Kulkula

38

Sâd

Sâd

88 ayet

Sure profili · 23. cüz · Mekke

38

Sâd

Sad · Sâd

Sâd suresi (Sad). Mekke döneminde inmiştir; 88 ayettir. Mushaf yolunda 38. sure olarak okunur.

Mekke88 ayetMeal

88 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal

Ayetler

Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.

Sâd · 1. ayet

Sad vel kur’ani ziz zikr

Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.

Sâd · 2. ayet

Belillezıne keferu fı ızzetiv ve sikkak

Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.

Sâd · 3. ayet

Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne mens

Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı değildi.

Sâd · 4. ayet

Ve cabu en caehum munzirun minhum ve kalel kafirune haza sahırun kezzab

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.

Sâd · 5. ayet

E cealel alihete ilahev vahıda inne haza le sey’uy ucab

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.

Sâd · 6. ayet

Ventalekal melau minhum enimsu vasbiru ala alihetikum inne haza le sey’uy yurad

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

Sâd · 7. ayet

Ma semı’na bihaza fil milletil ahırah in haza illahtilak

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

Sâd · 8. ayet

E unzile aliyhiz zikru mim beynina bel hum fı sekkim min zikrı bel lemma yezuku azab

Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.

Sâd · 9. ayet

Em ındehum hazinu rahmeti rabbikel azızil vehhab

Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır.

Sâd · 10. ayet

Em lehum mulkus semavati vel erdı ve ma beynehuma feyerteku fil esbab

Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler.

Sâd · 11. ayet

Cundum ma hunalike menzumum minel ahzab

Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur.

Sâd · 12. ayet

Kezzebet kablehum kavmu nuhıv ve aduv ve fir’avnu zul evtad

Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.

Sâd · 13. ayet

Ve semudu ve kavmu lutıv ve ashabul eykeh ulaikel ahzab

Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.

Sâd · 14. ayet

In kullun illa kezzeber rusule fe hakka ıkab

Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler.

Sâd · 15. ayet

Ve ma yenzuru haulai illa sayhatev vahıdetem ma leha min fevak

Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler.

Sâd · 16. ayet

Ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hısab

Onlar ise "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver" derler.

Sâd · 17. ayet

Isbir ala ma yekulune veskur abdena davude zel eyd innehu evvab

Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi.

Sâd · 18. ayet

Inna sehharnel cibale meahu yusebbıhne bil asiyyi vel israk

Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.

Sâd · 19. ayet

Vettayra mahsurah kullul lehu evvab

Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.

Sâd · 20. ayet

Ve sededna mulehu ve ateynahul hıkmete ve faslel hıtab

Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik.

Sâd · 21. ayet

Ve hel etake nebeul hasm iz tesevverul mıhrab

Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar.

Sâd · 22. ayet

Iz dehalu ala davude fe fezia minhum kalu la tehaf hasmani bega ba’duna ala ba’dın fahkum beynena bil hakkı ve la tustıt vehdina ila sevais sırat

Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar.

Sâd · 23. ayet

Inne haza ehıy lehu tis’uv ve tis’une na’cetev ve liye na’cetuv vahıdetun fe kale ekfilnıha ve azzenı fil hıtab

Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi.

Sâd · 24. ayet

Kale le kad zalemeke bi suali na’cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebgıy ba’duhum ala ba’dın ilellezıne amenu ve amilus salihati ve kalılum ma hum ve zanne davudu ennema fetennahu festagfera rabbehu ve harra rakiav ve enab

Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.

Sâd · 25. ayet

Fe gaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zulfa ve husne meab

Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır.

Sâd · 26. ayet

Ya davudu inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahkum beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yudılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehum azabun sedıdum bima nesu yevmel hısab (24. Ayet secde ayetidir)

Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır.

Sâd · 27. ayet

Ve ma halaknes semae vel erda ve ma beynehuma batıla zalike zannullezıne keferu fe veylul lillezine keferu minen nar

Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline.

Sâd · 28. ayet

Em nec’alullezıne amenu ve amilus salihati kel mufsidıne fil erdı em nec’alul muttekıyne kel fuccar

Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız.

Sâd · 29. ayet

Kitabun enzelnahu ileyke mubarakul li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ulul elbab

Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.

Sâd · 30. ayet

Ve vehebna li davude suleyman nı’mel abdinnehu evvab

Davud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah'a yönelirdi.

Sâd · 31. ayet

Iz urida aleyhi bil asiyyis safinatul ciyad

Ona bir akşam üstü, çalımlı, cins koşu atları sunulmuştu.

Sâd · 32. ayet

Fe kale innı ahbebtu hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil hıcab

Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.

Sâd · 33. ayet

Rudduha aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a’nak

Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.

Sâd · 34. ayet

Ve le kad fetenna suleymane ve elkayna ala kursiyyihı ceseden summe enab

And olsun ki Süleyman'ı denedik, hükümranlığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü.

Sâd · 35. ayet

Kale rabbıgfir lı veheb li mulkel la yembegıy li ehadim mim ba’di inneke entel vehhab

Süleyman: "Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; Sen şüphesiz, daima bağışta bulunansın" dedi.

Sâd · 36. ayet

Fe sehharna lehur rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysu esab

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.

Sâd · 37. ayet

Ves seyatıyne kullu bennaiv ve gavvas

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.

Sâd · 38. ayet

Ve aharıne mukarranıne fil asfad

Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.

Sâd · 39. ayet

Haza atauna femnun ev emsik bi gayri hısab

İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır." dedik.

Sâd · 40. ayet

Ve inne lehu ındena le zulfa ve husne meab

Doğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır.

Sâd · 41. ayet

Vezkur abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyes seytanu bi nusbiv ve azab

Kulumuz Eyyub'u da an; Rabbine: "Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti.

Sâd · 42. ayet

Urkud bi riclik haza mugteselum bariduv ve serab

Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.

Sâd · 43. ayet

Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehum meahum rahmetem minna ve zikra li ulil elbab

Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik.

Sâd · 44. ayet

Ve huz biyedike dıgsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahu sabira nı’mel abd innehu evvab

Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi.

Sâd · 45. ayet

Vezkur ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya’kube ulil eydı ve ebsar

Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an.

Sâd · 46. ayet

Inna ahlasnahum bi halisatin zikrad dar

Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık.

Sâd · 47. ayet

Ve innehum ındena le minel mustefeynel ahyar

Doğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler.

Sâd · 48. ayet

Vezkur ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve kullum minel ahyar

İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir.

Sâd · 49. ayet

Haza zikr ve inne lil muttekıyne le husne meab

İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.

Sâd · 50. ayet

Cennati adnim mufettehatel lehumul ebvab

Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır.

Sâd · 51. ayet

Muttekiıne fıha yed’une fıha bi fakihetin kesırativ ve serab

Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler.

Sâd · 52. ayet

Ve ındehum kasıratut turfi etrab

Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.

Sâd · 53. ayet

Haza ma tuadune li yevmil hısab

İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir.

Sâd · 54. ayet

Inne haza le rizkuna ma lehu min nefad

Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir.

Sâd · 55. ayet

Haza ve inne lit tagıyne le serra meab

Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.

Sâd · 56. ayet

Cehennem yaslevneha fe bi’sel mihad

Cehenneme girerler; ne kötü bir konaktır.

Sâd · 57. ayet

Haza fel yezukuhu hamımuv ve gassak

İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.

Sâd · 58. ayet

Ve aharu min seklihı ezvac

Bunlara benzer daha başkaları da vardır.

Sâd · 59. ayet

Haza fevcum muktehımum meakum la merhabem bihim innehum salun nar

(İnkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "İşte şunlar sizinle beraber girecek olanlardır." (Derler ki;) "Onlar rahat yüzü görmesin. Behemehal ateşe gireceklerdir.

Sâd · 60. ayet

Kalu bel entum la merhabem bikum entum kaddemtumuhu lena fe bi’sel karar

(Onlara uyanlar;) "Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!" derler.

Sâd · 61. ayet

Kalu rabbena men kaddeme lena haza fezidhu azaben dı’fen fin nar

Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır" derler.

Sâd · 62. ayet

Ve kalu ma lena la nera ricalen kunna neudduhum minel esrar

Şöyle derler: "Kendilerini dünyada iken kötü saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz.

Sâd · 63. ayet

Ettehaznahum sıhriyyen em zagat anhumul ebsar

Onları alaya alırdık; yoksa şimdi gözlere görünmezler mi.

Sâd · 64. ayet

Inne zalike le hakkun tehasumu ehlin nar

İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçektir.

Sâd · 65. ayet

Kul innema ene munziruv ve ma min ilahin illellahul vahıdul kahhar

De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur.

Sâd · 66. ayet

Rabbus semavati vel erdı ve ma beynehumel azızul gaffar

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır.

Sâd · 67. ayet

Kul huve nebun azıym

De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

Sâd · 68. ayet

Entum anhu mu’ridun

De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.

Sâd · 69. ayet

Ma kane liye min ılmin bil meleil a’la iz yahtesımun

Onlar tartışırlarken Melei Ala'daki bu olanlar hakkında bir bilgim yoktu.

Sâd · 70. ayet

Iy yuha ileyye illa ennema ene nezırum mubın

Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.

Sâd · 71. ayet

Iz kale rabbuke lil melaiketi innı halikum beseram min tıyn

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın.

Sâd · 72. ayet

Fe iza sevveytuhu ve nefahtu fıhi mir ruhıy fekau lehu sacidın

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın.

Sâd · 73. ayet

Fe secedel melaiketu kulluhum ecmeun

Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.

Sâd · 74. ayet

Illa iblıs istekbera ve kane minel kafirın

Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.

Sâd · 75. ayet

Kale ya iblısu ma meneake en tescude li ma halaktu bi yedeyy estekberte em kunte minel alın

Allah: "Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi.

Sâd · 76. ayet

Kale ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min tıyn

İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.

Sâd · 77. ayet

Kale fahruc minha fe inneke racım

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.

Sâd · 78. ayet

Ve inne aleyke la’netı ila yevmid dın

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.

Sâd · 79. ayet

Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yub’asun

Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi.

Sâd · 80. ayet

Kale fe inneke minel munzarın

Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.

Sâd · 81. ayet

Ila yevmil vaktil ma’mum

Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.

Sâd · 82. ayet

Kale fe bi ızzetike le ugviyennehum ecmeıyn

İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.

Sâd · 83. ayet

Illa ıbadeke minhumul muhlesıyn

İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.

Sâd · 84. ayet

Kale fel hakku vel hakka ekul

Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi.

Sâd · 85. ayet

Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhum ecmeıyn

Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi.

Sâd · 86. ayet

Kul ma es’elukum aleyhi min ecriv ve ma enen minel mutekellifın

De ki: "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden de değilim.

Sâd · 87. ayet

In huve illa zikrul lil alemın

Bu Kuran, ancak dünyalar için bir öğüttür.

Sâd · 88. ayet

Ve le ta’lemunne nebeehu ba’de hıyn

Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra öğreneceksiniz.