67
Mülk
Mülk
30 ayet
Sure profili · 29. cüz · Mekke
Mülk
Al-Mulk · Mülk
Mülk suresi (Al-Mulk). Mekke döneminde inmiştir; 30 ayettir. Mushaf yolunda 67. sure olarak okunur.
30 ayet · Türkçe okunuş + meal
Bağlı Defter serileri
Tüm DefterBu sureye bağlı yayınlanmış seri yok. Sen bağla
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Mülk · 1. ayet
Tebârekellezî bi yedihil mulku ve huve alâ kulli şey’in kadîr
Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Mülk · 2. ayet
Ellezî halakal mevte vel hayâte li yebluvekum eyyukum ahsenu amelâ, ve huvel azîzul gafûr
O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.
Mülk · 3. ayet
Ellezî halaka seb’a semâvâtin tibâkâ, mâ terâ fî halkır rahmâni min tefâvut, ferciıl basara hel terâ min futûr
O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân'ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun?
Mülk · 4. ayet
Summerciıl basara kerreteyni yenkalib lieykel basaru hâsien ve huve hasîr
Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.
Mülk · 5. ayet
Ve lekad zeyyennes semâed dunyâ bi mesâbîha ve cealnâhâ rucûmen liş şeyâtîni ve a’tednâ lehum azâbes saîr
Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve (ahirette de) onlara alevli ateş azabını hazırladık.
Mülk · 6. ayet
Ve lillezîne keferû bi rabbihim azâbu cehennem, ve bi’sel masîr
Rablerini inkar edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü varılacak yerdir orası!
Mülk · 7. ayet
İzâ ulkû fîhâ semiû lehâ şehîkan ve hiye tefûr
Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler.
Mülk · 8. ayet
Tekâdu temeyyezu minel gayz, kullemâ ulkıye fîhâ fevcun seelehum hazenetuhâ e lem ye’tikum nezîr
Neredeyse cehennem öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara, "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.
Mülk · 9. ayet
Kâlû belâ kad câenâ nezîrun fe kezzebnâ ve kulnâ mâ nezzelallâhu min şey’in in entum illâ fî dalâlin kebîr
Onlar da şöyle derler: "Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz' demiştik."
Mülk · 10. ayet
Ve kâlû lev kunnâ nesmeu ev na’kılu mâ kunnâ fî ashâbis saîr
Yine şöyle derler: "Eğer kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateştekilerden olmazdık."
Mülk · 11. ayet
Fa’terefû bi zenbihim, fe suhkan li ashâbis saîr
İşte böylece günahlarını itiraf ederler. Artık alevli ateştekiler Allah'ın rahmetinden uzak olsun!
Mülk · 12. ayet
İnnellezîne yahşevne rabbehum bil gaybi lehum magfiretun ve ecrun kebîr
Görmedikleri halde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.
Mülk · 13. ayet
Ve esirrû kavlekum evicherû bih, innehu alîmun bi zâtis sudûr
Sözünüzü gizleyin, yahut onu açığa vurun; (fark etmez). Şüphesiz Allah, sinelerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.
Mülk · 14. ayet
Elâ ya’lemu men halak, ve huvel latîful habîr
Yaratan bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Mülk · 15. ayet
Huvellezî ceale lekumul arda zelûlen femşû fî menâkibihâ ve kulû min rızkıh, ve ileyhin nuşûr
O, yeryüzünü sizin ayaklarınızın altına serendir. Haydi onun üzerinde yürüyün ve Allah'ın rızkından yiyin. Dönüş ancak onadır.
Mülk · 16. ayet
E emintum men fîs semâi en yahsife bikumul arda fe izâ hiye temûr
Göktekinin sizi yere geçirivermeyeceğinden emin mi oldunuz? (O zaman) bir de bakarsınız yer yüzü şiddetle çalkalanıyor.
Mülk · 17. ayet
Em emintum men fîs semâi en yursile aleykum hâsıbâ fe se ta’lemûne keyfe nezîr
Yahut göktekinin, üzerinize taş yağdıran rüzgar göndermeyeceğinden mi emin oldunuz? O zaman, uyarım nasılmış bileceksiniz!
Mülk · 18. ayet
Ve lekad kezzebellezîne min kablihim fe keyfe kâne nekîr
Andolsun, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!?
Mülk · 19. ayet
E ve lem yerev ilet tayri fevkahum sâffâtin ve yakbıdn, mâ yumsikuhunne iller rahmân, innehu bi kulli şey’in basîr
Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları (havada) ancak Rahmân tutuyor. Şüphesiz O her şeyi hakkıyla görendir.
Mülk · 20. ayet
Emmen hâzellezî huve cundun lekum yensurukum min dûnir rahmân, inil kâfirûne illâ fî gurûr
Yahut Rahmân'dan başka size yardım edecek şu ordunuz (taraftarlarınız) kimlerdir? İnkarcılar ancak bir aldanış içindedirler.
Mülk · 21. ayet
Emmen hâzellezî yerzukukum in emseke rızkah, bel leccû fî utuvvin ve nufûr
Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular.
Mülk · 22. ayet
E fe men yemşî mukibben alâ vechihî ehdâ emmen yemşî seviyyen alâ sırâtın mustekîm
Şimdi, yüzüstü kapanarak düşe kalka yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi?
Mülk · 23. ayet
Kul huvellezî enşeekum ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh, kalîlen mâ teşkurûn
De ki: "O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!"
Mülk · 24. ayet
Kul huvellezî zereekum fîl ardı ve ileyhi tuhşerûn
De ki: "O, Sizi yeryüzünde yaratıp çoğaltandır. Ancak onun huzurunda toplanacaksınız."
Mülk · 25. ayet
Ve yekûlûne metâ hâzel va’du in kuntum sâdikîn
"Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
Mülk · 26. ayet
Kul innemel ilmu indallâhi ve innemâ ene nezîrun mubîn
De ki: "O bilgi, ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım."
Mülk · 27. ayet
Fe lemmâ reevhu zulfeten sîet vucûhullezîne keferû ve kîle hâzellezî kuntum bihî teddeûn
Onu (azabı) yakından gördükleri zaman inkar edenlerin yüzleri kötüleşir ve onlara, "İşte bu, (alaylı bir biçimde) isteyip durduğunuz şeydir" denir.
Mülk · 28. ayet
Kul ereeytum in ehlekeniyallâhu ve men maıye ev rahımenâ fe men yucîrul kâfirîne min azâbin elîm
De ki: "Söyleyin bakalım: Diyelim ki Allah beni ve beraberimdekileri helak etti, yahut bize acıdı. Peki, ya inkarcıları elem dolu bir azaptan kim koruyacak?"
Mülk · 29. ayet
Kul huver rahmânu âmennâ bihî ve aleyhi tevekkelnâ, fe se ta’lemûne men huve fî dalâlin mubîn
De ki: "O, Rahmân'dır. O'na iman ettik, yalnızca ona tevekkül ettik. Siz, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!"
Mülk · 30. ayet
Kul e re’eytum in asbaha mâukum gavren fe men ye’tîkum bi maîn maîn
De ki: "Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirir?"
