77

Mürselât

Mürselât

50 ayet

Sure profili · 29. cüz · Mekke

77

Mürselât

Al-Mursalat · Mürselât

Mürselât suresi (Al-Mursalat). Mekke döneminde inmiştir; 50 ayettir. Mushaf yolunda 77. sure olarak okunur.

Mekke50 ayetMeal

50 ayet · Türkçe okunuş + meal

Bağlı Defter serileri

Tüm Defter

Bu sureye bağlı yayınlanmış seri yok. Sen bağla

Ayetler

Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.

Mürselât · 1. ayet

Vel murselâti urfâ

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

Mürselât · 2. ayet

Fel âsıfâti asfâ

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

Mürselât · 3. ayet

Vennâşirâti neşren

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

Mürselât · 4. ayet

Fel fârikâti ferkâ

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

Mürselât · 5. ayet

Fel mulkıyâti zikrâ

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

Mürselât · 6. ayet

Uzren ev nuzrâ

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

Mürselât · 7. ayet

İnnemâ tûadûne levâkı’

(1-7) Ard arda gönderilenlere, kasırga gibi esenlere, hakkıyla yayanlara, hakkıyla ayıranlara, özür ya da uyarı olmak üzere öğüt bırakanlara andolsun ki, uyarıldığınız (Kıyamet) mutlaka gerçekleşecektir.

Mürselât · 8. ayet

Fe izen nucûmu tumiset

Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman

Mürselât · 9. ayet

Ve izes semâu furicet

Gök yarıldığı zaman

Mürselât · 10. ayet

Ve izel cibâlu nusifet

Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman

Mürselât · 11. ayet

Ve izer rusulu ukkıtet

Peygamberler için (ümmetlerine şahitlik etmek üzere) vakit belirlendiği zaman (kıyamet gerçekleşir).

Mürselât · 12. ayet

Li eyyi yevmin uccilet

(Bu) hangi güne ertelenmiştir?

Mürselât · 13. ayet

Li yevmil fasl

Hüküm ve ayırım gününe.

Mürselât · 14. ayet

Ve mâ edrâke mâ yevmul fasl

Hüküm ve ayırım gününü sen ne bileceksin.

Mürselât · 15. ayet

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselât · 16. ayet

E lem nuhlikil evvelîn

Biz öncekileri helak etmedik mi?

Mürselât · 17. ayet

Summe nutbiuhumul âhırîn

Sonra arkadan gelenleri de onların peşine takacağız.

Mürselât · 18. ayet

Kezâlike nef’alu bil mucrimîn

Biz suçlulara işte böyle yaparız.

Mürselât · 19. ayet

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselât · 20. ayet

E lem nahlukkum min mâin mehîn

Biz sizi bayağı bir sudan (meniden) yaratmadık mı?

Mürselât · 21. ayet

Fe cealnâhu fî karârin mekîn

(21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.

Mürselât · 22. ayet

İlâ kaderin ma’lûm

(21-22) Sonra onu belli bir süreye kadar sağlam bir yerde (ana rahminde) tuttuk.

Mürselât · 23. ayet

Fe kadernâ fe ni’mel kâdirûn

Sonra da ona ölçülü bir biçim verdik. Biz ne güzel biçim verenleriz!

Mürselât · 24. ayet

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselât · 25. ayet

E lem nec’alil arda kifâtâ

(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

Mürselât · 26. ayet

Ahyâen ve emvâtâ

(25-26) Biz yeryüzünü dirileri de ölüleri de toplayan (bir yurt) yapmadık mı?

Mürselât · 27. ayet

Ve cealnâ fîhâ revâsiye şâmihâtin ve eskaynâkum mâen furâtâ

Orada sabit yüce dağlar yaratmadık mı, size tatlı bir su içirmedik mi?

Mürselât · 28. ayet

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselât · 29. ayet

İntalikû ilâ mâ kuntum bihî tukezzibûn

Onlara şöyle denecek: "Yalanlamakta olduğunuz şeye (cehennem azabına) gidin."

Mürselât · 30. ayet

İntalikû ilâ zıllin zî selâsi şuâb

(30-31) "Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki, o ne gölgelendirir ne de alevden korur."

Mürselât · 31. ayet

Lâ zalîlin ve lâ yugnî minel leheb

(30-31) "Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki, o ne gölgelendirir ne de alevden korur."

Mürselât · 32. ayet

İnnehâ termî bi şerarin kel kasr

Şüphesiz cehennem, her biri saray büyüklüğünde kıvılcımlar saçar.

Mürselât · 33. ayet

Ke ennehu cimâletun sufr

Bunlar sanki birer kızıl devedir.

Mürselât · 34. ayet

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselât · 35. ayet

Hâzâ yevmu lâ yentıkûn

Bu, konuşamayacakları gündür.

Mürselât · 36. ayet

Ve lâ yu’zenu lehum fe ya’tezirûn

Onlara izin de verilmez ki, özür dilesinler.

Mürselât · 37. ayet

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselât · 38. ayet

Hâzâ yevmul fasl, cema’nâkum vel evvelîn

Bu, hüküm ve ayırma günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya toplamışızdır.

Mürselât · 39. ayet

Fe in kâne lekum keydun fe kîdûn

Eğer bir tuzağınız varsa haydi bana tuzak kurun!

Mürselât · 40. ayet

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselât · 41. ayet

İnnel muttekîne fî zılâlin ve uyûn

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, gölgeler içinde ve pınar başlarındadırlar.

Mürselât · 42. ayet

Ve fevâkihe mimmâ yeştehûn

Canlarının çektiği meyveler içerisindedirler.

Mürselât · 43. ayet

Kulû veşrebû henîen bimâ kuntum ta’melûn

"Yapmakta olduğunuz şeylere karşılık afiyetle yiyin için."

Mürselât · 44. ayet

İnnâ kezâlike neczîl muhsinîn

Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.

Mürselât · 45. ayet

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselât · 46. ayet

Kulû ve temetteû kalîlen innekum mucrimûn

Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.

Mürselât · 47. ayet

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselât · 48. ayet

Ve izâ kîle lehumurkeû lâ yerkeûn

Onlara, "Rükû edin (namaz kılın)" dendiği zaman rükû etmezler.

Mürselât · 49. ayet

Veylun yevmeizin lil mukezzibîn

O gün vay yalanlayanların haline!

Mürselât · 50. ayet

Fe bi eyyi hadîsin ba’dehu yu’minûn

Onlar artık ondan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?