Kulkula

9

Tevbe

Tevbe

129 ayet

Sure profili · 10. cüz · Medine

9

Tevbe

At-Tawbah · Tevbe

Tevbe suresi (At-Tawbah). Medine döneminde inmiştir; 129 ayettir. Mushaf yolunda 9. sure olarak okunur.

Medine129 ayetMeal

129 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal

Ayetler

Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.

Tevbe · 1. ayet

Beraetum minallahi ve rasulihı ilellezıne ahettum minel musrikın

Allah'tan ve Peygamberinden, kendileriyle andlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşabilirsiniz. Allah'ı aciz bırakamayacağınızı, Allah'ın inkarcıları rezil edeceğini bilin.

Tevbe · 2. ayet

Fe siyhu fil erdı erbeate eshuriv va’lemu ennekum gayru ma’cizillahi ve ennellahe muhzil kafirın

Allah'tan ve Peygamberinden, kendileriyle andlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır: Yeryüzünde dört ay daha dolaşabilirsiniz. Allah'ı aciz bırakamayacağınızı, Allah'ın inkarcıları rezil edeceğini bilin.

Tevbe · 3. ayet

Ve ezanum minallahi ve rasulihı ilen nasi yevmel haccil ekberi ennallahe berıum minel musrikıne ve rasuluh fe in tubtum fe huve hayrul lekum ve in tevelleytum fa’lemu ennekum gayru mu’cizillah ve bessirillezıne keferu bi azabin elım

Allah'ın ve Peygamberinin, ortak koşanlardan uzak olduğunu, büyük hac günü, Allah ve peygamberi insanlara ilan eder. Eğer tevbe ederseniz, bu sizin için daha hayırlı olur, yüz çevirirseniz, bilin ki siz Allah'ı aciz bırakamazsınız. İnkar edenlere can yakıcı azabı müjdele.

Tevbe · 4. ayet

Illellezıne ahettum minle musrikıne summe lem yenkusukum sey’ev ve lem yuzahiru aleykum ehaden fe etimmu ileyhim ahdehum ila muddetihim innellahe yuhıbbul muttekıyn

Yalnız, andlaşma hükümlerinde size karşı bir eksiklik yapmayan ve aleyhinizde kimseye yardım etmeyen müşriklerle yaptığınız andlaşmaya sonuna kadar riayet edin. Allah sakınanları sever.

Tevbe · 5. ayet

Fe izenselehal eshurul hurumu faktulul musrikıne hayus vecedtumuhum ve huzuhum vahsuruhum vak’udu lehum kulle mersad fe in tabu ve ekamus salate ve atevuz zekate fe hallu sebılehum innellahe gafurur rahıym

Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayıp hapsedin; her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse yollarını serbest bırakın. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.

Tevbe · 6. ayet

Ve in ehadum minel musrikınestecarake fe ecirhu hatta yesmea kelamellahi summe eblıghu me’meneh zalik bi ennehum kavmul la ya’lemun

Puta tapanlardan biri sana sığınırsa, onu güvene al; ta ki Allah'ın sözünü dinlesin. Sonra onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Çünkü onlar bilgisiz bir topluluktur.

Tevbe · 7. ayet

Keyfe yekunu lil musrikıne ahdun ındellahi ve ınde rasulihı illellezıne ahettum ındel mescidil haram fe mestekamu lekum festekıymu lehum innellahe yuhıbbul mutekeyın

Mescidi Haram'ın yanında andlaştıklarınızın dışında, puta tapanların Allah katında ve Peygamberi önünde nasıl bir andlaşmaları olabilir. Size doğru davrandıkça siz de onlara doğru davranın. Allah, sözleşmelerini bozmaktan sakınanları sever.

Tevbe · 8. ayet

Keyfe ve iy yazheru aleykum la yerkubu fikum illevve la zimmeh yurdunekum bi efvahihim ve te’ba kulubuhum ve ekseruhum fasikun

Nasıl olabilir ki, size üstün gelselerdi ne bir yakınlık, ne de bir ahd gözetirlerdi. Kalpleriyle istemezlerken sizi ağızlarıyla hoşnut etmeye uğraşırlar; çokları fasıktırlar.

Tevbe · 9. ayet

Isterav ve ayatillahi semenen kalılen fe saddu an sebılih innehum sae ma kanu ya’melun

Allah'ın ayetlerini az bir değere değişip, O'nun yolundan alıkoydular. Onların işledikleri gerçekten ne kötüdür.

Tevbe · 10. ayet

La yerkubune fı mu’minın illev ve la zimmeh ve laike humul mu’tedun

Onlar hiçbir müminin yakınlık veya ahdini gözetmezler. İşte aşırı gidenler bunlardır.

Tevbe · 11. ayet

Fe in tabu ve ekamus salate ve atevuz zekate fe ıhvanukum fid dın ve nufassılul ayati le kavmiy ya’lemun

Eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, sizin din kardeşiniz olurlar. Bilen kimseler için ayetleri uzun uzadıya açıklıyoruz.

Tevbe · 12. ayet

Ve in nekesu eymanehum mim ba’di ahdihim ve taanu fı dınikum fe katilu eimmetel kufri innehum la eymane lehum leallehum yentehun

Eğer andlaşmalarından sonra, yeminlerini bozarlar, dininize dil uzatırlarsa, inkarda önde gidenlerle savaşın, çünkü onların yeminleri sayılmaz, belki vazgeçerler.

Tevbe · 13. ayet

Ela tukatilune kavmen nekesu eymanehum ve hemmu bi ıhracir rasuli ve hum bedeukum evvele merrah e tahsevnehum fellahu ehakku en tahsevhu in kuntum mu’minın

Yeminlerini bozan, Peygamberi sürgüne göndermeye azmeden bir toplumla savaşmanız gerekmez mi ki, önce onlar başlamışlardır? Onlardan korkar mısınız? Eğer inanıyorsanız bilin ki asıl korkmanız gereken Allah'tır.

Tevbe · 14. ayet

Katiluhum yuazzibhumullahu bi eydıkum ve yuhzihim ve yensurkum aleyhim ve yesfi sudura kavmim mu’minın

Onlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları azablandırsın, rezil etsin ve sizi üstün getirsin de müminlerin gönüllerini ferahlandırsın, kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hakimdir.

Tevbe · 15. ayet

Ve yuzhib gayza kulubihim ve yetubullahu ala mey yesa’vallahu alımun hakım

Onlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları azablandırsın, rezil etsin ve sizi üstün getirsin de müminlerin gönüllerini ferahlandırsın, kalblerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah Bilendir, Hakimdir.

Tevbe · 16. ayet

Em hasibtum en tutraku ve lemma ya’lemillahullezıne cahedu minkum ve lem yetehızu min dunillahi ve la rasulihı ve lel mu’minıne velıceh vallahu habırum bi ma ta’melun

Allah, içinizden cihat edenleri; Allah'tan, peygamberinden ve inananlardan başka sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi kendi halinize bırakacak mı zannediyorsunuz? Allah işlediklerinizden haberdardır.

Tevbe · 17. ayet

Ma kane lil musrikıne ey ya’muru mesacidellahi sahidıne ala enfusihm bil kufr ulaike habitat a’maluhum ve fin nari hum halidun

Puta tapanların kendilerinin inkarcı olduklarını itiraf edip dururken Allah'ın mescidlerini onarmaları gerekmez. Onların işledikleri boşa gitmiştir, cehennemde temelli kalacaklardır.

Tevbe · 18. ayet

Innema ya’muru mesacidellahi men amene billahi vel yvmil ahıri ve ekames salate ve atez zekate ve lem yahse illallahe fe asa ulaike ey yekunu minel muhtedın

Allah'ın mescidlerini sadece, Allah'a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekat veren ve ancak Allah'tan korkan kimseler onarır. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.

Tevbe · 19. ayet

E cealtum sikayetel hacci ve ımaratel mescidil harami ke men amen billahi vel yevmil ahıri ve cahede fı sebılillah la yestevune ındellah vallahu la yehdil kavmez zalimın

Hacca gelenlere su vermeyi, Mescidi Haramı onarmayı, Allah'a ve ahiret gününe inananla, Allah yolunda cihat edenle bir mi tuttunuz? Allah katında bir olmazlar; Allah zulmeden milleti doğru yola eriştirmez.

Tevbe · 20. ayet

Ellezıne amenu ve haceru ve cahdu fı sebılillahi bi emvalihim ve enfusihim a’zamu deracetem ındellah ve ulaike humul faizun

İnanan, hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihat eden kimselere Allah katında en büyük dereceler vardır. İşte kurtulanlar onlardır.

Tevbe · 21. ayet

Yubessiruhum rabbuhum bi rahmetim minhu ve rıdvaniv ve cennatil lehum fıha neıymum mukıym

Rableri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan cennetleri müjdeler. Doğrusu büyük ecir Allah katındadır.

Tevbe · 22. ayet

Halidıne fıha ebeda innellahe ındehu ecrun azıym

Rableri onlara katından bir rahmet, hoşnutluk ve içinde tükenmez nimetler bulunan cennetleri müjdeler. Doğrusu büyük ecir Allah katındadır.

Tevbe · 23. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu la tettehızu abaekum ve ıhvanekum evliyae inistehabbul kkufra alel ıman ve mey yetevellehum minkum fe ulaike humuz zalimun

Ey inananlar! Babalarınızı, kardeşlerinizi küfrü imana tercih ediyorlarsa dost edinmeyin. Sizden onları kim dost edinirse doğrusu kendine yazık etmiş olurlar.

Tevbe · 24. ayet

Kul in kane abaukum ve ebnaukum ve ıhvanukum ve ezvacukum ve asıratukum ve emvalu nıkteraftumuha ve ticaratun tahsevne kesadeha ve mesakinu terdavneha ehabbe ileykum minallahi ve rasulihı ve cihadin fı sebılihı fe terabbesu hatta ye’tiyallahu bi emrih vallahu la yehdil kavmel fasikıyn

De ki: "Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabanız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler sizce Allah'tan, Peygamberinden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise, Allah'ın buyruğu gelene kadar bekleyin. Allah fasık kimseleri doğru yola eriştirmez.

Tevbe · 25. ayet

Le kad nasarakumullahu fı mevatıne kesırativ ve yevme hıneynin iz a’cebetkum kesratukum fe lem tugni ankum sey’ev ve dakat aleykumul erdu bi ma rahubet summe velleytum mudbirın

And olsun ki Allah size birçok yerlerde, ve çokluğunuzun sizi böbürlendirdiği fakat bir faydası da olmadığı, yeryüzünün geniş olmasına rağmen size dar gelip de bozularak arkanıza döndüğünüz Huneyn gününde yardım etmişti.

Tevbe · 26. ayet

Summe enezlellahu sekınetehu ala rasulihı ve alel mu’minıne ve enzele cunudel lem teravha ve azzebellezıne keferu ve zalike cezaul kafirın

Bozgundan sonra Allah, Peygamberine, müminlere güvenlik verdi ve görmediğiniz askerler indirdi; inkar edenleri azaba uğrattı. İnkarcıların cezası budur.

Tevbe · 27. ayet

Summe yetubullahu min ba’di zalike ala mey yesa’vallahu gafurur rahıym

Allah bundan sonra da dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bağışlar ve merhamet eder.

Tevbe · 28. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu innemel musrikun necesun fe la yakrabul mescidel haram ba’de amihim haza ve in hıftum ayleten fe sevfe yugnıkumullahu min fadlihı in sa’innellahe alımun hakım

Ey inananlar! Doğrusu puta tapanlar pistirler, bu sebeple, bu yıllardan sonra Mescidi Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir. Allah şüphesiz bilendir, hakimdir.

Tevbe · 29. ayet

Katilullezıne la yu’minune billahi ve la bil yevmil ahıri ve la yuhurrimune ma harremallahu ve rasuluhu ve la yedınune dınel hakkı minellezıne utul kitube hatta yu’tul cizyete ay yediv vehum sagırun

Kitap verilenlerden, Allah'a, ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın.

Tevbe · 30. ayet

Ve kaletil yehudu uzeyrunibnullahi ve kaletin nesaral mesıhubnullah zalike kavluhum bi efvahaham yudahiune kavlellezıne keferu min kabl katellehumullahu enna yu’fekun

Yahudiler, "Üzeyr Allah'ın oğludur" dediler; Hıristiyanlar, "Mesih Allah'ın oğludur" dediler. Bu, daha önce inkar edenlerin sözlerine benzeterek ağızlarında geveledikleri sözdür. Allah onları yok etsin, nasıl da uyduruyorlar.

Tevbe · 31. ayet

Ittehazu ahbarahum ve ruhbanehum erbabem min dunillahi vel mesıhabne meryem ve ma umiru illa li ya’budu ilahev vahıda la ilahe illa hu subhanehu amma yusrikun

Onlar Allah'ı bırakıp hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu Mesih'i rableri olarak kabul ettiler. Oysa tek Tanrı'dan başkasına kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Ondan başka tanrı yoktur. Allah, koştukları eşlerden münezzehtir.

Tevbe · 32. ayet

Yurıdune ey yutfiu nurallahi bi efvahihim ve ye’bellahu illa ey yutimme nurahu ve lev kerihel kafirun

Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Kafirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.

Tevbe · 33. ayet

Huvellezı ersele rasulehu bil huda ve dınil hakkı li yuzhirahu aled dıni kullihı ve lev kerihel musrikun

Puta tapanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini doğru yol ve hak dinle gönderen Allah'tır.

Tevbe · 34. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu inne kesıram minel ahbari ver ruhbani le ye’kulune emvalen nasi bil batıli ve yesuddune an sebılillah vellezıne yeknizunez zehebe vel fiddate ve la yunfikuneha fı sebılillahi fe bessirhum bi azabin elım

Ey inananlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler. Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele.

Tevbe · 35. ayet

Yevme yuhma aleyha fı nari cehenneme fe tukva biha cibahuhum ve cunubuhum ve zuhuruhum haza ma keneztum li enfusikum fe zuku ma kuntum teknizun

Bunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, "Bu, kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın" denecek.

Tevbe · 36. ayet

Inne ıddes suhuri ındellahisna asera sehran fı kitabillahi yevme halekas semavati vel erda miha erbeatum hurum zaliked dınul kayyimu fe la tazlimu fıhinne enfusekum ve katilul musrikıne kaffeten kema yukatilunekum kaffeh va’lemu ennallahe meal muttekıyn

Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah'a göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aydır. Bu dosdoğru bir nizamdır. Öyleyse o aylar içinde kendinize yazık etmeyin, topyekun sizinle savaşan putperestlerle siz de topyekun savaşın, Allah'ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.

Tevbe · 37. ayet

Innemen nesıu ziyadetun fil kufri yudallu bihillezıne keferu yuhıllunehu amev ve yuharrimunehu amel li yuvatıu ıddete ma harramellahu fe yuhıllu ma harremellah zuyyine lehum suu a’malihim vallahu la yehdil kavmel kafirın

Sapıtmak için hürmetli ayların yerlerini değiştirip geciktirmek, küfürde gerçekten ileri gitmekdir. İnkar edenler Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uydurmak için, onu bir yıl haram, bir yıl helal sayıyor, böylece Allah'ın haram kıldığını helalkılıyorlar. Kötü işleri kendilerine güzel göründü. Allah inkar eden toplumu doğru yola eriştirmez.

Tevbe · 38. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu ma lekum iza kıyle lekumunfiru fı sebılillahis sakaltum ilel ard e radıytum bil hayatid dunya minel ahırah fe ma metaul hayatid dunya minel ahırah fe ma metaul hayatid dunya fil ahırati illa kalıl

Ey inananlar! Size ne oldu ki, "Allah yolunda, savaşa çıkın" dendiği zaman yere çöküp kaldınız? Oysa dünya hayatının geçimi ahirete göre pek az bir şeydir.

Tevbe · 39. ayet

Illa tenfiru yuazzibkum azaben elımev ve yestebdil kavmen gayrakum ve la teduruhu sey’a vallahu ala kulli sey’in kadır

Çıkmazsanız Allah size can yakıcı azabla azabeder ve yerinize başka bir millet getirir. O'na bir şey de yapamazsınız. Allah her şeye kadirdir.

Tevbe · 40. ayet

Illa tensuruhu fe kad nesarahullahu iz ahracehullezıne keferu saniyesneyni iz huma fil gayri iz yekul li sahıbihı la tahzen innallahe meana fe enzelellahu sekınetehu aleyhi ve eyyedehu bi cunudil lem teravha ve ceale kelimetellezıne keferus sufla ve kelimetullahi hiyel ulya vallahu azızun hakım

Ona (Muhammed'e) yardım etmezseniz, bilin ki, inkar edenler onu Mekke'den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah ona yardım etmişti. Arkadaşına (Ebu Bekir'e) "Üzülme, Allah bizimledir" diyordu; Allah da ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş, inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah'ın sözü yücedir. Allah güçlüdür, hakimdir.

Tevbe · 41. ayet

Infiru hıfafev ve sikalev ve cahidu bi emvalikum ve enfusikum fı sebılillah zalikum hayrul lekum in kuntum ta’lemun

İsteyen, istemeyen, hepiniz savaşa çıkın. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihat edin. Bilirseniz bu sizin için hayırlıdır.

Tevbe · 42. ayet

Lev kane aradan karıbev ve seferan kasıdel lettebeuke ve lakim beudet aleyhimus sukkah ve se yahlifune billahi levisteta’na le haracna meakum yuhlikune enfusehum vallahu ya’lemu innehum le kazibun

Kolay bir kazanç, normal bir yolculuk olsaydı sana uyarlardı, fakat çıkılacak yol onlara uzak geldi, kendilerini helak ederek, "Gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık" diye Allah'a yemin edeceklerdir. Allah, onların yalancı olduğunu elbette biliyor.

Tevbe · 43. ayet

Afallahu ank li me ezinte lehum hatta yetebeyyene lekellezıne sadeku ve ta’lemel kazibın

Allah seni affetsin; doğrular sana belli olup, yalancıları bilmeden önce, niçin onlara izin verdin.

Tevbe · 44. ayet

La yeste’zinukellezıne yu’minune billahi vel yevmil ahıri ey yucahidu bi emvalihim ve enfusihim vallahu alımum bil muttekıyn

Allah'a ve ahiret gününe inananlar, mallariyle, canlariyle savaşmak istediklerinden ötürü geri kalmak için senden izin istemezler. Allah sakınanları bilir.

Tevbe · 45. ayet

Innema yeste’zinukellezıne la yu’minune billahi vel yevmil ahıri vertabet kulubuhum fe hum fı raybihim yeteraddedun

Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalbleri şüpheye düşüp şüphelerinde bocalayan kimseler senden izin isterler.

Tevbe · 46. ayet

Ve lev eradul huruce le eaddu lehu uddetev ve lakin kerihellahumbiasehum fe sebbetahum ve kıylek’udu meal kaıdın

Eğer savaşa çıkmak isteselerdi bir hazırlık yaparlardı. Ama Allah davranışlarını beğenmedi de onları alıkoydu. "Acizlerle beraber oturun" denildi.

Tevbe · 47. ayet

Lev haracu fıkum ma zadukum illa habalev ve le evdau hılalekum yebgunekumul fitneh ve fıkum semmaune lehum vallahu alımum biz zalimın

Aranızda savaşa çıkmış olsalardı, ancak sizi bozmağa çalışırlar ve fitneye düşürmek için aranıza sokulurlardı. İçinizde onlara kulak verenler var. Allah kendilerine yazık edenleri bilir.

Tevbe · 48. ayet

Lekadibtegavul fitnete min kablu ve kallebu lekel umura hatta cael hakku ve zahera emrullahi vehum karihun

And olsun ki, daha önce de fitne koparmak istemişlerdi. Sana karşı bir takım işler çeviriyorlardı, sonunda onlar istemedikleri halde hak ortaya çıktı, Allah'ın emri üstün geldi.

Tevbe · 49. ayet

Ve minhum mey yekulu’zel lı ve la teftinnı e la fil fitneti sekatu ve inne cehenneme le muhıytatum bil kafirın

Onlardan, "Bana izin ver, beni fitneye düşürme" diyen vardır. Bilin ki onlar zaten fitneye düşmüşlerdi. Cehennem, inkar edenleri şüphesiz kuşatacaktır.

Tevbe · 50. ayet

In tusıbke hasenetun tesu’hum ve in tusıbke musıybetuy yekulu kad ehazna emrana min kablu ve yetevellev vehum ferihun

Sana bir iyilik gelince onların fenasına gider; bir kötülük gelse, "Biz önceden ihtiyatlı davrandık" derler, sevinerek dönüp giderler.

Tevbe · 51. ayet

Kul ley yusıybena illa ma ketebellahu lena huve mevlana ve alellahi fel yetevekkelil mu’minun

De ki: "Allah'ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez. O bizim Mevlamızdır, inananlar Allah'a güvensin.

Tevbe · 52. ayet

Kul hel terabbesune bina illa ıhdel husneyeyn ve nahnu neterabbesu bikum ey yusıybekumullahu bi azabim min ındihı ev bi eydına fe terabbesu inna meakum muterabbisun

De ki: "Bize iki iyiden, gazilik ve şehidlikten başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz Allah'ın kendi katından veya elimizle, sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyiniz, doğrusu biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.

Tevbe · 53. ayet

Kul enfiku tav’an ev kerhel len yutekabbele minkum innekum kuntum kavmen fasikıyn

De ki: "İstekli yahut isteksiz olarak verin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir. Siz şüphesiz fasık bir topluluksunuz.

Tevbe · 54. ayet

Ve ma meneahum en tukbele minhum nefekatuhum illa ennehum keferu billahi ve bi rasulihı ve la ye’tunes salate illa vehum kusala ve la yunfikune illa vehum karihun

Verdiklerinin kabul olunmasına engel olan, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmeleri, namaza tembel tembel gelmeleri, istemeye istemeye vermeleridir.

Tevbe · 55. ayet

Fe la tu’cibke emvaluhum ve la evladuhum innema yurıdullahu li yuazzibehum biha fil hayatid dunya ve tezheka enfusuhm ve hum kafirun

Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.

Tevbe · 56. ayet

Ve yahlifune billahi innehum le minkum ve ma hum minkum ve lakinnehum kavmuy yefrakun

Sizden olmadıkları halde, sizinle beraber olduklarına Allah'a yemin ederler. Oysa onlar korkak bir topluluktur.

Tevbe · 57. ayet

Lev yecidune melceen ev megaratin ev muddehalel le vellev ileyhi vehum yecmehun

Bir sığınak veya mağara yahut girecek bir yer bulmuş olsalardı, çarçabuk oraya yönelirlerdi.

Tevbe · 58. ayet

Ve minhum mey yelmizuke fis sadekat fe in u’tu minha radu ve il lem yu’tav minha iza hum yeshatun

Sadakalar hakkında sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar, verilmezse, hemen öfkeleniverirler.

Tevbe · 59. ayet

Ve lev ennehum radu ma atahumlahu ve rasuluhu ve kalu hasbunallahu se yu’tınellahu min fadlihı ye rasuluhu inna ilallahi ragıbun

Eğer onlar, Allah ve Peygamberinin kendilerine vermiş oldukları şeylere razı olsalar ve "Allah bize yeter, O ve Peygamberi bol nimetinden bize verecektir; doğrusu biz Allah'a gönül bağlayanlardanız" deselerdi daha hayırlı olurdu.

Tevbe · 60. ayet

Innemas sadekatu lil fukarai vel mesakıni vel amilıne aleyha vel muellefeti kulubuhum ve firrikabi vle garimıne ve fı sebılillahi vebnis sebıl ferıdatem minallah vallahu alımun hakım

Zekatlar; Allah'tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan memurlara, kalbleri Müslümanlığa ısındırılacaklara verilir; kölelerin, borçluların, Allah yolunda olanların ve yolda kalanların uğrunda sarfedilir. Allah bilendir, hakimdir.

Tevbe · 61. ayet

Ve minhumullezıne yu’zunen nebiyye ve yekulune huve uzun kul uzunu hayril lekum yu’minu billahi ve yu’minu lil mu’minıne ve rahmetul lillezıne amenu minkum vellezıne yu’zune rasulellahi lehum azabun elım

İkiyüzlülerin içinde "O her şeye kulak kesiliyor" diyerek Peygamberi incitenler vardır. De ki: "O kulak, Allah'a inanan ve müminlere inanan, sizin için hayırlı olan, içinizden inanan kimselere rahmet olan bir kulaktır." Allah'ın Peygamberini incitenlere can yakıcı azab vardır.

Tevbe · 62. ayet

Yahlifune billahi lekum li yurdukum vallahu ve rasuluhu ehakku ey yurduhu in kanu mu’minın

Sizi hoşnut etmek için Allah'a yemin ederler. Eğer inanıyorlarsa Allah'ı ve Peygamberini hoşnut etmeleri daha gereklidir.

Tevbe · 63. ayet

E lem ya’lemu ennehu mey yuhadidillahe ve rasulehu fe enne lehu nara cehenneme haliden fıha zalikel hızyul azıym

Allah'a ve Peygamberine karşı koymağa kalkışana, ebedi kalacağı cehennem ateşi bulunduğunu bilmezler mi? Büyük rezillik budur.

Tevbe · 64. ayet

Yahzerul munafikune en tunezzele aleyhim suratun tunebbiuhum bi ma fı kulubihim kulistehziu innellahe muhricum ma tahzerun

İkiyüzlüler, kalblerinde olanı haber verecek bir surenin inmesinden çekiniyorlar. De ki: "Alay edin bakalım, Allah çekindiğiniz şeyi ortaya koyacaktır.

Tevbe · 65. ayet

Ve lein seeltehum le yekulunne innema kunna nehudu ve nel’ab kul e billahi ve ayatihı ve rasulihı kuntum testehziun

Onlara soracak olursan, "Biz and olsun ki, eğlenip oynuyorduk" diyecekler; De ki: "Allah'la, ayetleriyle, Peygamberiyle mi alay ediyordunuz.

Tevbe · 66. ayet

La ta’teziru kad kefartum ba’de ımanikum in na’fu an taifetim minkum nuazzib taifetem bi ennehum kanu mucrimın

Özür beyan etmeyin, inandıktan sonra inkar ettiniz. İçinizden bir topluluğu affetsek bile, suçlarından ötürü bir topluluğa da azab ederiz.

Tevbe · 67. ayet

El munafikun vel munafikatu ba’duhum min ba’d ye’murune bil munkeri ve yenhevne anil ma’rufi ve yakbidune eydiyehum nesullahe fe nesiyehum innel munafikıyne humul fasikun

İkiyüzlü erkek ve kadınlar da birbirlerindendir: Kötülüğü emreder, iyiliğe engel olurlar; elleri de sıkıdır; Allah'ı unuttular, bu yüzden Allah da onları unuttu. Doğrusu ikiyüzlüler fasıktırlar.

Tevbe · 68. ayet

Veadellahul munafikıyne vel munafikati vel kuffara nara cehenneme halidıne fıha hiye hasbuhum ve leanehumullah ve lehum azabum mukıym

Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara ve inkarcılara, ebedi kalacakları cehennem ateşini hazırlamıştır. O, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir (rahmetinden uzak kılmıştır). Onlara devamlı azab vardır.

Tevbe · 69. ayet

Kellezıne min kablikum kanu esedde minkum kuvvetev ve eksera emvalev ve evlada festemteu bi halakıhim festemta’tum bi halaıkum kemestem teallazıne min kablikum bi halakıhum ve hudtum kellezı hadu ulaike habitat a’maluhum fid dunya vel ahırah ve ulaike humul hasirun

Ey ikiyüzlüler! Siz, sizden önce daha kuvvetli, malları ve çocukları daha çok olup, hisselerince bunlardan faydalanan kimseler gibisiniz. Sizden öncekiler, hisselerince faydalandıkları gibi siz de hissenizce faydalandınız ve onların batıla daldıklarıgibi siz de daldınız. İşte bunlar dünyada ve ahirette işleri boşa çıkanlardır, işte bunlar mahvolanlardır.

Tevbe · 70. ayet

E lem ye’tihim nebullezıne min kablihim kavmi nuhıv ve adiv ve semude ve kavmi ibrahıme ve ashabi medyene vel mu’tefikat etethum rusuluhum bil beyyinat fe ma kanellahu li yazlimehum ve lakin kanu enfusehum yazlimun

Kendilerinden önce olan Nuh, Ad, Semud milletlerinin, İbrahim milletinin, Medyen ve altüst olmuş şehirler halkının haberleri onlara gelmedi mi? Peygamberleri onlara belgeler getirmişlerdi. Allah onlara zulmetmemiş, onlar kendilerine yazık etmişlerdir.

Tevbe · 71. ayet

Vel mu’minune vel mu’miratu ba’duhum evliyau ba’d ye’murune bil ma’rufi ve yenhevne anil munkeri ve yukıymunes salate ve yu’tunez zekate ve yutıy’unellahe ve rasuleh ulaike se yerhamuhumullah innellaha azızun hakım

Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir; iyiyi emreder kötülükten alıkorlar; namaz kılarlar, zekat verirler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.

Tevbe · 72. ayet

Veadellahul mu’minıne vel mu’minati cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve mesakine teyyibeten fı cennati adn ve rıdvanum minallahi ekber zalike huvel fevzul azıym

Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler, Adn cennetlerinde hoş meskenler vadetmiştir. Allah'ın hoşnut olması en büyük şeydir. İşte büyük kurtuluş budur.

Tevbe · 73. ayet

Ya eyyuhen nebiyyu cahidil kuffara vel munafikıyne vagluz aleyhim ve me’vahum cehennem ve bi’sel mesıyr

Ey Peygamber! İnkarcılarla, ikiyüzlülerle savaş; onlara karşı sert davran. Varacakları yer cehennemdir, ne kötü dönüştür.

Tevbe · 74. ayet

Yahlifune billahi ma kalu ve le kad kalu kelimetel kufri ve keferu ba’de islamihim ve hemmu bi ma lem yenalu ve ma nekamu illa en agnahumullahu ve rasuluhu min fadlih fe iy yetubu yeku hayral lehum ve iy yetevellev yuazzibhumullahu azaben elımen fid dunya vel ahırah ve ma lehum fil erdı miv veliyyiv ve la nasıyr

And olsun ki, müslüman olduktan sonra inkar edip küfür sözünü söylemişler iken, söylemedik diye Allah'a yemin ettiler, başaramayacakları bir şeye giriştiler; Allah ve Peygamberi bol nimetinden onları zenginleştirdi ve öç almaya kalktılar. Eğer tevbe ederlerse iyiliklerine olur; şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünya ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Yeryüzünde bir dost ve yardımcıları yoktur.

Tevbe · 75. ayet

Ve minhum men ahedellahe le in atana min fadlihı le nessaddekanne ve le nekunenne mines salihıyn

Aralarında: "Allah bize bol nimetinden verecek olursa, and olsun ki sadaka vereceğiz ve iyilerden olacağız" diye O'na and verenler vardır.

Tevbe · 76. ayet

Felemma atahum min fadlihı behılu bihı ve tevellev ve hum mu’ridun

Allah onlara bol nimetinden verince, cimrilik ettiler, yüz çevirdiler. Zaten dönektirler.

Tevbe · 77. ayet

Fe a’kabehum nifakan fı kulubihim ila yevmi yelkavnehu bi ma ahlefullahe ma veaduhu ve bi ma kanu yekzibun

Allah'a verdikleri sözden caydıkları ve yalancı oldukları için O'nunla karşılaşacakları güne kadar Allah kalblerine nifak soktu.

Tevbe · 78. ayet

E lem ya’lemu ennellahe ya’lemu sirrahum ve necvahum ve ennellahe allamul guyub

İkiyüzlüler, Allah'ın onların sırlarını ve gizli toplantılarını bildiğini, Allah'ın görünmeyenleri bilen olduğunu bilmiyorlar mıydı.

Tevbe · 79. ayet

Ellezıne yelmizunel mutteavviıyne minel mu’minıne fis sadekati vellezıne la yecidune illa cuhdehum fe yesharune minhum sehırallahu minhum ve lehum azabun elım

Sadaka vermekte gönülden davranan müminlere dil uzatan ve ancak ellerinden geldiği kadar verebilenlerle alay eden kimselere bu davranışlarının cezasını Allah verir; onlara can yakıcı azab vardır.

Tevbe · 80. ayet

Istagfir lehum ev la testagfir lehum in testagfir lehum seb’ıyne merraten fe ley yagfirallahu lehum zalike bi ennehum keferu billahi ve rasulih vallahu la yehdil kavmel fasikıyn

Onların ister bağışlanmasını dile, ister dileme, birdir. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, Allah'ı ve Peygamberini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah fasık topluluğu doğru yola eriştirmez.

Tevbe · 81. ayet

Ferihal muhallefune bi mak’adihim hılafe rasulillahi ve kerehu ey yucahidu bi emvalihim ve enfusihim fı sebılillahi ve kalu la tenfiru fil harr kul naru cehenneme esddu harra lev kanu yefkahun

Allah'ın Peygamberinin hilafına geri kalanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallariyle ve canlariyle cihat hoşlarına gitmedi. "Sıcakta savaşa çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşi daha sıcaktır." Keşke bilseydiler.

Tevbe · 82. ayet

Fel yadhaku kalılev vel yebku kezıra cezaem bi ma kanu yeksibun

Yaptıklarının cezası olarak, bundan böyle az gülsünler, çok ağlasınlar.

Tevbe · 83. ayet

Fe ir raceakellahu ila taifetim minhum feste’zenuke lil huruci fe kul len tahrucu meıye ebedev ve len tukatilu meıye aduvva innekum radıytum bil kuudi evvele merratin fak’udu meal halifın

Allah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çıkmak için izin isterlerse, de ki: "Benimle asla çıkamayacaksınız, benim yanımda hiçbir düşmanla savaşmıyacaksınız; çünkü baştan, oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun.

Tevbe · 84. ayet

Ve la tusalli ala ehadim minhum mate ebedev ve la tekum ala kabrih innehum keferu billahi ve rasulihı ve matu ve hum fasikun

Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma, mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler, fasık olarak öldüler.

Tevbe · 85. ayet

Ve la tu’cibke emvaluhum ve evladuhum innema yurıdullahu ey yuazzibehum biha fid dunya ve tezheka enfusuhum ve hum kafirun

Malları ve çocukları seni hayrete düşürmesin; Allah bunlarla onlara dünyada azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.

Tevbe · 86. ayet

Ve iza unzilet suratun en aminu billahi ve cahidu mea rasulihiste’zeneke ulut tavli minhum ve kalu zerna nekum meal kaıdın

Allah'a inanın ve Peygamberinin yanında savaşın" diye bir sure inmiş olsa, onların gücü yetenleri sizden izin isterler ve "Bizi bırak oturanlarla beraber kalalım" derler.

Tevbe · 87. ayet

Radu bi ey yekunu meal havalifi ve tubia ala kulubihim fehum la yefkahun

Geri kalan kadınlarla beraber bulunmaya razı oldular. Kalbleri kapanmıştır, bu yüzden anlamazlar.

Tevbe · 88. ayet

Lakinir rasulu vellezıne amenu meahu cahedu bi emvalihim ve enfusihim ve ulaike lehumul hayratu ve ulaikehumul muflihun

Ama Peygamber ve onunla beraber bulunan müminler, mallariyle ve canlariyle savaştılar. İşte iyilikler onlaradır, saadete erişenler de onlardır.

Tevbe · 89. ayet

Eaddellahu lehum cennati tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha zalikel fevzul azıym

Allah onlara temelli kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Büyük kurtuluş budur.

Tevbe · 90. ayet

Ve cael muazzirune minel a’rabi li yu’zene lehum ve kaadellezıne kezebullahe ve rasuleh se yusıybullezıne keferu minhum azabun elım

Bedevilerden, izin almak üzere, özür beyan eden kimseler geldiler. Allah'a ve Peygamberine yalan söyleyenler ise, özür bile beyan etmeksizin geri kaldılar. Onlardan kafir olanlar can yakıcı azaba uğrayacaktır.

Tevbe · 91. ayet

Leyse aled duafai ve la alel merda ve la alellezıne la yecidune me yunfikune haracun iza nesahu lillahi ve rasulih ma alel muhsinıne min sebıl vallahu gafurur rahıym

Güçsüzlere, hastalara ve sarfedecek bir şeyi bulunmayanlara, Allah ve Peygamberine bağlı kaldıkları müddetçe sorumluluk yoktur. İyi davrananlara sorumluluk olmaz. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

Tevbe · 92. ayet

Ve la alellezıne iza ma etevke li tahmilehum kulte la ecidu ma ahmilukum aleyhi tevellev ve a’yunuhum tefıdu mined dem’ı hazenen ella yecidu ma yunfikun

Binek vermen için sana geldiklerinde, "Size binek bulamıyorum" dediğin zaman, sarfedecek bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözyaşı dökerek geri dönenlere de sorumluluk yoktur.

Tevbe · 93. ayet

Innemes sebılu alellezıne yeste’zinuneke ve hum agniya’radu bi ey yekunu meal havalifi ve tabeallahu ala kulubihim fehum la ya’lemun

Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalan kadınlarla bulunmaya razı olanlara ve Allah kalblerini mühürlemiş olduğu için bilmeyenleredir.

Tevbe · 94. ayet

Ya’tezirune ilykum iza raca’tum ileyhim kul la ta’teziru len nu’mine lekum kad nebbeenellahu min ahbarikum ve se yerallahu amelekum ve rasuluhu summe turaddune ila alimil gaybi ves sehadeti fe yunebbiukum bi ma kuntum ta’melun

Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: "özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah'a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir.

Tevbe · 95. ayet

Se yahlifune billahi lekum izenkalebtum ileyhim li tu’ridu anhum fe a’ridu anhum innehum ricsuv ve me’vahum cehennem cezaem bi ma kanu yeksibun

Döndüğünüzde kendilerine çıkışmamanız için, Allah'a yemin edeceklerdir. Siz onlardan yüz çevirin; çünkü pistirler. Yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer cehennemdir.

Tevbe · 96. ayet

Yahlifune lekum li terdav anhum fe in terdav anhum fe innellahe la yerda anil kavmil fasikıyn

Kendilerinden hoşnut olasınız diye, size and verirler. Siz onlardan hoşnut olsanız bile, Allah, yoldan çıkmış kimselerden razı olmaz.

Tevbe · 97. ayet

El a’rabu eseddu kufrav ve nifakav ve ecderu ella ya’lemu hudude ma enzelellahu ala rasulih vallahu alımun hakım

Bedevilerin küfür ve nifakları her yönden, daha ileridir. Allah'ın, Peygamberine indirdiğinin sınırlarını bilmemek, onlara daha layıktır. Allah bilendir, hakimdir.

Tevbe · 98. ayet

Ve minel a’rabi mey yettehızu ma yunfiku magramev ve yeterabbesu bikumud devair aleyhim dairatus sev’vallahu semıun alım

Bedevilerden, Allah yolunda sarfettiklerini angarya sayanlar ve sizin başınıza belalar gelmesini bekleyenler vardır. Belalar onlara olsun; Allah işitir ve bilir.

Tevbe · 99. ayet

Ve minel a’rabi mey yu’minu billahi vel yevmil ahıri ve yettehızu ma yunfiku kurubatin ındellahi ve salevatir rasul ela inneha kurbetul lehum se yudhıluhumullahu fı rahmetih innellahe gafurur rahıym

Bedevilerden, Allah'a ve ahiret gününe inanan, sarfettiğini, Allah katında ibadet ve Peygamberin dualarına nail olmağa vesile sayanlar da vardır. Bilin ki, verdikleri onlar için ibadettir. Allah, onlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.

Tevbe · 100. ayet

Ves sabikunel evvelune minel muhacirıne vel ensari vellezınettebeuhum bi ıhsanir radıyallahu anhum ve radu anhu ve eadde lehum cennatin tecrı tahtehel enharu halidıne fıha ebeda zalikel fevzul azıym

İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnuddurlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur.

Tevbe · 101. ayet

Ve mimmen havlekum minel a’rabi munafikun ve min ehlil medıneti meradu alen nifakı la ta’lemuhum nahnu na’lemuhum se nuazzibuhum merrateyni summe yuraddune ila azabin azıym

Çevrenizdeki Bedeviler içinde ikiyüzlüler ve Medine'liler içinde de ikiyüzlülükte direnenler vardır. Onları siz değil, ancak Biz biliriz. Kendilerine iki defa azabedeceğiz; onlar sonra da büyük bir azaba uğratılırlar.

Tevbe · 102. ayet

Ve aharuna’terafu bi zunubbihim haletu amelen salihav ve ahara seyyia asellahu ey yetube aleyhim innellahe gafurur rahıym

Savaştan geri kalanların bir kısmı da, suçlarını itiraf ettiler. Onlar iyi işi kötüyle karıştırmışlardı. Allah'ın onların tevbesini kabul etmesi umulur; çünkü O bağışlayandır, merhamet edendir.

Tevbe · 103. ayet

Huz min emvalihim sadekaten tutahhiruhum ve tuzekkıhim biha ve salli aleyhim inne salateke sekenul lehum vallahu semıun alım

Mallarının bir kısmını, kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al, onlara dua et; senin duan onlar için bir güvendir. Allah işitir ve bilir.

Tevbe · 104. ayet

E lem ya’lemu ennellahe huve yakbelut tevbete an ıbadihı ve ye’huzus sadekati ve ennellahe huvet tevvabur rahıym

Allah'ın, kullarının tevbesini kabul ettiğini, sadakalar aldığını, Allah'ın tevbeleri kabul ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı.

Tevbe · 105. ayet

Ve kulı’melu fe se yerallahu amelekum ve rasuluhu vel mu’minun ve se turaddune ila alimil gaybi ves sehadeti fe yunebbiukum bi ma kuntum ta’melun

De ki: "İstediğinizi işleyin; Allah, Peygamberi ve müminler işlediklerinizi görecektir. Hepiniz, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O size, işlediklerinizi bildirecektir.

Tevbe · 106. ayet

Ve aharune murcevne li emrillahi imma yuazzibuhum ve imma yetubu aleyhim vallahu alımun hakım

Savaştan geri kalanların bir kısmının işi de Allah'ın buyruğuna kalmıştır. Allah onlara ya azabeder, ya da tevbelerini kabul eder. O bilendir, hakimdir.

Tevbe · 107. ayet

Vellezınettehazu mesciden dırarav ve kufrav ve tefrıkam beynel mu’minıne ve irsadel li men habellahe ve rasulehu min kabl ve le yahlifunne in eradna illel husna vallahu yeshedu innehum le kazibun

Zarar vermek, inkar etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamber'ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup: "Biz sadece iyilik yapmak istedik" diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir.

Tevbe · 108. ayet

La tekum fıhi ebeda le mescidun ussise alet takva min evveli yevmin ehakku en tekume fıh fıhi ricaluy yuhıbbune ey yetetahheru vallahu yuhıbbul muttahhirın

O mescide hiç girme! İlk gününden beri Allah'a karşı gelmekten sakınmak için kurulan mescidde bulunman daha uygundur. Orada, arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever.

Tevbe · 109. ayet

E fe men essese bunyanehu ala katva minallahi ve rıdvanin hayrun em men essese bunyanehu ala sefacurufin harin fenhara bihı fı nari cehennem vallahu la yehdil havmez zalimın

Yapısını, Allah'tan sakınmak ve Onun hoşnudluğuna ermek için yapan kimse mi daha hayırlıdır; yoksa, yapısını kayacak bir yar kıyısına yapıp da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden kimselere doğru yolu göstermez.

Tevbe · 110. ayet

La yezalu bunyanuhumlezı benev rıbeten fı kulubihim illa en tekattaa kulubuhum yallahu alımun hakım

Yaptıkları bina, kalblerinde şüphe ve ızdırap kaynağı olmakta kalbleri paralanana kadar devam edecektir. Allah bilendir, hakimdir.

Tevbe · 111. ayet

Innellahestera minel mu’minıne enfushehum ve emvalehum bi enne lehumul cenneh yukatilune fı sebılillahi fe yaktulune ve yuktelune va’den aleyhi hakkan fit tevrati vel incıli vel kur’an ve men evfa bi ahdihı festebsiru bi bey’ıkumlezı bay’tum bih ve zalike humvel fevzul azıym

Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminlerin canlarını ve mallarını Tevrat, İncil ve Kuran'da söz verilmiş bir hak olarak cennete karşılık satın almıştır. Verdiği sözü Allah'tan daha çok tutan kim vardır? Öyleyse, yaptığınız alışverişe sevinin; bu büyük başarıdır.

Tevbe · 112. ayet

Ettaibunel abidunel hamidunes saihuner rakiunes sacidunel amirune bil ma’rufi ven nahune anil mumkeri vel hafizune li hududillah ve bessiril mu’minın

Allah'a tevbe eden, kullukta bulunan, O'nu öven, O'nun uğrunda gezen, rüku ve secde eden, uygun olanı buyurup fenalığı yasak eden ve Allah'ın yasalarını koruyan müminlere de müjdele.

Tevbe · 113. ayet

Ma kane lin nebiyyi vellezıne amenu ey yestagfiru lil musrikıne velev kanu ulı kurba mim ba’di ma tebeyyene lehum ennehum ashabul cehıym

Cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, akraba bile olsalar, puta tapanlar için mağfiret dilemek Peygamber'e ve müminlere yaraşmaz.

Tevbe · 114. ayet

Ve ma kanestigfaru ibrahıme li ebıhi illa am mev’ıdetiv veadeha iyyah felemma tebeyyene lehu ennehu aduvvul lilhahi teberrae minh inne ibrahıme le evvahun halım

İbrahim'in, babası için mağfiret dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden ötürü idi.

Tevbe · 115. ayet

Ve ma kanellahu li yudılle kavmem ba’de iz hedahum hatta yubeyyine lehum ma yettekun innellahe bi kulli sey’in alım

Allah, bir milleti doğru yola eriştirdikten sonra, sakınacakları şeyleri onlara açıklamadıkça, sapıklığa düşürmez. Allah şüphesiz her şeyi bilir.

Tevbe · 116. ayet

Innellahe lehu mulkus semavati vel ard yuhyı ve yumıt ve ma lekum min dunillahi miv veliyyiv ve la nasıyr

Göklerin ve yerin hükümranlığı elbette Allah'ındır; dirilten ve öldüren O'dur. Allah'tan başka dost ve yardımcınız yoktur.

Tevbe · 117. ayet

Le kad tabellahu alen nebiyyi vel muhacirıne vel ensarillezınettebeuhu fı saatil usrati mim ba’di ma kade yezıgu kulubu ferıkım minhum summe tabe aleyhim innehu bihim raufur rahıym

And olsun ki, Allah, sıkıntılı bir zamanda bir kısmının kalbleri kaymak üzere iken Peygamber'e uyan Muhacirlerle Ensarın ve Peygamberin tevbelerini kabul etti. Tevbelerini, onlara karşı şefkatli ve merhametli olduğu için kabul etmiştir.

Tevbe · 118. ayet

Ve ales selasetillezıne hulifu hatta iza dakat aleyhimul erdu bi ma rahubet ve dakat aleyhim enfusuhum ve zannu el la melcee minallahi illa ileyh summe tabe aleyhim li yetubu innellahe huvet tevvabur rahıym

Bütün genişliğine rağmen yer onlara dar gelerek nefisleri kendilerini sıkıştırıp, Allah'tan başka sığınacak kimse olmadığını anlayan, savaştan geri kalmış üç kişinin tevbesini de kabul etti. Allah, tevbe ettikleri için onların tevbesini kabul etmiştir. Çünkü O tevbeleri kabul eden, merhametli olandır.

Tevbe · 119. ayet

Ya eyyuhellezıne amenuttekullahe ve kunu meas sadikıyn

Ey inananlar! Allah'tan sakının ve doğrularla beraber olun.

Tevbe · 120. ayet

Ma kane li ehlil medıneti ve men havlehum minel a’rabi ey yetehallefu ar rasulillahi ve la yergabu bi enfusihim an nefsih zalike bi ennehum la yusıybuhum zameuv ve la nesabu v ve la mahmesatun fı sebılillahi ve la yetaune mevtıey yegıyzul kuffara ve la yenalune min aduvvin neylen illa kutibe lehum bihı amelun salıh innellahe la yudıy’u ecral muhsinın

Medinelilere ve çevrelerinde bulunan Bedevilere, savaşta Allah'ın Peygamberinden geri kalmak, kendilerini ona tercih etmek yaraşmaz. Çünkü Allah yolunda susuzluğa, yorgunluğa, açlığa uğramak, kafirleri kızdıracak bir yeri işgal etmek ve düşmana başarı kazanmak karşılığında, onların yararlı bir iş yaptıkları mutlaka yazılır. Doğrusu Allah iyilik yapanların ecrini zayi etmez.

Tevbe · 121. ayet

Ve la yunfikune nefekaten sagıyratev ve la kebıratev ve la kebıratev ve la yaktaune vadiyen illa kutibe lehum li yecziyehumullahu ahsene ma kanu ya’melun

Allah, yaptıklarının karşılığını en güzel şekilde kendilerine vermek üzere, az veya çok sarfettikleri her şey, yürüdükleri her yol, onlar için yazılır.

Tevbe · 122. ayet

Ve ma kanel mu’minune li yenfiru kaffeh fe lev la nefera min kulli firkatim minhum taifetul li yetefekkahu fid dıni ve li yunziru kavmehum iza raceu ileyhim leallehum yahzerun

İnananlar toptan savaşa çıkmamalıdır. Her topluluktan bir taifenin dini iyi öğrenmek ve milletlerini geri döndüklerinde uyarmak üzere geri kalmaları gerekli olmaz mı? Ki böylece belki yanlış hareketlerden çekinirler.

Tevbe · 123. ayet

Ya eyyuhellezıne amenu katilullezıne yalunekum minel kuffari vel yecidu fıkum gılzah va’lemu ennallahe meal muttekıyn

Ey inananlar! Yakınınızda bulunan inkarcılarla savaşın; sizi kendilerine karşı sert bulsunlar. Bilin ki Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.

Tevbe · 124. ayet

Ve iza ma unzilet zuratun fe minhum mey yekulu eyyukum zadethu hazihı ımana fe emmellezıne amenu fe zadethum ımanev vehum yestebsirun

Bir sure inince, aralarında "Bu, hanginizin imanını artırdı?" diyen ikiyüzlüler vardır. İnananların ise imanını artırmıştır; onlar birbirlerine bunu müjdelemek isterler.

Tevbe · 125. ayet

Ve emmellezıne fı kulubihim meradnu fe zadethum ricsen ila ricsihim ve matu ve hum kafirun

Kalblerinde hastalık olanların ise pisliklerine pislik katmıştır; onlar kafir olarak ölmüşlerdir.

Tevbe · 126. ayet

E ve la yeravne ennehum yuftenune fı kulli amim merraten ev merrateyni summe la yetubune ve la hum yezzekkerun

Onlar, yılda bir iki defa belaya uğratılıp imtihana çekildiklerini görmüyorlar mı? Böyleyken yine tevbe etmiyorlar, ibret de almıyorlar.

Tevbe · 127. ayet

Ve iza ma unzilet suratun nezara ba’duhum ila ba’d hel yerakum min ehadin summensarafu sarafellahu kulubehum bi ennehum kavmul la yefkahun

Bir sure inince, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine bakarlar, sonra dönüp giderler. Anlamaz bir güruh olmalarına karşılık Allah onların kalblerini imandan döndürmüştür.

Tevbe · 128. ayet

Le kad caekum rasulum min enfusikum azızun aleyhi ma anittum harısun aleykum bil mu’minıne raufur rahıym

Ey inananlar! And olsun ki, içinizden size, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir.

Tevbe · 129. ayet

Fe in tevellev fe kul hasbiyallahu la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arsil azıym

Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Allah bana yeter; O'ndan başka tanrı yoktur, yalnız O'na güveniyorum; O büyük arşın Rabbidir.