20
Tâhâ
Tâhâ
135 ayet
Sure profili · 16. cüz · Mekke
Tâhâ
Taha · Tâhâ
Tâhâ suresi (Taha). Mekke döneminde inmiştir; 135 ayettir. Mushaf yolunda 20. sure olarak okunur.
135 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Tâhâ · 1. ayet
Taha
Ta, Ha.
Tâhâ · 2. ayet
Ma enzelna aleykel kur’ane li teska
Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.
Tâhâ · 3. ayet
Illa tezkiratel limey yahsa
Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.
Tâhâ · 4. ayet
Tenziylem mimmen halekal erda ves semavatil ula
Kuran'ı sana, sıkıntıya düşeşin diye değil, ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt ve yeri ve yüce gökleri yaratanın katından bir Kitap olarak indirdik.
Tâhâ · 5. ayet
Errahmanu alel arsisteva
Rahman arşa hükmetmektedir.
Tâhâ · 6. ayet
Lehu ma fis semavati ve ma fil erdı ve ma beynehuma ve ma tahtes sera
Göklerde ve yerde, her ikisi arasında ve toprağın altında bulunanlar O'nundur.
Tâhâ · 7. ayet
Ve in techer bil kavli fe innehu ya’lemus sirra ve ahfa
Sen sözü istersen açığa vur, şüphesiz O gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.
Tâhâ · 8. ayet
Allahu la ilahe illa hu lehul esmaul husna
Allah'tan başka tanrı yoktur, en güzel isimler O'nundur.
Tâhâ · 9. ayet
Ve hel etake hadiysu musa
Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi.
Tâhâ · 10. ayet
Iz raa naran fe kale li ehlihimkusu innı anestu naral leallı atıkum minha bi kabesin ev ecidu alen nari huda
O, bir ateş görmüştü de, ailesine: "Durun, ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getirir, ya da ateşin yanında bir yol gösteren bulurum" demişti.
Tâhâ · 11. ayet
Felemma etaha nudiye ya musa
Musa ateşin yanına gelince: "Ey Musa!" diye seslenildi.
Tâhâ · 12. ayet
Innı ene rabbuke fahla’na’leyk inneke bil vadil mukaddesi tuva
Ben şüphesiz senin Rabbinim; ayağındakileri çıkar; çünkü sen, kutsal bir vadi olan Tuva'dasın.
Tâhâ · 13. ayet
Ve enahtertuke festemı’lima yuha
Ben seni seçtim; artık vahyolunanları dinle.
Tâhâ · 14. ayet
Innenı enallahu la ilahe illa ene fa’budnı ve ekımıs salate li zikrı
Şüphesiz Ben Allah'ım, Benden başka tanrı yoktur; Bana kulluk et; Beni anmak için namaz kıl.
Tâhâ · 15. ayet
Innes saate atiyetun ekadu uhfıha li tucza kullu nefsim bi ma tes’a
Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, zamanını gizli tuttuğum kıyamet mutlaka gelecektir.
Tâhâ · 16. ayet
Fe la yesuddenneke anha mel la yu’minu biha vettebea hevahu fe terda
Buna inanmayan ve hevesine uyan kimse seni ondan alıkoymasın, yoksa helak olursun.
Tâhâ · 17. ayet
Ve ma tilke bi yemınike ya musa
Ey Musa! Sağ elindeki nedir.
Tâhâ · 18. ayet
Kale hiye asay etevekkeu aleyha ve ehussu biha ala ganemı ve liye fıha mearibu uhra
Musa: "O benim değneğimdir, ona dayanırım, onunla davarıma yaprak silkerim, ondan daha birçok işlerde faydalanırım" dedi.
Tâhâ · 19. ayet
Kale elkıha ya musa
Allah: "Ey Musa! Bırak onu" dedi.
Tâhâ · 20. ayet
Fe elkaha fe iza hiye hayyetun tes’a
Bırakınca, değnek hemen, koşan bir yılan oluverdi.
Tâhâ · 21. ayet
Kale huzha ve la tehaf se nuıyduha sıratehel ula
Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi.
Tâhâ · 22. ayet
Vadmun yedeke ila cenahıke tahruc beydae min gayri suin ayeten uhra
Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi.
Tâhâ · 23. ayet
Li nuriyeke min ayatinel kubra
Allah: "Onu al, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz. Daha büyük mucizelerimizi sana göstermemiz için elini koltuğunun altına koy da, diğer bir mucize olarak, kusursuz, bembeyaz çıksın" dedi.
Tâhâ · 24. ayet
Izheb ila fir’avne innehu taga
Firavun'a git, doğrusu o azmıştır.
Tâhâ · 25. ayet
Kale rabbisrah lı sadrı
Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Tâhâ · 26. ayet
Ve yessir lı emrı
Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Tâhâ · 27. ayet
Vahlul ukdetem mil lisanı
Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Tâhâ · 28. ayet
Yefkahu kavlı
Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Tâhâ · 29. ayet
Vec’al li vezıram min ehlı
Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Tâhâ · 30. ayet
Harune ehıy
Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Tâhâ · 31. ayet
Usdud bihı ezrı
Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Tâhâ · 32. ayet
Ve esrikhu fı emrı
Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Tâhâ · 33. ayet
Key nusebbihake kesıra
Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Tâhâ · 34. ayet
Ve nezkurake kesıra
Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Tâhâ · 35. ayet
Inneke kunte bina besıyra
Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Tâhâ · 36. ayet
Kale kad utiyte su’leke ya musa
Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.
Tâhâ · 37. ayet
Ve lekad menenna aleyke merraten uhra
Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.
Tâhâ · 38. ayet
Iz evhayna ila ummike ma yuha
Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.
Tâhâ · 39. ayet
Enıkzi fıhi fit tabuti fakzi fıhi fil yemmi fel yulkıhil yemnu bis sahıli ye’huzhu aduvvul lı ve aduvvul leh ve elkaytu aleyke mehabbetem minnı ve li tusnea ala aynı
Allah: "Ey Musa! İstediğin sana verildi" dedi, "Zaten sana başka bir defa da iyilikte bulunmuş ve annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: Musa'yı bir sandığa koy da suya bırak; su onu kıyıya atar, Bana da, ona da düşman olan biri onu alır. Ey Musa! Gözümün önünde yetişesin diye seni sevimli kıldım.
Tâhâ · 40. ayet
Iz temsı uhtuke fe raca’nake ila ummike key tekarra aynuha ve la tahzen ve katelte nefsen fe necceynake minel gammi ve fetennake futunen fe lebiste sinıne fı ehli medyene summe ci’te ala kaderiy ya musa
Kızkardeşin Firavun'un sarayına giderek: "Ona bakacak birini size göstereyim mi?" diyordu. Böylece, annen üzülmesin, sevinsin diye, seni ona iade etmiştik. Sen bir cana kıymıştın, seni üzüntüden kurtarmış ve seni birçok musibetlerle denemiştik. Bunun için, Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra, ey Musa, peygamberlik görevini yüklenecek bir yaşa gelince dönüp geldin.
Tâhâ · 41. ayet
Vastana’tuke li nefsı
Seni kendim için ayırdım.
Tâhâ · 42. ayet
Izheb ente ve ehuke bi ayatı ve la teniya fı zikrı
Sen ve kardeşin, ayetlerimle gidin; beni anmakta gevşek davranmayın.
Tâhâ · 43. ayet
Izheba ila fir’avne innehu taga
Firavun'a gidin, doğrusu o azmıştır.
Tâhâ · 44. ayet
Fe kula lehu kevlel leyyinel leallehu yetezekkeru ev yahsa
Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar.
Tâhâ · 45. ayet
Kala rabbena innena nehafu ey yefruta aleyna ev ey yatga
Musa ve kardeşi: "Rabbimiz! Onun bize kötülük etmesinden veya azgınlığının artmasından korkarız" dediler.
Tâhâ · 46. ayet
Kale la tehafa innenı meakuma esmeu ve era
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: "Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.
Tâhâ · 47. ayet
Fe’tiyahu fe kula inna rasula rabbike fe ersel meana benı israıle ve la tuazzibhum kad ci’nake bi ayetim mir rabbik vesselamu ala menittebeal huda
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: "Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.
Tâhâ · 48. ayet
Inna kad uhıye ileyna ennel azabe ala men kezzebe ve tevella
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: "Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.
Tâhâ · 49. ayet
Kale fe mer rabbukuma ya musa
Firavun: "Musa! Rabbiniz kimdir?" dedi.
Tâhâ · 50. ayet
Kale rabbunellezı a’ta kulle sey’in halkahu summe heda
Musa: "Rabbimiz, her şeye ayrı bir özellik veren, sonra doğru yola eriştirendir" dedi.
Tâhâ · 51. ayet
Kale fema balul kurunil ula
Firavun: "Öyleyse önceki nesillerin durumu ne oluyor?" dedi.
Tâhâ · 52. ayet
Kale ılmuha ınde rabbı fı kitab la yedıllu rabbı ve la yensa
Musa: "Onların bilgisi Rabbimin katında yazılıdır. Rabbim şaşırmaz ve unutmaz." dedi.
Tâhâ · 53. ayet
Ellezı ceale lekumul erda mehdev ve selek lekum fıha subulev ve enzele mines semai maa fe ahracna bihı ezvacem min nebatin setta
Sizin için yeryüzünü döşeyen, yollar açan, gökten su indiren O'dur. Biz o su ile türlü türlü, çift çift bitkiler yetiştirdik.
Tâhâ · 54. ayet
Kulu ver’av en’amekum inne fı zalike le ayatil li ulin nuha
İster yiyin, ister hayvanlarınızı otlatın, onlarda akıl sahipleri için şüphesiz dersler vardır.
Tâhâ · 55. ayet
Minha halaknakum ve fıha nuıydukum ve minha nuhricukum taraten uhra
Sizi yerden yarattık, oraya döndüreceğiz, sizi tekrar oradan çıkaracağız.
Tâhâ · 56. ayet
Ve lekad eraynahu ayatina kulleha fe kezzebe ve eba
And olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi.
Tâhâ · 57. ayet
Kale ec’tena li tuhricena min erdına bi sıhrike ya musa
And olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi.
Tâhâ · 58. ayet
Fe le ne’tiyenneke bi sıhrim mislihı fec’al beynena ve belneke mev’ıdel la nuhlifuhu nahnu ve la ente mekanen suva
And olsun ki Firavun'a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: "Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayinet ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım" dedi.
Tâhâ · 59. ayet
Kale mev’ıdukum yevmuz zınet ve ey yuhseran nasu duha
Musa: "Buluşma zamanımız sizin bayram gününüzde, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi.
Tâhâ · 60. ayet
Fe tevella fir’avnu fe cemea keydehu summe eta
Firavun döndü, tuzaklarını toplayıp o gün geldi.
Tâhâ · 61. ayet
Kale lehum musa veylekum la tefteru alellahi keziben fe yushıtekum bi azab ve kad habe meniftera
Musa onlara: "Size yazıklar olsun! Allah'a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azabla yok eder. Allah'a iftira eden hüsrana uğrar" dedi.
Tâhâ · 62. ayet
Fe tenazeu emrahum beynehum ve eserrun necva
Sihirbazlar işi aralarında tartıştılar ve konuşmalarını gizli tuttular.
Tâhâ · 63. ayet
Kalu in hazani le sahırani yurıdani ey yuhricakum min erdıkum bi sıhrihima ve yezheba bi tarıkatikumul musla
Musa ile Harun'u göstererek: "Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin en üstün dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarıya erecektir" dediler.
Tâhâ · 64. ayet
Fe ecmiu keydekum summe’tu saffa ve kad eflehal yevme menista’la
Musa ile Harun'u göstererek: "Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin en üstün dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarıya erecektir" dediler.
Tâhâ · 65. ayet
Kalu ya musa imma en tulkıye ve imma en nekune evvele men elka
Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy, ya da önce biz koyalım" dediler.
Tâhâ · 66. ayet
Kale bel elku fe iza hıbaluhum ve ısıyyuhum yuhayyehu ileyhi min sıhrihim enneha tes’a
Musa: "Siz koyun" dedi. Hemen, değnekleri ve ipleri, sihirleri yüzünden, Musa'ya sanki yürüyorlarmış gibi geldi.
Tâhâ · 67. ayet
Fe evcese fı nefsihı hıyfetem musa
Bu yüzden Musa içinde bir korku hissetti.
Tâhâ · 68. ayet
Kulna la tehaf inneke entel a’la
Korkma, sen muhakkak daha üstünsün" dedik.
Tâhâ · 69. ayet
Ve elkı ma fı yemınike telkaf ma saneu innema saneu keydu sahır ve la yuflihus sahıru haysu eta
Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yutsun, yaptıkları sadece sihirbaz düzenidir. Sihirbaz nereden gelirse gelsin başarı kazanamaz.
Tâhâ · 70. ayet
Fe ulkıyes seharatu succeden kalu amenna bi rabbi harune ve musa
Sonunda sihirbazlar: "Biz Musa ve Harun'un Rabbine inandık" deyip secdeye kapandılar.
Tâhâ · 71. ayet
Kale amentum lehu kable en azene lekum innehu le kebırukumullezı allemekumus sıhr fe le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hılafiv ve le usallibennekum fı cuzuın nahli ve le ta’lemunne eyyuna eseddu azabev ve ebka
Firavun "Ben size izin vermeden mi O'na inandınız? Doğrusu size sihri öğreten, büyüğünüz odur. And olsun ki, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sizi hurma kütüklerine asacağım. Hangimizin azabının daha çetin ve daha devamlı olduğunu bileceksiniz" dedi.
Tâhâ · 72. ayet
Kalu len nu’sirake ala ma caena minel beyyinati vellazı fetarana fakdı ma ente kad innema takdıy hazihil hayated dunya
İman eden sihirbazlar: "Seni, gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin. Doğrusu biz, yanılmalarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha iyi ve daha devamlıdır" dediler.
Tâhâ · 73. ayet
Inna amenna bi rabbina li yagfira lena hatayana ve ma ekrahtena aleyhi mines sıhr vallahu hayruv ve ebka
İman eden sihirbazlar: "Seni, gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana üstün tutmayacağız. Ne hüküm vereceksen ver. Sen, ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin. Doğrusu biz, yanılmalarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri bağışlaması için Rabbimize iman ettik. Allah'ın vereceği mükafat daha iyi ve daha devamlıdır" dediler.
Tâhâ · 74. ayet
Innehu mey ye’ti rabbehu murimen fe inne lehu cehennem la yemutu fıha ve la yahya
Rabbine suçlu olarak gelen bilsin ki, cehennem onun içindir. Orada ne ölür, ne yaşar.
Tâhâ · 75. ayet
Ve mey ye’tihı mu’minen kad amiles salihati fe ulaike lehumud deracatul ula
Rabbine inanmış ve yararlı iş yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mükafatıdır.
Tâhâ · 76. ayet
Cennatu adnin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve zalyike cezau men tezekka
Rabbine inanmış ve yararlı iş yaparak gelenlere, işte onlara, en üstün dereceler, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları Adn cennetleri vardır. Bu, arınanların mükafatıdır.
Tâhâ · 77. ayet
Ve lekad evhayna ila musa en esri bi ıbadı fadrib lehum tarıkan fil bahri yebesa la tehafu derakev ve la tahsa
And olsun ki Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yürüt, denizde onlara kuru bir yol aç, batmaktan ve düşmanların yetişmesinden korkma, endişe etme" diye vahyettik.
Tâhâ · 78. ayet
Fe etbeahum fir’avnu bi cunudihı fe gasiyehum minel yemmi ma gasiyehum
Firavun, ordusuyla onları takip etti, deniz de onları içine alıverdi, hem de ne alış.
Tâhâ · 79. ayet
Ve edalle fir’avnu kavmehu ve ma heda
Firavun, milletini saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi.
Tâhâ · 80. ayet
Ya benı israıle kad enceynakum min aduvvikum ve vaadnakum canibet turil eymene ve nezzelna aleykumul menne ves selva
Ey İsrailoğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık, Tur'un sağ yanını size vadettik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik.
Tâhâ · 81. ayet
Kulu min tayyibati ma razaknnakum ve la tatgav fıhi fe yehılle aleykum gadabı ve mey yahlil aleyhi gadabı fe kad heva
Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yiyin, bunda aşırı gitmeyin ki gazabımı haketmeyesiniz. Gazabımı hakeden kimse muhakkak mahvolur.
Tâhâ · 82. ayet
Ve innı le gaffarul limen tabe ve amene ve amile salihan summehteda
Doğrusu Ben, tevbe edeni, inanıp yararlı iş işleyerek doğru yola gireni bağışlarım.
Tâhâ · 83. ayet
Ve am a’celek an kavmike ya musa
Musa! Seni milletinden daha çabuk gelmeye sevkeden nedir?" dedik.
Tâhâ · 84. ayet
Kale hum ulai ala eserı ve aciltu ileyke rabbi li terda
Musa: "Onlar ardımdadır, Rabbim! Hoşnut olman için Sana acele geldim" dedi.
Tâhâ · 85. ayet
Kale fe inna kad fetenna kavmeke mim ba’dike ve edallehumus samiriyy
Allah: "Doğrusu Biz, senden sonra milletini sınadık; Samiri onları saptırdı" dedi.
Tâhâ · 86. ayet
Fe racea musa ila kavmihı gadbane esifa kale ya kavmi elem yeıdkum rabbukum va’den hasena e fe tale aleykumul ahdu em eradtum ey yehılle aleykum gadabum mir rabbikum fe ahleftum mev’ıdı
Musa, milletine kızgın ve üzgün olarak döndü. "Ey milletim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti, yoksa Rabbinizin gazabına mı uğramak istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?" dedi.
Tâhâ · 87. ayet
Kalu ma ahlefna mev’ıdeke bi melkina velakinna hummilna evzaram min zınetil kavmi fe kazefnaha fe kezalike elkas samiriyy
Onlar: "Sana verdiğimiz sözden kendi başımıza caymadık. O milletin ziynet eşyasından bize yükler dolusu taşıtıldı. Biz onları ateşe attık, aynı şekilde Samiri de attı" dediler.
Tâhâ · 88. ayet
Fe ahrace lehum ıclen cesedel lehu huvarun fe kalu haza ilahukum ve ilahu musa fe nesiy
Bunun üzerine Samiri onlara böğüren bir buzağı heykeli ortaya koydu. O ve adamları: "Bu sizin de Musa'nın da tanrısıdır, ama o unuttu" dediler.
Tâhâ · 89. ayet
E fe la yeravne ella yarciu ileyhim kavlev ve la yemliku lehum darrav ve la nef’a
Görmüyorlar mıydı ki, o heykel onlara ne söz söyleyebilir, ne zarar ve ne de fayda verebilirdi.
Tâhâ · 90. ayet
Ve le kad kale lehum harunu min kablu ya kavmi innema futintum bih ve inne rabbekumur rahmanu fettebiuni ve etıy’u emrı
And olsun ki, Harun da onlara önceden: "Ey milletim! Siz bu buzağı ile sınanıyorsunuz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahman'dır. Bana uyun, emrime itaat edin" demişti.
Tâhâ · 91. ayet
Kalu len nebreha aleyhi akifıne hatta yarcia ileyna musa
Musa bize dönene kadar buna sarılmaktan vazgeçmeyeceğiz" demişlerdi.
Tâhâ · 92. ayet
Kale ya harunu ma meneake iz raeytehum dallu
Musa gelince: "Harun! Onların sapıttığını görünce seni benim yolumdan gitmekten alıkoyan nedir? Benim emrime karşı mı geldin?" dedi.
Tâhâ · 93. ayet
Ella tettebian e fe esayte emri
Musa gelince: "Harun! Onların sapıttığını görünce seni benim yolumdan gitmekten alıkoyan nedir? Benim emrime karşı mı geldin?" dedi.
Tâhâ · 94. ayet
Kale yebneumme la te’huz bi lıhyetı ve la bi ra’si innı hasıtu en tekule ferrakte beyne benı israıle ve lem terkub kavlı
Harun: "Ey Annemoğlu! Saçımdan sakalımdan tutma; doğrusu İsrailoğulları arasına ayrılık koydun, sözüme bakmadın demenden korktum" dedi.
Tâhâ · 95. ayet
Kale fe ma hatbuke ya samiriyy
Musa: "Ey Samiri! Ya senin yaptığın nedir?" dedi.
Tâhâ · 96. ayet
Kale besurtu bi ma lem yebsuru bihı fe kabadtu kabdatem min eserir rasuli fe nebeztuha ve kezalike sevvelet lı nefsı
Samiri: "Onların görmedikleri bir şey gördüm ve o sana gelen elçinin bastığı yerden bir avuç avuçladım. Bunu ziynet eşyasının eritildiği potaya attım. Nefsim böyle yaptırdı" dedi.
Tâhâ · 97. ayet
Kale fezheb fe inne leke fil hayati en tekule la misase ve inne leke mev’ıdel len tuhlefeh venzur ila ilahikellezı zalte aleyhi akifale nuharrıkannehu summe le nensifennehu fil yemmi nesfa
Musa: "Defol! Doğrusu artık hayatta, "Bana dokunmayın!" demenden başka yapacağın yoktur. Senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Durup üzerinde titrediğin tanrına bak, onu yakacağız, sonra denize dökeceğiz" dedi.
Tâhâ · 98. ayet
Innema ilahukumullahullezı la ilahe illa hu vesia kulle sey’in ılma
Sizin Tanrınız, ancak, O'ndan başka tanrı olmayan Allah'tır. İlmi her şeyi içine almıştır.
Tâhâ · 99. ayet
Kezalike nekussu aleyke min embai ma kad sebak ve kad ateynake mil ledunna zikra
Geçmiş olayları sana böyle anlatırız. Katımızdan sana da bir Kitap verdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyamet günü bir günah yükü yüklenecektir.
Tâhâ · 100. ayet
Men a’rada anhu fe innehu yahmilu yevmel kıyameti vizra
Geçmiş olayları sana böyle anlatırız. Katımızdan sana da bir Kitap verdik; kim ondan yüz çevirirse bilsin ki kıyamet günü bir günah yükü yüklenecektir.
Tâhâ · 101. ayet
Halidıne fıh ve sae lehum yevmel kıyameti hımla
Devamlı bu günahın azabında kalacaklar. Kıyamet günü onlar için ne kötüdür bu yük.
Tâhâ · 102. ayet
Yevme yunfehu fis suri ve nahsurul mucrimıne yevmeizin zurka
Sura üflendiği gün, işte o gün, suçluları gözleri korkudan göğermiş olarak toplarız.
Tâhâ · 103. ayet
Yetehafetune beynehum il lebistum illa asra
Siz dünyada sadece on gün eğleştiniz" diye, aralarında saklı saklı konuşurlar.
Tâhâ · 104. ayet
Nahnu a’lemu bima yekulune iz yekulu emseluhum tarıkaten il lebistum illa yevma
Aralarında konuştuklarını Biz daha iyi biliriz. En akıllıları: "Sadece bir gün eğleştiniz" der.
Tâhâ · 105. ayet
Ve yes’eluneke anil cibali fe kul yensifuha rabbı nesfa
Sana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin.
Tâhâ · 106. ayet
Fe yezeruha kaan safsafa
Sana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin.
Tâhâ · 107. ayet
La tera fıha ıvecev ve la emta
Sana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin.
Tâhâ · 108. ayet
Yevmeiziy yettebiuned daıye la ıvece leh ve haseatil asvatu lir rahmani fe la tesmeu illa hemsa
Sana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin.
Tâhâ · 109. ayet
Yevmeizil la tenfeus sefaatu illa men ezine lehur rahmanu ve radıye lehu kavla
O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.
Tâhâ · 110. ayet
Ya’lemu ma beyne eydıhim ve ma halfehum ve la yuhıytune bihı ılma
Allah onların geçmişlerini de, geleceklerini de bilir. Onların hiçbirinin ilmi ise O'nu kuşatamaz.
Tâhâ · 111. ayet
Ve anetil vucuhu lil hayyil kayyum ve kad habe men hamele zulma
İnsanlar, diri ve her an yaratıklarını gözetip duran Allah'a boyun eğmiştir. Yükü zulüm olan kimse ise hüsrana uğramıştır.
Tâhâ · 112. ayet
Ve mey ya’mel mines salihuti ve huve mu’minun fe la yehafu zulmev ve la hadma
İnanmış olarak, yararlı işler işleyen kimse, haksızlıktan ve hakkının yeneceğinden korkmaz.
Tâhâ · 113. ayet
Ve kezalike enzelnahu kur’anen arabiyyev ve sarrafna fıhi minel veıydi leallehum yettekune ev yuhdisu lehum zikra
İşte Kuran'ı, Arapça okunmak üzere indirdik, onda tehditleri türlü türlü açıkladık ki belki sakınırlar yahut onlara ibret verir.
Tâhâ · 114. ayet
Fe teallellahul melikul hakk ve la ta’cel bil kur’ani min kabli ey yukda ileyke vahyuhu ve kur rabbi zidnı ılma
Gerçek hükümdar olan Allah Yüce'dir. Kuran sana vahyedilirken, vahy bitmezden önce, unutmamak için, tekrarda acele edip durma, "Rabbim! ilmimi artır" de.
Tâhâ · 115. ayet
Ve lekad ahıdna ila ademe min kablu fe nesiye ve lem necid lehu azma
And olsun ki daha önce "Adem'e secde edin" demiştik; İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o çekinmişti.
Tâhâ · 116. ayet
Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblıs eba
Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.
Tâhâ · 117. ayet
Fe kulna ya ademu inne haza aduvvul leke ve li zevcike fe la yuhricennekuma minel cenneti fe teska
Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.
Tâhâ · 118. ayet
Inne leke ella tecua fıha ve la ta’ra
Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.
Tâhâ · 119. ayet
Ve enneke la tazmeu fıha ve la tadha
Ey Adem! Doğrusu bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik.
Tâhâ · 120. ayet
Fe vesvese ileyhis seytanu kale ya ademu hel edulluke ala seceratil huldi ve mulkil la yebla
Ama şeytan ona vesvese verip: "Ey Adem! Sana sonsuzluk ağacını ve çökmesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?" dedi.
Tâhâ · 121. ayet
Fe ekela minha fe bedet lehuma sev’atuhuma ve tafika yahsıfani aleyhima miv verakıl cenneti ve asa ademu rabbehu fe gava
Bunun üzerine ikisi de o ağacın meyvesinden yedi, ayıp yerleri görünüverdi. Cennet yapraklarıyla örtünmeye koyuldular. Adem, Rabbine baş kaldırdı ve yolunu şaşırdı.
Tâhâ · 122. ayet
Summectebahu rabbuhu fe tabe aleyhi ve heda
Rabbi yine de onu seçip tevbesini kabul etti, ona doğru yolu gösterdi.
Tâhâ · 123. ayet
Kelehbita minha cemıam ba’dukum li ba’dın aduvv fe imma ye’tiyennekum minnı huden fe menittebea hudaye fe la yedıllu ve la yeska
Onlara şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Elbet size Benden bir yol gösteren gelir; Benim yoluma uyan ne sapar ve ne de bedbaht olur.
Tâhâ · 124. ayet
Ve men a’rada an zikrı fe innel lehu meıyseten dankev ve nahsuruhu yevmel kıyameti a’ma
Benim Kitap'ımdan yüz çeviren bilsin ki onun dar bir geçimi olur ve kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz.
Tâhâ · 125. ayet
Kale rabbi lime hasertenı a’ma ve kad kuntu besıyra
O zaman: "Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim" der.
Tâhâ · 126. ayet
Kale kezalike etetke ayatuna fe nesıteha ve kezalikel yevme tunsa
Allah: "Böyledir, ayetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun, bugün de öylece unutulursun" der.
Tâhâ · 127. ayet
Ve kezalike neczı men esrafe ve lem yu’mim bi ayati rabbih ve le azabul ahırati eseddu ve ebka
İşte haddi aşanları, Rabbinin ayetlerine inanmayanları böylece cezalandıracağız. Hem, ahiretin azabı bu dünya azabından daha şiddetli ve daha devamlıdır.
Tâhâ · 128. ayet
E fe lem yehdi lehum kem ehleknu kablehum minel kuruni yemsune fı mesakinihim inne fı zalike le ayatil li ulin nuha
Onları yerlerinde gezdikleri, kendilerinden önce yok etmiş olduğumuz bunca nesiller doğru yola sevketmedi mi? Doğrusu bunlarda akıl sahipleri için ibretler vardır.
Tâhâ · 129. ayet
Velev la kelimetun sebekat mir rabbike le kane lizamev ve ecelum musemma
Eğer Rabbinin verilmiş bir sözü ve tayin ettiği bir süre olmasaydı, hemen azaba uğrarlardı.
Tâhâ · 130. ayet
Fasbir ala ma yekulune ve sebbıh bi hamdi rabbike kable tuluıs semsi ve kable gurubiha ve min anail leyli fe sebbıh ve atrafen nehari lealleke terda
Onların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et; gece saatlerinde ve gündüzleri de tesbih et ki Rabbinin rızasına eresin.
Tâhâ · 131. ayet
Ve la temuddenne aynelke ila ma metta’na bihı ezvacem minhum zehratel hayatid dunya li neftinehum fıh ve rizku rabbike hayrun ve beka
Kendilerini sınamak için, dünya hayatının süsü olarak bol bol geçimlik verdiğimiz kimselere sakın göz dikme, Rabbinin rızkı daha iyi ve daha devamlıdır.
Tâhâ · 132. ayet
Ve’mur ehleke bis salati vastabir aleyha la nes’eluke rizka nahnu nerzukuk vel akıbetu lit takva
Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda devamlı ol. Biz senden rızık istemiyoruz, sana rızık veren Biziz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanındır.
Tâhâ · 133. ayet
Ve kalu lev la ye’tiyna bi ayetim mir rabbih e ve lem te’tihim beyyinetu ma fis suhufil ula
Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya" derler. Onlara, önceki Kitablarda bulunan belgeler gelmedi mi.
Tâhâ · 134. ayet
Ve lev enna ehleknahum bi azabim min kablihı le kalu rabbena lev la erselte ileyna rasulen fe nettebia ayatike min kabli en nezille ve nahza
Eğer onları ondan önce bir azaba uğratarak yok etseydik: "Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, alçak ve rezil olmazdan önce ayetlerine uysaydık, olmaz mıydı?" diyeceklerdi.
Tâhâ · 135. ayet
Kul kullum muterabbisun fe terabbesu fe se ta’lemune men ashabus sıratıs seviyyi ve menihteda
De ki: "Herkes gözlemektedir, siz de gözleyin. Şüphesiz düz yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin doğru yolda bulunduğunu bileceksiniz.