Kulkula

40

Mü'min

Mü'min

85 ayet

Sure profili · 24. cüz · Mekke

40

Mü'min

Ghafir · Mü'min

Mü'min suresi (Ghafir). Mekke döneminde inmiştir; 85 ayettir. Mushaf yolunda 40. sure olarak okunur.

Mekke85 ayetMeal

85 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal

Ayetler

Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.

Mü'min · 1. ayet

Ha mım

Ha, Mim.

Mü'min · 2. ayet

Tenzılul ktabi minellahil azızil alım

Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve bilgin olan Allah katındandır.

Mü'min · 3. ayet

Gafiriz zembi ve kabilit tevbi sedıdil ıkabi zit tavl la ilahe illa hu ileyhil mesıyr

O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli, lütfu bol olandır. O'ndan başka tanrı yoktur, dönüş O'nadır.

Mü'min · 4. ayet

Ma yucadilu fi ayatillahi illellezıne keferu fe la yagrurke tekallubuhum fil bilad

Allah'ın ayetleri üzerinde, inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. İnkarcıların memlekette gezip dolaşması seni aldatmasın.

Mü'min · 5. ayet

Kezzebet kablehum kavmu nuhıv vel ahzabu mim ba’dihim ve hemmet kullu ummetim bi rasulihim li ye’huzuhu ve cadelu bil batılı li yudhudu bihil hakka fe ehaztuhum fe keyfe kane ıkab

Onlardan önce, Nuh milleti, ardından, peygamberlere karşı gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamış; her ümmet, peygamberini cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı batılla gidermek için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine Ben onları yakaladım. Cezalandırmam nasılmış.

Mü'min · 6. ayet

Ve kezalike hakkat kelimetu rabbike alellezıne keferu ennehum ashabun nar

İnkar edenlerin cehennemlik olduklarına dair Rabbinin sözü böylece gerçekleşti.

Mü'min · 7. ayet

Ellezıne yahmilunel arse ve men havlehu yusebbihune bi hamdi rabbihim ve yu’minune bihı ve yestagfirune lillezıne amenu rabbena vesı’te kulle sey’ir rahmetev ve ılmen fagfir lillezıne tabu vettebeu sebıleke vekıhim azabel cehıym

Arşı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler; O'na inanırlar. Müminler için: "Rabbimiz! İlmin ve rahmetin herşeyi içine almıştır. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennemin azabından koru" diye bağışlanma dilerler.

Mü'min · 8. ayet

Rabbena ve edhılhum cennati adninilletı veadtehum ve men salehu min abaihim ve ezvacihim ve zurriyyatihim inneke entel azızul hakım

Rabbimiz! Müminleri ve babalarından, eşlerinden, soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin Adn cennetlerine koy; şüphesiz güçlü olan, Hakim olan ancak Sensin.

Mü'min · 9. ayet

Vekıhimus seyyiat ve men tekıs seyyiati yevmeizin fe kad rahımteh ve zalike huvel fevzul azıym

Onları kötülüklerden koru! O gün kötülüklerden kimi korursan, ona şüphesiz rahmet etmiş olursun. Bu büyük kurtuluştur.

Mü'min · 10. ayet

Innellezıne keferu yunadevne le maktullahi ekberu mim maktikum enfusekum iz tud’avne ilel imani fe tekfurun

Ama inkar edenlere, "Allah'ın gazabı, sizin birbirinize olan öfkenizden daha büyüktür; imana çağrıldığınızda inkar ederdiniz" diye seslenilir.

Mü'min · 11. ayet

Kalu rabbena emettenesneteyni ve ahyeytenesneteyni fa’terafna bi zunubina fe hel ila hurucim min sebıl

Onlar: "Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de suçlarımızı itiraf ettik, bir daha çıkmağa yol var mıdır?" derler.

Mü'min · 12. ayet

Zalikum bi ennehu iza duıyellahu vahdehu kefartum ve iy yusruk bihı tu’minu fel hukmu lillahul aliyyil kebır

Onlara: "Yalnız Allah çağrıldığı zaman inkar ederdiniz de, O'na eş koşulunca inanırdınız. Bugün hüküm, yüce Allah'ındır" denir.

Mü'min · 13. ayet

Huvellezı yurıkum ayatihı ve yunezzilu lekum mines semai rizka ve ma yetezekkeru illa mey yunıb

Size mucizelerini gösteren, size gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz.

Mü'min · 14. ayet

Fed’ullahe mhlisıyne lehud dıne ve lev kerihel kafirun

Ey inananlar! İnkarcılar istemese de, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarın.

Mü'min · 15. ayet

Rafıud deracati zul ars yulkır ruha min emrihı ala mey yesau min ıbadihı li yunzira yevmet telak

Arş sahibi, varlıkların en yücesi olan Allah, kavuşma gününü ihtar etmek için kullarından dilediğine emriyle vahyi indirir.

Mü'min · 16. ayet

Yevme hum barizun la yahfa alellahi minhum sey’li menil mulkul yevm lillahil vahıdil kahhar

O gün onlar meydana çıkarlar; onların hiçbir şeyi Allah'a gizli kalmaz. "Bugün hükümranlık kimindir?" denir; hepsi: "Gücü herşeye yeten tek Allah'ındır" derler.

Mü'min · 17. ayet

Elyevme tucza kullu mefsim bima kesebet La zulmel yevm innellahe serıul hısab

Bugün herkese, kazandığının karşılığı verilir. Bugün haksızlık yoktur. Doğrusu Allah, hesabı çabuk görendir.

Mü'min · 18. ayet

Ve enzihum yevmel azifeti izil kulubu ledel hanaciri kazımın ma liz zalimıne min hamımiv ve la sefııy yuta’

Onları, yüreklerin ağıza geleceği, tasadan yutkunacakları, yaklaşan kıyamet günü ile uyar. Zalimlerin ne dostu ne de sözü dinlenecek şefaatçisi olur.

Mü'min · 19. ayet

Ya’lemu hainetel a’yuni ve ma tuhfis sudur

Allah gözlerin hainliğini ve gönüllerin gizlediğini bilir.

Mü'min · 20. ayet

Vallahu yakdıy bil hakk vellezıne yed’une min dunihı la yakdune bi sey’innellahe huves semıul besıyr

Allah, gerçekle hükmeder. O'nu bırakıp da yalvardıkları putlar bir şeye hüküm veremez. Şüphesiz Allah işitir ve görür.

Mü'min · 21. ayet

E ve lem yesıru fil erdı fe yenzuru keyfe kane akıbetullezıne kanu min kablihim kanu hum esedde minhum kuvvetev ve asaran fil erdı fe ehazehumullahu bi zunubihim ve ma kane lehum minellahi miv vak

Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce ve kendilerinden daha kuvvetli olan ve yeryüzünde daha çok eser bırakan kimselerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Allah onları suçlarıyla yakalamıştır. Allah'a karşı onları koruyan yoktur.

Mü'min · 22. ayet

Zalike bi ennehum kanet te’tıhim rusuluhum bil beyyinati fe keferu fe ehazehumullah innehu kaviyyun sedıdul ıkab

Bu, kendilerine açık belgelerle gelen peygamberlerini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah da onları bunun için yakalamıştır. Doğrusu O, kuvvetlidir, cezalandırması da şiddetlidir.

Mü'min · 23. ayet

Ve le kad erselna musa bi ayatina ve sultanim mubın

And olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a göndermişizdir. Onlar: "Bu, yalancı sihirbazın biridir" demişlerdi.

Mü'min · 24. ayet

Ila fir’avne ve hamane ve karune fe kalu sahırun kezzab

And olsun ki Musa'yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun'a göndermişizdir. Onlar: "Bu, yalancı sihirbazın biridir" demişlerdi.

Mü'min · 25. ayet

Fe lemma caehum bil hakkı min ındina kaluktulu ebnaellezıne amenu meahu vestahyu nisaehum ve ma keydul kafirıne illa fı dalal

Musa katımızdan onlara gerçeği getirince: "Onunla beraber iman etmiş kimselerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Ama inkarcıların hilesi elbette boşa gider.

Mü'min · 26. ayet

Ve kale fir’avnu zerunı aktul musa vel yed’u rabbeh innı ehafu ey yubeddile dınekum ev ey yuzhira fil erdıl fesad

Firavun: "Beni bırakın da Musa'yı öldüreyim, o, Rabbine yalvaradursun. Onun, sizin dininizi değiştireceğinden veya yeryüzünde bozgun çıkaracağından korkuyorum" dedi.

Mü'min · 27. ayet

Ve kale musa innı ustu bi rabbı ve rabbikum min kulli mutekebbiril la yu’minu bi yevmil hısab

Musa: "Doğrusu ben, hesap görülecek güne inanmayan böbürlenenlerin hepsinden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığınırım" dedi.

Mü'min · 28. ayet

Ve kale raculum mu’minum min ali fir’avne yektumu ımanehu etaktulune raculen ey yekule rabbiyellahu ve kad caekum bil beyyinati mir rabbikum ve iy yeku sadikay yusıbkum ba’dullezı yeıdukum innellahe la yehdı men huve musrifun kezzab

Firavun ailesinden olup da, inandığını gizleyen bir adam dedi ki: "Rabbim Allah'tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz? Oysa size Rabbinizden belgelerle gelmiştir. Eğer yalancıysa, yalanı kendisinedir; eğer doğru sözlü ise, sizi tehdit ettiklerinin bir kısmı başınıza gelebilir. Doğrusu Allah, aşırı yalancıyı doğru yola eriştirmez.

Mü'min · 29. ayet

Ya kavmi lekumul mulkul yevme zahirıne fil erdı fe mey yensuruna mim be’sillahi in caena kale fir’avnu ma urıkum illa ma era ve ma ehdıkum illa sebıler rasad

Ey milletim; Bugün memlekette hükümranlık sizindir, galip olanlar sizsiniz. Ama Allah'ın baskını bize çatınca, O'na karşı bize kim yardım eder?" Firavun: "Ben size kendi görüşümden başkasını söylemiyorum. Ben size ancak doğru yolu gösteriyorum" dedi.

Mü'min · 30. ayet

Ve kalellezı amene ya kavmi innı ehafu aleykum misle yevmil ahzab

İnanmış olan adam dedi ki: "Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez.

Mü'min · 31. ayet

Misle de’bi kavmi nuhıv ve adiv ve semude vellezıne mim ba’dihim ve mellahu yurıdu zulmel lil ıbad

İnanmış olan adam dedi ki: "Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez.

Mü'min · 32. ayet

Ve ya kavmi innı ehafu aleykum yevmet tenad

Ey milletim! Ahu figan gününden sizin hesabınıza korkuyorum.

Mü'min · 33. ayet

Yevme tuvellune mudbirın ma lekum minellahi min asım ve mey yudlilillahu fe ma lehu min had

Arkanıza dönüp kaçacağınız gün Allah'a karşı sizi koruyan bulunmaz. Allah'ın saptırdığını doğru yola getirecek yoktur.

Mü'min · 34. ayet

Ve le kad caekum yusufu min kablu bil beyyinati fe ma ziltum fı sekkim mimma caekum bih hatta iza heleke kultum ley yeb’asellahu mim ba’dihı rasula kezalike yudıllullahu men huve musrifum murtab

And olsun ki, Yusuf da, daha önce, size belgelerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf ölünce, Allah onun ardından hiçbir peygamber göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheciyi işte böylece saptırır.

Mü'min · 35. ayet

Ellezıne yucadilune fi ayatillahi bi gayri sultanin etahum kebura makten ındellahi ve ındellezıne amenu kezalike yatbeullahu ala kulli kalbi mutekebbirin cebbar

Bunlar, Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelmiş bir delil bulunmadan tartışırlar. Bu, Allah katında da, inananların yanında da öfkeyi arttırır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kalbini bundan dolayı mühürler.

Mü'min · 36. ayet

Ve kale fir’avnu ya hamanubni lı sarhal le allı eblugul esbab

Firavun: "Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum" dedi. Firavun'a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette boşa gidecekti.

Mü'min · 37. ayet

Esbabes semavati fe attalia ila ilahi musa ve innı le ezunnuhu kaziba ve kezalike zuyyine li fir’avne suu amelihı ve sudde anis sebıl ve ma keydu fir’avne illa fı tebab

Firavun: "Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa'nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum" dedi. Firavun'a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun'un hilesi elbette boşa gidecekti.

Mü'min · 38. ayet

Ve kalellezı amene ya kavmit tebiuni ehdikum sebıler rasad

O inanan kimse dedi ki: "Ey milletim! Bana uyun, sizi doğru yola eriştireyim.

Mü'min · 39. ayet

Ya kavmi innema hazihil hayatud dunya meta’uv ve innel ahırate hiye darul karar

Ey milletim! Şüphesiz bu dünya hayatı geçicidir, ama ahiret, doğrusu işte o, kalınacak yurttur.

Mü'min · 40. ayet

Men amile seyyieten fe la yucza illa misleha ve men amile salihum min zekerin ev unsa ve huve mu’minun fe ulaike yedhulunel cennete yurzekune fıha bi gayri hısab

Kim bir kötülük işlerse ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, inanarak yararlı iş işlerse, işte onlar cennete girerler; orada hesapsız şekilde rızıklanırlar.

Mü'min · 41. ayet

Ve ya kavmi malı ed’ukum ilen necati ve ted’unenı ilen nar

Ey milletim! Nedir başıma gelen? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.

Mü'min · 42. ayet

Ted’unenı li ekfura billahi ve usrike bihı ma leyse lı bihı ılmuv ve ene ed’ukum ilel azızil gaffar

Siz beni Allah'ı inkar etmeye, bilmediğim bir şeyi O'na ortak koşmaya çağırıyorsunuz; ben ise sizi, güçlü olan, çok bağışlayan Allah'a çağırıyorum.

Mü'min · 43. ayet

La cerame ennema ted’unenı ileyhi leyse lehu da’vetun fid dunya ve la fil ahırati ve enne meraddena ilellahi ve ennel musrifıne hum ashabun nar

Beni kendisine çağırdığınızın, bu dünyada da ahirette de çağırabilecek kabiliyette olmadığında, hepimizin Allah'a döneceğinde, aşırı gidenlerin ateşlikler olduklarında şüphe yoktur.

Mü'min · 44. ayet

Fe setezkurune ma ekulu lekum ve ufevvidu emrı ilellah innellahe basıyrum bil ıbad

Size söylediğimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah'a bırakıyorum. Doğrusu Allah, kulları görür.

Mü'min · 45. ayet

Fe vekahullahu seyyiati ma mekeru ve haka bi ali fir’avne suul azab

Allah o adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kötü azap Firavun'un adamlarını sardı.

Mü'min · 46. ayet

Ennaru yu’radune aleyha guduvvev ve asiyya ve yevme tekumus saatu edhılu ale fir’avne eseddel azab

Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, "Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun"denir.

Mü'min · 47. ayet

Ve iz yetehaccune fin nari fe yekulud duafau lillezınestekberu inna kunnu lekum tebean fe hel entum mugnune anna nasıybem minen nar

Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, güçsüzler, büyüklük taslayanlara: "Doğrusu biz size uymuştuk, şimdi ateşin bir parçasını olsun bizden savabilir misiniz?" derler.

Mü'min · 48. ayet

Kalellezı nestekberu inna kullun fıha innellahe kad hakeme beynel ıbad

Büyüklük taslayanlar: "Doğrusu hepimiz onun içindeyiz. Allah kullar arasında şüphesiz hüküm vermiştir" derler.

Mü'min · 49. ayet

Ve kalellezıne fin nari li hazeneti cehennemed’u rabbekum yuhaffif anna yevmem minel azab

Ateşte olanlar, cehennemin bekçilerine: "Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün, azabımızı hafifletsin" derler.

Mü'min · 50. ayet

Kalu eve lem teku te’tıkum rusulukum bil beyyinat kalu bela kalu fed’ve ma duaul kafirıne illa fı dalal

Bekçiler: "Size, belgelerle peygamberleriniz gelmiş miydi?" derler. Onlar da: "Evet, gelmişti" derler. Bekçiler: "O halde kendiniz yalvarın" derler. İnkarcıların yalvarışı şüphesiz boşunadır.

Mü'min · 51. ayet

Inna henensuru rusulena vellezıne amenu fil hayatid dunya ve yevme yekulul eshad

Doğrusu Biz, peygamberlerimize ve inananlara dünya hayatında ve şahidlerin şahidlik edecekleri günde yardım ederiz.

Mü'min · 52. ayet

Yevme la yenfeuz zalimıne ma’ziratuhum ve lehumul la’netu ve hehum suud dar

O gün zalimlere, özür beyan etmeleri fayda vermez. Lanet onlaradır. Yurdun kötüsü de onlaradır.

Mü'min · 53. ayet

Ve le kad ateyna musel huda ve evrasna benı israilel kitab

And olsun ki Biz Musa'ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık.

Mü'min · 54. ayet

Hudev ve zikra li ulil elbab

And olsun ki Biz Musa'ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Kitap'a, Tevrat'a varis kıldık.

Mü'min · 55. ayet

Fasbir inne va’dellahi hakkuv vestagfir li zembike ve sebbıh bi hamdi rabbike bil asiyyi vel ibkar

Sabret, Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Suçunun bağışlanmasını dile; Rabbini akşam, sabah, överek tesbih et.

Mü'min · 56. ayet

Innellezıne yucadilune fı ayatillahi bi gayri sultanin etahum in fı sudurihim illa kibrum ma hum bi baligıyh festeız billah innehu huves semıul besıyr

Allah'ın ayetleri üzerinde kendilerine gelen bir delil olmadan tartışanların gönüllerinde, ulaşamayacakları bir büyüklenme vardır. Sen Allah'a sığın. O şüphesiz işitendir, görendir.

Mü'min · 57. ayet

Le halkus semavati vel erdı ekberu min halkın nasi ve lakinne ekserannasi la ya’lemun

Göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Mü'min · 58. ayet

Ve ma yestevil a’ma vel besıyru vellezıne amenu ve amilus salihati ve lel musi’kalılem ma tetezekkerun

Körle gören, inanıp yararlı iş işleyenlerle kötülük yapan bir değildir. Ne kadar az düşünüyorsunuz.

Mü'min · 59. ayet

Innes saate le atiyetul la raybe fıha ve lakinne ekseran nasi la yu’minun

Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Bunda şüphe yoktur, fakat, insanların çoğu inanmıyor.

Mü'min · 60. ayet

Ve kale rabbukumud’unı estecib lekum innellezıne yestekbirune an ıbatetı seyedhulune cehenneme dahırın

Rabbiniz: "Bana dua edin ki duanıza icabet edeyim. Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir" buyurmuştur.

Mü'min · 61. ayet

Allahullezı ceale lekumul leyle li teskunu fıhi ven nehara mubsıra innellahe le zu fadlin alen nasi ve lakinne ekseran nasi la yeskurun

Size, geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü aydınlık olarak yaratan Allah'tır. Doğrusu Allah insanlara karşı lütufkardır, ama insanların çoğu şükretmezler.

Mü'min · 62. ayet

Zalikumullahu rabbukum haliku kulli sey’la ilahe illa huve fe enna tu’fekun

İşte herşeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah budur. O'ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp döndürülürsünüz.

Mü'min · 63. ayet

Kezalike yu’fekullezıne kanu bi ayatillahi yechadun

Allah'ın ayetlerini bile bile inkar edenler böylece döndürülüyorlardı.

Mü'min · 64. ayet

Allahullezı ceale lekumul erda kararav ves semae binaev ve savverakum fe ahsene suverakum ve razekakum minet tayyibat zalikumullahu rabbukam fe tebarakellahu rabbul alemın

Sizin için yeri durak, göğü bina eden, size şekil verip de, şeklinizi güzel yapan, sizi temiz şeylerle rızıklandıran Allah'tır. İşte Rabbiniz olan Allah budur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir.

Mü'min · 65. ayet

Huvel hayyu la ilahe illa huve fed’uhu muhlisıyne lehud dın elhamdu lillahi rabbil alemın

O diridir, O'ndan başka tanrı yoktur. Dini yalnız O'na has kılarak O'na yalvarın. Övgü, Alemlerin Rabbi Allah içindir.

Mü'min · 66. ayet

Kul innı nuhıtu en a’budellezıne ted’une min dunillahi lemma caeniyel beyyinatu mir rabbı ve umirtu en uslime li rabbil alemın

De ki: "Sizin, Allah'ı bırakıp da kulluk ettiklerinize kulluk etmek bana yasak kılınmıştır. Zira bana Rabbimden belgeler gelmiştir. Ben, kendimi Alemlerin Rabbine vermekle emrolundum.

Mü'min · 67. ayet

Huvellezı halekakum min turabin summe min nutfetin summe min alekatin summe yuhricukum tıflen summe li teblugu esuddekum summe li tekunu suyuha ve minkum mey yuteveffa min kablu ve li teblugu ecelem musemmev ve leallekum ta’kılun

Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından yaratan; sonra erginlik çağına ulaşmanız, sonra da yaşlanmanız için sizi bebek olarak dünyaya çıkaran O'dur. Kiminiz daha önce öldürülür, kiminiz de, belirtilmiş bir süreye ulaşırsınız. Belki artık düşünürsünüz.

Mü'min · 68. ayet

Huvellezı yuhyi ve yumıt fe iza kada emran fe innema yekulu lehu kun fe yekun

Dirilten, öldüren O'dur. Bir şeye karar verirse "Ol" der, o da oluverir.

Mü'min · 69. ayet

E lem tera ilellezıne yucadilune fı ayatillah enna yusrafun

Allah'ın ayetleri üzerinde tartışanları görmez misin? Nasıl da döndürülüyorlar.

Mü'min · 70. ayet

Ellezıne kezzebu bil kitabi ve bima erselna bihı rusulena fe sevfe ya’lemun

Kitap'ı ve peygamberlerimize gönderdiklerimizi yalanlayanlar elbette bileceklerdir.

Mü'min · 71. ayet

Izil aglalu fı a’nakıhim ves selasil yushabun

Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar.

Mü'min · 72. ayet

Fil hamımi summe fin nari yuscerun

Boyunlarında halkalar ve zincirler olarak kaynar suya sürülür, sonra ateşte yakılırlar.

Mü'min · 73. ayet

Summe kıyle lehum eyne ma kuntum tusrikun

Sonra onlara: "Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?" denir. "Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk" derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır.

Mü'min · 74. ayet

Min dunillah kalu dallu anna bel lem nekun ned’u min kablu sey’a kezalike yudıllullahul kafirın

Sonra onlara: "Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir?" denir. "Bizden uzaklaştılar; hayır, biz zaten önceleri hiçbir şeye kulluk etmiyorduk" derler. İşte Allah inkarcıları böyle saptırır.

Mü'min · 75. ayet

Zalikum bima kuntum tefrahune fil erdı bi gayril hakkı ve bima kuntum temrahun

Onlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehennem kapılarından girin" denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür.

Mü'min · 76. ayet

Udhulu ebvabe cehenneme halidıne fıha fe bi’se mesvel mutekebbirın

Onlara: "İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmenizden ötürüdür. Temelli kalacağınız cehennem kapılarından girin" denir. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür.

Mü'min · 77. ayet

Fasbir inne va’dellahi hakk fe imma nuriyenneke ba’dallezı neıduhum ev neteveffeyenneke fe ileyna yurceun

Sabret; şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz veya seni öldürürüz, nasıl olsa onların dönüşü Bizedir.

Mü'min · 78. ayet

Ve le kad erselna rusulem min kablike minhum men kasasna aleyke ve minhum mel lem naksus aleyk ve ma kane li rasulin ey ye’tiye bi ayetin illa bi iznillah fe iza cae emrallahi kudiye bil hakkı ve hasira hunalikel mubtılun

And olsun ki, senden önce birçok peygamberler gönderdik; sana onların kimini anlattık, kimini anlatmadık; hiçbir peygamber, Allah'ın izni olmadan bir mucize getiremez. Allah'ın buyruğu gelince iş gerçekten biter. İşte o zaman, boşa uğraşanlar hüsranda kalırlar.

Mü'min · 79. ayet

Allahullezı ceale lekumul en’ame li terkebu minha ve minha te’kulun

Binek olarak kullanmanız ve yemeniz için hayvanları sizin için yaratan Allah'tır.

Mü'min · 80. ayet

Ve lekum fiha menafiu ve li teblugu aleyha haceten fı sudurikum ve aleyha ve alel fulki tuhmelun

Onlarda sizin için daha nice faydalar vardır; gönüllerinizdeki arzulara, onlara binerek ulaşırsınız. Onlarla ve gemilerle taşınırsınız.

Mü'min · 81. ayet

Ve yurıkum ayatihı fe eyye ayatillahi tunkirun

Allah size delillerini gösteriyor. Allah'ın delillerinden hangisini inkar edersiniz.

Mü'min · 82. ayet

E fe lem yesıru fil erdı fe yenzuru keyfe kane akıbetullezıne min kablihim kanu eksera minhum ve esedde kuvvetev ve asaran fil erdı fe ma agna anhum ma kanu yeksibun

Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden daha çok, daha kuvvetli, yeryüzünde bıraktıkları eserler daha sağlam olan öncekilerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Kazandıkları onlara bir fayda vermemiştir.

Mü'min · 83. ayet

Felemma caethum rusuluhum bil beyyinati ferihu bima ındehum minel ılmi ve haka biham ma kanu bihı yestehziun

Peygamberleri onlara belgelerle gelince, kendilerinde olan bilgiden gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini sarıverdi.

Mü'min · 84. ayet

Felemma raev be’sena kalu amenna billahi vahdehu ve kefarna bima kunna bihı musrikın

Şiddetli azabımızı gördüklerinde: "Yalnız Allah'a inandık; O'na koştuğumuz eşleri inkar ettik" dediler.

Mü'min · 85. ayet

Fe lem yeku yenfeuhum ımanuhum lemma raev be’sena sunnetellahiletı kad halet fı ıbadih ve hasira hunalikel kafirun

Ama, Bizim şiddetli azabımızı görüp de öyle inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan yasasıdır. İşte inkarcılar o zaman hüsranda kaldılar.