53

Necm

Necm

62 ayet

Sure profili · 27. cüz · Mekke

53

Necm

An-Najm · Necm

Necm suresi (An-Najm). Mekke döneminde inmiştir; 62 ayettir. Mushaf yolunda 53. sure olarak okunur.

Mekke62 ayetMeal

62 ayet · Türkçe okunuş + meal

Bağlı Defter serileri

Tüm Defter

Bu sureye bağlı yayınlanmış seri yok. Sen bağla

Ayetler

Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.

Necm · 1. ayet

Ven necmi izâ hevâ

(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

Necm · 2. ayet

Mâ dalle sâhıbukum ve mâ gavâ

(1-2) Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı.

Necm · 3. ayet

Ve mâ yentıku anil hevâ

O, nefis arzusu ile konuşmaz.

Necm · 4. ayet

İn huve illâ vahyun yûhâ

(Size okuduğu) Kur'an ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

Necm · 5. ayet

Allemehu şedîdul kuvâ

(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm · 6. ayet

Zû mirreh, festevâ

(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm · 7. ayet

Ve huve bil ufukil a’lâ

(5-7) (Kur'an'ı) ona, üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü (Cebrail) öğretti. O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu.

Necm · 8. ayet

Summe denâ fe tedellâ

Sonra (ona) yaklaştı derken sarkıp daha da yakın oldu.

Necm · 9. ayet

Fe kâne kâbe kavseyni ev ednâ

(Peygambere olan mesafesi) iki yay aralığı kadar, yahut daha az oldu.

Necm · 10. ayet

Fe evhâ ilâ abdihî mâ evhâ

Böylece Allah kuluna vahyedeceğini vahyetti.

Necm · 11. ayet

Mâ kezebel fuâdu mâ reâ

Kalp, (gözün) gördüğünü yalanlamadı.

Necm · 12. ayet

E fe tumâr rûnehu alâ mâ yerâ

(Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

Necm · 13. ayet

Ve lekad reâhu nezleten uhrâ

Andolsun ki, o, Cebrail'i bir başka inişte daha (aslî suretiyle) görmüştü.

Necm · 14. ayet

İnde sidretil muntehâ

Sidretü'l Müntehâ'nın yanında.

Necm · 15. ayet

İndehâ cennetul me’vâ

Me'va cenneti onun (Sidre'nin) yanındadır.

Necm · 16. ayet

İz yagşes sidrete mâ yagşâ

O zaman Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.

Necm · 17. ayet

Mâ zâgal basaru ve mâ tegâ

Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

Necm · 18. ayet

Lekad reâ min âyâti rabbihil kubrâ

Andolsun, o, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.

Necm · 19. ayet

E fe reeytumul lâte vel uzzâ

(19-20) Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

Necm · 20. ayet

Ve menâtes sâlisetel uhrâ

(19-20) Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz?

Necm · 21. ayet

E lekumuz zekeru ve lehul unsâ

Erkek size de, dişi O'na mı?

Necm · 22. ayet

Tilke izen kısmetun dîzâ

Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.

Necm · 23. ayet

İn hiye illâ esmâun semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelallâhu bihâ min sultân, in yettebiûne illez zanne ve mâ tehvel enfus, ve lekad câehum min rabbihimul hudâ

Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilah edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler)yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir.

Necm · 24. ayet

Em lil insâni mâ temennâ

Yoksa insan (kayıtsız şartsız), her temenni ettiği şeye sahip mi olacaktır?

Necm · 25. ayet

Fe lillâhil âhiretu vel ûlâ

Oysa, Ahiret de dünya da Allah'ındır.

Necm · 26. ayet

Ve kem min melekin fîs semâvâti lâ tugnî şefâatuhum şey’en illâ min ba’di en ye’zenallâhu limen yeşâu ve yerdâ

Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.

Necm · 27. ayet

İnnellezîne lâ yu’minûne bil âhireti le yusemmûnel melâikete tesmiyetel unsâ

Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.

Necm · 28. ayet

Ve mâ lehum bihî min ilm, in yettebiûne illez zann, ve innez zanne lâ yugnî minel hakkı şey’â

Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

Necm · 29. ayet

Fe a’rıd an men tevellâ an zikrinâ ve lem yurid illel hayâted dunyâ

Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.

Necm · 30. ayet

Zâlike mebleguhum minel ilm, inne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bi menihtedâ

İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.

Necm · 31. ayet

Ve lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı li yecziyellezîne esâû bimâ amilû ve yecziyellezîne ahsenû bil husnâ

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.

Necm · 32. ayet

Ellezîne yectenibûne kebâirel ismi vel fevâhışe illel lemem, inne rabbeke vâsiul magfireh, huve a’lemu bikum iz enşeekum minel ardı ve iz entum e cinnetun fî butûni ummehâtikum, fe lâ tuzekkû enfusekum, huve a’lemu bi menittekâ

Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.

Necm · 33. ayet

E fe re’eytellezî tevellâ

(33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

Necm · 34. ayet

Ve a’tâ kalîlen ve ekdâ

(33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

Necm · 35. ayet

E indehu ilmul gaybi fe huve yerâ

Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?

Necm · 36. ayet

Em lem yunebbe’ bimâ fî suhufi mûsâ

(36-37) Yoksa, Mûsâ'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

Necm · 37. ayet

Ve ibrâhîmellezî veffâ

(36-37) Yoksa, Mûsâ'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

Necm · 38. ayet

Ellâ teziru vâziretun vizre uhrâ

Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.

Necm · 39. ayet

Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ

İnsan için ancak çalıştığı vardır.

Necm · 40. ayet

Ve enne sa’yehu sevfe yurâ

Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

Necm · 41. ayet

Summe yuczâhul cezâel evfâ

Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.

Necm · 42. ayet

Ve enne ilâ rabbikel muntehâ

Şüphesiz en son varış Rabbinedir.

Necm · 43. ayet

Ve ennehu huve adhake ve ebkâ

Şüphesiz O güldürür ve ağlatır.

Necm · 44. ayet

Ve ennehu huve emâte ve ahyâ

Şüphesiz O öldürür ve diriltir.

Necm · 45. ayet

Ve ennehu halakaz zevceyniz zekere vel unsâ

(45-46) Şüphesiz O iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.

Necm · 46. ayet

Min nutfetin izâ tumnâ

(45-46) Şüphesiz O iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.

Necm · 47. ayet

Ve enne aleyhin neş’etel uhrâ

Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.

Necm · 48. ayet

Ve ennehu huve agnâ ve aknâ

Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.

Necm · 49. ayet

Ve ennehu huve rabbuş şı’râ

Şüphesiz O, "Şi'râ'nın Rabbidir.

Necm · 50. ayet

Ve ennehû ehleke âdenil ûlâ

(50-51) Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

Necm · 51. ayet

Ve semûde femâ ebkâ

(50-51) Şüphesiz O, önce gelen Âd kavmini ve Semûd kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

Necm · 52. ayet

Ve kavme nûhın min kabl, innehum kânû hum azleme ve atgâ

Daha önce de Nûh'un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

Necm · 53. ayet

Vel mû’tefikete ehvâ

(53-54) O, "Mu'tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

Necm · 54. ayet

Fe gaşşâhâ mâ gaşşâ

(53-54) O, "Mu'tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

Necm · 55. ayet

Fe bi eyyi âlâi rabbike tetemârâ

O halde Rabbi'nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).

Necm · 56. ayet

Hâzâ nezîrun minen nuzuril ûlâ

Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

Necm · 57. ayet

Ezifetil âzifeh

Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.

Necm · 58. ayet

Leyse lehâ min dûnillâhi kâşifeh

Onu Allah'tan başka açacak kimse yoktur.

Necm · 59. ayet

E fe min hâzel hadîsi ta’cebûn

(59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

Necm · 60. ayet

Ve tedhakûne ve lâ tebkûn

(59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

Necm · 61. ayet

Ve entum sâmidûn

(59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

Necm · 62. ayet

Fescudû lillâhi va’budû

Haydi Allah'a secde edin ve ona kulluk edin.