10
Yûnus
Yûnus
109 ayet
Sure profili · 11. cüz · Mekke
Yûnus
Yunus · Yûnus
Yûnus suresi (Yunus). Mekke döneminde inmiştir; 109 ayettir. Mushaf yolunda 10. sure olarak okunur.
109 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Yûnus · 1. ayet
Elif lam ra tilke ayatul kitabil hakım
Elif, Lam, Ra. İşte bunlar hikmetli Kitap'ın ayetleridir.
Yûnus · 2. ayet
E kane linnasi aceben en evhayna ila raculim minhum en enzirin nase ve bessirillezıne amenu enne lehum kademe sıdkın ınde rabbihim kalel kafirune inne haza le sahırum mubın
İçlerinden birine, "İnsanları uyar ve inananlara, Rableri katında yüksek makamlar olduğunu müjdele" diye vahyetmemiz, insanların tuhafına mı gitti ki, kafirler: "Bu apaçık bir büyücüdür" dediler.
Yûnus · 3. ayet
Inne rabbe kumullahullezı halekas semavati vel erda fı sitteti eyyamin summesteva alel arsi yudebbirul emr ma min sefıın illa mim ba’di iznih zalikumullahu rabbukum fa’buduh efela tezekkerun
Doğrusu sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra arşa hükmeden, işi düzenleyen Allah'tır, izni olmadan kimse şefaat edemez. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na kulluk edin. Nasihat dinlemez misiniz.
Yûnus · 4. ayet
Ileyhi merciukum cemıa va’dellahi hakka innehu yebdeul halka summe yuıyduhu li yecziyellezıne amenu ve amilus salihati bil kıst vellezıne keferu lehum serabum min hamımiv ve azabun elımum bima kanu yekfurun
Hepinizin dönüşü, O'nadır. Allah'ın vadi haktır. O, önce yaratır, sonra inanıp yararlı işler yapanların ve inkar edenlerin hareketlerinin karşılığını adaletle vermek için tekrar diriltir. İnkarcılara, inkarlarından ötürü kızgın bir içecek ve can yakıcı azab vardır.
Yûnus · 5. ayet
Huvellezı ceales semse dıyaev vel kamera nurav ve kadderahu menazile li ta’lemu adedes sinıne vel hısab ma halekallahu zalike illa bil hakk yufassılul ayati li kavmiy ya’lemun
Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için, aya konak yerleri düzenleyen O'dur. Allah bunları ancak gerçeğe göre yaratmıştır; bilen millete ayetleri uzun uzadıya açıklıyor.
Yûnus · 6. ayet
Inne fıhtilafil leyli ven nehari ve ma halekallahu fis semavati vel erdı le ayatil li kavmiy yettekun
Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah'ın göklerde ve yerde yarattıklarında, O'na karşı gelmekten sakınan kimseler için ayetler vardır.
Yûnus · 7. ayet
Innellezıne la yercune likaena ve radu bil hayatid dunya vatmeennu biha vellezıne hum an ayatina gafilun
Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatından hoşnut olup ona bağlananların ve ayetlerimizden habersiz bulunanların, işte bunların kazandıklarına karşılık varacakları yer cehennemdir.
Yûnus · 8. ayet
Ulaike me’vahumun naru bima kanu yeksibun
Bizimle karşılaşmayı ummayan ve dünya hayatından hoşnut olup ona bağlananların ve ayetlerimizden habersiz bulunanların, işte bunların kazandıklarına karşılık varacakları yer cehennemdir.
Yûnus · 9. ayet
Innellezıne amenu ve amilus salihati yehdıhim rabbuhum bi ımanihim tecrı min tahtihimul enharu fı cennatin neıym
İnananlar ve yararlı iş yapanları, imanlarına karşılık Rableri doğru yola eriştirir; nimet cennetlerinde onların altlarından ırmaklar akar.
Yûnus · 10. ayet
Da’vahum fıha subhanekellahumme ve tehıyyetuhum fıha selam ve ahıru da’vahum enil hamdu lillahi rabbil alemın
Oradaki duaları: "Münezzehsin ey Allah'ım", dirlik temennileri: "Selam size" ve dualarının sonu da: "Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun"dur.
Yûnus · 11. ayet
Ve lev yuaccilullahu lin nasis serratı’calehum bil hayri le kudiye ileyhim eceluhum fe nezerullezıne la yercune likaena fı tugyanihim ya’mehun
İyiliği acele isteyen kimselere Allah fenalığı da çarçabuk verseydi, süreleri hemen bitmiş olurdu. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakırız.
Yûnus · 12. ayet
Ve iza messel insaned durru deanna li cembihı ev kaıden ev kaima felemma kesefna anhu durrahu merra keel lem yed’una ila durrim messeh kezalike zuyyine lil musrifıne ma kanu ya’melun
İnsana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarıp yakarır; biz darlığını giderince, başına gelen darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamışa döner. İşlerinde tutumsuz olanlara, yaptıkları böylece güzel görünür.
Yûnus · 13. ayet
Ve le kad ehleknel kurune min kabilkum lemma zalemu ve caethum rusuluhum bil beyyinati ve ma kanu li yu’minu kezalike neczil kavmel mucrimın
And olsun ki, sizden önce nice nesilleri, peygamberleri onlara belgeler getirmişken, haksızlık ederek inanmadıkları zaman yok etmiştik. İşte biz suçlu milleti böyle cezalandırırız.
Yûnus · 14. ayet
Summe cealnakum halaife fil erdı mim ba’dihim li nenzura keyfe ta’melun
Sonra onların ardından, nasıl davranacağınıza bakmak için sizi yeryüzünde onların yerine geçirdik.
Yûnus · 15. ayet
Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin kalellezıne la yercune likaene’ti bi kur’anin gayri haza ev beddilh kul ma yekunu lı en ubeddilehu min tilkai nefsı in ettebiu illa ma yuha ileyy innı ehafu in asaytu rabbı azabe yevmin azıym
Ayetlerimiz onlara açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştiremem, ben ancak, bana vahyolunana uyarım. Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabına uğramaktan korkarım.
Yûnus · 16. ayet
Kul lev saellahu ma televtuhu aleykum ve la edrakum bihı fe kad lebistu fıkum umuram min kablih e fela ta’kılun
De ki: "Allah dileseydi ben onu size okumazdım, size de bildirmemiş olurdu. Daha önce yıllarca aranızda bulundum, hiç düşünmüyor musunuz.
Yûnus · 17. ayet
Fe men azlemu mimmeniftera alellahi keziben ev kezzebe vi ayatih innehu la yuflihul mucrimun
Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Suçlular elbette saadete erişemezler.
Yûnus · 18. ayet
Ve ya’budune min dunillahi ma la yedurruhum ve la yenfeuhum ve yekulune haulai sufeauna ındellah kul etunebbiunellahe bima la ya’lemu fis semavati ve la fil ard subhanehu ve teala amma yasrikun
Onlar, Allah'ı bırakarak, kendilerine fayda da zarar da veremeyen putlara taparlar: "Bunlar, Allah katında bizim şefaatçılarımızdır" derler. De ki: "Göklerde ve yerde, Allah'ın bilmediği bir şeyi mi O'na haber veriyorsunuz?" Allah, onların ortak koşmalarından münezzeh ve yücedir.
Yûnus · 19. ayet
Ve ma kanen nasu illa ummetev vahıdeten fahtelefu ve lev la kelimetun sebekat mir rabbike le kudiye beynehum fıma fıhi yahtelifun
İnsanlar bir tek ümmettiler, sonra ayrılığa düştüler; şayet Rabbinden, daha önce bir takdir geçmemiş olsaydı, aralarında ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm çoktan verilmiş olurdu.
Yûnus · 20. ayet
Ve yekulune lev la unzile aleyhi ayetum mir rabbih fe kul innemel gaybu lillahi fentezıru innı meakum minel muntezırın
Rabbinden ona (Muhammed'e) bir mucize indirilse ne olur!" derler. Onlara de ki: "Gaybı bilmek Allah'a mahsustur; bekleyin, doğrusu ben de sizinle birlikte beklemekteyim.
Yûnus · 21. ayet
Ve iza ezaknen nase rahmetem mim ba’di darrae messethum iza lehum merun fı ayatina kulillahu esrau mekra inne rusulena yektubune ma temkurun
İnsanlara darlık geldikten sonra onlara bolluğu taddırdığımızda, hemen ayetlerimize dil uzatmağa kalkışırlar; onlara de ki: "Hile yapanın cezasını vermekte Allah daha çabuktur." Elçi meleklerimiz kurduğunuz tuzakları hiç şüphesiz yazmaktadırlar.
Yûnus · 22. ayet
Huvellezı yuseyyirukum fil berri vel bahr hatta iza kuntum fil fulk ve cerayne bihim bi rıyhın tayyibetiv ve ferihu biha caetha rıhun asıfuv ve caehumul mevcu min kulli mekaniv ve zannu ennehum uhıyta bihim deavullahe muhlisıyne lehud dın lein enceytena min hazihı le nekunenne mines sakirın
Sizi karada ve denizde yürüten Allah'tır. Bulunduğunuz gemi, içindekileri güzel bir rüzgarla götürürken yolcular neşelenirler; bir fırtına çıkıp da onları her taraftan dalgaların sardığı ve çepeçevre kuşatıldıklarını sandıkları anda ise Allah'ın dinine sarılarak, "Bizi bu tehlikeden kurtarırsan and olsun ki şükredenlerden oluruz" diye O'na yalvarırlar.
Yûnus · 23. ayet
Felemma encahum izahum yebgune fil erdı bi gayril hakk ya eyyuhennasu innema bagyukum ala enfusikum metaal hayatid dunya summe ileyna merciukum fe nunebbiukum bima kuntum ta’melun
Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar! Geçici dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Sonra dönüşünüz Bizedir. Yaptıklarınızı size bildiririz.
Yûnus · 24. ayet
Innema meselul hayatid dunya ke main enzelnahu mines semai fahteleta bihı nebatul erdı mimma ye’kulun nasu vel en’am hatta iza ehazetil erdu zuhrufeha vezzeyyenet ve zanne ehluha ennehum kadirune aleyha etaha emruna leylen ev neharan fe cealnaha hasıyden ke el lem tagne bil ems kezalike nufessılul ayati li kavmiy yetefekkerun
Dünya hayatı gökten indirdiğimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyeceği bitkiler yetişip birbirine karışmıştır. Yeryüzünün süslenip bezendiği ve yerin sahiplerinin bütün bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, gece veya gündüz buyruğumuz o yere gelmiş ve orayı hiçbir şey bitirmemişe çevirmişiz; bir gün önce birşey yokmuş gibi olmuştur. Düşünen millet için ayetleri böylece uzun açıklıyoruz.
Yûnus · 25. ayet
Vallahu yed’u ila daris selam ve yehdı mey yesau ila sıratım mustekıym
Allah, cennete çağırır ve dilediğini doğru yola eriştirir.
Yûnus · 26. ayet
Lillezıne ahsenul husna ve ziyadeh ve la yerheku vucuhehum kateruv ve la zilleh ulaike ashabul cenneh hum fıha halidun
İyi davrananlara; daima daha iyisi ve üstünü verilir. Onların yüzlerine ne bir karalık, ne de zillet bulaşır. İşte onlar cennetliklerdir, orada temelli kalırlar.
Yûnus · 27. ayet
Vellezıne kesebus seyyiati cezau seyyietim bi misliha ve terhekuhum zilleh ma lehum minellahi min asım keennema ugsiyet vucuhuhum kıtaam minel leyli muslima ulaike ashabun nar hum fıha halidun
Kötülük işleyenlere kötülükleri kadar ceza verilir; onların yüzlerini zillet bürür; Allah'a karşı onları savunacak yoktur; yüzleri, geceden kara bir parçayla örtülmüş gibidir. Bunlar cehennemliklerdir, orada temelli kalırlar.
Yûnus · 28. ayet
Ve yevme nahsuruhum cemıan summe nekulu lillezıne esraku mekanekum entum ve surakaukum fe zeyyelna beynehum ve kale surakauhum ma kuntum iyyana ta’budun
Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, "Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: "Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu" derler.
Yûnus · 29. ayet
Fe kefa billahi sehıdem beynena ve beynekum in kunna an ıbadetikum legafilın
Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, "Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: "Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu" derler.
Yûnus · 30. ayet
Hunalike teblu kullu nefsim ma eslefet ve ruddu ilellahi mevlahumul hakkı ve dalle anhum ma kanu yefterun
İşte orada herkes dünyada yapmış olduğuyla imtihan verir ve gerçek Mevlaları olan Allah'a döndürülür. Uydurdukları putlar da ortadan kaybolmuştur.
Yûnus · 31. ayet
Kul mey yerzukukum mines semai vel erdı emmey yemlikus sem’a vel ebsara ve mey yuhricul hayye minle miyyiti ve yuhricul meyyite minel hayyi ve mey yudebbirul emr fe seyekulunellah fe kul efela tettekun
De ki: "Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?" Onlar: "Allah'tır! " diyecekler. "O halde O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
Yûnus · 32. ayet
Fe zalikumullahu rabbukumulhakk fe maza ba7del hakkı illed dalal fe enna tusrafun
İşte gerçek Rabbiniz Allah budur. Gerçeğin dışında sadece sapıklık vardır. Öyleyse nasıl olup da döndürülüyorsunuz.
Yûnus · 33. ayet
Kezalike hakkat kelimetu rabbike alellezıne feseku ennehum la yu’minun
Böylece, fasık olanların inanmayacaklarına dair Rabbinin söylediği söz gerçekleşti.
Yûnus · 34. ayet
Kul hel min surakaikum mey yebdeul halka summe yuıyduh kulillahu yebdeul halku summe yuıyduhu fe enna tu’fekun
De ki: "Koştuğunuz ortaklardan, önce yaratan, sonra bunu tekrar eden var mıdır?" De ki: "Allah önce yaratır, sonra bunu tekrar eder. Nasıl da döndürülürsünüz.
Yûnus · 35. ayet
Kul hel min surakaikum mey yehdı ilel hakk kulillahu yehdı lil hakk e fe mey yehdı ilel hakkı ehakku ey yuttebea emmel la yehiddı illa ey yuhda fe ma lekum keyfe tahkumun
De ki: "Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe eriştiren var mıdır?" De ki: "Ama Allah gerçeğe eriştirir. Gerçeğe eriştiren mi, yoksa, birisi götürmezse gidemeyen mi uyulmağa daha layıktır? Ne biçim hüküm veriyorsunuz.
Yûnus · 36. ayet
Ve ma yettebiu ekseruhum illa zanna innez zanne la yugnı minel hakkı sey’a innellahe alımum bima yef’alun
Onların çoğu zanna uyarlar; gerçekte ise zan, hakikat karşısında bir şey ifade etmez. Allah, yaptıklarını şüphesiz bilir.
Yûnus · 37. ayet
Ve ma kane hazel kur’anu ey yuftera min dunillahi ve lakin tasdıkallezı beyne yedeyhi ve tefsıylel kitabi la raybe fıhi mir rabbil alemın
Bu Kuran, Allah'tandır, başkası tarafından uydurulmuş değildir. Ancak kendinden öncekini doğrular ve O Kitap'ı açıklar. Alemlerin Rabbinden geldiğinden şüphe yoktur.
Yûnus · 38. ayet
Em yekulunefterah kul fe’tu bi suratim mislihı ved’u menisteta’tum min dunillahi in kuntum sadikıyn
Senin için, "Onu uydurdu mu?" diyorlar. De ki: "Onun surelerine benzer bir sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.
Yûnus · 39. ayet
Bel kezzebu bima lem yuhıytu bi ılmihı ve lemma ye’tihim te’vıluh kezalike kezzebellezıne min kablihim fenzur keyfe kane akıbetuz zalimın
Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine bildirilmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böylece yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.
Yûnus · 40. ayet
Ve minhum mey yu’minu bihı ve minhum mel la yu’minu bih ve rubbuke a’lemu bil mufsidın
Aralarında ona inanan ve inanmayan vardır. Rabbin, bozguncuları daha iyi bilir.
Yûnus · 41. ayet
Ve in kezzebuke fe kul lı amelı ve lekum amelukum entum berıune mimma a’melu ve ene berıum mimma ta’melun
Seni yalanlarlarsa, "Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız sizedir; siz benim yaptığımdan sorumlu değilsiniz, ben de sizin yaptığınızdan sorumlu değilim" de.
Yûnus · 42. ayet
Ve minhum mey yestemiune ileyk e fe ente tusmius summe ve lev kanu la ya’kılun
Aralarında sana kulak veren vardır. Sen, sağırlara, üstelik akılları da almazsa, işittirebilir misin.
Yûnus · 43. ayet
Ve minhum mey yenzuru ileyk e fe ente tehdil umye ve lev kanu la yubsırun
Aralarında sana bakan vardır. Sen körleri, görmezlerken doğru yola iletebilir misin.
Yûnus · 44. ayet
Innellahe la yazlimun nase sey’ev ve lakinnen nase enfusehum yazlimun
Allah insanlara hiç zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmederler.
Yûnus · 45. ayet
Ve yevme yahsuruhum keel lem yelbesu illa saatem minen nehar iyetearafune beynehum kad hasirallezıne kezzebu bi likaillahi ve ma kanu muhtedın
Onları toplayacağı kıyamet günü, sanki gündüz, birbirleriyle sadece tanışacakları bir saat kadar kalmış gibidirler. Allah'ın karşısına çıkmayı yalan sayanlar kaybetmişlerdir.
Yûnus · 46. ayet
Ve imma nuriyenneke ba’dallezı neıduhum ev neteveffeyenneke fe ileyna merciuhum summellahu sehıdun ala ma yef’alun
Onlara, söz verdiğimiz azabın bir kısmını ya dünyada sana gösteririz, veya senin ruhunu alırız da nasıl olsa onların dönüşü Bizedir; (ahirette görürsün) Allah onların yaptıklarına şahiddir.
Yûnus · 47. ayet
Ve likulli ummetir rasul fe iza cae rasuluhum kudiye beynehum bil kıstı ve hum la yuzlemun
Her ümmetin bir peygamberi vardır. Onlara peygamberleri geldiğinde aralarında adaletle hüküm verilmiş olur. Onların hakları yenmez.
Yûnus · 48. ayet
Ve yekulune meta hazel va’du in kuntum sadikıyn
Bu iddiada samimi iseniz, bu azabın gerçekleşmesi ne zamandır? söyle" derler.
Yûnus · 49. ayet
Kul la emliku li nefsı darrav ve la nef’an illa ma saellah likulli ummetinecel iza cae eceluhum fe la yeste’hırune saatev ve la yestakdimun
De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve öne de alınmazlar.
Yûnus · 50. ayet
Kul eraeytum in etakum azabuhu beyaten ev neharam maza yesta’cilu minhul mucrimun
De ki: "Allah'ın azabı size gece veya gündüz gelirse, ne yaparsınız? Suçlular neye bunda acele ediyorlar.
Yûnus · 51. ayet
E summe iza ma vekaa amentum bih al ane ve kad kuntum bihı testa’cilun
Vuku bulduktan sonra mı O'na inanacaksınız? İnanmayanlar azabı görünce, "şimdi miydi?" derler. "Elbette, siz onu acele istiyordunuz" denir.
Yûnus · 52. ayet
Summe kıyle lillezıne zalemu zuku azabel huld hel tuczevne illa bima kuntum teksibun
Haksızlık edenlere de: "Sürekli azabı tadın, ancak yaptığınıza karşılık ceza çekiyorsunuz" denir.
Yûnus · 53. ayet
Ve yestembiuneke ehakkun hu kul ı ve rabbı innehu lehakkuv ve ma entum bi mu’cizın
O gerçek midir?" diye senden sorarlar. De ki: "Evet, Rabbim hakkı için o gerçektir, siz aciz kılamazsınız (önleyemezsiniz).
Yûnus · 54. ayet
Ve lev enne li kulli nefsin zalemet ma fil erdı leftedet bih ve eserrun nedamete lemma raevul azab ve kudiye beynehum bil kıstı ve hum la yuzlemun
Haksızlık etmiş olan her kişi, yeryüzünde olan her şeye sahip olsa, onu azabın fidyesi olarak verirdi. Azabı görünce pişmanlık gösterdiler. Haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmolunmuştur.
Yûnus · 55. ayet
E la inne lillahi ma fis semavati vel ard e la inne va’dellahi hakkuv ve lakinne ekserahum la ya’lemun
İyi bilin ki, Allah'ın verdiği söz gerçektir, ama çoğu bunu bilmez.
Yûnus · 56. ayet
Huve yuhyı ve yumıtu ve ileyhi turceun
Dirilten ve öldüren O'dur. O'na döneceksiniz.
Yûnus · 57. ayet
Ya eyyuhen nasu kad caetkum mev’ızatum mir rabbikum ve sifaul lima fis suduri ve hudev ve rahmetul lil mu’minın
Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalblerde olana şifa, inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir.
Yûnus · 58. ayet
Kul bi fadlillahi ve bi rahmetihı fe bi zalike felyefrahu huve hayrum mimma yecmeun
De ki: "Bunlar, Allah'ın bol nimeti ve rahmetiyledir." Buna sevinsinler. O, onların topladıklarından daha hayırlıdır.
Yûnus · 59. ayet
Kul e raeytum ma enzelellahu lekum mir rizkın fe cealtum minhu haramev ve halala kul allahu ezine lekum em alellahi tefterun
De ki: "Allah'ın size indirdiği rızkın bir kısmını haram, bir kısmını helal kıldığınızı görmüyor musunuz?" De ki: "Size Allah mı izin verdi, yoksa Allah'a karşı yalan mı uyduruyorsunuz.
Yûnus · 60. ayet
Ve ma zannullezıne yefterune alellahil kezibe yevmel kıyameh innellahe lezu fadlin alen nasi ve lakinne ekserahum la yeskurun
Allah'a karşı yalan uyduranlar kıyamet gününü ne zannederler? Doğrusu Allah'ın insanlara olan nimeti boldur, fakat çoğu şükretmezler.
Yûnus · 61. ayet
Ve ma tekunu fı se’niv ve ma tetlu minhu min kur’aniv ve la ta’melune min amelin illa kunna aleykum suhuden iz tufıdune fıh ve ma ya’zubu ar rabbike mim miskali zirratin fil erdı ve la fis semai ve la asgara min zalike ve la ekbera illa fı kitabim mubın
Ne iş yaparsan yap ve sizler ona dair Kuran'dan ne okursanız okuyun; ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız anda, mutlaka Biz sizi görürüz. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir Kitap'dadır.
Yûnus · 62. ayet
E la inne evliyaellahi la havfun aleyhim ve la hum yahzenun
İyi bilin ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
Yûnus · 63. ayet
Ellezıne amenu ve kanu yettekun
Onlar Allah'a inanmış ve O'na karşı gelmekten sakınmışlardır.
Yûnus · 64. ayet
Lehumul busra fil hayated dunya ve fil ahırah la tebdıle li kelimatillah zalike huvel fevzul azıym
Dünya hayatında da, ahirette de müjde onlaradır. Allah'ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bu büyük başarıdır.
Yûnus · 65. ayet
Ve la yahzunke kavluhum innel ızzete lillahi cemıa huves semıul alım
İnkarcıların sözleri seni üzmesin, çünkü bütün kudret Allah'ındır. O, işitir ve bilir.
Yûnus · 66. ayet
E la inne lillahi men fis semavati ve men fil ard ve ma yettebiullezıne yed’une min dunillahi suraka’iy yettebiune illez zanne ve in hum illa yahrusun
İyi bilin ki, göklerde ve yerde kim varsa hepsi Allah'ındır. Allah'ı bırakıp ortak koşanlar sadece zanna uyanlardır. Onlar ancak tahminde bulunuyorlar.
Yûnus · 67. ayet
Huvellezı ceale lekumul leyle li zalike le ayatil li kavmiy yesmeun
Size geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü çalışasınız diye aydınlık olarak yaratan Allah'tır. Kulak veren millet için bunlarda ayetler vardır.
Yûnus · 68. ayet
Kaluttehazellahu veleden subhaneh huvel ganiyy lehu ma fis semavati ve ma fil ard in ındekum min sultanim bi haza e tekulune alellahi ma la ta’lemun
Allah çocuk edindi" dediler; haşa; O müstağnidir; göklerde ve yerde olanlara sahiptir. Elinizde, onun çocuk edindiğine dair bir delil yoktur, bilmediğiniz şeyi Allah'a karşı nasıl söylüyorsunuz.
Yûnus · 69. ayet
Kul innillezıne yefterune alellahil kezibe la yuflihun
De ki: "Allah'a karşı yalan uyduranlar, kurtuluşa erişemezler.
Yûnus · 70. ayet
Metaun fid dunya summe ileyna merciuhum summe nuzıkuhumul azabes sedıde bima kanu yekfurun
Onlar için dünyada bir müddet geçinme vardır, sonra dönüşleri Bizedir. İnkarlarına karşılık onlara çetin azab taddıracağız.
Yûnus · 71. ayet
Vetlu aleyhim nebee nuh iz kale li kavmihı ya kavmi in kane kebura aleykum mekamı ve tezkırıı bi ayatillahi fe alellahi tevekkeltu fe ecmiu emrakum ve surakaekum summe la yekun emrukum ve surakaekum summe la yekun emrukum aleykum gummeten summakdu ileyye ve la tunzırun
Onlara Nuh'un başından geçenleri anlat: Milletine, "Ey milletim! Eğer durumum, Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa ki ben Allah'a güvenmişimdir siz ve koştuğunuz ortaklar elbirliği edin; yapacağınız iş sonra size bir tasa vermesin. Sonra onu bana uygulayın ve beni ertelemeyin" demişti.
Yûnus · 72. ayet
Fe in tevelleytum fe ma seeltukum mir ecrv in ecriye illa alellahi ve umirtu en ekune minel muslimın
Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim Allah'a aiddir. Müslimlerden olmakla emrolundum.
Yûnus · 73. ayet
Fe kezzebuhu fe necceynahu ve min meahu fil fulki ve cealnahum halaife ve agraknellezıne kezzebu bi ayatina fenzur keyfe kane akıbetul munzerın
Onu yalancı saydılar; ama Biz onu ve gemide beraberinde bulunanları kurtardık. Onları ötekilerin yerine geçirdik, ayetlerimizi yalanlayanları suda boğduk. Uyarılanlardan söz dinlemeyenlerin sonlarının nasıl olduğuna bir bak.
Yûnus · 74. ayet
Summe beasna mim ba’dihı rusulen ila kavmihim fe cauhum bil beyyinati fe ma kanu li yu’minu bima kezzebu bihı min kabl kezalike natbeu ala kulubil mu’tedın
Sonra onun ardından milletlere peygamberler gönderdik, onlara belgeler getirdiler. Diğerlerinin daha önce yalan saymış olduklarına bunlar da inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalblerini işte böylece mühürleriz.
Yûnus · 75. ayet
Summe beasna mim ba’dihim musa ve harune ila fir’avne ve meleihı bi ayatina festekberu ve kanu kavmem mucrimın
Onların ardından da Firavun ve erkanına ayetlerimizle Musa ve Harun'u gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir millet oldular.
Yûnus · 76. ayet
Fe lemma caehumul hakku min ındina kalu inne haza le sıhrum mubın
Gerçek, katımızdan onlara gelince: "Doğrusu bu apaçık bir büyüdür" dediler.
Yûnus · 77. ayet
Kale musa e tekulune lil hakkı lemma caekum e sıhrun haza ve la yuflihus sahırun
Musa: "Size gelen gerçeğe dil mi uzatırsınız? Bu sihir midir? Sihirbazlar zaten başarı kazanamazlar" dedi.
Yûnus · 78. ayet
Kalu e ci’tena li telfitena amma vecedna aleyhi abaena ve tekune lekumel kibriyau fil ard ve ma nahnu lekuma bi mu’minın
Siz ikiniz, bizi babalarımızı üzerinde bulduğumuz yoldan çevirmek ve yeryüzünün büyükleri olasınız diye mi geldiniz? Biz size inanmıyoruz" dediler.
Yûnus · 79. ayet
Ve kale fir’avnu’tunı bi kulli sahırin alım
Firavun: "Bütün bilgin sihirbazları bana getirin" dedi.
Yûnus · 80. ayet
Felemma caes seharatu kale lehum musa elku ma entum mulkun
Sihirbazlar gelince Musa onlara: "Atacağınızı atın" dedi.
Yûnus · 81. ayet
Fe lemma elkav kale musa ma ci’tum bihis sıhr innellahe seyubtıluh innellahe la yuslihu amelel mufsidın
Attıklarında, Musa: "Yaptığınız sihirdir, fakat Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini elbette düzeltmez. Suçlular istemese de Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir" dedi.
Yûnus · 82. ayet
Ve yuhıkkullahul hakka bi kelimatihı ve lev kerihel mucrimun
Attıklarında, Musa: "Yaptığınız sihirdir, fakat Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini elbette düzeltmez. Suçlular istemese de Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir" dedi.
Yûnus · 83. ayet
Fe ma amene li musa illa zurriyyetum min kavmihı ala havfim min fir’avne ve meleihim ey yeftinehum ve inne fir’avne lealin fil ard ve innehu le minel musrifın
Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, milletinin bir kısım gençleri dışında, kimse Musa'ya inanmamıştı, çünkü Firavun o yerde hakimdi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.
Yûnus · 84. ayet
Ve kale musa ya kavmi in kuntum amentum billahi fealleyhi tevekkelu in kuntum muslimın
Musa: "Ey milletim! Allah'a inanıyorsanız ve teslim olmuşsanız O'na güvenin" dedi.
Yûnus · 85. ayet
Fe kalu alellahi tevekkelna rabbena la tec’alna fitnetel lil kavmiz zalimın
Allah'a güvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir millet ile bizi sınama, rahmetinle bizi kafirlerden kurtar" dediler.
Yûnus · 86. ayet
Ve neccina bi rahmetike minel kavmil kafirun
Allah'a güvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir millet ile bizi sınama, rahmetinle bizi kafirlerden kurtar" dediler.
Yûnus · 87. ayet
Ve evhayna ila musa ve ehıyhi en tebevvea likavmikuma bi mısra buyutev vec’alu buyutekum kıbletev ve ekıymus salah ve bessiril mu’minın
Musa ve kardeşine: "Mısır'da milletinize evler hazırlayın; evlerinizi namazgah edinin, namaz kılın" diye vahyettik, "İnananlara müjde et.
Yûnus · 88. ayet
Ve kale musa rabbena inneke ateyte fir’avne ve melehu zınetev ve emvalen fil hayetid dunya rabbena li yudıllu an sebılik rabbenatmis ala emvalihim vesdud ala kulubihim fe la yu’minu hatta yeravul azabel elım
Musa: "Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun'a ve erkanına ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan şaşırtmaları için mi? Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar" dedi.
Yûnus · 89. ayet
Kale kad ucıbet da’vetukuma festekıyma ve la tettebianni sebılellezıne la ya’lemun
Allah: "İkinizin duası kabul olundu. Dürüst hareket edin; bilmeyenlerin yoluna asla uymayın" dedi.
Yûnus · 90. ayet
Ve cavezna bi benı israilil bahra fe etbeahum fir’avnu ve cunuduhu bagyev ve adva hatta iza edrakehul garaku kale amentu ennehu la ilahe illezı amenet bihı benu israile ve ene minel muslimın
İsrailoğullarını denizden geçirdik, Firavun ve askerleri haksızlık ve düşmanlıkla ardlarına düştüler. Firavun boğulacağı anda: "İsrailoğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım, artık ben O'na teslim olanlardanım" dedi.
Yûnus · 91. ayet
Al ane ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidın
O'na: "Şimdi mi inandın? Daha önce baş kaldırmış ve bozgunculuk etmiştin" dendi.
Yûnus · 92. ayet
Fel yevme nuneccıke bi bedenike li tekune limen halfeke ayeh ve inne kesıram minen nasi an ayatina le gafilun
Senden sonrakilere bir ibret teşkil etmesi için bugün sadece senin cesedini çıkarıp (sahile) atacağız" dedik. Doğrusu insanların çoğu ayetlerimizden habersizdir.
Yûnus · 93. ayet
Ve le kad bevve’na benı israıle mubevvee sıdkıv ve razaknahum minet tayyibat femahtelefu hatta caehumul ılm inne rabbeke yakdıy beynehum yevmel kıyameti fıma kanu fıhi yahtelifun
And olsun ki, İsrailoğullarını iyi bir yere yerleştirdik, onlara temiz rızıklar verdik, kendilerine bir bilgi gelene kadar ayrılığa düşmediler.
Yûnus · 94. ayet
Fe in kunte fı sekkim mimma enzelna ileyke fes’elillezıne yakraunel kitab min kablike le kad caekel hakku mir rabbike fe la tekununne minel mumterın
Sana indirdiğimizden şüphede isen, senden önce indirdiğimiz Kitap'ları okuyanlara sor. And olsun ki, sana Rabbinden gerçek gelmiştir, sakın şüphelenenlerden olma.
Yûnus · 95. ayet
Ve la tekunenne minellezıne kezzebu bi ayatillahi fe tekune minel hasirın
Allah'ın ayetlerini yalanlayanlardan da olma, yoksa kaybedenlerden olursun.
Yûnus · 96. ayet
Innellezıne hakkat aleyhim kelimetu rabbike la yu’minun
Doğrusu Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler, can yakıcı azabı görene kadar kendilerine her türlü belge gelse bile inanmazlar.
Yûnus · 97. ayet
Ve lev caethum kullu ayetin hatta yeravul azabel elım
Doğrusu Rabbinin söz verdiği azabı hak edenler, can yakıcı azabı görene kadar kendilerine her türlü belge gelse bile inanmazlar.
Yûnus · 98. ayet
Fe lev la kanet karyetun amenet fe nefealna ımanuha illa kavme yunus lemma amenu kesefna anhum azabel hızyi fil hayatid dunya ve metta’nahum ila hıyn
Bir kent halkı inanmalı değil miydi ki, imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus'un milleti, inandığı zaman, dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik.
Yûnus · 99. ayet
Ve lev sae rabbuke le amene men fil erdı kulluhum cemıa e fe ente tukrihun nase hatta yekunu mu’minın
Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın.
Yûnus · 100. ayet
Ve ma kane li nefsin en tu’mine illa bi iznillah ve yec’alur ricse alellezıne la ya’kılun
Allah'ın izni olmadıkça hiç kimse inanamaz. O, aklını kullanmayanlara kötü bir azab verir.
Yûnus · 101. ayet
Kulinzuru maza fis semavati vel ard ve ma tugnil ayatu ven nuzuru an kavmil la yu’minun
Göklerde ve yerde neler var, bir bakın" de. İnanmayacak bir millete ayetler ve uyarmalar fayda vermez.
Yûnus · 102. ayet
Fe hel yentezırune illa misle eyyamillezıne halev min kablihim kul fentezuru innı meakum minel muntezırın
Kendilerinden önce geçenlerin başlarına gelen olaylardan başka bir şey mi bekliyorlar? "Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim" de.
Yûnus · 103. ayet
Summe nuneccı rusulena vellezıne amenu kezalik hakkan aleyna nuncil mu’minın
Sonra Biz, peygamberlerimizi ve inananları böylece kurtarırız, inananları (verdiğimiz söz gereğince) kurtarmamız Bize haktır.
Yûnus · 104. ayet
Kul ya eyyuhen nasu in kuntum fı sekkim min dını fe la a’budullezıne ta’budune min dunillahi ve lakin a’budullahellezı yeteveffakum ve umirtu en ekune minel mu’minun
De ki: "Ey insanlar! Benim dinimden şüphede iseniz bilin ki ben Allah'tan başka taptıklarınıza tapmam. Ancak, sizi öldürecek olan Allah'a kulluk ederim. İnananlardan olmakla emrolundum.
Yûnus · 105. ayet
Ve en ekım vecheke lid dıni hanıfa ve la tekunenne minel musrikın
(Muhammed'e) "Yüzünü, doğruya yönelmiş olarak dine çevir, sakın ortak koşanlardan olma; sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah'tan başkasına yalvarma; öyle yaparsan şüphesiz, zalimlerden olursun" denildi.
Yûnus · 106. ayet
Ve la ted’u min dunillahi ma la yenfeuke ve la yedurruk fe in fealte fe inneke izem minez zalimın
(Muhammed'e) "Yüzünü, doğruya yönelmiş olarak dine çevir, sakın ortak koşanlardan olma; sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah'tan başkasına yalvarma; öyle yaparsan şüphesiz, zalimlerden olursun" denildi.
Yûnus · 107. ayet
Ve iy yemseskellahu bi durrin fe la kasife lehu illa hu ve iy yuridke bi hayrin fe la radde li fadlih yusıybu bihı mey yesau min ıbadih ve huvel gafurur rahıym
Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O'ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O'nun nimetini engelleyecek yoktur. O'nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir.
Yûnus · 108. ayet
Kul ya eyyuhen nasu kad caekumul hakku mir rabbikum fe menihteda fe innema yehtedı li nefsih ve men dalle fe innema yehtedı li nefsih ve men dalle fe innema yedıllu aleyha ve ma ene aleykum bi vekıl
De ki: "Ey insanlar! Rabbinizden size gerçek gelmiştir. Doğru yola giren ancak kendisi için girmiş ve sapıtan da kendi zararına olarak sapıtmıştır. Ben sizin üzerinize vekil değilim.
Yûnus · 109. ayet
Vettebı’ma yuha ileyke vasbir hatta yahkumellah ve huve hayrul hakimın
Sana vahyedilene uy; Allah hükmünü verene kadar sabret. O, hüküm verenlerin en iyisidir.