Kulkula

5

Mâide

Mâide

120 ayet

Sure profili · 6. cüz · Medine

5

Mâide

Al-Ma'idah · Mâide

Mâide suresi (Al-Ma'idah). Medine döneminde inmiştir; 120 ayettir. Mushaf yolunda 5. sure olarak okunur.

Medine120 ayetMeal

120 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal

Ayetler

Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.

Mâide · 1. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu evfu bil ukud uhıllet lekum behımetul en’ami illa ma yutla aleykum gayra muhıllis saydi ve entum hurum innellahe yahkumu ma yurıd

Ey İnananlar! Akidleri yerine getirin. İhramda iken avlanmayı helal görmeksizin, size bildirilecek olanlar dışında, hayvanlar helal kılındı; Allah dilediği hükmü verir.

Mâide · 2. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu la tuhıllu seairallahi ve les sehral harame ve lel hedye ve lel kalaide ve la ammınel beytel harame yebtegune fadlem mir rabbihim ve rıdvana ve iza haleltum fastadu ve la yecrimennekum seneanu kavmin en saddukum anil mescidil harami en ta’tedu ve teavenu alel birri vet takva ve la teavenu alel ismi vel udvani vettekullah innellahe sedıdul ıkab

Ey İnananlar! Allah'ın nişanelerine, hürmet edilen aya, hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rab'lerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan menettiği için bir topluluğa olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, Allah'ın cezası şiddetlidir.

Mâide · 3. ayet

Hurrimet aleykumul meytetu ved demu ve lahmul hınzıri ve ma uhille li gayrillahi bihı vel munhanikatu vel mevkuzetu vel muteraddiyetu ven netıyhatu ve ma ekeles sebuu illa ma zekkeytum ve ma zubiha alen nusubi ve en testaksimu bil ezlam zalikum fisk elyevme yeissellezıne keferu min dınikum fe la tahsevhum vahsevn elyevme ekmeltu lekum dınekum ve etmentu aleykum nı’metı ve radıytu lekumul islame dına fe menidturra fı mahmesatin gayra mutecanifil li ismin fe innellahe gafurur rahıym

Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilenler, -canları çıkmadan önce kesmemişseniz, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanları- dikili taşlar üzerine boğazlananlar ile fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı; bunlar fasıklıktır. Bugün, inkar edenler sizi dininizden etmekten umutlarını kesmişlerdir, onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün, size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim. Açlıktan darda kalan, günaha kaymaksızın yiyebilir. Doğrusu Allah Bağışlayan'dır, merhametli olandır.

Mâide · 4. ayet

Yes’eluneke maza uhılle lehum kul uhılle lekumut tayyibatu ve ma alemtum minel cevarihı mukellibıne tuallimunehunne mimma allemekumullah fe kulu mimma emsekne aleykum vezkurusmellahi aleyhi vettekullah innellahe serıul hısab

Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar, de ki: Size temiz olanlar helal kılındı; Allah'ın size öğrettiği üzere alıştırıp yetiştirerek öğrettiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın. Allah'tan sakının, doğrusu Allah hesabı çabuk görür.

Mâide · 5. ayet

Elyevme uhılle lekumut tayyibat ve taamullezıne utul kitabe hıllul lekum ve taamukum hıllul lehum vel muhsanatu minel mu’minati vel muhsanatu minellezıne utul kitabe min kablikum iza ateytumuhunne ucurahunne muhsınıne gayra musafihıyne ve la muttehızı ahdan ve mey yekfur bil ımani fe kad habita ameluhu ve huve fil ahırati minel hasirın

Bugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir.

Mâide · 6. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu iza kuntum iles salati fagsilu vucuhekum ve eydiyekum ilel merafikı vemsehu bi ruusikum ve erculekum ilel ka’beyn ve in kuntum cunuben fettahheru ve in kuntum merda ev ala seferin ev cae ehadum minkum minel gaitı ev lamestumun nisae fe lem tecidu maen fe teyemmemu saıydan tayyiben femsehu bi vucuhikum ve eydıkum minh ma yurıdullahu li yec’ale aleykum min haraciv ve lakiy yurıdu li yutahhirakum ve li yutimme nı’metehu aleykum leallekum teskurun

Ey İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz yahut kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.

Mâide · 7. ayet

Vezkuru nı’metellahi aleykum ve mısakahullezı vasekakum bihı iz kultum semı’na ve eta’na vettekullah innellahe alımun bi zatis sudur

Allah'ın size olan nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizi andına bağladığı sözünü anın. Allah'tan sakının, Allah içinizde olanı elbette bilir.

Mâide · 8. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu kunu kavvamıne lillahi suhedae bil kıstı ve la yecrimennekum seneanu kavmin ala ella ta’dilu ı’dilu huve akrabu lit takva vettekullah innellahe habırum bi ma ta’melun

Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden Haberdar'dır.

Mâide · 9. ayet

Veadellahullezıne amenu ve amilus salihati lehum magfiratuv ve ecrun azıym

Allah, inananlara ve yararlı işler işleyenlere mağfiret ve büyük ecir olduğunu vadetmiştir.

Mâide · 10. ayet

Vellezıne keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabul cehıym

İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar cehennemliklerdir.

Mâide · 11. ayet

Ya eyyuhellezıne amenuzkuru nı’metellahi aleykum iz hemme kavmun ey yebsutu ileykum eydiyehum fe keffe eydiyehum anku vettekullah ve alellahi fel yetevekkelil mu’minun

Ey İnananlar! Allah'ın üzerinize olan nimetini anın: Hani bir topluluk size tecavüze kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah'tan sakının, inananlar Allah'a güvensinler.

Mâide · 12. ayet

Ve le kad ehazellahu mısaka benı israıl ve beasna minhumusney usera nekıyba ve kalellahu innı meakum lein ekamtumus salate ve ateytumuz zekate ve amentum bi rusulı ve azzertumuhum ve akradtumullahe kardan hasenel le ukeffiranne ankum seyyiatikum ve le udhılennekum cennatin tecrı min tahtihel enhar fe men kefera ba’de zalike minkumfe kad dalle sevaes sebıl

And olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: "Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur" dedi.

Mâide · 13. ayet

Fe bima nakdıhim mısakahum leannahum ve cealna kulubehum kasiyeh yuharrifunel kelime ammevadııhı ve nesu hazzam mimma zukkiru bih ve la tezalu tettaliu ala hainetim minhum illa kalılem minhum fa’fu anhum vasfah innellahe yuhıbbul muhsinın

Sözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalblerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden değiştirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azından başkasının daima hainliklerini görürsün, onları affet ve geç. Allah iyilik yapanları şüphesiz sever.

Mâide · 14. ayet

Ve minellezıne kalu inna nesara ehazna mısakahum fe nesu hazzam mimma zukkiru bihı fe agrayna beynehumul adavete vel bagdae ila yevmil kıyameh ve sevfe yunebbiuhumullahu bi ma kanu yasneun

Biz hıristiyanız" diyenlerden de söz almıştık; onlar, kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular, bu yüzden aralarına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

Mâide · 15. ayet

Ya ehlel kitabi kad caekum rasuluna yubeyyinu lekum kesıram mimma kuntum tuhfune minel kitabi ve ya’fu an kesır kad caekum minellahi nuruv ve kitabum mubın

Ey Kitap ehli! Kitap'dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğundan da geçiveren peygamberimiz gelmiştir. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap gelmiştir.

Mâide · 16. ayet

Yehdı bilillahu menittebea rıdvanehu subules selami ve yuhricuhum minez zulumati ilen nuri bi iznihı ve yehdıhim ila sıratım mustekıym

Allah, rızasını gözetenleri onunla, selamet yollarına eriştirir ve onları, izni ile, karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Onları doğru yola iletir.

Mâide · 17. ayet

Le kad keferallezıne kalu innellahe huvel mesıhunu meryem kul fe mey yemliku minellahi sey’en in erade ey yuhlikel misıhabne meryeme ve ummehu ve men fil erdı cemıa ve lillahi mulkus semavati vel erdı ve ma beynehuma yahluku ma yesa’vallahu ala kulli sey’in kadır

Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler and olsun ki kafir olmuşlardır. De ki: "Allah Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O'na karşı koyabilir?" Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kadir'dir.

Mâide · 18. ayet

Ve kaleltil yehudu ven nesara nahnu ebnaullahi ve ehıbbauh kul fe lime yuazzibukum bi zunubikum bel entum beserum mimmen halak yagfiru li mey yesau ve yuazzibu mey yesa’ve lillahi mulkus semavati vel erdı ve ma beynehuma ve ileyhil mesıyr

Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. "Öyleyse günahlarınızdan ötürü size niçin azabediyor? Bilakis siz O'nun yarattığı insanlarsınız" de, Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş O'nadır.

Mâide · 19. ayet

Ya ehlel kitabi kad caekum rasuluna yubeyyinu lekum ala fetratim miner rusuli en tekulu ma caena mim besıriv ve la nezırin fe kad caekum besıruv venezır vallahu ala kulli sey’in kadır

Ey Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde, "Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi" dersiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye Kadir'dir.

Mâide · 20. ayet

Ve iz kale musa li kavmihı ya kavmizkuru nı’metellahi aleykum iz ceale fıkum embiyae ve ceallekum mulukev ve atakum ma lem yu’ti ehadem minel alemın

Musa, milletine: "Ey milletim! Allah'ın size olan nimetini anın: içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdar yapmıştır, dünyalarda kimseye vermediğini size vermiştir.

Mâide · 21. ayet

Ya kavmidhulul erdal mukaddesetelletı ketebellahu lekum ve la terteddu ala edbarikum fe tenkalibu hasirın

Ey milletim! Allah'ın size yazdığı kutsal yere girin, ardınıza dönmeyin, yoksa kaybedenler olarak dönersiniz" demişti.

Mâide · 22. ayet

Kalu ya musa inne fıha kavmen cebbarıne ve inna len nedhuleha hatta yahrucu minha fe iy yahrucu minha fe inna dahılun

Ey Musa! Orada zorba bir millet vardır, onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyeceğiz, eğer çıkarlarsa, biz de gireriz" demişlerdi.

Mâide · 23. ayet

Kale raculani minellezıne yehafune en’amellahu aleyhimedhulu aleyhimul bab fe iza dehaltumuhu fe innekum galibune ve alellahi fe tevekkelu in kuntum mu’minın

Korkanlar arasında bulunan, Allah'ın nimete erdirdiği iki adam: "Üstlerine kapıdan yürüyün, oradan girerseniz şüphesiz galip gelirsiniz; eğer inanıyorsanız Allah'a güvenin" demişlerdi.

Mâide · 24. ayet

Kalu ya musa inna len nedhuleha ebedem ma damu fıha fezheb ente ve rabbuke fe katila inna hahuna kaıdun

Ey Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, doğrusu biz burada oturacağız" demişlerdi.

Mâide · 25. ayet

Kale rabbi innı la emliku illa nefsı ve ehıy fefruk beynena ve beynel kavmil fasikıyn

Musa: "Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebiliyorum; artık bizimle bu yoldan çıkmış milletin arasını ayır" dedi.

Mâide · 26. ayet

Kale fe inneha muharrametun aleyhim erbeıyne seneh yetıhune fil erdı fe la te’se alel kavmil fasikıyn

Allah: "Orası onlara kırk yıl haram kılındı; yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen, yoldan çıkmış millet için tasalanma" dedi.

Mâide · 27. ayet

Vetlu aleyhim nebeebney ademe bil hakk iz karraba kurbanen fe tukubbile min ehadihima ve lem yutekabbel minel ahar kale le aktulennek kale innema yetekabbelul lahu minel muttekıyn

Onlara, Adem'in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, "And olsun seni öldüreceğim" deyince, kardeşi: "Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder" demişti.

Mâide · 28. ayet

Leim besatte ileyye yedeke li taktulenı ma ene bi basitıy yediye ileyke li aktulek innı ehafullahe rabbel alemın

Beni öldürmek üzere elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam, çünkü ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.

Mâide · 29. ayet

Innı urıdu en tebue bi ismı ve ismike fe tekune min ashabin nar ve zalike cezauz zalimın

Ben, hem benim hem de kendi günahını yüklenip cehennemliklerden olmanı isterim, zulmedenlerin cezası budur.

Mâide · 30. ayet

Fe tavveat lehu nefsuhu katle ehıyhi fe katelehu fe asbeha minel hasirın

Bunun üzerine, kardeşini öldürmekte nefsine uydu ve onu öldürerek, zarara uğrayanlardan oldu.

Mâide · 31. ayet

Fe beasellahu gurabey yebhasu fil erdı li yuriyehu keyfe yuvarı sev’ete ehıyh kale ya veyleta eaceztu en ekune misle hazel gurabi fe uvariye sev’ete ehıy fe asbeha minen nadimın

Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım" dedi de ettiğine yananlardan oldu.

Mâide · 32. ayet

Min ecli zalike ketebna ala benı israıle ennehu men katel nefsem bi gayri nefsin ev fesadin fil erdı fe keennema katelen nase cemıa ve men ahyaha fe keennema ahyan nase cemıa ve le kad caethum rusuluna bil beyyinati summe inne kesıram minhum ba’de zalike fil erdı le musrifun

Bunun için İsrailoğullarına şöyle yazdık: "Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa) bütün insanları diriltmiş gibi olur". And olsun ki, onlara belgelerle peygamberlerimiz geldi, sonra buna rağmen, onların çoğu yeryüzünde taşkınlık edenler oldu.

Mâide · 33. ayet

Innema cezaullezıne yuharribunellahe ve rasulehu ve yes’avne fil erdı fesaden ey yukattelu ev yusallebu ev tukattaa eydıhim ve erculuhum min hılafin ev yunfev minel ard zalike lehum hızyun fid dunya ve lehum fil ahırati azabun azıym

Allah ve Peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azab vardır.

Mâide · 34. ayet

Illellezıne tabu min kabli en takdiru aleyhim fa’lemu ennellahe gafurur rahıym

Ancak, onları yakalamanızdan önce tevbe edenler bunun dışındadır. Biliniz ki Allah, bağışlar ve merhamet eder.

Mâide · 35. ayet

Ya eyyuhellezıne amenuttekullahe vebtegu ileyhil vesılete ve cahidu fı sebılihı leallekum tuflihun

Ey İnananlar! Allah'tan sakının, O'na ulaşmaya yol arayın, yolunda cihad edin ki kurtulasınız.

Mâide · 36. ayet

Innellezıne keferu lev enne lehum ma fil erdı cemıav ve mislehu meahu li yeftedu bihı min azabi yevmil kıyameti ma tukubbile minhum ve lehum azabun elım

Doğrusu, yeryüzünde olan bütün şeyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara elem verici azab vardır.

Mâide · 37. ayet

Yurıdune ey yahrucu minen nari ve ma hum bi haricıne minha ve lehum azabum mukıym

Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azab vardır.

Mâide · 38. ayet

Ves sariku ves sarikatu faktau eydiyehuma cezaem bima keseba nekalem minellah vallahu azızun hakım

Erkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.

Mâide · 39. ayet

Fe men tabe mim ba’di zulmihı ve asleha fe innellahe yetubu aleyh innellahe gafurur rahıym

Ettiği zulümden sonra tevbe edip düzelen kimse, bilsin ki Allah onun tevbesini kabul eder. Allah şüphesiz Bağışlayan'dır, merhametli olandır.

Mâide · 40. ayet

E lem ta’lem ennellahe lehu mulkus semavati vel erdı yuazzibu mey yesau ve yagfiru li mey yesa’vallahu ala kulli yes’in kadır

Göklerin ve yerin hükümranlığının Allah'ın olduğunu bilmiyor musun? Dilediğine azabeder, dilediğini bağışlar. Allah her şeye Kadir'dir.

Mâide · 41. ayet

Ya eyyuher rasulu la yahzunkellezıne yusariune fil kufri minellezıne kalu amenna bi efvahihim ve lem tu’min kulubuhum ve minellezıne hadu semmaune lil kezibi semmaune li kavmin aharıne lem ye’tuk yuharrifunel kelime mim ba’di mevadııh yekulune in utıtum haza fe huzuhu ve il lem tu’tevhu fahzeru ve mey yuridillahu fitnetehu fe len temlike lehu minellahi sey’a ulaikellezıne lem yuridillahu ey yutahhira kulubehum lehum fid dunya hızyuv ve lehum fil ahırati azabun azıym

Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, "İnandık" diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, "Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının" derler. Allah'ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah'a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah'ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.

Mâide · 42. ayet

Semmaune lil kesibi ekkalune lis suht fe in cauke fahkum beynehum ev a’rıd anhum ve in tu’rıd anhum fe ley yedurruke sey’a ve in hakemte fahkum beynehum bil kıst innellahe yuhıbbul muksitıyn

Onlar yalana kulak verirler, haram yerler. Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet, yahut onlardan yüz çevir; yüz çevirirsen sana bir zarar veremezler. Eğer hükmedersen aralarında adaletle hüküm ver. Allah adil olanları sever.

Mâide · 43. ayet

Ve keyfe yuhakkimunee ve ındehumut tevratu fıha hukmullahi summe yetevellevne mim ba’di zalik ve ma ulaike bil mu’minın

Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında iken, ne yüzle seni hakem tayin ediyorlar da sonra bundan yüz çeviriyorlar? İşte onlar inanmış değillerdir.

Mâide · 44. ayet

Inna enzelnet tevrate fıha hudev ve nur yahkumu bihen nebiyyunellezıne eslemu lillezıne hadu ver rabbaniyyune vel ahbaru bimestuhfizu min kitabillahi ve kanu aleyhi suheda’fe la tahsevun nase vahsevni ve la testeru bi ayatı semenen kalıla ve mel lem yahkum bi ma enzelellahu fe ulaike humul kafirun

Doğrusu Biz yol gösterici olarak Tevrat'ı indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla ve Rabbe kul olanlar, bilginler de Allah'ın Kitap'ından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Tevrat'a şahiddiler. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun, ayetlerimi hiçbir değerle değiştirmeyin; Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir.

Mâide · 45. ayet

Ve ketebna aleyhim fıha ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel uzune bil uzuni ves sinne bis sinni vel curuha kısas fe men tesaddeka bihı fe huve keffaratul leh ve mel lem yahkum bima enzelellahu fe ulaike humuz zalimun

Orada onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe dişle ve yaralara karşılıklı ödeşme yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu, onun günahlarına keffaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.

Mâide · 46. ayet

Ve kaffeyna ala asarihim bi ıysebni meryeme musaddikal lima beyne yedeyhi minet tevrati ve ateynahul incıle fıhi hudev ve nuruv ve musaddikal lima beyne yedeyhi minet tevrati ve hudev ve mev’ızatel lil muttekıyn

Onların izi üzerine arkalarından Meryem oğlu İsa'yı, ondan önce gelmiş bulunan Tevrat'ı doğrulayarak gönderdik. Ona, yol gösterici, aydınlatıcı olan ve önünde bulunan Tevrat'ı doğrulayan İncil'i sakınanlara öğüt ve yol gösterici olarak verdik.

Mâide · 47. ayet

Vel yahkum ehlul incıli bima enzelellahu fıh ve mel lem yahkum bima enzelellahu fe ulaike humul fasikun

İncil sahibleri Allah'ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar fasık olanlardır.

Mâide · 48. ayet

Ve enzelna ileykel kitabe bil hakkı musaddikal lima beyne yedeyhi minel kitabi ve muhayminen aleyhi fahkum beynehum bima enzelellahu ve la tettebı’ehvaehum amma caeke minel hakk li kullin cealna minkum sir’atev ve minhaca ve lev saellahu le cealekum ummetev vahıdetev ve lakil li yebluvekum fı ma atakum festebikul hayrat ilellahi merciukum cemıan fe yunebbiukum bi ma kuntum fıhi tahtelifun

Kuran'ı, önce gelen Kitap'ı tasdik ederek ve ona şahid olarak gerçekle sana indirdik. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık; eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşuşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir.

Mâide · 49. ayet

Ve enıhkum beynehum bi ma enzelellahu ve la tettebı’ehvaehum vahzerhum ey yeftinuke amba’dı ma enzelellahu ileyk fe in tevellev fa’lem ennema yurıdullahu ey yusıybehum bi ba’dı zunubihim ve inne kesıram minen nasi le fasikun

O halde, Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet, Allah'ın sana indirdiği Kuran'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın, heveslerine uyma; eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktırlar.

Mâide · 50. ayet

E fe hukmel cahiliyyeti yebgun ve men ahsenu minellahi hukmel li kavmiy yukınun

Cahiliye devri hükmünü mü istiyorlar? Yakinen bilen bir millet için Allah'tan daha iyi hüküm veren kim vardır.

Mâide · 51. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu la tettehızul yehude ven nesara evliya’ba’duhum evliyau ba’d ve mey yetevellehum minkum fe innehu minhum innellahe la yehdil kavmez zalimın

Ey İnananlar! Yahudileri ve hıristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.

Mâide · 52. ayet

Fe terallezıne fı kulubihim meraduy yusariune fıhim yekulune nahsa en tusıybena dairah fe asellahu ey ye’tiye bil fethı ev emrim min ındihı fe yusbihu ala ma eserru fı enfusihim nadimın

Kalblerinde hastalık olanların, "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlara koştuğunu görürsün. Olur ki Allah bir zafer verir veya katından bir emir getirir de kalblerinde gizlediklerine içleri yananlara dönerler.

Mâide · 53. ayet

Ve yekulullezıne amenu ehaulaillezıne aksemu billahi cehde eymanihim innehum le meakum habitat a’maluhum fe asbehu hasirın

İnananlar, "Sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıdır?" derler. Onların amelleri boşa gitmiş ve kaybeden kimseler olmuşlardır.

Mâide · 54. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu mey yertedde minkum an dınihı fe sevfe ye’tillahu bi kavmiy yuhıbbuhum ve yuhıbbunehu ezilletin alel mu’minıne e ızzetin alel kafirıne yucahidune fı sebılillahi ve la yehafune levmete laim zalike fadlullahi yu7tıhi mey yesa’vallahu vasiun alım

Ey İnananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların O'nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkarcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.

Mâide · 55. ayet

Innema veliyyukumullahu ve rasuluhu vellezıne amenullezıne yukıymunes salate ve yu’tunez zekate ve hum rakiun

Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir.

Mâide · 56. ayet

Ve mey yetevellellahe ve rasulehu vellezıne amenu fe inne hızbellahi humul galibun

Kim Allah'ı, Peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah'tan yana olanlar üstün gelirler.

Mâide · 57. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu la tettehızul lezınettehazu dınekum huzuvev ve leıbem minellezıne utul kitabe min kablikum vel kuffara evliya’vettekullahe in kuntum mu’minın

Ey İnananlar! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve inkarcıları dost olarak benimsemeyin. İnanıyorsanız Allah'tan sakının.

Mâide · 58. ayet

Ve iza nadeytum iles salatittehazuha huzuvev ve leıba zalike bi ennehum kavmul la ya’kılun

Namaza çağırdığınızda onu alay ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır.

Mâide · 59. ayet

Kul ya ehlel kitabi hel tenkımune minna illa en amenna billahi ve ma unzile ileyna ve ma unzile min kablu ve enne ekserakum fasikun

De ki, "Ey kitap ehli! Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan ve çoğunuzun fasık olmasından ötürü mü bizden hoşlanmıyorsunuz.

Mâide · 60. ayet

Kul hel unebbiukum bi serrim min zalike mesubeten ındellah mel leanehullahu ve gadıbe aleyhi ve ceale minhumul kıradete vel hanazıra ve abedet tagut ulaike serrum mekanev ve edallu an sevais sebıl

Allah katında bundan daha kötü bir karşılığın bulunduğunu size haber vereyim mi?" de, Allah kime lanet ve gazab ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana kullar kılarsa, işte onlar yeri en kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır.

Mâide · 61. ayet

Ve iza caukum kalu amenna ve kad dehalu bil kufri ve hum kad haracu bih vallahu a’lemu bi ma kanu yektumun

Size geldiklerinde "İnandık" derler, oysa yanınıza inkarcı olarak girmiş ve yine inkarcı olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir.

Mâide · 62. ayet

Ve tera kesıram minhum yusariune fil ismi vel udvani ve eklihimus suht le bi’se ma kanu ya’melun

Onlardan çoğunun günaha, haksızlığa ve haram yemeğe koşuştuklarını görürsün. Yaptıkları ne kötüdür.

Mâide · 63. ayet

Lev la yenhahumur rabbaniyyune vel ahbaru an kavlihimul isme ve eklihimus suht le bi’se ma kanu yasneun

Rabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür.

Mâide · 64. ayet

Ve kaletil yehudu yedullahi magluleh gullet eydıhim ve luınu bi ma kalu bel yedahu mebsutatani yunfiku keyfe yesa’ve le yezıdenne kesıram minhum ma unzile ileyke mir rabbike tugyanev ve kufra ve elkayna beynehumul adavete vel bagdae ila yevmil kıyameh kullema evkadu naral lil harbi atfeehellahu ve yes’avne fil erdı fesada vallahu la yuhıbbul mufsidın

Yahudiler, "Allah'ın eli sıkıdır" dediler; dediklerinden ötürü elleri bağlandı, lanetlendiler. Hayır, O'nun iki eli de açıktır, nasıl dilerse sarfeder. And olsun ki, sana Rabbinden indirilen sözler onların çoğunun azgınlığını ve inkarını artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez.

Mâide · 65. ayet

Ve lev enne ehlel kitabi amenu vettekav le kefferna anhum seyyiatihim ve le edhalnahum cennatin neıym

Şayet kitap ehli inanıp karşı gelmekten sakınsalardı, kötülüklerini örterdik ve onları nimet cennetlerine koyardık.

Mâide · 66. ayet

Ve lev ennehum ekamut tevrate vel incıle ve ma unzile ileyhim mir rabbihim le ekelu min fevkıhim ve min tahti erculihim minhum ummetum muktesıdeh ve kesırum minhum sae ma ya’melun

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kuran'ı gereğince uygulasalardı, her yönden nimete ermiş olurlardı. İçlerinde orta yolu tutan bir zümre vardı, çoğunun işledikleri ise kötü idi.

Mâide · 67. ayet

Ya eyyuher rasulu bellıg ma unzile ileyke mir rabbik ve il lem tef’al fe ma bellagte risaleteh vallahu ya’sımuke minen nas innellahe la yehdil kavmel kafirun

Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kafirlere yol göstermez.

Mâide · 68. ayet

Kul ya ehlel kitabi lestum alal sey’in hatta tukıymut tevrate vel incıle ve ma unzile ileykum mir rabbikum ve le yezıdenne kesıram minhum ma unzile ileyke mir rabbike tugyanev ve kufra fe la te’se alel kavmil kafirın

Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça bir temeliniz olmaz" de. And olsun ki Rabbinden sana indirilen, Kuran, onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Öyleyse kafirler için tasalanma.

Mâide · 69. ayet

Innellezıne amenu vellezıne hadu ves sabiune ven nesara men amene billahi vel yevmil ahıri ve amile salihan fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun

Doğrusu inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe inanan, yararlı iş yapan kimselere korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.

Mâide · 70. ayet

Le kad ehazna mısaka benı israıle ve erselna ileyhim rusula kullema caehum rasulum bi ma la tehva enfusuhum ferıkan kezzebu ve ferıkay yaktulun

And olsun ki İsrailoğullarından söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle onlara her peygamber gelişte, bir kısmını yalanlarlar ve bir kısmını da öldürürlerdi.

Mâide · 71. ayet

Ve hasibu ella tekune fitnetun feamu ve sammu summe tabellahu aleyhim summe amu ve sammu kesırum minhum vallahu basıyrum bima ya’melun

Bir fitne kopmayacağını sandılar, körleştiler, sağırlaştılar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de çoğu körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini görür.

Mâide · 72. ayet

Le kad keferallezıne kalu innellahe huvel mesıhubnu meryem ve kalel mesıhu ya benı israıla’budullahe rabbı ve rabbekum innehu mey yusrik billahi fe kad harramellahu aleyhil cennete ve me’vahun nar ve ma liz zalimıne min ensar

And olsun ki, "Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kafir oldular. Oysa Mesih, "Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin; kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram eder, varacağı yer ateştir, zulmedenlerin yardımcıları yoktur" dedi.

Mâide · 73. ayet

Le kad keferallezıne kalu innellahe salisu selaseh ve ma min ilahin illa ilahuv vahıd ve il lem yentehu amma yekulune le yemessennellezıne keferu minhum azabun elım

And olsun ki, "Allah üçten biridir" diyenler kafir olmuştur; oysa tanrı ancak bir tek Tanrı'dır. Dediklerinden vazgeçmezlerse, and olsun onlardan inkar edenler elem verici bir azaba uğrayacaktır.

Mâide · 74. ayet

E fe la yetubune ilellahi ve yestagfiruneh vallahu gafurur rahıym

Allah'a tevbe etmezler, O'ndan mağfiret dilemezler mi? Oysa Allah Bağışlayan'dır, merhamet edendir.

Mâide · 75. ayet

Mel mesıhubnu meryeme illa rasul kad halet min kablihir rusul ve ummuhu sıddıkah kana ye’kulanit taam unzur keyfe nubeyyinu lehumul ayati summenzur enna yu’fekun

Meryem oğlu Mesih sadece peygamberdir, -ondan önce de peygamberler geçmiştir- onun annesi dosdoğrudur, her ikisi de yemek yerlerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra da bak ki nasıl yüz çeviriyorlar.

Mâide · 76. ayet

Kul e ta’budune min dunillahi ma la yemliku lekum darrav ve la nef’a vallahu huves semıul alım

Size zarar da fayda da veremeyecek, Allah'tan başka birine mi kulluk ediyorsunuz?" de. Allah hem işitir, hem bilir.

Mâide · 77. ayet

Kul ya ehlel kitabi la taglu fı dınikum gayral hakkı ve la tettebiu ehvae kavmin kad dallu min kablu ve edallu kesırav ve dallu an sevais sebıl

Ey Kitap ehli! Haksız olarak dininizde taşkınlık etmeyin. Daha önce sapıtan, çoğunu saptıran ve doğru yoldan ayrılan bir milletin heveslerine uymayın" de.

Mâide · 78. ayet

Luınellezıne keferu mim benı israıle ala lisani davude ve ıysebni meryem zalike bima asav ve kanu ya’tedun

İsrailoğullarından inkar edenler, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlenmişlerdi. Bu, baş kaldırmaları ve aşırı gitmelerindendi.

Mâide · 79. ayet

Kanu la yetenahevne amunkerin fealuh lebi’se ma kanu yef’alun

Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi.

Mâide · 80. ayet

Tera kesıram minhum yetevellevnellezıne keferu le bi’se ma kaddemet lehum enfusuhum en sehıtallahu aleyhim ve fil azabi hum halidun

Çoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin önlerine sürdüğü ne kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir, onlar azabta temellidirler.

Mâide · 81. ayet

Ve lev kanu yu’minune billahi vne nebiyyi ve ma unzile ileyhi mettehazuhum evliyae ve lakinne kesıram minhum fasikun

Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilen Kuran'a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi, fakat onların çoğu fasıktır.

Mâide · 82. ayet

Le tecidenne esedden nasi adavetel lillezıne amenul yehude vellezıne esraku ve le tecidenne akrabehum meveddetel lillezıne amenullezıne kalu inna nesara zalike bi enne munhum kıssısıne ve ruhbanev ve ennehum la yestekbirun

İnananlara en şiddetli düşman olarak, insanlardan yahudileri ve Allah'a eş koşanları bulursun. Onlardan, inananlara sevgice en yakın "Biz hıristiyanız" diyenleri bulursun. Bu, onların içinde bilginler ve rahibler bulunmasından ve büyüklük taslamamalarındandır.

Mâide · 83. ayet

Ve iza semiu ma unzile iler rasuli tera a’yunehum tefıdu mined dem’ı mimma arafu minel hakk yekulune rabbena amenna fektubna meas sahidın

Peygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, "Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?" dediklerini görürsün.

Mâide · 84. ayet

Ve ma lena la nu’minu billahi ve ma caena minel hakkı ve natmeu ey yudhılena rabbuna meal kavmis salihıyn

Peygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, "Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?" dediklerini görürsün.

Mâide · 85. ayet

Fe esabehumullahu bima kalu cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve zalike ceazul muhsinın

Allah onlara, dediklerine karşılık, temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyi davrananların mükafatıdır.

Mâide · 86. ayet

Velelızne keferu ve kezzebu bi ayatina ulaike ashabul cehıym

İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar cehennemliklerdir.

Mâide · 87. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu la tuharrimu tayyibati ma ehallellahu lekum ve la ta’tedu innellahe le yuhıbbul mu’tedın

Ey İnananlar! Allah'ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın, hududu da aşmayın, doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez.

Mâide · 88. ayet

Ve kulu mimma razekakumullahu halalen teyyibev vettekullahellezı entum bihı mu’minun

Allah'ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olarak yiyin. İnandığınız Allah'tan sakının.

Mâide · 89. ayet

La yuahızukumullahu billagvi fı eymanikum ve lakiy yuahızukum bima akkadtumul eyman fe keffaratuhu ıt’amu aserati mesakıne min evsetı ma tut’ımune ehlıkum evkisvetuhum ev tahrıru rakabeh fe mel lem yecid fe sıyamu selaseti eyyam zalike kefferatu eymanikum iza haleftum vahfezu eymanekum kezalike yubeyyinullahu lekum ayatihı leallekum teskurun

Allah size rasgele yeminlerinizden dolayı değil, bile bile ettiğiniz yeminlerden ötürü hesap sorar. Yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on düşkünü yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle azad etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yeminlerinizin keffareti budur. Yemin ettiğinizde yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah size böylece ayetlerini açıklıyor.

Mâide · 90. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu innemel hamru vel meysiru vel ensabu vel ezlamu ricsum min amelis seytani fectenibuhu leallekum tuflihun

Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz.

Mâide · 91. ayet

Innema yurıdus seytanu ey yukıa beynekumul adavete vel bagdae fil hamri vel meysiri ve yesuddekum an zikrillahi ve anis salah fe hel entum muntehun

Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi.

Mâide · 92. ayet

Ve etıy’ullahe ve etıy’ur rasule vahzeru fe in tevelleytum fa’lemu ennema ala rasulinel belagul mubın

Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin, karşı gelmekten çekinin; eğer yüz çevirirseniz bilin ki, peygamberimize düşen sadece açıkça tebliğ etmektir.

Mâide · 93. ayet

Leyse alellezıne amenu ve amilus salihati cunahun fıma taımu iza mettekav ve amenu ve amilus salihati summettekav ve amenu summettekav ve ahsenu vallahu yuhabbul muhsinın

İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, -sakınırlar, inanırlar, yararlı işler işlerler, sonra haramdan sakınıp inanırlar ve sonra isyandan sakınıp iyilik yaparlarsa- daha önceleri tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Allah iyi davrananları sever.

Mâide · 94. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu le yebluvenne kumulluhu bi sey’im mines saydi tenaluhu eydıkum ve rimahukum li ya’lemellahu mey yehafuhu bil gayb fe menı’teda ba’de zalike fe lehu azabun elım

Ey İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu ortaya koymak için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır.

Mâide · 95. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu la taktulus sayde ve entum hurram ve men katelehu minkum muteammiden fe ceazum mislu ma katele minen neami yahkumu bihı zeva adlim minkum hedyem baligal ka’beti ev keffaratun taamu mesakıne ev adlu zalike sıyamel li yezuka ve bale emrih afallahu amma selef ve men ade fe yentekımullahu minh vallahu azızun zuntikam

Ey İnananlar! İhramlı iken avı öldürmeyin. Sizden bile bile onu öldürene, ehli hayvanlardan öldürdüğü kadar olduğuna içinizden iki adil kimsenin hükmedeceği, Kabe'ye ulaşacak bir kurbanı ödeme, yahut düşkünlere yemek yedirme şeklinde keffaret ya da yaptığının ağırlığını tatmak üzere bunlara denk oruç tutma vardır. Allah geçmiştekileri affetmiştir, kim tekrar yaparsa Allah ondan öç alır. Allah Güçlü'dür, Öçalıcı'dır.

Mâide · 96. ayet

Uhılle lekum saydul bahri ve taamuhu metaal lekum ve lis seyyarah ve hurrime aleykum saydul birri ma duntum huruma vettekullahellezı ileyhi tuhserun

Deniz avı ve onu yemek size de, yolculara da, geçimlik olarak helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size haram kılınmıştır. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan sakının.

Mâide · 97. ayet

Cealellahul ka’betel beyteh harame kıyamel lin nasi ves sehral harame vel hedye vel kalaid zalike li ta’lemu ennellahe ya’lemu ma fis semavati ve ma fil erdı ve ennellahe bi kulli sey’in alım

Allah, hürmetli ev Kabe'yi, hürmetli ayı, kurbanı, boynu tasmalı kurbanlıkları insanların faydası için ortaya koydu. Bu, Allah'ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah'ın şüphesiz her şeyi Bilen olduğunu bilmeniz içindir.

Mâide · 98. ayet

I’lemu ennellahe sedıdul ıkabi ve ennellahe gafurur rahıym

Allah'ın azabının şiddetli olduğunu ve Allah'ın Bağışlayan, merhamet eden olduğunu bilin.

Mâide · 99. ayet

Ma aler rasuli illel belag vallahu ya7lemu ma tubdune ve ma tektumun

Peygamberin görevi sadece tebliğ etmektir. Allah, sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.

Mâide · 100. ayet

Kul la yestevil habisu vet tayyibu ve lev a’cebeke kesratul habıs fettekullahe ya ulil elbabi leallekum tuflihun

De ki: "Helal ile haram, haram şeylerin çokluğundan hoşlansan bile, eşit değildir". Ey akıl sahibleri, Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Mâide · 101. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu la tes’elu an esyae in tubde lekum tesu’kum ve in tes’elu anha hıyne yunezzelul kur’anu tubde lekum afallahu anha vallahu gafurun halım

Ey İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayan'dır, Halim'dir.

Mâide · 102. ayet

Kad seeleha kavmun min kablikum summe asbehu biha kafirın

Sizden önce bir millet onları sormuştu, sonra da onları inkar etmişlerdi.

Mâide · 103. ayet

Ma cealellahu mim behıyrativ ve la saibetiv ve la vesıyletiv ve la hamiv ve lainnellezıne keferu yefterune alellahil kezib ve ekseruhum la ya’kılun

Allah, kulağı çentilen, salıverilen, erkek dişi ikizler doğuran, on defa yavrulamasından ötürü yük vurulmayan hayvanların adanmasını emretmemiştir; fakat inkar edenler Allah'a karşı yalan uydururlar ve çoğu da akletmezler.

Mâide · 104. ayet

Ve iza kıyle lehum tealev ila ma enzelellahu ve iler rasuli kalu hasbuna ma vecedna aleyhi abaena e ve lev kane abauhum la ya’lemune sey’ev ve la yehtedun

Onlara, "Gelin Allah'ın indirdiği Kitap'a ve peygambere uyun" dendiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter" derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler.

Mâide · 105. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu aleykum enfusekum la yedurrukum men dalle izehtedeytum ilellahi mirciukum cemıan fe yunebbiukum bi ma kuntum ta’melun

Ey İnananlar! Siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.

Mâide · 106. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu sehadetu beynikum iza hadara ehadekumul mevtu hıynel vesıyyetisnani zevaadlim minkum ev aharani min gayrikum in entum darabtum fil erdı fe esabetkum musıybetul mevt tahbisunehuma mim ba’dis salati fe yuksimani billahi inirtebtum la nesterı bihı semenev ve lev kane za kurba ve la nektumu sehadetellahi inna izel le minel azimın

Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, "Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun.

Mâide · 107. ayet

Fe in usira ala ennehumestehakka ismen fe aharani yekumani mekamehuma minellezı nestehakka aleyhimul evleyani fe yuksimani billahi le sehadetuna ehakku min sehadetihima ve ma’tedeyna inna izel le minez zalimın

Eğer bu şahidlerin günah işlemiş oldukları ortaya çıkarsa ölene daha yakın hak sahibi diğer iki kişi bunların yerine geçer ve "Bizim şahidliğimiz ikisininkinden de daha doğrudur, biz aşırı gitmedik, yoksa şüphesiz zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.

Mâide · 108. ayet

Zalike edna ey ye’tu bis sehadeti ala vechiha ev yehafu en turadde eymanum ba’de eymanihim vettekullahe vesmeu vallahu la yehdil kavmel fasikıyn

Bu, şahidliği gerektiği gibi yapmalarını veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi sağlar. Allah'tan sakının, dinleyin. Allah fasık kimselere yol göstermez.

Mâide · 109. ayet

Yevme yecmeullahur rusule fe yekulu ma za ucibtum kalu la ilme lenav inneke ente allamul guyub

Allah peygamberleri topladığı gün, "Size ne cevap verildi?" der; onlar, "Bizim bir bildiğimiz yoktur, doğrusu görülmeyenleri bilen ancak Sen'sin" derler.

Mâide · 110. ayet

Iz kalellahu ya iysebne meryemezkur nı’metı aleyke ve ala validetik iza eyyedtuke bi ruhıl kudusi tukellimun nase fil mehdi ve kehla ve iz alemtukel kitabe vel hıkmete vet tevrate vel incıl ve iz tahluku minet tıyni ke hey’etit tayri bi iznı fe tenfuhu fıha fe tekunu tayram bi iznı ve tubriul ekmehe vel ebrasa bi iznı ve iz huricul mevta bi iznı ve iz kefeftu benı israıle anke iz ci’tehum bil beyyinati fe kalellezıne keferu minhum in haza illa sıhrum mubın

Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana olan nimetimi an" demişti, "Seni Ruhul Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Sen iznimle, çamurdan kuş gibi bir şey yapmış ona üflemiştin de iznimle kuş olmuştu; anadan doğma körü, alacalıyı iznimle iyi etmiştin. Ölüleri iznimle diriltiyordun. İsrailoğullarına belgelerle geldiğinde, onlardan inkar edenler, 'Bu apaçık bir büyüdür' demişlerdi de Ben onların sana zarar vermelerini önlemiştim.

Mâide · 111. ayet

Ve iz evhaytu ilel havariyyıne en aminu bı ve bi rasulı kalu amenna veshed bi ennena muslimun

Havarilere, "Bana ve peygamberime inanın" diye bildirmiştim, "İnandık, bizim müslimler olduğumuza şahid ol" demişlerdi.

Mâide · 112. ayet

Iz kalel havariyyune ya ıysebne meryeme hel yestetıy’u rabbuke ey yunezzile aleyna maidetem mines sema’kalettekullahe in kuntum mu’minın

Havariler, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi de, "İnanıyorsanız Allah'tan sakının" demişti.

Mâide · 113. ayet

Kalu nurıdu en ne’kule minha ve tatmeinne kulubuna ve na’leme en kad sadaktena ve nekune aleyha mines sahidın

Ondan yemeyi, kalblerimizin kanmasını ve senin bize doğru söylediğini bilmeyi, ona şahid olmayı istiyoruz" dediler.

Mâide · 114. ayet

Kale ıysebnu meryemellahumme rabbena enzil aleyna maidetem mines semai tekunu lena ıydel li evvelina ve ahırina ve ayetem mink verzukna ve ente hayrır razikıyn

Meryem oğlu İsa, "Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen'den bir delil olarak gökten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın" dedi.

Mâide · 115. ayet

Kalellahu innı munezziluha aleykum fe mey yekfur ba’du minkum fe innı uazzibuhu azabel la uazzibuhu ehadem minel alemın

Allah, "Ben onu size indireceğim; bundan sonra içinizden kim inkar ederse, dünyalarda kimseye azabetmiyeceğim şekilde ona azabedeceğim" dedi.

Mâide · 116. ayet

Ve iz kalellahu ya iysebne meryeme e ente kulte lin nasittehızunı ve ummiye ilaheyni min dunillah kale subhaneke ma yekunu lı en ekıle ma lesse lı bi hakk in kuntu kultuhu fe kad alimteh ta’lemu ma fı nefsı ve la a’lemu ma fı nefsik inneke ente allamul guyub

Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demişti de, "Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.

Mâide · 117. ayet

Me kultu lehum illa ma emartenı bihı enı’budullahe rabbı ve rabbekum ve kuntu aleyhim sehıdem ma dumtu fıhim felemma teveffeytenı kunte enter rakıybe aleyhim ve ente ala kulli sey’in sehıd

Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demişti de, "Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.

Mâide · 118. ayet

In tuazzibhum fe innehum ıbaduk ve in tagfir lehum fe inneke entel azızul hakım

Onlara azabedersen, doğrusu onlar Senin kullarındır; onları bağışlarsan, Güçlü olan, Hakim olan şüphesiz ancak Sensin.

Mâide · 119. ayet

Kalellahu haza yevmu yenfeus sadikıyne sıdkuhum lehum cennatun tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ebeda radıyellahu anhum ve radu anh zalikel fevzul azıym

Allah, "Bu, doğrulara doğruluklarının fayda verdiği gündür; ebedi ve temelli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler onlarındır. Allah onlardan hoşnud olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnud olmuşlardır, bu büyük kurtuluştur" dedi.

Mâide · 120. ayet

Lillahi mulkus semavati vel erdı va ma fıhinn ve huve ala kulli sey’in kadır

Göklerin, yerin ve onlarda bulunanların hükümranlığı Allah'ındır, Allah her şeye Kadir'dir.