24
Nûr
Nûr
64 ayet
Sure profili · 18. cüz · Medine
Nûr
An-Nur · Nûr
Nûr suresi (An-Nur). Medine döneminde inmiştir; 64 ayettir. Mushaf yolunda 24. sure olarak okunur.
64 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Nûr · 1. ayet
Suratun enzelnaha ve feradnaha ve enzelna fıha ayatim beyyinatil leallekum tezekkerun
Bu, indirip, hükümlerini kesinleştirdiğimiz suredir. Öğüt alasınız diye onda apaçık ayetler indirdik.
Nûr · 2. ayet
Ezzaniyeu vez zanı feclidu kulle vahıdim minhuma miete celdetiv ve la te’huzkum bi hima ra’fetun fı dınillahi in kuntum tu’minune billahi vel yevmil ahır velyeshed azabehuma taifetum minel mu’minın
Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini konusunda o ikisine acımayın. Onların ceza görmesine, inananlardan bir topluluk da şahit olsun.
Nûr · 3. ayet
Ezzanı la yenkihu illa zaniyeten ev musriketev vezzaniyetu la yenkilhuha illa zanin ev musrik ve hurrime zalike alel mu’minın
Zina eden erkek, ancak zina eden veya putperest bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir. Bu, müminlere yasak edilmiştir.
Nûr · 4. ayet
Vellezıne yermunel muhsanati summe lem ye’tu bi erbeati suhedae fecliduhum semanıne celdetev ve la takbelu lehum sehadeten ebeda ve ulaike humul fasikun
İffetli kadınlara zina isnat edip de, sonra dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahidliğini kabul etmeyin. İşte onlar yoldan çıkmış kimselerdir.
Nûr · 5. ayet
Illellezıne tabu mim ba’di zalike ve aslehu fe innellahe gafurur rahıym
Ama bundan sonra, tevbe edip düzelenler bunun dışındadır. Şüphesiz Allah bağışlar ve merhamet eder.
Nûr · 6. ayet
Vellezıne yermune ezvacehum ve lem yekul lehum suhedau illa enfusuhum fe sehadetu ehadihim erbeu sehadatim billahi innehu le mines sadikıyn
Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler.
Nûr · 7. ayet
Vel hamisetu enne la’netellahi aleyhi in kane minel kazibın
Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler.
Nûr · 8. ayet
Ve yedrau anhel azabe en teshede erbea sehadatim billahi innehu le minel kazibın
Kocasının yalancılardan olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutması, cezayı kadından savar. Beşincisinde, kocası doğrulardan ise kendisinin Allah'ın gazabına uğramasını diler.
Nûr · 9. ayet
Vel hamisete enne gadabellahi aleyha in kane mines sadikıyn
Kocasının yalancılardan olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutması, cezayı kadından savar. Beşincisinde, kocası doğrulardan ise kendisinin Allah'ın gazabına uğramasını diler.
Nûr · 10. ayet
Ve lev la fadlullahi aleykum ve rahmetuhu ve ennellahe tevvabun hakım
Allah'ın size nimet ve rahmeti bulunmasa ve Allah tevbeleri kabul eden ve Hakim olmasaydı suçlunun hemen cezasını verirdi.
Nûr · 11. ayet
Innellezıne cau bil ifki usbetum minkum la tahsebuhu serral lekum bel huve hayrul lekum li kullimriim minhum mektesebe minel ism vellezı tevella kibrahu minhum lehu azabun azıym
(Peygamber'in eşi hakkında) o yalanı uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, o sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine kazandığı günah karşılığı ceza vardır; içlerinden elebaşılık yapana ise büyük azap vardır.
Nûr · 12. ayet
Lev la iz semı’tumuhu zannel mu’minine vel mu’minatu bi egfusihim hayrav ve kalu haza ifkum mubın
Onu işittiğiniz zaman, erkek kadın müminlerin, kendiliklerinden hüsnü zanda bulunup da: "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi.
Nûr · 13. ayet
Lev la cau aleyhi bi erbeati suheda’fe iz lem ye’tu bis suhedai fe ulaike ındellahi humul kazıbun
Dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? İşte bunlar, şahit getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır.
Nûr · 14. ayet
Ve lev fadlullahi aleykum ve rahmetuhu fid dunya vel ahırati ve messekum fı ma efadtum fıhi azabun azıym
Allah'ın dünya ve ahirette size lütuf ve merhameti olmasaydı, o kötü sözü yaymanızdan ötürü büyük bir azaba uğrardınız.
Nûr · 15. ayet
Iz telekkavnehu bi elsinetikum ve tekulune bi efvahikum ma leyse lekum bihı ılmuv ve tahsebunehu heyyinev ve huve ındellahi azıym
Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi büyüktü.
Nûr · 16. ayet
Ve lev la iz semı’tumuhu kultum ma yekunu lena en netekelleme bi haza subhaneke haza buhtanun azıym
O'nu işittiğinizde: "Bu konuda konuşmamız yakışık almaz; haşa, bu büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi.
Nûr · 17. ayet
Yeızukumullahu en teudu li mislihı ebeden in kuntum mu’minın
Eğer mümin kişilerdenseniz, Allah buna benzer bir şeye bir daha dönmemenizi tavsiye eder.
Nûr · 18. ayet
Ve yubeyyinullahu lekumul ayat vallahu alımun hakım
Allah size ayetleri açıkça bildirir. Allah bilendir, Hakim'dir.
Nûr · 19. ayet
Innellezıne yuhıbbune en tesıal fahısetu fillezıne amenu lehum azabun elımun fıd dunyu vel ahırah vallahu ya’lemu ve entum la ta’lemun
Müminler arasından hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve ahirette can yakıcı azap vardır. Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.
Nûr · 20. ayet
Ve lev la fadlulluhi aleykum ve rahmetuhu ve ennellahe raufur rahıym
Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, Allah şefkatli ve merhametli olmasaydı hemen cezanızı verirdi.
Nûr · 21. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu la tettebiu hutuvatis seytan ve mey yettebı’hutuvatis seytani fe innehu ye’muru bil fahsai vel munker ve lev la fadlullahi aleykum ve rahmetuhu ma zeka minkum min ehadin ebedev ve laninnellahe yuzekkı mey yesa’vallahu semıu alım
Ey İnananlar! Şeytana ayak uydurmayın. Kim şeytanın ardına takılırsa, bilsin ki, o, hayasızlığı ve fenalığı emreder. Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, hiçbiriniz ebediyen temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini temize çıkarır. Allah işitir ve bilir.
Nûr · 22. ayet
Ve la ye’teli ulul fadli minkum ves seati ey yu’tu ulil kurba vel mesakıne vel muhacirıne fı sebılillahi vel ya’fu velyasfehu e la tuhıbbune ey yagfirallahu lekum vellahu gafurur rahıym
İçinizde lütuf ve servet sahibi olanlar, yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek için yemin etmesinler, affetsinler, geçsinler. Allah'ın sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız? Allah bağışlayandır, merhametli olandır.
Nûr · 23. ayet
Innellezıne yermunel muhsanatil gafilatil mu’minati luınu fid dunya vel ahırati ve lehum azabun azıym
İffetli, habersiz, mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahidlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.
Nûr · 24. ayet
Yevme teshedu aleyhim elsinetuhum ve eydıhim ve erculuhum bima kanu ya’melun
İffetli, habersiz, mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahidlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.
Nûr · 25. ayet
Yevmeiziy yuveffıhimullahu dınehumul hakka ve ya’lemune ennellahe huvel hakkul mubın
O gün, Allah onlara kesinleşmiş cezalarını verecektir. Allah'ın apaçık hak olduğunu bileceklerdir.
Nûr · 26. ayet
Elhabisatu lil habısıne vel habısune lil habisat vet tayyibatu lit tayyibıne vet tayyibune lit tayyibat ulaike muberraune mimma yekulun lehim magfiratuv ve rizkun kerım
Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara yakışırlar. İyi kadınlar iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara yakışırlar. Bunlar, onların söylediklerinden uzaktırlar. İşte bunlara mağfiret ve cömertçe verilmiş rızık vardır.
Nûr · 27. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu la teodhulu buyuten gayru buyutikum hatta teste’nisu ve tusellimu ala ehliha zalikum hayrul lekum leallekum tezekkerun
Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir.
Nûr · 28. ayet
Fe il lem tecidu fıha ehaden fe la tedhuluha hatta yu’zene lekum ve in kıyle lekumurciu ferciu huve ezka lemum ve in kıyle lekumurciu ferciu huve ezka lekum vlalahu bima ta’melune alım
Eğer evde kimseyi bulamazsanız, yine de size izin verilmedikçe içeriye girmeyiniz. Size "Dönün" denirse dönün. Bu, sizi daha çok temize çıkarır. Allah yaptıklarınızı bilir.
Nûr · 29. ayet
Leyse aleykum cunahun en tedhulu buyuten gayra meskunetin fıha metaul lekum vallahu ya’lemu ma tubdune ve ma tektumun
İçinde malınız bulunan boş evlere girmenizde bir sorumluluk yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.
Nûr · 30. ayet
Kul lil mu’minıne yeguddu min ebsarihim ve yahfezu furucehum zalike ezka lehum innellahe habırum bima yasneun
Mümin erkeklere söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, mahrem yerlerini, korusunlar. Bu, onların arınmasını daha iyi sağlar. Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır.
Nûr · 31. ayet
Ve kul lil mu’minati yagdudne min ebsarihinne ve yahfazne furucehunne ve la yubdıne zınetehunne illa ma zahera minha vle yadribne bi humurihinne ala cuyubihinne ve la yubdıne zınetehunne illa li buuletihinne ev abaihinne ev abai buuletihinne ev ebaihinne ev ebnai buuletihnne ev ıhvanihinne ev benı ıhvanihinne ev benı ehavatihınne ev nisaihinne ev ma meleket eymanuhunne evit tabiıyne gayri ulil irbeti miner ricali evit tıflillezıne lem yazheru ala avratin nisai ve la yadribne bi erculihunne li yu’leme ma yuhfıne min zınetihinn ve tubu ilellahi cemıan eyyuhel mu’minune leallekum tuflihun
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler, ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah'ın hükmüne dönün.
Nûr · 32. ayet
Ve enkihul eyama minkum ves salihıyne min ıbadikum ve imaikum iy yekun fukarae yugnihimullahu min fadlih vallahu vasiun alim
İçinizdeki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfü ile zenginleştirir. Allah lütfü bol olandır, bilendir.
Nûr · 33. ayet
Vel yesta’fifillezıne la yecidune nikahan hatta yugniyehumullahu min fadlih vellezıne yebtegunel kitabe memma meleket eymanukum fe katibuhum in alimtum fıhim hayrav ve atuhum mim malillahillezı atakum ve la tukrihu fetaytikum alel bigai in eradne tehassunel li tebtegu aradal hayatid dunya ve mey yukrihhunne fe innellahe mim ba’di ikrahihinne gafurur rahıym
Evlenemeyenler, Allah kendilerini lütfü ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul edin. Onlara Allah'ın size verdiği maldan verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilsin ki Allah hiç şüphesiz onu değil zorlanan kadınları bağışlar ve merhamet eder.
Nûr · 34. ayet
Ve le kad enzelna ileykum ayatim mubeyyinativ ve meselem minellezıne halev min kablikum ve mev’ızatel lil tuttekıyn
And olsun ki, size apaçık ayetler, sizden önce geçenlerden misal ve sakınanlara öğüt indirdik.
Nûr · 35. ayet
Allahu nurus semavati vel ard meselu nurihı ke miskatin fıha mısbah elmisbahu fı zucaceh ezzucacetu ke enneha kevkebun durriyyuy yukadu min seceratim mubaraketin zeytunetil la serkıyyetiv ve la garbiyyetiy yekadu zeytuha yudıy’u ve lev lem temseshu nar nurun ala nur yehdillahu li nurihı mey yesa’ve yadribullahul emsale lin nas vallahu bi kulli sey’in alım
Allah göklerin ve yerin Nur'udur. O'nun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir, cam ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır; bu ne yalnız doğuda ve ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak! Nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. Allah insanlara misaller verir. O, herşeyi bilir.
Nûr · 36. ayet
Fı buyutin ezinellahu en turfea ve yuzkera fıhesmuhu yusebbihu lehu fıha bil guduvvi vel asal
Allah'ın yüksek tutulmasına ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde, insanlar sabah akşam O'nu tesbih ederler.
Nûr · 37. ayet
Ricalul la tulhıhim ticaratuv ve la bey’un an zikrillahi ve ikamis salit ve ıtaiz zekati yehafune yevmen tetekallebu fıhil kulubu vel ebsar
Bunları ne ticaret ve ne de alışveriş Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyar. Bunlar, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar.
Nûr · 38. ayet
Li yecziyehumullahu ahsene ma amilu ve yezıdehum min fadlih vallahu yerzuku mey yesau bi gayri hısab
Allah, onları işlediklerinin en güzeliyle mükafatlandırır ve lütfundan onlara fazlasıyla verir. Allah dilediğini hesapsız şekilde rızıklandırır.
Nûr · 39. ayet
Vellezıne keferu a’maluhum keserabim bi kıy’atiy yahsebulhuz zam’anu maa hatta iza caehu lem yecidhu sey’ev ve vecedellahe ındehu feveffahu hısabeh vallahu serıul hısab
İnkar edenlerin işleri engin çöllerdeki serap gibidir. Susayan kimse onu su zanneder, fakat oraya geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Orada Allah'ı bulur ve O da hesabını görür. Allah hesabı çabuk görendir.
Nûr · 40. ayet
Ev ke zulumatin fı bahril lucciyyiy yagsahu mevcum min fevkıhı mevcum min fevkıhı sehab zulumatum ba’duha fevka ba’d iza ahrace yedehu lem yeked yeraha ve mel lem yec’alillahu lehu nuran fe malehu min nur
Veya derin denizin karanlıklarına benzer. Onu üstüste dalgalar ve dalgaların üstünde de bulutlar örter; karanlıklar üstünde karanlıklar; insan elini uzattığı zaman, nerdeyse onu bile göremez. Allah'ın nur vermediği kimsenin nuru olmaz.
Nûr · 41. ayet
E lem tera ennellahe yusebbihu lehu men fis semavati vel erdı vet tayru saffat kullun kad alime salatehu ve tesbıhah vallahu alımum bima yef’alun
Göklerde ve yerde olan kimselerin, sıra sıra uçan kuşların Allah'ı tesbih ettiğini görmez misin? Her biri kendi niyaz ve tesbihini bilir. Allah, onların yaptıklarını bilendir.
Nûr · 42. ayet
Ve lillahi mulkus semavati vel ard ve ilellahil mesıyr
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş Allah'adır.
Nûr · 43. ayet
E lem tera ennellahe yuzcı sehaben summe yuellifu beynehu summe yec’aluhu rukamen fe teral vedka yahrucu min hılalihv ve yunezzilu mines semai min cibalin fıha mim beradin fe yusıybu bihı mey yesau ve yasrifuhu ammey yesa’yekadu senaberkıhı yezhebu bil ebsar
Bilmez misiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir; üstüste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini ona uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır.
Nûr · 44. ayet
Yukallibullahul leyle ven nehar inne fı zalike le ıbratel li ulil ebsar
Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Doğrusu, görebilenler için bunda ibretler vardır.
Nûr · 45. ayet
Vallahu haleku kulle dabbetim mim ma’fe minhum mey yemsı ala batnih ve minhum mey yemsı ala ricleyn ve minhum mey yemsi ala erba’yahlukullahu ma yesa’innellahe ala kulli sey’in kadır
Allah bütün canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır, Allah şüphesiz herşeye Kadir'dir.
Nûr · 46. ayet
Le kad enzelna ayatim mubeyyinat vallahu yehdı mey yesau ila sıratım mustekıym
And olsun ki, açıklayıcı ayetler indirmişizdir. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.
Nûr · 47. ayet
Ve yekulune amenna billahi ve bir rasuli ve eta’na summe yetevella ferıkum minhum mim ba’di zalik ve ma ulaike bil mu’minın
Münafıklar: "Allah'a ve Peygamber'e inandık, itaat ettik" derler; sonra da bir takımı yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.
Nûr · 48. ayet
Ve iza duu ilellahi ve rasulihı li yahkume beynehum iza ferıkum minhum mu’ridun
Aralarında hüküm vermek üzere Allah'a ve Peygamberine çağırıldıkları zaman, bir takımı hemen yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.
Nûr · 49. ayet
Ve iy yekul lehumul hakku ye’tu ileyhi mus’ını
Ama hak kendilerinden tarafa ise, itaatle koşa koşa gelirler.
Nûr · 50. ayet
E fı kulubihim meradn emrtabu em yehafune ey yehıyfellahu aleyhim ve rasuluh bel ulaike humuz zalimun
Kalplerinde hastalık mı var, yoksa şüphelenmişler midir, yahut Allah'ın ve Peygamberinin onlara haksızlık yapacağından mı korkmaktadırlar? Hayır; onlar sadece zalimdirler.
Nûr · 51. ayet
Innema kane kavlel mu’minıne iza duu ilellahi ve rasulihı li yahkume beynehum ey yekulu semı’na ve eat’na ve ulaike humul muflihun
Aralarında hüküm verilmek üzere Allah'a ve Peygambere çağırıldıkları vakit: "İşittik, itaat ettik" demek, ancak müminlerin sözüdür, işte saadete erenler onlardır.
Nûr · 52. ayet
Ve mey yutııllahe ve rasulehu ve yahsellahe ve yettakhi fe ulaike humul faizun
Allah'a ve Peygambere itaat eden, Allah'tan korkan ve O'ndan sakınan kimseler, işte onlar kurtulanlardır.
Nûr · 53. ayet
Ve aksemu billahi cehde eymanihim lein emartehum le yahrucunn kulla tuksimu taatum ma’rufeh innellahe habırum bima ta’melun
Eğer kendilerine emredersen, o iki yüzlüler, savaşa çıkacaklarına bütün güçleriyle yemin ederler. De ki: "Yemin etmeyin; itaatiniz malumdur. Allah yaptıklarınızdan şüphesiz haberdardır.
Nûr · 54. ayet
Kul etıy’ullahe ve etıy’ur rasul fe in tevellev fe innema aleyhi ma hummile ve aleykum ma hummiltum ve in tutıy’uhu tehtedu ve ma aler rasuli illel belagul mubın
De ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin." Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yükletilenden ve siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer O'na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen sadece, apaçık tebliğdir.
Nûr · 55. ayet
Veadellahullezıne amenu minkum ve amilus salihuti le yestahlifennehum fil erdı kemestahlefellezıne min kablihim ve le yumukkinenne lehum dinehumul lezirteda lehum ve le yubeddilennehum mim ba’di havfihim emna ya’budunenı la yusrikune ve sey’a ve men kefera ba’de zalike fe ulaike humul fasikun
Allah, içinizden inanıp yararlı iş işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır.
Nûr · 56. ayet
Ve ekıymus salate ve atuz zekate ve etıy’ur rasule leallekum turhamun
Namaz kılın, zekat verin, Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.
Nûr · 57. ayet
La tahsebennellezıne keferu mu’cizıne fil ard ve me’vahumun nar ve le bi’sel mesıyr
İnkar edenlerin, Bizi yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanmayasın. Varacakları yer ateştir. Ne kötü dönüştür.
Nûr · 58. ayet
Ya eyyuhellezıne amenu li yeste’zinkumullezıne meleket eymaukum vellezıne lem yeblugul hulume minkum selase merratv min kabli salatil fecri ve hıyne tedaune siyabekum minez zahırati ve mim ba’di salatil ısa’i selasu avratil lekum leyse aleykum ve la aleyhim cunahum ba’dehunn tavvafune aleykum ba’dukum ala ba’d kezalike yubeyyinullahu lekumul ayat vallahu alımun hakım
Ey inananlar! Ellerinizin altında olan köle ve cariyeler ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar, sabah namazından önce, öğle sıcağında soyunduğunuzda ve yatsı namazından sonra yanınıza gireceklerinde üç defa izin istesinler. Bunlar, sizin açık bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında birbirinizin yanına girip çıkmakta size de, onlara da bir sorumluluk yoktur. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilendir, Hakim'dir.
Nûr · 59. ayet
Ve iza belegal atfalu minkumul hulume fel yeste’zinu kemeste’zenellezıne min kablihim kezalike yubeyyinullahu lekum ayatih vallahu alımun hakım
Çocuklarınız erginlik çağına gelince, büyüklerinin izin istediği gibi, onlar da her defasında izin istesinler. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilendir, Hakim'dir.
Nûr · 60. ayet
Vel kavaıdu minen nisaillatı la yercune nikahan fe leyse aleyhinne cunahun ey yeda’ne siyabehunne gayra muteberricatim bi zıneh ve ey yesta’fifne hayrul lehunn vallahu semıun alım
Evlenme ümidi kalmayan, ihtiyarlayıp oturmuş kadınlara, süslerini açığa vurmamak şartiyle, dış esvaplarını çıkarmaktan ötürü sorumluluk yoktur; ama sakınmaları kendileri için daha iyi olur. Allah işitir ve bilir.
Nûr · 61. ayet
Leyse alel a’ma haracuv ve la ala enfusikum en te’kulu mim buyutikum ev buyuti abaikum ev buyuti umehatikum ev buyuti ıhvanikum ev buyuti ehavatikum ev buyuti a’mamikum ev buyuti ammatikum ev buyuti ahvalikum ev buyuti halatikum ev ma melektum mefatihahu ev sadıkıkum leyse aleykum cunahun en te’kulu cemıan ev estata fe iza dehaltum buyuten fe sellimu ala enfusikum tehıyyetem min ındillahi mubaraketen tayyibeh kezalike yubeyyinullahu lekumul ayati leallekum ta’kılul
Kör için bir sorumluluk yoktur. Topal için bir sorumluluk yoktur. Hastaya da bir sorumluluk yoktur. Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinde olan evlerde, ya da dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de bir sorumluluk yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, kendinize ehlinize Allah katından bereket, esenlik ve güzellik dileyerek selam verin. Allah size ayetleri, düşünesiniz diye böylece açıklar.
Nûr · 62. ayet
Innemel mu’minunellezıne amenu billahi ve rasulihı ve iza kanu meahu ala emrin camiıl lem yezhebu hatta yeste’zinuh innellezıne yeste’zinuneke ulaikellezıne yu’minune billahi ve rasulih fe izeste’zenuke li ba’dı se’nihim fe’zel li men si’te minhum vestagfir lehumullah innellahe gafurur rahıym
Doğrusu Allah'a ve Peygamberine inanan Müminler, Peygamberle beraber bir işe karar vermek için toplandıklarında, ondan izin almaksızın gitmezler. Senden izin isteyenler, işte onlar, Allah'a ve Peygamberine inananlardır. Bazı işleri için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver, Allah'tan, onların bağışlanmalarını dile. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder.
Nûr · 63. ayet
La tec’alu duaer rasuli beynekum ke duai ba’dıkum ba’da kad ya’lemullahullezıne yetesellelune minkum livaza fel yahzerillezıne yuhalifune an emrihı en tusıybehum fitnetun ev yusıybehum azabun elım
Peygamberin çağrısını, kendi aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. Allah, içinizden sıvışıp gidenleri şüphesiz bilir. O'nun buyruğuna aykırı hareket edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya can yakıcı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
Nûr · 64. ayet
E la inne lillahi ma fis semavati vel ard kad ya’lemu ma entum aleyh ve yevme yurceune ileyhi fe yunebbiuhum bi ma amilu vallahu bi kulli sey’in alım
Dikkat edin; göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu da, kendisine döndürüleceğiniz günü de gerçekten bilir. Onlara işlediklerini haber verir. Allah herşeyi bilir.