80

Abese

Abese

42 ayet

Sure profili · 30. cüz · Mekke

80

Abese

'Abasa · Abese

Abese suresi ('Abasa). Mekke döneminde inmiştir; 42 ayettir. Mushaf yolunda 80. sure olarak okunur.

Mekke42 ayetMeal

42 ayet · Türkçe okunuş + meal

Bağlı Defter serileri

Tüm Defter

Bu sureye bağlı yayınlanmış seri yok. Sen bağla

Ayetler

Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.

Abese · 1. ayet

Abese ve tevellâ

(1-2) Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

Abese · 2. ayet

En câehul a’mâ

(1-2) Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

Abese · 3. ayet

Ve mâ yudrîke leallehu yezzekkâ

(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak

Abese · 4. ayet

Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikrâ

Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.

Abese · 5. ayet

Emmâ menistagnâ

Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

Abese · 6. ayet

Fe ente lehu tesaddâ

Sen, ona yöneliyorsun.

Abese · 7. ayet

Ve mâ aleyke ellâ yezzekkâ

(İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!

Abese · 8. ayet

Ve emmâ men câeke yes’â

(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

Abese · 9. ayet

Ve huve yahşâ

(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

Abese · 10. ayet

Fe ente anhu telehhâ

(8-10) Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

Abese · 11. ayet

Kellâ innehâ tezkirah

Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür.

Abese · 12. ayet

Fe men şâe zekerah

Dileyen ondan öğüt alır.

Abese · 13. ayet

Fî suhufin mukerrameh

(13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

Abese · 14. ayet

Merfûatin mutahherah

(13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

Abese · 15. ayet

Bi eydî seferah

(13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

Abese · 16. ayet

Kirâmin berarah

(13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

Abese · 17. ayet

Kutilel insânu mâ ekferah

Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankördür o!

Abese · 18. ayet

Min eyyi şey’in halakah

Allah onu hangi şeyden yarattı?

Abese · 19. ayet

Min nutfeh, halakahu fe kadderah

Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.

Abese · 20. ayet

Summes sebîle yesserah

Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

Abese · 21. ayet

Summe emâtehu fe akberah

Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.

Abese · 22. ayet

Summe izâ şâe enşerah

Sonra, dilediği vakit onu diriltir.

Abese · 23. ayet

Kellâ lemmâ yakdı mâ emerah

Hayır hayır o, Allah'ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)

Abese · 24. ayet

Felyanzuril insânu ilâ taâmih

Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!

Abese · 25. ayet

Ennâ sabebnel mâe sabbâ

Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.

Abese · 26. ayet

Summe şekaknel arda şakkâ

Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!

Abese · 27. ayet

Fe enbetnâ fîhâ habbâ

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 28. ayet

Ve ineben ve kadbâ

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 29. ayet

Ve zeytûnen ve nahlâ

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 30. ayet

Ve hadâika gulbâ

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 31. ayet

Ve fâkiheten ve ebbâ

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 32. ayet

Metâan lekum ve li en’âmikum

(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

Abese · 33. ayet

Fe izâ câetis sahhâh

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

Abese · 34. ayet

Yevme yefirrul mer’u min ehîh

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

Abese · 35. ayet

Ve ummihî ve ebîh

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

Abese · 36. ayet

Ve sâhıbetihî ve benîh

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

Abese · 37. ayet

Li kullimriin minhum yevmeizin şe’nun yugnîh

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

Abese · 38. ayet

Vucûhun yevmeizin musfirah

O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar

Abese · 39. ayet

Dâhıketun mustebşirah

Gülerler, sevinirler.

Abese · 40. ayet

Ve vucûhun yevmeizin aleyhâ gaberah

O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.

Abese · 41. ayet

Terhekuhâ katerah

Onları bir siyahlık bürür.

Abese · 42. ayet

Ulâike humul keferetul fecerah

İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.