26
Şuarâ
Şuarâ
227 ayet
Sure profili · 19. cüz · Mekke
Şuarâ
Ash-Shu'ara · Şuarâ
Şuarâ suresi (Ash-Shu'ara). Mekke döneminde inmiştir; 227 ayettir. Mushaf yolunda 26. sure olarak okunur.
227 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Şuarâ · 1. ayet
Ta sım mım
Ta, Sin, Mim.
Şuarâ · 2. ayet
Tilke ayatul kitabil mubın
Bunlar apaçık Kitap'ın ayetleridir.
Şuarâ · 3. ayet
Lealleke banıun nefseke ella yekunu mu’minın
İnanmıyorlar diye nerdeyse kendini mahvedeceksin.
Şuarâ · 4. ayet
In nese’nunezzil aleyhim mines semai ayeten fe zallet a’nakuhum leha hadııyn
Biz dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.
Şuarâ · 5. ayet
Ve ma ye’tıhim min zikrim miner rahmani muhdesin illa kanu anhu mu’ridıyn
Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.
Şuarâ · 6. ayet
Fe kad kezzebu fe seye’tıhim embau ma kanu bihı yestehziun
Evet, yalanladılar; alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.
Şuarâ · 7. ayet
E ve lem yerav ilel erdı kem embetna fıha min kulli zevcin kerım
Yeryüzüne bakmazlar mı? Orada, bitkilerden nice güzel çiftler yetiştirmişizdir.
Şuarâ · 8. ayet
Inne fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhum mu’minın
Şüphesiz bunlarda Allah'ın kudretine işaret vardır, ama çoğu inanmazlar.
Şuarâ · 9. ayet
Ve inne rabbeke le huvel azızur rahıym
Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.
Şuarâ · 10. ayet
Ve iz nada rabbuke musa eni’til kavmez zalimın
Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmişti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı.
Şuarâ · 11. ayet
Kavme fir’avn e la yettekun
Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmişti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı.
Şuarâ · 12. ayet
Kale rabbi innı ehafu ey yukezzibun
Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti.
Şuarâ · 13. ayet
Ve yedıyku sadrı ve la yentaliku lisanı fe ersil ila harun
Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti.
Şuarâ · 14. ayet
Ve le hum aleyye zembun fe ehafu ey yaktulun
Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti.
Şuarâ · 15. ayet
Kale kella fezheba bi ayatina inna meakum mustemiun
Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti.
Şuarâ · 16. ayet
Fe’tiya fir’avne fe kula inna rasulu rabbil alemın
Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti.
Şuarâ · 17. ayet
En ersil meana benı israiyl
Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti.
Şuarâ · 18. ayet
Kale e lem nurabbike fına velıdev ve lebiste fına min umurike sinın
Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin" dedi.
Şuarâ · 19. ayet
Ve fealte fa’letekelletı fealte ve ente minel kafirın
Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin" dedi.
Şuarâ · 20. ayet
Kale fealtuha izev ve ene mined dallın
Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi.
Şuarâ · 21. ayet
Fe ferartu minkum lemma hıftukum fe vehebe lı rabbı hukmev ve cealenı minel murselın
Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi.
Şuarâ · 22. ayet
Ve tilke nı’metun temunnuha aleyye en abbedte benı israıl
Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi.
Şuarâ · 23. ayet
Kale fir’avnu ve ma rabbul alemın
Firavun: "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi.
Şuarâ · 24. ayet
Kale rabbus semavati vel erdı ve ma beynehuma inkuntum mukının
Musa: "Kesin olarak inanacaksanız, bilin ki O göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi.
Şuarâ · 25. ayet
Kale li men havlehu ela testemiun
Yanında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi.
Şuarâ · 26. ayet
Kale rabbukum ve rabbu abaikumul evvelın
O sizin de Rabbiniz, önce geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi.
Şuarâ · 27. ayet
Kale inne rasulekumullezı ursile ileykum le mecnun
Firavun, çevresindekilere: "Size gönderilen peygamberiniz şüphesiz delidir" dedi.
Şuarâ · 28. ayet
Kale rabbul mesrikı vel magribi ve ma beynehuma in kuntum ta’kılun
Musa: "Eğer akledebilen kimselerseniz bilin ki O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi.
Şuarâ · 29. ayet
Kale leinittehazte ilahen gayrı le ec’alenneke minel mescunın
Firavun: "Benden başkasını tanrı edinirsen, and olsun ki seni zindanlık ederim" dedi.
Şuarâ · 30. ayet
Kale e ve lev ci’tuke bi sey’im mubın
Musa: "Sana apaçık bir şey getirmiş isem de mi?" dedi.
Şuarâ · 31. ayet
Kale fe’ti bihı in kunte mines sadikıyn
Firavun: "Doğru sözlülerden isen haydi getir" dedi.
Şuarâ · 32. ayet
Fe elka asahu fe iza hiye su’banum mubın
Bunun üzerine Musa değneğini attı, besbelli bir yılan oluverdi.
Şuarâ · 33. ayet
Ve nezea yedehu fe iza hiye beydau lin nazırın
Elini çıkardı, bakanlara bembeyaz göründü.
Şuarâ · 34. ayet
Kale lil melei havlehu inne haza lesahırun alım
Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi.
Şuarâ · 35. ayet
Yurıdu ey yuhricekum min erdıkum bi sıhrihı fe maza te’murun
Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi.
Şuarâ · 36. ayet
Kalu ercih ve ehahu veb’as fil medaini hasirın
Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder" dediler.
Şuarâ · 37. ayet
Ye’tuke bi kulli sehharin alım
Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder" dediler.
Şuarâ · 38. ayet
Fe cumias seharatu li mıkati yevmim ma’lun
Sihirbazlar, belirli bir günün bildirilen vaktinde toplandılar.
Şuarâ · 39. ayet
Ve kıyle lin nasi hel entum muctemiun
İnsanlara: "Siz de toplanır mısınız?" denildi.
Şuarâ · 40. ayet
Leallena nettebius seharate in kanuhumul galibın
Sihirbazlar üstün gelirlerse biz de onlara uyarız" dediler.
Şuarâ · 41. ayet
Fe lemma caes seharatu kalu li fir’avne einne lena le ecran in kunna nahnul galibın
Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a; "Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir ücret vardır değil mi?" dediler.
Şuarâ · 42. ayet
Kale neam ve innekum izel le minel mukarrabın
Firavun: "Evet; o takdirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi.
Şuarâ · 43. ayet
Kale lehum musa elku ma entum mulkun
Musa onlara: "Ne atacaksanız atın" dedi.
Şuarâ · 44. ayet
Fe elkav hıbalehum ve ısıyyehum ve kalu bi ızzeti fir’avne inna le nahnul galibun
Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz" dediler.
Şuarâ · 45. ayet
Fe elka musa asahu fe iza hiye telkafu ma ye’fikun
Bunun üzerine Musa değneğini attı; onların uydurduklarını yutmağa başlayıverdi.
Şuarâ · 46. ayet
Fe ulkıyes seharatu sacidın
Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
Şuarâ · 47. ayet
Kalu amenna bi rabbil alemın
Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
Şuarâ · 48. ayet
Rabbi musa ve harun
Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
Şuarâ · 49. ayet
Kale amentum lehu kable en azene lekum innehu le kebirukumullezı allemekumus sıhr fe le sevfe ta’lemun le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hılafiv ve la uzallibennekum ecmeıyn
Firavun: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Muhakkak ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi bileceksiniz; ellerinizi ayaklarınızı, and olsun, çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım" dedi.
Şuarâ · 50. ayet
Kalu la dayra inna ila rabbina munkalibun
İman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize doneceğiz; inananların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını umarız" dediler.
Şuarâ · 51. ayet
Inna natmeu ey yagfira lena rabbuna hatayana en kunna evvelel mu’minın
İman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize doneceğiz; inananların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını umarız" dediler.
Şuarâ · 52. ayet
Ve evhayna ila musa en esri bi ıbadı innekum muttebeun
Biz Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip edileceksiniz" diye vahyettik.
Şuarâ · 53. ayet
Fe ersele fir’avnu fil medaini hasirın
Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.
Şuarâ · 54. ayet
Inne haulai le sirzimetun kalılun
Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.
Şuarâ · 55. ayet
Ve innehum lena le gaizun
Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.
Şuarâ · 56. ayet
Ve inna le cemıun hazirun
Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.
Şuarâ · 57. ayet
Fe ahracnahum min cennativ ve uyun
Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
Şuarâ · 58. ayet
Ve kunuziv ve mekamin kerım
Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
Şuarâ · 59. ayet
Kezalik ve evrasnaha benı israıl
Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.
Şuarâ · 60. ayet
Fe etbeuhum musrikıyn
Firavun ve adamları güneş üzerlerine doğarken onların ardına düştüler.
Şuarâ · 61. ayet
Felemma terael cem’ani kale ashabu musa inna le mudrakun
İki topluluk birbirini gördüğünde, Musa'nın adamları: "İşte yakalandık" dediler.
Şuarâ · 62. ayet
Kale kella inne meıye rabbı seyehdın
Musa: "Hayır; Rabbim benimle beraberdir, bana elbette yol gösterecektir" dedi.
Şuarâ · 63. ayet
Fe evhayna ila masa enıdrib bi asakel bahr fenfeleka fe kane kullu firkın ket tavdil azıym
Bunun üzerine Biz Musa'ya: "Değneğinle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi.
Şuarâ · 64. ayet
Ve ezlefna semmel aharın
İşte oraya, geridekileri de yaklaştırdık.
Şuarâ · 65. ayet
Ve enceyna musa ve mem meahu ecmeıyn
Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık.
Şuarâ · 66. ayet
Summe agraknel aharın
Öbürlerini suda boğduk.
Şuarâ · 67. ayet
Inne fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhum mu’minın
Bunda şüphesiz ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.
Şuarâ · 68. ayet
Ve inne rabbeke le huvel azızur rahıym
Doğrusu Rabbin, güçlü olandır, merhamet edendir.
Şuarâ · 69. ayet
Vetlu aleyhim nebee ibrahım
Onlara İbrahim'in kıssasını anlat.
Şuarâ · 70. ayet
Iz kale li ebıhi ve kavmihı ma ta’budun
İbrahim, babasına ve milletine: "Nelere tapıyorsunuz?" demişti.
Şuarâ · 71. ayet
Kalu na’budu asnamen fe nezallu leha akifın
Putlara tapıyoruz, onlara bağlanıp duruyoruz" demişlerdi.
Şuarâ · 72. ayet
Kale hel yesmeunekum iz ted’un
İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti.
Şuarâ · 73. ayet
Ev yenfeunekum ev yedurrun
İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti.
Şuarâ · 74. ayet
Kalu bel vecedna abaena kezalike yef’alun
Hayır ama, babalarımızı da bu şekilde ibadet ederken bulduk" demişlerdi.
Şuarâ · 75. ayet
Kale e feraeytum ma kuntum ta’budun
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Şuarâ · 76. ayet
Entum ve abaukumul akdemun
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Şuarâ · 77. ayet
Fe innehum aduvvul lı illa rabbel alemın
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Şuarâ · 78. ayet
Ellezı halekanı fe huve yehdın
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Şuarâ · 79. ayet
Vellezı huve yut’ımunı ve yeskıyn
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Şuarâ · 80. ayet
Ve iza merıdtu fe huve yesfın
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Şuarâ · 81. ayet
Vellezı yumıtunı summe yuhyın
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Şuarâ · 82. ayet
Vellezı at’meu ey yagfira lı hatıy’etı yevmeddın
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Şuarâ · 83. ayet
Rabbi heb lı hukmev ve elhıknı bis salihıyn
İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Şuarâ · 84. ayet
Vec’al lı lisane sıdkın fil ahırın
Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.
Şuarâ · 85. ayet
Vec’alnı miv veraseti cennetin neıym
Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.
Şuarâ · 86. ayet
Vagfir li ebı innehu kane mined dallın
Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.
Şuarâ · 87. ayet
Ve la tuhzinı yevme yub’asun
Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.
Şuarâ · 88. ayet
Yevme la yenfeu maluv ve la benun
Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.
Şuarâ · 89. ayet
Illa men etellahe bi kalbin selim
Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.
Şuarâ · 90. ayet
Ve uzlifetil cennetu lil muttekıyn
O gün cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlara gösterilir.
Şuarâ · 91. ayet
Ve burrizetil cehıymu li gavın
O gün cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlara gösterilir.
Şuarâ · 92. ayet
Ve kıyle lehum eyne ma kuntum ta’budun
Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir.
Şuarâ · 93. ayet
Min dunillah hel yensurunekum ev yentesırun
Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir.
Şuarâ · 94. ayet
Fe kubkibu fıhahum vel gavun
Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar.
Şuarâ · 95. ayet
Ve cunudu iblıse ecmeun
Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar.
Şuarâ · 96. ayet
Kalu ve hum fıha yahtesımun
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
Şuarâ · 97. ayet
Tellahi in kunna le fı dalalim mubın
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
Şuarâ · 98. ayet
Iz nusevvıkum bi rabbil alemın
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
Şuarâ · 99. ayet
Ve ma edalleha illel mucrimun
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
Şuarâ · 100. ayet
Fe ma lena min safiıyn
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
Şuarâ · 101. ayet
Ve la sadıkın hamım
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
Şuarâ · 102. ayet
Fe lev enne lena kerraten fe nekune minel mu’minın
Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.
Şuarâ · 103. ayet
Inne fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhum mu’minın
Bunda şüphesiz bir ders vardır ama çoğu inanmamıştır.
Şuarâ · 104. ayet
Ve inne rabbeke le huvel azızur rahıym
Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.
Şuarâ · 105. ayet
Kezzebet kavmu nuhınil murselın
Nuh'un milleti peygamberlerini yalanladı.
Şuarâ · 106. ayet
Iz kale lehum ehuhum nuhun ela tettekun
Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.
Şuarâ · 107. ayet
Inni lekum rasulun emın
Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.
Şuarâ · 108. ayet
Fettekullahe ve etıy’un
Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.
Şuarâ · 109. ayet
Ve ma es’elukum aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemın
Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.
Şuarâ · 110. ayet
Fettekullahe ve etıy’un
Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.
Şuarâ · 111. ayet
Kalu enu’minu leke vettebeakel erzelun
Sana mı inanacağız? Sana en rezil kimseler uymaktadır" dediler.
Şuarâ · 112. ayet
Kale vema ılmı bima kanu ya’melun
Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi.
Şuarâ · 113. ayet
In hısabuhum illa ala rabbı lev tes’urun
Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi.
Şuarâ · 114. ayet
Ve ma ene bi taridil mu’minın
Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi.
Şuarâ · 115. ayet
In ene illa nezırum mubın
Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi.
Şuarâ · 116. ayet
Kalu le il lem tentehi ya nuhu le tekunenne minel mercumın
Ey Nuh! Eğer bu işe son vermezsen, şüphesiz taşlanacaklardan olacaksın" dediler.
Şuarâ · 117. ayet
Kale rabbi inne kavmı kezzebun
Nuh: "Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar" dedi.
Şuarâ · 118. ayet
Fettah beynı ve beynehum fethav ve neccinı ve mem meıye minel mu’minın
Nuh: "Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar" dedi.
Şuarâ · 119. ayet
Fe enceynahu ve mem meahu fil fulkil meshun
Bunun üzerine onu ve beraberinde bulunanları, dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık.
Şuarâ · 120. ayet
Summe agrakna ba’dul bakıyn
Sonra de geride kalanları suda boğduk.
Şuarâ · 121. ayet
Inne fı zalik le ayeh ve ma kane ekseruhum mu’minın
Doğrusu bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.
Şuarâ · 122. ayet
Ve inne rabbeke le huvel azızur rahıym
Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.
Şuarâ · 123. ayet
Kezzebet adunil murselın
Ad milleti de peygamberleri yalanladı.
Şuarâ · 124. ayet
Iz kale lehum ehuhum hudun ela tettekun
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 125. ayet
Innı lekum rasulun emın
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 126. ayet
Fettekullahe ve etıy’un
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 127. ayet
Ve ma es’elukum aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemın
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 128. ayet
E tebnune bi kulli riy’ın ayeten ta’besun
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 129. ayet
Ve tettehızune mesanıa leallekum tahludun
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 130. ayet
Ve iza betastum betastum cebbarın
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 131. ayet
Fettekullahe ve etıy’un
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 132. ayet
Vettekullezı emeddekum bima ta’lemun
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 133. ayet
Emeddekum bi en’amiv ve benın
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 134. ayet
Ve cennativ ve uyun
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 135. ayet
Innı ehafu aleykum azabe yevmin azıym
Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
Şuarâ · 136. ayet
Kalu sevaun aleyna e veazte em lem tekum minel vaızıyn
İster öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bizce birdir.
Şuarâ · 137. ayet
In haza illa hulukul evvelın
Bu durumumuz öncekilerin geleneğidir. Biz azaba uğratılacak da değiliz" dediler.
Şuarâ · 138. ayet
Ve ma nahnu bi muazzebın
Bu durumumuz öncekilerin geleneğidir. Biz azaba uğratılacak da değiliz" dediler.
Şuarâ · 139. ayet
Fe kezzebuhu fe ehleknahum inne fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhum mu’minın
Böylece onu yalanladılar; Biz de kendilerini yok ettik. Bunda şüphesiz ki ders vardır; ama çoğu inanmamıştır.
Şuarâ · 140. ayet
Ve inne rabbeke le huvel azızur rahıym
Doğrusu Rabbin güçlüdür, merhametlidir.
Şuarâ · 141. ayet
Kezzebet semudul murselın
Semud milleti de peygamberleri yalanladı.
Şuarâ · 142. ayet
Iz kale lehum ehuhum salihun ela tettekun
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
Şuarâ · 143. ayet
Innı lekum rasulun emın
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
Şuarâ · 144. ayet
Fettekullahe ve etıy’un
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
Şuarâ · 145. ayet
Ve ma es’elukum aleyhi men ecr in ecriye illa ala rabbil alemın
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
Şuarâ · 146. ayet
E tutrakune fı ma hahuna aminın
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
Şuarâ · 147. ayet
Fı cennativ ve uyun
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
Şuarâ · 148. ayet
Ve zuruıv ve nahlin tal’uha hedıym
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
Şuarâ · 149. ayet
Ve tenhıtune minel cibali buyuten farihın
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
Şuarâ · 150. ayet
Fettekullahe ve etıy’un
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
Şuarâ · 151. ayet
Ve la tutıy’u emral musrifın
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
Şuarâ · 152. ayet
Ellezıne yufsidune fil erdı ve la yuslihun
Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
Şuarâ · 153. ayet
Kalu innema ente minel musahharın
Sen şüphesiz büyülenmişin birisin; bizim gibi bir insandan başka birşey değilsin. Eğer doğru sözlü isen bir belge getir" dediler.
Şuarâ · 154. ayet
Ma ente illa beserum misluna fe’ti bi ayetin in kunte mines sadikıyn
Sen şüphesiz büyülenmişin birisin; bizim gibi bir insandan başka birşey değilsin. Eğer doğru sözlü isen bir belge getir" dediler.
Şuarâ · 155. ayet
Kale hazihı nakatul leha sirbuv ve lekum sirbu yevmim ma’lum
Salih: " İşte belge bu devedir. Kuyudan su içmek hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün de sizindir; sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi büyük günün azabı yakalar" dedi.
Şuarâ · 156. ayet
Ve la temessuha bi suin fe ye’huzekum azabu yevmin azıym
Salih: " İşte belge bu devedir. Kuyudan su içmek hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün de sizindir; sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi büyük günün azabı yakalar" dedi.
Şuarâ · 157. ayet
Fe akaruha fe asbehu nadimın
Onlar ise deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
Şuarâ · 158. ayet
Fe ehazehumul azab inne fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhum mu’minın
Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda bir ders vardır, fakat çoğu inanmamıştır.
Şuarâ · 159. ayet
Ve inne rabbeke le huvel azızur rahıym
Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.
Şuarâ · 160. ayet
Kezzebet kavmu lutınil murselun
Lut milleti de peygamberleri yalanladı.
Şuarâ · 161. ayet
Iz kale lehum ehuhum lutun ela tettekun
Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.
Şuarâ · 162. ayet
Innı lekum rasulun emın
Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.
Şuarâ · 163. ayet
Fettekullahe ve etıy’un
Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.
Şuarâ · 164. ayet
Ve es’elukum aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemın
Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.
Şuarâ · 165. ayet
E te’tunez zukrane minel alemın
Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.
Şuarâ · 166. ayet
Ve tezerune ma haleka lekum rabbukum min ezvacikum bel entum kavmun adun
Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.
Şuarâ · 167. ayet
Kalu leil lem tentehi ya lutu le tekunenne minel muhracın
Ey Lut! Bu sözlerinden vazgeçmezsen, mutlaka kovulacaksın" dediler.
Şuarâ · 168. ayet
Kale innı li amelikum minel kalın
Lut: "Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldiği kötülükten kurtar" dedi.
Şuarâ · 169. ayet
Rabbi neccinı ve ehlı mimma ya’melun
Lut: "Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldiği kötülükten kurtar" dedi.
Şuarâ · 170. ayet
Fe necceynahu ve ehlehu ecmeıyn
Bunun üzerine geride kalan yaşlı bir kadın dışında, onu ve ailesini, hepsini kurtardık.
Şuarâ · 171. ayet
Illa acuzen fil gabirın
Bunun üzerine geride kalan yaşlı bir kadın dışında, onu ve ailesini, hepsini kurtardık.
Şuarâ · 172. ayet
Summe demmernel aharın
Diğerlerini yerle bir ettik.
Şuarâ · 173. ayet
Ve emtarna aleyhim metara fe sae metarul munzerın
Üzerlerine de yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi.
Şuarâ · 174. ayet
Inne fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhum mu’minın
Şüphesiz bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.
Şuarâ · 175. ayet
Ve inne rabbeke le huvel azızur rahıym
Doğrusu Rabbin güçlüdür, merhametlidir.
Şuarâ · 176. ayet
Kezzebe ashabul eyketil murselın
Ormanlık yerde oturanlar, Eykeliler de peygamberleri yalanladı.
Şuarâ · 177. ayet
Iz kale lehum suaybun ela tettekun
Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.
Şuarâ · 178. ayet
Innı lekum rasulun emın
Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.
Şuarâ · 179. ayet
Fettekullahe ve etıy’un
Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.
Şuarâ · 180. ayet
Ve ma es’elukum aleyhi min ecr in ecriye illa ala rabbil alemın
Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.
Şuarâ · 181. ayet
Evful keyle ve la tekunu minel muhsirın
Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.
Şuarâ · 182. ayet
Vezinu bil kıstasil mustekıym
Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.
Şuarâ · 183. ayet
Ve la tebhasun nase esyaehum ve la ta’sev fil erdı musidın
Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.
Şuarâ · 184. ayet
Vettekullezı halekakum vel cibilletel evvelın
Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.
Şuarâ · 185. ayet
Kalu innema ente minel musahharın
Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler.
Şuarâ · 186. ayet
Ve ma ente illa beserum misluna ve in nezunnuke le minel kazibın
Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler.
Şuarâ · 187. ayet
Fe eskıt aleyna kisefem mines semai in kunte mines sadikıyn
Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler.
Şuarâ · 188. ayet
Kale rabbı a’lemu bi ma ta’melun
Şuayb: "Rabbim yaptıklarınızı çok iyi bilir" dedi.
Şuarâ · 189. ayet
Fe kezzebuhu fe ehazehum azabu yevmiz zulleh innehu kane azabe yevmin azıym
Ama onu yalanladılar. Bunun üzerine onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Gerçekten o gün, azabı büyük bir gündü.
Şuarâ · 190. ayet
Inne fı zalike le ayeh ve ma kane ekseruhum mu’minın
Doğrusu bunda bir ders vardır. Fakat çoğu inanmamıştır.
Şuarâ · 191. ayet
Ve inne rabbeke le huvel azızur rahıym
Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.
Şuarâ · 192. ayet
Ve innehu le tenzılu rabbil alemın
Şüphesiz Kuran Alemlerin Rabbinin indirmesidir.
Şuarâ · 193. ayet
Nezele bihir ruhul emın
Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir.
Şuarâ · 194. ayet
Ala kalbike li tekune minel munzirın
Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir.
Şuarâ · 195. ayet
Bi lisanin arabiyyim mubın
Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir.
Şuarâ · 196. ayet
Ve innehu lefı zuburil evvelın
O, daha öncekilerin kitabında da zikredilmiştir.
Şuarâ · 197. ayet
E ve lem yekul lehum ayeten ey ya’lemehu ulemau benı israıl
İsrailoğulları bilginlerinin bunu bilmeye bir delilleri yok muydu.
Şuarâ · 198. ayet
Ve lev nezzelnahu ala ba’dıl a’cemın
Biz Kuran'ı Arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı.
Şuarâ · 199. ayet
Fe karaehu aleyhim ma kanu bihı mu’minın
Biz Kuran'ı Arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı.
Şuarâ · 200. ayet
Kezalike seleknahu fı kulubil mucrimın
Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.
Şuarâ · 201. ayet
La yu’minune bihı hatta yeravul azabel elım
Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.
Şuarâ · 202. ayet
Fe ye’tiyehum bagtetev ve hum la yes’urun
Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.
Şuarâ · 203. ayet
Fe yekul hel nahnu munzarun
O zaman "Erteye bırakılmaz mıyız?" derler.
Şuarâ · 204. ayet
E fe bi azabina yesta’cilun
Bizim azabımızı mı acele istiyorlardı.
Şuarâ · 205. ayet
E feraeyte im metta’nahum sinın
Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı.
Şuarâ · 206. ayet
Summe caehum ma kun yuadun
Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı.
Şuarâ · 207. ayet
Ma agna anhum ma kanu yumetteun
Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı.
Şuarâ · 208. ayet
Ve ma ehlekna min karyetin illa leha munzirun
Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.
Şuarâ · 209. ayet
Zikra ve ma kunna zalimın
Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.
Şuarâ · 210. ayet
Ve ma tenezzelet bihis seyatıyn
Kuran'ı şeytanlar indirmemiştir.
Şuarâ · 211. ayet
Ve ma yembegıy lehum ve ma yestetıy’un
Bu onlara düşmez, zaten güçleri de yetmez.
Şuarâ · 212. ayet
Innehum anis sem’ı le ma’zulun
Doğrusu onlar vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır.
Şuarâ · 213. ayet
Fe la ted’u meallahi ilahen ahara fe tekune minel muazzebın
O halde sakın Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarma, yoksa azap göreceklerden olursun.
Şuarâ · 214. ayet
Ve enzir asiratekel akrabın
Önce en yakın hısımlarını uyar.
Şuarâ · 215. ayet
Vahfıd cenahake li menit tebeake minel mu’minın
Sana uyan müminleri kanatların altına al.
Şuarâ · 216. ayet
Fe in asavke fe kul innı berıum mimma ta’melun
Sana başkaldırırlarsa: "Yaptıklarınızdan uzağım" de.
Şuarâ · 217. ayet
Ve tevekkel alel azızir rahıym
Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.
Şuarâ · 218. ayet
Ellezı yerake hıyne tekum
Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.
Şuarâ · 219. ayet
Ve tekallubeke fis sacidın
Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.
Şuarâ · 220. ayet
Innehu huves semıul alım
Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.
Şuarâ · 221. ayet
Hel unebbiukum ala men tenezzelus seyatıyn
Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?" de.
Şuarâ · 222. ayet
Tenezzelu ala kulli effakin esım
Onlar, günahkar iftiracıların hepsine iner.
Şuarâ · 223. ayet
Yulkunes sem’a ve ekseruhum kazibun
Bunlar şeytanlara kulak verirler, çoğu yalancıdırlar.
Şuarâ · 224. ayet
Ves suarau yettebiuhumul gavun
O şairlere gelince; onlara azgınlar uyar.
Şuarâ · 225. ayet
E lem tera ennehum fı kulli vadiy yehımun
Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin.
Şuarâ · 226. ayet
Ve ennehum yekulune ma la yef’alun
Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin.
Şuarâ · 227. ayet
Illellezıne amenu ve amilus salihati ve zekerullahe kesırav ventesaru mim ba’di ma zulimu ve seya’lemullezıne zalemu eyye munkalebiy yenkalibun
Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında haklarını alanlar bunun dışındadır. Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır.