Kulkula

16

Nahl

Nahl

128 ayet

Sure profili · 14. cüz · Mekke

16

Nahl

An-Nahl · Nahl

Nahl suresi (An-Nahl). Mekke döneminde inmiştir; 128 ayettir. Mushaf yolunda 16. sure olarak okunur.

Mekke128 ayetMeal

128 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal

Ayetler

Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.

Nahl · 1. ayet

Eta emrullahi fe la testa’ciluh subhanehu ve teala amma yusrikun

Allah'ın buyruğu gelecektir; acele gelmesini istemeyin, Allah, ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.

Nahl · 2. ayet

Yunezzilul melaikete bir ruhı min emrihı ala mey yesau min ıbadihı en enziru ennehu la ilahe illa ene fettekun

Allah kullarından dilediğine buyruğunu bildirmek için meleklerini vahiyle indirerek şöyle der: "İnsanları uyarın ki, Benden başka tanrı yoktur. Benden sakının.

Nahl · 3. ayet

Halekas semavati vel erda bil hakk teala amma yusrikun

Gökleri ve yeri gereğince yaratmıştır. Onların eş koştukları şeylerden yücedir.

Nahl · 4. ayet

Halekal insane min nutfetin fe iza huve hasıymun mubiyn

İnsanı nutfeden yaratmıştır. Öyleyken o nasıl da açıkça karşı koymaktadır.

Nahl · 5. ayet

Vel en’ame halekaha lemuk fıha dif’uv ve menafiu ve minha te’kulun

Hayvanları da yaratmıştır. Onlarda sizi ısıtacak şeyler ve birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yersiniz.

Nahl · 6. ayet

Ve lekum fıha cemalun hıyne turıhune ve hıyne tesrahun

Onları getirirken de, gönderirken de zevk alırsınız.

Nahl · 7. ayet

Ve tahmilu eskalekum ila beledil lem tekunu baligıyhi illa bi sikkıl enfus inne rabbekum le raufur rahıym

Kendi kendinize zor varacağınız memleketlere, yüklerinizi taşırlar. Doğrusu Rabbiniz şefkatlidir, merhametlidir.

Nahl · 8. ayet

Vel hayle vel bigale vel hamira li terkebuha ve zıneh ve yahluku ma la ta’lemun

Sizin için atları, katırları ve merkebleri binek ve süs hayvanı olarak yaratmıştır. Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratır.

Nahl · 9. ayet

Ve alellahi kasdus sebıli ve minha cair ve lev sae le hedakum ecmeıyn

Yolun eğri olanı da vardır. Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.

Nahl · 10. ayet

Huvellezı enzele mines semai mael lekum minhu serabuv ve minhu secerun fıhi tusiymun

Yukarıdan size su indiren O'dur. Ondan içersiniz; hayvanları otlattığınız bitkiler de onunla biter.

Nahl · 11. ayet

Yumbitu lekum bihiz zer’a vez zeytune ven nehıyle ven a’nabe ve min kullis semarat inne fı zalike le ayetel li kavmiy yetefekkerun

Allah onunla size ekinler, zeytin ve hurma ağaçları, üzümler ve her türlü ürünü yetiştirir. Düşünen kimseler için bunda ders vardır.

Nahl · 12. ayet

Ve sehhara lekumul leyle ven nehara ves semse vel kaner ven nucumu musahharatum bi emrih inne fı zalike le ayatil li kavmiy ya’kılun

Geceyi gündüzü, güneşi ayı sizin istifadenize vermiştir. Yıldızlar da O'nun buyruğuna boyun eğmiştir. Bunlarda, akleden kimseler için dersler vardır.

Nahl · 13. ayet

Ve ma zerae lekum fil erdı muhtelifen elvanuh inne fı zalike le ayetel li kavmiy yezzekkerun

Yeryüzünde rengarenk şeyleri de sizin için yaratmıştır. Bunda, öğüt alan kimseler için ibret vardır.

Nahl · 14. ayet

Ve huvellezı sehharal bahra li te’kulu minhu lahmen tariyyev ve testahricu minhu hılyeten telbesuneha ve teral fulke mevahıra fıhi ve li tebtegu min fadlihı ve leallekum teskurun

Taze et yemeniz, takındığınız süsleri edinmeniz ve Allah'ın bol nimetinden faydalanmanız için denize -ki gemilerin onu yara yara gittiğini görürsün- boyun eğdiren de O'dur. Artık belki şükredersiniz.

Nahl · 15. ayet

Ve elka fil erdı ravasiye en temıde bikum ve enharav ve subulel leallekum tehtedun

Yeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar.

Nahl · 16. ayet

Ve alamat ve bin necmi hum yehtedun

Yeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar.

Nahl · 17. ayet

E fe mey yahluku ke mel la yahluk e fe la tezekkerun

Hiç yaratan yaratamayana benzer mi? İbret almaz mısınız.

Nahl · 18. ayet

Ve in teuddu nı’metellahi la tuhsuha innellahe le gafurur rahıym

Allah'ın verdiği nimetleri sayacak olsanız bitiremezsiniz; doğrusu Allah bağışlar, merhamet eder.

Nahl · 19. ayet

Vallahu ya’lemu ma tusirrune ve ma tu’linun

Allah, gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da bilir.

Nahl · 20. ayet

Vellezıne yed’une min dunillahi la yahlukune sey’ev ve hum yuhlekun

Allah'ı bırakıp taptıkları şeyler, hiçbir şey yaratmazlar; esasen kendileri yaratıktır.

Nahl · 21. ayet

Emvatun gayru ahya’ve ma yes’urune eyyane yub’asun

Onlar cansız, ölüdürler. Ne zaman dirileceklerini de bilemezler.

Nahl · 22. ayet

Ilahukum ilahuv vahıd fellezıne la yu’minune bil ahırati kulubuhum munkiratuv ve hum mustekbirun

Tanrınız tek bir Tanrıdır. Ahirete inanmayanların kalbleri bunu inkar eder; onlar büyüklük taslarlar.

Nahl · 23. ayet

La cerame ennellahe ya’lemu ma yusirrune ve ma yu’linun innehu la yuhıbbul mustekbirın

Onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da Allah'ın bildiğinde şüphe yoktur. O, büyüklük taslayanları sevmez.

Nahl · 24. ayet

Ve iza kıyle lehum maza enzele rabbukum kalu esatıyrul evvelın

Onlara: "Rabbiniz ne indirdi?" diye sorulsa: "öncekilerin masalları" derler.

Nahl · 25. ayet

Li yahmilu evzarahum kamiletey yevmel kıyameti ve min evzarillezıne yudıllunehum bi gayri ılm e la sae ma yezirun

Böylece kıyamet günü kendi günahlarını tam olarak, bilmeden saptırdıkları kimselerin günahlarını kısmen yüklenirler. Dikkat edin, yüklendikleri yük ne kötüdür.

Nahl · 26. ayet

Kad mekarallezıne min kablihim fe etellahu bunyanehum minel kavaıdi fe harra aleyhimus sakfu min fevkıhim ve etahumul azabu min haysu la yes’urun

Onlardan öncekiler düzen kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah, binalarının temelini çökertti de tavanları başlarına yıkıldı. Azap, onlara farketmedikleri yerden geldi.

Nahl · 27. ayet

Summe yevmel kıyameti yuhzıhum ve yekulu eyne surakaiyellezıne kuntum tusakkune fıhim kalellezıne utul ılme innel hızyel yevme ves sue lalel kafirın

Sonra kıyamet günü onları rezil eder ve: "Haklarında tartıştığınız Benim ortaklarım nerede?" der. İlim sahibleri şöyle derler: "Doğrusu bugün inkarcılara rezillik ve iğrençlik vardır.

Nahl · 28. ayet

Ellezıne teteveffahumul melaiketu zalimı enfusihim fe elkavus seleme ma kunna na’melu min su’bela innellahe alımum bima kuntum ta’melun

Melekler kendilerine yazık etmiş kimselerin canlarını alırken: "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diyerek teslim olurlar. Hayır; öyle değil; doğrusu Allah onların yaptıklarını bilmektedir.

Nahl · 29. ayet

Fedhulu ebvabe cehenneme halidıne fıha fe lebi’se mesvel mutekebbirın

Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklenenlerin durağı ne kötüdür.

Nahl · 30. ayet

Ve kıyle lillezınettekav maza enzele rabbukum kalu hayra lillezıne ahsenu fı hazihıd dunya haseneh ve le darul ahırati hayr ve le nı’me darul muttekıyn

Sakınan kimselere: "Rabbiniz ne indirdi?" denince, "İyilik" derler. Bu dünyada iyi davrananlara iyilik vardır. Ahiret yurdu ise daha iyidir. Sakınanların yurdu ne güzeldir.

Nahl · 31. ayet

Cennatu adniy yedhuluneha tecrı min tahtihel enharu lehum fıha ma yesaun kezalike yeczillahul muttekıyn

İçlerinden ırmaklar akan Adn cennetlerine girerler. Orada, diledikleri kendilerine verilir. Allah sakınanları böylece mükafatlandırır.

Nahl · 32. ayet

Ellezıne teteveffahumul melaiketu tayyibıne yekulune selamun aleykumudhulul cennete bima kuntum ta’melun

Melekler onların canını temizlenmiş olarak alırken: "Selam size; yaptıklarınıza karşılık haydi cennete girin" derler.

Nahl · 33. ayet

Hel yenzurune illa en te’tiyehumul melaiketu ev ye’tiye emru rabbik kezalike fealellezıne min kablihim ve ma zalemehumullahu ve lakin kanu enfusehum yazlimun

Onlar kendilerine yalnız meleklerin veya senin Rabbinin buyruğunun gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Allah onlara zulmetmemişti, ama onlar kendilerine yazık ediyorlardı.

Nahl · 34. ayet

Fe esabehum seyyiatu ma amilu ve haka bihim ma kanu bihı yestehziun

Bu yüzden, işledikleri kötülüklere uğradılar ve alay ettikleri şey onları kuşattı.

Nahl · 35. ayet

Ve kalellezıne esraku lev saellahu ma abedna min dunihı min sey’in nahnu ve la abauna ve la harramna min dunihı min sey’kezalike fealellezıne min kablihim fe hel aler rusuli illel belagul mubın

Allah'a eş koşanlar: "Allah dileseydi O'ndan başka hiçbir şeye ne biz ve ne de babalarımız tapardı. O'nun buyruğu olmaksızın hiçbir şeyi haram kılmazdık" dediler. Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife düşer.

Nahl · 36. ayet

Ve le kad beasna fı kulli ummetir rasulen enı’budullahe vectenibut tagut fe minhum men hedellahu ve minhum men hakkat aleyhid dalaleh fe sıru fil erdı fenzuru keyfe kane akıbetul mukezzibın

And olsun ki, her ümmete: "Allah'a kulluk edin, azdırıcılardan kaçının" diyen peygamber göndermişizdir. Allah içlerinden kimini doğru yola eriştirdi, kimi de sapıklığı haketti. Yeryüzünde gezin; peygamberleri yalanlayanların sonlarının nasıl olduğunugörün.

Nahl · 37. ayet

In tahrıs ala hudahum fe innellahe la yehdı mey yudıllu ve ma lehum min nasırın

Onların doğru yolda olmalarına ne kadar özensen, yine de Allah, saptırdığını doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da olmaz.

Nahl · 38. ayet

Ve aksemu billahi cehde eymanihim la yeb’asullahu mey yemut bela va’den aleyhi hakkav ve lakinne ekseran nasi la ya’lemun

Ölen kimseyi Allah'ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. Hayır; öyle değil, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gerçekten vadetmiştir, fakat insanların çoğu bilmezler.

Nahl · 39. ayet

Li yubeyyine lehumullezı yahtelifune fıhi ve li ya’lemellezıne keferu ennehum kanu kazibın

Ölen kimseyi Allah'ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. Hayır; öyle değil, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gerçekten vadetmiştir, fakat insanların çoğu bilmezler.

Nahl · 40. ayet

Innema kavluna li sey’in iza eradnahu en nekule lehu kun fe yekun

Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece ona "Ol" dememizdir ve hemen olur.

Nahl · 41. ayet

Vellezıne haceru fillahi mim ba’di ma zulimu le nubevviennehum fid dunya haseneh ve le ecrul ahırati ekber lev kanu ya’lemun

Haksızlığa uğratıldıktan sonra, Allah yolunda hicret eden kimseleri, and olsun ki, dünyada güzel bir yerde yerleştiririz. Ahiret ecri ise daha büyüktür, keşki bilseler.

Nahl · 42. ayet

Ellezıne saberu ve ala rabbihim yetevekkelun

Onlar sabreden ve yalnız Rablerine güvenen kimselerdir.

Nahl · 43. ayet

Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhıy ileyhim fes’elu ehlez zikri in kuntum la ta’lemun

Doğrusu senden önce de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettiğimiz bir takım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran'ı indirdik. Belki düşünürler.

Nahl · 44. ayet

Bil beyyinati vez zubur ve enzelna ileykez zikra li tubeyyine linnasi ma nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerun

Doğrusu senden önce de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettiğimiz bir takım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran'ı indirdik. Belki düşünürler.

Nahl · 45. ayet

E fe eminellezıne mekerus seyyiati ey yahsifellahu bihimul erda ev ye’tiyehumul azabu min haysu la yas’urun

Kötü işler düzenleyenler Allah'ın kendilerini yere batırmasından yahut farketmedikleri bir yerden onlara azabın gelmesinden güvende midirler.

Nahl · 46. ayet

Ev ye’huzehum fı tekallubihim fe ma hum bi mu’cizın

Veya hareket halindelerken -ki Allah'ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endişesindeyken onlara azabın gelmesinden güvende midirler? Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir.

Nahl · 47. ayet

Ev ye’huzehum ala tehavvuf fe inne rabbekum le raufur rahıym

Veya hareket halindelerken -ki Allah'ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endişesindeyken onlara azabın gelmesinden güvende midirler? Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir.

Nahl · 48. ayet

E ve lem yerav ila ma halekallahu min sey’iy yetefeyyeu zılaluhu anil yemıni ves semaili succedel lillahi ve hum dahırun

Allah'ın yarattığı şeylerin, gölgeleri sağa sola vurarak, Allah'a boyun eğerek secde etmekte olduklarını görmüyorlar mı.

Nahl · 49. ayet

Ve lillahi yescudu ma fis semavati ve ma fil erdı min dabbetiv vel melaiketue hum la yestekbirun

Göklerde ve yerde bulunan her canlı ve melekler, büyüklük taslamaksızın Allah'a secde ederler.

Nahl · 50. ayet

Yehafune rabbehum min fevkıhim ve yef’alune ma yu’merun

Üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.

Nahl · 51. ayet

Ve kalellahu la tettehızu ilaheynisneyn innema huve ilahuv vahıd fe iyyaye ferhebun

Allah, "İki tanrı edinmeyin, O ancak bir tek Tanrı'dır. Yalnız Ben'den korkun" dedi.

Nahl · 52. ayet

Ve lehu ma fis semavati vel erdı ve lehud dınu vasıba e fe gayrallahi tettekun

Göklerde ve yerde olan O'nundur. Kulluk da daima O'nadır. Allah'tan başkasından mı sakınıyorsunuz.

Nahl · 53. ayet

Ve ma bukum min nı’metin fe minellahi summe iza messekumud durru fe ileyhi tec’erun

Size gelen her nimet Allah'tandır. Sonra, bir sıkıntıya uğradığınızda yalnız O'na sığınırsınız.

Nahl · 54. ayet

Summe iza kesefed durra ankum iza ferıkum minkum bi rabbihim yusrikun (49.ayet secde ayetedir)

Sıkıntılarınızı giderince de, içinizden bazıları kendilerine verdiğimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Geçinin bakalım, yakında öğreneceksiniz.

Nahl · 55. ayet

Li yekfuru bima ateynahum fe temetteu fe sevfe ta’lemun

Sıkıntılarınızı giderince de, içinizden bazıları kendilerine verdiğimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Geçinin bakalım, yakında öğreneceksiniz.

Nahl · 56. ayet

Ve yec’alune li ma la ya7lemune nasıybem mimma razaknahum tellahi le tus’elunne amma kuntum tefterun

Kendilerine verdiğimiz rızıktan, onların ne olduğunu bilmeyen putlara pay ayırırlar. Allah'a and olsun ki, uydurup durduğunuz şeylerden elbette sorguya çekileceksiniz.

Nahl · 57. ayet

Ve yec’alune lillahil benati subhanehu ve lehum ma yestehun

Beğendikleri erkek çocukları kendilerine; kızları da Allah'a malediyorlar. O bundan münezzehtir.

Nahl · 58. ayet

Ve iza bussira ehaduhum bil unsa zalle vechuhu musveddev ve huve kezıym

Aralarından birine bir kızı olduğu müjdelendiği zaman içi gamla dolarak yüzü simsiyah kesilir.

Nahl · 59. ayet

Yetevara minel kavmi min sui ma bussira bih e yumsikuhu ala hunin em yedussuhu fit turab e la sae ma yahkumun

Kendisine verilen kötü müjde yüzünden, halktan gizlenmeye çalışır; onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Ne kötü hükmediyorlar.

Nahl · 60. ayet

Lillezıne la yu’minine bel ahırate meselus sev’ve lillahil meselul a’la ve huvel azızul hakım

Ahirete inanmayanlar kötülük misalidirler. En üstün misali ise Allah verir. O Güçlü'dür, Hakim'dir.

Nahl · 61. ayet

Ve lev yuahızullahun nase bi zulmihim ma terake aleyha min dabbetiv ve lakiy yuehhıruhum ila ecelim musemma fe iza cae eceluhum la yeste’hırune saatev ve la yestakdimun

Allah insanları haksızlıklarından ötürü yakalayacak olsaydı, yeryüzünde canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Süreleri dolunca onu ne bir saat geciktirebilirler ne de öne alabilirler.

Nahl · 62. ayet

Ve yec’alune lillahi ma yekrahune ve tesıfu elsinetuhumul kezibe enne lehumul husna la cerame enne lehumun nara ve ennehum mufratun

Beğenmediklerini Allah'a malederler. Dilleri, güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Cehennemin onların olduğunda ve önceden oraya gideceklerinde şüphe yoktur.

Nahl · 63. ayet

Tellahi le kad erselna ila umemim min kablike fe zeyyene lehumus seytanu a’malehum fe huve veliyyuhumul yevme ve lehum azabun elım

Allah'a and olsun ki, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Şeytan yaptıklarını onlara hep güzel gösterdi. Bugün de dostları odur. Onlara can yakıcı azap vardır.

Nahl · 64. ayet

Ve ma enzelna aleykel kitabe illa li tubeyyine lehumullezıhtelefu fıhi ve hudev ve rahmetel li kavmiy yu’mininun

Sana Kitap'ı, ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için, inanan kimselere de doğru yol rehberi ve rahmet olarak indirdik.

Nahl · 65. ayet

Vallahu enzele mines semai maen fe ahya bihil erda ba’de mevtiha inne fı zalike le ayatel li kavmiy yesmeun

Allah gökten su indirir ve ölümünden sonra yeryüzünü diriltir. Kulak veren kimseler için bunda ibret vardır.

Nahl · 66. ayet

Ve inne lekum fil en’ami le ıbrah nuskıykum mimma fı butunihı mim beyni fersiv ve demil lebenen halisan saigal lis saribın

Hayvanlarda da size ibretler vardır. Bağırsaklarındakiler ile kan arasından, içenlere halis ve içimi kolay süt içiririz.

Nahl · 67. ayet

Ve min semaratin nehıyli vel a’nabi tettehızune minhu sekerav ve rizkan hasena inne fı zalike le ayetel li kavmiy ya’kılun

Hurma ağaçlarının meyvelerinden ve üzümlerden şerbet, şıra (içecek) ve güzel rızık elde edersiniz. Düşünen millet için bunda ibret vardır.

Nahl · 68. ayet

Ve evha rabbuke ilen nahli enittehızı minel cibali buyutev ve mines seceri ve mimma ya’risun

Rabbin bal arısına: "Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü" diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır.

Nahl · 69. ayet

Summe kulı min kulles semarati feslukı subule rabbiki zulula yahrucu mim butuniha serabum muhtelifun elvanuhu fıhi sifaul linnas inne fı zalike le ayatel li kavmiy yetefekkerun

Rabbin bal arısına: "Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollardan yürü" diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen bir millet için bunda ibret vardır.

Nahl · 70. ayet

Vallahu halekakum summe yeteveffakum ve minkum mey yuraddu ila erzelil umuri li keyla ya’leme ba’de ılmin sey’a innellahe alımun kadır

Allah sizi yaratmıştır, sonra öldürecektir, içinizden bir kısmı da ömrünün en fena zamanına ulaştırılır ki, bilirken bilmez olurlar. Doğrusu Allah bilendir, her şeye Kadir'dir.

Nahl · 71. ayet

Vallahu faddale ba’dakum ala ba’dın fir rızk femellezıne fuddılu bi raddı rizkıhim ala ma meleket eymanuhum fe hum fıhi seva’ife bi nı’metillahi yechadun

Allah rızıkda kiminizi diğerlerine üstün tutmuştur. Üstün kılınanlar, emirleri altında bulunanların rızıklarını vermezler. Oysa rızıkta hepsi eşittir. Allah'ın nimetini bile bile inkar mı ediyorlar.

Nahl · 72. ayet

Vallahu ceale lekum min enfusikum ezvacev ve ceale lekum min ezvacikum benıne ve hafedetev ve razekakum minet tayyibat e fe bil batıli yu’minune ve bi nı’metillahi hum yekfurun

Allah size kendinizden eşler var eder. Eşlerinizden de oğullar ve torunlar var eder. Size temiz şeylerden rızık verir. Öyleyken batıla inanıyorlar ve Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar.

Nahl · 73. ayet

Ve ya’budune min dunillahi ma la yemliku lehum rizskam mines semavati vel erdı sey’ev ve la yestetıy’un

Allah'ı bırakıp, göklerden ve yerden kendilerine verecek rızıkları olmayan ve vermeye güç yetiremeyen şeylere mi tapıyorlar.

Nahl · 74. ayet

Fe la tadribu lillahil emsal innellahe ya’lemu ve entum la ta’lemun

Allah'a benzerler koşmaya kalkmayın. Şüphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Nahl · 75. ayet

Darabellahu meselen abdem memlukel la yakdiru ala sey’iv ve mer razaknahu minna zirkan hasenen fe huve yunfiku minhu sirrav ve cehra hel yestevun elhamdu lillah bel ekseruhum la ya’lemun

Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel nimetlerden gizlice ve açıkça sarfeden kimseyi misal gösterir: Hiç bunlar eşit olur mu? Övülmeğe layık olan Allah'tır, fakat çoğu bilmezler.

Nahl · 76. ayet

Ve darabellahu meseler raculeyni ehaduhuma ebkemu la yakdiru ala sey’iv ve huve kellun ala mevlahu eynema yuveccihhu la ye’ti bi hayr hel yestevı huve ve mey ye’muru bil adli ve huve ala sıratım mustekıym

Allah iki adamı misal veriyor: Biri hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz ki efendisine yüktür, nereye gönderse bir hayır çıkmaz; bu, doğru yolda olan, adaletle emreden kimse ile bir olabilir mi.

Nahl · 77. ayet

Ve lillahi gaybus semavati vel ard ve ma emrus saati illa ke lemhıl besari ev huve akrab innellahe ala kulli sey’in kadır

Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir, kıyamet saatinin kopuşu bir göz kırpması kadar veya daha çabuk bir zaman içinde olur. Şüphesiz Allah her şeye Kadir'dir.

Nahl · 78. ayet

Vallahu ahracekum mim butuni ummehatikum la ta’lemune sey’ev ve ceale lekumus sem’a vel ebsara vel ef’idete leallekum teskurun

Allah sizi annelerinizin karnından bir şey bilmez halde çıkarmıştır. Belki şükredersiniz diye size kulak, göz ve kalp vermiştir.

Nahl · 79. ayet

E lem yerav ilet tayri musehharatin fı cevvis sema’ma yumsikuhunne illellah inne fı zalike le ayatil li kavmiy yu’minun

Göğün boşluğunda Allah'ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları Allah'tan başka tutan kimse yoktur. İnanan millet için bunda dersler vardır.

Nahl · 80. ayet

Vallahu ceale lekum min culudil en’ami buyuten testehıffuneha yevme za’nikum ve yevme ikametikum ve min asvafiha ve evbariha ve es’ariha esasev ve metaan ila hıyn

Allah size evlerinizi dinlenme yeri kıldı. Hayvanların derilerinden, yolculukta ve ikamet zamanlarınızda kolayca taşıyacağınız evler; yün, tüy ve kıllarından bir süre kullanacağınız giyimlikler ve geçimlikler var etmiştir.

Nahl · 81. ayet

Vallahu ceale lekum mimma haleka zılalev ve ceale lekum minel cibali eknanev ve ceale lekum serabiyle tekıykumul harra ve serabiyle tekıykum be’sekum kezalike yutimmu nı’metehu aleykum leallekum tuslimun

Allah yarattıklarından size gölgeler yapmış; dağlarda sığınacağınız barınaklar var etmiş, sizi sıcaktan koruyacak elbiseler, harpte sizi koruyacak zırhlar vermiştir. Size olan nimetini müslüman olasınız diye işte bu şekilde tamamlamaktadır.

Nahl · 82. ayet

Fe in tevellev fe innemu aleykel belagul mubın

Eğer yüz çevirirlerse, sana düşenin sadece açıkça tebliğ olduğunu bil.

Nahl · 83. ayet

Ya’rifune nı’metellahi summe yunkiruneha ve ekseruhumul kafirun

Allah'ın nimetini hem bilirler hem de inkar ederler. Zaten çoğu kafir kimselerdir.

Nahl · 84. ayet

Ve yevme neb’asu min kulli ummetin sehıden summe la yu’zenu lillezıne keferu ve la hum yusta’tebun

Kıyamet günü her ümmetten bir şahit getiririz; inkar edenlere itiraz için izin de verilmez, onların özürleri de dinlenmez.

Nahl · 85. ayet

Ve iza raellezıne zalemul azabe fe la yuhaffefu anhum ve la hum yunzarun

Zulmedenler, azap görürlerken azabları hafifletilmez de geciktirilmez de.

Nahl · 86. ayet

Ve iza raellezıne esraku surakaehum kalu rabbena haulai surakaunellezıne kunna ned’u min dunik fe elkav ileyhimul kavle innekum le kazibun

Allah'a ortak koşanlar, koştukları ortakları gördüklerinde: "Rabbimiz! Seni bırakıp yalvardığımız ortaklarımız bunlardır" derler. Koştukları ortaklar: "Doğrusu siz yalancısınız" diye söz atarlar.

Nahl · 87. ayet

Ve elkav ilellahi yevmeizinis seleme ve dalle anhum ma kanu yefterun

Puta tapanlar o gün Allah'ın hükmüne teslim olurlar; uydurdukları şeyler onlardan uzaklaşırlar.

Nahl · 88. ayet

Ellezıne keferu ve saddu an sebılillahi zidnahum azaben fevkal azabi bima kanu yufsidun

İnkar eden, Allah'ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuklarına karşılık azap üstüne azap veririz.

Nahl · 89. ayet

Ve yevme neb’azu fı kulli ummetin sehıden ala haula’ve nezzelna aleykel kitabe tibyanel likulli sey’iv ve hudev ve rahmetev ve busra lil muslimın

O gün her ümmetten bir kişiyi onlara şahit tutarız. Seni de ümmetine şahit getiririz. Sana her şeyi açıklayan ve Müslümanlara doğruyu gösteren bir rehber, rahmet ve müjde olarak Kuran'ı indirdik.

Nahl · 90. ayet

Innellahe ye’muru bil adli vel ıhsani ve ıtai zil kurba ve yenha anil fahsai vel munkeri vel bagy yeızukum leallekum tezekkerun

Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir.

Nahl · 91. ayet

Ve evfu bi ahdillahi iza ahettum ve la tenkudul eymane ba’de tevkıdiha ve kad cealtumullahe aleykum kefıla innellahe ya’lemu ma tef’alun

Ahitleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılarak sağlama bağladığınız yeminleri bozmayın. Allah yaptıklarınızı şüphesiz bilir.

Nahl · 92. ayet

Ve la tekunu kelletı nekadat gazleha mim ba’di kuvvetin enkasa tettehızune eymanekum dehalem beynekum en tekune ummetun hiye erba min ummeh innema yeblukumullahu bih ve le yubeyyinenne lekum yevmel kıyameti ma kuntum fıhi tahtelifun

Bir ümmetin diğerinden daha çok olmasından ötürü, aranızdaki yeminleri bozarak, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Allah onunla sizi dener. And olsun ki, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size kıyamet günü açıklar.

Nahl · 93. ayet

Ve lev saellahu le ceallekum ummetev vahıdetev ve lakiy yudıllu mey yesau ve yehdoı mey yesa’ve le tus’elunne amma kuntum ta’melun

Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ama O, istediğini saptırır, istediğini doğru yola eriştirir. İşlediklerinizden, and olsun ki, sorumlu tutulacaksınız.

Nahl · 94. ayet

Ve la tettehızu eymanekum dehalem beynekum fe tezille kademum ba’de subutiha ve tezukus sue bima sadedtum an sebılillah ve lekum azabum azıym

Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyin ki, bu yüzden sağlamca yere basmakta olan ayak sürçebilir; Allah yolundan alıkoymanıza karşılık kötü bir azap tadarsınız ve (ahirette de) büyük bir azaba uğrarsınız.

Nahl · 95. ayet

Ve la testeru bi ahdillahi semenen kalıla innema ındellahi huve hayrul lekum in kuntum ta’lemun

Allah'ın ahdini hiçbir değere değişmeyin. Eğer bilirseniz, Allah katında olan sizin için daha iyidir.

Nahl · 96. ayet

Ma ındekum yenfedu ve ma ındellahi bak ve le necziyennellezıne saberu ecrahum bi ahseni ma kanu ya’melun

Sizde olanlar tükenir ama, Allah katında olanlar sonsuzdur, tükenmez. Sabredenlere ecirlerini, yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.

Nahl · 97. ayet

Men amile saliham min zekerin ev unsa ve huve mu’minun fe le nuhyiyennehu hayaten tayyibeh ve la necziyennehum ecrahum bi ahseni ma kanu ya’melun

Kadın, erkek, inanmış olarak kim iyi iş işlerse, ona hoş bir hayat yaşatacağız. Ecirlerini yaptıklarından daha güzeli ile ödeyeceğiz.

Nahl · 98. ayet

Fe iza kara’tel kur’ane festeız billahi mines seytanir racım

Kuran okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.

Nahl · 99. ayet

Innehu leyse lehu sultanun alellezıne amenu ve ala rabbihim yetevekkelun

Doğrusu şeytanın, inananlar ve yalnız Rablerine güvenenler üzerinde bir nüfuzu yoktur.

Nahl · 100. ayet

Innema sultanuhu alellezıne yetevellevnehu vellezıne hum bihı musrikun

O'nun nüfuzu sadece, O'nu dost edinenler ve Allah'a ortak koşanlar üzerindedir.

Nahl · 101. ayet

Ve iza beddelna ayetem mekane ayetiv vallahu a’lemu bima yunezzilu kalu innema ente mufter bel ekseruhum la ya’lemun

Bir ayetin yerini başka bir ayetle değiştirdiğimizde, ki Allah ne indirdiğini gayet iyi bilir onlar, "Sen sadece uyduruyorsun" derler. Hayır, öyle değildir, ama onların çoğu bunu bilmezler.

Nahl · 102. ayet

Kul nezzelehu ruhul kudusi mir rabbike bil hakkı li yusebbitellezıne amenu ve hudev ve busra lil muslimın

De ki: "Kuran'ı; Ruhul Kudüs (Cebrail) Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek, Müslümanlara doğruluk rehberi ve müjde olmak üzere gerçekle indirmiştir.

Nahl · 103. ayet

Ve le kad na’lemu ennehum yekulune innema yuallimuhu besar lisanullezı yulhıdune ileyhi a’cemiyyuv ve haza lisanun arabiyyum mubın

And olsun ki: "Ona elbette bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kast ettikleri kimsenin dili yabancıdır, Kuran ise fasih Arapça'dır.

Nahl · 104. ayet

Innellezıne la yu’minune bi ayatillahi la yehdıhimullahu ve lehum azabun elım

Allah'ın ayetlerine inanmayanları Allah doğru yola eriştirmez. Onlara can yakıcı azap vardır.

Nahl · 105. ayet

Innema yefteril kezibellezıne la yu’minune bi ayatillah ve ulaike humul kazibun

Yalan uyduranlar ancak Allah'ın ayetlerine inanmayanlardır. Yalancılar işte onlardır.

Nahl · 106. ayet

Men kefera billahi mim ba’di ımanihı illa men ukrihe ve kalbuhu mutmeinum bil ımani ve lakim men seraha bil kufri sadran fe aleyhim gadabum minellah ve lehum azabun azıym

Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır; büyük azap da onlar içindir.

Nahl · 107. ayet

Zalike bi ennehumustehabbul hayated dunya alel ahıratu ve ennellahe la yehdil kavmel kafirın

Bu, dünya hayatını ahirete tercih etmelerinden ve Allah'ın da, inkarcı milleti doğru yola eriştirmemesinden ötürü böyledir.

Nahl · 108. ayet

Ulaikellezıne tabeallahu ala kulubihim ve sem’ıhim ve ebsarihim ve ulaike humul gafilun

İşte Allah'ın kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseler bunlardır. Gafiller de işte bunlardır.

Nahl · 109. ayet

La cerame ennehum fil ahırati humul hasirun

Ahirette zarara uğrayacakların bunlar olduğunda şüphe yoktur.

Nahl · 110. ayet

Summe inne rabbeke lillezıne haceru mim ba’di ma futinu summe cahedu ve saberu inne rabbeke mim ba’diha le gafurur rahıym

Rabbin, türlü eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah uğrunda savaşan ve sabreden kimselerden yanadır. Rabbin şüphesiz bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder.

Nahl · 111. ayet

Yevme te’tı kullu nefsin tucadilu an nefsiha ve tuveffa kullu nefsim ma amilet ve hum la yuzlemun

O gün, herkesin kendi derdine düşüp çabalayacağı ve herkesin işlediğinin haksızlığa uğratılmadan kendisine ödeneceği bir gündür.

Nahl · 112. ayet

Ve darabellahu meselen karyeten kanet aminetem mutmeinnetey ye’tıha rizkuha ragadem min kulli mekanin fe keferat bi en’umillahi fe ezakahallahu libasel cuı vel havfi bima kanu yasneun

Allah size güven ve huzur içinde olan bir kasabayı misal verir: Her taraftan oraya bolca rızık geliyordu. Ama Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden Allah onlara yaptıklarına karşılık açlık ve korku belasını tattırdı.

Nahl · 113. ayet

Ve le kad caehum rasulum minhum fe kezzebuhu fe ehazehumul azabu ve hum zalimun

And olsun ki, aralarından kendilerine bir peygamber gelmişti, onu yalancı saydılar. Haksızlık ederlerken azaba uğradılar.

Nahl · 114. ayet

Fe kulu mimma razekakumullahu halalen tayyibev veskuru nı’metellahi in kuntum iyyahu ta’budun

Yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız, Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin, O'nun nimetine şükredin.

Nahl · 115. ayet

Innema harrama aleykumul meytete ved deme ve lahmel hınzıri ve ma uhille li gayrillahi bih fe menidturra gayra bagıv ve la adin fe innellahe gafurur rahıym

Allah size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adına kesilenleri haram etmiştir. Darda kalan, aşırı gitmemek ve başkasının hakkına el uzatmamak şartiyle bunun dışındadır. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder.

Nahl · 116. ayet

Ve la tekulu lima tesıfu elsinetukumul kezibe haza halaluv ve haza haramul li tefteru alellahil kezib innellezıne yefterune alellahil kezibe la yuflihun

Diliniz yalana alışmış olduğu için, "şu haram, bu helaldir" demeyin, zira Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah'a karşı yalan uyduranlar ise, saadete şüphesiz erişemezler.

Nahl · 117. ayet

Metaun kalıluv ve lehum azabun elım

Az bir geçim ama ardından can yakıcı bir azap onlaradır.

Nahl · 118. ayet

Ve alellezıne hadu harramna ma kasasna aleyke min kabl ve ma zalemnahum ve lakin kanu enfusehum yazlimun

Sana anlattıklarımızı, daha önce, yahudi olanlara da haram kılmıştık; biz onlara zulmetmedik, onlar kendilerine zulmediyorlardı.

Nahl · 119. ayet

Summe inne rabbeke lillezıne amilus sue bi cehaletin summe tabu mim ba’di zalike ve aslehu inne rabbeke mim ba’diha le gafurur rahıym

Sonra doğrusu Rabbin, bilmeyerek kötülük işleyip ardından tevbe eden ve ıslah olanlardan yanadır. Rabbin bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder.

Nahl · 120. ayet

Inne ibrahıme kane ummeten kanitel lillahi hanıfa ve lem yeku minel musrikın

İbrahim, şüphesiz Allah'a boyun eğen ve O'na yönelen bir önderdi; puta tapanlardan değildi.

Nahl · 121. ayet

Sakiral li en’umih ictebahu ve hedahu ila sıratım mustekıym

Rabbinin nimetlerine şükrederdi; Rabbi de onu seçti ve doğru yola eriştirdi.

Nahl · 122. ayet

Ve ateynahu fid dunya haseneh ve innehu fil ahırati le mines salihıyn

Dünyada ona güzellik verdik, ahirette de o mutlaka barışsever iyiler arasında yer alacaktır.

Nahl · 123. ayet

Summe evhayna ileyke enittebı’millete ibrahıme hanıfa ve ma kane minel musrikın

Şimdi sana, "Doğruya yönelen, puta tapanlardan olmayan İbrahim'in dinine uy" diye vahyettik.

Nahl · 124. ayet

Innema cuıles sebtu alellezınahtelefu fıh ve inne rabbeke le yahkumu beynehum yevmel kıyameti fıma kanu fıhi yahtelifun

Cumartesi ibadeti, ancak o gün üzerinde çekişenlere farz kılındı. Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyamet günü aralarında hükmedecektir.

Nahl · 125. ayet

Ud’u ila sebıli rabbike bil hıkmeti vel mev’ızatil haseneti ve cadilhum billetı hiye ahsen inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebılihı ve huve a’lemu bil muhtedın

Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir.

Nahl · 126. ayet

Ve in akabtum fe akıbu bi misli ma ukıbtum bih ve lein sabertum le huve hayrul lissabirın

Eğer ceza vermek isterseniz size yapılanın aynıyla mukabele edin. Sabrederseniz and olsun ki bu, sabredenler için daha iyidir.

Nahl · 127. ayet

Vasbir ve ma sabruke illa billahi ve la tahzen aleyhim ve la teku fı daykım mimma yemkurum

Sabret, senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır; onlara üzülme, kurdukları düzenlerden de endişe etme.

Nahl · 128. ayet

Innellahe meallezınettekav vellezıne hum muhsinun

Allah şüphesiz sakınanlarla ve iyilik yapanlarla beraberdir.