya ve atlılarınla haykırarak yürü, mallarına ve çocuklarına ortak ol, onlara vaadlerde bulun ama şeytan sadece onları aldatmak için vaadeder.
İsrâ · 65. ayet
Inne ıbadı leyse leke aleyhim sultan ve kefa bi rabbike vekıla
Doğrusu Benim mümin kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin olamaz. Rabbin vekil olarak yeter.
İsrâ · 66. ayet
Rabbukumullezı yuzcı lekumul fulke fil bahri li tebtegu min fadlih innehu kane bi kum rahıyma
Rabbiniz, bol nimetinden elde edesiniz diye, denizde gemileri sizin için yüzdürür. O, size merhamet eder.
İsrâ · 67. ayet
Ve iza messekumud durru fil bahri dalle men ted’une illa iyyah felemma neccakum ilel berri a’radtum ve kanel insanu kefura
Denizde bir sıkıntıya düştüğünüz zaman, Allah'tan başka yalvardıklarınız kaybolup gider, fakat O sizi karaya çıkararak kurtarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan pek nankördür.
İsrâ · 68. ayet
E fe emintum ey yahsife bikum canibel berri ev yursile aleykum hasıben summe la tecidu lekum vekıla
Onun karada da, sizi yere batırmasından veya başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.
İsrâ · 69. ayet
Em emintum ey yuıydekim fıhi taraten uhra fe yursile aleykum kasıfem miner rıhı fe yugrikakum bima kefartum summe la tecidu lekum aleyna bihı tebıa
Yoksa sizi tekrar denize döndürüp, üzerinize ortalığı yıkan bir fırtına gönderip, inkarlarınızdan ötürü sizi suda boğmasından güvende misiniz? O zaman bize soru soracak bir yardımcı da bulamazsınız.
İsrâ · 70. ayet
Ve le kad kerramna benı ademe ve hamelnahum fil berri vel bahri ve razaknahum minet tayyibati ve faddalnahum ala kesırim mimmen halakna tefdıyla
And olsun ki, biz insanoğullarını şerefli kıldık, onların karada ve denizde gezmesini sağladık, temiz şeylerle onları rızıklandırdık, yaratıklarımızın pek çoğundan üstün kıldık.
İsrâ · 71. ayet
Yevme ned’u kulle unasim bi imamihim fe men utiye kitabehu bi yemınihı fe ulaike yakraune kitabehum ve la yuzlemune fetıla
Bir gün bütün insanları önderleriyle beraber çağırırız. O gün kitabı sağından verilenler, işte onlar kitablarını okurlar. Onlara kıl kadar haksizlik edilmez.
İsrâ · 72. ayet
Ve men kane fı hazihı a’ma fe huve fil ahırati a’ma ve edallu sebıla
Bu dünyada kalbi kör olan, ahirette de kör ve daha şaşkındır.
İsrâ · 73. ayet
Ve in kadu le yeftinuneke anillezı evhayna ileyke li tefteriye aleyna gayrahu ve izel lettehazuke halıla
Seni, sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için uğraşırlar. O zaman seni dost edinirler.
İsrâ · 74. ayet
Ve lev la en sebbetnake le kad kidte terkenu ileyhim sey’en kalıla
Sana sebat vermemiş olsaydık, and olsun ki, az da olsa onlara meyledecektin.
İsrâ · 75. ayet
Izel le ezaknake dı’fel hayati ve dı’fel memati summe la tecidu leke aleyna nesıyra
O takdirde sana, hayatın da ölümün de, kat kat azabını tattırırdık. Sonra bize karşı bir yardımcı da bulamazdın.
İsrâ · 76. ayet
Ve in kadu leyestefizzuneke minel erdı li yuhricuke minha ve izel la yelbesune hılafeke illa kalıla
Memleketinden çıkarmak için seni nerdeyse zorlayacaklardı. O takdirde senin ardından onlar da pek az kalabilirlerdi.
İsrâ · 77. ayet
Sunnete men kad erselna kableke mir rusulina ve la tecidu li sunnetina tahvıla
Bu, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de uyguladığımız yasadır. Sen bizim yasamızda değişiklik bulamazsın.
İsrâ · 78. ayet
Ekımes salate li dulukus semsi ila gasekıl leyli ve kur’anel fecr inne kur’anel fecri kane meshuda
Güneşin batıya yönelmesinden gecenin kararmasına kadar namaz kıl; sabah vakti de namaz kıl, zira sabah namazına melekler şahit olur.
İsrâ · 79. ayet
Ve minel leyli fe tehecced bihı nafiletel leke asa ey yeb’aseke rabbuke mekamem mahmuda
Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni övülecek makama yükseltir.
İsrâ · 80. ayet
Ve kur rabbi edhılnı mudhale sıdkıv ve ahricnı muhrace sıdkıv vec’al lı mil ledunke sultanen nesıyra
De ki: "Rabbim! Beni dahil edeceğin yere hoşnutluk ve esenlikle dahil et; çıkaracağın yerden de hoşnutluk ve esenlikle çıkar. Katından beni destekleyecek bir kuvvet ver.
İsrâ · 81. ayet
Ve kul cael hakku ve zehekal batıl innel batıle kane zehuka
De ki: "Hak geldi, batıl ortadan kalkmaya mahkumdur.
İsrâ · 82. ayet
Ve nunezzilu minel kur’ani ma huve sifauv ve rahmetul lil mu’minıne ve la yezıduz zalimıne illa hasara
Kuran'dan inananlara rahmet ve şifa olan şeyler indiriyoruz. O, zalimlerin ise sadece kaybını artırır.
İsrâ · 83. ayet
Ve iza en’amna alel insani a’rada ve nea bi canibih ve iza messehus serru kane yeusa
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirerek yan çizer; başına bir kötülük gelince de yese düşer.
İsrâ · 84. ayet
Kul kulluy ya’melu ala sakiletih fe rabbukum a’lemu bi men huve ehda sebıla
De ki: "Herkes yaradılışına göre davranır. Rabbiniz kimin en doğru yolda olduğunu bilir.
İsrâ · 85. ayet
Ve yes’eluneke anir ruh kulir ruhu min emri rabbı ve ma utıtum minel ılmi illa kalıla
Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar, de ki: "Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verilmiştir.
İsrâ · 86. ayet
Ve lein si’na le nezhebenne billezı evhayna ileyke summe la tecidu leke bihı aleyna vekıla
Dileseydik and olsun ki, sana vahyettiğimizi alıp götürürdük. Sonra bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın.
İsrâ · 87. ayet
Illa rahmetem mir rabbik inne fadlehu kane aleyke kebıra
Bunu yapmayışı ancak Rabbinin sana merhamet etmesindendir. Çünkü O'nun sana olan nimeti büyüktür.
İsrâ · 88. ayet
Kul leinictemeatil insu vel cinnu ala ey ye’tu bi misli hazel kur’ani la ye’tune bi mislihı ve lev kane ba’duhum li ba’dın zahıra
De ki: "İnsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar.
İsrâ · 89. ayet
Ve le kad sarrafna lin nasi fı hazel kur’ani min kulli meselin fe eba ekserun nasi illa kufura
And olsun ki, biz Kuran'da insanlara türlü türlü misal gösterip açıkladık. Öyleyken insanların çoğu nankör olmakta direndiler.
İsrâ · 90. ayet
Ve kalu len nu’mine leke hatta tef cura lena minel erdı yembua
Şöyle söylediler: "Bize, yerden kaynaklar fışkırtmadıkça sana inanmayacağız.
İsrâ · 91. ayet
Ev tekune leke cennetum min nehıyliv ve ınebin fe tufecciral enhara hılaleha tefcıra
Veya hurmalıkların, bağların olup, aralarında ırmaklar akıtmalısın.
İsrâ · 92. ayet
Ev tuskıtas semae kema zeamte aleyna kisefen ev te’tiye billahi vel melaiketi kabıla
Yahut da iddia ettiğin gibi, göğü tepemize parça parça düşürmeli, ya da Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin.
İsrâ · 93. ayet
Ev yekune leke beytum min zuhrufin ev terka fis sema’min kulli meselin fe eba ekserun nasi illa kufura ve len nu’mine li rukıyyike hatta tunezzile aleyna kitaben nakrauh kul subhane rabbı hel kuntu illa beserar rasula
Veya altın bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin ama oradan okuyacağımız bir kitap indirmezsen yine o yükselmene inanmayacağız." De ki: "Fesubhanallah! Ben peygamber olan bir insandan başka bir şey miyim.
İsrâ · 94. ayet
Ve ma menean nase ey yu’minu iz caehumul huda illa en kalu e beasellahu beserar rasula
İnsanlara doğruluk rehberi geldiği zaman, inanmalarına engel olan, sadece: "Allah peygamber olarak bir insan mı gönderdi?" demiş olmalarıdır.
İsrâ · 95. ayet
Kul lev kane fil erdı melaiketuy yemsune mutmeinnıne le nezzelna aleyhim mines semai meleker rasula
De ki: "Yeryüzünde yerleşip dolaşanlar melek olsalardı, biz de onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik.
İsrâ · 96. ayet
Kul kefa billahi sehıdem beynı ve beynekum innehu kane bi ıbadihı habıram besıyra
De ki: "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Doğrusu O, kullarını görür, haberdardır.
İsrâ · 97. ayet
Ve mey yehdillahu fe huvel muhted ve mey yudlil fe len tecide lehum evliyae min dunih ve nahsuruhum yevmel kıyameti ala vucuhihim umyev ve bukmev ve summa me’vahum cehennem kullema habet zidnahum seıyra
Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimleri de saptırırsa, artık onlar için Allah'dan başka dostlar bulamazsın. Biz onları kıyamet günü yüzükoyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşrederiz. Varacakları yer cehennemdir. Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen alevini artırırız.
İsrâ · 98. ayet
Zalike cezauhum bi ennehum keferu bi ayatina ve kalu e iza kunna ızamev ve rufaten e inna le meb’usune halkan cedıda
Bu, ayetlerimizi inkar etmelerinin ve: "Kemik ve ufalanmış toprak olduğumuzda mı yeniden dirileceğiz?" demelerinin cezasıdır.
İsrâ · 99. ayet
E ve lem yerav ennellahellezı halekas semavati vel erda kadirun ala ey yahluka mislehum ve ceale lehum ecelel la raybe fıh fe ebez zalimune illa kufura
Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerlerini de tekrar yaratmaya Kadir olduğunu görmezler mi? Onlar için şüphe götürmeyen bir süre tayin etmiştir. Öyleyken, zalimler, inkarcılıkta hala direnirler.
İsrâ · 100. ayet
Kul lev entum temlikune hazine rahmeti rabbı izel le emsektum hesyetel infak ve kanel insanu katura
De ki: "Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Zaten insanlar pek cimridir.
İsrâ · 101. ayet
Ve le kad ateyna musa tis’a ayatim beyyinatin fes’el benı israıle iz caehum fe kale lehu fir’avnu innı le ezunnuke ya musa meshura
And olsun ki, Musa'ya dokuz tane apaçık mucize verdik. İsrailoğullarına sor, Musa onlara geldiğinde, Firavun kendisine: "Ey Musa! Ben seni büyülenmiş sanıyorum" demişti.
İsrâ · 102. ayet
Kale le kad alimte ma enzele haulai illa rabbus semavati vel erdı besair ve innı le ezunnuke ya fir’avnu mesbura
Musa da: "And olsun ki, bunları göklerin ve yerin Rabbinin açık belgeler olarak indirdiğini biliyorsun. Ey Firavun! Doğrusu senin mahvolacağını sanıyorum" demişti.
İsrâ · 103. ayet
Fe erade ey yestefizzehum minel erdı fe agraknahu ve mem meahu cemıa
Firavun bunun üzerine onları memleketten sürmek istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk.
İsrâ · 104. ayet
Ve kulna mim ba’dihı li benı israiyleskunul erda fe iza cae va’dul ahırati ci’na bikum lefıfa
Sonra İsrailoğullarına: "Bu memlekette siz oturun, kıyamet koptuğunda hepinizi bir araya getiririz." dedik.
İsrâ · 105. ayet
Ve bil hakkı enzelnahu ve ibl hakkı nezel ve ma erselnake illa mubessirav ve nezıra
Kuran'ı ancak hak olarak indirdik ve o da indiği gibi hak olarak kaldı. Seni de yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
İsrâ · 106. ayet
Ve kur’anen feraknahu li takraehu alen nasi ala muksiv ve nezzelnahu tenzıla
Kuran'ı, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm indirdik ve onu gerektikçe indirdik.
İsrâ · 107. ayet
Kul aminu bihı ev la tu’minu innellezıne utul ılem min kablihı iza yutla aleyhim yehırrune lil ezkani succeda
De ki: "Kuran'a ister inanın, isten inanmayın, O'ndan önceki bilginlere o okunduğu zaman, yüzleri üzerine secdeye varırlar" ve "Rabbimiz münezzehtir. Rabbimiz'in sözü şüphesiz yerine gelecektir" derler.
İsrâ · 108. ayet
Ve yekulune subhane rabbina in kane va’du rabbina le mef’ula
De ki: "Kuran'a ister inanın, isten inanmayın, O'ndan önceki bilginlere o okunduğu zaman, yüzleri üzerine secdeye varırlar" ve "Rabbimiz münezzehtir. Rabbimiz'in sözü şüphesiz yerine gelecektir" derler.
İsrâ · 109. ayet
Ve yehırrune lil ezkani yebkune ve yezıduhum husua
Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar; bu, onların gönüllerindeki saygıyı artırır.
İsrâ · 110. ayet
Kulid’ullahe evid’ur rahman eyyem ma ted’u fe lehul esmaul husna ve la techer bi salatike ve la tuhafit biha vebtegı beyne zalike sebıla
De ki: "İster Allah deyin, ister Rahman deyin, hangisini derseniz deyin, en güzel isimler O'nundur." Namaz kılarken sesini yükseltme, gizli de okuma, ikisi ortasında bir yol tut.
İsrâ · 111. ayet
Ve kulil hamdu lillahillezı lem yettehız veledev ve lem yekul lehu serıkun fil mulki ve lem yekul lehu veliyyum minez zulli ve kebbirhu tekbıra
De ki: "Hamd, çocuk edinmemiş olan, hükümranlığında ortağı bulunmayan, düşkün olmayıp yardımcıya da ihtiyaç göstermeyen Allah'a mahsustur." O'nu gereği gibi büyükle.