4
Nisâ
Nisâ
176 ayet
Sure profili · 4. cüz · Medine
Nisâ
An-Nisa · Nisâ
Nisâ suresi (An-Nisa). Medine döneminde inmiştir; 176 ayettir. Mushaf yolunda 4. sure olarak okunur.
176 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Nisâ · 1. ayet
Ya eyyuhen nasutteku rabbekumullezı halekakum min nefsiv vahıdetiv ve haleka minha zevcelna ve besse minhuma ricalen kesırav ve nisaa* vettekullahellezı tesaelune bihı vel erham innellahe kane aleykum rakıyba
Ey İnsanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabb'inize hürmetsizlikten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'ın ve akrabanın haklarına riayetsizliktende sakının. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir.
Nisâ · 2. ayet
Ve atul yetama emvalehum ve la tetebeddelul habise bit tayyibi ve la te’kulu emvalehum ila emvalikum innehu kane huben kebıra
Yetimlere mallarını verin. Temizi murdara değişmeyin, onların mallariyle kendi mallarınızı karıştırarak yemeyin, çünkü bu büyük bir suçtur.
Nisâ · 3. ayet
Ve in hıftum illa tuksitu fil yetama fenkihu ma tabe lekum minen nisai mesna ve sulase ve ruba’fe in hıftum ella ta’dilu fe vahıdeten ev ma leleket eymanukum zalike edna ella teulu
Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur.
Nisâ · 4. ayet
Ve antun nisae sadukatihinne nıhleh fe in tıbne lekum an sey’im minhu nefsen fe kuluhu henıem merıa
Kadınlara mehirlerini cömertçe verin, eğer ondan gönül hoşluğu ile size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yiyin.
Nisâ · 5. ayet
Ve la tu’tus sufehae emvalekumulletı cealellahu lekum kıyamev verzukuhum fıha veksuhum ve kulu lehum kavlem ma’rufa
Allah'ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı, beyinsizlere vermeyin, kendilerini bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
Nisâ · 6. ayet
Vebtelul yetama hatta iza belegun nikah fe in anestum minhum rusden fedfeu ileyhim emvalehum ve la te’kuluha israfev ve bidaran ey yekberu ve men kane ganiyyen felyesta’fif ve men kane fekıyran felye’kul bil ma’ruf fe iza defa’tum ileyhim emvalehum fe eshidu aleyhim ve kefa billahi hasıba
Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin; onlarda olgunlaşma görürseniz mallarını kendilerine verin; büyüyecekler de geri alacaklar diye onları israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan, iffetli olmağa çalışsın, yoksul olan uygun bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında şahid bulundurun. Hesap sormak için Allah yeter.
Nisâ · 7. ayet
Lir ricali nasıybum mimma terakel validani vel akrabune ve lin nisai nasıybum mimma terakel validani vel akrabune mimma kalle minhu evkesur nasıybem mefruda
Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, erkeklere hisse vardır. Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından kadınlara da hisse vardır. Bunlar, az veya çok, belirli bir hissedir.
Nisâ · 8. ayet
Ve iza hadaral kısmete ulul kurba vel yetama vel mesakınu ferzukuhum minhu ve kulu lehum kavlem ma’rufa
Taksimde, yakınlar, yetimler ve düşkünler bulunursa, ondan onlara da verin, güzel sözler söyleyin.
Nisâ · 9. ayet
Velyahsellezıne lev teraku min halfihim zurriyyeten dıafen hafu aleyhim felyettekullahe velyekulu kavlen sedıda
Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler.
Nisâ · 10. ayet
Innellezıne ye’kulune emvalel yetama zulmen innema ye’kulune fı butunihim nara ve seyaslevne seıyra
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar, zaten onlar çılgın aleve atılacaklardır.
Nisâ · 11. ayet
Yusıykumullahu fı evladikum lizzekeri mislu hazzıl unseyeyn fe in kunne nisaen fevkasneteyni fe lehunne sulusa ma terakv ve in kanet vahıdeten fe lene nısf ve li ebeveyhi li kulli vahıdum minhumes sudusu mimma terake in kane lehu veled fe il lem yekul lehu veleduv ve verisehu ebevahu fe li ummihis sulus fe in kane lehu ıhvetun fe li ummihis sudus mim ba’di vesıyyetiy yusıy biha ev deyn abaukum ve ebnaukum la tedrune eyyuhum akrabu lekum nef’a ferıdatem minellah innellahe kane alımen hakıma
Allah çocuklarınız hakkında, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer kadınlar ikinin üstünde ise, bırakılanın üçte ikisi onlarındır; şayet bir ise yarısı onundur. Ana babadan her birine, ölenin çocuğu varsa yaptığı vasiyetten veya borcundan arta kalanın altıda biri, çocuğu yoksa, anası babası ona varis olur, anasına üçte bir düşer. Kardeşleri varsa, altıda biri annesinindir; babalarınız ve oğullarınızdan menfaatçe hangisinin size daha yakın olduğunu siz bilmezsiniz. Bunlar Allah tarafından tesbit edilmiştir. Doğrusu Allah bilendir, Hakim olandır.
Nisâ · 12. ayet
Ve lekum nısfu ma terake ezvacukum il lem yekul lehunne veled fe in kane lehunne veledun fe lekumur rubuu mimma terakne mim ba’di vesıyyetiy yusıyne biha ev deyn ve lehunner rubuu mimma teraktum il lem yekul lekum veled fe in kane lekum veledun fe lehunnes sumunu mimma teraktum mim ba7di vesıyyetin tusune biha ev deyn ve in kane raculuy yurasu kelaleten evimraetuv ve lehu ehun ev uhtun fe li kulli vahıdim minhumes sudus fe in kanu eksera min zalike fe hum surakau fis sulusi mim ba’di vesıyyetiy yusa biha ev deynin gayra mudarr vesıyyetem minellah vellahu alımun halım
Kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, çocukları varsa, bıraktıklarının ettikleri vasiyetten veya borçtan arta kalanın dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra bıraktıklarınızın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadına kelale yollu (çocuğu ve babası olmadığı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir erkek veya bir kız kardeşi bulunuyorsa, her birine edilen vasiyetten veya borçtan arta kalanın altıda biri düşer; ikiden çoksalar, üçte birine, zarara uğratılmaksızın ortak olurlar. Bunlar Allah tarafından tavsiye edilmiştir. Allah bilendir. Halim'dir.
Nisâ · 13. ayet
Tilke hududullah ve mey yutııllahe ve rasulehu yudhılhu cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıhav ve zalikel fevzul azıym
Bunlar Allah'ın yasalarıdır. Allah'a ve Peygamberine kim itaat ederse onu içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır, orada temellidirler, büyük kurtuluş budur.
Nisâ · 14. ayet
Ve mey ya’sıllahe ve rasulehu ve yeteadde hududehu yudhılhu naran haledn fıha ve lehu azabum muhın
Kim Allah'a ve Peygamberine baş kaldırır ve yasalarını aşarsa, onu, temelli kalacağı cehenneme sokar. Alçaltıcı azab onadır.
Nisâ · 15. ayet
Vellatı ye’tınel fahısete min nisaikum festeshidu aleyhinne erbeatem minkum fe in sehidu fe emsikuhunne fil buyuti hatta yeteveffahunnel mevtu ev yec’alellahu lehunne sebıla
Kadınlarınızdan zina edenlere, bunu isbat edecek aranızdan dört şahid getirin, şehadet ederlerse, ölünceye veya Allah onlara bir yol açana kadar evlerde tutun.
Nisâ · 16. ayet
Vellezani ye’tiyaniha minkum fe azuhuma fe in taba ve asleha fe a’ridu anhuma innellahe kane tevvaber rahıyma
İçinizden zina eden iki kimseye eziyet edin, tevbe edip düzeltirlerse onları bırakın. Doğrusu Allah tevbeleri daima kabul ve merhamet eder.
Nisâ · 17. ayet
Innemet tevbetu alellahi lillezıne ya’melunes sue bi cehaletin summe yetubune min karıbin fe ulaike yetubullahu aleyhim ve kanellahu alımen hakıma
Allah kötülüğü bilmeyerek yapıp da, hemen tevbe edenlerin tevbesini kabul etmeyi üzerine almıştır. Allah işte onların tevbesini kabul eder. Allah Bilen'dir, Hakim olandır.
Nisâ · 18. ayet
Ve leysetit tevbetu lillezıne ya’melunes seyyiat hatta iza hadara ehadehumul mevtu kale innı tubtul ane ve lellezıne yemutune ve hum kuffar ulaike a’tedna lehum azaben elıma
Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; "şimdi tevbe ettim" diyenler ile kafir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azab hazırlamışızdır.
Nisâ · 19. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu la yehıllu lekum en terisun nisae kerha ve la ta’duluhunne li tezhebu bi ba’dı ma ateytumuhunne illa ey ye’tıne bi fahısetim mubeyyineh ve asiruhunne bil ma’ruf fe in kerihtumuhunne fe asa en tekrahu sey7ev ve yec’alellahu fıhi hayran kesıra
Ey İnananlar! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Apaçık hayasızlık etmedikçe onlara verdiğinizin bir kısmını alıp götürmeniz için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, sabredin, hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir.
Nisâ · 20. ayet
Ve in eradtumustibdale zevcim mekane zevciv ve ateytum ıhdalunne kıntaran fe la te’huzu minhu sey’a e te’huzunehu buhtanev ve ismem mubına
Bir eşin yerine başka bir eşi almak isterseniz, birincisine bir yük altın vermiş olsanız bile ondan bir şey almayın. İftira ederek ve apaçık günaha girerek ona verdiğinizi geri alır mısınız.
Nisâ · 21. ayet
Ve keyfe te’huzunehu ve kad efda ba7dukum ila ba’dıv ve ehazne minkum mısakan galıza
Nasıl alırsınız ki siz birbirinize katılmıştınız ve onlar sizden sağlam teminat almışlardı.
Nisâ · 22. ayet
Ve la tenkihu ma nekeha abaukum minen nisai illa ma kad selefv innehu kane fahısetev ve makta ve sae sebıla
Babalarınızın evlendikleri kadınlarla evlenmeyin, geçmişte olanlar artık geçmiştir çünkü bu bir fuhuş ve igrenç bir şeydi, ne kötü yoldu.
Nisâ · 23. ayet
Hurrimet aleykum ummehatukum ve benatukum ve ehavatukum ve ammatukum ve halatukum ve benatul ehı ve benatul uhti ve ummehatukumullatı erda’nekum ve ehavatukum miner radaati ve ummehatu nisaikum ve rabaibukumullatı fı hucurikum min nisaikumullatı dehatum bihınne fe il lem tekunu dehaltum bihinne fe la cunaha aleykum ve halailu ebnaikumul lezıne min aslabikum ve ne tecmeu beynel uhteyni illa ma kad selef innellahe kane gafurar rahıyma
Sizlere, analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kızkardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızin yanınızda kalan üvey kızlarınız ki onlarla gerdeğe girmemişseniz size bir engel yoktur, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almak suretiyle evlenmek, -geçmişte olanlar artık geçmiştir- size haram kılındı. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.
Nisâ · 24. ayet
Vel muhsanatu minen nisai illa ma meleket eymanukum kitabellahi aleykum ve uhılle lekum ma verae zalikum en tebtegu bi emvalikum muhsıniyne gayra musafihıyn femestemta’tum bihı minhunne fe atuhunne ucurahunne ferıdah ve la cunaha aleykum fıma teradaytum bihı mim ba’dil ferıdah innellahe kane alımen hakıma
Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna, bunlar, Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunlardan başkasını, zinadan kaçınıp, iffetli olarak, mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalandığınıza mukabil, kararlaştırılmış olan mehirlerini verin; kararlaştırılandan başka, karşılıklı hoşnud olduğunuz hususda size bir sorumluluk yoktur. Allah Bilen'dir, Hakim'dir.
Nisâ · 25. ayet
Ve mel lem yestetı’minkum tavlen ey yenkihal muhsanatil mu’minati fe mim ma meleket eymaukum min feteyatikumul mu’minat vellahu a’lemu bi ımanikum ba’dukum mim ba’d fenkihuhunne bi izni ehlihinne ve atuhunne ucurahunne bil ma’rufi muhsanatin gayra musafihativ ve la muttehızati ahdan fe iza uhsınne fe in eteyne bi fahısetin fe aleyhinne nısfu ma alel muhsanati minel azab zalike li men hasiyel anete minkum ve en tasbiru harul lekum vellahu gafurur rahıym
Sizden, hür mümin kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyen kimse, ellerinizdeki mümin cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı çok iyi bilir. Birbirinizdensiniz, aynı soydansınız. Onlarla, zinadan kaçınmaları, iffetli olmaları ve gizli dost tutmamış olmaları halinde, velilerinin izniyle evlenin ve örfe uygun bir şekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hür kadınlara edilen azabın yarısı edilir. Cariye ile evlenmedeki bu izin içinizden, günaha girme korkusu olanlaradır. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Nisâ · 26. ayet
Yurıdullahu li yubeyyine lekum ve yehdiyekum sunenellezıne min kablikum ve yetube aleykum vellahu alımun hakım
Allah size açıklamak ve sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah Bilen'dir, Hakim'dir.
Nisâ · 27. ayet
Vallahu yurıdu ey yetube aleykum ve yurıdullezıne yettebiunes sehevati en temılu meylen azıyma
Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa girmenizi isterler.
Nisâ · 28. ayet
Yurıdullahu ey yuhaffife ankum ve hulikal insanu daıyfa
İnsan zayıf yaratılmış olduğundan Allah sizden yükü hafifletmek ister.
Nisâ · 29. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu la te’kulu emvalekum beynekum bil batıli illa en tekune ticaraten an teradım minkum ve la taktulu enfusekum innellahe kane bikum rahıyma
Ey İnananlar! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yeyin, haram ile nefsinizi mahvetmeyin. Allah şüphesiz ki size merhamet eder.
Nisâ · 30. ayet
Ve mey yef’al zalike udvanev ve zulmen fe sevfe nuslıhi nara ve kane zalike alellahi yesıra
Bunu kim aşırı giderek haksızlıkla yaparsa, onu ateşe sokacağız. Bu, Allah'a kolaydır.
Nisâ · 31. ayet
In tectenibu kebaira ma tunhevne anhu nukeffir ankum seyyiatikum ve nudhılkum mudhalen kerıma
Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz.
Nisâ · 32. ayet
Ve la tetemennev ma faddalelelahu bihı ba’dakum ala ba’d lir ricali nasıybum mimmektesebu ve lin nisai nasıybum mimmektesebn ves’elullahe min fadlih innellahe kane bi kulli sey’in alıma
Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri özlemeyin. Erkeklere, kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah'tan bol nimet isteyin. Doğrusu Allah her şeyi bilir.
Nisâ · 33. ayet
Ve li kullin cealna mevaliye mimma terakel validani vel akrabun vellezıne akadet eymanukum fe atuhum nasıybehum innellahe kane ala kulli sey’in sehıda
Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından her birine varisler kıldık. Kendileriyle yeminleştiğiniz kimselere hisselerini veriniz. Doğrusu Allah her şeye şahiddir.
Nisâ · 34. ayet
Er ricalu kavvamune alen nisai bi ma faddalellahu ba’dahum ala ba’dıv ve bi ma enfeku min emvalihim fes salihatu kanitatun hafizatul lil gaybi bi ma hafızallah vellatı tehafune nusuzehunne fe ızuhunne vehcuruhunne fil medaciı vadribuhunn fe in eta’nekum fe la tebgu aleyhinne sebıla innellahe kane aliyyen kebıra
Allah'ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah'ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa aleyhlerine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce'dir, Büyük'tür.
Nisâ · 35. ayet
Ve in hıftum sikaka beynihima feb’asu hakemem min ehlihı ve hakemem min ehliha iy yurıda ıslahay yuveffikıllahu beynehuma innellahe kane alımen habıra
Karı kocanın arasının açılmasından endişelenirseniz, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; bunlar düzeltmek isterlerse, Allah onların aralarını buldurur. Doğrusu Allah her şeyi Bilen ve haberdar olandır.
Nisâ · 36. ayet
Va’budullahe ve la tusriku bihı sey’ev ve bil valideyni ıhsanev ve bizil kurba vel yetama vel mesakıni vel cari zil kurba vel caril cunubi ves sahıbi vil cembi vebnis sebıli ve ma meleket eymanukum innellahe la yuhıbbu men kane muhtalen fehura
Allah'a kulluk edin, O'na bir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez.
Nisâ · 37. ayet
Ellezıne yebhalune ve ye’murunen nase bil buhli ve yektumune ma atahumullahu min fadlih ve a’tedna lil kafirıne azabem muhına
Onlar cimrilik ederler, insanlara cimrilik tavsiyesinde bulunurlar, Allah'ın bol nimetinden kendilerine verdiğini gizlerler. Kafirlere aşağılık bir azab hazırlamışızdır.
Nisâ · 38. ayet
Vellezıne yunfikune emvalehum riaen nasi ve la yu’minune billahi ve la bil yevmil ahır ve mey yekunis seytanu lehu karınen fe sae karına
Mallarını insanlara gösteriş için sarfedip, Allah'a ve ahiret gününe inanmayanları da Allah sevmez. Şeytanın arkadaş olduğu kimsenin ne fena arkadaşı vardır.
Nisâ · 39. ayet
Ve maza aleyhim lev amenu billahi vel yevmil ahıri ve enfeku mimma razekahumullah ve kanellahu bihim alıma
Bunlar Allah'a, ahiret gününe inanmış, Allah'ın verdiği rızıklardan sarfetmiş olsalardı ne zararı olurdu? Oysa Allah onları bilir.
Nisâ · 40. ayet
Innellahe la yazlimu miskale zerrah ve in teku hasenetey yudaıfha ve yu’ti mil ledunhu ecran azıyma
Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz, zerre kadar iyilik olsa onu kat kat arttırır ve yapana büyük ecir verir.
Nisâ · 41. ayet
Fe keyfe iza ci’na min kulli ummetim bi sehıdiv ve ci’nabike ala haulai sehıda
Her ümmete bir şahid getirdiğimiz ve seni de bunlara şahid getirdiğimiz vakit durumları nasıl olacak.
Nisâ · 42. ayet
Yevmeiziy yeveddullezıne keferu ve asavur rasule lev tusevva bihimul ard ve la yuktumunellahe hadısa
O gün, inkar edip Peygambere baş kaldırmış olanlar, yerle bir olmayı ne kadar isterler ve Allah'tan bir söz gizleyemezler.
Nisâ · 43. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu la takrabus salate ve entum sukara hatta ta’lemu ma tekulune ve la cunuben illa abirı sebılin hatta tagtesiluv ve in kuntum merda ev ala seferin ev cae ehadum minkum minel gaitı ev lamestumun nisae fe lem tecidu maen fe teyemmemu saıyden tayyiben femsehu bi vucuhikum ve eydıkum innellahe kane afuvven gafura
Ey İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünübken, yolcu olan müstesna gusledene kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz yahut biriniz ayak yolundan gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız ve bu durumlarda su bulamamışsanız tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affeder ve bağışlar.
Nisâ · 44. ayet
E lem tera ilellezıne utu nasıybem minel kitabi yesteruned dalalete ve yurıdune en tedıllus sebıl
Kendilerine Kitap'dan bir pay verilenlerin sapıklığı satın aldıklarını ve sizin yolu sapıtmanızı istediklerini görmüyor musun.
Nisâ · 45. ayet
Vallahu a7lemu bi a’daikum ve kefa billahi veliyyev ve kefa billahi nasıyra
Allah, düşmanlarınızı çok iyi bilir. Allah size dost olarak da yeter, yardımcı olarak da yeter.
Nisâ · 46. ayet
Minellezıne hadu yuharrifunel kelime am mevadııhı ve yekulune semı’na ve asayna vesma’gayra musmeıv ve raına leyyem bi elinetihim ve ta’nen fid dın ve lev ennehum kalu semı’na ve eta’na vesma’venzurna leane hayral lehum ve akveme ve lakil leanehumullahu bi kufrihim fe la yu’minune illa kalıla
Yahudilerden, sözleri yerlerinden değiştirip: "İşittik ve karşı geldik, kulak vermeyerek dinle" ve dillerini eğip bükerek ve dini yererek: "Bizi de dinle" diyenler vardır. Şayet: "İşittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet" demiş olsalardı, onlar için daha iyi daha doğru olurdu. İşte Allah inkarları yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek azı inanır.
Nisâ · 47. ayet
Ya eyyuhellezıne utul kitabe aminu bi ma nezzelna musaddikal li ma meakum min kabli en natmise vucuhen fe neruddeha ala edbariha ev nel’anehum ke ma leanna ashabes sebt ve kane emrullahi mef’ula
Ey Kitap verilenler! Yüzleri silip arkaya çevirerek enseler gibi dümdüz yapmadan, yahut cumartesi güncüleri lanetlediğimiz gibi lanetlemeden önce, yanınızdakini tasdik ederek indirdiğimiz Kuran'a inanın; Allah'ın emri daima yapılagelmiştir.
Nisâ · 48. ayet
Innellahe la yagfiru eyyusrake bihı ve yagfiru ma dune zalike li mey yesa’ve mey yusrik billahi fe kadiftera ismen azıyma
Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, şüphesiz büyük bir günahla iftira etmiş olur.
Nisâ · 49. ayet
E lem tera ilellezıne yuzekkune enfusehum belillahu yuzekkı mey yesau ve la yuzlemune fetıla
Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar haksızlık yapmaz.
Nisâ · 50. ayet
Unzur keyfe yefterune alellahul kezib ve kefa bihı ismem mubına
Allah'a nasıl yalan yere iftira ettiklerine bir bak. Bu, apaçık bir günah olarak yeter.
Nisâ · 51. ayet
E lem tera ilellezıne utu nasıybem minel kitabi yu’minune bil cibti vet taguti ve yekulune lillizıne keferu haulai ehda minellezıne amenu sebıla
Kendilerine kitap verilmiş olanların, puta ve şeytana kanıp, inkar edenlere: "Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadırlar" dediklerini görmedin mi.
Nisâ · 52. ayet
Ulaikellezıne leanehumullah ve mey yel’anillahu fe len tecide lehu nesıyra
İşte, Allah'ın lanetledikleri onlardır. Allah'ın lanetlediği kişiye asla yardımcı bulamayacaksın.
Nisâ · 53. ayet
Em lehum nesıybum minel mulki fe izel la yu’tunen nase nekıyra
Yoksa onların hükümranlıktan bir payı mı var? O zaman insanlara bir çekirdek parçası bile vermezler.
Nisâ · 54. ayet
Em yahsudunen nase ala ma atahumullahu min fadlih fe kad ateyna ale ibrahımel kitabe vel hıkmete ve ateynahum mulken azıyma
Yoksa Allah'ın bol nimetinden verdiği kimseleri mi çekemiyorlar? Oysa İbrahim ailesine kitap ve hikmet verdik, onlara büyük hükümranlık bahşettik.
Nisâ · 55. ayet
Fe minhum men amene bihı ve minhum men saddeanh ve kefa bi cehenneme seıyra
Onlardan ona inananlar ve yüz çevirenler vardı. Çılgın bir alev olarak cehennem yeter. Doğrusu, ayetlerimizi inkar edenleri ateşe sokacağız; derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Nisâ · 56. ayet
Innellezıne keferu bi ayatina sevfe nuslıhim nara kullema nedıcet culuduhum beddelnahum culuden gayraha li yezukul azab innellahe kane azızen hakıma
Onlardan ona inananlar ve yüz çevirenler vardı. Çılgın bir alev olarak cehennem yeter. Doğrusu, ayetlerimizi inkar edenleri ateşe sokacağız; derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Nisâ · 57. ayet
Vellezine amenu ve amilus salihati senudhıluhum cennatin tecri min tahtihel enharu halidıne fıha ebeda lehum fıha ezvacum mutuhheratuv ve nudhıluhum zıllen zalıla
İnanıp yararlı iş işleyenleri içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır. Onları en koyu gölgeliklere yerleştireceğiz.
Nisâ · 58. ayet
Innellahe ye’murukum en tueddul emanati ila ehliha ve iza hakemtum beynen nasi en tahkumu bil adlv innellahe niımma yeızukum bih innellahe kane semıam basıyra
Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür.
Nisâ · 59. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu etıy’ullahe ve etıy’ur rasule ve ulil emri minkum fe in tenaze’tum fı sey’in fe rudduhu ilellahi ves rasuli in kuntum tu’minune billahi vel yevmil ahırv zalike hayruv ve ahsenu te’vıla
Ey İnananlar! Allah'a itaat edin, Peygambere ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çekişirseniz, Allah'a ve ahiret gününe inanmışsanız onun halini Allah'a ve Peygambere bırakın. Bu, hayırlı ve netice itibariyle en güzeldir.
Nisâ · 60. ayet
Elem tera ilellezıne yez’umune ennehum amenu bi ma unzile ileyke ve ma unzile min kablike yurıdune ey yetehakemu ilet taguti ve kad umiru ey yekfuru bih ve yurıdus seytanu ey yudıllehum dalalem beıyda
Sana indirilen Kuran'a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Putlarının önünde muhakeme olunmalarını isterler. Oysa, onları tanımamakla emr olunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.
Nisâ · 61. ayet
Ve iza kıyle lehum tealev ila ma enzelellahu ve iler rasuli raeytel munafikıyne yesuddune anke sududa
Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Peygambere gelin" dendiği zaman, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.
Nisâ · 62. ayet
Fe keyfe iza esabethum musıybetum bi ma kaddemet eydıhim summe cauke yahlifune billahi in eradna illa ıhsanev ve etvfıka
Başlarına kendi işlediklerinden ötürü bir musibet çattığında sana gelip: "Biz, iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istemedik" diye de nasıl Allah'a yemin ederler.
Nisâ · 63. ayet
Ulaikellezıne ya’lemullahu ma fı kulubihim fe a’rıd anhum veızhum ve kul lehum fı enfusihim kavlem belıga
İşte bunlarin kalblerinde olanı Allah bilir. Onlardan yüz çevir, onlara öğüt ver, kendilerine tesirli sözler söyle.
Nisâ · 64. ayet
Ve ma erselna mir rasulin illa li yutaa bi iznillah ve lev ennehum iz zalemu enfusehum cauke festagferullahe vestagfera lehumur rasulu le vecedullahe tevvaber rahıyma
Biz her peygamberi ancak, Allah'ın izniyle, itaat olunması için gönderdik. Onlar, kendilerine yazık ettiklerinde, sana gelip Allah'tan mağfiret dileseler ve Peygamber de onlara mağfiret dileseydi, Allah'ın tevbeleri daima kabul ve merhamet eden olduğunu görürlerdi.
Nisâ · 65. ayet
Fe la ve rabbike la yu’minune hatta yuhakkimuke fıma secera beynehum summe la yecidu fı enfusihim haracem mimma kadayte ve yusellimu teslıma
Hayır; Rabb'ine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükmü içlerinde bir sıkıntı duymadan tamamen kabul etmedikçe inanmış olmazlar.
Nisâ · 66. ayet
Ve lev enna ketebna aleyhim enıktulu enfusekum evıhrucu min diyarikum ma fealuhu illa kalılum minhumv ve lev ennehum fealu ma yuazune bihı lekane hayran lehum ve esedde tesbita
Şayet onlara "Kendinizi öldürün" yahut "Memleketinizden çıkın" diye emretmiş olsaydık, pek azından başkaları bunu yapmazlardı. Kendilerine verilen öğüdü yerine getirmiş olsalardı onlar için daha iyi ve daha sağlam olurdu.
Nisâ · 67. ayet
Ve izel le ateynahum mil ledunna ecran azıyma
O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ecir verir ve onları doğru yola eriştirirdik.
Nisâ · 68. ayet
Ve le hedeynahum sıratam mustekıyma
O zaman onlara kendi katımızdan büyük bir ecir verir ve onları doğru yola eriştirirdik.
Nisâ · 69. ayet
Ve mey yutıılahe ver rasule fe ulaike meallezıne en’amellahu alehim minen nebiyyıne ves sıddıkıyne ves suhedai ves salihıyn ve hasune ulaike rafıka
Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah'ın nimetine eriştirdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar, şehidler ve iyilerle beraberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar.
Nisâ · 70. ayet
Zalikel fadlu minellah ve kefa billahi alıma
Bu nimet, Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.
Nisâ · 71. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu huzu hızrakum fenfiru subatin evinfiru cemıa
Ey İnananlar! İhtiyatlı davranın, bölük bölük veya hep birden savaşa gidin.
Nisâ · 72. ayet
Ve inne minkum le mel leyubettıenn fe in esabetkum musıybetun kale kad en’amellahu aleyye iz lem ekum meahum sehıda
Şüphesiz aranızda pek ağır davrananlar vardır; size bir musibet gelirse: "Allah bana iyilikte bulundu, çünkü onlarla beraber bulunmadim" der.
Nisâ · 73. ayet
Ve lein esabekum fadlum minellahi le yekulenne ke el lem tekum beynekum ve beynehu meveddetuy ya leytenı kuntu meahum fe efuze fevzen azıyma
Allah'tan size bir nimet erişse, and olsun ki, sizinle kendi arasında bir dostluk yokmuş gibi: "Keşki onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım" der.
Nisâ · 74. ayet
Fel yukatil fı sebılillahillezıne yesrunel hayated dunya bil ahırah ve mey yukatil fı sebılillahi fe yuktel ev yaglib fe sevfe nu’tıhi ecran azıyma
O halde, dünya hayatı yerine ahireti alanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır, öldürülür veya galib gelirse, Biz ona büyük bir ecir vereceğiz.
Nisâ · 75. ayet
Ve ma lekum la tukatilune fı sebılillahi vel mustad’afıne miner ricali ven nisai vel vildanillezıne yekulune rabbena ahricna min hazihil rayetiz zalimi ehluha vec’al lena mil ledunke veliyya vec’al lena mil ledunke nesıyra
Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı lutfet" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz.
Nisâ · 76. ayet
Ellezıne amenu yukatilune fı sebılillah vellezıne keferu yukatilune fı sebılit taguti fe katilu evliyaes seytan inne keydes seytani kane daıyfa
İnananlar Allah yolunda savaşırlar, inkar edenler ise tağut yolunda harbederler. Şeytanın dostlarıyla savaşın, esasen şeytanın hilesi zayıftır.
Nisâ · 77. ayet
E lem tera ilellezıne kıyle lehum kuffu eydiyekum ve ekıymus salet ve atuz zekah fe lemma kutibe aleyhimul kıtalu iza ferıkum minhum yahsevnen nase ke hasyetillahi ev esedde hasyeh ve kalu rabbena lime ketebte aleynel kıtal lev la ehhartena ila ecelin karıb kul metaud dunya kalıl vel ahıratu hayrul li menitteka ve la tuzlemune fetıla
Kendilerine: "Elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin" denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir takımı hemen, insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar tehir edemez miydin?" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez.
Nisâ · 78. ayet
Eyne ma tekunu yudrikumul mevtu ve lev kuntum fı burucim museyyedeh ve in tusıbhum hasenetuy yekulu hazihı min ındillah ve in tusıbhum seyyetuy yekulu hazihı min ındik kul kullum min ındillah fe mali haulail kavmi la yekadune yefkahune hadısa
Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: "Bu Allah'tandır" derler, bir kötülüğe uğrarlarsa "Bu, senin tarafındandır" derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır". Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar.
Nisâ · 79. ayet
Ma esabeke min hasenetin fe minellah ve ma esabeke min seyyietin fe min nefsik ve erselnake lin nasi rasula ve kefa billahi sehıda
Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.
Nisâ · 80. ayet
Mey yutıır rasule fe kad etaallah ve men tevella fe ma erselnake aleyhim hafıyza
Peygamber'e itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse bilsin ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik.
Nisâ · 81. ayet
Ve yekulune taatun fe iza berazu min ındike beyyete taifetum minhum gayrallezı tekul vallahu yektubu ma yubeyyitun fe a’rıd anhum ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekıla
Peki" derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden bir takımı, geceleyin senin dediklerinden başka bir şey kurarlar. Allah gece tasarladıklarını yazıyor, onlara aldırış etme. Allah'a güven, vekil olarak Allah yeter.
Nisâ · 82. ayet
E fe la yetedebberunel kur’an ve lev kane min ındi gayrullahi le vcedu fıhıhtilafen kesıra
Kuran'ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkasından gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı.
Nisâ · 83. ayet
Ve iza caehum emrum minel emni evil havfi ezau bih ve lev radduhu iler rasuli ve ila ulil emri minhum lealimehullezıne yesmebitunehu minhum ve lev la fadlullahi aleykum ve rahmetuhu letteba’tumus seytane illa kalıla
Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu yayarlar; halbuki o haberi Peygamber'e veya kendilerinden buyruk sahibi olanlara götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya kadir olanlar onu bilirdi. Allah'ın size bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, pek azınız bir yana, şeytana uyardınız.
Nisâ · 84. ayet
Fe katil fı sebılillah la tukellefu illa nefseke ve harridıl mu’minınv asellahu ey yekuffe be’sellezıne keferu vallahu esddu be’sev ve eseddu tenkıla
Allah yolunda savaş; sen ancak kendinden sorumlusun, inananları teşvik et; umulur ki Allah, inkar edenlerin baskınını önler. Allah'ın kahrı da, ibret alınacak cezası da pek şiddetlidir.
Nisâ · 85. ayet
Mey yesfa’sefaaten hasenetey yekul lehu nesiybum minha ve mey yesfa’sefaaten seyyietey yekul lehu kiflum minha ve kanellahu ala kulli sey’im mukıyta
Kim iyi bir işte aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona o kötülükten bir hisse vardır. Allah, her şeyin karşılığını verir.
Nisâ · 86. ayet
Ve iza huyyıtum bi tehıyyetin fe hayyu bi ahsene minha ev rudduha innellahe kane ala kulli sey’in hasıba
Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya ayniyle mukabele edin. Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.
Nisâ · 87. ayet
Allahu la ilahe illa hu le yecmeannekum ila yevmil kıyameti la raybe fıh ve men asdeku minellahi hadısa
Allah'tan başka tanrı yoktur, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet günü, sizi mutlaka toplayacaktır. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir.
Nisâ · 88. ayet
Fe ma lekum fil munafikıyne fieteyni vallahu erkesehum bi ma kesebu e turıdune en tehdu men edallellah ve mey yudlilillahu fe len tecide lehu sebıla
Ey müslümanlar! Münafıklar hakkında iki fırka olmanız da niye? Allah onları, yaptıklarından dolayı başaşağı etmiştir. Allah'ın saptırdığını siz mi yola getirmek istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimseye sen hiç yol bulamayacaksın.
Nisâ · 89. ayet
Veddu lev tekfurune kema keferu fe tekunune sevaen fe la tettehızu minhum evliyae hatta yuhaciru fı sebılillah fe in tevellev fe huzuhum vaktuluhum haysu vecedtumuhum ve la tettehızu minhum veliyyev ve la nesıyra
Onlar kendileri inkar ettikleri gibi, keşki siz de inkar etseniz de eşit olsanız isterler. Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları tutun, bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan dost ve yardımcı edinmeyin.
Nisâ · 90. ayet
Ilillezıne yesılune ila kavmim beynekum ve beynehum mısakun ev caukum hasırat suduruhum ey yukatilukum ev yukatilu kavmehum ve lev saellahu le selletahum aleykum fe le katelukum fe inı’tezelukum fe lem yukatilukum ve elkav ileykumus selem fe ma cealelahu lekum aleyhim sebıla
Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete sığınanlar yahut sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmaktan bıkarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize çullandırırdı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez.
Nisâ · 91. ayet
Setecidune aharıne yurıdune ey ye’menukum ev ye’menu kavmehum kullema ruddu ilel fitneti urkisu fıha fe il lem ya’tezilukum ve yulku ileykumus selem ve yekuffu eydiyehum fe huzuhum vaktuluhum haysu sekftumuhum ve ulaikum cealna lekum aleyhim sultanem mubına
Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik.
Nisâ · 92. ayet
Ve ma kane li mu’minin ey yaktule mu’minen illa hataa ve men katele mu’mine hataen fe tahrıru rakabetim mu’minetiv ve diyetum musellemetun ila ehlihı illa ey yessaddeku fe in kane min kavmin aduvvil lekum ve huve mu’minun fe tahrıru rakabetim mu’mineh ve in kane mni kavmim beynekum ve beynehum mısakun fediyetum musellemetun ila ehlihı ve tahrıru rakabetim mu’mineh fe mel lem yecid fe sıyamu sehrayni mutetabiayni tevbetem minellah ve kanellahu alımen hakıma
Bir müminin diğer mümini yanlışlık dışında öldürmesi asla caiz değildir. Bir mümini yanlışlıkla öldürenin, bir mümin köleyi azad etmesi ve öldürülenin ailesi bağışlamadıkça, ona diyet ödemesi gerekir. Eğer o mümin, size düşman bir topluluktan ise mümin bir köleyi azad etmek gerekir. Şayet aranızda anlaşma olan bir millettense, ailesine diyet ödemek ve mümin bir köleyi azat etmek gerekir. Bulamayana, Allah tarafından tevbesinin kabulü için, ard arda iki ay oruç tutmak gerekir. Allah bilendir. Hakim'dir.
Nisâ · 93. ayet
Ve mey yaktul mu’minem muteammiden fe cezauhu cehnnemu haliden fıha ve gadıbellahu aleyhi ve leanehu ve eadde lehu azaben azıyma
Kim bir mümini kasden öldürürse cezası, içinde temelli kalacağı cehennemdir. Allah ona gazabetmiş, lanetlemiş ve büyük azab hazırlamıştır.
Nisâ · 94. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu iza darabtum fı sebılillahi fe tebeyyenu ve la tekulu li men elka ileykumus selame leste mu’mina tebtegune aradal hayatid dunya fe ındellahi meganimu kesırah kezalike kuntum min kablu fe mennellahu aleykum fe tebeyyenu innellahe kane bi ma ta’melune habıra
Ey İnananlar! Allah yolunda yürüdüğünüz vakit, her şeyi iyice anlayın. Size, müslüman olduğunu bildirene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek: "Sen mümin değilsin" demeyin. Allah katında birçok ganimetler vardır. Evvelce siz de öyleydiniz. Allah size iyilikte bulundu, iyice araştırıp anlayın, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.
Nisâ · 95. ayet
La yestevil kaıdune minel mu’minıne gayru ulid darari vel mucahidune fı sebılillahi bi emvalihim ve enfusihim feddalellahul mucahidıne bi emvalihim ve enfusihim alel kaıdıne deraceh ve kullev veadellahul husna ve feddalellahul mucahidıne alel kaıdıne ecran azıyma
İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vadetmiştir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Nisâ · 96. ayet
Deracatim minhu ve magfiratev ve rahmehv ve kanellahu gafurar rahıyma
İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mal ve canlariyle cihad edenleri, mertebece, oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine de cenneti vadetmiştir, ama Allah, cihad edenleri oturanlara, büyük ecirler, dereceler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Nisâ · 97. ayet
Innellezıne teveffahumul melaiketu zalimı enfusihim kalu fıme kuntum kalu kunna mustad’afıne fil ard kalu e lem tekun erdullahi vasiaten fe tuhaciru fıha fe ulaike me’vahum cehennem ve saet mesıyra
Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: "Ne yaptınız bakalım?" deyince, "Biz yeryüzünde zavallı kimselerdik" diyecekler, melekler de: "Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" cevabını verecekler. Onlarınvaracakları yer cehennemdir. Orası ne kötü dönülecek yerdir.
Nisâ · 98. ayet
Illel mustad’afıne miner ricali ven nisai vel vildani la yestetıy’une hıyletev ve la yehtedune sebıla
Çaresiz kalan, yol bulamayan zavallı erkek, kadın ve çocuklar müstesnadırlar.
Nisâ · 99. ayet
Fe ulaike asellahu ey ya’fuve anhum ve kanellahu afuvven gafura
İşte Allah'ın bunları affetmesi umulur. Allah Affedendir, Bağışlayan'dır.
Nisâ · 100. ayet
Ve mey yuhacir fı sebılillahi yecid fil erdı muragamen kesırav veseah ve mey yahruc mim beytihı muhaciran ilellahi ve rasulihı summe yudrikhul mevtu fe ad vekaa ercuhu alellah ve kanellahu gafurar rahıyma
Allah yolunda hicret eden kişi, yeryüzünde çok bereketli yer ve genişlik bulur. Evinden, Allah'a ve Peygamberine hicret ederek çıkan kimseye ölüm gelirse, onun ecrini vermek Allah'a düşer. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Nisâ · 101. ayet
Ve iza darabtum fil erdı fe leyse aleykum cunahun en taksuru mines salah in hıftum ey yeftinekumullezıne keferu innel kafirune kanu lekum aduvvem mubına
Yolculuk ettiğinizde, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur. Zira kafirler, size apaçık düşmandırlar.
Nisâ · 102. ayet
Ve iza kunte fıhim fe ekamte lehumus salate feltekum taifetum minhum meake vel ye’huzu eslihatehumv fe iza secedu felyekunu miv veraikumv velte’ti taifetun uhra lem yusallu fel yusallu meake vel ye’huzu hızrahum ve eslihatehum veddellezıne keferu lev tagfulune an eslihatikum ve emtiatikum fe yemılune aleykum meyletev vahıdehv ve la cunuha aleykum in kane bi kum ezem mim metarin ev kuntum merda en tedau eslihatekum ve huzu hızrakumv innellahe eadde lil kafirıne azabem muhına
Sen içlerinde olup da namazlarını kıldırdığın zaman, bir kısmı seninle beraber namaza dursun ve silahlarını da yanlarına alsınlar; secdeyi yaptıktan sonra onlar arkanıza geçsinler; kılmayan öbür kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar, tedbirli olsunlar, silahlarını alsınlar. Kafirler, size ansızın bir baskın vermek için, silah ve eşyanızdan ayrılmış bulunmanızı dilerler. Yağmurdan zarar görecekseniz veya hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanıza engel yoktur, fakat dikkatli olun. Allah kafirlere şüphesiz ağır bir azab hazırlamıştır.
Nisâ · 103. ayet
Fe iza kadaytumus salate fezkurullahe kıyamev ve kuudev ve ala cunubikum fe izatme’nentum fe ekıymus salah innes salate kanet alel mu’minıne kitabem mevkuta
Namazı kıldıktan başka, Allah'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın. Emniyete kavuştuğunuzda, namazı gereğince kılın. Namaz şüphesiz, inananlara belirli vakitlerde farz kılınmıştır.
Nisâ · 104. ayet
Ve la tahinu fibtigail kavm in tekunu te’lemune fe innehum ye’lemune kema te’lemune ve tercune minellahi mala yercun ve kanellahi alımen hakıma
Düşman milleti kovalamakta gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız, şüphesiz onlar da sizin çektiğiniz gibi acı çekiyorlar; oysa siz Allah'tan onların beklemedikleri şeyleri bekliyorsunuz. Allah Bilendir, Hakim olandır.
Nisâ · 105. ayet
Inna enzelna ileykel kitabe bil hakkı li tahkume beynen nasi bima erakellah ve la tekul lil hainıne hasıyma
Doğrusu, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye Kitap'ı sana hak olarak indirdik; hakkı gözet, hainlerden taraf olma.
Nisâ · 106. ayet
Vestagfirillah innellahe kane gafurar rahıyma
Allah'tan mağfiret dile. Allah bağışlar ve merhamet eder.
Nisâ · 107. ayet
Ve la tucadil anillezıne yahtanune enfusehumv innellahe la yuhıbbu men kane havvanen esıma
Kendilerine hainlik edenlerden yana uğraşmaya kalkma. Allah, hainlikte direnen suçluyu sevmez.
Nisâ · 108. ayet
Yestahfune minen nasi ve la yestahfune minellahi ve huve meahum iz yubeyyitune ma la yerda minel kavl ve kanellahu bi ma ya’melune muhıyta
Allah'ın razı olmadığı sözü gece kurarlarken, onu, insanlardan gizliyorlar da kendileriyle beraber olan Allah'dan gizlemiyorlar. Allah işlediklerinin hepsini bilmektedir.
Nisâ · 109. ayet
Ha entum haulai cadeltum anhum fil hayatid dunya fe mey yucadilullahe anhum yevmel kıyameti em mey yekunu aleyhim vekıla
İşte siz dünya hayatında onları savunuyorsunuz ama, kıyamet günü onları Allah'a karşı kim savunacak? Veya onların vekaletini kim üzerine alacaktır.
Nisâ · 110. ayet
Ve mey ya’mel suen ev yazlim nefsehu summe yestagfirillahe yecidillahe gafurar rahıyma
Kim kötülük işler veya kendine yazık eder de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah'ı mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur.
Nisâ · 111. ayet
Ve mey yeksib ismen fe innema yeksibuhu ala nefsih ve kanellahu alımen hakıma
Kim günah işlerse bunu ancak kendi aleyhine yapmış olur. Allah bilendir, Hakim'dir.
Nisâ · 112. ayet
Ve mey yeksib hatıy’eten ev ismen summe yermi bihı berıen fe kadıhtemele buhtanev ve ismem mubına
Kim yanılır veya suç işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira etmiş, apaçık bir günah yüklenmiş olur.
Nisâ · 113. ayet
Ve lev la fadlullahi aleyke ve rahmetuhu lehemmet taifetum minhum ey yudılluk ve ma yudıllune illa enfusehum ve ma yedurruneke min sey’ve enzellellahu aleykel kitabe vel hıkmete ve allemeke ma lem tekun ta’lemv ve kane fadlullahi aleyke azıyma
Eğer sana Allah'ın bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir takımı seni sapıtmaya çalışırdı. Halbuki onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar, sana da bir zarar vermezler. Allah sana Kitap ve hikmet indirmiş, sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın sana olan nimeti ne büyüktür.
Nisâ · 114. ayet
La hayra fı kesırim min necvahum illa men emera bi sadekatin ev ma’rufin ev ıslahım beynen nas ve mey yef’al zalikebtigae merdatillahi fe sevfe nu’tıhi ecran azıyma
Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantılarının çoğunda hayır yoktur. Bunları, Allah'ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir vereceğiz.
Nisâ · 115. ayet
Ve mey yusakıkır rasule mim ba’di ma tebeyyene lehul huda ve yettebı’gayra sebılil mu’minıne nuvellihı ma tevella ve nuslihı cehennem ve saet mesıyra
Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir.
Nisâ · 116. ayet
Innellahe la yagfiru ey yusrake bihı ve yagfiru ma dune zalike li mey yesa’ve mey yusrik billahi fe kad dalle dalalem beıyda
Allah, kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur.
Nisâ · 117. ayet
Iy yed’une min dunihı illa inasa ve iy yad’une illa seytanem merıda
Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
Nisâ · 118. ayet
leanehullah ve kale le ettehızenne min ıbadike nasıybem mefruda
Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
Nisâ · 119. ayet
Ve le udıllennehum ve le umenniyennehum ve le amurrannehum fe le yubettikunne azanel en’ami ve le amurannehum fe le yugayyirunne halkallah ve mey yettehızis seytane veliyyem min dunillahi fe kad hasira husranem mubına
Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
Nisâ · 120. ayet
Yeıduhum ve yumennıhim ve ma yeıduhumus seytanu illa gurura
Şeytan onlara vadediyor, onları kuruntulara düşürüyor, ancak aldatmak için vaadde bulunuyor.
Nisâ · 121. ayet
Ulaike me’vahum cehennemu ve la yecidune
İşte onların varacağı yer cehennemdir. Oradan kaçacak yer de bulamıyacaklardır.
Nisâ · 122. ayet
Vellezıne amenu ve amilus salihati senudhıluhum cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ebeda va’dellahi hakka ve men asdeku minellahi kıyla
İnanıp yararlı işler yapanları, Allah'ın gerçek bir sözü olarak, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır.
Nisâ · 123. ayet
Leyse bi emaniyyikum ve la emaniyyi ehlil kitab mey ya’mel suey yucze bihı ve la yecid lehu min dunillahi veliyyev ve la nesıyra
Bu, sizin kuruntularınıza ve Kitap ehlinin kuruntularına göre değildir. Kim fenalık yaparsa cezasını görür, kendisine Allah'tan başka ne dost ve ne de yardımcı bulur.
Nisâ · 124. ayet
Ve mey ya’mel mines salihati min zekerin ev unsa ve huve mu’minun fe ulaike yedhulunel cennete ve la yuzlemune nekıyra
Erkek veya kadın, mümin olarak, kim yararlı işler işlerse, işte onlar cennete girerler, kendilerine zerre kadar zulmedilmez.
Nisâ · 125. ayet
Ve men ahsenu dınem mimmen esleme vechehu lillahi ve huve muhsinuv vettebea millete ibrahıme hanıfa vetetehazellahu ibrahıme halila
İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim edip, hakka yönelen İbrahim'in dinine uyandan, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah İbrahim'i dost edinmişti.
Nisâ · 126. ayet
Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard ve kanellahu bi kulli sey’im muhıyta
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Allah her şeyi kuşatır.
Nisâ · 127. ayet
Ve yesteftuneke fin nisa’kulillahu yuftıkum fıhinne ve ma yutla aleykum fil kitabi fı yetamen nisaillatı la tu’tunehunne ma kutibe lehunne ve tergabune en tenkihuhunne vel mustad’afıne minel vildani ve en tekumu lil yetama bil kıst ve ma tef’alu min hayrin fe inellahe kane bihı alıma
Kadınlar hakkında senden fetva isterler, de ki: "Onlar hakkında fetvayı size Allah veriyor: "Bu fetva, kendilerine yazılan şeyi vermeyip kendileriyle evlenmeyi arzuladığınız yetim kadınlara ve bir de zavallı çocuklara ve yetimlere doğrulukla bakmanız hususunda Kitap'da size okunandır". Ne iyilik yaparsaniz Allah onu şüphesiz bilir.
Nisâ · 128. ayet
Ve inimraetun hafet mim ba’liha nusuzen ev ı’radan fe la cunaha aleyhima ey yusliha beynehuma sulha ves sulhu hayr ve uhdıratil enfusus suhh ve in tuhsinu ve tetteku fe innellahe kane bi ma ta’melune habıra
Eğer kadın, kocasının serkeşliğinden veya aldırışsızlığından endişe ederse, aralarında anlaşmaya çalışmalarında kendilerine bir engel yoktur. Anlaşmak daha hayırlıdır. Nefisler kıskançlığa meyyaldir. Eğer iyi davranır ve haksızlıktan sakınırsaniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.
Nisâ · 129. ayet
Ve len testetıy’u en ta’dilu beynen nisai ve lev harastum fe la temılu kullel meyli fe tezeruha kel mualekah ve in tuslihu ve tetteku fe innellahe kane gafurar rahıyma
Adil hareket etmeye ne kadar uğraşsanız, kadınlar arasında eşitlik yapamayacaksınız, bari bir tarafa kalben tamamen meyletmeyin ki diğerini askıdaymış gibi bırakmış olmayasınız. İşleri düzeltir ve haksızlıktan sakınırsanız bilin ki Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.
Nisâ · 130. ayet
Ve iy yeteferraka yugnillahu kullem min seatih ve kanellahu vasian hakıma
Ayrılırlarsa, Allah her birini nimetinin genişliğiyle yoksulluktan kurtarır, Allah her şeyi kaplayandır. Hakim'dir.
Nisâ · 131. ayet
Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard ve le kad vessaynellezıne utul kitabe min kablikum ve iyyakum enittekullah ve in tekfuru fe inne lillahi ma fis semavati ve ma fil ard ve kanellahu ganiyyen hamıda
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. And olsun ki, sizden önce Kitap verilenlere ve size, Allah'tan sakınmanızı tavsiye ettik. İnkar ederseniz bilin ki, göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ındır.
Nisâ · 132. ayet
Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard ve kefa billahi vekıla
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.
Nisâ · 133. ayet
Iy yese’yuzhibkum eyyuhen nasu ve ye7ti bi aharın ve kanellahu ala zalike kadıra
Ey İnsanlar! Allah dilerse sizi yok eder, başkalarını getirir, O, buna Kadir'dir.
Nisâ · 134. ayet
Men kane yurıdu sevabed dunya fe ınellahi sevabud dunya vel ahırah ve kanellahu semıam besıyra
Dünya nimetini kim isterse, bilsin ki, dünyanın ve ahiretin nimeti Allah'ın katındadır. Allah işitir ve görür.
Nisâ · 135. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu kunu kavvamıne bil kıstı suhedae lillahi ve lev ala enfusikum evil valideyni vel akrabın iy yekun ganiyyen ev fekıyran fellahu evla bihima fe la tettebiul heva en ta’dilu ve in telvu ev tu’ridu fe innellahe kane bi ma ta’melune habıra
Ey İnananlar! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah için şahit olarak adaleti gözetin; ister zengin, ister fakir olsun, Allah onlara daha yakındır. Adaletinizde heveslere uymayın. Eğer eğriltirseniz veya yüz çevirirseniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır.
Nisâ · 136. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu aminu billahi ve rasulihı vel kitabillezı nezzele ala rasulihı vel kitabillezı enzele min kabl ve me yekfur billahi ve melaiketihı ve kutubihı ve rusulihı vel yevmil ahıri fe kad dalle dalalem beıyda
Ey İnananlar! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitap'a ve daha önce indirdiği Kitap'a inanmakta sebat gösterin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününu inkar ederse, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmıştır.
Nisâ · 137. ayet
Innellezıne amenu summe keferu summe amenu summe keferu summezdadu kufral lem yekunillahu li yagfira lehum ve la li yehdiyehum sebıla
Doğrusu inanıp sonra inkar edenleri, sonra inanıp tekrar inkar edenleri, sonra da inkarları artmış olanları Allah bağışlamaz; onları doğru yola eriştirmez.
Nisâ · 138. ayet
Bessiril munafikıyne bi enne lehum azaben elıma
Münafıklara, kendilerine elem verici bir azab olduğunu müjdele.
Nisâ · 139. ayet
Ellezıne yettehızunel kafirıne evliyae min dunil mu’minın e yebtegune ındehumul ızzete fe innel ızzete lillahi cemıa
Onlar, inananları bırakıp da kafirleri dost edinirler; onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar? Doğrusu kudret bütün olarak Allah'ındır.
Nisâ · 140. ayet
Ve kad nezzele aleykum fil kitabi en iza semı’tum ayatillahi yukferu biha ve yustehzeu biha fe la tak’udu meahum hatta yehudu fı hadısin gayrihı innekum izem musluhum innellahe camiul munafikıyne vel kafirıne fı cehenneme cemıa
O, size Kitap'da "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, başka bir söze geçmedikçe, onlarla bir arada oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkları ve kafirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
Nisâ · 141. ayet
Ellezıne yeterabbesune bikum fe in kane lekum fethum minellahi kalu e lem nekum meakum ve in kane lil kafirıne nasıybun kalu elem nestahviz aleykum ve nemna’kum minel mu’minın fellahu yahkumu beynekum yevmel kıyameh ve ley yec’alellahu lil kafirıne alel mu’minıne sebıla
Sizi gözleyenler, Allah'tan size bir zafer gelirse, "Sizinle beraber değil miydik?" derler; eğer kafirlere bir pay çıkarsa, onlara: "Size üstünlük sağlayarak sizi müminlerden korumadık mı?" derler. Allah kıyamet günü aranızda hüküm verir. Allah inkarcılara, inananlar aleyhinde asla fırsat vermeyecektir.
Nisâ · 142. ayet
Innel munafikıyne yuhadiunellahe ve huve hadıuhum ve iza kamu iles salati kamu kusala yuraunen nase ve la yezkurunellahe illa kalıla
Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamayacaksın.
Nisâ · 143. ayet
Muzebzebıne beyne zalike la ila haulai ve la ila haula’ve mey yudlilillahu fe len tecide lehu sebıla
Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ne onlarla, ne de bunlarla olur, ikisi arasında bocalayarak Allah'ı pek az anarlar. Allah'ın saptırdığı kimseye yol bulamayacaksın.
Nisâ · 144. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu la tettehızul kafirıne evliyae min dunil mu’minın e turıdune en tec’alu lillahi aleykum sultanem mubına
Ey İnananlar! Müminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz.
Nisâ · 145. ayet
Innel munafikıyne fid derkil esfeli minen nar ve len tecide lehum nesıyra
Doğrusu münafıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar. Onlara yardımcı bulamayacaksın.
Nisâ · 146. ayet
Illellezıne tabu ve aslehu va’tesamu billahi va ahlesu dınehum lillahi fe ulaike meal mu’minın ve sevfe yu’tillahul mu’minıne ecran azıyma
Ancak tevbe edenler, nefislerini ıslah edenler, Allah'ın Kitap'ına sarılanlar ve dinlerine Allah için candan bağlananlar müstesnadır. Onlar inananlarla beraberdirler. Allah müminlere büyük ecir verecektir.
Nisâ · 147. ayet
Ma yef’alullahu bi azabikum in sekartum ve amentum ve kanellahu sakian alıma
Şükreder ve inanırsanız, Allah size niçin azabetsin? Allah şükrün karşılığını verir ve bilir.
Nisâ · 148. ayet
La yuhıbbullahul cehra bis sui minel kavli illa men zulim v kanellahu semıan alıma
Allah, zulme uğrayan kimseden başkasının, kötülüğü sözle bile açıklamasını sevmez. Allah işitir ve bilir.
Nisâ · 149. ayet
In tubdu hayran ev tuhfuhu ev ta’fu an suin fe innellahe kane afuvven kadıra
Bir iyiliği açığa vurur veya gizler yahut bir kötülüğü affederseniz, bilin ki Allah da Affeden'dir, Güçlü Olan'dır.
Nisâ · 150. ayet
Innellezıne yekfurune billah ive rusulihı ve yurıdune ey yuferriku beynellahi ve rusulihı ve yekulune nu’minu bi ba’dıv ve nekfuru bi ba’dıv ve yurıdune ey yettehızu beyne zalike sebıla
Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, "Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz" diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere ağır bir azab hazırlamışızdır.
Nisâ · 151. ayet
Ulaike humul kafirune hakka ve a’tedna lil kafirıne azabem muhiyna
Allah'ı ve peygamberlerini inkar eden, Allah'la peygamberleri arasını ayırmak isteyen, "Bir kısmına inanır bir kısmını inkar ederiz" diyerek ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, işte onlar gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere ağır bir azab hazırlamışızdır.
Nisâ · 152. ayet
Vellezıne amenu billahi ve rusulihı ve lem yuferriku beyne ehadim minhum ulaike sevfe yu’tıhim ucurahum ve kanellahu gafurar rahıyam
Allah'a ve peygamberlerine inanıp, onlardan hiçbirini ayırmayanlara, işte onlara Allah ecirlerini verecektir. O, bağışlar ve merhamet eder.
Nisâ · 153. ayet
Yes’eluke ehlul ehlul kitabi en tunezzile aleyhim kitabem mines semai fe kad seelu musa ekbera min zalike fe kalu erinellah cehratem fe ehazethumus saıkatu bi sulmihim summettehazul ıcle mim ba’di ma caethumul beyyinatu fe afevna an zalik ve ateyna musa sultanem mubına
Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik, "Cumartesileri aşırı gitmeyin" dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.
Nisâ · 154. ayet
Ve rafa’na fevkahumut tura bi mısakıhim ve kulna lehumudhulul babe sucedev ve kulna lehum la ta’du fis sebti ve ehazna minhum mısakan galıza
Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik, "Cumartesileri aşırı gitmeyin" dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.
Nisâ · 155. ayet
Fe bima nakdıhim mısakahum ve kufrihim bi ayatillahi ve katlihimul embiyae bi gayri hakkıv ve kavlihim kulubuna gulf bel tabeallahu aleyha bi kufrihim fe la yu’minune illa kalıla
Sözleşmelerini bozmaları, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri, peygamberleri haksız yere öldürmeleri, "Kalblerimiz perdelidir" demelerinden ötürü Allah, evet, inkarlarına karşılık onların kalblerini mühürledi, onun için bunların ancak pek azı inanır.
Nisâ · 156. ayet
Ve bi kufrihim ve kavlihim ala meryeme buhtanen azıyam
Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarından ve: "Meryem oğlu İsa Mesih'i, Allah'ın elçisini öldürdük" demelerinden ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.
Nisâ · 157. ayet
Ve kavlihim inna katelnel mesıha ıysebne meryeme raulellah ve ma kateluhu ve ma salebuhu ve lakin subbihe lehum ve innellezınahtelefu fıhi le fı sekkim minh ma lehum bihı min ılmin illettibaaz zann ve ma kateluhu yekıyna
Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarından ve: "Meryem oğlu İsa Mesih'i, Allah'ın elçisini öldürdük" demelerinden ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.
Nisâ · 158. ayet
Ber rafeahullahu ileyh ve kanellahu azızen hakıma
Bu, bir de inkarlarından, Meryem'e büyük bir iftirada bulunmalarından ve: "Meryem oğlu İsa Mesih'i, Allah'ın elçisini öldürdük" demelerinden ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.
Nisâ · 159. ayet
Ve im min ehlil kitabi illa le yu’minenne bihı kable mevtih ve yevmel kıyameti yekunu aleyhim sehıda
Kitap ehlinden, ölmeden önce, İsa'ya inanmayacak yoktur. O, gerektiği gibi inanmadıklarından, kıyamet günü onların aleyhine şahit olur.
Nisâ · 160. ayet
Fe bi zulmim minellezıne hadu harramna aleyhim tayyibatin uhıllet lehum ve bi saddihim an sebılillahi kesıra
Yahudilerin haksızlıklarından, çoklarını Allah yolundan menetmelerinden, yasak edilmişken faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden ötürü kendilerine helal kılınan temiz şeyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar edenlere, elem verici azab hazırladık.
Nisâ · 161. ayet
Ve ahzihimur riba ve kad nuhu anhu ve eklihim emvalen nasi bil ba’tıl ve a’tedna lil kafirıne minhum azaben elıma
Yahudilerin haksızlıklarından, çoklarını Allah yolundan menetmelerinden, yasak edilmişken faiz almaları ve insanların mallarını haksızlıkla yemelerinden ötürü kendilerine helal kılınan temiz şeyleri onlara haram kıldık. Onlardan inkar edenlere, elem verici azab hazırladık.
Nisâ · 162. ayet
Lakinir rasihune fil ılmi minhum vel mu’minune yu’minune bi ma unzile ileyke ve ma unzile min kabileke vel mukıymınes salate vel mu’tunez zekate vel mu’minune billahi vel yevmil ahır ulaike se nu’tıhim ecran azıyma
Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlara, sana indirilen Kitap'a ve senden önce indirilen Kitap'a inanan müminlere, namaz kılanlara, zekat verenlere, Allah'a ve ahiret gününe inananlara, elbette büyük ecir vereceğiz.
Nisâ · 163. ayet
Inna evhayna ileyke kema evhayna ila nuhıv ven nebiyyıne mim ba’dih ve evhayna ila ibrahıme ve ismaıyle ve ishaka ve ya’kube vel esbatı ve ıysa ve eyyube ve yunuse ve harune ve suleyman ve ateyna davude zebura
Nuh'a, ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettiğimiz gibi şüphesiz sana da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik.
Nisâ · 164. ayet
Ve rusulen kad kasasnahum aleyke min kablu ve rusulel lem naksushum aleyk ve kellemellahu musa teklıma
Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karşı bir hüccetleri olmaması için, gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa'ya hitabetmişti. Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Nisâ · 165. ayet
Rusulem mubessirıne ve munzirıne li ella yekune lin nasi alellahi huccetum ba’der rusul ve kanellahu azızen hakıma
Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karşı bir hüccetleri olmaması için, gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa'ya hitabetmişti. Allah güçlüdür, Hakim'dir.
Nisâ · 166. ayet
Lakinillahu yeshedu bi ma enzele ileyke enzelehu bi ılmih vel melaiketu yeshedun ve kefa billahi sehıda
Fakat Allah sana indirdiğine şahidlik eder, onu bilerek indirmiştir, melekler de şahidlik ederler. Şahid olarak Allah yeter.
Nisâ · 167. ayet
Innellezıne keferu ve saddu an sebılillahi kad dallu dalalem beıyda
İnkar edenler, Allah yolundan alıkoyanlar, şüphesiz derin bir sapıklığa sapmışlardır.
Nisâ · 168. ayet
Innellezıne keferu ve zalemu lem yekunillahu li yagfira lehum ve la li yehdiyehum tarıka
İnkar edenleri ve zalimleri Allah şüphesiz bağışlamaz, onları içinde temelli ve ebediyyen kalacakları cehennem yolundan başka bir yola eriştirmez. Bu, Allah'a kolaydır.
Nisâ · 169. ayet
Illa tarika cehenneme halidıne fıha ebeda ve kane zalike alellahi yesıra
İnkar edenleri ve zalimleri Allah şüphesiz bağışlamaz, onları içinde temelli ve ebediyyen kalacakları cehennem yolundan başka bir yola eriştirmez. Bu, Allah'a kolaydır.
Nisâ · 170. ayet
Ya eyyuhen nasu kad caekumur rasulu bil hakkı mir rabbikum fe aminu hayral lekum ve in tekfuru fe inne lillahi ma fis semavati vel ard ve kanellahu alımen hakıma
Ey İnsanlar! Peygamber Rabbiniz'den size gerçekle geldi, inanın, bu sizin hayrınızadır. İnkar ederseniz, bilin ki, göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Allah bilendir. Hakim'dir.
Nisâ · 171. ayet
Ya ehlel kitabi la taglu fı dınikum ve la tekulu alellahi illel hakk innemel mesıhu ıysebnu meryeme rasulullahi ve kelimetuh elkaha ila meryeme ve ruhum minhu fe aminu billahi ve rusulih ve la tekulu selaseh intehu hayral lekum innemellahu ilahuv vahıd subhanehu ey yekune lehu veled lehu ma fis semavati ve ma fil ard ve kefa billahi vekıla
Ey Kitap ehli! Dininizde taşkınlık etmeyin. Allah hakkında ancak gerçeği söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırdığı kelimesi ve kendinden bir ruhtur. Allah'a ve peygamberlerine inanın, "üçtür" demeyin, vazgeçin, bu hayrınızadır. Allah ancak bir tek Tanrı'dır, çocuğu olmaktan münezzehtir, göklerde olanlar da yerde olanlar da O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.
Nisâ · 172. ayet
Ley yestenkifel mesıhu ey yekune abdel lillahi ve lel melaiketul mukarrabun ve mey yestenkif an ıbadetihı ve yestekbir fe seyahsuruhum ileyhi cemıa
Mesih de, gözde melekler de Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim O'na kulluktan çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O, hepsini huzuruna toplayacaktır.
Nisâ · 173. ayet
Fe emmellezıne amenu ve amilus salihati fe yuveffıhim ucurahum ve yezıduhum min fadlih ve emmellezınestenkefu vestekberu fe yuazzibuhum azaben elımev ve la yecidune lehum min dunillahi veliyyev ve la nesıyra
İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, ecirlerini ödeyecek, onlara olan bol nimetini daha da artıracaktır. Kulluk etmekten çekinenleri ve büyüklük taslayanları elem verici bir azaba uğratacaktır. Onlar kendilerine Allah'tan başka bir dost ve yardımcı bulamazlar.
Nisâ · 174. ayet
Ya eyyuhen nasu kad caekum burhanum mir rabbikum ve enzelna ileykum nuram mubına
Ey İnsanlar! Rabbiniz'den size açık bir delil geldi, size apaçık bir nur, Kuran indirdik.
Nisâ · 175. ayet
Fe emmellezıne amenu billahi va’tesamu bihı fe seyudhıluhum fı rahmetim minhu ve fadliv ve yehdıhim ileyhi sıratam mustekıyma
Allah kendisine inananları ve Kitabına sarılanları rahmetine ve bol nimetine kavuşturacak, onları Kendisine götüren doğru yola eriştirecektir.
Nisâ · 176. ayet
Yesteftunek kulillahu yuftikum fil kelaleh inimruun heleke leyse lehu veleduv ve lehu uhtun fe leha nısfu ma terak ve huve yerisuha il lem yekul leha veled fe in kanetesneteyni fe lehumes sulusani mimma terak ve in kanu ıhveter ricalev ve nisaen fe lizzekeri mislu hazzıl unseyeyen yubeyyinullahu lekum en tedıllu vallahu bi kulli sey’in alım
Senden fetva isterler, de ki: "Allah size ikinci dereceden mirasçılar hakkında fetva veriyor: "Şayet çocuğu olmayıp bir kızkardeşi bulunan kimse ölürse, bıraktığının yarısı kızkardeşe kalır. Fakat kızkardeşinin çocuğu yoksa kendisi, ona tamamen varis olur. Eğer iki kızkardeş kalmışsa, bıraktığının üçte ikisi onlaradır. Eğer mirasçılar erkek ve kadın kardeşlerse, erkeğe, iki dişinin hissesi kadar vardır. Doğru yoldan saparsınız diye Allah size açıklıyor." Allah her şeyi bilir.