Kulkula

28

Kasas

Kasas

88 ayet

Sure profili · 20. cüz · Mekke

28

Kasas

Al-Qasas · Kasas

Kasas suresi (Al-Qasas). Mekke döneminde inmiştir; 88 ayettir. Mushaf yolunda 28. sure olarak okunur.

Mekke88 ayetMeal

88 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal

Ayetler

Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.

Kasas · 1. ayet

Ta sım mım

Ta, Sin, Mim.

Kasas · 2. ayet

Tilke ayatul kitabil mubın

Bunlar apaçık Kitap'ın ayetleridir.

Kasas · 3. ayet

Netlu aleyke min nebei musa ve fir’avne bil hakkı li kavmiy yu’minun

İnanan bir millet için, sana Musa ve Firavun olayını olduğu gibi anlatacağız.

Kasas · 4. ayet

Inne fir’avne ala fil erdı ve ceale ehleha siyeay yestad’ıfu taifetem minhum yuzebbihu ebnaehum ve yestahyı nisaehum innehu kane minel mufsidın

Firavun memleketin başına geçti ve halkını fırkalara ayırdı. İçlerinden bir topluluğu güçsüz bularak onların oğullarını boğazlıyor, kadınları sağ bırakıyordu; çünkü o, bozguncunun biriydi.

Kasas · 5. ayet

Ve nurıdu en nemunne alellezınestud’ıfu fil erdı ve nec’alehum eimmetev ve nec’alehumul varisın

Biz, memlekette güçsüz sayılanlara iyilikte bulunmak, onları önderler kılmak, onları varis yapmak, memlekete yerleştirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, çekinmekte oldukları şeyleri göstermek istiyorduk.

Kasas · 6. ayet

Ve numekkine lehum fil erdı ve nuriye fir’avne ve hamane ve cuundehuma minhum ma kanu yahzerun

Biz, memlekette güçsüz sayılanlara iyilikte bulunmak, onları önderler kılmak, onları varis yapmak, memlekete yerleştirmek; Firavun, Haman ve her ikisinin askerlerine, çekinmekte oldukları şeyleri göstermek istiyorduk.

Kasas · 7. ayet

Ve evhayna ila ummi musa en erdııyh fe iza hıfti aleyhi fe elkıyhi fil yemmi ve la tehafı ve la tahzenı inna radduhu ileyki ve caıluhu minel murselın

Musa'nın annesine: "Çocuğu emzir, başına gelecekten korktuğun zaman onu suya bırak; korkma, üzülme; Biz şüphesiz onu sana döndüreceğiz ve peygamber yapacağız" diye bildirmiştik.

Kasas · 8. ayet

Feltekatahu alu fir’avne li yekune lehum aduvvev ve hazena inne fir’avne ve hamane ve cunudehuma kanu hatıın

Firavun'un adamları onu almışlardı. Firavun, Haman ve askerleri, suçlu olduklarından, o onlara düşman ve başlarına da dert olacaktı.

Kasas · 9. ayet

Ve kaletimraetu fir’avne kurratu aynil lı ve lek la taktuluhu asa ey yenfeana ev nettehızehu veledev ve hum la yes’urun

Firavun'un karısı: "Benim de senin de gözün aydın olsun! Onu öldürmeyiniz, belki bize faydalı olur yahut onu oğul ediniriz" dedi. Aslında işin farkında değillerdi.

Kasas · 10. ayet

Ve asbeha fuadu ummi musa fariga in kadet le tubdı bihı levla er rabatna ala kalbiha li tekune minel mu’minın

Musa'nın annesi, gönlü bomboş sabahı etti, oğlundan başka bir şey düşünemiyordu. Allah'ın vaadine iyice inanması için kalbini pekiştirmeseydik, neredeyse saraya alınan çocuğun kendi oğlu olduğunu açığa vuracaktı.

Kasas · 11. ayet

Ve kalet li uhtihı kussıhi fe besurat bihı an cunubiv ve hum la yes’urun

Musa'nın ablasına: "Onu izle" dedi. O da, kimse farkına varmadan, Musa'yı uzaktan gözetledi.

Kasas · 12. ayet

Ve harramna aleyhil meradıa min kablu fe kalet hel edullukum ala ehli beytiy yekfulunehu lekum ve hum lehu nasıhun

Önceden, süt annelerin memesini kabul etmemesini sağladık. Musa'nın ablası: "Size, sizin adınıza ona bakacak, iyi davranacak bir ev halkını tavsiye edeyim mi?" dedi.

Kasas · 13. ayet

Fe radednahu ila ummihı key tekarra aynuhaa ve la tahzene ve li ta’leme enne va’dellahi hakkuv ve lakinne ekserahum la ya’lemun

Böylece onu, annesinin gözü aydın olsun, üzülmesin, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu bilsin diye, ona geri çevirdik. Fakat çoğu bilmezler.

Kasas · 14. ayet

Ve lemma belega esuddehu vesteva ateynahu hukmev ve ılma ve kezalike neczil muhsinın

Musa erginlik çağına gelip olgunlaşınca, ona hikmet ve ilim verdik. İyi davrananları böyle mükafatlandırırız.

Kasas · 15. ayet

Ve dehalel medınete ala hıyni gafletim min ehliha fe vecede fıha raculeyni yaktetilani haza min sıatihı ve haza min aduvvih festegasehullezı min sıatihı alellezı min aduvvihı fe vekezehu musa fe kada aleyhi kale haza min amelis seytan innehu aduvvum mudıllum mubın

Musa, halkının haberi olmadığı bir zamanda, şehre girdi. Biri kendi adamlarından, diğeri de düşmanı olan iki adamı döğüşür buldu. Kendi tarafından olan kimse, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa, onun düşmanına bir yumruk vurdu; ölümüne sebep oldu. "Bu şeytanin işidir; çünkü o apaçık, saptıran bir düşmandır" dedi.

Kasas · 16. ayet

Kale rabbi innı zalemtu nefsı fagfirlı fe gafera leh innehu huvel gafurur rahıym

Musa: "Rabbim! Doğrusu kendime yazık ettim, beni bağışla" dedi. Allah da onu bağışladı. O, şüphesiz bağışlayandır, merhamet edendir.

Kasas · 17. ayet

Kale rabbi bima en’amte aleyye fe lem ekune zahıral lil mucrimın

Musa: "Rabbim! Bana verdiğin nimete and olsun ki, suçlulara asla yardımcı olmayacağım" dedi.

Kasas · 18. ayet

Fe asbeha fil medıneti haifey yeterakkabu fe izellezistensarahu bil emsi yestasrihuh kale lehu musa inneke le gaviyyum mubın

Şehirde, korku içinde etrafı gözetip dolaşarak sabahladı. Dün kendisinden yardım isteyen kimse bağırarak ondan yine yardım istiyordu. Musa ona: "Doğrusu sen besbelli bir azgınsın" dedi.

Kasas · 19. ayet

Fe lemma en erade ey yebtıse billezı huve aduvvul lehuma kale ya musa e turıdu en taktulenı kema katelte nefsem bil emsi in turıdu illa en tekune cebbara fil erdı ve ma turıdu en tekune minel muslihıyn

Musa, ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: "Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden olmak değil, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun" dedi.

Kasas · 20. ayet

Ve cae raculum min aksal medıneti yes’a kale ya musa innel melee ye’temirune bike li yaktuluke fahruc innı leke minen nasıhıyn

Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi: "Ey Musa! İleri gelenler, seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen uzaklaş. Doğrusu ben sana öğüt veriyorum" dedi.

Kasas · 21. ayet

Fe harace minha halifey yeterakkabu kale rabbi neccinı minel kavmiz zalimın

Musa, korku içinde çevresini gözetleyerek oradan çıktı. "Rabbim! Beni zalim milletten kurtar" dedi.

Kasas · 22. ayet

Ve lemma teveccehe tilkae medyene kale asa rabbı ey yehdiyenı sevaes sebıl

Medyen'e doğru yöneldiğinde: "Rabbimin bana doğru yolu göstereceğini umarım" dedi.

Kasas · 23. ayet

Ve lemma verade mae medyene vecede aleyhi ummetem minen nasi yeskune ve veced min dunihimumraeteyni tezudan kel ma hatbukuma kaleta la neskıy hatta yusdirar riau ve ebuna seyhun kebır

Medyen suyuna geldiğinde, davarlarını sulayan bir insan topluluğu buldu. Onlardan başka, hayvanlarını sudan alıkoyan iki kadın gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?" dedi. "Çobanlar ayrılana kadar biz sulamayız. Babamız çok yaşlıdır, onun için bu işi biz yapıyoruz" dediler.

Kasas · 24. ayet

Fe seka lehuma summe tevella ilez zılli fe kale rabbi ninı lima enzelte ileyye min hayrin fekıyr

Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi: "Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım" dedi.

Kasas · 25. ayet

Fe caethu ıhdahuma temsı alestıhyain kalet inne ebı yed’uke li yecziyeke ecra ma sekayte lena felemma caehu ve kassa aleyhil kasasa kale la tehaf necevte minel kavmiz zalimın

O sırada, kadınlardan biri utana utana yürüyüp ona geldi: "Babam sana sulama ücretini ödemek için seni çağırıyor" dedi. Musa ona gelince, başından geçeni anlattı. O: "Korkma, artık zalim milletten kurtuldun" dedi.

Kasas · 26. ayet

Kalet ihdahuma ya ebetiste’cirhu inne hayra meniste’certel kaviyyul emın

İki kadından biri: "Babacığım! Onu ücretli olarak tut; ücretle tuttuklarının en iyisi bu güçlü ve güvenilir adamdır" dedi.

Kasas · 27. ayet

Kale innı urıdu en unkihake ıhdebneteyye hateyni ala en te’curanı semaniye hıcec fe in etmente asran fe min ındik ve ma urıdu en esukka aleyk setecidunı in saellahu minas salihıyn

Kadınların babası: "Bana sekiz yıl çalışmana karşılık bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan o senden bir lütuf olur. Ama sana ağırlık vermek istemem. İnşallah beni iyi kimselerden bulacaksın" dedi.

Kasas · 28. ayet

Kale zalike biynı ve beynek eyyemel eceleyni kadaytu fe la udvane aleyy vallahu ala ma nekulu vekıl

Musa: "Bu seninle benim aramdadır. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayım bir kötülüğe uğramayacağım. Söylediklerimize Allah vekildir" dedi.

Kasas · 29. ayet

Felemma kada musel ecele ve sara bi ehlihı anese min canibit turi nasa kale li ehlihimkusu innı anestu naral leallı atıkum minha bi haberin ev cezvetim minen nari leallekum tastalun

Musa süreyi doldurunca, ailesiyle birlikte yola çıktı. Tur tarafından bir ateş gördü. Ailesine: "Durunuz, ben bir ateş gördüm; belki oradan size bir haber yahut tutuşmuş bir odun getiririm de ısınabilirsiniz" dedi.

Kasas · 30. ayet

Felemma etaha nudiye min satııl vadil eymeni fil buk’atil mubaraketi mines secerati ey ya musa innı enellahu rabbul alemın

Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki ağaç cihetinden: "Ey Musa! Şüphesiz Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'ım" diye seslenildi.

Kasas · 31. ayet

Ve en elkı asak felemma raaha tehtezzu keenneha cannuv vella mudbirav ve lem yuakkıb ya musa akbil ve la teh0af inneke minel aminın

Değneğini at." Musa, değneğin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa! Dön gel; korkma; şüphesiz güvende olanlardansın" denildi.

Kasas · 32. ayet

Usluk yedeke fi ceybike tahruc beydae min gayri su’iv vadmun ileyke cenahake miner rahbi fe zanike burhanani mir rabbike ila fir’avne ve meleih innehum kanu kavmen fasikıyn

Elini koynuna koy, lekesiz, bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kollarını kendine çek! Bu ikisi Firavun ve erkanına karşı Rabbinin iki delilidir. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir millettir" denildi.

Kasas · 33. ayet

Kale rabbi nnı kateltu minhum nefsen fe ehafu ey yaktulun

Musa: "Rabbim! Doğrusu ben onlardan bir cana kıydım. Beni öldürmelerinden korkarım. Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu, beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gönder, çünkü beni yalanlamalarından korkarım" dedi.

Kasas · 34. ayet

Ve ehıy harunu huve efsahu minnı lisaen fe ersilhu meıye rid’ey yusaddikunı innı ehafu ey yukezzibun

Musa: "Rabbim! Doğrusu ben onlardan bir cana kıydım. Beni öldürmelerinden korkarım. Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu, beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gönder, çünkü beni yalanlamalarından korkarım" dedi.

Kasas · 35. ayet

Kale senesuddu adudeke bi ehıyke ve nec’alu lekuma sultanen fe la yesılune ileykuma bi ayatina entuma ve menit tebeakumel ggalibun

Allah: "Seni kardeşinle destekleyeceğiz; ikinize bir kudret vereceğiz ki, onlar size el uzatamayacaklardır. Ayetlerimizle ikiniz ve ikinize uyanlar üstün geleceklerdir" dedi.

Kasas · 36. ayet

Felemma caehum musa bi ayatina beyyinatin kalu ma haza illa sıhrum mufterav ve ma semı’na bihaza fı abainel evvelın

Musa onlara, apaçık olarak, mucizelerimizle gelince: "Bu sadece uydurma bir sihirdir. Önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik" dediler.

Kasas · 37. ayet

Ve kale musa rabbı a’lemu bi men cae bil huda min ındihı ve men tekunu lehu akıbetud dar innehu la yuflihuz zalimun

Musa: "Rabbim, katından bir doğruluk rehberini kimin getirdiğini, dünyanın sonunun kimin olacağını daha iyi bilir. Doğrusu zalimler başarıya erişemezler" dedi.

Kasas · 38. ayet

Ve kale fir’avnu ya eyyuhel meleu ma alemtu lekum min ilahin gayrı Fe evkıd lı ya hamanu alet tıyni fec’al lı sarhal leallı ettaliu ila ilahi musa ve inni le ezunnuhu minel kazibın

Firavun: "Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir tanrınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Benim için, toprak üzerine bir ateş yak, tuğla hazırlayıp bana bir kule yap; çıkar belki Musa'nın tanrısını görürüm. Doğrusu onu yalancılardan sanıyorum" dedi.

Kasas · 39. ayet

Vestekbera huve ve cunuduhu fil erdı bi gayril hakkı ve zannu ennehum ileyna la yurceun

O ve askerleri, memlekette, haksız yere büyüklük tasladılar. Gerçekten Bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

Kasas · 40. ayet

Fe ahaznahu ve cunudehu fenebeznahum fil yemm fenzur keyfe kane akıbetuz zalimın

Biz de, onu ve askerlerini yakalayıp suya attık. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.

Kasas · 41. ayet

Ve cealnahum eimmetey yed’une ilen nar ve yevmel kıyameti la yunsarun

Onları, ateşe çağıran önderler kıldık; kıyamet günü yardım görmezler.

Kasas · 42. ayet

Ve etba’nahum fı hazihid dunya la’neh ve yevmel kıyameti hum minel makbuhıyn

Bu dünyada laneti ardlarına taktık; onlar kıyamet gününde de iğrenç kimselerden olacaklardır.

Kasas · 43. ayet

Ve le kad ateyna musel kitabe mim ba’di ma ehleknel kurunel ula besaira lin nasi ve hudev ve rahmetel leallehum yetezekkerun

And olsun ki, Musa'ya, ilk nesilleri yok ettikten sonra, insanlar düşünsünler diye Kitap'ı, açık belgeler, doğruluk rehberi ve rahmet olarak verdik.

Kasas · 44. ayet

Ve ma kunte bi canibil garbiyyi iz kadayna ila musel emra ve ma kunte mines sahidın

Musa'ya hükmümüzü bildirdiğimiz zaman, sen batı yönünde, (Musa'yı bekleyenler arasında) değildin, onu görenler arasında da yoktun.

Kasas · 45. ayet

Ve lakinna ense’na kurunen fe tetavele aleyhimul umur ve ma kunte saviyen fı ehli medyene tetlu aleyhim ayatina ve lakinna kunna mursilın

Ama biz nice nesiller var etmiştik. Sen, Medyen halkı arasında bulunup, onlara ayetlerimizi okumuyordun, fakat o haberleri sana gönderen Biziz.

Kasas · 46. ayet

Ve ma kunte bi canibit turi iz nadeyna ve lakir rahmetem mir rabbike li tunzira kavmem ma etahum min nezırim min kablike leallehum yetezekkerun

Sen, Musa'ya hitap ettiğimiz zaman Tur'un yanında da değildin. Senden önce kendilerine uyarıcı gelmeyen bir toplumu uyarman için, Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; belki düşünürler.

Kasas · 47. ayet

Ve lev la en tusiybehum musıybetum bima kaddemet eydıhim fe yekulu rabbena lev la erselte iyna rasulen fe nettebia yatike ve nekune minel mu’minın

Yaptıklarından dolayı, başlarına bir musibet geldiğinde: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, ayetlerine uysak ve müminlerden olsaydık olmaz mıydı?" derler.

Kasas · 48. ayet

Felemma caehumul hakku min ındina kalu levla utiye misle ma utiye musa e ve lem yekfuru bima utiye musa min kabl kalu sıhrani tezahera ve kalu inna bi kullin kafirun

Ama onlara katımızdan gerçek gelince: "Musa'ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?" dediler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? "Yardımlaşan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz" dediler.

Kasas · 49. ayet

Kul fe’tu bi kitabim min ındillahi huve ehda minhuma etebı’hu in kuntum sadikıyn

De ki "Eğer doğru sözlü iseniz, Allah katından, bu ikisinden daha doğru bir Kitap getirin de ona uyayım.

Kasas · 50. ayet

Fe il lem yestecıbu leke fa’lem ennema yettebiune ehvaehum ve men edallu mimmenittebea hevahu bi gayri hudem minellah innellahe la yehdil kavmez zalimın

Eğer, sana cevap veremezlerse, onların sadece heveslerine uyduklarını bil. Allah'tan bir yol gösterici olmadan hevesine uyandan daha sapık kim vardır? Allah zalim milleti şüphesiz ki doğru yola eriştirmez.

Kasas · 51. ayet

Ve le kad vessalna lehumul kavle leallehum yetezekkerun

And olsun ki, Biz vahyi onlara ard arda yetiştirdik; belki düşünürler.

Kasas · 52. ayet

Ellezıne ateynahumul kitabe min kablihı hm bihı yu’minun

Kendilerine daha önceden kitap verdiklerimiz buna da inanırlar.

Kasas · 53. ayet

Ve iza yutla aleyhim kalu amenna bihı innehul hakku mir rabbina inna kunna min kablihı muslimın

Kuran onlara okunduğu zaman: "Ona inandık, doğrusu o Rabbimizden gelen gerçektir; biz şüphesiz daha önceden müslüman olmuş kimseleriz" derler.

Kasas · 54. ayet

Ulaike yu’tevne ecrahum merrateyni bima saberu ve yedraune bil hasenetis seyyiete ve mimma razaknahum yunfikun

İşte onlara, sabırlarından dolayı, ecirleri iki defa verilir; onlar kötülüğü iyilikle savarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.

Kasas · 55. ayet

Ve iza semiullagve a’adu anhu ve kalu lena a’maluna ve lekum a’malukum selamun aleykum la nebtegıl cahilın

Onlar, boş söz işittikleri vakit ondan yüz çevirirler. "Bizim işlediğimiz bize, sizin işlediğiniz sizedir. Size selam olsun, cahillerle ilgilenmeyiz" derler.

Kasas · 56. ayet

Inneke la tehdı men ahbebte ve lakinnellahe yehdı mey yesa’ve huve a’lemu bil muhtedın

Sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin, ama Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Doğru yola girecekleri en iyi O bilir.

Kasas · 57. ayet

Ve kalu in netteblıl huda meake nutehattaf min erdına e ve lem numekkil lehum haramen aminey yucba ileyhi semeratu kulli sey’ir rizkam mil ledunna ve lakinne ekserahum la ya7lemun

Seninle beraber doğru yolda gidersek, yurdumuzdan ediliriz" dediler. Onları katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün toplandığı güvenli ve kutlu bir yere yerleştirmedik mi? Ama çoğu bilmezler.

Kasas · 58. ayet

Ve kem ehlekna min karyetim betırat meıyseteha fe tilke mesakinuhum lem tuskem mim ba’dihim illa kalıla kunna nahnul varisın

Nimet ve refaha karşı nankörlük eden nice şehri yok etmişizdir. İşte yerleri! Kendilerinden sonra pek az kimseler oturabilmiştir. Oralara Biz varis olmuşuzdur.

Kasas · 59. ayet

Ve ma kane rabbuke muhlikel kura hatta yeb’ase fı ummiha rasuley yetlu aleyhim ayatina ve ma kunna muhlikil kura illa ve ehluha zalimun

Rabbin şehirlerin anasına, onlara ayetlerimizi okuyacak bir peygamber göndermedikçe onları yok etmiş değildir. Zaten Biz yalnız, halkı zalim olan şehirleri yok etmişizdir.

Kasas · 60. ayet

Ve ma utıtum min sey’in fe metaul hayatid dunya ve zınetuha ve ma ındellahi hayruv ve ebka e fe la ta’kılun

Size verilen herhangi bir şey, dünya hayatının bir geçimliği ve süsüdür. Allah katında olan daha iyi ve devamlıdır. Akletmez misiniz.

Kasas · 61. ayet

E fe mev veadnahu va’den hasenen fe huve lakıyhi ke mem metta’nahu metaal hayatid dunya summe huve yevmel kıyameti minel muhdarın

Vadettiğimiz güzel bir nimete kavuşan kimse; dünya hayatında kendisine bir geçimlik verdiğimiz, sonra kıyamet günü azap için getirilen kimse gibi midir.

Kasas · 62. ayet

Ve yevme yunadıhim fe yekulu eyne surakaiyellezıne kuntum tez’umun

Allah, o gün onlara seslenir: "Benim ortağım olduklarını iddia ettikleriniz nerededirler?" der.

Kasas · 63. ayet

Kalellezıne hakka aleyhimul kavlu rabbena haulaillezıne agveyna agveynahum kema gaveyna teberra’na ileyke ma kanu iyyana ya’budun

Hükmün aleyhlerine gerçekleştiği kimseler: "Rabbimiz! İşte bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaşıp Sana geldik, zaten aslında bize tapmıyorlardı" derler.

Kasas · 64. ayet

Ve kıyled’u surakaekum fe deavhum fe lem yestecıbu lehum ve raevul azab lev ennehum kanu yehtedun

Koştuğunuz ortaklarınızı çağırın" denir; onlar da çağırırlar ama, kendilerine cevap veremezler; cehennem azabını görünce doğru yolda olmadıklarına yanarlar.

Kasas · 65. ayet

Ve yevme yunadıhim fe yekulu maza ecebtumul murselın

O gün Allah onlara seslenir: "Peygamberlere ne cevap verdiniz?" der.

Kasas · 66. ayet

Fe amiyet aleyhimul embau yevmeizin fe hum la yetesaelun

O gün, haberlere karşı körleşirler, verilecek cevapları kalmaz; birbirlerine de soramazlar.

Kasas · 67. ayet

Fe memma men tabe ve amene ve amile salihan fe asa ey yekune minel muflihıyn

Fakat, tevbe eden, inanıp yararlı iş işleyen kimsenin, kurtuluşa erenler arasında bulunması umulur.

Kasas · 68. ayet

Ve rabbuke yahluku ma yesau ve yahtar ma kane lehumul hıyerah subhanellahi ve teala amma yusrikun

Rabbin dilediğini yaratır ve seçer; onlar için seçim hakkı yoktur. Allah onların koştukları ortaklardan münezzehtir, yücedir.

Kasas · 69. ayet

Ve rabbuke ya’lemu ma tukinnu suduruhum ve ma yu’linun

Rabbin gönüllerinin gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir.

Kasas · 70. ayet

Ve huvellahu la ilahe illa hu lehul hamdu fil ula vel ahırati ve lehul hukmu ve ileyhi turceun

Allah O'dur; O'ndan başka tanrı yoktur. Hamd, dünyada da ahirette de O'nun içindir; hüküm de O'nundur. Yalnız O'na döndürüleceksiniz.

Kasas · 71. ayet

Kul eraeytum in cealellahu aleykumul leyle sermeden ila yevmil kıyameti men ilahun gayrullahi ye’tikum bi dıya’e fe la tesmeun

De ki: "Söyler misiniz? Eğer Allah geceyi üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah'tan başka hangi tanrı size bir ışık getirebilir? Dinlemez misiniz.

Kasas · 72. ayet

Kul eraeytum incealellahu aleykumun nehara sermeden ila yevmil kıyameti men ilahun gayrullahi ye’tıkum bi leylin teskunune fıh e fe la tubsırun

De ki: "Söyleyin: Eğer Allah gündüzü üzerinize kıyamete kadar uzatsaydı, Allah'tan başka hangi tanrı, içinde istirahat edeceğiniz geceyi size getirebilir? Görmez misiniz.

Kasas · 73. ayet

Ve mir rahmetihı ceale lekumul leyle ven nehara li teskunu fıhi ve li tebtegu min fadlihı ve leallekum teskurun

Allah dinlenmeniz için geceyi ve lütfedip verdiği rızkı aramanız için gündüzü meydana getirmiştir. Bunlar, O'nun rahmetinden ötürüdür. Belki artık şükredersiniz.

Kasas · 74. ayet

Ve yevme yunadıhim fe yekulu eyne surakaiyellezıne kuntum tez’umun

O gün Allah onlara seslenir: "Benim ortağım olduklarını iddia ettikleriniz nerededir?" der.

Kasas · 75. ayet

Ve neza’na minkulli ummetin sehıden fe kulna hatu burhanekum fe alimu ennel hakka lillahi ve dalle anhum ma kanu yefterun

Her ümmetten bir şahit çıkarır ve "kesin delilinizi ortaya koyun" deriz. O zaman, gerçeğin Allah'a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.

Kasas · 76. ayet

Inne karune kane min kavmi masu fe bega aleyhim ve ateynahu minel kunuzi ma inne mefatihahu le tenuu bil usbeti ulil kuvveti iz kale lehu kavmuhu la tefrah innellahe la yuhıbbul ferihıyn

Karun, Musa'nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: "Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah'ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah'ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez" demişlerdi.

Kasas · 77. ayet

Vebtegı fıma atakellahud daral ahırate ve la tense nesıybeke mined dunya ve ahsin kema ahsenellahu ileyke ve la tebgıl fesade fil ard innellahe la yuhıbbul mufsidın

Karun, Musa'nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: "Böbürlenme, Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez. Allah'ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah'ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez" demişlerdi.

Kasas · 78. ayet

Kale innema utıtuhu ala ılmin ındı e ve lem ya7lem ennellahe kad ehleke min kablihı minel kuruni men huve eseddu minhu kuvvetev ve ekseru cem’a ve la yus’elu an zunubihimul mucrimun

Karun: "Bu servet ancak, bende mevcut bir ilimden ötürü bana verilmiştir" demişti. Allah'ın, önceleri, ondan daha güçlü ve topladığı şey daha fazla olan nice nesilleri yok ettiğini bilmez mi? Suçluların suçları kendilerinden sorulmaz.

Kasas · 79. ayet

Fe harace ala kamihı fı zınetih kalellezıne yurıdunel hayeted dunya ya leyte lena misle ma utiye karunu innehu lezu hazzın azıym

Karun, ihtişam içinde milletinin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: "Karun'a verildiği gibi bizim de olsa; doğrusu o büyük bir varlık sahibidir" demişlerdi.

Kasas · 80. ayet

Ve kalellezıne utul ılme veylekum sevabullahi hayrul li men amene ve amile saliha ve la yulekkaha illes sabirun

Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise: "Size yazıklar olsun; Allah'ın mükafatı, inanıp yararlı iş işleyenler için daha iyidir. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir" demişlerdi.

Kasas · 81. ayet

Fe hasefna bihı ve bidarihil erda fe ma kane lehu min fietiy yensurunehu min dunillahi ve ma kane minel muntesırın

Sonunda, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı ona yardım edebilecek kimsesi de yoktu; kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.

Kasas · 82. ayet

Ve asbehallezıne temennev mekanehu bil emsi yekulune veyke ennellahe yebsutur rizka li mey yesau min ıbadihı ve yakdir lev la em mennellahu aleyna le hasefe bina veykeennehu la yuflihul kafirun

Daha dün onun yerinde olmayı dileyenler: "Demek Allah kullarından dilediğinin rızkını genişletip bir ölçüye göre veriyor. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki inkarcılar başarıya eremezler" demeye başladılar.

Kasas · 83. ayet

Tilked darul ahıratu nec’aluha lillezıne la yurıdune uluvven fil erdı ve la fesada vel akıbetu lil muttekıyn

Bu ahiret yurdunu, yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu istemeyen kimselere veririz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.

Kasas · 84. ayet

Men cae bil haseneti fe lehu hayrum minha ve men cae bis seyyieti fe la yuczellezıne amilus seyyiati illa ma kanu ya’melun

Kim bir iyilik getirirse, ona daha iyisi verilir. Kim bir kötülük getirirse, o kötülükleri işleyenler, ancak yaptıkları kadar ceza görürler.

Kasas · 85. ayet

Innellezı ferad aleykel kur’ane le radduke illa mead kur rabbı a’lemu men cae bil huda ve men huve fı dalalum mubın

Kuran'a uymayı sana farz kılan Allah, seni döneceğin yere döndürecektir. De ki: "Rabbim kimin doğrulukla geldiğini, kimin apaçık sapıklıkta bulunduğunu en iyi bilendir.

Kasas · 86. ayet

Ve ma kunte tercu ey yulka ileykel kitabu illa rahmetem mir rabbike fe la tekunenne zahıral lil kafirın

Sen, sana bu Kitap'ın verileceğini ummazdın. O ancak Rabbinin bir rahmetidir. Öyleyse sakın inkarcılara yardımcı olma.

Kasas · 87. ayet

Ve la yesuddunneke an ayatillahi ba’de iz unzilet ileyke ved’u ila rabbike ve la tekunenne minel musrikın

Allah'ın ayetleri sana indirildiğinde sakın seni onlardan alıkoymasınlar. Rabbine çağır, sakın müşriklerden olma.

Kasas · 88. ayet

Ve la ted’u meallahi ilahen ahar la ilahe illa huve kullu sey’in halikun illa vecheh lehul hukmu ve ileyhi turceun

Allah'la beraber başka tanrı tutup tapma. O'ndan başka tanrı yoktur. O'ndan başka her şey yok olacaktır. Hüküm O'nundur, O'na döndürüleceksiniz.