12
Yûsuf
Yûsuf
111 ayet
Sure profili · 12. cüz · Mekke
Yûsuf
Yusuf · Yûsuf
Yûsuf suresi (Yusuf). Mekke döneminde inmiştir; 111 ayettir. Mushaf yolunda 12. sure olarak okunur.
111 ayet · Latin okunuş + Türkçe meal
Ayetler
Ayetlerde yalnızca beğenme vardır; takip sure profiline aittir.
Yûsuf · 1. ayet
Elif lam ra tilke ayatul kitabil mubın
Elif, Lam, Ra. Bunlar, gerçeği açıklayan Kitap'ın ayetleridir.
Yûsuf · 2. ayet
Inna enzelnahu kur’anen arabiyyel leallekum ta’kılun
Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.
Yûsuf · 3. ayet
Nahnu nekussu aleyke ahsenel kasası bima evhayna ileyke hazel kur’ane ve in kunte min kablihı le minel gafilın
Biz bu Kuran'ı vahyederek, sana en güzel kıssaları anlatıyoruz.. Oysa daha önce sen bunlardan habersizdin.
Yûsuf · 4. ayet
Iz kale yusufu li ebıhi ya ebeti innı raeytu ehade asera kevkebev ves semse vel kamera raeytuhum li sacidın
Yusuf babasına: "Babacığım! "Rüyamda onbir yıldız, güneş ve ayın bana secde ettiklerini gördüm" demişti.
Yûsuf · 5. ayet
Kale ya buneyye la taksus ru’yake ala ıhvetike fe yekıdu leke keyda innes seytane lil insani aduvvum mubın
Babası şunları söyledi: "Oğulcuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana tuzak kurarlar; zira şeytan insanın apaçık düşmanıdır.
Yûsuf · 6. ayet
Ve kezalike yectebıke rabbuke ve yuallimuke min te’vilil ehadısi ve yutimmu nı’metehu aleyke ve ala ali ya’kube kema etemmeha ala ebeveyke min kablu ibrahıme ishak inne rabbeke alımun hakım
Rabbin seni böylece rüyandaki gibi seçecek, sana rüyaları yorumlamayı öğretecek; daha önce, ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerini tamamladığı gibi, sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Doğrusu Rabbin bilir, hakimdir.
Yûsuf · 7. ayet
Le kad kane fı yusufe ıhvetihı ayatul lis sailın
And olsun ki, Yusuf ve kardeşlerinin olayında, soranlara nice ibretler vardır.
Yûsuf · 8. ayet
Iz kalu le yusufu ve ehuhu ehabbu ila ebına minna ve nahnu usbeh inne ebana le fı dalalim mubın
Kardeşleri demişlerdi ki: "Yusuf ve özkardeşi babamıza bizden daha sevgilidir. Oysa biz bir cemaatiz. Babamız açık bir yanlışlık içindedir.
Yûsuf · 9. ayet
Uktulu yusufe evitrahuhu erday yahlu lekum vechu ebıkum ve tekunu mim ba’dihı kavmen salihıyn
Yusuf'u öldürün veya onu ıssız bir yere bırakıverin ki babanız size kalsın; ondan sonra da iyi kimseler olursunuz.
Yûsuf · 10. ayet
Kale kailum minhum la taktulu yusufe ve elkuhu fı gayabetil cubbi yeltekıthu ba’dus seyyarati in kuntum faılın
İçlerinden biri: "Yusuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Böyle yaparsanız yolculardan onu bulup alan olur" dedi.
Yûsuf · 11. ayet
Kalu ya ebana ma leke la te’menna ala yusufe inna lehu lenasihun
Bunun üzerine "Ey babamız! Yusuf'un iyiliğini istediğimiz halde, onu niçin bize emniyet etmiyorsun? Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin oynasın, biz onu herhalde koruruz" dediler.
Yûsuf · 12. ayet
Ersilhu meana gadey yerta’ve yel’ab ve inna lehu lehafizun
Bunun üzerine "Ey babamız! Yusuf'un iyiliğini istediğimiz halde, onu niçin bize emniyet etmiyorsun? Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin oynasın, biz onu herhalde koruruz" dediler.
Yûsuf · 13. ayet
Kale innı le yahzununı en tezhebu bihı ve ehafu ey ye’kulehuz zi’bu ve entum anhu gafilun
Babaları, "Onu götürmeniz beni üzüyor; siz farkına varmadan onu kurdun yemesinden korkarım" dedi.
Yûsuf · 14. ayet
Kalu le in ekelehuz zi’bu ve nahnu usbetun inna izel le hasirun
And olsun ki, biz kuvvetli bir toplulukken kurt onu yerse, biz aciz sayılırız" dediler.
Yûsuf · 15. ayet
Fe lemma zehebu bihı ve ecmeu ey yec’aluhu fı gayabetil cubb ve evhayna ileyhi le tunebbiennehum bi emrihim haza ve hum la yes’urun
Yusuf'u oturup bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdılar. Biz ona, kardeşlerinin bu işlerini kendileri farkına varmadan haber vereceksin, diye vahyettik.
Yûsuf · 16. ayet
Ve cau ebahum ısaey yebkun
Akşam üstü ağlayarak babalarına geldiklerinde: "Ey babamız! İnan olsun biz yarış yapıyorduk; Yusuf'u eşyamızın yanına bırakmıştık; bir kurt onu yedi. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen bize inanmazsın" dediler.
Yûsuf · 17. ayet
Kalu ya ebana inna zehebna nestebiku ve terakna yusufe ınde metaına fe ekelehuz zi’b ve ma ente bi mu’minil lena ve lev kunna sadikıyn
Akşam üstü ağlayarak babalarına geldiklerinde: "Ey babamız! İnan olsun biz yarış yapıyorduk; Yusuf'u eşyamızın yanına bırakmıştık; bir kurt onu yedi. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen bize inanmazsın" dediler.
Yûsuf · 18. ayet
Ve cau ala kamısıhı bi demin kezib kale bel sevvelet lekum enfusukum emra fe sabrun cemıl vallahul musteanu ala ma tesıfun
Üzerine başka bir kan bulaşmış olarak Yusuf'un gömleğini de getirmişlerdi. Babaları: "Sizi nefsiniz bir iş yapmaya sürükledi; artık bana güzelce sabır gerekir. Anlattıklarınıza ancak Allah'tan yardım istenir" dedi.
Yûsuf · 19. ayet
Ve caet seyyaratun fe erselu varidehum fe edla delveh kale ya busra haza gulam ve eserruhu bidaah vallahu alımun bi ma ya’melun
Bir kervan geldi, sucularını gönderdiler; sucu kovasını kuyuya saldı, "Müjde! İşte bir oğlan" dedi. Yusuf'u alıp onu ticari bir mal olarak sakladılar. Oysa Allah yaptıklarını bilir.
Yûsuf · 20. ayet
Ve seravhu bi semenim bahsin derahime ma’dudeh ve kanu fıhi minez zahidın
Onu yanlarında alıkoymak istemedikleri için ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar.
Yûsuf · 21. ayet
Ve kalellezisterahu mim mısra limraetihı ekrimı mesvahu asa ey yenfeana ev nettehızehu veleda ve kezalike mekkenna li yusufe fil erdı ve li nuallimehu min te’vılil ehdıs vallahu galibun ala emrihı ve lakinne ekseran nasi la ya’lemun
Mısır'da onu satın alan kimse karısına: "Ona güzel bak, belki bize faydası olur yahut ta onu evlat ediniriz" dedi. Biz işte böylece Yusuf'u o yere yerleştirdik; ona, rüyaların nasıl yorumlanacağını öğrettik. Allah, işinde hakimdir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Yûsuf · 22. ayet
Ve lemma belega esuddehu ateynahu hukmev ve ılma ve kezalike neczil muhsinın
Erginlik çağına erince ona hikmet ve bilgi verdik. İyi davrananları böyle mükafatlandırırız.
Yûsuf · 23. ayet
Ve ravedethulletı huve fı beytiha an nefsihı ve gallekatil ebvabe ve kalet heyte lek kale meazellahi innehu rabbı ahsene mesvay innehu la yuflihuz zalimun
Evinde bulunduğu kadın onu kendine çağırdı, kapıları sıkı sıkı kapadı ve "gelsene" dedi. Yusuf: "Günah işlemekten Allah'a sığınırım, doğrusu senin kocan benim efendimdir; bana iyi baktı. Haksızlık yapanlar şüphesiz başarıya ulaşamazlar." dedi.
Yûsuf · 24. ayet
Ve le kad hemmet bihı ve hemme biha lev la er raa burhane rabbih kezalike li nasrife anhus sue vel fahsa’innehu min ıbadinel muhlesıyn
And olsun ki kadın Yusuf'a karşı istekli idi; Rabbin'den bir işaret görmeseydi Yusuf da onu isteyecekti. İşte ondan kötülüğü ve fenalığı böylece engelledik. Doğrusu o bizim çok samimi kullarımızdandır.
Yûsuf · 25. ayet
Vestebekal babe ve kaddet kamısahu min duburiv ve elfeya seyyideha ledel bab kalet ma ceazu men erade bi ehlike suen illa ey yuscene ev azabun elım
İkisi de kapıya koştu, kadın arkadan Yusuf'un gömleğini yırttı; kapının önünde kocasına rastladılar. Kadın kocasına "Ailene fenalık etmek isteyen bir kimsenin cezası ya hapis ya da can yakıcı bir azab olmalıdır" dedi.
Yûsuf · 26. ayet
Kale hiye ravedetnı an nefsı ve sehide sahidum min ehliha in kane kamısuhu kudde min kubulin fe sadekat ve huve minel kazibın
Yusuf: "Beni kendine o çağırdı" dedi. Kadın tarafından bir şahit, "Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiş, erkek yalancılardandır; şayet gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, erkek doğrulardandır" diye şahidlik etti.
Yûsuf · 27. ayet
Ve in kane kamısuhu kudde min duburin fe kezebet ve huve mines sadikıyn
Yusuf: "Beni kendine o çağırdı" dedi. Kadın tarafından bir şahit, "Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiş, erkek yalancılardandır; şayet gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, erkek doğrulardandır" diye şahidlik etti.
Yûsuf · 28. ayet
Felemma raaa kamısahu kudde min duburin kale innehu min keydikunn inne keydekunne azıym
Kocası gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, karısına hitaben "Doğrusu bu sizin hilenizdir, siz kadınların fendi büyüktür" dedi. Yusuf'a dönerek: "Yusuf! Sen bundan kimseye bahsetme"; kadına dönerek: "Sen de günahının bağışlanmasını dile, çünkü suçlulardansın" dedi.
Yûsuf · 29. ayet
Yusufu a’rıd an haza vestagfirı li zembik inneki kunti minel hatıın
Kocası gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, karısına hitaben "Doğrusu bu sizin hilenizdir, siz kadınların fendi büyüktür" dedi. Yusuf'a dönerek: "Yusuf! Sen bundan kimseye bahsetme"; kadına dönerek: "Sen de günahının bağışlanmasını dile, çünkü suçlulardansın" dedi.
Yûsuf · 30. ayet
Ve kale nisvetun fil medınetimraetul azızi turavidu fetaha an nefsih kad segafeha hubba inna leneraha fı dalalim mubın
Şehirde bir takım kadınlar: "Vezirin karısı kölesinin olmak istiyormuş; sevgisi bağrını yakmış; doğrusu onun besbelli sapıtmış olduğunu görüyoruz." dediler.
Yûsuf · 31. ayet
Felemma semiat bi mekrihinne erselet ileyhinne ve a’tedet lehunne muttekeev ve atet kulla vahıdetim minhunne sikkınev ve kaletıhruc aleyhinn felemma raeynehu ekbernehu ve katta’ne eydiyehunne ve kulne hase lillahi ma haza besera in haza illa melekun kerım
Kadınların kendisini yermesini işitince onları davet etti; koltuklar hazırladı; geldiklerinde her birine birer bıçak verdi. Yusuf'a: "Yanlarına çık" dedi. Kadınlar Yusuf'u görünce şaşıp ellerini kestiler ve "Allah'ı tenzih ederiz ama, bu insan değil ancak çok güzel bir melektir" dediler.
Yûsuf · 32. ayet
Kalet fe zalikunnellezı lumtunnenı fıh ve le kad ravedtuhu an nefsihı festa’sam ve leil lem yef’al ma amurruhu le yuscenenne ve leyekunem mines sagırın
Vezirin karısı: "İşte sözünü edip beni yerdiğiniz budur. And olsun ki onun olmak istedim, fakat o iffetinden dolayı çekindi. Emrimi yine yapmazsa, and olsun ki hapse tıkılacak ve kahre uğrayanlardan olacak.
Yûsuf · 33. ayet
Kale rabbis sicnu ehabbu ileyye mimma yed’unenı ileyh ve illa tasrif annı keydehunne asbu ileyhinne ve ekum minel cahilın
Yusuf: "Rabbim! Hapis benim için, bunların istediklerini yapmaktan daha iyidir. Eğer tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve bilmeyenlerden olurum." dedi.
Yûsuf · 34. ayet
Festecabe lehu rabbuhu fe sarafe anhu keydehunn innehu huves semıul alım
Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzağına engel oldu. Zira O, işitir ve bilir.
Yûsuf · 35. ayet
Summe beda lehum mim ba’di ma raevul ayati le yescununnehu hatta hıyn
Sonra, kadının ailesi delilleri Yusuf'un lehinde gördüğü halde, onu bir süre için hapsetmeyi uygun buldu.
Yûsuf · 36. ayet
Ve dehale meahus sicne feteyan kale ehaduhuma innı eranı a’sıru hamra ve kalel aharu innı eranı ahmilu fevka ra’sı hubzen te’kulut tayru minh nebbi’na bi te’vılih inna nerake minel muhsinın
Hapse, onunla beraber, iki genç daha girdi. Biri, "Rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm" dedi; diğeri "Başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm" dedi. "Bize bunu yorumla; senin iyi bir kimse olduğunu görüyoruz.
Yûsuf · 37. ayet
Kale la ye’tikuma taamun turzekanihı illa nebbe’tukuma bi te’vılihı kable ey ye’tiyekuma zalikuma mimma alemenı rabbı innı teraktu millete kavmil la yu’minune billahi ve hum bil ahırati hum bil ahırati hum kafirun
Yusuf: "Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Doğrusu ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmışımdır.
Yûsuf · 38. ayet
Vetteba’tu millete abai ibrahıme ve ishaka ve ya’kub ma kane lena en nusrike billahi min sey’zalike min fadlillahi aleyna ve alen nasi ve lakinne ekseran nasi la yeskurun
Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Allah'a herhangi bir ortak koşmak bize yaraşmaz; bu, Allah'ın bize ve insanlara olan lütfudur; fakat insanların çoğu şükretmez" dedi.
Yûsuf · 39. ayet
Ya sahıbeyis sicni e erbabum muteferrikune hayrun emillahul vahıdul kahhar
Ey mahpus arkadaşlarım! Ayrı ayrı bir sürü uydurma rabler mi daha iyidir, yoksa her şeyden üstün tek Allah mı.
Yûsuf · 40. ayet
Ma ta’budune min dunihı illa esmaen semmeytumuha entum ve abaukum ma enzelellahu biha min sultan inil hukmu illa lillah emera ella ta’budu illa iyyah zaliked dınul kayyimu ve lakinne ekseran nasi la ya’lemun
Allah'ı bırakıp taptığınız, sizin ve babalarınızın adlandırdığı putlardan başka bir şey değildir. Allah onların doğru olduğuna dair bir delil indirmemiştir. Hüküm vermek ancak Allah'a aittir; kendisinden başkasına değil, O'na tapmanızı emretmiştir. Bu, dosdoğru dindir, fakat insanların çoğu bilmezler.
Yûsuf · 41. ayet
Ya sahıbeyis sicni emma ehadukuma fe yeskıy rabbehu hamra ve emmel aharu fe yuslebu fe te’kulut tayru mir ra’sih kudıyel emrullezı fıhi testeftiyan
Ey mahpus arkadaşlarım! Biriniz efendinize şarap sunacak, diğeri asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Sorduğunuz iş işte böylece kesinleşmiştir.
Yûsuf · 42. ayet
Ve kale lillezı zanne ennehu nacim minhumezkurnı ınde rabbike fe ensahus seytanu zikra rabbihı fe lebise fis sicni bid’a sinın
İkisinden, kurtulacağını sandığı kimseye Yusuf: "Efendinin yanında beni an" dedi. Ama şeytan efendisine onu hatırlatmayı unutturdu ve Yusuf bu yüzden daha birkaç yıl hapiste kaldı.
Yûsuf · 43. ayet
Ve kalel meliku innı era seb’a bekaratin simaniy ye’kuluhunne seb’un ıcafuv ve seb’a sumbulatin hudriv ve uhara yabisat ya eyyuhel meleu eftunı fı ru’yaye in kuntum lir ru’ya ta’burun
Hükümdar: "Ben, yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yediğini; yedi yeşil başak ve bir o kadar da kurumuş başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yormasını biliyorsanız rüyamı söyleyiniz." dedi.
Yûsuf · 44. ayet
Kalu adgasu ahlam ve ma nahnu bi te’vılil ahlami bi alimın
Etrafındakiler: "Bir takım karışık rüyalar; biz böyle rüyaların yorumunu bilmeyiz" dediler.
Yûsuf · 45. ayet
Ve kalellezı neca minhuma veddekera ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vılihı fe ersilun
Hapisteki iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zaman sonra Yusuf'u hatırladı ve: "Ben size bunu yorumlayacağım, hele beni gönderin" dedi.
Yûsuf · 46. ayet
Yusufu eyyuhes sıddıku eftina fı seb’ı bekaratin simaniy ye’kulununne seb’un ıcafuv ve seb’ı sumbulatin hudriv ve uhara yabisatil leallı erciu ilen nasi leallehum ya’lemun
Hapishaneye varıp: "Ey doğru sözlü Yusuf! Rüyada görülen yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi; yedi yeşil başak ve bir o kadar kuru başak nedir? Bize yorumla, ben de insanlara ulaştırayım da bilsinler" dedi.
Yûsuf · 47. ayet
Kale tezraune seb’a sinıne deeba fe ma hasadtum fezeruhu fı sumbulihı illa kalılem mimma te’kulun
Yusuf: "Devamlı yedi sene ekin ekip, biçtiğiniz ekinin yediğinizden artanını başağında bırakın.
Yûsuf · 48. ayet
Summe ye’tı mim ba’di zalike seb’un sidaduy ye’kulne ma kaddemtum lehunne illa kalılem mimma tuhsınun
Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelir, bütün biriktirdiğinizi yer, yalnız az bir miktar saklarsınız.
Yûsuf · 49. ayet
Summe ye’tı mim ba’di zalike amun fıhi yugasun nasu ve fıhi ya’sırun
Sonra, halkın yağmur göreceği bir yıl gelir, o zaman sıkıp sağarlar" dedi.
Yûsuf · 50. ayet
Ve kalel meliku’tunı bih fe lemma caehur rasulu kalercı’ila rabbike fes’elhu ma balun nisvetillatı katta’ne eydiyehunn inne rabbı bi keydihinne alım
Hükümdar: "Onu bana getirin" dedi. Yusuf'a elçi gelince, "Efendine dön, kadınlar niçin ellerini kesmişlerdi bir sor; doğrusu Rabbim onların hilesini bilir" dedi.
Yûsuf · 51. ayet
Kale ma hatbukunne iz ravedtunne yusufe an nefsih kulne hase lillahi ma alimna aleyhi min su’kaletimraetul azızil ane hashasal hakku ene ravedtuhu an nefsihı ve innehu le mines sadikıyn
Hükümdar kadınlara: "Yusuf'un olmak istediğiniz zaman durumunuz neydi?" dedi. Kadınlar, "Haşa! Onun bir fenalığını görmedik" dediler. Vezirin karısı: "Şimdi gerçek ortaya çıktı; onun olmak isteyen bendim; doğrusu Yusuf doğrulardandır" dedi.
Yûsuf · 52. ayet
Zalike li ya’leme ennı lem ehunhu bil gaybi ve ennellahe la yehdı keydel hainın
Yusuf, "Maksadım, vezire, gıyabında ihanet etmediğimi, hainlerin tuzaklarını Allah'ın başarıya erdirmediğini bilmesini sağlamaktı" dedi.
Yûsuf · 53. ayet
Ve ma uberriu nefsı innen nefse le emmaratum bis sui illa ma rahıme rabbı inne rabbı gafurur rahıym
Ben nefsimi temize çıkarmam; çünkü nefs, Rabbimin merhameti olmadıkça, kötülüğü emreder. Doğrusu Rabbim bağışlayandır, merhamet edendir.
Yûsuf · 54. ayet
Ve kalel meliku’tunı bihı estahlıshu li nefsı fe lemma kellemehu kale innekel yevme ledeyna mekınun emın
Hükümdar: "Onu bana getirin, yanıma alayım" dedi. Onunla konuşunca: "Bugün senin yanımızda önemli bir yerin ve güvenilir bir durumun vardır." dedi.
Yûsuf · 55. ayet
Kalec’alnı ala hazainil ard innı hafıyzun alım
Yusuf: "Beni memleketin hazinelerine memur et, çünkü ben korumasını ve yönetmesini bilirim" dedi.
Yûsuf · 56. ayet
Ve kezalike mekkenna li yusufe fil ard yetebevveu minha haysu yesa’nusıybu bi rahmetina men nesau ve la nudıy’u ecral muhsinın
Yusuf'u böylece o memlekete yerleştirdik; istediği yerlerde oturabilirdi. Rahmetimizi tıpkı bu misalde olduğu gibi istediğimize veririz; iyi davrananların ecrini zayi etmeyiz.
Yûsuf · 57. ayet
Ve le ecrul ahırati hayrul lillezıne amenu ve kanu yettekun
Ama ahiret ecri, inananlar ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha iyidir.
Yûsuf · 58. ayet
Ve cae ıhvetu yusufe fe dehalu aleyhi fe arafehum ve hum lehu munkirun
Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler. Kendisini tanımadıkları halde o onları tanıdı.
Yûsuf · 59. ayet
Ve lemma cehhezehum bi cehazihim kale’tunı bi ehıl lekum min ebıkum ela teravne ennı ufil keyle ve ene hayrul munzilın
Onların yüklerini hazırlatınca şöyle dedi: "Baba bir kardeşinizi bana getirin. Sizlere ölçüyü bol tuttuğumu ve benim misafir konuklayanların en iyisi olduğumu görmüyor musunuz.
Yûsuf · 60. ayet
Fe il lem te’tunı bihı fe la keyle lekum ındı ve la takrabun
Eğer onu bana getirmezseniz bundan böyle benden bir ölçek bile alamazsınız ve bana artık yaklaşmayın da.
Yûsuf · 61. ayet
Kalu senuravidu anhu ebahu ve inne le faılun
Kardeşleri: "Babasını ikna etmeye çalışacağız ve her halde bunu yaparız" dediler.
Yûsuf · 62. ayet
Ve kaleli fityanihic’alu bidaatehum fı rihalihim leallehum ya’rifuneha izenkalebu ila ehlihim leallehum yarciun
Yusuf adamlarına: "Karşılık olarak getirdiklerini de yüklerine koyun. Belki ailelerine varınca, onu anlarlar da bir daha dönerler" dedi.
Yûsuf · 63. ayet
Fe lemma raceu ila ebıhim kalu ya ebana munia minnel keylu fe ersil meana ehana nektel ve inna lehu lehafizun
Babalarına döndüklerinde, "Ey babamız! Bize yiyecek yasak edildi, kardeşimizi bizimle beraber gönder de yiyecek alalım. Onu elbette koruruz" dediler.
Yûsuf · 64. ayet
Kale hel amenukum aleyhi illa kema emintukum ala ehıyhi min kabl fellahu hayrun hafizav ve huve erhamur rahımın
Daha önce kardeşini size emanet ettiğim gibi, şimdi onu emanet eder miyim? Ama Allah en iyi koruyandır, O merhametlilerin merhametlisidir" dedi.
Yûsuf · 65. ayet
Ve lemma fetehu metaahum vecedu bidaatehum ruddet ileyhim kalu ya ebana ma nebgıy hazihı bidaatuna ruddet ileyna ve nemıru ehlena ve nahfezu ehana ve nezdadu keyle beıyr zalike keyluy yesır
Yüklerini açınca karşılık olarak götürdükleri mallarının kendilerine iade edilmiş olduğunu gördüler. "Ey babamız! Daha ne isteriz; işte mallarımız da bize iade edilmiş; ailemize onunla yine yiyecek getirir, kardeşimizi de korur ve bir deve yükü de artırmış oluruz; esasen bu az bir şeydir" dediler.
Yûsuf · 66. ayet
Kale len ursilehu meakum hatta tu’tuni mevsikam minellahi lete’tunnenı bihı illa ey yuhata bikum fe lemma atevhu mevsikahum kalellahu ala ma nekulu vekıl
Babaları: "Hepiniz helak olmadıkça onu bana geri getireceğinize dair Allah'a karşı sağlam bir söz vermezseniz, sizinle göndermeyeceğim" dedi. Söz verdiklerinde: "Sözümüze Allah vekildir" dedi.
Yûsuf · 67. ayet
Ve kale ya beniyye la tedhulu mim babiv vahıdiv vedhulu min ebvabim muteferrikah ve ma ugnı ankum minellahi min sey’inil hukmu illa lillah aleyhi tevekkelt ve aleyhi fel yetevekkelil mutevekkilun
Babaları: "Oğullarım! Tek bir kapıdan değil, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah katında size bir faydam olmaz, hüküm ancak Allah'ındır, O'na güvendim, güvenenler de O'na güvensinler" dedi.
Yûsuf · 68. ayet
Ve lemma dehalu min haysu emerahum ebuhum ma kane yugnı anhum minellahi min sey’in illa laceten fı nefsi ya’kube kadaha ve innehu le zu ılmil lima allemnahu ve lakinne ekseran nasi la ya’lemun
Babalarının emrettiği gibi girdiler. Esasen bu, Allah katında onlara bir fayda sağlamazdı, ancak Yakub içindeki arzuyu ortaya koymuş oldu. O, şüphesiz kendisine öğrettiğimizi bilir fakat insanların çoğu bilmezler.
Yûsuf · 69. ayet
Ve lemma dehalu ala yusufe ave ileyhi ehahu kale innı ene ehuke fe la tebteis bima kanu ya’melun
Yusuf'un yanına girdiklerinde, kardeşini bağrına bastı ve: "Ben senin kardeşinim, onların yaptıklarına artık üzülme" dedi.
Yûsuf · 70. ayet
Fe lemma cehhezehum bi cehazihim ceales sikayete fı rahli ehıyhi summe ezzene muezzinun eyyetuhel ıyru innekum le sarikun
Yusuf onların yüklerini yükletirken, bir su kabını kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra bir münadi şöyle bağırdı: "Ey kervancılar, siz hırsızsınız.
Yûsuf · 71. ayet
Kalu ve akbelu aleyhim maza tefkıdun
Geri dönerek, "Ne kaybettiniz?" dediler.
Yûsuf · 72. ayet
Kalu nefkıdu suvaal meliki ve li men cae bihı hımlu beıyriv ve ene bihı zeıym
Hükümdarın su kabını kaybettik, onu getirene bir deve yükü mükafat verilecek, buna ben kefil oluyorum" dediler.
Yûsuf · 73. ayet
Kalu tellahi le kad alimtum ma ci’na li nufside fil erdı ve ma kunna sarikıyn
Allah'a yemin ederiz ki memleketi ifsat etmeğe gelmediğimizi ve hırsız da olmadığımızı biliyorsunuz" dediler.
Yûsuf · 74. ayet
Kalu fe ma cezauhu in kuntum kazibın
Yalancı iseniz, hırsızlığın cezası nedir?" dediler.
Yûsuf · 75. ayet
Kalu cezauhu mev vucide fı rahlihı fe huve cezauh kezalike necziz zalimın
Cezası, kimin yükünde bulunursa, ceza olarak ona el konulur; biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.
Yûsuf · 76. ayet
Fe bedee bi ev’ıyetihim kable viai ehıyhi summestahraceha min viai ehıyh kezalike kidna li yusuf ma kane li ye’huze ehahu fı dınil melikı illa ey yesaellah nerfeu deracatim men nesa’ve fevka kulli zı ılmin alım
Yusuf kardeşinin yükünden önce onlarınkini aramaya başladı; sonra kardeşinin yükünden su kabını çıkardı. İşte biz Yusuf'a böyle bir plan kullanmasını vahyettik. Çünkü hükümdarın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı, meğer ki Allah dileye. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her ilim sahibinden üstün bir bilen bulunur.
Yûsuf · 77. ayet
Kalu iy yesrık fe kad seraka ehul lehu min kabl fe eserraha yusufu fı nefsihı ve lem yubdiha lehum kale entum serrum mekana vallahu a’lemu bima tesıfun
Çalmışsa, daha önce kardeşi de çalmıştı" dediler. Yusuf bunu içinde sakladı, onlara açmadı. İçinden, "Durumunuz pek kötüdür; anlattığınızı Allah daha iyi bilir" dedi.
Yûsuf · 78. ayet
Kalu ya eyyuhel azızu inne lehu eben seyhan kebıran fe huz ehadena mekaneh inna nerake minel muhsinın
Kardeşleri: "Ey Vezir! Onun yaşlanmış, kocamış bir babası vardır. Bizden birini onun yerine al. Doğrusu biz senin iyi davrananlardan olduğunu görüyoruz" dediler.
Yûsuf · 79. ayet
Kale meazellahi en ne’huze illa mev vecedna metaana ındehu inna izel le zalimun
Maazallah! Biz, malımızı kimde bulmuşsak ancak onu alıkoruz, yoksa haksızlık etmiş oluruz" dedi.
Yûsuf · 80. ayet
Fe lemmestey’esu minhu halesu neciyya kale kebıruhum e lem ta’lemu enne ebakum kad ehaze aleykum mevsikam minellahi ve min kablu ma ferrattum fı yusuf fe len ebrahal erda hatta ye’zene lı ebı ev yahkumellahu lı ve huve hayrul hakimın
Ümidsizliğe düşünce, konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri şöyle dedi: "Babanızın Allah'a karşı sizden bir söz aldığını, daha önce Yusuf meselesinde de ileri gittiğinizi bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verene veya Allah hakkımda hüküm verene kadar ki O, hükmedenlerin en iyisidir bu yerden ayrılmayacağım. Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki: Ey Babamız! Senin oğlun hırsızlık yaptı, bu bildiğimizden başka bir şey görmedik; görülmeyeni de bilmeyiz; bulunduğumuz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana da sorabilirsin; biz şüphesiz doğru söylüyoruz.
Yûsuf · 81. ayet
Irciu illa ebıkum fe kulu ya ebana innebneke serak ve ma sehidna illa bima alimna ve ma kunna lilgaybi hafizıyn
Yakup: "Sizi nefsiniz bir iş yapmaya sürükledi, artık bana güzelce sabır gerekir; belki Allah hepsini birden bana getirecektir, çünkü O bilendir, hakimdir" dedi.
Yûsuf · 82. ayet
Ves’elil karyetelletı kunna fıha vel ıyralletı akbelna fıha ve inna lesadikun
Onlara sırt çevirdi, "Vah, Yusuf'a yazık oldu!" dedi ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık acısını içinde saklıyordu.
Yûsuf · 83. ayet
Kale bel sevvelet lekum enfusukum emra fe sabrun cemıl asellahu ey ye’tiyenı bihim cemıa innehu huvel alımul hakım
Onlara sırt çevirdi, "Vah, Yusuf'a yazık oldu!" dedi ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık acısını içinde saklıyordu.
Yûsuf · 84. ayet
Ve tevella anhum ve kale ya esefa ala yusufe vebyaddat aynahu minel huzni fe huve kezıym
Onlara sırt çevirdi, "Vah, Yusuf'a yazık oldu!" dedi ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık acısını içinde saklıyordu.
Yûsuf · 85. ayet
Kalu tellahi tefteu tezkuru yusufe hatta tekune haradan ev tekuru yusufe hatta tekune haradan ev tekune minel halikın
Allah'a yemin ederiz ki, Yusuf'u anıp durman seni bitkin düşürecek veya helak olacaksın" dediler.
Yûsuf · 86. ayet
Kale innema esku bessı ve huznı ilellahi ve a’lemu minellahi ma la ta’lemun
Yakup: "Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah'a açarım. Allah katından, sizin bilmediklerinizi bilirim" dedi.
Yûsuf · 87. ayet
Ya beniyyezhebu fe tehassesu miy yusufe ve ehıyhi ve la tey’esu mir ravhıllahi illel kavmul kafirun
Ey Oğullarım! Gidin, Yusuf'u ve kardeşini arayın. Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; doğrusu kafirlerden başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez.
Yûsuf · 88. ayet
Fe lemma dehalu aleyhi kalu ya eyyuhel azızu messena ve ehlened durru ve ci’na bi bidaatim muzcatin fe evfi lenel keyle ve tesaddak aleynav innellahe yeczil mutesaddikıyn
Kardeşleri vezirin yanına vardıklarında: "Ey Vezir! Biz ve çoluk çocuğumuz darlığa uğradık; pek değersiz bir malla geldik; ölçeği bize tam yap ve sadaka ver; Allah sadaka verenleri şüphesiz mükafatlandırır" dediler.
Yûsuf · 89. ayet
Kale hel alimtum ma fealtum bi yusufe ve ehıyhi iz entum cahilun
Siz, Yusuf ve kardeşine bilmeden neler yaptığınızın farkında mısınız?" dedi.
Yûsuf · 90. ayet
Kalu einneke le ente yusuf kale ene yusufu ve haza ehıy kad mennellahu aleyna innehu mey yettekı ve yasbir fe innellahe la yudıy’u ecral muhsinın
Yoksa sen Yusuf musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah bize iyilikte bulundu; doğrusu kim kötülükten sakınır ve sabrederse bilsin ki Allah iyi davrananların ecrini katiyen zayi etmez" dedi.
Yûsuf · 91. ayet
Kalu tellahi le kad aserakellahu aleyna ve in kunna le hatıın
Allah'a yemin ederiz ki, Allah seni bizden üstün tutmuştur; doğrusu biz suç işlemiştik" dediler.
Yûsuf · 92. ayet
Kale la tesrıbe aleykumul yevm yagfirullahu lekum ve huve erhamur rahımın
Yusuf: "Bugün azarlanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; bütün çoluk çocuğunuzla bana gelin" dedi.
Yûsuf · 93. ayet
Izhebu bi kamısıy haza fe elkuhu ala vechi ebı ye’ti besıyra ve’tunı bi ehlikum ecmeıyn
Yusuf: "Bugün azarlanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir. Bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün, görmeğe başlar; bütün çoluk çocuğunuzla bana gelin" dedi.
Yûsuf · 94. ayet
Ve lemma fesaletil ıyru kale ebuhum innı le ecidu rıha yusufe lev la en tufennidun
Kervan, memleketlerine dönmek üzere ayrıldığında, babaları: "Doğrusu ben Yusuf'un kokusunu duyuyorum; ne olur bana bunak demeyin" dedi.
Yûsuf · 95. ayet
Kalu tellahi inneke le fı dalalikel kadım
Çevresindekiler: "Allah'a yemin ederiz ki sen, hala eski şaşkınlığındasın" dediler.
Yûsuf · 96. ayet
Fe lemma en cael besıru elkahu ala vechihı fertedde besıyra kale elem ekul lekum innı a’lemu minellahi ma la ta’lemun
Müjdeci gelip, gömleği Yakub'un yüzüne bırakınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine Yakub "Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?" dedi.
Yûsuf · 97. ayet
Kalu ya ebanestagfir lena zunubena inna kunna hatıın
Oğulları: "Ey Babamız! Suçlarımızın bağışlanmasını dile, bizler hiç şüphesiz suçluyuz" dediler.
Yûsuf · 98. ayet
Kale sevfe estagfiru lekum rabbı innehu huvel gafurur rahıym
Yakub: "Rabbim'den bağışlanmanızı dileyeceğim; O şüphesiz bağışlar ve merhamet eder" dedi.
Yûsuf · 99. ayet
Fe lemma dehalu ala yusufe ava ileyhi ebeveyhi ve kaledhulu mısra in saellahu aminın
Yusuf'un yanına geldiklerinde, o, anasını babasını bağrına bastı, "Allah'ın dileğince, güven içinde Mısır'da yerleşin" dedi.
Yûsuf · 100. ayet
Ve rafea ebeveyhi alel arsi ve harru lehu succeda ve kale ya ebeti haza te’vılu ru’yaye min kablu kad cealeha ribbı hakka ve kad ahsene bı iz ahracenı mines sicni ve cae bikum minel bedvi mim ba’di en nezegas seytanu beynı ve beyne ıhvetı inne rabbı latıyful lima yesa’innehu huvel alımul hakım
Ana babasını tahtın üzerine oturttu, hepsi onun önünde (Allah'a secde edip) eğildiler. O zaman Yusuf: "Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkışıdır; Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten çıkaran, sizi çölden getiren Rabbim bana pek çok iyilikte bulundu. Doğrusu Rabbim dilediğine lütufkardır, O şüphesiz bilendir, Hakim'dir" dedi.
Yûsuf · 101. ayet
Rabbi kad ateytenı minel mulki ve allemtenı min te’vılil ehadıs fatıras semavati vel erdı ente veliyyı fid dunya vel ahırah teveffenı muslimev ve elhıknı bis salihıyn
Rabbim! Bana hükümranlık verdin, rüyaların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaradanı! Dünya ve ahirette işlerimi yoluna koyan sensin; benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.
Yûsuf · 102. ayet
Zalike min embail gaybi nuhıyhi ileyk ve ma kunte ledeyhim iz ecmeu emrahum ve hum yemkurun
Sana böylece vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar elbirliği edip düzen kurdukları zaman yanlarında değildin; sen ne kadar yürekten istersen iste, insanların çoğu inanmazlar.
Yûsuf · 103. ayet
Ve ma ekserun nasi ve lev haraste bi mu’minın
Sana böylece vahyettiklerimiz, gaybe ait haberlerdir. Onlar elbirliği edip düzen kurdukları zaman yanlarında değildin; sen ne kadar yürekten istersen iste, insanların çoğu inanmazlar.
Yûsuf · 104. ayet
Ve ma tes’eluhum aleyhi min ecr in huve illa zikrul lil alemın
Oysa sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. Kuran, alemler için sadece bir öğüttür.
Yûsuf · 105. ayet
Ve keeyyim min ayetin fis semavati vel erdı yemurrune aleyha ve hum anhu mu’ridun
Göklerde ve yerde nice belgeler vardır ki, yanlarından yüzlerini çevirerek geçerler.
Yûsuf · 106. ayet
Ve ma yu’minu ekseruhum billahi illa ve hum musrikun
Onların çoğu, ortak koşmadan Allah'a inanmazlar.
Yûsuf · 107. ayet
E fe eminu en te’tiyehum gasiyetum min azabillahi ev te’tiyehumus saatu bagtetev ve hum la yes’urun
Allah tarafından, onları kuşatacak bir azaba uğramalarından veya farkına varmadan, kıyamet saatinin ansızın gelmesinden güvende midirler.
Yûsuf · 108. ayet
Kul hazihı sebılı ed’u ilellahi ala besıyratin ene ve menittebeanı ve subhanellahi ve ma ene minel musrikın
De ki: "Benim yolum budur; ben ve bana uyanlar bilerek insanları Allah'a çağırırız. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben asla Allah'a eş koşanlardan değilim.
Yûsuf · 109. ayet
Ve ma erselna min kablike illa ricalen nuhıy ileyhim min ehlil kura e fe lem yesıru fil erdı fe yenzuru keyfe kane akıbetullezıne min kablihim ve la darul ahırati hayrul lillezınettekav e fe la ta’kılun
Senden önce kasabalar halkından şüphesiz, kendilerine vahyettiğimiz bir takım insanlar gönderdik. Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden önce geçenlerin sonlarının ne olduğunu görsünler? Ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hayırlıdır. Akletmez misiniz.
Yûsuf · 110. ayet
Hatta izestey’eser rusulu ve zannu ennehum kad kuzibu caehum nasruna fe nucciye men nesa’ve la yuraddu be’suna anil kavmil mucrimın
Öyle ki, peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri çevrilemeyecektir.
Yûsuf · 111. ayet
Le kad kane fı kasasıhum ıbratul li ulil elbab ma kane hadısey yuftera ve lakin tasdıkallezı beyne yedeyhi ve tefsıyle kulli sey’iv ve hudev ve rahmetel li kavmiy yu’minun
And olsun ki, peygamberlerin kıssalarında, aklı olanlar için ibretler vardır. Kuran uydurulabilen bir söz değildir. Fakat kendinden önceki Kitapları tasdik eden, inanan millete her şeyi açıklayan, doğru yolu gösteren bir rehber ve rahmettir.