42
Şûrâ
Şûrâ
53 ayet
Sure profili · 25. cüz · Mekke
Şûrâ
Ash-Shuraa · Şûrâ
Şûrâ suresi (Ash-Shuraa). Mekke döneminde inmiştir; 53 ayettir. Mushaf yolunda 42. sure olarak okunur.
53 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Şûrâ · 1. ayet
Ha mım
Ha, Mim.
Şûrâ · 2. ayet
Ayn sın kaf
Ayn, Sin, Kaf.
Şûrâ · 3. ayet
Kezalike yuhıy ileyke ve ilellezıne min kablikellahul azızul hakım
Güçlü olan, Hakim olan Allah, sana da, senden öncekilere de böyle vahyeder.
Şûrâ · 4. ayet
Lehu ma fis semavati ve ma fil ard ve huvel aliyyul azıym
Göklerde olanlar da, yerde olanlar da O'nundur. O, çok yücedir ve büyüktür.
Şûrâ · 5. ayet
Tekadus semavatu yetefettarne min fevkıhinne vel melaiketu yusebbihune bi hamdi rabbihim ve yestagfirune li men fil ard e la innellahe huvel gafurur rahıym
Gökler neredeyse üstlerinden çatlayacak. Melekler Rablerini överek tesbih eder ve yeryüzünde bulunanlar için O'ndan bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah Şüphesiz bağışlayandır, merhametli olandır.
Şûrâ · 6. ayet
Vellezınettehazu min dunihı evliyaellahu hafızun aleyhim ve ma ente aleyhim bi vekıl
Allah'ı bırakıp da dostlar edinenlerin işlediklerini Allah gözetlemektedir. Sen, onlara vekil olmağa memur değilsin.
Şûrâ · 7. ayet
Ve kezalike evhayna ileyke kur’anen arabiyyel li tunzira ummel kura ve men havleha ve tunzira yevmel cem’ı la raybe fıl ferıkun fil cenneti ve ferıkun fis seıyr
Böylece şehirlerin anası olan Mekke'de ve çevresinde bulunanları uyarman, şüphe götürmeyen toplanma günü ile uyarman için sana Arapça okunan bir Kitap vahyettik. İnsanların bir takımı cennete, bir takımı da çılgın alevli cehenneme girer.
Şûrâ · 8. ayet
Ve lev saellahu le cealehum ummetev vahıdetev ve lakiy yudhılu mey yesau fı rahmetih vezzalimune ma lehum miv veliyyiv ve la nesıyr
Eğer dilemiş olsaydı hepsini bir tek ümmet yapardı. Ama, O, rahmetine dilediğini kavuşturur. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı olmaz.
Şûrâ · 9. ayet
Emittehazu min dunihı evliya’fellahu huvel veliyyu ve huve yuhyil mevta ve huve ala kulli sey’in kadır
Demek onlar Allah'tan başka dostlar edindiler? Oysa dost, ancak Allah'tır. O, ölüleri diriltir. Her şeye Kadir'dir.
Şûrâ · 10. ayet
Ve mahteleftum fıhi min sey’in fe hukmuhu ilellah zalikumullahu rabbı aleyhi tevekkeltu ve ileyhi unıb
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah'a aittir; "İşte bu Allah, benim Rabbimdir. O'na güvenirim ve O'na yönelirim." (demek gerekir).
Şûrâ · 11. ayet
Fatırus semavati vel ard ceale lekum min enfusikum ezvacev ve minel en’ami ezvaca yezraukum fıh leyse ke mislihı sey’ve huves semıul besıyr
Göklerin ve yerin yaratanı, size içinizden eşler, çift çift hayvanlar var etmiştir. Bu suretle, çoğalmanızı sağlamıştır. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.
Şûrâ · 12. ayet
Lehu mekalıdus semavati vel ard yebsutur riska li mey yesau ve yakdir innehu bikulli sey’in alım
Göklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Dilediğine rızkı yayar ve isterse kısar, bir ölçüye göre verir. Doğrusu O herşeyi bilendir.
Şûrâ · 13. ayet
Seraa lekum mined dıni ma vessa bihı nuhav vellezı evhayna ileyke ve ma vessayna bihı ibrahıme ve musa ve ıysa en ekıymud dıne ve la teteferraku fıh kebura alel musrikıne ma ted’uhum ileyh allahu yectebı ileyhi mey yesau ve yehdı ileyhi mey yunıb
Allah Nuh'a buyurduğu şeyleri size de din olarak buyurmuştur. Sana vahyettik; İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya da buyurduk ki: "Dine bağlı kalın, onda ayrılığa düşmeyin." Ortak koşanları çağırdığın şey onların gözünde büyümektedir. Allah dilediğini kendine seçer, kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir.
Şûrâ · 14. ayet
Ve ma teferraku illa mim ba’di ma caehumul ılmu bagyem beynehum ve lev la kelimetun sebkat mir rabbike ila ecelim musemmel le kudiye beynehum ve lev la kelimetun sebekat mir rabbike ila ecelim musemmel le kudıye beynehum ve innellezıne urisul kitabe mim ba’dihim lefı sekkim minhu murıb
Kendilerine ilim geldikten sonra ayrılığa düşmeleri, ancak, birbirini çekememekten oldu. Eğer belirli bir süre için Rabbinin verilmiş bir sözü olmasaydı, aralarında hemen hükmedilirdi. Arkalarından Kitaba varis kılınanlar da ondan şüphe ve endişe içindedirler.
Şûrâ · 15. ayet
Fe li zalike fed’u vestekım kema umirt ve la tettebı’ehvaehum ve kul amentu bima enzelellahu min kitab ve umirtu li a’dile beynekum allahu rabbuna ve rabbukum lena a’maluna ve lekum a’malukum la huccete beynena ve beynekum allahu yecmeu beynena ve ileyhil mesıyr
Bundan ötürü sen birliğe çağır ve emrolunduğun gibi doğru ol; onların heveslerine uyma ve şöyle söyle: "Allah'ın indirdiği Kitap'a inandım; aranızda adaletle hükmetmek ile emrolundum; Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir; bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz kendinizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah hepimizi bir araya toplar; dönüş O'nadır.
Şûrâ · 16. ayet
Vellezıne yuhaccune fillahi mim ba’di mestucıbe lehu huccetuhum dahıdatun ınde rabbihim ve aleyhim gadabuv ve lehum azabun sedıd
Allah'ın çağrısına icabet eden bulunduktan sonra, O'nun hakkında tartışmağa girişenlerin delilleri Rableri katında hükümsüzdür. Onlara bir gazap vardır, çetin bir azap da onlar içindir.
Şûrâ · 17. ayet
Allahullezı enzelel kitabe bil hakkı vel mızan ve ma yudrıke lealles saate karıb
Gerçekten Kitap'ı ve ölçüyü indiren Allah'tır. Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır.
Şûrâ · 18. ayet
Yesta’cilu bihellezıne la yu’minune biha vellezıne amenu musfikune minha ve ya’lemune ennehel hakk e la innellezıne yumarune fis saati lefı dalalim beıyd
O'na inanmayanlar, acele olmasını beklerler; inananlar ise korku ile titrerler ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
Şûrâ · 19. ayet
Allahu latıyfum bi ıbadihı yerzuku mey yesa’ve huvel kaviyyul azız
Allah, kullarına lütufta bulunandır. Dilediğini rızıklandırır. Kuvvetli olan da güçlü olan da O'dur.
Şûrâ · 20. ayet
Men kane yurıdu harsel ahırati nezid lehu fı harsih ve men kane yurıdu harsed dunya nu’tihı minha ve ma lehu fil ahırati min nesıyb
Ahiret kazancını isteyenin kazancını artırırız; dünya kazancını isteyene de ondan veririz; ama ahirette bir payı bulunmaz.
Şûrâ · 21. ayet
Em lehum surakau serau lehum mined dıni ma lem ye’zem bihillah ve lev la kelimetul fasli le kudıye beynehum ve innez zalimıne lehum azabun elım
Yoksa, Allah'ın dinde izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer kesin yargı bulunmayacak olsaydı aralarında hemen hükmedilirdi. Doğrusu, zalimlere can yakıcı azap vardır.
Şûrâ · 22. ayet
Teraz zalimıne musfikıyne mimma kesebu ve huve vakıum bihim vellezıne amenu ve amilus salihati fı ravdatil cennat lehum ma yesaune ınde rabbihim zalike huvel fadlull kebır
Yaptıkları şeyler başlarına gelirken, zalimlerin korkudan titrediklerini görürsün. İnanıp yararlı işler işleyenler cennet bahçelerindedirler. Rablerinin katında, onlara diledikleri verilir. İşte büyük lütuf budur.
Şûrâ · 23. ayet
Zalikellezı yubbessirullahu ıbadehullezıne amenu ve amilus salihat kul la es’elukum aleyhi ecran illel mevededdete fil kurba ve mey yakterif haseneten nezid lehu fıha husna innellahe gafurun sekur
Allah, inanıp yararlı işler işleyen kullarını bununla müjdeler. De ki: "Ben sizden buna karşı yakınlara sevgiden (veya Allah'a yaklaşmaktan) başka bir ücret istemem." Kim güzel bir iş işlerse onun güzelliğini arttırırız. Doğrusu Allah bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
Şûrâ · 24. ayet
Em yekuluneftera alellahi keziba fe iy yeseillahu yahtim ala kalbik ve yemhullahul batıle ve yuhıkkul hakka bi kelimatih innehu alımum bizatis sudur
Yoksa senin için "Allah'a karşı yalan yere iftira etti" mi derler? Allah dilerse senin kalbini mühürler, batılı da yok eder, hakkı sözleriyle gerçekleştirir. Doğrusu O, kalplerde olanı bilendir.
Şûrâ · 25. ayet
Ve huvellezı yakbelut tevbete an ıbadihı ve ya’fu anis seyyiati ve ya’lemu ma tefalun
Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden, yaptıklarınızı bilen, inanıp yararlı işler işleyenlerin duasını kabul eden, lütfuyla onların ecrini arttıran O'dur. Ama, inkarcılar için çetin azap vardır.
Şûrâ · 26. ayet
Ve yestecıbullezıne amenu ve amilu salihati ve yezıduhum min fadlih vel kafirune lehum azabun sedıd
Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden, yaptıklarınızı bilen, inanıp yararlı işler işleyenlerin duasını kabul eden, lütfuyla onların ecrini arttıran O'dur. Ama, inkarcılar için çetin azap vardır.
Şûrâ · 27. ayet
Ve lev besetallahur rizka li ıbadihı le begav fil erdı ve lakiy yunezzilu bi kaderim ma yesa’innehu bi ıbadihı habırum besıyr
Eğer Allah rızkı kullarının hepsine bol bol verseydi, yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Ama O, dilediğini bir ölçüye göre indirir. Doğrusu O, kullarından haberdardır, onları görendir.
Şûrâ · 28. ayet
Ve huvellezı yunezzilul gayse mim ba’di ma kanetu ve yensuru rahmeteh ve huvel veliyyul hamıd
Umutsuzluğa düşmelerinin ardından yağmuru indiren, rahmetini yayan O'dur. O, övülmeğe layık olan dosttur.
Şûrâ · 29. ayet
Ve min ayatihı halkus semavati vel erdı ve ma besse fıhima min dabbeh ve huve ala cem’ıhim iza yesau kadır
Gökleri, yeri ve ikisinde yaydığı canlıları yaratması varlığının delillerindendir.
Şûrâ · 30. ayet
Ve ma esabekum mim musıybetin fe bima kesebet eydıkum ve ya’fu an kesır
Başınıza gelen herhangi bir musibet ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder.
Şûrâ · 31. ayet
Ve ma entum bi mu’cizıne fil ard ve ma lekum min dunillahi miv veliyyiv ve la nasıyr
Yeryüzünde O'nu aciz bırakamazsınız. Allah'tan başka bir dostunuz da yardımcınız da yoktur.
Şûrâ · 32. ayet
Ve min ayatihil cevari fil bahri kel a’lam
Denizde yüce dağlar gibi gemilerin yürümesi O'nun varlığının delillerindendir.
Şûrâ · 33. ayet
Iy yese’yuskinir rıha fe yazlelne ravakide ala zahril inne fı zalike le ayatil li kulli sabbarin sekur
O, dilerse rüzgarı durdurur, yelkenle giden gemiler o zaman denizin yüzünde durakalır. Bunlarda, sabırlı olan ve çok şükreden kimseler için deliller vardır.
Şûrâ · 34. ayet
Ev yubıkhunne bima kesebu ve ya’fu an kesır
Yahut yaptıklarına karşılık onları ortadan kaldırır, bir çoğunu da bağışlar.
Şûrâ · 35. ayet
Ve ya’lemellezıne yucadilune fı ayatina ma lehum mim mehıys
Ayetlerimiz üzerinde tartışanlar, kendilerine kaçacak yer olmadığını bilsinler.
Şûrâ · 36. ayet
Fe ma utıtum min sey’in fe metaul hayatid odunya ve ma ındellahi hayruv ve ebka lillezıe amenu ve ala rabbihim yetevekkelun
Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.
Şûrâ · 37. ayet
Vellezıne yectenibune kebairal ismi vel fevahıse ve iza ma gadıbu hum yagfirun
Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.
Şûrâ · 38. ayet
Vellezınestecabu li rabbihim ve ekamus salate ve emruhum sura beynehum ve mimma razaknahum yunfikun
Size verilen herhangi bir şey, sadece dünya hayatının bir geçimliğidir. Allah katında olan; inanıp Rablerine güvenen, büyük günahlardan ve hayasızlıklardan çekinen, öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar için daha iyi ve daha süreklidir. Onların işleri aralarında danışma iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da sarfederler.
Şûrâ · 39. ayet
Vellezine iza esabehumul bagyu hum yentesırun
Bir haksızlığa uğradıklarında, üstün gelmek için aralarında yardımlaşırlar.
Şûrâ · 40. ayet
Ve cezau seyyietin seyyietum misluha fe men afa ve asleha fe ecruhu alellah innehu la yuhıbbuz zalimın
Bir kötülüğün karşılığı, aynı şekilde bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah'a aittir. Doğrusu O, zulmedenleri sevmez.
Şûrâ · 41. ayet
Ve lemenintesara ba’de zulmihı fe ulaike ma aleyhim min sebıl
Zulüm gördükten sonra hakkını alan kimselere, işte onların aleyhine bir yol yoktur.
Şûrâ · 42. ayet
Innemes sebılu alellezıne yazlimunen nase ve yebgune fil erdı bi gayril hakk ulaike lehum azabıun elım
İnsanlara zulmedenlere, yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır. İşte, can yakıcı azap bunlaradır.
Şûrâ · 43. ayet
Ve le men sabera ve gafera inne zalike le min azmil umur
Ama sabredip bağışlayanın işi, işte bu, azmedilmeye değer işlerdendir.
Şûrâ · 44. ayet
Ve mey yudlililahu fe ma lehu miv veliyyim mim ba’dih ve teraz zalimıne lemma raevul azabe yekulune hel ila meraddim min sebıl
Allah kimi saptırırsa, artık onun bundan sonra bir dostu olmaz. Azabı gördüklerinde, zalimlerin: "Dönecek bir yol yok mudur?" dediklerini görürsün.
Şûrâ · 45. ayet
Ve terahum yu’radune aleyha hasiıyne minez zulli yenzurune min tarfin hafiyy ve kalellezıne amenu innel hasirınellezıne hasiru enfusehum ve ehlıhim yevmel kıyameh e la innez zalimıne fı azabim mukıym
Aşağılıktan başları öne eğilmiş, göz ucuyla gizli gizli etrafa bakarken, ateşe sunulduklarını görürsün. İnananlar: "Hüsranda olanlar, kıyamet günü kendilerini de, ailelerini de hüsranda bırakanlardır" derler. İyi bilin ki, zalimler sürekli bir azap içindedirler.
Şûrâ · 46. ayet
Ve ma kane lehum min evliyae yensurunehum min dunillah ve mey yudlilillahu fe ma lehu min sebıl
Onların, Allah'tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah'ın saptırdığı kimsenin çıkar yolu olmaz.
Şûrâ · 47. ayet
Istecıbu li rabbikum min kabli ey ye’tiye yevmul la meradde lehu minellah ma lekum mim melceiy yevmeiziv ve ma lekum min nekır
Allah katından, geri çevrilemeyecek günün gelmesinden önce Rabbinizin çağrısına cevap verin. O gün hiçbirinize sığınacak yer bulunmaz, inkar de edemezsiniz.
Şûrâ · 48. ayet
Fe in a’radu fema erselnake aleyhim hafıza in aleyke illel belag ve inna iza ezaknel insane minna rahmetenk feriha biha ve in tusıbhum seyyietum bima kaddemet eydıhim fe innel insane kefur
Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki, Biz seni onlara bekçi göndermedik; sana düşen sadece tebliğdir. Doğrusu Biz insana katımızdan bir rahmet tattırırsak ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir kötülük gelirse işte o zaman görürsün ki insan gerçekten pek nankördür.
Şûrâ · 49. ayet
Lillahi mulkus semavati vel ard yahluku ma yesa’yehebu li mey yesau inasev ve yehebu li mey yesauz zukur
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dilediğini yaratır, dilediğine kız çocuk, dilediğine de erkek çocuk verir.
Şûrâ · 50. ayet
Ev yuzevvicuhum zukranev ve inasa ve yec’alu mey yesau akıyma innehu alımun kadır
Yahut hem kız hem erkek çocuk verir, dilediğini de kısır kılar. O, bilendir, her şeye Kadir'dir.
Şûrâ · 51. ayet
Ve ma kane li beserin ey yukellimehullahu illa vahyen ev miv verai hıcabin ev yurile rasulen fe yuhıye bi iznihı ma yesa’innehu aliyyun hakım
Allah bir insanla ancak vahiy suretiyle veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderir; izniyle, dilediğini vahyeder. Doğrusu O yücedir, Hakim'dir.
Şûrâ · 52. ayet
Ve kezalike evhayna ileyke ruham min emrina ma kunte tedrı mel kitabu ve lel ımanu ve lakin cealnahu nuran nehdı bihı men nesau min ıbadina ve inneke le tehdı ila sıratım mustekıym
İşte sana da buyruğumuzla Cebrail'i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisininolan Allah'ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah'a döner.
Şûrâ · 53. ayet
Sıratıllahıllezı lehu ma fis semavati ve ma fil ard e la ilellahi tesıyrul umur
İşte sana da buyruğumuzla Cebrail'i gönderdik; sen Kitap nedir, iman nedir önceleri bilmezdin, fakat Biz onu, kullarımızdan dilediğimizi onunla doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz sen de insanlara, göklerde ve yerde ne varsa kendisininolan Allah'ın yolunu, doğru yolu göstermektesin. İyi bilin ki işler sonunda Allah'a döner.