23
Mü'minûn
Mü'minûn
118 ayet
Sure profili · 18. cüz · Mekke
Mü'minûn
Al-Mu'minun · Mü'minûn
Mü'minûn suresi (Al-Mu'minun). Mekke döneminde inmiştir; 118 ayettir. Mushaf yolunda 23. sure olarak okunur.
118 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Mü'minûn · 1. ayet
Kad eflehal mu’minun
Müminler saadete ermişlerdir.
Mü'minûn · 2. ayet
Ellezıne hum fı salatihim hasiun
Onlar namazda huşu içindedirler.
Mü'minûn · 3. ayet
Vellezıne hum anil lagvi mu’ridun
Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.
Mü'minûn · 4. ayet
Vellezıne hum liz zekati faılun
Onlar zekatlarını verirler.
Mü'minûn · 5. ayet
Vellezıne hum li furucihim hafizun
Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.
Mü'minûn · 6. ayet
Illa ala ezvacihim ev ma meleket eymanuhum fe innehum gayru melumın
Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.
Mü'minûn · 7. ayet
Fe menibtega verae zalike fe ulaike humul adun
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir.
Mü'minûn · 8. ayet
Vellezıne hum li emanatihim ve ahdihim raun
Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.
Mü'minûn · 9. ayet
Vellezıne hum ala salevatihim yuhafizun
Namazlarına riayet ederler.
Mü'minûn · 10. ayet
Ulaike humul varisun
İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.
Mü'minûn · 11. ayet
Ellezıne yerisunel firdevs hum fıha halidun
İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.
Mü'minûn · 12. ayet
Ve le kad halaknel insane min sulaletim min tıyn
And olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık.
Mü'minûn · 13. ayet
Summe cealnahu nutfeten fı kararim mekın
Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik.
Mü'minûn · 14. ayet
Summe halaknen nutfete alekaten fe halaknel alekate mudgaten fe halaknel mudgate ızamen fe kesevnel ızame lahmen summe ense’nahu halkan ahar fe tebarakellahu ahsenul halikıyn
Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur.
Mü'minûn · 15. ayet
Summe innekum ba’de zalike le meyyitun
Sizler, bütün bunlardan sonra ölürsünüz.
Mü'minûn · 16. ayet
Summe innekum yevmel kıyameti tub’asun
Şüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz.
Mü'minûn · 17. ayet
Ve le kad halakna fevkakum seb’a taraika ve ma kunna anil halkı gafilın
And olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz.
Mü'minûn · 18. ayet
Ve enzelna mines semai maem bi kaderin fe eskennahu fil erdı ve inna ala zehabim bihı le kadirun
Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz.
Mü'minûn · 19. ayet
Fe ense’na lekum bihı cennatim min nehıyliv ve a’nab lekum fıha fevakihu kesıratuv ve minha te’kulun
Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.
Mü'minûn · 20. ayet
Ve seceraten tahrucu min turi seynae tembutu bid duhni ve sıbgil lil akilın
Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.
Mü'minûn · 21. ayet
Ve inne lekum fil en’ami le ıbrah nuskıykum mimma fı butuniha ve lekum fıha menafiu kesıratuv ve minha te’kulun
Ehli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz.
Mü'minûn · 22. ayet
Ve aleyha ve alel fulki tuhmelun
Hem onların ve hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız.
Mü'minûn · 23. ayet
Ve le kad erselna nuhan ila kavmihı fe kale ya kavmı’budullahe mal lekum min ilahin gayruh e fe la tettekun
And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi.
Mü'minûn · 24. ayet
Fe kalel meleullezıne keferu min kavmihı ma haza illa beserum mislukum yurıdu ey yetefeddale aleykum ve lev saellahu le enzele melaikeh ma semı’na bi haza fı abainel evvelın
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.
Mü'minûn · 25. ayet
In huve illa raculum bihı cinnetun fe terabbesu bihı hatta hıyn
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.
Mü'minûn · 26. ayet
Kale rabbinsurnı bima kezzebun
Nuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi.
Mü'minûn · 27. ayet
Fe evhayna ileyhi enisnaıl fulke bi a’yunina ve vahyina fe iza cae emruna ve farat tennuru fesluk fıha min kullin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlu minhum ve la tuhatıbnı fillezıne zalemu innehum mugrakun
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır.
Mü'minûn · 28. ayet
Fe izesteveyte ente ve mem meake alel fulki fe kulil hamdu lillahillezı neccana minel kavmiz zalimın
Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de.
Mü'minûn · 29. ayet
Ve kur rabbi enzilnı munzelem mubarakev ve ente hayrul munzilın
Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de.
Mü'minûn · 30. ayet
Inne fı zalike le ayativ ve in kunna le mubtelın
Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz.
Mü'minûn · 31. ayet
Summe ense’na mim ba’dihim karnen aharın
Bunların ardından başka nesiller varettik.
Mü'minûn · 32. ayet
Fe erselna fıhim rasulem minhum enı’budullahe ma lekum min ilahin gayruh e fe la tettekun
Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik.
Mü'minûn · 33. ayet
Ve kalel meleu min kavmihillezıne keferu ve kezzebu bi likail ahırati ve etrafnahum fil hayatid dunya ma haza illa beserum mislukum ye’kulu mimma te’kulune minhu ve yesrabu mimma tesrabun
Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir.
Mü'minûn · 34. ayet
Ve lein eta’tum beseram mislekum innekum izel lehasirun
Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur.
Mü'minûn · 35. ayet
E yeıdukum ennekum iza mittum ve kuntum turabev ve ızamen ennekum muhracun
Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor.
Mü'minûn · 36. ayet
Heyhate heyhate lima tuadun
Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak.
Mü'minûn · 37. ayet
In hiye illa hayatuned dunya nemutu ve nahya ve ma nahnu bi meb’usın
Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz.
Mü'minûn · 38. ayet
In huve illa raculuniftera alellahi kezibev ve ma nahnu lehu bi mu’minın
Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız.
Mü'minûn · 39. ayet
Kale rabbinsurnı bima kezzebun
O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi.
Mü'minûn · 40. ayet
Kale amma kalılil le yusbihunne nadimın
Allah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu.
Mü'minûn · 41. ayet
Fe ehazethumus sayhatu bil hakkı fe cealnahum gussa fe bu’del lil kavmiz zalimın
Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun.
Mü'minûn · 42. ayet
Summe ense’na mim ba’dihim kurunen aharın
Ardlarından başka nesiller varettik.
Mü'minûn · 43. ayet
Ma tesbiku min ummetin eceleha ve ma yeste’hırun
Hiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir.
Mü'minûn · 44. ayet
Summe erselna rusulena tetra kullema cae ummeter rasuluha kezzebuhu fe etba’na ba’dahum ba’dav ve cealnahum ehadıs fe bu’del li kavmil la yu’minun
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun.
Mü'minûn · 45. ayet
Summe erselna musa ve ehahu harune bi ayatina ve sultanim mubın
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.
Mü'minûn · 46. ayet
Ila fir’avne ve meleihı festekberu ve kanu kavmen alın
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.
Mü'minûn · 47. ayet
Fe kalu enu’minu li beserayni mislina ve kavmuhuma lena abidun
Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.
Mü'minûn · 48. ayet
Fe kezzebuhuma fe kanu minel muhlekın
Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.
Mü'minûn · 49. ayet
Ve le kad ateyna musel kitabe leallehum yehtedun
And olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik.
Mü'minûn · 50. ayet
Ve cealnebne meryeme ve ummehu ayetev ve aveynahuma ila rabvetin zati karariv ve meıyn
Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.
Mü'minûn · 51. ayet
Ya eyyuher rusulu kulu minet tayyibati va’melu saliha innı bima ta’melune alım
Ey Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim.
Mü'minûn · 52. ayet
Ve inne hazihı ummetukum ummetev vahıdetev ve ene rabbukum fettekun
Şüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının.
Mü'minûn · 53. ayet
Fetekkatau emrahum beynehum zubura kullu hızbim bima ledeyhim ferihun
Ama insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur.
Mü'minûn · 54. ayet
Fezerhum fı gamratihim hatta hıyn
Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak.
Mü'minûn · 55. ayet
E yahsebune ennema numidduhum bihı mim maliv ve benın
Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.
Mü'minûn · 56. ayet
Nusariu lehum fil hayrat bel la yes’urun
Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.
Mü'minûn · 57. ayet
Innellezıne hum min hasyeti rabbihim musfikun
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Mü'minûn · 58. ayet
Vellezıne hum bi ayati rabbihim yu’minun
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Mü'minûn · 59. ayet
Vellezıne hum bi rabbihim la yusrikun
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Mü'minûn · 60. ayet
Vellezıne yu’tune ma atev ve kulubuhum veciletun ennehum ila rabbihim raciun
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Mü'minûn · 61. ayet
Ulaike yusariune fil hayrati ve hum leha sabikun
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
Mü'minûn · 62. ayet
Ve la nukellifu nefsen illa vus’aha ve ledeyna kitabuy yentıku bil hakkı ve hum la yuzlemun
Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Mü'minûn · 63. ayet
Vel kulubuhum fı gamratim min haza ve lehum a’malum min duni zalike hum leha amilun
Ama, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan başka da onların yapageldikleri işler de vardır.
Mü'minûn · 64. ayet
Hatta iza ehazna mutrafıhim bil azabi iza hum yec’erun
Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler.
Mü'minûn · 65. ayet
La tec’erul yevme innekum minna la tunsarun
Onlara şöyle deriz: "Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz.
Mü'minûn · 66. ayet
Kad kanet ayatı tutla aleykum fe kuntum ala a’kabikum tenkisun
Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz.
Mü'minûn · 67. ayet
Mustekbirıne bihı samiran tehcurun
Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz.
Mü'minûn · 68. ayet
E fe lem yeddebberul kavle em caehum ma lem ye’ti abaehumul evvelın
Söyleneni hiç düşünmezler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey mi geldi.
Mü'minûn · 69. ayet
Em lem ya’rifu rasulehum fe hum lehu munkirun
Veya peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkar ediyorlar.
Mü'minûn · 70. ayet
Em yekulune bihı cinneh bel caehum bil hakkı ve ekseruhum lil hakkı karihun
Ya da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır.
Mü'minûn · 71. ayet
Ve levittebeal hakku ehvaehum le fesedetis semavatu vel erdu ve men fıhinn bel eteynahum bi zekrihim fe hum an zikrihim mu’ridun
Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.
Mü'minûn · 72. ayet
Em tes’eluhum harcen fe haracu rabbike hayruv ve huve hayrur razikıyn
Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Mü'minûn · 73. ayet
Ve inneke le ted’uhum ila sıratım mustekıym
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.
Mü'minûn · 74. ayet
Ve innellezıne la yu’minune bil ahırati anis sıratı lenakibun
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.
Mü'minûn · 75. ayet
Ve lev rahımnahum ve kesefna ma bihim min durril leleccu fı tugyanihim ya’mehun
Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar.
Mü'minûn · 76. ayet
Ve le kad ehaznahum bil azabi fe mestekanu li rabbihim ve ma yetedarraun
And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.
Mü'minûn · 77. ayet
Hatta iza fetahna aleyhim baben za azabin sedıdin iza hum fıhi mublisun
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.
Mü'minûn · 78. ayet
Ve huvellezı ensee lekumus sem’a vel ebsara vel ef’ideh kalılem ma teskurun
Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz.
Mü'minûn · 79. ayet
Ve huvellezı zeraekum fil erdı ve ileyhi tuhserun
Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Mü'minûn · 80. ayet
Ve huvellezı yuhyı ve yumiytu ve lehuhtilaful leyli ven nehar e fe la ta’kılun
Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz.
Mü'minûn · 81. ayet
Bel kalu misle ma kalel evvelun
Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler.
Mü'minûn · 82. ayet
Kalu e iza mitna ve kunna turabev ve ızamen e inna le meb’usun
Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.
Mü'minûn · 83. ayet
Le kad vuıdna nahnu ve abauna haza min kablu in haza illa esatıyrul evvelın
Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.
Mü'minûn · 84. ayet
Kul li menil erdu ve men fıha in kuntum ta’lemun
De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir.
Mü'minûn · 85. ayet
Seyekulune lillah kul efela tezekkerun
Allah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de.
Mü'minûn · 86. ayet
Kul mer rabbus semavatis seb’ı ve rabbul arsil azıym
Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de.
Mü'minûn · 87. ayet
Seyekulune lillah kul e fe la tettekun
Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
Mü'minûn · 88. ayet
Kul mem bi yedihı melekutu kulli sey’iv ve huve yuciru ve la yucaru aleyhi in kuntum ta’lemun
Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir.
Mü'minûn · 89. ayet
Seyekulune lillah kul fe enna tusharu
Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de.
Mü'minûn · 90. ayet
Bel eteynuham bil hakkı ve innehum le kazibun
Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.
Mü'minûn · 91. ayet
Mettehazellahu miv velediv ve ma kane meahu min ilahin izel le zehebe kullu ilahum bima haleka ve leala ba’duhum ala ba’d subhanellahi amma yasıfun
Allah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.
Mü'minûn · 92. ayet
Alimil gaybi ves sehadeti fe teala amma yusrikun
O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.
Mü'minûn · 93. ayet
Kur rabbi imma turiyennı ma yuadun
De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi.
Mü'minûn · 94. ayet
Rabbi fe la tec’alnı fil kavmiz zalimın
De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi.
Mü'minûn · 95. ayet
Ve inna ala en nuriyeke ma neıduhum lekadirun
Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.
Mü'minûn · 96. ayet
Idfa’billetı hiye ahsenus seyyieh nahnu a’lemu bi ma yasıfun
Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz.
Mü'minûn · 97. ayet
Ve kur rabbi euzu bike min hemezatis seyatıyn
De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım.
Mü'minûn · 98. ayet
Ve euzu bike rabbi ey yahdurun
Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım.
Mü'minûn · 99. ayet
Hatta iza cae ehadehumul mevtu kale rabbirciun
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
Mü'minûn · 100. ayet
Leallı a’melu salihan fıma teraktu kella inneha kelimetun huve kailuha ve miv veraihim berzehun ila yevmi yub’asun
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
Mü'minûn · 101. ayet
Fe iza nufiha fis suri fe la ensabe beynehum yevmeiziv ve la yetesaelun
Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar.
Mü'minûn · 102. ayet
Fe men sekulet mevazinuhu fe ulaike humul muflihun
Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.
Mü'minûn · 103. ayet
Ve men haffet mevazınuhu fe ulaikellezıne hasiru enfusehum fı cehenneme halidun
Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler.
Mü'minûn · 104. ayet
Telfehu vucuhehumun naru ve hum fıha kalihun
Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır.
Mü'minûn · 105. ayet
E lem tekun ayatı tutla aleykum fe kuntum biha tukezzibun
Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der.
Mü'minûn · 106. ayet
Kalu rabbena galebet aleyna sıkvetuna ve kunna kavmen dallın
Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk.
Mü'minûn · 107. ayet
Rabbena ahricna minha fe in udna fe inna zalimun
Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz.
Mü'minûn · 108. ayet
Kalahseu fıha ve la tukellimun
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
Mü'minûn · 109. ayet
Innehu kane ferıkum min ıbadı yekulune rabbena amenna fagfir lena varhamna ve ente hayrur rahımın
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
Mü'minûn · 110. ayet
Fettehaz tumuhum sıhriyyen hatta ensevkum zikrı ve kuntum minhum tadhakun
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
Mü'minûn · 111. ayet
Innı cezeytuhumul yevme bima saberu ennehum humul faizun
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
Mü'minûn · 112. ayet
Kale kem lebistum fil erdı adede sinın
Allah onlara yine: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" der.
Mü'minûn · 113. ayet
Kalu lebisna yevmen ev ba’da yevmin fes’elil addın
Bir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor" derler.
Mü'minûn · 114. ayet
Kale il lebistum illa kalılel lev ennekum kuntum ta’lemun
Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.
Mü'minûn · 115. ayet
E fe hasibtum ennema halaknakum abesev ve ennekum ileyna la turceun
Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.
Mü'minûn · 116. ayet
Fe teallellahul melikul hakk la ilahe illa hu rabbul arsil kerım
Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir.
Mü'minûn · 117. ayet
Ve mey yed’u meallahi ilahen ahara la burhane lehu bihı fe innema hısabuhu ınde rabbih innehu la yuflihul kafirun
Allah'la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar.
Mü'minûn · 118. ayet
Ve kur rabbıgfir verham ve ente hayrur rahımın
De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.