27
Neml
Neml
93 ayet
Sure profili · 19. cüz · Mekke
Neml
An-Naml · Neml
Neml suresi (An-Naml). Mekke döneminde inmiştir; 93 ayettir. Mushaf yolunda 27. sure olarak okunur.
93 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Neml · 1. ayet
Ta sın tilke ayatul kur’ani ve kitabim mubın
Ta, Sin, Bunlar Kuran'ın, Kitab-ı Mübin'in ayetleridir.
Neml · 2. ayet
Hudev ve busra lil mu7minın
Bunlar, namaz kılan, zekat veren ve ahirete de kesin olarak inanan müminlere doğruluk rehberi ve müjdedir.
Neml · 3. ayet
Ellezıne yukıymunes salate ve yu’tunez zekate ve hum bil ahırati hum yukınun
Bunlar, namaz kılan, zekat veren ve ahirete de kesin olarak inanan müminlere doğruluk rehberi ve müjdedir.
Neml · 4. ayet
Innellezıne la yu’minune bil ahırati zeyyenna lehum a’malehum fe hum ya’mehun
Ahirete inanmayanların yaptıkları işleri kendilerine güzel göstermişizdir; bu yüzden körü körüne bocalarlar.
Neml · 5. ayet
Ulaikellezıne lehum suul azabi ve hum fil ahırati humul ahserun
Kötü azap işte bunlaradır. Ahirette en çok kayba uğrayacaklar da bunlardır.
Neml · 6. ayet
Ve inneke le tulekkal kur’ane mil ledun hakımin alım
Şüphesiz, Kuran'ı, Hakim ve Alim olan Allah katından almaktasın.
Neml · 7. ayet
Iz kale musa li ehlihı innı anestu nara seatikum minha bi haberin ev atıkum bi sihabin kabesil leallekum tastalun
Musa, ailesine: "Ben bir ateş gördüm; size oradan ya bir haber getireceğim, yahut ısınasınız diye tutuşmuş bir odun getireceğim" demişti.
Neml · 8. ayet
Felemma caeha nudiye em burike men fin nari ve men havleha ve subhanellahi rabbil alemın
Oraya geldiğinde, kendisine şöyle nida olunmuştu: "Ateşin yanında olan ve çevresinde bulunanlar mübarek kılınmıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah münezzehtir.
Neml · 9. ayet
Ya musa innehu enellahul azızul hakım
Ey Musa! Gerçek şu ki, Ben, güçlü ve hakim olan Allah'ım.
Neml · 10. ayet
Ve elkı asak felemma raaha tehtezzu ke enneha cannuv vella mudbirav ve lem yuakkıb ya musa la tehaf innı la yehafu ledeyyel murselun
Değneğini at!" Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir.
Neml · 11. ayet
Illa men zaleme summe beddele husnem ba’de suin fe innı gafurur rahıym
Değneğini at!" Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir.
Neml · 12. ayet
Ve edhıl yedeke fı ceybike tahruc beydae min gayri suin fı tis’ı ayatin ila fir’avne ve kavmih innehum kanu kavmen fasikıyn
Değneğini at!" Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir.
Neml · 13. ayet
Felemma caethum ayatuna mubsıraten kalu haza sıhrum mubın
Ayetlerimiz gözlerinin önüne serilince: "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
Neml · 14. ayet
Ve cehadu biha vesteykanetha enfusuhum zulmev ve uluvva fenzur keyfe kane akıbetul mufsidın
Gönülleri kesin olarak kabul ettiği halde, haksızlık ve büyüklenmelerinden ötürü onları bile bile inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Neml · 15. ayet
Ve le kad ateyna davede ve suleymane ılma ve kalel hamdu lillahillezı faddalena ala kesırim min ıbadihil mu’minın
And olsun ki, Davud'a ve Süleyman'a ilim verdik. İkisi "Bizi mümin kullarının çoğundan üstün kılan Allah'a hamdolsun" dediler.
Neml · 16. ayet
Ve verise suleymanu davude ve kale ya eyyuhen nasu ullimna mentıkat tayri ve utına min kulli sey’inne haza le huvel fadlul mubın
Süleyman Davud'a varis oldu: "Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi ve bize herşeyden bolca verildi. Doğrusu bu apaçık bir lütuftur" dedi.
Neml · 17. ayet
Ve husira li suleymane cunuduhu minel cinni vel insi vet tayri fe hum yuzeun
Süleyman'ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan müteşekkil olan ordusu toplandı. Hepsi toplu olarak gidiyorlardı.
Neml · 18. ayet
Hatta iza etev ala vadin nemli kalet nemletuy ya eyyuhen nemludhulu mesakinekum la yahtımennekum suleymanu ve cunuduhu ve hum la yes’urun
Sonunda, karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir dişi (kraliçe) karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman'ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin" dedi.
Neml · 19. ayet
Fe tebesseme dahıkem min kavliha ve kale rabbi evzı’nı en eskura nı’metekelletı en’amte aleyye ve ala valideyye ve en a’mele salihan terdahu ve edhılnı bi rahmetike fı ıbadikes salihıyn
Süleyman, onun sözüne hafifçe güldü ve: "Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükürde, hoşnut olacağın işi yapmakta beni muvaffak kıl. Rahmetinle, beni iyi kullarının arasına koy" dedi.
Neml · 20. ayet
Ve tefekkadet tayra fe kale maliye le eral hudhude em kane minel gaibın
Süleyman, kuşları araştırarak: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apaçık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya şiddetli bir azaba uğratırım yahut keserim" dedi.
Neml · 21. ayet
Le uazzibennehu azaben sedıden ev le ezbehannehu ev le ye’tiyennı bi sultanim mubın
Süleyman, kuşları araştırarak: "Hüdhüd'ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplarda mı? Bana apaçık bir delil getirmelidir; yoksa onu ya şiddetli bir azaba uğratırım yahut keserim" dedi.
Neml · 22. ayet
Fe mekese gayra beıydin fe kale ehattu bi ma lem tuhıt bihı ve ci’tuke min sebeim bi nebiy yekıyn
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
Neml · 23. ayet
Innı vecedtumraeten temlikuhum ve utiyet min kulli sey’iv ve leha arsun azıym
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
Neml · 24. ayet
Vecedtuha ve kavmeha yescudune lis semsi min dunillahi ve zeyyene lehumus seytanu a’malehum fe saddehum anis sebıli fehum la yehtedun
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
Neml · 25. ayet
Ella yescudu lillahillezı yuhricul hab’e fis semavati vel erdı ve ya’lemu ma tuhfune ve ma tu’linun
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
Neml · 26. ayet
Allahu la ilahe illa huve rabbul arsil azıym
Çok geçmeden Hüdhüd gelip Süleyman'a: "Senin bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe'den doğru bir haber getirdim. Ora halkına hükmeden, herşeyden kendisine bolca verilen ve büyük bir tahta sahip olan bir kadın buldum; onun ve milletinin Allah'ı bırakıp güneşe secde ettiklerini gördüm. Göklerde ve yerde gizli olanları ortaya koyan, gizlediğiniz ve açıkladığınız şeyleri bilen Allah'a secde etmemeleri için şeytan, kendilerine, yaptıklarını güzel göstermiş, onları doğru yoldan alıkoymuştur. Bunun için, doğru yolu bulamazlar. O çok büyük arşın sahibi olan Allah'tan başka tanrı yoktur" dedi.
Neml · 27. ayet
Kale senenzuru e sadakte em kunte minel kazibın
Süleyman şöyle söyledi: "Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, bakacağız.
Neml · 28. ayet
Izheb bi kitabı haza fe elkıh ileyhim summe tevelle anhum fenzur maza yarciun
Şu yazımı götür, onlara at, sonra bir yana çekil, varacakları sonuca bak.
Neml · 29. ayet
Kalet ya eyyuhel meleu innı ulkıye ileyye kitabun kerım
Sebe melikesi: "Ey ileri gelenler! Bana, Bismillahirrahmanirrahim diye başlayan ve 'sakın bana karşı baş kaldırmayın ve teslim olarak gelin' diyen Süleyman'dan gönderilen önemli bir mektup bırakıldı" dedi.
Neml · 30. ayet
Innehu min suleymane ve innehu bismillahirrahmanirrahıym
Sebe melikesi: "Ey ileri gelenler! Bana, Bismillahirrahmanirrahim diye başlayan ve 'sakın bana karşı baş kaldırmayın ve teslim olarak gelin' diyen Süleyman'dan gönderilen önemli bir mektup bırakıldı" dedi.
Neml · 31. ayet
Ella ta’lu aleyye ve’tunı muslimın
Sebe melikesi: "Ey ileri gelenler! Bana, Bismillahirrahmanirrahim diye başlayan ve 'sakın bana karşı baş kaldırmayın ve teslim olarak gelin' diyen Süleyman'dan gönderilen önemli bir mektup bırakıldı" dedi.
Neml · 32. ayet
Kalet ya eyyuhel meleu eftunı fı emrı ma kuntu katıaten emrah hatta teshedun
Ey ileri gelenler! Vereceğim emir hakkında bana fikrinizi söyleyin; siz benim yanımda bulunmadıkça, bir iş hakkında kesin bir hüküm vermem" dedi.
Neml · 33. ayet
Kalu nahnu ulu kuvvetiv ve ulu be’sin sedıdiv vel emru ileyki fenzurı maza te’murın
Biz güçlü kimseler ve zorlu savaş adamlarıyız, emir senindir, sen emretmene bak.
Neml · 34. ayet
Kalet innel muluke iza dehalu karyeten efseduha ve cealu eızzete ehliha ezilleh ve kezalike yefalun
Melike: "Doğrusu hükümdarlar bir şehre girdikleri zaman orasını bozarlar, onurlu kimselerini aşağılık yaparlar. İşte böyle davranırlar. Ben onlara bir hediye göndereyim de, elçilerin ne ile döneceklerine bakayım" dedi.
Neml · 35. ayet
Ve innı mursiletun ileyhim bi hedeyyetin fe nazıratum bime yarciul murselun(25. Ayet secde ayetidir)
Melike: "Doğrusu hükümdarlar bir şehre girdikleri zaman orasını bozarlar, onurlu kimselerini aşağılık yaparlar. İşte böyle davranırlar. Ben onlara bir hediye göndereyim de, elçilerin ne ile döneceklerine bakayım" dedi.
Neml · 36. ayet
Felemma cae suleymane kale etumidduneni bi malin fema ataniyellahu hayrum mimma atakum bel entum bi hediyyetikum tefrahun
Süleyman'a geldiklerinde: "Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız" dedi.
Neml · 37. ayet
Ircı’ileyhim fe lene’tiyennehum bi cunudil la kıbele lehum biha ve le nuhricennehum minha ezilletev ve hum sagırun
Süleyman'a geldiklerinde: "Bana mal ile yardım etmek mi istiyorsunuz? Allah'ın bana verdiği size verdiğinden daha iyidir. Ama belki de siz hediyenizle sevinirsiniz. Onlara dön! And olsun ki, güç yetiremeyecekleri bir ordu ile gelir onları oradan alçalmış ve küçük düşmüş olarak çıkarırız" dedi.
Neml · 38. ayet
Kale ya eyyuhel meleu eyyukum ye’tını bi arsiha kable ey ye’tunı muslimın
Süleyman: "Ey cemaat! Bana teslim olmalarından önce, hanginiz o kraliçenin tahtını yanıma getirebilir?" dedi.
Neml · 39. ayet
Kale ıfrıtum minel cinni ene atıke bihı kable en tekume mim mekamik ve innı aleyhi le kaviyyun emın
Cinlerden bir ifrit: "Sen yerinden kalkmadan önce sana onu getiririm, buna karşı güvenilir bir güce sahibim" dedi.
Neml · 40. ayet
Kalellezı ındehu ılmum minel kitabi ene atıke bihı kable ey yertedde ileyke tarfuk felmma raahu mustekırran ındehu kale haza min fadli rabbı li yebluvenı e eskuru em ekfur ve men sekera fe innema yeskuru li nefsih ve men kefera fe inne rabbı ganiyyun kerım
Kitabın bilgisine sahip olan biri: "Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce: "Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir" dedi.
Neml · 41. ayet
Kale nekkiru leha arseha nenzur e tehtedı em tekunu minellezıne la yehtedun
Süleyman "Onun tahtını tanınmaz hale getirin, bakalım tanıyabilecek mi yoksa tanıyamayacak mı?" (yola gelecek mi, yoksa yola gelmeyenlerden mi olacak?) dedi.
Neml · 42. ayet
Felemma caet kıyle e hakeza arsuk kalet keennehu hu ve utınel ılme min kabliha ve kunna muslimın
Melike geldiğinde "Senin tahtın böyle miydi?" denildi. O da "Sanki odur, daha önce bize bilgi verilmişti ve teslim olmuştuk" dedi.
Neml · 43. ayet
Ve saddeha ma kanet ta’budu min dunillah inneha kanet min kavmin kafirın
Melikeyi o zamana kadar alıkoyan, Allah'tan başka taptığı şeylerdi; çünkü kendisi inkarcı bir millettendi.
Neml · 44. ayet
Kıyle lehedhulis sarh felemma raethu hasibethu luccetev ve kesefet an sakayha kale innehu sarhum mumerradum min kavarır kalet rabbi innı zalemtu nefsı ve eslemtu mea suleymane lillahi rabbil alemın
Ona: "Köşke gir" dendi; salonu görünce, onu derin bir su zannetti, eteğini çekti. Süleyman: "Doğrusu bu camdan yapılmış mücella bir salondur" dedi. Melike: "Rabbim! Şüphesiz ben kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber, Alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum" dedi.
Neml · 45. ayet
Ve le kad erselna ila semude ehahum salihan enı’budullahe fe izahum ferıkani yahtesımun
And olsun ki, Semud milletine kardeşleri Salih'i "Allah'a kulluk ediniz" desin diye gönderdik. Hemen birbiriyle çekişen iki zümreye ayrıldılar.
Neml · 46. ayet
Kale ya kavmi lime testa’cilune bis seyyieti kablel haseneh lev la testagfirunellahe leallekum turhamun
Salih: "Ey milletim! Niye iyilikten önce, acele kötülük istiyorsunuz? Merhamet olunasınız diye Allah'tan mağfiret dileseniz olmaz mı?" dedi.
Neml · 47. ayet
Kalut tayyerna bike ve bi mem meak kale tairukum ındellahi bel entum kavmun tuftenun
Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık" dediler. Salih: "Uğursuzluğunuz Allah katındandır; belki imtihana çekilen bir milletsiniz" dedi.
Neml · 48. ayet
Ve kane fil medıneti tis’atu rahtıy yufsidune fil erdı ve la yuslihun
O şehirde, yeryüzünde bozgunculuk yapan, düzeltmeye uğraşmayan dokuz kişi (çete) vardı.
Neml · 49. ayet
Kalu tekasemu billahi le nubeyyitennehu ve ehlehu summe le nekullenne li veliyyihı ma sehidna mehlike ehlihı ve inna le sadikın
Biz gece ona ve ailesine baskın verelim, sonra da onun dostuna, ailesinin yok edilişinde bulunmadık, şüphesiz biz doğru söylüyoruz, diyelim" diye aralarında Allah'a yemin ettiler.
Neml · 50. ayet
Ve mekeru mekrav ve mekerna mekrav ve hum la yes’urun
Onlar bir düzen kurdular. Biz farkettirmeden düzenlerini bozduk.
Neml · 51. ayet
Fenzur keyfe kane akıbetu mekrihim enna demmernahum ve kavmehum ecmeıyn
Hilelerinin sonunun nasıl olduğuna bir bak! Biz onları ve milletlerini, hepsini, yerle bir ettik.
Neml · 52. ayet
Fe tilke buyutuhum haviyetem bima zalemu inne fı zalike le ayetel li kavmiy ya’lemun
İşte, haksızlıklarına karşılık çökmüş bulunan evleri! Bunda, bilen bir millet için şüphesiz, ders vardır.
Neml · 53. ayet
Ve enceynellezıne amenu ve kanu yettekun
İnanıp Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtardık.
Neml · 54. ayet
Ve lutan iz kale li kavmihı ete’tunel fahısete ve entum tubsırun
Lut'u da gönderdik; milletine şöyle dedi: "Göz göre göre bir hayasızlık mı yapıyorsunuz.
Neml · 55. ayet
E innekum le te’tuner ricale sehvetem min dunin nisa’bel entum kavmun techelun
Kadınları bırakıp, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz; evet, siz cahil bir milletsiniz.
Neml · 56. ayet
Fe ma kane cevabe kavmihı illa en kalu ahricu ale lutım min karyetikum innehum unasuy yetetahherun
Milletinin cevabı sadece: "Lut'un ailesini kasabanızdan çıkarın, güya onlar temiz kalmaya çalışan insanlarmış" demek oldu.
Neml · 57. ayet
Fe enceynahu ve ehlehu illemraetehu kaddernaha minel gabirın
Bunun üzerine onu ve ailesini kurtardık, yalnız karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk.
Neml · 58. ayet
Ve emtarna aleyhim metara fe sae metarul munzerın
Geride kalanların üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi.
Neml · 59. ayet
Kulil humdu lillahi ve selamun ala ıbadihillezınastafa allahu hayrun emma yusrikun
De ki: "Hamd Allah'a mahsustur, seçtiği kullarına selam olsun. Allah mı daha iyidir, yoksa O'na koştukları ortaklar mı.
Neml · 60. ayet
Emmen halekas semavati vel erda ve enzele lekum mines semai maa fe embetna bihı hadaika zate behceh ma kane lekum en tumbitu seceraha e ilahum meallah bel hum kavmuy ya’dilun
Yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indirip onunla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği, güzel güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah'ın yanında başka bir tanrı mı? Hayır; onlar taptıklarını Allah'a eşit tutan bir millettir.
Neml · 61. ayet
Emmen ceallel erda kararav ve cealle hılaleha enharav ve ceale leha ravasiye ve ceale beynel bahrayni haciza e ilahum meallah bel ekseruhum la ya’lemun
Yoksa yeri, yaratıklarının oturmasına elverişli kılan ve aralarında ırmaklar meydana getiren, yeryüzüne sabit dağlar yerleştiren, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah'ın yanında başka bir tanrı mı? Hayır; çoğu bilmezler.
Neml · 62. ayet
Emmey yucıbul mudtarra iza deahu ve yeksifus sue ve yec’alukum hulefael ard e ilahum meallah kalılem ma tezekkerun
Yoksa, darda kalana, kendisine yakardığı zaman karşılık veren, başındaki sıkıntıyı gideren ve sizi yeryüzünün sahipleri yapan mı? Allah'ın yanında başka bir tanrı mi? Pek kıt düşünüyorsunuz.
Neml · 63. ayet
Emmey yehdıkum fı zulumatil berri vel bahri ve mey yursilur riyaha busram beyne yedey rahmetih e ilahum meallah tealellahu amma yusrikun
Yoksa, karanın ve denizin karanlıklarında size yol bulduran, rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci gönderen mi? Allah'ın yanında başka bir tanrı mı? Allah, koştukları eşlerden yücedir.
Neml · 64. ayet
Emmey yebdeul halka summe yuıyduhu ve mey yerzukukum mines semai vel ard e ilahum meallah kul hatu burhanekum in kuntum sadikıyn
Yoksa, önce yaratan, sonra da yaratmayı tekrar edecek olan; size gökten ve yerden rızık veren mi? Allah'ın yanında başka bir tanrı mı? De ki: "Eğer doğru sözlülerden iseniz, açık delilinizi getirin.
Neml · 65. ayet
Kul la ya’lemu men fis semavati vel erdıl gaybe illellah ve ma yes’urune eyyane yub’asun
De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka bilen yoktur." Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.
Neml · 66. ayet
Belid darake ılmuhum fil ahırati bel hum fı sekkim minha bel hum minha amıun
Ahirete dair bilgileri yeterli midir? Hayır; ondan şüphe etmektedirler. Hayır; ona karşı kördürler.
Neml · 67. ayet
Ve kalellezıne keferu e iza kunna turabev ve abauna einna le muhracun
İnkar edenler: "Biz ve babalarımız toprak olduğumuzda mı, doğrusu bizler mi tekrar çıkarılacağız? Bununla biz de, daha önce babalarımız da, and olsun ki, tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" dediler.
Neml · 68. ayet
Le kad vuıdna haza nahnu ve abauna min kablu in haza illa esatıyrul evvelın
İnkar edenler: "Biz ve babalarımız toprak olduğumuzda mı, doğrusu bizler mi tekrar çıkarılacağız? Bununla biz de, daha önce babalarımız da, and olsun ki, tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" dediler.
Neml · 69. ayet
Kul sıru fil erdı fenzuru keyfe kane akıbetul mucrimın
De ki: "Yeryüzünde gezin, suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.
Neml · 70. ayet
Ve la tahzen aleyhim ve la tekun fı daykım mimma yemkurun
Onlara üzülme. Hilelerine karşı da sıkılma.
Neml · 71. ayet
Ve yekulune meta hazel va’du in kuntum sadikıyn
Onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız, bildirin, bu sözünüz ne zaman yerine gelecektir?" derler.
Neml · 72. ayet
Kul asa ey yekune radife lekum ba’dullezı testa’cilun
De ki: "Acele ettiğiniz şeyin bir kısmı belki hemen başınıza gelir.
Neml · 73. ayet
Ve inne rabbeke le zu fadlin alen nasi ve lakinne ekserahum la yeskurun
Doğrusu Rabbin, insanlara karşı lütuf sahibidir. Fakat onların çoğu şükretmezler.
Neml · 74. ayet
Ve inne rabbeke le ya’lemu ma tukinnu suduruhum ve ma yu’linun
Şüphesiz Rabbin onların gönüllerinin gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
Neml · 75. ayet
Ve ma min gaibetin fis semai vel erdı illa fı kitabim mubın
Gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.
Neml · 76. ayet
Inne hazel kur’ane yekussu ala benı israıle ekserallezı hum fıhi yahtelifun
Doğrusu bu Kuran, İsrailoğullarına, ayrılığa düştükleri şeyin çoğunu anlatmaktadır.
Neml · 77. ayet
Ve innehu lehudev ve rahmetul lil mu7minın
Doğrusu Kuran, inananlara doğruluk rehberi ve rahmettir.
Neml · 78. ayet
Inne rabbeke yakdıy beynehum bi hukmih ve huvel azızul alım
Rabbin şüphesiz, aralarında, kendi hükmünü verecektir. O güçlüdür, bilendir.
Neml · 79. ayet
Fe tevekkel alellah inneke alel hakkıl mubın
Allah'a güven, şüphesiz sen apaçık gerçek üzerindesin.
Neml · 80. ayet
Inneke la tusmiul mevta ve la tusmius summed duae iza vellev mudbirın
Sen, ölülere şüphesiz ki işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
Neml · 81. ayet
Ve ma ente bi hadil umyi an dalaletihim in tusmiu illa mey yu’minu bi ayatina fe hum muslimun
Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola döndüremezsin; ancak ayetlerimize inananlara sen duyurabilirsin; işte onlar Müslümanlardır.
Neml · 82. ayet
Ve iza vekaal kavlu aleyhim ahracna lehum dabbetem minel erdı tukellimuhum ennen nase kanu bi ayatina la yukınun
Kendilerine söylenmiş olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit hayvan çıkarırız ki o, onlara, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıkların söyler.
Neml · 83. ayet
Ve yevme nahsuru min kulli ummetin fevcem mimmey yukezzibu bi ayatina fehum yuzeun
O gün her ümmetin ayetlerimizi yalanlayanlarını toplarız. Onlar bir arada tutulup, hesap yerine sevkedilirler.
Neml · 84. ayet
Hatta iza cau kale e kezzebtum bi ayatı ve lem tuhıytu biha ilmen emma za kuntum ta’melun
Geldikleri zaman Allah: "Ayetlerimi anlamadığınız halde yalanladınız mı? Yoksa yaptığınız neydi?" der.
Neml · 85. ayet
Ve vekaal kavlu aleyhim bima zalemu fe hum la yentıkun
Haksızlıklarından ötürü, söylenilen söz başlarına gelir. Artık konuşamaz olurlar.
Neml · 86. ayet
E lem yerav enna cealnel leyle li yeskunu fıhi ven nehara mubsıra inne fı zalike le ayatil li kavmiy yu’minun
Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü çalışasınız diye aydınlık olarak yarattığımızı görmediler mi? Doğrusu bunda, inanan millet için dersler vardır.
Neml · 87. ayet
Ve yevme yunfehu fis suri fe fezia men fis semavati ve men fil erdı illa men saellah ve kullun etevhu dahırın
Sura üfürüldüğü gün, Allah'ın diledikleri bir yana, göklerde olanlar da yerde olanlar da, korku içinde kalırlar. Hepsi Allah'a boyunları bükülmüş olarak gelirler.
Neml · 88. ayet
Ve teral cibale tahsebuha camidetev ve hiye temurru merras sehab sun’allahillezı etkane kulle sey’innehu habırum bima tefalun
Dağları yerinde donmuş gibi durur görürsün, oysa onlar bulutlar gibi geçerler. Bu her şeyi sağlam tutan Allah'ın işidir. Doğrusu O, yaptıklarınızdan haberdardır.
Neml · 89. ayet
Men cae bil haseneti fe lehu hayrum minha ve hum min fezeıy yevmeizin aminın
Kim bir iyilik getirirse, ona daha iyisi verilir. Onlar o günün korkusundan güvendedirler.
Neml · 90. ayet
Ve men cae bis seyyieti fe kubbet vucuhuhum fin nar hel tuczevne ila ma kuntum ta’melun
Kötülük getiren kimseler, yüzükoyun ateşe atılırlar. "Yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılacaksınız?" denir.
Neml · 91. ayet
Innema umirtu en a’bude rabbe hazihil beldetillezı harrameha ve lehu kullu sey’iv ve umirtu en ekune minel muslimın
De ki: "Ben, yalnız her şeyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum." Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur, kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. De ki: "Ben sadece, uyaranlardan biriyim.
Neml · 92. ayet
Ve en etluvel kur’an fe menihteda fe innema yehtedı li nefsih ve men dalle fe kul innema ene minel munzirın
De ki: "Ben, yalnız her şeyin sahibi olan ve bu kutlu kılınmış şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum. Müslümanlardan olmakla ve Kuran okumakla emrolundum." Kim doğru yolu bulmuşsa, yalnız kendisi için bulmuş olur, kim sapıtmışsa kendine etmiş olur. De ki: "Ben sadece, uyaranlardan biriyim.
Neml · 93. ayet
Ve kulil hamdu lillahi seyurıkum ayatihı fe ta’rifuneha ve ma rabbuke bi gafilin amma ta’melun
De ki: "Hamd Allah'a mahsustur. O, ayetlerini size gösterecek, siz de onları bileceksiniz." Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.